“…Seni resmen… “…bırakıyorum.

Photo: Katılır mısınız bilmem; derler ki: “Erkek kadınla hiç değişmeyeceğini umarak evlenir; kadınsa erkeği eninde sonunda değiştirebileceğini umarak...    Sonuç, her ikisi için de hayal kırıklığıdır:    Kadın çabuk değişir; erkek hiç değişmez.    Ve kadın, arzuladığı erkeği oğlunda büyütmeye çalışır.”    İlginç bir tez bu...    Dikkatli okunduğunda bir paradoks kendini ele veriyor:    Tez doğruysa o değişmeyen erkekleri de her kadın kendi eliyle yetiştiriyor demektir.    Neden olmuyor?    Sanırım cevap, ana-oğul ilişkisinin karmaşasında saklı...    Cloeen Sell'in Bir Fincan Huzur” kitabında (Arkadaş, 2010) “Anneler ve oğulları için yazılmış öyküler” var.    Birçok öyküde, bahsettiğim sorunun tezahürleri yazılmış.    Çoğu anne, oğlunu istediği kalıba dökemediğinden dertli...    Barbara Marshak, sık rastlanan bir ergen tavrını işlemiş:    6. sınıfı bitiren oğlu, okula giderken onu yanında istemiyormuş. Servise bindirirken, “Yanımda durma” diye bağırmış bir gün...    Annesi az öteye gidince “Biraz daha uzaklaş anne” diye seslenmiş.    Epey uzaktan izlediğinde de “Anne eve dön” diye kızmış.    Marshak, aynı yaşta kendisinin de annesinin okula gelmesinden duyduğu utancı hatırlıyor.    Öyküsünün adı:    “Şimdi biraz mesafe gerek.”    Bir başka “mesafe” öyküsü Jeannette Valentine'dan...    Oğlunun mezuniyet törenini anlatıyor.    Dekan, velileri selamladıktan sonra öğrencilere dönüp “Mezunlar lütfen ayağa kalkın” diye bağırıyor.    Mezunlar ayaklanıyor.    “Şimdi dönüp velilerinize bakın” diyor Dekan...    Oğullar, yüzünü arka sıralardaki velilere doğru dönüyor.    Dekan diyor ki:    “Beyler, şu an sizi büyütenlerin huzurundasınız. Onlar sizi ilk günden itibaren sevgi ve anlayışla destekledi. Şimdi onlara, önünüzdeki yeni hayata hazır olduğunuzu söylemenizi istiyorum. Lütfen benden sonra tekrarlayın.”    “Ben...” diyor Dekan...    Mezunlar “Ben...” diye tekrarlıyor.    “Şimdi isminizi söyleyin!”    Herkes ismini söylüyor.    “Benim için yaptığın fedakârlıklara müteşekkirim.”    Hep bir ağızdan tekrarlıyor mezunlar...    “Benimle gurur duyacaksın.”    “Ama istediğin gibi biri olabilmem için...”    Velilerin merakla beklediği son cümle can yakıcı:    “...lütfen beni bırak!”    Sonra Dekan velileri ayağa kaldırıyor. Onlara oğullarının yüzüne karşı “Seninle gurur duyuyorum” dedirtiyor. Ve aynı cümleyi tersten okuyor:    “...ve istediğin gibi biri olabilmen için...”    “...seni resmen...    “...bırakıyorum.”    Veliler gözyaşları içinde tekrarlıyor.    Bir oğlun yuvadan kanatlanış töreni adeta...    Erkekte arzuladığı değişimi başaramayan kimi kadınlar, onu oğullarında yaratmak ister.    Ama bu hırs, oğulların “Ben ayrı bir varlığım” direncine toslar.    Ve çoğu zaman, istenenin tam tersi sonuç verir.    Erkek çocuk, annesine direnerek büyür.    Anne ısrar ederse, o direnç, oğlanda karaktere dönüşür.    Ve erkekte değişim ümidini çaresizce gelin devralır.    Bu kısır döngünün kırılabilmesi, oğulların kendi ayakları üzerinde durabilmesi, değişebilmesi için “biraz mesafe” şarttır.    Maharet, “Lütfen beni bırak” diye haykırmadan, onu koltuğunun altından uçurabilmek, kanatlandırabilmektir.    Sağlam karakterler, biraz da bunu başarabilmiş annelerin eseridir.    Tüm annelerin ellerinden öperim...- Can DündarKatılır mısınız bilmem; derler ki: “Erkek kadınla hiç değişmeyeceğini umarak evlenir; kadınsa erkeği eninde sonunda değiştirebileceğini umarak…

  Sonuç, her ikisi için de hayal kırıklığıdır:      Kadın çabuk değişir; erkek hiç değişmez. …    Ve kadın, arzuladığı erkeği oğlunda büyütmeye çalışır.” İlginç bir tez bu…      Dikkatli okunduğunda bir paradoks kendini ele veriyor:      Tez doğruysa o değişmeyen erkekleri de her kadın kendi eliyle yetiştiriyor demektir.      Neden olmuyor?      Sanırım cevap, ana-oğul ilişkisinin karmaşasında saklı…

 Cloeen Sell’in Bir Fincan Huzur” kitabında (Arkadaş, 2010) “Anneler ve oğulları için yazılmış öyküler” var.      Birçok öyküde, bahsettiğim sorunun tezahürleri yazılmış. Çoğu anne, oğlunu istediği kalıba dökemediğinden dertli…

Barbara Marshak, sık rastlanan bir ergen tavrını işlemiş: 6. sınıfı bitiren oğlu, okula giderken onu yanında istemiyormuş. Servise bindirirken, “Yanımda durma” diye bağırmış bir gün…      Annesi az öteye gidince “Biraz daha uzaklaş anne” diye seslenmiş. Epey uzaktan izlediğinde de “Anne eve dön” diye kızmış. Marshak, aynı yaşta kendisinin de annesinin okula gelmesinden duyduğu utancı hatırlıyor.

Öyküsünün adı: “Şimdi biraz mesafe gerek.” Bir başka “mesafe” öyküsü Jeannette Valentine’dan…      Oğlunun mezuniyet törenini anlatıyor.      Dekan, velileri selamladıktan sonra öğrencilere dönüp “Mezunlar lütfen ayağa kalkın” diye bağırıyor.      Mezunlar ayaklanıyor. “Şimdi dönüp velilerinize bakın” diyor Dekan…      Oğullar, yüzünü arka sıralardaki velilere doğru dönüyor.      Dekan diyor ki: “Beyler, şu an sizi büyütenlerin huzurundasınız.

Onlar sizi ilk günden itibaren sevgi ve anlayışla destekledi. Şimdi onlara, önünüzdeki yeni hayata hazır olduğunuzu söylemenizi istiyorum. Lütfen benden sonra tekrarlayın.”      “Ben…” diyor Dekan…      Mezunlar “Ben…” diye tekrarlıyor. “Şimdi isminizi söyleyin!” Herkes ismini söylüyor. “Benim için yaptığın fedakârlıklara müteşekkirim.” Hep bir ağızdan tekrarlıyor mezunlar… “Benimle gurur duyacaksın.”      “Ama istediğin gibi biri olabilmem için…” Velilerin merakla beklediği son cümle can yakıcı: “…lütfen beni bırak!” Sonra Dekan velileri ayağa kaldırıyor.

Onlara oğullarının yüzüne karşı “Seninle gurur duyuyorum” dedirtiyor. Ve aynı cümleyi tersten okuyor: “…ve istediğin gibi biri olabilmen için…”      “…seni resmen… “…bırakıyorum.” Veliler gözyaşları içinde tekrarlıyor.      Bir oğlun yuvadan kanatlanış töreni adeta…      Erkekte arzuladığı değişimi başaramayan kimi kadınlar, onu oğullarında yaratmak ister.      Ama bu hırs, oğulların “Ben ayrı bir varlığım” direncine toslar.

Ve çoğu zaman, istenenin tam tersi sonuç verir.      Erkek çocuk, annesine direnerek büyür.      Anne ısrar ederse, o direnç, oğlanda karaktere dönüşür.      Ve erkekte değişim ümidini çaresizce gelin devralır.      Bu kısır döngünün kırılabilmesi, oğulların kendi ayakları üzerinde durabilmesi, değişebilmesi için “biraz mesafe” şarttır.      Maharet, “Lütfen beni bırak” diye haykırmadan, onu koltuğunun altından uçurabilmek, kanatlandırabilmektir.

Sağlam karakterler, biraz da bunu başarabilmiş annelerin eseridir.      Tüm annelerin ellerinden öperim…

– Can Dündar

Kimi Bekleyeceğini İyi Düşün…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . Leave a Comment »

Bir adamın namazı, niyazı sizi aldatmasın. O adamın dirhem ve dinarla yani para ile olan ilişkisine bakın…

İlk özür dileyen en cesurdur, ilk affeden en güçlü, ilk unutan ise en mutludur…

Benimle hiç vakit geçirmek istemiyorsun…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bütün ruhlar, gruplar halinde yolculuk ederler…

Yağ yakan sebze ve meyveler:

Papaya:
Sindirim sistemini aktive ediyor.
Ananas:
Sindirim sistemini güçlendiriyor.
Karpuz:
Kalori açısından oldukça fakir bir meyve. Vücuttaki fazla suyun dışarıya atılmasını sağlıyor.

Kuşkonmaz:
Vücuttaki fazla suyu dışarıya atan en etkili sebze.

Patates:
Bağ dokusunda birikmiş olan fazla suyu içeriyor.

Enginar:
Vücuttaki fazla suyu dışarıya atıyor ve tuzun olumsuz etkilerini en aza indiriyor.

Domates:
İçeriğindeki C vitamini cildi sıkıştırıcı etki gösteriyor.

Kereviz:
Böbreklerin işlevini güçlendiriyor ve toksik maddelerin dışarıya atılmasını sağlıyor.

Brokoli:
Vücut ısısını artırarak yediklerinizi çabuk yakmanızı sağlar

Bürüksel lahanası:
Hem çözünür posa hem de çözünmez posa olmak üzere yüksek posa içeriğine sahiptir. Bu sayede tokluk hissi vererek açlığı dengeler

Havuç:
Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Kereviz:
A, B ve C vitaminleri ile başta fosfor olmak üzere çinko, bakır, mangan ve selenyum minerallerini içerir.
Salatalık:  İdrar söktürücü ve kanı temizleyicidir. Bağırsakları yumuşatır ve kabızlığı giderir.

Patlıcan:
A, C ve B vitaminleri ile kalsiyum, fosfor ve demir mineralleri içerir.Bağırsakları yumuşatır ve idrar söktürür

Kıvırcık:
Kalsiyum minerali ile A ve C vitaminleri açısından zengin bir sebzedir. Ayrıca B, D, E vitaminleri ve demir, sodyum, bakır, iyot, fosfor ve çinko mineralleri içerir. Sindirimi kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür. Kabızlığı giderir. Vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur.

Ispanak :
Sindirimi kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür. Hemoroite (Basur) iyi gelir.

Kabak:
İdrar söktürür ve kabızlığı giderir. Mide ve bağırsakları yumuşatır.

Mutluluğun sırrı basit: Yapmayı gerçekten sevdiğin şeyin ne olduğunu bul ve tüm enerjini bunu yapmaya yönlendir.

Photo: Çoğu insan fiziksel, entelektüel veya ahlaki açıdan olsun kendi potansiyel varlıklarının çok azını kapsayan dar bir çemberde yaşar. Hepimiz içinden hayal bile etmediğimiz şeyleri çekip çıkarabileceğimiz yaşam sarnıçlarına sahibiz. Yaşamda hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Olumsuz deneyim diye bir şey de yoktur. Yalnızca kendi bilgeliğini kazanma yolunda olgunlaşmak, öğrenmek ve ilerlemek için fırsatlar vardır. Güçlükten güç doğar. Acı bile mükemmel bir öğretmendir. Mutluluğun sırrı basit: Yapmayı gerçekten sevdiğin şeyin ne olduğunu bul ve tüm enerjini bunu yapmaya yönlendir.W. James.Çoğu insan fiziksel, entelektüel veya ahlaki açıdan olsun kendi potansiyel varlıklarının çok azını kapsayan dar bir çemberde yaşar. Hepimiz içinden hayal bile etmediğimiz şeyleri çekip çıkarabileceğimiz yaşam sarnıçlarına sahibiz.

Yaşamda hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Olumsuz deneyim diye bir şey de yoktur. Yalnızca kendi bilgeliğini kazanma yolunda olgunlaşmak, öğrenmek ve ilerlemek için fırsatlar vardır. Güçlükten güç doğar.

 Acı bile mükemmel bir öğretmendir.   Mutluluğun sırrı basit: Yapmayı gerçekten sevdiğin şeyin ne olduğunu bul ve tüm enerjini bunu yapmaya yönlendir.

 W. James.

Nefes aldığın sürece onu aldıranı hisset, bu seni mucizeler ile karşılaştıracaktır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . Leave a Comment »

Uzun Evliliğin Sırrı…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , , . Leave a Comment »

SAKIZLI MUHALLEBİ

Photo: ::::::::::::::::::SAKIZLI MUHALLEBİ::::::::::::::::::::::Malzemeler 4 su bardağı süt3 kahve fincanı un1 damla sakızı1.5 su bardağı toz şeker1 kahve fincanı hindistan cevizi10 çilek Tarifi  Bir kaba sütü boşaltıp içersine un, şeker, dövülmüş damla sakızını ilave ederek mikserde erittin. Ağır ateşte karıştırarak 15 dakika pişirin.Pişirdiğiniz karışımı mikserde tekrar çırpın. Soğuduktan sonra üzerini hindistan cevizi ve çilekle süsleyip servis yapın.Malzemeler

4 su bardağı süt

3 kahve fincanı un

1 damla sakızı

1.5 su bardağı toz şeker …

1 kahve fincanı hindistan cevizi 10 çilek   Tarifi  Bir kaba sütü boşaltıp içersine un, şeker, dövülmüş damla sakızını ilave ederek mikserde erittin. Ağır ateşte karıştırarak 15 dakika pişirin. Pişirdiğiniz karışımı mikserde tekrar çırpın. Soğuduktan sonra üzerini hindistan cevizi ve çilekle süsleyip servis yapın

Bu üç şeyi bu dünyada kimse bilemez…

Fotoğraf

Kötü bir işin en gizli şahidi vicdanımızdır…

Temizlikte Son Durum…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . Leave a Comment »

Bu gün hiç tebessüm ettin mi?

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , , . Leave a Comment »