Piramitleri Kim Nasıl Yaptı:)))

Merak Kediyi Öldürür Mü:)))

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ayna Çalışması- Kendimi Seviyorum…

Now that is what i call Mirror Work….

Please take the time today to look at yourself in the mirror and say “I Love You” it may sound silly to some of you but give it a try and see what happens…

Sevilmeye en muhtaç düşmanımın kendim olduğunu fark edersem….

File:Jung 1910-crop.jpg
“Açı doyurduğumda,
Hakareti affettiğimde,
Düşmanımı sevdiğimde…
Bunlar güzel erdemler.
Fakat ya dilencilerin en fakirinin,
 Suçluların en gaddarının da kendi içimde olduğunu fark edersem.
Ya şefkatime en muhtaç kişinin,
Sevilmeye en muhtaç düşmanımın kendim olduğunu fark edersem….
O zaman ne olacak?”
Carl G. Jung

BOŞ KAYIK…

Bu kayık da boş.. “Zen ustalarının en büyüklerinden biri olan Lin Chi şöyle dermiş: Gençken tekneler beni büyülerdi. Küçük bir kayığım vardı ve yalnız başıma göle açılırdım. Saatlerce orada kalırdım. Bir seferinde güzel bir gecede kapalı gözlerle, kayığımda meditasyon yapıyordum. Akıntı aşağı boş bir kayık geldi ve benimkine çarptı.

Gözlerim kapalıydı, bu yüzden şöyle düşündüm: ‘Biri kayığıyla geldi ve kayığıma çarptı.’ İçimde öfke yükseldi. Gözlerimi açtım ve öfke içinde adama bir şey söyleyecekken kayığın boş olduğunu fark ettim. O zaman hareket edecek yön kalmadı.
Öfkemi kime ifade edecektim? Kayık boştu. Yalnızca akıntı aşağı yüzüyordu ve gelip benim kayığıma çarpmıştı. Bu yüzden yapacak hiçbir şey yoktu. Öfkemi boş bir kayığa yansıtamazdım. Gözlerimi kapattım.
Öfke oradaydı ama çıkış yolu bulamadığımdan gözlerimi kapattım ve öfkeye doğru geri geri yüzdüm. Ve o boş kayık benim fark edişim oldu. O sessiz gece, içimde bir noktaya geldim. O boş kayık benim ustamdı.
Ve artık biri gelip bana hakaret ettiğinde gülüyorum ve diyorum ki: ‘Bu kayık da boş…’ Gözlerimi kapatıyorum ve içeriye gidiyorum.”
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Düz Yol Seni Usta Şoför Yapmaz…

Bu hayatta ne öğrendin diye soranlara şunları söylemek isterim;

Bu hayatta ne öğrendin diye soranlara şunları söylemek isterim;
Duygudan önce, aklı kullanmak gerektiğini öğrendim…
Özgür iradeye saygı duymak gerektiğini öğrendim…

Yumuşaklığın dayanıklılığını, yanıma almayı öğrendim…

Dostluğun; bizlere bahsedilmiş en kıymetli armağan olduğunu öğrendim…

”Bu da gelir bu da geçer” demeyi öğrendim…

Yaşam boyu öğrenci olmanın önemini öğrendim…

İnsanın bu hayatta bir duruşu olması gerektiğini öğrendim…

Seçimlerimin sonuçlarına razı gelmeyi öğrendim…

Kimseyle yüzgöz olmamak gerektiğini öğrendim…

Kızgınken susup oturmak gerektiğin öğrendim…

Boşa konuşmayı değil, yapmanın esas olduğunu öğrendim…

Hatır, gönül için hiç bir şey yapmamayı öğrendim…

Sağlıklı olmanın nimetini, Şükür kelimesinin sihrini öğrendim…
Önce ”Allah” sonra ”ben” demesini öğrendim…

Hayatımın merkezini kendim yapmayı öğrendim…
Ömer Hayyam’dan   ” Ben varsam bu dünya var, ben yok o da yok” demesini öğrendim…
İşte bu kadar basit :))

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

”Anette The Hic”

images[6]

”Anette The Hic”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Mutluluğun 7 Adımı:

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Merkeze Dostluğu Aldın Mı Tamamdır:)))

Merkeze Dostluğu Aldın Mı Tamamdır:)))
Anette İnselberg

Kar nasıl eridiyse, önce suya sonra toprağa karıştıysa; dıygularımız da sürekli değişim dönüşüm ve devinim içindeler. Ne ilginç…

Kar nasıl eridiyse, önce suya sonra toprağa karıştıysa; dıygularımız da sürekli değişim dönüşüm ve devinim içindeler. Ne ilginç…
Anette İnselberg

Önce Dostluk Lazım, Ötekiler Geçiyor…

Way is experience… Way is learning… Way is weird… Way is enigmatic… Way is coincidence…

Saman Altından Su Yürütmek Deyiminin Hikayesi…

 

Vaktiyle bir ova köyünde köylüler tarlalarını sulamak için ırmağın suyunu nöbetleşe kullanmak üzere anlaşmışlar.

Irmak boyunca bulunan tarlalar, açılan kanallar vasıtasıyla sıra ile sulanıyor, herkes ziraatı ile meşgul oluyormuş. Köyün açıkgözlerinden birisi daha fazla su alabilmek için tarlasından derin ama ince bir kanal kazıp ırmaktan su çalmayı aklına koymuş.

Kanalı gizlemek maksadıyla da üzerine çalı çırpı ve taşlarla örtüp araziye uydurmuş. En üstüne de saman yığınları koymuş ki kimse kanaldan şüphe etmesin.
Bir müddet sonra ırmağın daha aşağısındaki tarlalara giden suyun azalması üzerine köylüler durumu araştırmaya karar vermişler. Ne çare ki arayıp taramaları sonuçsuz kalmış. Daha yukarıda akan suyun birden bire azalmasına anlam verememişler.
Nihayet tarlaları dolaşıp bakmaya başlamışlar. Kaçak su alan köylünün tarlasına geldiklerinde, bostan havuzunun hep dolu oldukları dikkatleri çekmiş. Üstelik saman yığınları, su üzerinde yüzmekteymiş.
Bu suya bu samanlar nereden geliyor diye araştırınca saman yığınlarına ulaşmışlar ve hileyi anlayıp samanları eşeleyince kanalı bulmuşlar. Bunun üzerine köyün ihtiyar heyeti toplanmış ve köylüyü falakaya yatırmışlar. Değneği vururken diyorlarmış ki:
– Saman altından su yürütürsün ha! Al bakalım hak ettiğin cezayı!…
Bugün deyim, başkalarına sezdirmeden menfaat temin eden, yahut insanları birbirine düşürüp ortalığı karıştıranlar hakkında kullanılmaktadır.

alıntı

“Rüzgara, gelgite ya da denize aldırmıyorum artık. Zamana ya da kadere isyan etmiyorum, yanımda olması gereken zamanı gelince yanımda olacak çünkü.” – Shakespeare

“Rüzgara, gelgite ya da denize aldırmıyorum artık. Zamana ya da kadere isyan etmiyorum, yanımda olması gereken zamanı gelince yanımda olacak çünkü.” – Shakespeare

 

 

– Shakespeare