Mutlu olmak adına, içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin.

Konfüçyüs-Sözleri[1]

 

 

Okulu bitirene kadar,
Çok para kazanana kadar,
Çocuklarınız olana kadar,
Çocuklarınız evden ayrılana kadar,
İşe başlayana kadar,
Evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahına kadar,
Yeni bir araba ya da ev alana kadar,
Borçları ödeyene kadar,
İlkbahara kadar,
Sonbahara kadar,
Kışa kadar,
Maaş gününe kadar,
Şarkınız söylenene kadar,
Emekli olana kadar,
Ölene kadar…..
”Mutlu olmak adına, içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur.”
Konfüçyus

Fakat gözler kör, insan kalbi ile görmeli o zaman!

 

70 li yılların sonlarında bir gün büyük hastanenin yanındaki otele 14 yaşlarında solgun bir çocukla babası girdiler. Otel personeli gelenlerin son derece durgun olduklarını fark etmişlerdi. Çocuk saatlerce odasında yatıyor babası da otelin küçük lobisinde dalgın bir şeyler içiyor ve ikisi de kimse ile konuşmuyorlardı.
Otelin müdürü duyarlı sıcak bir insandı. Merak edip babayı konuşturmaya çalıştı. Bir süre sonra da çocuğun annesinin birkaç yıl önce öldüğünü, yakın zamanda da çocuğun kemoterapi görmek zorunda olduğu bir rahatsızlığa yakalandığının anlaşıldığını öğrendi. O hafta başlayacakları tedavi sonucu çocuğun saçları ve vücut tüyleri dökülecekti ve çocuk rahatsızlığından çok bunu dert ediyor üzgün babası da onu nasıl teselli edebileceğini bilmiyordu. 70 li yılları yaşamış olanlarınız erkeklerin uzun saçları ile övündükleri o yıllarda genç bir çocuğun tamamen saçsız yaşamasının ne demek olduğunu anlayacaklardır. Otel müdürü bir an düşündü ve babaya bir öneride bulundu. Adam durakladı ve sonra verdiği fikirden ötürü müdüre teşekkür etti. Otele geldiğinden bu yana ilk kez gülümsemişti.
Ertesi sabah babası çocuğu tedaviye götürmeden önce çocuğun saçlarını kazımak için berbere gittiler. Baba müdürün önerisi ile oğluna destek olmak için kendi saçlarını da kazıttı. Ama tedaviden sonra otele döndüklerinde onları başka büyük bir sürpriz bekliyordu. Müdür ile resepsiyondaki görevli ve garsonlar küçük bir parti hazırlamışlardı ve hepsi de kafalarını kazımışlardı. Çocuk haftalar sonra ilk kez parti sırasında hem de kahkahalarla güldü.
—–
Antoine De Saint Exupery büyük eserinde; Küçük Prens’e “Mais les yeux sont aveugles. Il faut chercher avec le cœur!”(Fakat gözler kör, insan kalbi ile görmeli o zaman!) diye söyletmiş.
“Dayanışma ve fedakarlık”. Tabi ki kişiye güzel duygular ve güven verirler. Doğru ve etkili olanı asla içinizden gelmeden yapamazsınız. İçinizden geldiğinde de tadını çıkararak, sık sık yapın.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Üstün Dökmen’in “Küçük Şeyler” Adlı Kitabından Manası Büyük 10 Alıntı

üstün-dökmen-sözleri[1]

 

1.Ekmeğe gösterdiğimiz saygıyı birbirimize göstersek, ne güzel olurdu.
Ben ülkemde yerdeki ekmeğe tekme atıldığını hiç görmedim. Ama yerdeki insana tekme atıldığını çok gördüm. Yerdeki ekmeklere gösterdiğimiz saygıyı birbirimize de göstereceğimiz günlerin gelmesini diliyorum.

2.Köy sakinIeri yağmur duasına çıkmışIardı. Bütün köy ahaIisi topIandı. İçIerinden sadece birinde şemsiye vardı. Bu inançtır.

3.İnsanoğlu bilmiyor, bilmediğini de bilmiyor.

4.Allah’ım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü ver. Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmemi sağla, ikisini ayırt edebilmem için de akıl ver.

5.Övgüde, iltifatta mehter adımı gidiyoruz da, olumsuzu söylemekte dörtnalayız.

6.Siz muhteşem bir evrende yaşayan ve onu beyninde taşıyabilen bir varlıksınız.
Madem böyle muhteşem insanoğlu, o halde niçin böylesine yalnız, mutsuz ve öfkeli…

7.Yaşamınızda ki küçük şeylerde büyük tatlar bulmak sizin sorumluluğunuzdur.

8.Bir Çinli bilgenin sözü: Doğduğun zaman 1’sin,sapsade 1. Zamanla 1’in sağına sıfırlar eklersin; diplomaların olu, unvanların, rollerin, rozetlerin olur, evler, arabalar alırsın. Bunların her biri sıfırdır ama 1’in sağına eklendikçe senin değerin artar. Şu hale gelirsin:
100000000000…0
Bütün bu sıfırların ne zamana kadar değeri vardır? Sen hayatta olduğun sürece. Sen öldün, 1 gitti, 00000000…0 oldu, sıfırların hiçbir anlamı kalmadı. İşte “1” bizim psikolojik rollerimizi, 0’lar sosyal rollerimizi sembolize eder. Bütün 0′ lar gitse de , 1 hala elimizdedir ve onun değerini bilmeliyiz.
9.Varoluşumuzu yaşayamadığımız zaman sahip olduğumuz toplumsal rolleri, giderek öz varlığımızdan üstün tutmaya başlıyoruz!

10.Önemli olan,hata yapmamak değil,
Yapılan hatalardan ders almak…

Parmaklarınızın Şekli Kişiliğinizi Belirliyor!

parmak-tipi[1]

 

Bir insanın sadece ellerine bakarak o kişi hakkında birçok şey söyleyebilirsiniz. Peki parmaklar? Hakkımızda bizim tahmin ettiğimizden daha fazla şeyi ortaya çıkarabilirler. Biz de şimdi sizlere parmaklarınızın şekline bakarak kim olduğunuzu söyleyeceğiz.
Kendi Parmak Tipinizi Seçin

A) Düz Parmaklar
Eğer ki parmaklarınızın şekli düz ise; siz genellikle güçlü ve dirençli insanlarsınız. Bağımsızlığınıza düşkün ve duygularınızı içinizde yaşamayı, duygularınızı insanlara göstermemeyi tercih eden kişilerdensiniz ama aynı zamanda oldukça duygusal ve hassassınız. Ve tabi ki sevgiyle dolu kocaman bir kalbiniz var.
B) Sivri Parmaklar
Eğer ki parmaklarınızın şekli sivri ise; genellikle siz yaratıcı ve sadık bir kişiliğe sahipsiniz. Bir kere bir insana kalbinizi verirseniz bütün ilginizi o kişilere yönlendirir ve asla onların güvenlerini kırmazsınız. Bir şeye kendinizi gerçekten adarsınız. Öyle ki kendinize bir hedef koyarsınız ve bu hedefe ulaşana kadar hiçbir şey sizi durduramaz. Bazen de kendinizi bu kadar adadığınız insanlar tarafından kırılmak veya incitilmek en büyük korkunuz haline gelir.
C) Büyük Eklemli Parmaklar
Eğer ki parmaklarınızda bulunan eklemler büyük ve daha belirgin ise genellikle keyfinizi kaçıran ne varsa ondan çabucak kurtulmayı biliyorsunuz. Genellikle meydan okumaları kabul etmiyorsunuz. Kendi yaşam alanınızın dışına çıkmaktan pek hoşlanmıyorsunuz. Etrafınızdaki insanların düşündüklerine karşı her zaman saygılısınız. Başkalarını taklit etmekten hiç hoşlanmazsınız. Hassas bir ruhunuz var ve insanları incitecek ya da kıracak şeyler yapmadan iki kere düşünürsünüz.

Kaynak: filoji

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu sorunun yanıtını 1000 kişiden 1’i biliyor!

 

Matematiğinizin ne kadar iyi olduğunu düşünüyorsanız önce bu soruyu yanıtlamanızda fayda var. Sayı dizilerinden oluşan bu zekâ testi, interneti kasıp kavuruyor.

Testi hazırlayan ekip, 1000 kişiden yalnızca 1 kişinin ikinci muhtemel sonucu çıkarabildiğini söylüyor. Peki siz ne yaptınız? 1000’de 1’in içinde misiniz, yoksa siz de herkes gibi misiniz?
Sıra çözümde;

1- Normal kişilerin yanıtı
Çoğu insan ilk dizide 1 ile 4’ü toplayarak 5 sonucuna ulaşıyor.
Akabinde ikinci dizedeki 2 ile 5’i topluyor ve çıkan sonucu ilk dizinin toplamı olan 5’e ekleyerek 12 sayısını buluyor.

Çoğunluk aynı süreci üçüncü diziye de uyguluyor ve 3 ile 6’yı topluyor ve çıkan 9 rakamı yukarıdaki dizinin sonucu olan 12’ye ekliyor. Yani 9 artı 12 eşittir 21.
Son dizide ise 8 ile 11’i toplayıp 19 sonucuna ulaşılıyor ve önceki dizinin sonucu olan 21’e eklenip 40 bulunuyor.

2- Zekilerin yanıtı
Testi hazırlayanların iddiasına göre; bu çözüme 1000’de 1’in içine giren zeki insanlar ulaşıyor.
Elbette 1 ile 4’ü topladığımızda 5 sonucu çıkıyor. Ancak zeki insanlar 5 sonucuna 1 ile 4’ü çarpıp 1 ekleyerek ulaşıyor.

Bu formülü ikinci dizi için de uyguladığımızda, 2 ile 5’i çarpıp 2 eklememiz gerekiyor. Böylece 12 sonucu çıkıyor.
Ve üçüncü dizi için 3 çarpı 6 eşittir 18. Formülü uygulayıp 3 daha eklediğimizde hesap tutuyor ve 21 çıkıyor.

Son ve alternatif cevaba ulaşmak için 8 ile 11’i çarpıyoruz. Zekiler yukarıdaki formülü devreye sokup 88’e 8 daha ekleyip 96 çıkarabiliyor.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Ben Karşı Cinste Zekaya Bakıyorum…

20139880_10155431764762557_5658214612593186729_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Buda Öğretisinden Hayatınızı Değiştirecek 12 Mükemmel Öğüt

BUDA[1]
1. Önce kendi gideceğin yolu öğren, sonra öğretmeye kalk.

2. Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur.

3. Nefret hiçbir zaman nefretle yok edilemez. Nefret sevgiyle yok edilir, bu ölümsüz kanundur.

4. Varlığın öteki kıyısına vardığında önce, sonra ve ortada olandan vazgeç.

5. Sizi kendinizden başka hiç kimse kurtaramaz. Kendi kendinize ışık olun.

6. Damı basit yapılmış bir eve yağmur dolması gibi, derin düşünmeyen beyine de tutku öyle dolar.

7. Gökten altın yağsa insanın arzuları doyurulamaz. İsteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge kişidir.

8. Öfkeniz yüzünden cezalandırılmayacaksınız, öfkeniz tarafından cezalandırılacaksınız.

9. Geçmişte kim olduğunu bilmek istiyorsan, şu an kim olduğuna bak. Kim olacağını bilmek istiyorsan, ne yaptığına bak.

10. Bir kişinin kendi kendini yenerek kazandığı zafer, bir başkasının savaşta bin kişiyi bin kez yenerek kazandığı zaferden daha iyidir.

11. İnsanIar arasında nehri geçip karşı kıyıya uIaşan azdır. Büyük bir çoğunIuk nehrin kıyısında bir aşağı bir yukarı doğru koşup durur.

12. NedenseIIik, etkiIeşim, koşuIIar ve ayırt edici aIgıIama..dört büyük eIement bunIardandır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Farkında Olmadan Devam Ettirdiğimiz Şaman Köklerimizden Gelen 15 Türk Geleneği

maxresdefault[1]

 

1. Mevlit ve ilahi
Şamanizmde müzik hayatın ve ayinlerin değişilmez bir parçasıdıydı. Oysa İslam dininde müzik pek hoş görülmez ve Kur’an’ın müzikle okunması kesinlikle günahtır. Ancak buna rağmen Şaman geleneğinin devamı olarak Anadolu’da Hz.Muhammed’in Hz.Ali’nin hayatları müzikle okunmaktadır. Mevlit ve İlahiler sadece Anadolu’da uygulanan müzikli anlatımlardır. İslam dininde ölünün ardından mevlit merasimi diye bir uygulama başka hiç bir islam coğrafyasında yoktur.

 

2. Satı ve Satılmış isimleri
Çocuklara “satı” ya da “satılmış” ismini vermek şamanizmden gelmektedir. Şamanizme göre her iyinin getirinin bir kötü götürüsü olmak zoruda idi.  Bu yüzden her yeni bebek doğan eve aynı zamanlarda bir de ölüm uğrayacağına inanılırdı. Ölümün ise hanedeki en zayıf kişi için geleceğine inanılırdı ve bu durumda zayıf olan yeni doğan çocukların ilk hedef olacağı düşünülürdü.

Bu inanca göre yeni doğan çocukları ölümün pençesinden korumanın en güvenilir yolu çocuğu geçici bir süre için komşulara ya da tanıdıklara vermekti. Bebek başkalarına verildikten birkaç hafta sonra ölümün ziyaret edip gittiği farzedilir ve çocuk komşu ya da tanıdıklardan sembolik bir hediye karşılığı geri satın alınırdı. Olay itibariyle belli bir süre de olsa satılıp geri alınan bu bebeklere “Satı” ya da “Satılmış” ismi konurdu.

3. Mezar ucundaki küçük su oyukları
Mezarların ayak ucunda bulunan küçük su oyukları şamanizmde ruhların susadıklarında kalkıp oradan su içecekleri inancına dayanarak yapılırdı. Müslümanlığa geçişle birlikte bu Türk geleneği susamış kuşların faydalanacağı düşünülerek Anadolu’da devam ettirilmiştir.

4. Ölülerin ardından yapılanlar
Ölülerin arkasından yemek pişirmek veya helva dökmek aslında eski Türklerin yuğ törenlerinden kalma bir gelenektir. “Ölü aşı” adı verilen bu gelenek, Divan-ı Lügat-it Türk’de bu yemeğe “YuğBesen” olarak kendine yer bulur.

 

5. Makas – bıçak vermeme
Makas, bıçak gibi kesici aletleri elden ele verirken üzerine tükürmek veya elden vermeyi tamamen redderek herhangi bir yere bırakarak karşıdaki kişinin almasını beklemek şamanizm kaynaklı eski bir Türk davranışıdır.

6. Hapşurana çok yaşa demek
Anglo-sakson kültürlerde hapşuruk karşısında “Tanrı kutsasın” anlamına gelen “God bless” kalıbı kullanılmasına rağmen, biz Türkçe’de “çok yaşa” deriz. Bunun sebebi Şamanizm inancına sahip eski Türklerin ruhun nefeste taşındığına inanmasıydı. Hapşuruğun ani nefes çıkışına sebep vermesinden ötürü kişinin ruhunun vücudundan ayrılmasında korkulur ve çok yaşa denilerek iyi niyet ve endişeler beyan edilirdi.

7. Kapı eşiğine oturmama
Şamanizme inanan eski Türklerde bazı hayvanlar çok sevilir, değerli görülürdü. Eski Türk toplumunda neredeyse insan kadar değer gören atlarında ruhları olduğuna inanılır ve ölümlerinden sonra sahibinin kapısının eşiğinde beklediğine inanılırdı. Dolayısıyla eşiğe oturarak ya da basarak hayvanın ruhun incitilebileceği düşünülür, eşikler atlanılarak geçilirdi.

8. Kurşun dökme
Kurşun dökme adeti de şamanizmden gelen geleneklerindendir. Şamanizmde bu olaya “kut dökme” adı verilirdi. Kötü ruhlar tarafından çaldığına inanılan “talihi, saadeti” geri döndürmek için yapılan bir çeşit ayindi.

9. Mezar taşı
Özellikle eski yıllarda yüce kabul edilen kimselerin ölümlerinden sonra ruhlarından medet ummak ve mezarlarının kutsal görülmesi şaman geleneğin devamıdır. Mezarlara büyük taşların dikilmesi ve bu taşın sanat eseri haline getirilecek kadar süslenmesi İslam coğrafyasında sadece Anadolu’da görülmektedir.

10. Nazar inancı
Anadolu’da hatta modern şehirler de dahi halk  arasında “nazar” inancı çok yaygındır.
Bazı insanların olağandışı özellikleri olduğu ve “kenafir” adledilen bakışları ile karşılarındaki kimselere rahatsızlık vererek, kötülük getirebileceğine inanılır. Bunun önüne geçmek için nazar boncuğu, göz boncuğu gibi takılar takılır. Bu inanış da Şamanizm’den kalmadır.

11. Gidenin ardından su dökmek
Şaman kültüründeki suyun kutsallığı olgusunun doğurduğu adettir. Su berekettir, kutsaldır. “Su gibi çabuk dön, ak geri gel, ak çabuk, kazasız belasız git” demek için su dökülür ve bu adet günümüzde bile hala devam etmektedir.

12. Tahtaya vurmak
Eski Türkler göçebeydi ve daha önce görmedikleri coğrafyalarda çok dolaşırlardı. Daha önce girmedikleri ormanlara girerken, ormandaki kötü ruhları kovmak için ağaçlara vurarak ilerlerdiler. Tahtaya vurma adeti, sadece Türk kültüründe değil geçmişte şamanizm inanışına sahip olmuş bir çok Avrupa kültüründe de vardır.

13. Ölünün ardından toplanmak
Birisi öldükten sonra evinde toplanıp dua okumak, bu toplanma işini 7, 21, 40 günde bir tekrarlamak gibi eylemler Şaman kültüründen kalmadır. Eski Türk inanışına göre ruh fiziki bedenini 40 gün sonra terk etmektedir. Vefat edenin “40’ın çıkması” deyimi buradan gelmektedir. Şamanizm’de ölen kişinin ruhu evi terk etsin, göğe yolculuğuna başlasın, öteki ruhlar karışmasın diye insanlar ölen kişinin evinde toplanıp ayin yapar ve ardı sıra yas tutarlardı. Bu gelenek bugün bile hala devam etmektedir.

14. Çocuklarımıza doğadan esinlenilmiş isimler koymak
Orta Asya Toplulukları ve tabi ki eski Türkler doğaya büyük saygı duymuşlardır. Fiziki çevrede bulunan dağ, dere, deniz, ırmak, ateş, fırtına, ay, güneş, yıldızlar gibi tabiat şekillerine ve olaylarına saygı hisseden eski Türkler çocuklarına bu saygı neticesinde doğaya öykünen isimler koymuşlardır. Bugün çocuklarımıza verdiğimiz isimlerin birçoğu da aslında bu derin saygıdan kaynaklı bağlardan dolayıdır.

15. Ağaçlara, türbelere çaput ve bez bağlamak
Şamanizm inancında dilek dileme şekli, saygı duyulan ve yaşamın sembolü kabul edilip, yaşam üzerinde yüce etkileri olduğu düşünülen büyük ağaçlara ve bunların dallarına küçük kumaş parçalarını bağlamak sureti ile gerçekleşirdi.

Günümüz Türkiye’sinde bu eski Şaman geleneği halen devam etmektedir. Temelinde ise doğadaki yüce ruhlu ağaçların iyi ruhlu insanlara yardım edebileceği inancı yatmaktadır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hintli işadamı yatırımcı, yardımsever ve Tata Sons’un başkanı Ratan Naval Tata’nın Londra’daki konuşmasından güzel satırlar:

26tata[1]

 

Hintli işadamı yatırımcı, yardımsever ve Tata Sons’un başkanı Ratan Naval Tata’nın Londra’daki konuşmasından güzel satırlar:
👉1.
Çocuklarınızı zengin olmaları için eğitmeyin.
Onları mutlu olmaları için eğitin.
Böylece yetişkin olduklarında eşyaların fiyatını değil değerini bilirler.
👉2.
Yiyeceklerinizi ilaçlarınız gibi yiyin.
Aksi durumda yiyeceğiniz olarak ilaçları yemek zorunda kalırsınız.
👉3.
Sizi seven hiçbir zaman terketmeyecektir
çünkü bırakmak için 100 sebep de olsa
tutmak için bir sebep bulacaktır.
👉4.
İnsanoğlu olmakla insan olmak arasında pek çok fark vardır.
Çok azı bunu anlar.
👉5.
Doğduğunuzda sevilirsiniz.
Öldüğünüzde sevileceksiniz.
Arasını
Siz başarmalısınız…!
Hızlı yürümek istiyorsanız yalnız yürüyün..!
Fakat
Uzun yürümek istiyorsanız beraber yürüyün..!!
Dünyadaki altı en iyi doktor
1.Güneş ışığı
2.Dinlenme
3.Egzersiz
4.Diyet
5.Kendine Güvenmek
&
6.Arkadaşlar
Hayatın her aşamasında bunları devam ettirin ve sağlıklı hayatın keyfine varın.
Kendinize inanın ki hayat denilen yolculuğun keyfini yaşayın.

Evde Domates Nasıl Kurutulur?


Güneşte Kurutulmuş Domates Yapımı
Domatesleri kurusu yapmak için en uygun mevsimler, Temmuz sonu ile Eylül ayının başı arasındaki dönemdir.

Öncelikle domatesler iyice yıkanırlar ve durulanırlar. Daha sonra bu domatesler büyüklüklerine göre ikiye veya üçü bölünür. Domates dilimlerinde bulunan domates suyu hafifçe uzaklaştırılır ve ardından dilimler üzerine bir miktar tuz atılır. İyi güneş alan bir alana, su çekme özelliği olan ( plastik veya naylon olmayan ) bir bez serilir ve domates dilimleri seyrek bir şekilde bez üzerine dizilir. Bezin yeterince büyük olması, dilimlerin birbirinden yeterince uzakta olması gerekir. Aksi taktirde küflenme meydana gelebilir. Hatta domates kurutma için bez yerine ızgaralar da kullanılmaktadır ancak ızgaraların nem çekme kapasitesi olmadığında, bez de kurutmanın daha etkili olabileceği söylenmektedir. Eğer bez yeterince büyükse veya ikinci bir bez imkanı varsa domates dilimleri, kurumanın ikinci gününde başka bir bez üzerine de alınabilir. Bu şekilde yaklaşık 4-5 gün sonra domates kuruları hazır olacaktır.
Fırında Domates Kurutma Yapılışı
Yukarıda anlatılanlar aynen yapılır ve tuzlanmış domates dilimleri hazırlanır. Fırın, 70 ile 80 derece arasında bir dereceye kadar ısıtılır. Ardından fırın ızgarasına bu dilimler dizilir. Bu işlem 9-12 saat kadar sürecektir. 2-3 saate bir ara ara kontrol etmek fayda vardır. Eğer fırının her bölgesi eşit miktarda kurutma yapmıyorsa ara ara bakılıp, domates dilimlerinin yeri değiştirilebilir. 8. saatten sonra yapılacak kontrollerde kuruya domates dilimlerinin çıkarılmasında fayda vardır.
Sağlıcakla Kalınız…

Kaynak organik

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİR İNSANI GERÇEKTEN TANIYACAĞINIZ 25 AN.

cicek-resimleri-[1]

 

Kendisini nasıl tanıtmaya çalışırsa çalışsın, vitrini ne kadar güzelleştirirse güzelleştirsin. Bir insana dair gerçek notunuzu işte en iyi böyle anlarda verirsiniz.
1. Sarhoşken nasıl?
Bazı insanların sarhoşluğu çekilmez olur. Sevilen insansa, tamam yine çekilir. Ama bir lokma bir şey içti mi, içindeki bütün kompleksler, iblisler bir bir dökülen insanların asıl ayıkken bir meselesi var demektir.
2. Hangi küfür?
Argo da, küfür de hayatta yerini bulduğunda güzel ifade araçlarıdır. Fakat birine küfrederken hangi sıfatın, tamlamanın, eylem vaadinin seçildiği o insana dair işaretler taşır. Zaten birin öfkelendiği an başlı başına önemli bir veridir.
3. Bana bir çay getir
istediği kadar iyi, nazik, yüce gönüllü görünsün. Bir insanın, kendisinin eşiti görmeyerek aşağıladığı meslek gruplarının bulunması bütün bu imajı yerle bir eder. Garsonlarla, apartman görevlisiyle nasıl konuşuyor? Emir kipi mi, tamam.
4. İçindeki ırkçı
Her şey normaldir, bir sürü konuda kafa denginiz gibidir. Ama sonra öyle bir laf eder ki donar kalırsınız. Etnik, dinsel, cinsel her tür ayrımcı beyan da, espri de, o insanı gerçekten tanımanız için malzeme verir. Örneğin ‘Pis Çingene’ diyen biriyle iki çift laf edecek mideniz var mı?.
5. Mızıkçılık sıkar
Monopoli de olur, okey, tavla ya da poker de… ışin içine kazanma-kaybetme ikilisi girdiğinde anında değişen, mızıklanıp çirkefe yatanlanlar vardır. ‘Yahu şurada oyun oynuyoruz’ diyemezsiniz, onun için hayatın merkezidir.
6. Aynı ev laboratuvarı
Üniversitedeki ev arkadaşı da olsa, hayat arkadaşı da sınırları belli alanda birden fazla kişi zorlu bir sınavdır. ınsan daha 10’lu yaşlarında ailesiyle bile aynı eve sığışamazken karakterin oturduğu yetişkinlik dönemi hayli zordur. Koridorda ters dönmüş terlikten yanan ampulü değiştirmemeye uzanan bir dünya dert tasa…
7. Ailesinin yanında
Siz onu işyerinde, okulda ya da duygusal ortamlarda tanıyıp sevmiş olabilirsiniz. Ama insan en çok doğumdan beri tanıyanların yanında kendisi olur, özüne döner. Esprileri, oturup kalkması, birbirlerine hitapları derken onu ailesinin evinde bırakıp dışarı yalnız çıkmanız olası!
8. Ya onu ben alacaktım!
Tabakta son kalmış patates kızartması, kalamar, kurabiye, her ne ise… Bazı insanların sonsuz nezaketi masada kimsenin yiyememesine neden olur, o ayrı. Ama son mu, başka biri var mı, yok mu diye düşünmeden atlayanlar, siz de pek iyi bir görüntü vermiyorsunuz.
9. ‘Haberler’den al haberi
Gündemin en civcivli anlarından birinde birlikte ana haber bültenini izlemeyi deneyin. Toplumsal olaylara, çatışmalara, öğrenci protestolarına falan verdiği tepkileri inceleyin. ‘Sallandıracaksın üç tanesi Taksim’de’ kıvamındaysa tepkileri, geçmiş olsun.
10. Borç-harç işleri
Öyle gerekmiştir, borç para istemişsinizdir. Ya da bir eşyasını ödünç alıp alamayacağınızı sormuşsunuzdur. Çok açık bir şekilde bu tekliflere yanaşmaması ayrı, bir de çocukça bahaneler bulması… Kaçınız.
11. Sahada değişenler
Maça gitmekle maç yapmak arasında akrabalık olsa da, sonuçlar farklı. Hayatı boyunca hiçbir alanda ‘hırs’ sahibi olmamış birinin maçı kazanmak için her türlü çamur hareketi yapması olasıdır. Sert girer, çelme takar, durmadan itiraz eder. ‘Karıncayı incitmeyen’ bu adam bir de bakmışsınız yenilen golden sonra kaleciye dümdüz gidiyor.
12. ‘Gerzek ya…’
Başlarından ne geçerse geçsin, bir insanın eski sevgilisinden, eşinden, eski arkadaşlarından söz ederken seçtiği sıfatlar, ne kadar düzgün biri olduğunun işaretidir. Böyle anında ‘satışlar’, bir gün sizin de başka masalara böyle malzeme olacağınız anlamına gelir.
13. Tatilin zehir olma riski
Sürekli güneşlenenlerden olabilir ya da denizden hiç çıkmayanlardan. ıki dakika susmuyordur belki ya da ağzını bıçaklar açmıyordur. Hesap saati geldiğinde cüzdanın üstüne yatanlardan mı, her şeyi ödeyip sizi kendisine bağımlı hale getirmek isteyenlerden mi? Tatil ,yoğunlaştırılıp dar zamana sığdırılmış bir hayat simülasyonudur, insanın hası iki günde belli olur.
14. Cinsi münasebet
Fazla ayrıntıya gerek yok, bir insanı tanımanın en iyi yollarından biri de budur. O aşamaya gelene kadar yapılan numaralar, sonrasındaki hal ve gidişat da öyle…
15. Trafik canavarı
Arkadaşınız direksiyon başında bir canavara mı dönüşüyor? Yayalara, bisikletlilere, motorlulara katiyen yol hakkı tanımıyor mu? Kadın sürücülere en ufak bir hatalarında saydırmaya mı başlıyor? Müsait bir yerde inebilirsiniz.
16. Cenaze ortamları
Herkesin üzüntü eşiği de, inanç dünyasının sınırları da, acıyı yaşama biçimi de farklı. Ama bazı durumlar bu tür farkları kılıç gibi gözünüzün ortasına sokar. Sizin için önemli birini kaybetmişken, yan tarafta başkasıyla kikirdeyen arkadaş ilişkileri gözden geçirmeye neden olabilir.
17. ‘Vatanı kurtarma’ faaliyetleri
Kimi zaman yemek masasında, kimi zaman günlük muhabbet içinde birden konu siyasete gelir. Birinin ‘vatanı kurtarma’ formülü, o insanan hayatta durduğu yere dair en temel işaretleri verir.
18. Stadyumda dönüşenler
Stadyum ambiyansı değerli verilerle doludur. Maça birlikte gittiğiniz ‘mülayim’ arkadaşınızın ilk düdükle galiz küfürler savurmaya başlamasına, her durumda soğukkanlılığını ve nesnelliği korumakla meşhur bir kişinin “Hoca versene penaltıyı”, “Ne ofsaytı be…” gibi çıkışlar yapmasına tanık olmak işten bile değildir. Formayı çıkarıp sahaya dalma girişimlerine girmeyelim bile
19. Aşk üçgeni
Olur ya, iki arkadaşın gönlü aynı insana kayar. Aşk meşk işlerinde ‘Önden siz buyrun’ gibi bir teklif de olmaz tabii, ama ‘çirkinleşmek’ de şart değil. Zaten böyle durumlarda âşık olunan şahıs durumu anlayıp anında ortadan tüyer. Aklı varsa tabii…
Reklam

20. Parayla ilişki
Cebindeki akrep meselesi ayrı, ortak hesap ödeme anları çok belirleyicidir. Onun dışında birin parayla kurduğu ilişki, yeni satın aldığı bir şeyi size tarif edişi önemli parametrelerdir.
21. Terfi testi
Bir insan en iyi eline güç geçtiğinde tanınır. O kadar acayip bir güç olmasına bile gerek yok. ışyerinde terfi aldığı günün ertesi gün iş arkadaşlarına tavrı değişen biri mi? Verdik notunu…
22. Kavgada denmez
Günlük hayatta her şey şahane, güllük gülistanlık. Ancak buzdağının görünmeyen yüzü de böyle mi? Tartışırken nasıl, kavga ederken neye dönüşüyor? ‘Matrix Reloaded’ın efsanevi repliği ‘Bir insanı kavga etmeden, tam anlamıyla tanıyamazsın’ sözü o an akıllara geliveriyor.
23. Ofis partisinde
Gün boyu arkasından çan çan konuştuğu müdürünün eteğinde mi dolanıyor, yiyecek-içecek bedava diye kendini mi kaybediyor, herkes bir şekilde eğlenirken üstten üstten bakıp bir kenara mı çekiliyor? Formal iş ilişkisinde su yüzüne çıkmayanlar aynı ortamda ipler biraz gevşetilince yüzmeye başlar.
24. Toplantı ritüelleri
Ağzınızdan laf alanı da, lafı ağzınıza tıkayanı da çekilmez. ışyerinde esprinin dozunu ayarlayamamak, düğmesine basılmış gibi kalem çevirip arada düşürmek, sinir bozucu bir tikle ayağını sallamak ve tabii bütün işi o yaparmış gibi görünmek… Bunlar etrafı geren hareketler.
25. Sosyal medya ortamları
Facebook’ta, Twitter’da kimi takip ediyor? Hangi olaylara ne tip yorumlar yapıyor? Kimleri, hangi durumları ‘beğeniyor’? Yazı dili, imlası nasıl? Bir insanı şıppadanak tanımanın en garantili yolu bu
olabilir!
*  ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnanılmaz Doğru – Bu Resimde Gördüğünüz İlk Hayvan Kişiliğinizi Ele Veriyor…

hayvan-testi[1]

Yukarıdaki resime baktığınız ilk anda hangi hayvanı görüyorsunuz?
Bu resim aslında katmanlar halinde iç içe geçmiş birden fazla hayvanın resmi ile oluşturulmuş bir kolaj. Bu çok katmanlı resme ilk bakıldığı anda herkes farklı bir hayvan görüyor.

İlk gördüğünüz hayvanı not ettikten sonra resimdeki diğer hayvanlarıda ayırt etmeye çalışın. İlk gördüğünüz hayvan baskın karakteriniz olmak üzere, sırayla gördüğünüz diğer hayvanlar sizin kişiliğinizi oluşturan etmenler hakkında bilgiler vermekte. Peki bu gördüğümüz bu hayvanlar ne anlama geliyor? Yukarıdaki resmi iyice incelediyseniz sonuçlara göz atabilirsiniz;
1. At
Eğer yukarıdaki resime ilk baktığınızda aşağıdaki gibi bir at gördüyseniz, özgür ruhlu ve bağımsızlığına düşkün bir kişiliğe sahipsiniz. Ayrıca atın bir diğer enteresan özelliği ise, güçlü bir karakterin temsilcisi olmasına rağmen aynı zamanda duygusal bir içgörüye de işaret etmesidir. Yani hem güçlü hem duygusal bir karaktere sahipseniz ilk olarak at görme ihtimaliniz oldukça yüksek.

 

2. Kuş
Resimde ilk olarak kuş görüyorsanız, dışa dönük ve kendini iyi ifade edebilen bir yapıya sahipsiniz. Kuş genellikle iyi iletişim ile ilişkilendirilir, resimde öncelikli olarak bir kuş gördüyseniz düşüncelerinizi iletme konusunda yeteneklisiniz.

3. Yunus
Eğer resimde ilk olarak bir yunus gördüyseniz yaratıcı bir zekaya sahipsiniz. Yunus yaratıcılık ve zeka ile ilişkilendirilen bir hayvandır. Sağ beyin odaklı bireyler ilk olarak yunus görme eğilimindedirler. Yunus ayrıca sanatsal yetenekle de ilişkilendirilir. İlk olarak yunus gördüyseniz sanatla ilgili eğilimleriniz olması gayet muhtemel.

 

4. Ördek Yavruları
Bu resimde ilk olarak ördek yavrularını görmek oldukça zor. Genel ortalamanın bu ördek yavrularını resim için görebilmeleri 30 saniyeden uzun sürüyor, kimileri ise hiç göremiyor. Eğer ördek yavrularını gördüyseniz, detaycı, planlı ve düşünerek hareket eden bir yapıya sahipsiniz.

5. Ayı
İlk olarak ayı gördüyseniz ya da ayı ilk gördüğünüz hayvanlardan arasındaysa kararlı ve güçlü bir yapıya sahipsiniz. Ayrıca ayı doğuştan gelen bir liderlik yeteneği ve yırtıcılık ile eşleştirilmiştir.

6. Köpek Yavrusu
İlk gördüğünüz hayvanlardan biri köpek yavrusu ise zarif ve diğer insanları düşünen bir yapıya sahipsiniz. Köpek yavrusu gören insanlar genellikle diğer insanların haklarını savunma konusunda öncüdürler. Bu resimde görülmesi en zor hayvanlardan biri olan köpek yavrusunun temsil ettiği değerlerinde toplumda en zor rastlanılan şeyler olması gerçektende manidar…

Kaynak: Filoji.com

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

İnsan Vücudunun 24 Saatlik İşleyişi

3632_3-300x230[1]

 

İnsan vücudunun işleyişi, yüz yıllardır bilim insanlarının dikkatini çekmektedir. Gün içinde belli iniş ve çıkışlar yaşayan insan vücudunun, yapılan araştırmalara göre bir gün içerisindeki işleyişinin bir tablosu çıkarılmıştır. Çıkarılan bu tablo sonucunda, bu günlük vücut işlevine kronobiyoloji denmektedir.
İnsan Vücudunun 24 Saati
•          01.00 : Tüm günün yorgunluğu ile metabolizma yavaşlayarak uyku modunda olan vücudun, acılara ve ağrılara karşı direnç ile konsantrasyon gücü minimum seviyeye düşer. Kendisini uyku moduna alan vücudun, bu saatlerde mesaide yapanlarında en çok hata yaptıkları saatler olmasına neden olmaktadır.
•          02.00 : İnsan vücudundaki tüm organların dinlenme sürecine girdiği saattir. Bu saatte karaciğer organlar arasında görev başında olan tek organdır. Günlük ihtiyaca göre de tuvalete çıkma isteğinin neredeyse hiç olmadığı saatlerdir. Dinlenme sürecinde olan vücudun da bu saatte zehirlenmelere karşı direncin maksimum seviyede olduğu saattir. Uyumayanlarda bu saatlerde verimin minimum olduğu, tepkilerin ve görme yeteneğinin en düşük seviyeye indiği saatler olarak belirlenmiştir.
•          03.00 : Bu saatlerde düşen kan basıncı nedeni ile nefes almak zorlaşırken aynı zamanda kan dolaşımına bağlı olan vücut ısısı da yarım derece düşmektedir. Bu saatlerde deri hücreleri haricinde genel bir dinlenme mevcuttur. Uyku moduna geçmemiş kişiler üzerinde ise, bu saatlerde melatonin hormonunun tavan yapması nedeni ile bedenin ruhi bunalıma girdiği saatler olarak belirlenmiş ve intihar eğilimlerinin bu saatlerde daha çok gerçekleştiği saptanmıştır.
•          04.00 : Bedenin genel anlamda dinlenme sürecinde olması nedeni ile böbrek üstü bezlerinin de bu saatlerde en az çalıştığı dönem olması ve bu nedenle nefes borusunda kasılmaların olabilmektedir. Kan basıncı ve tansiyonun en düşük olduğu saatler olması nedeni ile ölüm riskinin en yüksek olduğu saatlerdir. Genellikle de vücudun genel yapısı ile alakalı olarak kadınlarda doğumlar bu saatlerde gerçekleşmektedir.
•          05.00 : Erkeklerin libidosunun tavan taptığı bir saatler olması nedeni ile testesteron patlamasının yaşandığı saatler olarak saptamıştır. Dinlenen vücudun eski enerjisini geri almaya başladığı saatler olarak, büyüme hızı maksimum seviyeye ulaşır.

•          06.00 : Kan basıncının yükselmesi ile kalp çevresindeki kasların hızlı bir şekilde kasılması nedeni ile kalp krizlerinin en çok görüldüğü saatlerdir. Bu saatlerde vücut kortizon salgısını yaparak bütün organizmalarını uyandırır. Vücut metabolizması hızlanarak kendisini yeni bir güne hazırlamaya başlar. Kadınlar için bu saatlerin hamile kalma şanslarının en yüksek olduğu saatler olduğu gözlenmiştir.
•          07.00 : Kortizon üretiminin düşüşe geçtiği bu saatlerde, romatizmal ağrılarda hissedilir bir artış görülmektedir. Kramplar oluşma saati ve kas sıcaklığının gün içindeki en düşük olduğu saatler olduğu belirlenmiştir. Sindirim sisteminin mükemmel bir şekilde çalıştığı saatlerden birinin de bu saatler olması nedeni ile bu saatlerde kahvaltı yapılması önerilmektedir.
•          08.00 : Gün içinde vücut ısısının en düşük olduğu saatlerdir. Aynı zamanda hormon salgısının en yüksek olduğu saatlerdir.
•          09.00 : Vücut içindeki enerji yükselişinin yaşandığı bu saatlerin gün içindeki en verimli saatlerin başlangıcı olarak kabul edilir. Vücudun gün içinde en dinç ve kuvvetli olduğu saatleridir.
•          10.00 : Vücudun kazandığı zindelik ve kuvvetin doruk noktada olduğu saatlerdir. Vücut ısınsının da en yüksek olduğu saatlerdir. Yapılacak sağlık kontrollerinin bu saatlerde yapılması önerilir. Çünkü, organizma faaliyetlerinin en yüksek olduğu saatlerdir. Bu saatlerde vücudun sindirimden sonra salgıladığı glikoz sayesinde, konsantrasyon ile düşüncenin en mantıklı ve verimli olduğu saatlerdir.
•          11.00 : Matematiksel zekanın tavan yaptığı saatlerdir. Fakat bağışıklık sisteminin en az çalıştığı saatler olması nedeni ile hastalık riskinin en yüksek olduğu saatlerdir.
•          12.00 : Sindirim sisteminin işleminin tamamladığı ve açlık alarmlarını vermeye başladığı saatlerdir ve vücut dinlenme ihtiyacı duyduğu saatlerdir.
•          13.00 : Açlık sinyallerinden sonra yenen yemek ile metabolizma çalışmaya başlar ve mide ve bağırsakta işlenen besinler vücuda yayılmaya başlar. İşlem sonrasında yorulan vücut uyku hali yansıtmaktadır. Gün içinde böbreklerin en çok çalıştığı saat olması nedeni ile toksinlerin atıldığı saat olarak gözlenmiştir.
•          14.00 Günlük enerjinin yeniden depolanmaya başladığı saattir ve acının en az hissedildiği saatlerden de biridir.
•          15.00 Vücudun gün içindeki verimliliğin ikinci kez yükseldiği saattir. Kandaki şeker oranı yükseldiği ve gün içinde mutluluk hormonunun tavan yaptığı saatlerdir.
•          16.00 : Kan dolaşımının en iyi olduğu ve adrenalin seviyesinin yükseldiği saatlerdir. Spor için en uygun saattir.
•          17.00 : Kasların güçlü olduğu saatlerdir. Organların yaptığı faaliyetlerin maksimum seviyeye ulaştığı saatledir.
•          18.00 : Mide asidinin en yüksek olduğu saatlerdir. Gün içinde sindirim için en işlek çalıştığı saatlerdir. Akşam yemeği için de en ideal saattir.

•          19.00 Melatonin hormonu tekrar salgılanmaya başlar. Vücut uyku hazırlığına başlar ve kan basıncının düştüğü saatlerdir.
•          20.00 Beyinin öğrenmek için faaliyete geçtiği ve hafızanın iyi saatlerdir.
•          21.00 : Sindirimin sonlandığı saatlerdir. Yorgunluk görülmektedir ve gün içinde vücudun acıyı en fazla hissettiği saatlerden biridir.
•          22.00 Uyku hormonlarının harekete geçtiği saatlerdir.
•          23.00 Stres hormonlarının sıfırlanması nedeni ile insanın sakinleştiği saatleridir ve dikkatin dağıldığı saatlerdir.
•          24.00 : Vücut uyku moduna geçer ve dinlenmek için kendini hazır tuttuğu saatleridir.
Bütün bir günü bu şekilde tamamlayan vücut kusursuz bir mekanizma ile çalışmaktadır.
Yazar: Züleyha Günay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ENERJİ KANCALARI

c1236f2e40b8395e5e6876d6d8b89d54[1]
İnsanlarla ilişki kurmaya başladığımız anda birbirimizle eneri bağları oluştururuz. Bu görünmez bağlara, ben kanca adını veriyorum. Ve kancalar yoluyla birbirimizden beslenmeye başlarız.
Bizler sadece fiziksel bedenlerimizden ibaret değiliz. Vücudumuzun etrafında bir de enerji alanı vardır. Burası tıpkı ikinci bir beden gibi, etrafımızı sarar ve bize yaşam sevinci verir. Enerji alanını, fiziksel bedenimizi saran bir balona da benzetebiliriz. Bu alanda bulunan enerji, kişiye özgüdür. Herkesinki farklıdır, çünkü kişinin duygu ve düşünceleri, korkuları, endişeleri önyargıları, ya da yaşam şekli ile biçimlenmeye başlar. İki insanın ilişki kurmaya başlamasından itibaren enerji alanları arasında gözle görünmeyen bir bağ oluşur. Örneğin, bir aşk ilişkisi yaşamaya başlayan kadın ve erkek arasındaki enerji balonları, görünmeyen kancalarla birbirine bağlanır. İşte o dakikadan itibaren, artık iki kişinin duyguları, düşünceleri, korkuları birbirine akmaya başlar.
Kancalar, en kolay cinsel ilişkide oluşur.
İki kişi bedenlerini birbirine açtığı andan itibaren, duygusal yapıları birbirlerine akmaya başlar. Çünkü o enerji alanları, korkular, endişeler, hatta yaşam dersleri ve bilinçaltı kalıplarının verdiği huzursuzluklardan oluşmaktadır. Aynı şekilde, olumlu duygular, sevinç ve yaşam enerjisi de birbirine karışmaya başlar. Çok uzun birliktelik yaşayan çiftlerin, zaman içinde birbirlerine benzerlik göstermeye başlamaları dikkatinizi çekmiştir. İşte sırf bu yüzden, vücudumuzu kime açtığımız konusunda çok dikkatli olmalıyız.
İki kişi birbiriyle ilişkiye girdiği andan itibaren, enerji alışverişi başlar. Birbirlerine akıttıkları sevgi de bu kancalar yoluyla iletilir. Birbirine sevgi ve olumlu duygular hissettiren kişiler, karşısındakinin enerji alanını besler ve zenginleştirir. Ona ne kadar değerli olduğunu hissettirir. Böylece kök korkularımızdan biri olan başkaları tarafından onaylanma ihtiyacımız, değersizlik duygumuz yok olur ve dengeli bir insan haline geliriz.
Ama ne yazık ki, insanlar bu dengeyi başkalarından aldıkları enerjiyle değil, kendi başlarına kurabilmek zorundadırlar. Bir çok insan hayal edin. Herkesin birbiriyle ilişkisi olduğu için, arada pek çok kanca oluşacaktır. Bu insanlar birbirlerinden beslenmeye devam ederler. Buna yatay beslenme adı veriyoruz. Bu tarz beslenme, bizi başkalarına bağımlı kılar. Sevgilimize, kocamıza, çocuklarımıza, anne ve babalarımıza, bazı arkadaşlarımıza kendimizi bağımlı hissederiz. Artık onların sürekli bizi desteklemesini bekleriz. Bunu yapmadıkları zaman öfkeleniriz. Kırılırız. Hatta kimi zaman onların bizi beslemeye devam etmelerini sağlayabilmek için farkında olmadan duygusal oyunlar oynarız. Özellikle kontrolcü yapıya sahip kişiliklerde, bu tarz oyunlar daha belirgin olur.
Sevgilime bağımlı oldum.
Örneğin, bir kadın ve erkek birbirlerine aşık olurlar. Aşkın ilk günlerinde erkek kadını sık sık arar. Kadın bundan beslenmeye başlar. Erkeğin iltifatları, ilişkiyi rayına oturtana kadar onu el üstünde tutması, kadındaki değersizlik duygusunu azalttığı için oluşan kanca görevini yapmaya başlar. Artık kadın bu yoğun ilgiden beslenmeye başlamıştır ve eğer hayatında değer duygusunu artırabilecek başka alanlar yoksa, bir tür bağımlılık geliştirir. Bu tıpkı uyuşturucu almaya başlamak gibi bir şeydir.
Daha sonra erkek ilgisini yavaşlatmaya başlar. Bu hem erkeklerin hem de ilişkinin doğasında vardır. Erkek ilgisini normal boyutlara indirirken, kadın sebepsizce acı çekmeye başlar. Sürekli ilişkinin nereye gittiğini düşünür. Endişelenir. Üzülür.
Olumsuz duygu ve düşünceler başladığı andan itibaren, artık kanca ters yönde işlemeye başlamış, erkek kadının enerjisinden beslenir olmuştur. Kadının enerji alanı yavaş yavaş küçülürken, erkeğinki büyümeye başlar.
Aslında bundan kötü bir taraf yoktur. Hem kadın hem de erkek, bunu bilinçsizce yaparlar. Birbirini besleyebilmek çok güzel bir duygudur. Ama, çoklukla insanlar arasında bunun tersi de yaşanır. Birbirinin yaşam enerjisini çalan insanlar vardır. Üstelik enerji çaldıklarının farkında değillerdir, ama sonuçta kendilerini iyi hissedeceklerini bilirler. Karşısındakinin ruhsal ve duygusal durumunun ne olacağına aldırış etmezler.
Enerji vampirlerinin pek çok yöntemleri vardır.
Bunların en bilineni, karşısındaki kişiyi suçlu hissettirmektir. Bunun için bir insan diğerine bağırabilir, aşağılayabilir, alay edebilir, ya da kendisini acındırabilir. Sonuçta karşısındaki kişi kendisini suçlu hissederse yaşam enerjisi çalınacak, kendisini güçsüz ve yeteneksiz hissedecektir.
Bir başka yöntem, karşımızdaki insana sessiz ve mesafeli durmak, duygularımızı saklamaktır. Mesafeli durduğumuz zaman, karşımızdaki insan bizim ne hissettiğimizi ve düşündüğümüzü bilemez ve endişeye kapılır. Endişe ve huzursuzluk, yaşam enerjimizin karşımızdaki kişiye geçmesini sağlar.
Karşımızdaki insana aşırı sevgi vermek ve bunun karşılığını beklemek de bir çeşit enerji vampirliğidir. Kontrolcü kişiliklerin baş vurduğu bu yöntem, anne çocuk ilişkilerinde ya da karı koca ilişkilerinde sıklıkla yaşanır.
Sonuçta, karşımızdaki kişiye olumsuz duygular yaşatıyorsak, onun yaşam enerjisini çalıyoruz demektir. Peki, yaşam enerjimiz çalındığı zaman ne olur?
Genelde, yaşam enerjimiz küçüldüğünde, yaşamdan zevk alamayız. Günlük işlerimizi yapamaz hale geliriz, çünkü en ufak bir iş bile bize külfet gibi görünür. Sürekli bir can sıkıntısı duyarız. Yüreğimizde, sebebini bilmediğimiz bir ağırlık oluşur. Toleransımız azalır. Bir gün önce başkalarına dağıtacak sevgimiz varken, bir anda kendimizi dibe vurmuş gibi, sanki derin bir kuyuya inmiş gibi hissederiz. Artık başkalarına sevgi vermek yerine, onlardan beslenmeye çalışırız.
Bütün bu yaşanan olumsuzluklara rağmen, kancalar sağlıklıdır ve insanların birbirine sevgi akıtabilmeleri için oluşurlar.
Dikey Beslenmek
İnsanların başkalarına bağımlılık geliştirmemeleri, ve başkalarından enerji çalacak yöntemlere başvurmamaları için, dikey beslenmeyi öğrenmeleri gereklidir.
Her insanın ruhu, çeşitli zenginliklerle doludur. Bu zenginlikleri, yaratıcılık alanlarımızı keşfederek bulabiliriz. Örneğin, bir ressam, resim yaparken kendisinden beslenir. Çünkü o sırada ruhundaki zenginlikleri ifade etme fırsatını bulmuştur. New York’ta yaşarken bir kanser hastamın takı yapmaktan hoşlandığını keşfetmiş ve kendisine her gün en az 1 saat bu işle uğraşmasını tavsiye etmiştim. Kendisine çok iyi gelmiş, adeta duygusal ve ruhsal bir terapi gibi iş görmüştü.
İnsanların kendilerini hiç korkusuzca, olduğu gibi ifade edebilmeleri, en büyük güç kaynağıdır. Bu, herkese tarif edilemez bir mutluluk ve doyum verir. Hayatımızda hobilerin yer alması, iste bu yüzden önemlidir. Dikey beslendiğimiz sürece, ne başkalarına bağımlı yaşarız ne de yaşam enerjimizi çaldırırız.
En önemlisi de, hayatta verdiğimiz önemli kararlar hatalı olmaz. Doğru karar verebilmek için bağımsız ve mutlu olmalıyız. Özgür bir zihne ve duygusal yapıya sahip olmalıyız. Hiçbir şeyden korkumuz olmamalı. Başkalarını kaybetme korkusu, bağımlılıklarımızın ardındaki kök korkudur. Bilinçaltımızın derinliklerinde kaybetme korkusu olduğu müddetçe sağlıklı kararlar alıp uygulayabilmemiz hemen hemen imkansız gibidir.
Gelin özgürlüğümüzü ele alalım ilişkilerimizde kuvvetli taraf biz olalım.
(Alıntı)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Nefis Bir Refloksoloji Haritası…

IMG_6427

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »