Rahatlamak İçin Yapmanız Gereken 8 Şey…

yanankağıt[1]

 

1.Kafanı kurcalayan ve moralini bozan bütün düşüncelerini bir kağıda yaz ve bütün o rahatsız edici düşüncelerin yok olduğunu hayal ederek o kağıdı yak.

2.Kendine seni rahatlattığını ve sakinleştirdiğini düşündüğün fotoğraflar oluşan bir kolaj yarat. Öfkelendiğinde, huzursuz olduğunu hissettiğinde bu fotoğraflara bakarak kafanı boşaltmaya çalış. Hatta evinin veya odanın görünür kısımlarına bu fotoğraflardan asıp kendine daha rahatlatıcı bir ortam sunabilirsin.

3.Evinizde rahat hareket edebileceğiniz şekilde yer açmaya çalışın. Gereksiz gördüğünüz eşyalarınızı depoya kaldırın. Daha özgür ve huzurlu hissedeceksiniz.

4.Kendinizle kalabileceğiniz bir gün planlayın. Çalışma hayatı, okul, bunun yanında yaşadığınız kişisel sıkıntılarınıza karşı bedeniniz kadar ruhunuz da bazen direnmekte zorlanabiliyor. Kendinizle her hafta baş başa kalabileceğiniz 1 veya 2 gün belirleyin. Düşünmeden birkaç saat geçirmeye çalışın bu sırada rahatlatıcı müzikler dinleyebilir, sevdiğiniz bir aktiviteyle meşgul olabilirsiniz. Bu sayede kafanızdaki sıkıntılı düşüncelerden uzak kalma fırsatınız olacak.

5.Vaktinizin bir kısmını gönüllü olarak bir yardım kuruluşuna yardım etmeye ayırın. Yardımınız ihtiyacı olan insanlara yardım etmek size sıkıntılarınızı unutturacak. Ayrıca yardım etmek herkese iyi hissettiren bir aktivitedir.

6.Kendinizle kalmaya alışık değilseniz, buna yavaş yavaş kendinizi alıştırmaya çalışın. Zorlanıyorsanız sevdiğiniz ve güvendiğiniz birini arayıp onunla dertleşin. Bu sürece daha kolay alışmanızı sağlar.

7.Doğayla iç içe olabileceğiniz bir ortamda bulunmaya çalışın ve kendinizi doğanın sesine bırakın. Sadece kuşların sesini dinleyin, yaprakların hışırtısına odaklanın. Anın tadını çıkarın. Bu aktivite sık sık yaptığınız takdirde günlük hayatınızda da düşüncelerinizden kolaylıkla uzaklaşıp anın içinde kalabilmenize yardımcı olacak.

8.Bu tavsiyeleri gerçekleştirmek size iyi gelecektir. Fakat bu tavsiyeleri kaçmak olarak düşünmeyin. Kafanızdaki düşüncelerin kaynağına inin. Sizi rahatsız eden durumları çözmek için neleri değiştirip neleri azaltmanız gerektiğini bulmaya çalışın.

Kaynak: Filoji.com

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bağışıklık sisteminizi ayağınıza limon sürerek güçlendireceğinizi biliyor muydunuz?

limon[1]

Bağışıklık sistemi sağlıklı bir şekilde yaşayabilmek için oldukça önemlidir. Bağışıklık sisteminin güçlü tutulması kişilerin çeşitli hastalılarla yakalanmasına engel olur.
Bağışıklık sisteminizi ayağınıza limon sürerek güçlendireceğinizi biliyor muydunuz? Bu yöntemi deneyenler grip ve soğuk algınlığı gibi iltihaplı, enfeksiyonlu hastalıklardan bir günde kurtulduklarını iddia ediyorlar.
İşte bağışıklığı güçlendiren limon yöntemi…
Hangi malzemeler gerekli?
Bir miktar kaya tuzu
Bir adet limon
Nasıl uygulanır?
Limonu ortadan ikiye bölün. Üzerine bir miktar deniz tuzu ilave edin. Daha sonra topuk kısmından başlayarak ayağınızın her yerine dairesel hareketlerle tuzlanmış limonu sürün. Kaya tuzu biraz iri olduğundan ayaklarınızı tahriş etmeden ağır hareketlerle masajı uygulayın. Bağışıklık sisteminizin güçlenmesinin tadını çıkarın…

KAYNAK: sÖZCÜ

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

125 Yıllık Kişilik Testi: Bu Çizimde Gördüğünüz İlk Hayvan Karakterinizi Ele Verecek

ördek-ve-tavşan-1[1]

 

 

1. Ördek

Yukarıdaki resimde kırmızı ile yuvarlak içine alınmış kısmı gaga olarak düşündüğünüzde bu resimde ilk olarak bir ördek göreceksiniz. Araştırmacılar resimde ilk olarak ördek görenlerin problem çözme konusunda daha önce denenmiş ve kesin yollara başvurduğunu ortaya çıkardı. İlk olarak ördek görenler ayrıca daha kurallı ve sorumluluklarına düşkün kişiler olarak tanımlanırken, risk almak yerine teamüllere uygun olarak hareket etme taraftarı oldukları ortaya çıktı. İlk olarak ördek görenlerin daha ciddi ve kuralcı olduklarını söyleyebiliriz.
2. Tavşan

Aynı şekilde kırmızı ile yuvarlak içine alınmış kısmı kulak olarak düşünürsek bu resimde bir tavşan olduğu ortaya çıkıyor. Araştırmada resimde ilk olarak tavşan gördüğünü beyan eden kişilerin daha özgür ruhlu ve problem çözme konusunda kendi yaratıcı yollarına daha çok güvenen kişiler ortaya çıktı. Ayrıca resimde ilk olarak tavşan gören bireyler risk alma konusunda kendilerine daha fazla güvenmekteler. Ancak esas beceri ikisini birlikte görme hızında;
3. İki hayvanı birlikte görmek

Araştırmacıların ortaya koyduğu sonuçlara göre çok küçük bir kesim bu resimde aynı anda iki hayvanı birlikte görebiliyor. Ayrıca iki hayvanı hemen aynı anda görmeseler bile tavşan ve ördeği çok kısa sürede bir arada gören kişiler, yaratıcılık konusunda en önde olan grup olarak öne çıkıyor.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

İki Elinizi Birleştirin Ve El Çizgilerinizin Kesiştiği Noktaya Bakın Sonuç Sizi Çok Şaşırtacak

el-cizgilerinin-anlami-1[1]

 

Eller bazı inanışlara göre kişinin kaderi, seçimleri ve başına gelenlerle ilgili birçok ipucu gün yüzüne çıkarıyor. Özellikle el falında, elin içindeki uzun çizgiler büyük önem taşımakta. Filoji olarak, Brightside’dan alıntıladığımız bu yazıda el çizgilerinin birleşim şeklinin kişinin aşk hayatı ile ilgili ipuçları verdiği iddia ediliyor. Öncelikle bu yazının eğlence amaçlı yazılmış olduğunu ve sizinde bildiğiniz üzere hiçbir şekilde bilimsel dayanağı olmadığını unutmayın. Yani uzun lafın kısası eski bir deyişininde söylediği gibi; fala inanmayın ama falsızda kalmayın;
1. Düz bir şekilde birleşiyorlarsa;

 

Eğer yatay el çizginiz düz bir şekilde eşit olarak birleşiyorsa siz hayatında ciddi ilişkiler arayan ve sevdiği kişiye gönülden bağlanmak isteyen birisiniz. Rastgele ilişkiler sizin tarzınız değil ve dürüstlük kesinlikle olmazsa olmazınız. Sizinle ciddi düşünmeyecek ve size sıcak bir sevgiyle bağlanmayacak biriyle olma fikri size oldukça uzak. Ayrıca etrafınızca mantıklı bir insan olarak görülmektesiniz.
2. Sol el çizgisi daha altta ise;

Sol el çizgisi diğerinden daha aşağıda olan kişiler, romantik ve tutkulu aşk arayışındadırlar. Onlar için öylesine sevmek söz konusu olamaz. Bir ilişkide yüreğini ortaya koyup çabalayan taraf daima onlardır. Sevdikleri kişiler söz konusu olduğunda fedakardırlar. Ayrıca altıncı hisleri çok gelişmiştir ve önsezileri sayesinde çoğu insanın gerçek niyetini görebilirler.

3. Sağ el çizgisi daha altta ise;

Sağ yatay el çizgisi daha aşağıda olanlar, ciddi bir ilişki için kendilerini zorlamayı yersiz bulurlar. Onlara göre gerekli şartlar oluşmadan atılan adımlar yersizdir ve insanın mutluluğu bulması için başka bir insana değil sadece kendi içgörüsüne ihtiyacı vardır. Ancak hayatlarına gerçekten sevdikleri biri girdiğinde onları gerçekten önemserler. İlişkilerinde çok içli dışlı olmayı sevmezler ancak karşılarındaki kişiye davranışları ve konuşmalarıyla sevildiğini hissetirmeyi de başarmayı bilirler.

Kaynak: Filoloji

http://filoji.com/iki-elinizi-birlestirin-ve-el-cizgilerinizin-kesistigi-noktaya-bakin-sonuc-sizi-cok-sasirtacak/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

BİR İNSANI TANIMAK İÇİN DÖRT DURUM

doğan-cüceloğlu-2[1]
Evlenmiş boşanmış, elli yaşlarında aklı başında biri olarak tanıdığım Hanımefendi’ye üzerinde çalıştığım EVLENMEDEN ÖNCE adlı kitaptan söz ettim. Doğan Bey, dedi, şimdiki aklımla yeniden evlenecek olsam, kişiyi daha iyi tanımak için şu dört durumda nasıl davrandığını görmek isterdim. Anlatmamı istermisiniz?
Anlatmasını rica ettim, kısaca şöyle açıkladı:
1- Aç olduğu zaman nasıl hissediyor ve nasıl davranıyor, ona bakardım. Duygusal bakımdan olgun değilse, aç insan sabırsız ve bencil davranmaya başlıyor.
2- Öfkeli olduğu zaman, bir şeye kızdığı zaman nasıl konuşuyor, nasıl davranıyor, dikkatle gözlerdim. Bencil insanın kızgınlığı ile olgun insanın kızgınlığı farklıdır. Diyebilirim ki bir insanın olgunluğunun en iyi göstergeci öfkesini nasıl yönettiğidir.
3- Kendini yalnız hissettiği zaman ne yapıyor? İçine kapanıp dünyaya küsen ve onu suçluyan bir tavır içine mi giriyor, yoksa yalnızlığıyla dost olup, hayatın bu hallerini de sakin bir olgunlukla kabul edebiliyor mu?
4- Yorgun olduğu zaman nasıl davranıyor? İnsanın bencil olup olmadığını en iyi yorgunken nasıl hissettiği ve davrandığı gösterir. İlişkinin önemini kavramış olgun insan ne kadar yorgun olursa olsun diğerlerini de düşünerek davranır.
Kendisine teşekkür ettim ve söylediklerini sizinle paylaşmaya karar verdim.
Yaşam deneyiminiz içinde yukarıda ifade edilenler size anlamlı geliyor mu?
DOĞAN CÜCELOĞLU

Kuru Üzüm Suyu İle 2 Günde Karaciğerinizi Temizleyin

5440-pasas[1]

Karaciğer hiç şüphesiz en önemli organlardan biridir. Kandaki toksinleri temizler ve proteinleri sentezler, aynı zamanda da önemli enzimleri ve hormonları üretir. Karaciğer hasar gördükten sonra kendini yenileyebilen tek organdır.
Bu kadar önemli bir organ olması nedeniyle her zaman temiz ve sağlıklı tutulmalıdır. Hepatit A, B, C ve siroz gibi bir çok ciddi rahatsızlıktan dolayı hasar görebilir. Bazı ilaçlar da karaciğere zarar verebilir. İyileşme süreci zor olsa da, biz size karaciğeri temizlemeye yarayan ve fonksiyonlarını yeniden kazandıran doğal bir reçete sunmak istiyoruz.

Kuru üzüm suyu nasıl hazırlanır ve 2 günde nasıl karaciğeri temizler?
Eğer bulabilirseniz kurutulmuş organik siyah üzüm alın suda yıkayın. Sonra bir tencereye koyun, üzerine 3 bardak su ekleyin ve karışımı 2-3 dakika kaynatın. Tencereyi ocaktan alın, kapağını kapatıp bir kenara koyun ve 24 saat bekletin.
Ertesi gün, sabah kahvaltıdan önce bu karışımı için – eğer isterseniz ısıtıp da içebilirsiniz. 2 gün boyunca bu yöntemi uygulayın ve pozitif etkilerini hemen hissedeceksiniz.

En iyi sonucu almak için bu yöntemi 1 hafta uygulamanızı tavsiye ederiz. Bunun yanı sıra yağlı yiyeceklerden ve alkolden uzak durmanız, daha sağlıklı beslenmeniz karaciğeri yenileme sürecini hızlandıracaktır.

Kaynak: Hayat Bilgisi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmem için SÜKÛNET…

woman in the field

 

“ Tanrım;
Bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmem için SÜKÛNET…
Değiştirebileceğim şeyleri değiştirebilmem için CESARET…
Ve aradaki farkı anlayabilmem için BİLGELİK ver…” ❤
Reinhold Neibuhr…

Ben dostlarımı ruhumla severim.

mevlana_resimleri[1]

 

“Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım…
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi.
Ağladım…
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı
an olduğunu;
aradaki bölümün,
ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim…
Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla.
Zamanla yarışılmyacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…
İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu.
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim…
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi.
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu.
Sevginin;
güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim…
İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu.
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim…
Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için;
önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim…
Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için;
ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,
bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim…
Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra.
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…
Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi.
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta.
Sonra;
kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği
fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün; kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım…
Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrendim…
Namusun önemini öğrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin;
namussuzluk olduğunu.
Gerçek namusun, günah elinin altındayken,
günaha el sürmemek olduğunu öğrendim…
Gerçeği öğrendim bir gün
Ve gerçeğin acı olduğunu.
Sonra kararında acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim…
Her canlının ölümü tadacağını,
Ama sadece bazılarının
hayatı tadacağını öğrendim…
Ben dostlarımı
ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya;
Kalp durur,
Akıl unutur.
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur…”
Mevlana

Jin Shin Jyutsu Parmak Methodu İle Bir Parmağınızı 60 Saniye Ovalayın Ve Vücudunuza Etkisini Görün

facebook_event_1234256869939043[1]
Farklı parmakları ovmanın bazı sağlık sorunlarını çözebileceğini biliyor muydunuz?
Japonya’da alternatif bir sağlık metodu bulunur. Metoda göre her parmak vücudumuzdaki iki organla bağlantılıdır. Bu metodu uygulayarak sonuçlarını 5 dakika içinde görebilirsiniz.

Jin Shin Jyutsu bu eski tedavi metodunun ismidir. Elimizdeki bazı noktaları uyararak duygularımızı dengeleyebiliriz.
Peki bu method nasıl işliyor? Metot, bir parmağımızı 3-5 dakika kadar ovarak veya sıkıca tutarak belli organları etkilemek üzerine kurulu. Bunu yaparken derin nefes alarak iki elimizdeki parmaklara masaj yapmamız gerekiyor. Tüm prosedür yaklaşık 3 dakika sürüyor.
İşte parmaklar ile belli organlarımızın, duygularımızın ve fiziksel semptomların bağlantısı ile ilgili liste aşağıda yer alıyor:
Başparmak:

Organlar: mide ve dalak
Fiziksel semptomlar: cilt sorunları, baş ağrısı, karın ağrısı, sinirlilik
Duygular: anksiyete ve depresyon

İşaret parmağı:

Organlar: mesane ve böbrekler
Fiziksel semptomlar: sindirim sorunları, kas ağrısı, diş ağrısı, sırt ağrısı
Duygular: korku, memnuniyetsizlik, kafa karışıklığı

Orta parmak:
Organlar: karaciğer
Fiziksel semptomlar: baş ağrısı (özellikle ön tarafta), migren, yorgunluk, menstrüel ağrı, dolaşım sorunları
Duygular: asabiyet, kararsızlık

Yüzük Parmağı:
Organlar: akciğerler ve kalın bağırsak
Fiziksel semptomlar: astım ve solunum problemleri, deri sorunları, sindirim sorunları
Duygular: mutsuzluk korkusu, kötümserlik

Serçe Parmak:
Organlar: kalp ve ince bağırsak
Fiziksel semptomlar: kalp hastalığı, kemik sorunları, boğaz ağrısı,
Duygular: kaygı, sinirlilik, kendine güven eksikliği

Bu alternatif yöntemi deneyebilir ve işe yarayıp yaramadığını görebilirsiniz. En iyi sonucu almak için parmağınızı en az 60 saniye ovmanız gereklidir.

Kaynak: Hayat Bilgisi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bal Ve Zerdeçal – Doğadan Gelen En Güçlü Antibiyotik

turmeric-tea.jpg-1024x754@2x[1]

 

Zerdeçal günümüzde çok popüler hale geldi. Sağlıklı yaşam konusuna kafayı takanlar için de vazgeçilmez bir baharat oldu. Bu sarı tozun çok uzun zamandan beri Çin tıbbında ve Ayuverdik tıpta kullanıldığını artık biliyoruz.
Kendine has tadı ve rengi onu daha da çekici hale getiriyor. Solunum rahatsızlıklarında, karaciğer hastalıklarında, cilt problemlerinde, kesiklerde, yaralarda, burkulmalarda ve mide-bağırsak bozukluklarının tedavisinde kullanılabiliyor. Yapılan araştırmalar enfeksiyonları, sindirim problemlerini, enflamasyonu ve kanseri tedavi etmede yardımcı olduğunu onaylıyor.

Zerdeçala bu gücü veren içerdiği curcumin maddesidir. Antoksidanlarla doludur, mikroplarla savaşır ve enflamasyonu azaltır.
“Curcumin”in faydaları:
Enflamasyon molekülleri, hücrelerin hayatta kalması ve DNA için faydalıdır.
Hücre zarına pozitif etkisi vardır.
700 geni ve 160 fizyolojik sorunu iyileştirme yetisine sahiptir.
Sağlık uzmanları zerdeçalın kalp, akciğer, karaciğer, metabolizma, sinir sistemi, enflamasyon ve otoimün bozukluklarını tedavi etmede yardımcı olduğunu onaylamaktadır. Ayrıca Parkinson ve Alzheimer hastaları için de faydalıdır.
Balla birleştiğinde zerdeçal daha da güçlü bir etkiye sahip olur. Bu karışım sindirimi hızlandırır, bakterileri ve virüsleri yok eder, bağırsaklardaki iyi bakterilerin gücünü arttırır.

En güçlü doğal antibiyotiklerden biri olan bu karışımın tarifini aşağıda bulabilirsiniz.
Zerdeçal-Bal Tarifi:

Malzemeler:
1 yemek kaşığı organik toz zerdeçal
100 gr bal
Hazırlanışı:
Tek yapmanız gereken bu iki malzemeyi bir kavanozda karıştırmak. Bu kadar basit!
Kullanım dozu:
Grip ve soğuk algınlığı belirtilerini ortadan kaldırmak için her saatte bir yarım yemek kaşığı bu karışımdan yiyin. İkinci gün, aynı miktarı her iki saatte bir yiyin. Üçüncü gün, aynı miktarı her 3 saatte bir yiyin.
Karışımın yavaşça ağzınızda erimesine izin verin veya çaya ya da süte karıştırarak için.

Kaynak: Hayat Bilgisi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beyin Gücünü Geliştirmek İçin 32 Öneri…

animatedchakra[1]

 

1. Derin Nefes Alın: Daha fazla hava, kanınız –yani beyniniz- içerisinde daha fazla oksijen anlamına gelir. Nefesinizi burnunuzdan alın ve mümkün olduğunca diyafram kasınızı kullanarak ciğerlerinizin alt kısmını doldurmaya çalışın. Birkaç kez derin nefes aldığınızda bu sizin hem gevşemenizi sağlar, hem de daha net biçimde düşünebilirsiniz.

2. Meditasyon yapın: Şu an hemen uygulayabileceğiniz bir Meditasyon tekniği, yalnızca gözlerinizi kapayın ve dikkatinizi nefesinize yöneltin. Kaslarınızı gevşetmeniz meditasyonunuza yardımcı olacaktır. Eğer zihniniz gezinmeye başlarsa, dikkatinizi yalnızca nefesinize yöneltin. Beş-on dakikalık bir Meditasyon sizi gevşetir, zihninizi temizler ve özellikle zihinsel bir iş için sizi hazır hâle getirir. Bu konuda sitemizde yer alan Meditasyon uygulamalarından yararlanabilirsiniz..

3. Dik oturun: Duruşunuz, bedeninizdeki fizyolojik mekanizmaları ve dolayısıyla zihinsel süreçlerinizi etkiler. Bunu kendi kendinize kanıtlayabilirsiniz. Kafanız öne doğru sarkmış, gözleriniz yere bakar ve ağzınız açık biçimde matematik işlemleri yapmayı ya da bir problem çözmeyi deneyin. Sonra aynı şeyi bir de dik vaziyette otururken, ağzınız kapalı ve karşıya ya da hafifçe yukarıya bakar durumda deneyin. 2.sinde zihninizin çok daha kolay çalıştığını göreceksiniz.

4. Doğru düşünme alışkanlıkları: Birkaç hafta, belli bir problem çözme tekniği üstünde çalışın. Kısa sürede alışkanlık haline geldiğini göreceksiniz. Gördüğünüz her şeyi bir an için yeniden dizayn etmeyi deneyin. Bu da bir süre sonra alışkanlık haline gelecektir. Bir parça çaba harcayarak yararlı düşünme alışkanlıkları geliştirebilir ve sonra bunları çabasız biçimde kullanabilirsiniz. Alışkanlığın gücünden yararlanın.

5. Ölü zamanları değerlendirin: arabayla bir yere giderken, bekleme salonunda beklerken, ya da boş boş otururken geçen zaman, değerlendirilmezse ölü olur. Bir kasetçalar ya da CD çalarla arabanızda ya da boş zamanlarınızda yabancı dilde ya da kendi dilinizde bilgilendirici bir şeyler dinleyebilirsiniz.

6. Yabancı dil öğrenin: Yeni bir dil öğrenmenin, beyin işlevlerinde yaş ilerlemesine bağlı olarak gelişen performans kaybını azalttığı görülmüştür.

7. Konsantrasyon ve farkındalık egzersizleri: Zihninizi dağılmaktan alıkoyduğunuzda konsantrasyon ve net biçimde düşünme kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Zihninizdeki karmaşayı izlemeyi ve durdurmayı öğrenin. Zihninizin arka planında sizi belli belirsiz biçimde rahatsız eden şeyler dikkatinizi çektiğinde onları halletmenin yoluna bakın. Bu, aramanız gereken birini arayıp o işten kurtulmak ya da yapacağınız işlerin listesini çıkarmak olabilir. Böylece en azından şimdilik yapacağınız işleri unutabilirsiniz. Biraz pratik yaparak bu sizin için daha kolay bir hale gelir ve düşünme süreçleriniz daha güçlü olur.

8. Yazı yazın: Yazmak zihniniz için çeşitli yönlerden yararlıdır. Belleğinize önemli olan şeyleri söylemenin bir yoludur, böylece gelecekte kimi şeyleri daha kolay hatırlayabilirsiniz. Yazmak düşünme süreçlerinizi netleştirir. Yaratıcılığınızı ve analitik becerilerinizi geliştirmek için iyi bir egzersizdir. Günlükler, parlak fikirlerle ilgili notlar, şiir ve hikayeler yazmak zihninizi güçlendirecektir.

9. Mozart dinleyin: California Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada bir müzik aleti çalan ve koroya katılan çocukların problem çözme ve mekansal düşünebilme konularında diğer çocuklara oranla daha büyük bir gelişme kaydettikleri görüşmüştür. Bir başka araştırmada 36 öğrenciye 3 tane mekansal düşünme testi uygulanmış ve ilk testin hemen öncesinde Mozart’ın 2 piyano için Re Majör sonatı on dakika süreyle dinletilmiş. 2. testten önce gevşeme kaseti dinletilmiş, üçüncüden önceyse yalnızca sessizlik içinde oturmuşlar. Bu 36 öğrencinin ortalama skorları şöyle 1. test: 119; 2. test: 111; 3. test: 110.

10. Uykunuza dikkat edin: Herkesin uyku ihtiyacı birbirinden, farklıdır. Kendi ihtiyacınızın altında ya da üstünde uyumayın. Uykunun saatinden çok derinliği önemlidir. Gün içindeki kısa kestirmeler beynin dinlenmesi ve şarj olması için oldukça yararlıdır.

11. Kafein: Kahve, birçok kişi için zihin açıcı özelliğe sahiptir. Fakat fazla miktarda alındığında zihnin çalışmasını olumsuz yönde etkileyebilir. Kafein, kimi kişiler için uzun vadede olumsuz yan etkilere sahip olabilir. Fakat kısa vadeli olarak işe yaramaktadır.

12. Şekerden kaçının: Karbonhidratlar genellikle beyninizin bulanıklaşmasına yol açar. Çünkü şeker aldığınızda onu karşılamak için kana insülin salgılanır. Eğer önemli bir zihinsel iş yapacaksanız hemen öncesinde makarna, şeker, beyaz ekmek ve patates cipsi gibi şeylerden sakının.

13. Hızlı okuma: Birçok kişinin inandığının tersine okuduğunuz şeyi daha hızlı okuduğunuzda onu daha iyi kavrarsınız. Daha kısa sürede daha fazla şey öğrenirsiniz ve hızlı okuma gerçekten çok iyi bir beyin egzersizidir.

 

14. Spor egzersizleri yapın: Egzersizlerin özellikle uzun vadede beyin gücünü geliştirmesi sürpriz değildir. Fiziksel sağlığınızı olumlu yönde etkileyen her şey doğal olarak beyninizi de olumlu yönde etkileyecektir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar 10 dakikalık bir egzersizden sonra bilişsel fonksiyonlarda artış olduğunu göstermektedir. Beyninizi tazelemek istiyorsanız küçük bir yürüyüş ya da birkaç hareket yapabilirsiniz.

15. Daha etkili biçimde öğrenin: Bir şeyi öğrenmeye karar verdiğinizde hem başlamadan önce, hem öğrenme sırasında, hem de sonrasında notlar alın. Başlamadan önce kendinize “Şu an bu konu hakkında neler biliyorum?” diye sorun. Ve bunları bir kağıda not edin. Bu, zihninizi öğrenmeye hazırlayacaktır. Çalışmayı bitirdikten sonra bir sonraki seans için zihninizde birkaç soru olsun. Ve kendi kendinize “şimdi ne öğrendim?” diye sorun.

16. Zihninizi netleştirin: Dağınık odalar ve ofisler dağınık düşünmeyi körükler. Zihinsel işler yapacağınız yeri buna uygun biçimde organize edin. Zor bir zihinsel işe başlamadan önce bedeninizi esnetin ve birkaç derin nefes alın.

17. Eğlendiğiniz bir şeyler yapın: Bu hem stres düzeyinizi düşürmenize hem de beyninizi tazelemenize yardımcı olacaktır. Yalnız burada önemli olan yaptığınız eğlenceli faaliyete aktif olarak katılmanızdır. Televizyon seyretmek böyle bir amaç için uygun değildir. Zihni geliştirici eğlenceli oyunlar oynamak ya da bir hobiyle uğraşmak, kısacası sizi dinlendiren ve eğlendiren bir şeyler yapmak beyninizin daha iyi biçimde düşünmesine yardımcı olacaktır.

18. Beyin egzersizleri yapın: Beyninizi sürekli değişik yönlerde çalıştırın. Bulmaca çözün, satranç oynayın, bir şeyler ezberleyin. Beynin çalıştırılması sürekli yeni nöron bağlantıları geliştirilmesine yol açar.

19. Yeni şeyler öğrenin: Bu beyne egzersiz yaptırmanın bir başka yoludur. Yeni bir şey öğrendiğinizde beyniniz buna uyum sağlamak için yepyeni bağlantılar geliştirmek zorunda kalır.

20. Bir şeyleri iyi yapan insanları modelleyin: Yaratıcı, zeki ve üretken insanlarla birlikte vakit geçirin. Onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışın. Onların yaptıklarını yapın ve onların düşündüğü biçimde düşünmeye çalışın. Onların önerilerine dikkatlice kulak verin. Başarılı insanlar genellikle bunu nasıl yaptıklarını bilmez ve kendilerini başarılı görmezler. Onların söylediklerini değil yaptıklarını yapın.

21. Gülün: Güldüğünüzde salgılanan endorfin sayesinde, stres düzeyiniz azalır ve bu da beyin için uzun vadede çok yararlı bir şeydir. Gülmek, aynı zamanda sizi yeni fikirlere ve düşüncelere daha açık hale getirir.

22. Oyun oynayın: Beynin uyarılması ölçülebilir yapısal değişikliklere neden olur. Yeni nöron bağlantıları ortaya çıkar ve yeni beyin hücreleri gelişir. Entelektüel oyunların yanısıra göz-el koordinasyonunu sağlayan her tür oyun beyni uyarır ve geliştirir.

23. Şarkı söyleyin: Arabanızda yolculuk ederken ya da yalnız kaldığınızda üstünde çalıştığınız konuyla ilgili olarak şarkı söyleyin. Bu sizin sağ beyinle temasa geçmenizi ve onu çalıştırmanızı sağlar.

24. Kendinizin farkında olun: Bu beyin gücüyle direk ilgili gibi görünmemekle birlikte çok yakından ilgilidir. Kendinizi daha iyi tanırsanız ego ve duyguların etkilerinden kaçınabilirsiniz. Özellikle bir şeyleri açıklarken ya da tartışırken kendinizi gözlemleyin.

25. Stresten uzak durun: Özellikle uzun vadeli stresin bedeninizde meydana getirdiği hasarlar bir yana, beyninizi de olumsuz yönde etkilemektedir. Stres düzeyinizi bilinçli olarak azaltmak için gevşeme vb. tekniklerden yararlanın.

26. Kendinizi eğitin: Çeşitli araştırmalar az eğitimli kişilerin Alzheimer’e daha fazla yakalandığını göstermiştir. Herhangi bir alanda eğitim almak beyninizi daha güçlü hale getirir.

27. Yağdan uzak durun: Laboratuar araştırmaları yüksek yağ oranıyla beslenen hayvanların daha yavaş öğrendiklerini göstermektedir. Mümkün olduğunca zeytin yağı ve diğer türden sıvı yağları kullanmaya özen gösterin. Doymuş yağlar beyin hücrelerinin gelişiminde olumsuz etki göstermektedir.

28. Daha az yiyin: Aşırı yemek, sindirim için daha fazla kan akışı demektir ve bundan dolayı beyninize daha az kan gider. Bundan dolayı harcadığınız enerjiyle orantılı bir beslenme düzenini benimserseniz bu beyniniz için daha yararlı olacaktır.

29. Şüpheli gıdalardan uzak durun: aşağıdaki gıdalar beyniniz için zararlı olabilir: Yapay gıda boyaları içeren besinler, yapay tatlandırıcılar, kola, Mısır şurubu, yüksek şeker içeren içecekler, hidrojenlendirilmiş yağlar, şeker, beyaz ekmek ve beyaz un içeren diğer ürünler.

30. Kahvaltı edin: Kahvaltı tüm beden için çok önemli bir öğündür. Ve bu konuyla ilgili araştırmalar kahvaltı eden çocukların diğerlerine oranla daha başarılı olduğunu göstermiştir.

31. Soru sorun: Bu beyninizi formda tutmanın çok iyi bir yoludur. Yalnızca kendi zihniniz içerisinde kalsa bile soru sorma alışkanlığını sürdürün. Zihninize gelen her şeyi sorun ve ihtimal içinde cevaplar üstünde düşünün.

32. Beyin gücünüzü geliştirme planı yapın: Yeni alışkanlıkların edinilmesi, 20 ila 30 gün arası bir süre alır. Bu durumda uyguladığınız herhangi bir egzersizi ya da alışkanlık değişimini en azından 3 hafta sürdürmelisiniz. Herhangi bir tekniğin etkisini hemen görebilirsiniz. Fakat her tür tekniğin uzun vadeli yararları çok daha fazla olacaktır.

Kaynak: Spritüeller

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burcunuza Göre Kimsiniz???

2016-Yılı-Burç-Yorumları-1024x576[1]

 

Siz hangi burctansiniz ??
BALIK: düşünce tarzlarıyla ve duruşlarıyla Balık’lar daima arkadaş ortamlarının göz bebeğidir, değeri bilinedir.
KOVA: çok duygusal ve merhametli bir kalbi vardır, zor sever güvenir alışır ama sevdimi işte 1 kere ve mezara kadar ölümüne sever.
OĞLAK: zekanın simgesidir,farklı yapısı yaşantısı, arkadaşlarının kötü günlerinde aniden onların yanında olmasıyla yeri doldurulamaz biridir.
YAY: dışarıdan ne kadar sert görünsede duygu insanıdır Yay, yanlış bile yapsa her zaman kalbinin izindedir. Yay
AKREP: bağlanmaktan korkar bir Akrep çünkü bir kere bağlandımı kolay kolay kopamaz, sırıl sıklam aşık olur.
TERAZİ: tanıdıkça daha da aşık olursunuz Terazi’ye, vakit geçtikçe farklı yönleriyle öne çıkar ve hayran bırakır kendine.
BAŞAK: yasaklar – kısıtlamalar – hesap vermeler Başak’agöre değildir, özgürlüğü sever ve tillahını tanımaz. Net
ASLAN: ancak sevdiği kişiye hesap verir Aslan, dünyanın geri kalanını kaileye almaz.
YENGEÇ: dostluğuna paha biçilemez bir Yengeç tam bir sırdaştır.
İKİZLER: asla yarı yolda bırakmaz kimseyi, yarı yolda kalmışsanız eğer İkizler’in hızına yetişemediğiniz içindir yada adamlığına..
BOĞA: dışardan ne kadar yüzü gülsede mutlu görünsede içinde yüreğinde ne fırtınalar kopuyordur kimseler bilemez.
KOÇ: yerine göre pamuk gibi yerine göre kaya gibidir, Koç’un alacağı şekli karşısındakinin karakteri belirler

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızılderililerden modern hayatı sorgulatan 9 düşünce

kızılderili[1]

Kızılderililerden modern hayatı sorgulatan 9 düşünce…

1871’de doğmuş bir Stoney kızılderilisi, Yürüyen Boğa diye de bilinen Tatanga Mani, 87 yaşında kızılderililerin temsilcisi sıfatıyla Kanada tarafından bir dünya turuna çıkarılır.
Tatanga Mani Londra’da yaptığı konuşmasında kızılderililerin doğa ile olan ilişkisinden şöyle bahseder:

“Dağlar her zaman taş binalardan daha güzeldir. Şehirlerdeki yaşam yapay bir hayattır. Şehirlerde insanlar ayaklarının altında toprağı hissedemiyor doğa ile bağ kuramıyor, saksıdakiler dışında bitkilerin büyümesine şahitlik edemiyor, gökyüzündeki yıldızları bile caddelerdeki ışıklardan dolayı göremiyorlar.”
Doğaya olan saygıları herkes tarafından bilinen kızılderililerden modern hayatı sorgulatan düşünceler…

1- Ağaçların konuştuğunu bilir miydiniz? Evet, konuşurlar. Birbirleriyle konuşurlar, kulak verirseniz sizinle de konuşacaklardır.
2- Asıl sorun, sizin dinlememeniz, doğayı, ağaçları..
3- Biz ağaçlara zarar vermek istemeyiz. Ne zaman onları kesmemiz gerekse, önce onlara tütün ikram ederiz. Odunu asla ziyan etmeyiz, lazım olduğu kadar keser, kestiğimizin hepsini kullanırız. Eğer onların hislerini düşünmez ve kesmeden önce tütün ikram etmezsek, ormanın diğer bütün ağaçları gözyaşı dökecektir, bu da bizim kalbimizi yaralar.
4- Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler.
5- İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.
6- Yeryüzü, bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık.
7-  Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak. Şükredecek bir şey bulamıyorsan içindeki kusuru ara.
8- Yapmamız gereken, her şeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece bozulan düzenimiz yeniden kurulacaktır.
9- Barış ve mutluluk her anda mevcuttur. Barış ve mutluluk her adımdadır. Ruhun meseleleri için siyasi çözümler yoktur.

Kaynak: Müthiş Psikloji

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Şimdi size çok basit bir ritüel veriyorum. Bir kitapta okudum ve denedim, işe yarıyor.

mart-ayi-bahar[1]

 

Şimdi size çok basit bir ritüel veriyorum. Bir kitapta okudum ve denedim, işe yarıyor.

“Mucize ritüeli :
Sabah uyanır uyanmaz kimseyle konuşmadan güneşe ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “BUGÜN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin. (Mümkünse sesli)
Ve etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Aynı gün gece yatmadan hemen önce yıldızlara ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “YARIN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin.
Ve yine etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Yine ertesi sabah kalkınca sabah ritüelini, gece olunca gece ritüelini 7 gün boyunca uygulayın.”
…Hepsi bu.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Doğanın frekansında müzik yapmak! 440 Hz mi? 432 Hz mi? Peki Fark Ne?

Here's Why You Should Convert Your Music To 432 hz[1]
Geçenlerde facebookta paylaşılan bu makale bana çok ilginç geldi ve fazla bir Türkçe kaynak olmadığı için çevirdim biraz hatalarım oldu çeviremediğim kısımlar oldu fakat yinede anlaşılır bir hale getirmeye çalıştım kusurlarım varsa affola, umarım bu yazı sayesinde konu hakkında küçük bir ön bilgi sahibi olabilirsiniz bende bir işe yaramış olmaktan dolayı mutlu olurum.
“Eğer evrenin sırrını bulmak istiyorsan, enerji, frekans ve titreşim açısından düşünmelisin” –Nikola Tesla
“Titreşimleri duyularımızla algılayabileceğimiz şekilde indirgenen enerjiye madde deriz. Madde diye birşey yoktur.” –Albert Einstein
Tesla söyledi. Einstein onayladı. Bilim kanıtladı. O bilinen bir gerçek —kendi bedenimizin enerji titreşim ve farklı frekanslarla oluşturulduğu söyleniyor. Öyleyse ses frekansları bizi etkiler mi? Kesinlikle etkiler!
Frekanslar frekansları etkiler; aynı yemeğin malzemelerinin birbirine karıştırılmasının lezzetini etkilemesi gibi. Frekansların fiziksel dünyayı etkilemesi sematik bilim, suyun hafızası gibi deneylerle kanıtlanmıştır.
Sematik bilim, ses frekanslarının su, hava kum gibi belirli bir ortamda haraket ederken, direk olarak maddenin titreşimini değiştirmesinden bahseder.

Su hafızası bize birde kendi niyetlerimizin maddesel dünyayı nasıl değiştirebildiğini göstermektedir. Bu Dr. Masaru Emoto tarafından kanıtlanmıştır

 

Herkes vucudumuzun %70 inin sudan oluştuğu konusunda bir şeyler duymuştur herhalde. O zaman müzikal frekansların bizim vucudumuzun titreşimini eklileyebileceğini düşünebiliriz değil mi? Bazıları bunu sahte bilim olarak adlandırabilirler ancak yukarıda gösterilen desenler yalan söylemez! Her ifade, ses, duygu yada düşünce yoluyla çevresini etkiler. Tek bir damla su bile büyük bir su kütlesinde dalgalanma etkisi yaratabilir.
Ses frekansı
Bu bağlamda, ilginizi bizim dinlediğimiz müziklerin frekansları üzerine çekmek istiyorum. 1953 yılında International Standards Organization (ISO) ‘ın düzenlemesiyle dünya üzerindeki çoğu müzik A=440 Hz ye göre tonlanmıştır. Ancak, yapılan çalışmalara göre evrenim titreşimli yapısı ile uyumsuz bir rezonans içinde olan bu frekans insan davranışlarını ve bilincini olumsuz yönde etkileyebileceğini belirtiyor. Bazılarına göre nazi rejimi sırasında korkuyu ve saldırganlığı etkileyecek frekansların neler olabileceğine dair araştırmalar yapıldığı iddaları ortaya atmaktadır. Bu komplo teorileri gerçek olsun yada olmasın bu ilginç çalışmalar sayesinde insanlar müziğin 432 Hz e göre tonlanmasının yararlarına ilgi duymaya başladı.
432 Hz ‘in evrenin kalıplarıyla tutarlı olduğu söyleniyor. Çalışmalar 432 Hz de tonlanmış titreşimlerin evrenin altın oranıyla birlikte titreşip ışık, zaman, mekan, madde, yer çekimi, manyetizma, DNA kodu ve bilinç özelliklerini birleştirdiğini ortaya koyuyor.  Atomlarımız ve DNAmız bir uyum içinde doğanın spiral kalıplarıyla rezonansa başladığı zaman, doğayla olan iletişimimiz kuvvetleniyor.  Bu 432 sayısı ayrıca güneşin dünyanın ayın hemde ekinoksların deviniminin oranlarınıda yansıtır.
Dikkate alınacak diğer ilginç bir faktörde, 432 Hz 440 Hz kapali iken ki renk spekturumunda gösterdiği durumdur.

İsterseniz gelin A=440 Hz ve A=432 Hz arasındaki deneyimsel farklılıkları inceleyelim. Müzik severler ve müzisyenler A=432 Hz olarak tonlanmış müzikle ilgili deneyimlerinde sadece kulağa daha güzel ve armonik gelmesinden bahsetmiyorlar, insanın kalbinde ve omurgalarında hissedilen bir duygudan da bahsediyorlar.  A=440 Hz olarak ayarlanmış müzikte oluşan hislerin sadece beyinde gerçekleştiğini söylüyorlar ve  A=432 Hz olarak ayarlanmış müziğin odada daha güzel bir akustik yarattığından odayı daha güzel doldurduğundan bahsediyorlar. Bu durum  A=440 Hz için daha doğrusal bir yayılım gösterdiği yönünde belirtilmiş
“Eskiler enstürmanlarını 440 Hz yerine 432 Hz e göre ayarladılar – ve bu iyi bir sebeptendi. İnternet üzerinde kendinize bir farklılık oluşturmak için dinleyebileceğiniz bol miktarda örnek mevcut. 432 Hz sonuçları daha dinlendirici müziklerden oluşuyor, 440 Hz ler ise vucudunuzu daha sıkılaştırır cinsten. Bunun sebebi 440 Hz ın makrokozmoz ve mikrokozmoz olarak her iki şekilde de ton dışında olmasındandır. 432 Hz ise bunun tam aksine tondadır. Bunun mikrokozmik olarak nasıl tezahür ettiğine dair bir örnek vermek gerekirse bizim nefesimiz 0.3 Hz dir nabzımız ise 1.2 Hz. bu 1:360 ve 1:90 olarak 432 Hz La notasının düşük oktavıdır (108 Hz)” – innergarden.org
“Genel sound farkı belirgindi, 432 Hz versiyon daha sıcak daha temiz ve daha çok dinlenebilirdi ama 440 hz versiyon daha sıkı ve daha agresif bir enerji hissettirdi” – Anonim Gitarist

Aşağıdaki videoda da birisi herhangi bir görüş bildirmeden aynı melodiyi A=432 Hz ve A=440 Hz  tonlarında ayrı ayrı çalmış ve yorumu bize bırakmış sizde fikirlerinizi yandaki yorum bölümüne yazarak paylaşabilirsiniz.

Ayrıca birde bi arkadaşta gördüğüm şu 2 video var bunlarda oldukça ilginç kendinizi test edebilirsiniz:

Benim kişisel fikrime gelirsek, günlerdir bu makaleyi çeviriyor ve 432 Hz frekansında tonlanmış müzikler dinliyorum aralarındaki farkı çözmeye çalışıyorum. Kişisel olarak yıllardır dinlediğimiz 440 Hz müzik beni daha agrasif ve sinirli yapmıyor ama daha çok kulağa ve düşüncelerime karşı bir etkisi var. Ama 432 Hz frekansı duyumdan çok insana  müziği içinde hissettiriyor ve sanki bir parça huzur veriyor gibi belkide makalenin etkisinden ben bu şekilde düşünüyorum. Hafif ve duygusal müzikler için 432 Hz i benimserken daha hareketli ve enerjili müzikler de 440 Hz daha iyi bir duyum sağladı benim için. Lütfen fikirlerinizi benimle paylaşın.

“Müzik  C=128Hz temeli üzerine kuruludur (C notası A=432Hz’a karşılık gelir) ve ben insanları bu ruhsal özgürlük yolunda destekleyeceğim. İnsanların iç kulağı da C=128 Hz üzerine inşa edilmiştir.” – Rudolph Steiner

Bu makalede yazılı olanların %100 doğruluk payı olmayabilir. Bu konu makalenin orjinal halinin yazarının ve benim uzmanlık alanımız olmadığı ortada. Ama bize bilimi geliştirebilme yeteneğinin yanında çok da iyi gözlem ve yorum yapabilme yeteneği verilmiş. Bu sebeple bu makale size azıcık fikir verdiyse bunu kullanın ve 440 mı 432 mi siz kendi tecrübelerinize göre karar verin.

Çeviri ve Eklemeler: O.Okan YEŞİLYURT
Yazının Orjinal Kaynağı:
Here’s Why You Should Convert Your Music To 432 hz.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »