Her şeye ara verip kendiniz için bir şeyler yapmanızın zamanı gelmedi mi?

kalp-merdivenleri[1]

 

Her şeye ara verip kendiniz için bir şeyler yapmanızın zamanı gelmedi mi?
İşte kendiniz için yapmanız gereken yedi şey…

  1. Senin için doğru insanlarla görüş… Gülümseyen, anlayışlı, mutluluk veren
  2. Anı kaçırmadan yaşamaya başla…Şimdi buradasın, nefes al, huzuru hisset
  3. Mutluluğunu ön plana al… Ancak sen mutlu olursan mutlu edebilirsin
  4. Kendine karşı dürüst olmaya başla… Sana doğru gelmeyen şeyi hayatından çıkart
  5. Problemlerinle yüzleş ve çözüm üret… Nasıl pozitif bir çıkış bulabilirim
  6. Kendine karşı nazik ol… Kendini yargılamaktan vazgeç, kendini küçümsemekten vazgeç, kendini sev
  7. Yeni ilişkiler kurmaya açık ol… Yürümeyen ilişkilere tutunma çabandan vazgeç
  8. Kaynak: mistik yol
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsanların Yüz İfadelerini Taklit Ederek Ne Hissettiklerini Anlayabilir Miyiz?

insanlarin-yuz-ifadelerini-taklit-ederek-ne-hissettiklerini-anlayabilir-miyiz-bizsiziz.com_[1]

 

“Birisinin ne kadar bilge ya da ne kadar aptal, ne kadar iyi ya da ne kadar kötü olduğunu ya da ne düşündüğünü anlamak istediğimde yüz ifademi olabildiğince onunkine benzetirim ve ardından zihnimde ya da kalbimde, bu ifadeye uygun düşen hangi duygu ve düşünceler ortaya çıkacak diye beklerim.” –Edgar Allan Poe, “Purloined Mektubu”

 

Poe’nun bir kısa öyküsünden yaptığımız yukarıdaki alıntı, tahmin oyunlarını kazanmak için empatik becerilerini kullanan akıllı bir öğrenciye atıfta bulunmaktadır. Bu, aynı zamanda 2015 yılında Trends in Cognitive Sciences‘da yayımlanan ve yüz ifadelerini taklit etmenin duyguları okuyabilmemize nasıl yardımcı olduğunu ortaya koyan bir araştırma makalesinin de epigrafıdır.

 

Poe’nun kısa öyküsündeki bu öğrencinin stratejisi, aslında bizlerin de etkileşim içerisinde olduğumuz insanlara dair bilinçsiz olarak uyguladığımız, işe yarar bir yöntemdir. Başkalarının yüz ifadelerini taklit ediyoruz ve araştırma makalesi, aynı yüz ifadelerini yaptığımızda bu hareketlerin aynı duyguları yaşamamıza yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Bu sensorimotor uyarım, diğer kişinin ne hissediyor olabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor. Bu nedenle, mimikleri taklit etmek, başkalarının duygularını okumamıza olanak sağlıyor.

 

Öte yandan, bu durumun tersi de doğru olabilir. Bazı deliller, taklit yetisindeki zayıflamanın, duyguları anlama yetimizi azalttığını gösteriyor. Örneğin, Basic and Applied Social Psychology ‘de yayımlanan bir araştırmada, erkek bebeklerin emzik emme sürelerinin uzaması, bu çocukların büyüdüğünde ağızla ilgili duygusal ifadeleri ve nihayetinde de başkalarının yüz ifadelerini taklit etmede daha az başarılı olduklarını ortaya koydu. (Aynı etki kız çocuklarında gözlemlenmedi.) PLoS One‘da 2014 yılında yayımlanan bir başka araştırmada da, şeffaf diş düzeltici ve koruyucu (ifadeleri taklit edebilmeyi engeller) kullanan üniversite öğrencilerinin, bu koruyucuyu kullanmayan öğrencilere kıyasla gerçek ve sahte gülüşleri birbirinden ayırt etmede daha başarısız oldukları ortaya koyuldu.

 

Nasıl Olur?

 

Yüzümüze yansıttığımız ifadeler içeride ne hissettiklerimizdir. Peki süreci tersine çevirsek? Yani, yüzümüzü bir ifadeye soksak, bu ifade ile ilgili duyguları içeride hissedebilir miyiz? Bu durum mümkün görünüyor. Örneğin, kendinizi gülmeye zorlarsanız, daha iyi hissedebilirsiniz. Yüz felci yaşayan insanlarda, ağızın köşelerini kaldırmayı ve hareket ettirmeyi sağlayan elmacık kemiği (zigomatik) kasının hareketsizlik derecesi kişinin depresyon olasılığını güçlendirir.

 

İşte bu yüzden, başka bir insanın çehresini taklit ettiğimizde, duygularla ilişkili aynı iç bağlantı bizde de aktif hale gelir ve aynı zamanda bu duyguları da –en azından kendimize has versiyonlarını– taklit ederiz.

 

Gülümsemenin; neden mutlulukla ya da asık suratlılığın neden üzüntü ile ilişkilendirildiğini merak ediyor olabilirsiniz. Bunun nedeni, pek çok ifadenin o kadar da evrensel olmamasıdır. Bu ifadeler öğrenme ve kültür tarafından şekillendirilmiş kısa, incelikli ve kişiye özgü yüz jestleridir. Farklı duygular, tutumlar ve niyetler; kaş pozisyonundaki, kafa eğikliğindeki ya da dudak hareketindeki hafif bir değişimle ifade edilebilir. Taklit yoluyla, bu duygusal ifadeleri isimlendirmeden veya onları düşünmeden bile anlayabiliriz.

 

Öte yandan, duyguları anlamak için yüz taklidi yapmak mutlak suretle gerekli değildir. Örneğin, yüz ifadelerine ilişkin bilgiyi engelleyen, yüz kaslarındaki bir zayıflık ya da felç durumu olan Moebius sendromuna sahip insanlar, hala diğer insanların duygularını okuyabiliyor. Bilim insanları, bir başkasının ifadelerinin zihinsel işlemesi sürecinde ilk olarak yüz taklidinin mi yoksa duygusal tanımlamanın mı önce geldiği konusunda tam olarak bir sonuca varmış değiller. Bir hipoteze göre, taklidin duyguları tetiklemesinden ziyade, yüz taklidi bir başkasının duygusal tanımlamasının yansımasıdır. Yani bu hipoteze göre, yüz taklidi birincil değil ikincildir. Öte yandan, motor ve mental tepkilerin birbirini ortaklaşa etkiliyor olması da mümkündür.

 

Taklit Ettiğimiz Şey Ne Gördüğümüzü Etkileyebilir

 

Taklit yetisi; yalnızca daha soyut ve empatetik hisler şeklinde, duygusal algıyı değil, aynı zamanda görsel algıyı da etkileyebilir. Ağustos 2016’da Psychonomic bulletin & review‘de yayımlanan bir araştırmada, yüz hareketlerini engelleyen jel bazlı bir yüz maskesi takan katılımcıların, duygusal ifadelerde küçük değişiklikler gösteren fotoğrafları ayırt etmede güçlük yaşadıkları ortaya koyuldu. Yapılan çalışmada, katılımcılara öfkeliden üzgüne doğru bir süreklilik içeren tek bir fotoğraf gösterildi. Ardından katılımcılara, birisi henüz gördükleri, diğeri de geçiş sürecini içeren iki fotoğraf gösterildi ve henüz gördükleri fotoğrafın hangisi olduğunu belirlemeleri istendi. Jel bazlı maske takan katılımcıların, jel maskesi takmayan kontrol grubuna kıyasla fotoğrafları ayırt etmede daha az başarılı oldukları görüldü. Bu da bir ifadeyi taklit etmenin onu tam anlamıyla görmede önemli olduğunu ortaya koyuyor.

 

Nasıl Deneyebilirsiniz?

 

Hemen şimdi yüz ifadelerini taklit etmeyi deneyeceğiniz bir karşılıklı konuşma için heyecanlanıyorsanız, bir hatırlatmada bulunmamız gerekiyor. Birisi sizi dinlerken onun mimiklerini taklit ederek konuşmaya çalışmak oldukça zordur. Çünkü karşılıklı konuşmalar kendi taklit sistemlerini içerir, yüz ifadelerinin taklidine ilişkin bu dinamikler kendinizin konuşmacı olmadığı durumlara daha kolay uygulanabilir. Örneğin, daha önce tanımadığınız birisiyle karşılaştığınızda deneyin.

 

Birisi size gülümsüyorsa, bu durum onun yaklaşılabilir ve tehlikeli olmadığını ve/veya size benzer bir kategorinin üyesi olduğunun göstergesidir. Buradaki en önemli nokta, “Bu bir yaklaşılabilir gülümseme türü.” genel etiketlemesi yapmamanızdır. Çünkü farklı bir gülümseme türü sizi geri de itebilir. Bu tarz bir duygusal anlama, dilini bilmediğiniz bir ülkede özellikle işe yarar olabilir. Eğer başkalarıyla konuşma anlamında iletişim kurabilme yetisinden yoksun olduğunuz bir ülkedeyseniz, kişinin yüz ifadelerini taklit etmek size gerçekten de incelikli veriler sunar. Ancak, “Tamam güldü, o halde arkadaş olabiliriz.” de dememelisiniz. Çünkü bunu yapmanın biraz ahmakça bir davranış olacağını da biliyorsunuzdur. Bunun yerine, taklit ettiğiniz gülümsemenin anlamına göre davranışlarınızı ayarlamalısınız.

 

Peki, yazımızın girişinde alıntıladığımız Poe kısa öyküsündeki gibi, insanlar başkalarını bilinçli bir şekilde taklit etme yeteneklerini geliştirerek, kendi duygusal kavrayışlarını geliştirmeyi öğrenebilir mi?

 

Poe’dan yaptığımız alıntıda bilinçli yapılan bir eylemden bahsediliyor. Kişi, bunu bilinçli yapmayı deneyebilir, ancak bizler genellikle otomatik ve kasıt içermeyen biçimde yaptığımız için bu durum biraz zor görünüyor. Kendiliğinden olan ve kasıt içeren ifadeler, beynin farklı alanlarının çalışmasını gerektirir, dolayısıyla, bilinçli ve bilinçsiz yapılan taklidin etkileri muhtemelen aynı olmayacaktır.

 

Bu yazının kaynağı: BilimFili.com”İnsanların Yüz İfadelerini Taklit Ederek Ne Hissettiklerini Anlayabilir Miyiz? ”

 

https://bilimfili.com/insanlarin-yuz-ifadelerini-taklit-ederek-ne-hissettiklerini-anlayabilir-miyiz/

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Uzun Boyunlu Kadın Figürleriyle Amedeo Modigliani’nin Tablolarından Seçmeler…

“Bir senin gözlerin var zaten daha yok
Ya bu başını alıp gidiş boynundaki
Modigliani oğlu Modigliani” (Cemal Süreya)
Amedeo Modigliani, 12 Temmuz 1884’te İtalya’nın Livorno kentinde doğdu. Yahudi ailesinin en küçük oğlu olan Modigliani, ressamın doğumundan kısa süre önce iflas eden bir işadamı olan Flaminio Modigliani ve eşi Eugenia Garsin’in dördüncü çocuğu olarak fakir bir hayata gözlerini açtı. Daha on yaşında iken tüberküloza yakalanan Modigliani hayatı boyunca sürecek olan hastalığı ile yaşayacaktı. İlk öğretmeni ve kendisini sanata yönlendiren de kültürlü bir kadın olan annesiydi.

14 yaşında annesi onu Laverno’daki usta ressam olan Guglielmo Micheli’nin sanat okuluna kaydetti. Hocası Micheli, Macchiaioli adı verilen ve Fransız izlenimcilerine yakın, renge ve manzaraya ağırlık veren yerel bir İtalyan resim akımına dahildi. Modigliani burada 1898’den 1900’e değin çalıştı. Bir yandan Rönesans sanatının tesiri, diğer yanda Leutrac ve Giovanni Boldini gibi ressamların üsluplarının etkileri ilk dönem çalışmalarını derinden etkiledi.

the-tuscan-road[1]

The Tuscan Road, 1899
1901 de önce Floransa’ya ve 1903 yılında da Venedik’e taşınan ve Istituto di Belle Arti’ye kaydolan Modigliani burada ilk kez haşhaş içmeye başladı. Ömrü boyunca arttırarak sürdürecektir bu aşırı yaşam tarzını. Paris’te Montmartre’ye yerleşti ve bir stüdyo kiraladı. Modigliani gösterişli giysileri ve tavırları ile fakirliğini bohemlik örtüsü altına gizlemeye çalıştı. Bu dönemde Picasso, Utrillo, Jean Cocteau ve Soutine gibi sanatçılarla tanıştı.

lamazone[1]

L’Amazone, 1909
Modigliani, yakın arkadaşı ve doktoru Paul Alexandre’nin Barones sevgilisi Marguerite de Hasse de Villers’in portresini yaptı. Kadını beyaz gömlek, siyah bir kravat, siyah pantolon, siyah şapka ve siyah eldivenleri, sarı ceketiyle, erkeksi kıyafetlerle tasvir etmesine rağmen duruşuyla son derece feminen bir kadın görünümü vermiştir. Ceketin sarısı resimde belirgin bir şekilde öne çıkarılmış, çıkık elmacık kemikleri, uzun çenesi, yüzüne göre küçük ve büzülmüş gibi duran dudakları, kısılmış gözleri ve yay biçimli kaşlarıyla daha sonraki yıllarda tasvir edeceği kadınlardan bir hayli farklıdır.
Çok miktarda alkol, haşhaş ve absent kullanmaya, kadınlarla günübirlik ilişkiler yaşamaya başladı. Kadınlar onu dayanılmaz şekilde çekici bulurken, ressamın kendi de kadınlara hayrandı. Bu nedenle, kadın portreleri ve nü çalışmalarının eserlerinin merkezinde olması şaşırtıcı değildir.

the-cellist[1]

The Cellist, 1909
Çello Çalan Adam tablosundaki çizgi, renk ve fırça darbesini aşmakta ve artık Modigliani’nin özgün tekniğini göstermektedir. Paris’te yaşadığı dönem boyunca ciğerleri kötüledikçe ve uyuşturucu ve alkol bağımlılığı sağlığını bozdukça defalarca annesinin yanına gidecektir. Aynı yıl tanıştığı heykeltıraş Brancusi vasıtasıyla Afrika heykelleri ve maskları ile tanışan Modigliani 1913’e değin bu yönde de çalışmalar yaptı.
Her şey senin için: Gün boyunca dualarım,
Uyuşturan ateşi uykusuz gecelerin;
Şiirlerimin beyaz sürüsü,
Ve mavi yangını gözlerimin..
Hiç kimse daha yakın olmadı bana,
Hiç kimse böylesine üzmedi beni,
Acıya salıp gidenler bile,
Okşayıp bırakanlar bile hatta.
Anna Akhmatova, 1915

portrait-of-beatrice-hastings[1]

Portrait of Beatrice Hastings, 1915
(1914 yılında tanıştığı ve iki yıl boyunca fırtınalı bir aşk yaşadığı İngiliz kadın şair ve yazar Beatrice Hastings)

madam-pompadour[1]

 

Madam Pompadour, 1915
Modigliani zaman zaman Paris sokaklarında izlediği kişilerin portre çizimleri yaptı. Konunun bir taş duvar önünde çizilmiş olması, gerçek ve kusursuz görüntüsü arasında uyumsuzluk olduğunu göstermektedir. Yüzün hacmi, yanakların kırmızılaştırılmış cepheden düzlükleriyle, farklılık yaratan beyaz, uzun çizgilerle sağlanmıştır. Yüzün sol kenarını çevreleyen kenar çizgisinin çenenin altında kaybolması ustaca yapılmıştır. Sağ kenarda çene ve boyun arasındaki boşluk küçük bir ışık ve gölge farklılığı alanı ile verilmiştir. Kübizmin etkisi sadece kolajda değil, yüzün her iki yanında, başın biraz dönük olmasına rağmen aynı biçimde yansıtılmasında görülmektedir.
Resimlerini karakteristik bir şemaya indirgemesi, Chaim Soutine ve Blaise Cendrars’ın portrelerinde görülebileceği gibi modellerinin kişiliklerini resme yansıtmasına engel olmamıştır. Modigliani ‘‘Aradığım gerçek değil, gerçeküstü de değil sadece bilinçaltı. Beni sadece insan ilgilendiriyor çünkü yüzü doğadaki en ulvi şey.’’ der.

woman-with-a-black-tie[1]

 

Woman With A Black Tie, 1917
Modigliani’nin çizgiyi kontrollü kullanımı, kadının başının üstünden sağ yanağına, oradan da sağ omzu ve kolu boyunca inen çizgide belirgindir. Ritmik eğriler uçuşan kravata paraleldir. Bu resimde bir zarafet ve soyluluk havası vardır, geri planın işlenişi de buna katkıda bulunmaktadır. Resimdeki arka plan, resmin tümünde aynı şekil ve ustalıkla birleştirilerek uygulanmış neredeyse tamamen soyut bir alandır. Figürün beyaz ve siyah renk tonlarına yumuşak fırça darbeleriyle sürülmüş parlak renkler karşıt tonlar oluşturmaktadır. Bu karşıtlık resmin hemen hemen ortasında bulunan çok parlak bir alanla, kadının kırmızı dudaklarıyla daha da belirginleştirilmiştir. Modelin zarafeti, kesin çizgilerden şeklin gevşek görüntüsüne geçilerek daha iyi anlatılmıştır. Oval başın sert çizgileri daha sonra gövdenin oynak çizgilerine, kravatın uçlarının ince çizimine ve bluzun alt kısmına açılır.

jeanne-hebuterne-5[1]

 

Modigliani’nin son aşkı Jeanne Hébuterne “Ruhunu görebildiğimde, gözlerini de çizeceğim.” dediği kadındır. 1917’de sanatçı Jeanne Hébuterne ile de şair arkadaşı Zborovski’nin evinde tanışır. Ancak Jeanne’nin koyu Katolik ailesi Modigliani Yahudi olduğundan ilişkilerine karşı çıkar, ancak onlar birlikteliklerine devam eder ve 1918’de Jeanne Modigliani adlı tek kızları doğar.

jeanne-hebuterne[1]

Portrait of Jeanne Hébuterne, 1917

madame-georges-van-muyden[1]

Madame Georges van Muyden, 1917

jeanne-hebuterne-3[1]

Jeanne Hébuterne (with a scarf), 1919

self-portrait[1]

Self Portrait, 1919
Bu çalışmasında başın hafifçe yukarı kalkması ve yüz çizgileri diğer portrelerine benzemektedir. Fakat teknik değişiktir. Yanak kemiğinde ve çene çizgisinde görülen keskin olağan kenar çizgisi, yüz çizgilerinde ve saçlarında daha az çizgisel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Resim empresyonist tekniği anımsatmaktadır. Renk, ışığı zapteden ve yansıtan kırık darbelerle ince olarak uygulanmıştır. Figür Modigliani’nin insan vücuduna verdiği plastik görünümden yoksundur. Arkası ve çevresinde boşluk yok gibidir, aldatıcı görüntüye yardım ederek perspektif yaratan iskemle aynı etkiyi vermemektedir.

jeanne-hebuterne-4[1]

Portrait of Jeanne Hébuterne, 1919
1920 yılbaşı gecesinden sonra hastalandı, 4 gün evden çıkmazlar. Ressam olan bir komşuları, meraklanıp gittiğinde, Modigliani’yi bitkin şekilde Hébuterne’e yaslanmış, çaresiz yatar şekilde bulur, doktor çağrılır. İleri derecede tüberküloz menejit olduğu ortaya çıkar. 24 Ocak 1920 tarihinde henüz 35 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.
Amadeo Modigliani Paris’in neredeyse tüm sanat çevresinin katıldığı büyük bir cenaze töreniyle toprağa verildi. Dokuz aylık hamile olan eşi Jeanne Hébuterne ertesi gün ailesinin evinin 5. kat penceresinden atlayarak intihar etti. Öfkesi dinmemiş olan Hébuterne ailesinin nihayet 1930 yılında Jeanne’ın mezarının Modigliani’nin yanına taşınmasına izin vermesine dek ayrı mezarlıklarda yattılar. Modigliani’nin mezar taşında “Mutluluk ve şöhret anında ölüm tarafından yakalandı”, Hébuterne’ninkinde ise “Sıradışı fedakarlığa dek sadık bir eş” yazmaktadır. Kızlarını, Modigliani’nin kız kardeşi büyütür. Anne ve babasını 15 aylıkken kaybeden kızları Jeanne Modigliani 1958 yılında Modigliani: Man and Myth adında babasını anlatan bir kitap yazmıştır.

Kaynak: leblebi tozu

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ayağınızda Dayanamadığınız Nasır Varsa…

27657576_143800796293478_832233871270833639_n[1]

Ayağınızda dayanamadığınız türde bir nasır varsa, gece yatmadan önce üzerini kalın bir dilim domatesle kapatıp strech film sarın ve yine üzerine çorap giyip o gece o şekilde uyyun.

Sabah kalktığınızda o nasırım bir daha çıkmamak üzere kökünden söküldüğünü göreceksiniz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mucizevi Bitki Kekik…

kekik-mideye-iyi-gelirmi[1]

 

Kekik
İdrar yolları hastalıklarına karşı çok faydalıdır. Böbrek taşlarını parçalar ve düşürür. Hazmı kolaylaştırır, sindirim organlarını dezenfekte eder, hatta H.Pylori ve Candida’dan korur, iltihabı kurutur, mideyi, gözü ve kalbi kuvvetlendirir. Kasık ağrılarını keser, iştahı açar. Yemeklerde devamlı kekik kullanmak görme gücünü korur ve arttırır.
Çayı içilirse ter ve ağız kokusunu giderir, uykusuzluğa, fiziki ve ruhi bitkinliğe iyi gelir. Sara, anemi ve iktidarsızlığa karşı etkilidir. Bağırsak kurtlarını düşürür. Kekik yağı başa sürülürse baş ağrısına, karna sürülürse karın ağrılarına ve mide kramplarına, göğüs ve sırta sürülürse astım, bronşit, boğmaca ve öksürüğe iyi gelir. 0 30 gr. taze kekik ince ince kıyılır, 200 gr. zeytinyağı ile karıştırılıp 7 gün bekletilir. Sonra yağı süzülüp sos, salata v.s. için kullanılır. Ağrıyan yerlere sürülür.
Kekik tohumları kavrulur ve öğütülür ve bu toz, beze konulup şişmiş basur üzerine sarılırsa, basur küçülüp yok olur. Tohumu bulunamazsa, yabanî kekik de aynı işlem için kullanılabilir. Yabanî kekik yetiştirilmiş kekikten daha etkilidir.
Aidin Salih

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kulağınıza 2 damla dökün ve işitme kaybına elveda diyin!

maxresdefault[1]

Yıllar geçtikçe, özellikle de sağlıklı bir yaşamın gereklerini yerine getirmiyorsak, duyularımız gittikçe azalır.

Genel olarak, yaşlandıkça işitme kaybı sorunlarınız olabilir, ancak bu durum yaş, cinsiyet, ırk veya sosyal statüyü gibi unsurlara göre farklılık gösterir.

Halen işitme zorluğu çeken bir kişiyseniz, probleminizi çözmenizde size yardımcı olacak harika bir doğal formül önereceğiz.

Malzemeler;

3 Diş sarımsak

Zeytinyağı

Damlalık

Pamuk veya gazlı bez

Hazırlanışı; Sarımsağı soyduktan sonra iyice yıkayın, sonra havanda iyice ezin ve üzerine az miktarda zeytinyağı dökün.

İyice karıştırdıktan sonra karışım posasını bir kenara ayırarak içerisindeki sıvıyı damlalığın içerisine alın ve daha iyi bir etki elde etmek için bütün gün sıvıyı bekletin.

Kullanımı; Her bir kulağa 2 ila 3 damla kadar uygulayın, kulaklarınızı pamuklu veya gazlı bezle örtün.

Hayret edilecek derecede işitme becerinizi aşamalı olarak geri kazandığınızı fark edeceksiniz.
Duyu kaybını önlemek için Tuz tüketimini azaltın, azalan tuz tüketimi kulak duyusunun iyileşmesine yardımcı olur. Tuz, vücudun sıvı tutmasına ve kulakların fonksiyonel organlarını etkilemesine neden olur.

Kaynak: istiklsl.com.tr

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadim zamanların iyileştirici gücü gümüş hakkında bilmediklerimiz

Silver-grains_Pori[1]

 

Kapitalizmin önce hasta edip sonra iyileştirme vaadinde bulunan yönetim şekli, 5000 yıldan fazla zamandır insanlık tarafından çeşitli işlerde kullanılan gümüş elementini de günlük kullanımdan çekerek kendine milyarlarca potansiyel hasta müşteri yaratmayı başardı.

İlaç sanayinin ekonomi politikaları üzerindeki etkisi malum. İnsanlık tarihi egemen sermaye güçlerinin üstünü örttüğü, uygulamadan kaldırdığı, değiştirdiği, yasakladığı yüzlerce doğal yöntem, madde, gelenekle dolu. Gümüş de bu gerçeklerden sadece biri.

Bizlere açık açık anlatılmasa da oldukça faydalı bir element gümüş. Çok eski zamanlarda insanlar sağlık alanında bu elementi kullanıyordu.

Faydaları Jül Sezar döneminden beri biliniyor. Romalılar, küçük gümüş parçacıklarını yanıkları, kesikleri ve yaraları tedavi etmek için; Grekler ise şarabı su ve şarap kaplarını bakterilerden temizlemek içinkullanırlardı. Ayrıca Roma döneminde sadece gümüş kaplarda su taşıyan askerlere savaşa gitmeye izin verilirdi çünkü Romalılar gümüş kapların suyu temiz ve saf tuttuğunu biliyorlardı.

14’üncü yüzyılda Avrupa’nın merkezinde nüfusun yüzde 25’i vebadan ölmüştü, sadece çingeneler bu felaketten etkilenmemişlerdi. Çingenelerin tedavi amacıyla gümüşü küçük partiküllere ayırıp açık bir damardan vücuda verdikleri biliniyordu. Partiküller kan dolaşımı sayesinde bütün vücuda yayılıp bakteri ve virüsleri yok ediyordu. Bu partiküllerin gereğinden fazla olması nedeniyle çingenelerin çoğu argyria hastası* olmuşlardı.

 

Doktorlar gümüşün faydalarını biliyor ve hastalarına eğer sağlıklı olmak istiyorlarsa gümüş tabaklarda ve gümüş çatal bıçak kaşık kullanarak yemek yemelerini tavsiye ediyorlardı.

İnsanlar bebeklerine emmeleri için gümüş kaşık vermeye başladı. “Ağzında gümüş kaşıkla doğmak” deyimi o zamanlarda sadece zengin ailelerin zengin çocuklarına alabilmeleri sebebiyle, doğuştan kısmetli olmak manasında buradan türemiş.

Dr. Henry Crookes, 1900’lerin başında gümüşü pek çok hastalığın tedavisinde kullanmış ve bilimsel çalışmaları sonucu bilinen hiçbir mikrobun kolloid gümüşe 6 dakikadan fazla dayanamayacağını söylemiştir. Dr J.Mark Hovel, British Medical Journal’de kolloid gümüşün virüslerin kontrolünde özellikle etkili olduğunu rapor etmiştir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında penisilin keşfedilmesi ve sentetik olarak üretilmesityle tıpta patenti alınmış sentetik ilaçlarla büyük ilaç firmalarını çok zengin eden yeni bir çağ başladı. Bu şirketlerin patentini almadıkları hiçbir şeyi satmayacakları anlamına geliyordu. Tabiatta bulunan maddeler patentlenemez olduğunu da düşününce…

Gümüşün ilk antibiyotik madde olduğu düşünülüyor. Tarihte gümüş metal yaprağı sargı bezi olarak kullanıldı. Bugün gümüş, neredeyse enfeksiyon kontrolünün kritik olduğu her yerde, bandajlardan yanık tedavisinde kullanılan ilaçlara kadar sağlık ürünlerinde çok geniş spektrumda antimikrobiyal özelliliğinden dolayı kullanılıyor.

Amerika’da doğan çocuklara, doğumdan hemen sonra gümüş içerikli göz damlaları, gözde oluşacak enfeksiyonları engellemek için kullanılıyor.

% 95’den daha fazla kızılötesi yansıtırlığa sahip olan gümüşle temas eden radyoaktif enerjinin yüzde 95’i kaynağa geri döner. Yani gümüş radyasyona karşı etkilidir.

450 tür bakterinin DNA’sını bozarak yok edebiliyor. Sedef, şeker, mayasıl, kaşıntı, ayak kokusu gibi birçok rahatsızlığa da iyi geliyor. Yeni hücrelerin çoğalmasını destekleyerek yaraların iyileşmesini hızlandırıyor. Kolloidal Gümüşün HIV virüsünü bir kaç dakika içinde yok ettiği ile ilgili araştırma Dr Xiaojian Yao tarafından “Nanoteknoloji 2012 International Journal”da yayımlansa da bu bilimsel veriye dair hiçbir şey yapılmadı.

İçerisinde gümüş iyonu barındıran tek besin cevizdir. Bu bilgilere bakarsak tüketmeyi ihmal etmemiz gereken en önemli besindir.

Doktorların temelde gümüş suyunu tanımama sebebi yine kapitalist dünya düzenine dayanır. 1906 senesinde bütün büyük ilaç şirketlerini satın alan John D. Rockefeller koloidal gümüşün ilaç satışlarının önünde engel oluşturacağının farkındaydı. Bu sebeple Jude Abraham Felxner yardımı ile Amerika’daki tüm tıp fakültelerinde gümüş suyu konusunun işlenmeyeceği ve bu talimata uymayan tüm profesörlerin lisanslarının elinden alınacağını belirtmişti. İşin ilginç tarafı Rockefeller, ailesinin hiçbir zaman ilaç kullanmasına izin vermemişti…

Gümüş zeolitler, acil durumlarda, deniz suyundan içilebilir su elde etmek için kullanılabiliyor.

Gümüşün MÖ 3100 yıllarında Mısırlılar ve MÖ 2500 yıllarında Çinliler ve Persler tarafından kullanıldığı biliniyor. Yunan tarihinde Atina’daki gümüş madenlerine rastlanıyor. MÖ 800 yıllarına doğru gümüş, Nil nehri havalisinde para olarak kullanılmaya başlıyor. Gümüşü ilk olarak Romalıların işlemeye başladıkları iddia ediiyor.

kAYNAK: BAYKUSH

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

30 Yıldır Baktığı Ağaç Belediye Tarafından Kesilen Yaşlı Adamın İnanılmaz İntikamı

yasli-adam-ve-agac[1]

 

Redondo Beach, Kaliforniya’da yaşayan yaşlı adamın düzenli olarak baktığı ağacı köklerinin kaldırımın üzerine çıkması sebebiyle, belediye tarafından kesilmesine karşı aldığı inanılmaz intikam belediye başkanına gönderdiği mektup ile ortaya çıktı;
“Merhaba sayın belediye reisi. Bugün bu mektupla size ölüm, yeniden doğmak ve intikam üzerine bir hikaye anlatacağım… 3 yıl önce bugün, Sizin başkanlık yaptığınız Redondo şehir konseyi, evimin önünde büyüyen ve 30 yaşında olan ağacı kesme kararı aldı. Bunun tek sebebi ağacın köklerinin kaldırımın üzerine çıkmaya başlamasıydı. Gerçek bir sorun bile değil… Tüm bunların üzerine, ağacın bakımını düzenli olarak ben yaptığım ve evimin önünde olmasında dolayı, ağaç kesim masraflarını da “yasa gereği” bana ödettiniz.

 

O ağaca gerçekten bir aile bireyi gibi bakmıştım. Gerektiğinde gübreledim, zararlılardan korunması için ilaçlar verdim. Bir fideyken dik durabilmesi için ona destek yaptım. Zamanla büyüdü ve çok güçlü bir ağaç oldu. Evladı kendi ayakları üzerinde durmaya başlayan bir baba gibi gururluydum. Ben bu dünyadan ayrıldıktan sonra bile, arkamda benden kalan canlı ve yaşayan bir hatıra bırakmanın verdiği mutlulukla hayatımın son yıllarını geçiriyordum. Ancak sizler belli belirsiz bir bahaneyle, çocuğum gibi gördüğüm, ağacımı öldürdünüz. Bununla da yetinmeyip, cellatının ücretini dahi bana ödettiniz. Başkan, Steve Aspel, 3 yıl önce siz benim evladımı öldürdünüz…
Ve bugün intikam zamanı!

Siz ağacımı kestikten 5 ay sonra, yani bundan 2 yıl 7 ay önce, şehrin belediye yetkisi altındaki çeşitli yerlerine, 45 adet Redwood Kaliforniya çamı ve 82 dev sekoya ektim. Bilmiyor olabilirsiniz, ancak ektiğim bu ağaçların özelliği dev boyutlarda olmaları ve boy atmaya başlamadan önce toprağa sıkı sıkı kök salmaları. Yani siz bu mektubu okuduğunuz sırada, dışarıdan küçük gözüken o ağaçlar toprağa doğru 10 metre kök saldılar bile. Önümüzdeki, aylar içerisinde ise mevsimleri geldiği için akıl almaz bir hızla uzamaya başlayacaklar ve boyları 70 metreye dayanacak…

Siz o gün görmezden gelebileceğiniz bir sorunu, kendinize görev edinip ağacımı kesmiştiniz. Bugün ise, belediye denetimi altında olan yerlerde 100’e yakın dev ağaç büyümekte ve bu ağaçlar benim ağacım gibi kolayca sökebileceğiniz ağaçlardan değil… Bunu yapmaya kalksanız bile, her birinin kökünden sökmek size bir servete mal olacaktır…

İyi günler, sayın belediye başkanı… Sadece kökü kaldırıma çıktı bahanesiyle kestiğiniz o ağacın, bugün 100 ağaç olarak geri döndüğünü size iletmek için bu mektubu yazıyorum ve hayatımın son günlerinde size ağaç dolu bir şehir bırakıyorum. İşte benim intikamım…”

http://filoji.com/30-yildir-baktigi-agac-belediye-tarafindan-kesilen-yasli-adamin-inanilmaz-intikami/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Huzurlu bir yaşam istiyorsanız mutlaka ve mutlaka geçmişi ve geçmişte hayatınızda olan kişileri ve en önemlisi kendinizi affedin.

luiza-xei[1]

 

Kendini sevme çalışmasının nasıl yapılacağı Pozitif Gücün Büyüsü Kitabında Louise L. Hay tarafından anlatılmış olup her sabah ayna karşısında birkaç dakika gözlerinizin içine bakarak kendinize “Kendimi olduğum gibi seviyor ve kabul ediyorum” cümlelerini söylemeyi içeren çok basit ama aynı zamanda çok etkili bir çalışmadır. Gözlerinizin içi parlayana kadar söylemek ve gün içerisinde fırsat buldukça yapmak çok etkilidir. İlk başlarda sanki boş duvara söylüyormuş gibi bir his olur devam ettiğinizde ayna karşısında kendinizi gördüğünüzde hemen sırıtmaya başlarsınız.
Güçlü ve sağlıklı zihin, güçlü ve sağlıklı vücudu yaratır. Yaşadığımız tüm sorunların ve sağlık problemlerinin temelinde geçmişimizi ve etrafımızdaki kişileri affedememek yatar. Yaşadığımız olayları zamanında çözmemiz nedeniyle içimize attığımızın duyguların fiziksel eşdeğere dönüşmek istemeleri sonucunda sahip olduğumuz öfke, kızgınlık, kırgınlık vücudumuzun birçok bölümünde kendini hastalık olarak gösterir. Aynı zamanda sahip olduğumuz öfke kızgınlık vs. duyguları nedeniyle etrafımıza aynı enerjiyi yayarız ve karşılığında da aynı enerjiyi kat ve kat hissedecek olayları yaşarız.
Huzurlu bir yaşam istiyorsanız mutlaka ve mutlaka geçmişi ve geçmişte hayatınızda olan kişileri ve en önemlisi kendinizi affedin. Affetmeyi kendiniz için yapın. Affetmeyi yaparken öfke ve kızgınlık duyduğunuz kişiye bir şey söylemek zorunda değilsiniz. Basit bir öfke ve kızgınlık için yıllarca sırtınızda taşıdığınız küfeyi yükleri boşaltın ki geleceğe daha dinç daha canlı yürüyebilesiniz.
Affetme çalışması için sakin ve rahatsız edilemeyeceğiniz bir yer bulun. İki tane sandalye alın ve karşılıklı koyun. Devamında birine kendiniz oturun diğerine ise öfkeli olduğunuz kişinin oturduğunu hayal edin. Veya kendinizi duvarları beyaz ortada iki sandalye olan bir odada hayal edebilirsiniz. Kucağınıza bir yastık alın. Karşınızda öfkeli kişi oturduğu yerde o kişiye karşı tüm öfke ve kızgınlığınızı yüksek sesle dile getirin. Avazınız çıktığı kadar bağırın çağırın ona olan öfke kızgınlığınızın nedeni olan konuları haykırın. Fiziksel olarak vurmak istiyor olabilirsiniz. Bunun için yastığı kullanın. Ve içinizdeki tüm kötü duyguları boşaltın.
Sana öfkeliyim……. yaptığın için.
Sana kızgınım ………. Şeklinde davrandığın için.
Sana kızgınım benim …….. davranışımın karşılığında ….. davranışında bulunmadığın için vs.
Neden ……………………….. yaptın?
Senden nefret ediyorum çünkü……..
Kibar olacağım diye kendinizi sınırlamayın. Ve bu olayı sadece zihinde yapmayın. Buradaki temel amaç zihnimizi boşaltmak. Zihinde yeniden sarmala girebilirsiniz. Konuşarak, bağırarak ve vurarak yaptığınızda olaya tüm duyularınız katılacak ve kendiniz için o kadar inandırıcı olacaksınız. Öcünüzü aldığınızı hissedin ki affetmeyi kabul edebilesiniz. İçinizdeki öfke kızgınlık, kırgınlık enerjisi bittiğinde doğal olarak rahatlamış olacağınız için olaya çok daha farklı açıdan bakabileceksiniz.
Sizin tarafınızdan söylenecek sözler bittikten sonra karşı tarafın savunmasını alın. Sizin suçlamalarınız için ne diyor. İçinizden onun yerine bir cevap gelecektir.
Cevap geldiğinde onu dinleyin ve kendinize şunu sorun verilen cevap sizin onu affetmeniz için yeterli mi? Gelen cevap sizi tatmin ediyor mu? Bu soruların cevabı evet se onu affetmeye hazırsınız demektir. Onu gerçekten canı gönülden affedin kendinizi ve onu serbest bırakın. Ona sarılın ve gitmesine izin verin.
Bunun için aşağıdaki sözcükleri kullanabilirsiniz.
“ Seni affediyorum. Seni bağışlıyorum. Seni zihinsel ve manevi olarak serbest bırakıyorum. Bana verdiklerin için teşekkür ederim. Onları sevgiyle kabul ediyorum. Onlar bende kalacaklar. Sana verdiklerimi sevgiyle verdim onlar sende kalabilirler. Sana yaşamında iyilik sağlık ve huzur diliyorum. Seni sevgiye kutsuyor ve serbest bırakıyorum. Gitme izin veriyorum. Sen özgürsün bende özgürüm. Yolun açık olsun. “
Canı gönülden yapacağınız affetme çalışması sonrasında o kişi için sizin zihninizde tutunacak hiçbir dal kalmayacağı için odağınızdan çıkacaktır. Zihninizi kontrolü yeniden size geçecektir.
Yaşamımızda en çok suçladığımız kişiler bize en yakın kişilerdir. İlk başlangıçta affetme çalışmalarını anne, baba ve ailenin diğer üyeleri için yapın. Mutlaka ve mutlaka anne ve baba için yapın. Devamında hayatınızda etkili ve önemli olan diğer kişiler için (sevgili, öğretme, patron vs. ) yapın.
Ve en önemlisi o karşı sandalyeye en sonunda kendinizi oturtun ve kendinize duyduğunuz öfke ve suçlamaları açığa çıkartın ve boşaltın.
Belki tek çalışmada aklınıza birçok şey gelmeyecektir. Aklınıza geldikçe diğer günlerde devam edin. İnanın ailenizle ilişkileriniz farklı boyuta taşınacaktır.
Birilerini affedemiyorsanız kesinlikle o konuda kendinizi suçluyorsunuzdur. Kendinize bir inanç kalıbı dayatmanız vardır. Bunu bakın. Kendinizle yüzleşmeyi kabul edin. İnsan olarak kendimizle ilgili bir kusur olduğunda ya da yapmamamız gerektiği bize dikte edilen bir davranış yaptığımızda hemen savunmaya geçer ve olayın sorumluluğunu başkalarına atarız. Ve diğer kişiyi yoğun bir şekilde suçlayarak kendi vicdanımızı sustururuz. Eğer karşı kişiyi affedemiyorsak kesinlikle bu olayda karşımızdaki kişiyi affettiğimizde kendi canımız yanacağı içindir.
Örneğin, bu durum ilişkilerde çok fazla yaşanmaktadır. Karşı tarafın bizi sevmesi bizi istemesi ya da evlilik beklentilerimiz nedeniyle normalde yapmayacağımız davranışları yaparız. İnanç kalıplarımıza ters düşen birçok davranışta bulunuruz. Bizim yaptığımızı düşündüğümüz özveriyi karşı tarafın gerçekten bizim beklentilerimiz doğrultusunda isteyip istemediğini hiç sorgulamayız. Zihin okuma yapar ve karşı tarafın isteyeceği davranışlarda bulunuruz. Sonrasında bir şeyler olur ve karşı taraf beklentilerimiz karşılamadan oyundan çıkar.
Çıplak gerçekle karşı karşıya kaldık. İnanç sistemimize ters gelen davranışlarda bulunduk ve karşılığında beklentimiz karşılanmadı. Önümüzde iki seçenek var olanı olduğu gibi kabul edip sineye çekip oturmak ya da karşı tarafı suçlayarak kurban rolü oynayarak kendimize acındırmak. İşte o zaman egomuz devreye girer ve bizi korumak için karşıyı suçlamaya başlar. Ve tüm benliği ile ona tutunur ki çıplak gerçekle karşılaştığında inanç sistemi yüzünden acı çekmesin. Bu nedenle de karşı tarafı affedemez.
Bu durumun farkına vardığımızda yapmamız gereken en akıllıca yol düşünce kalıplarını sorgulamaktır.
Beş yaşında size yüklenmiş davranış kuralları olmazsa olmaz kurallar mı?
Hata yaptığınızda ne olacağınızdan korkuyorsunuz vicdanınızın kanayan yarasında kanı durduracak olan şey nedir?
İnanın her şey sadece bir ilizyondur. Yapmanız gereken tek şey deneyimle öğrenen bir canlı olduğunuzun farkına varıp diğer insanlara verdiğiniz sizin üzerinizde tasarrufta bulunma yargılama izinlerini iptal etmektir.
Canı gönülden yapacağınız affetme çalışmaları sonrasında bu durumu hayatınıza yansıtmaya başladığınızda huzurlu ve kaliteli bir yaşamın sizi beklediğiniz göreceksiniz.ALINTI

Aspirin yaşlanma karşıtı soyma maskesi

Aspirin-yaslanma-karsiti-soyma-maskesi-376x280[1]

 

Cildimiz vücudun en büyük organıdır ve sürekli olarak dış etkenlere maruz kalır. Piyasada çok sayıda işe yaradığı söylenen ürünler var ama işe yaramaz ve pahalılardır. Size inanılmaz derecede doğal bir peeling göstereceğiz ki cildinizden kir ve ölü hücreler kurtulacak. Doğal peelingin hazırlanması, ucuzluğu ve son derece verimli olması ve üstelik kolaydır.
Aspirin genel cilt kalitesini artıran ev yapımı güzellik ürünlerinde de kullanılır.
Aspirin yaşlanma karşıtı soyma maskesi
İhtiyacınız olan malzemeler:
1 yemek kaşığı.Sade yoğurttan
2 yemek kaşığı.Balın
5 aspirin hapı
Hazırlık:
Yüzünüzü durulamak için soğuk su kullanın ve bir bezi temiz suya batırın. Ardından mikrodalganın içine bir bez koyun ve yarım dakika boyunca ısıtın ve hafif soğutun cildinizi yakmadan uygulayın. Bu yöntemle gözenekleri açacağız. 5-10 dakika yüzünüzde tutun.
Aspirin hapını ezin diğer malzemelerle karıştırıp cilde uygulayın 20 -30 dakika maskeyi bırakın.
Tedavinin, yatmadan önce akşam yapılması önerilir. Cildiniz çok hassassa, bu yüz maskesine dikkat etmeniz önerilir. Herhangi bir istenmeyen reaksiyon olup olmadığını anlamak için önce bu maskenin küçük bir miktarını cildinize uygulayın. Bu yazımızda aspirinle gençleşme aspirin ile nasıl gençleştirir sorularına cevaplar aradık. Sevdiklerimizin de faydalanması için bir kez paylaşalım.

Ayrıca aspirinle yapılan saç maskesini de mutlaka okuyun. Okumak için aşağıdaki resme tıkla.

Kaynak: Kadında Yaşam

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mutlu Olmak İstiyorsan…

19554517_1946449828715867_8555134010219393639_n[1]

  1. Her arkandan konuşana kulak asma
  2. Her söz veren sözünü tutar sunma
  3. Her tanıştığın insanı kendin gibi bilme
  4. Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme
  5. Mutsuz edeni değil, huzur vereni seç
  6. Seni çekemeyenlere gül ve geç
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aç karnına su içtiğinizde başınıza neler gelecek biliyor musunuz?

1_97[1]

 

Zaten birçoğumuz suyun ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunun farkındayız. Hemen hemen her gün bir yerlerde “günde en az 2 litre su içilmesi” gerektiğini okuyor, duyuyoruz. Bununla birlikte çoğu insan soğuk su yerine sıcak veya ılık su içerek vücudu için çok daha mükemmel bir şey yapabileceğinin farkında değil.

İşte bir bakışta ılık su içmenin sağladığı 17 yarar;

1 – Migren
2 – Yüksek tansiyon
3 – Düşük kan basıncı
4 – Eklem ağrısı
5 – Kalp atışının aniden yükselmesi ve azalması
6 – Epilepsi
7 – Artan kolesterol düzeyi
8 – Öksürük
9 – Beden rahatsızlığı
10 -Golu ağrısı
11 – Astım
12 – Hooping öksürüğü
13 – Damar tıkanıklığı
14-Uterus ve İdrar ile ilgili hastalık
15 – Mide sorunları
16 – İştahsızlık
17 – Ayrıca gözler, kulak-boğaz ile ilgili tüm hastalıklar.

SICAK SU NASIL KULLANILIR

Sabah erkenden kalkın ve mideniz boşaldığında yaklaşık 4 bardak ılık su için. Başlangıçta 4 bardak yapamayabilir, ancak yavaş yavaş yapacaksınız.

DİKKAT : Böbreklerimiz saatte 800 ml ile 1000 ml suyu süzebilir. Bu nedenle bir seferde 4 bardaktan fazla su içilmesi de zamanla böbreklere zarar verebilir.

✅ NOT: Suyu aldıktan sonra 45 dakikalık bir şey yemeyin. Sıcak su terapisi sağlık problemlerini makul bir süre içinde çözecektir:

✔ 30 gün içinde şeker hastalığı
✔ 30 gün içinde kan basıncı
✔ 10 gün içinde mide sorunları
✔ 9 ay içinde çeşitli kanser hastalıkları
✔ 6 ayda damar tıkanması
✔ 10 gün içinde iştah azalması
✔ Uterus ve ilgili hastalıklar 10 gün içinde
✔ 10 gün içinde burun, kulak ve boğaz problemleri
✔ 15 gün içinde kadın sorunları
✔ 30 gün içinde kalp rahatsızlıkları
✔ Baş ağrısı / migren 3 gün içinde
✔ 4 Ayda kolestrol
✔ Epilepsi ve felç 9 ayda sürekli
✔ Astım 4 ayda

SOĞUK SU SİZİN İÇİN KÖTÜ BİR SEÇENEK

Soğuk su sizi genç yaşta etkilemezse, yaşlılıkta size zarar verir.

* Soğuk su, kalbin 4 damarını kapatır ve kalp krizine neden olur. Soğuk içecekler kalp krizinin ana nedenidir.
* Ayrıca karaciğerde sorunlar da meydana getirir. Yağ karaciğeri sıkıştırabilir. Karaciğer nakli için bekleyen insanların çoğu soğuk su içilmesinin kurbanlarıdır.
* Soğuk su midenin iç duvarlarını etkiler. Büyük bağırsağı etkiler ve Kanser ile sonuçlandırır.

Aç karnına su içmek için 10 sebep…
Kahvaltıdan önce 1 ya da 2 bardak su içmek toksinlerden kurtulmak ve vücudumuzun ihtiyaç duymadığı maddelerin atılımını sağlamak için idealdir. Bu sayede, her günün başlangıcında su, metabolizmamızı hızlandırır ve hastalıklardan korunmamıza yardımcı olur.

Gece boyunca, vücudumuz hücrelerimizi tamir etmek ve kendini yenilemek için çalışır. Bu nedenle sabahları aç karnına bir bardak su içmek atık maddelerin idrar yoluyla atılmasını sağlayacağından çok faydalıdır.

Aç karnına bir ya da birkaç bardak su içmek; alkol, tütün, kirlilik, kötü beslenme sonucunda vücudumuza giren zararlı maddelerin etkisini azaltmaya yardım eder.
Su cildimizin en iyi dostlarından birisidir ve cilt sağlığı için çok faydalıdır. Aç karnına 2 bardak su içmek cildimizin esnekliğini ve gerginliğini korumasına yardımcı olur ve erken kırışıkların oluşmasını engeller.

Sabahları su içmek, yaşamsal organlarımızın su ihtiyacını karşılar ve sağlıklı bir şekilde işlemelerine yardım eder.
Aç karnına 2-3 bardak su içmek kilo vermeye yardımcı olur. Su, vücuttaki toksinleri atmak dışında yağ ve kalori yakımına da katkı da bulunur. Ayrıca, açlık hissini bastırarak gereksiz ve fazla yemenin önüne geçer.

Sabahları su içmek lenf bezlerimizin ve bağırsak yolumuzun sağlığını koruyarak ve kortizol değerlerimizi kontrol etmemize yardımcı olarak bizi enfeksiyonlardan korur ve genel sağlığımıza katkıda bulunur.

Aç karnına bir bardak ılık su içmek, güne enerjiyle başlamanın iyi bir yoludur. Sabahları karşılaşabileceğimiz uyku halini ve yorgunluğu gidermeye yardımcı olur.
Kahvaltıdan önce su içmek, bağırsak hareketlerimizi canlandırarak kabızlığı önlemeye yardım eder.

Eğer gastrit ve benzeri sorunlar yaşıyorsanız su en iyi yardımcılarınızdan birisi olabilir. Aç karnına en az 3 bardak su içmek midenizdeki asit düzeyini düşürmeye ve gastrite neden olan krampları gidermeye yardımcı olacaktır.

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

kAYNAK: hAYAT MUTFAKTA

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Neden Evinizin Her Köşesine Tuz Dökmelisiniz?

tuzun_sasirtici_kullanim_alanlari_h1617_e1ae8[1]

 

Tuz insanlığın var olduğu günden bu yana sayısız alanda insanlığa hizmet etmiş çok özel bir şey. Temizlikten diş ağrısına kadar girmediği, faydalı olmadığı yer yok. Yüz yıllar boyu gıdaları bozulmadan saklamak için kullanılmış.

Düşünsenize, insanlığın en temel ihtiyacının tek çaresi o olmuş. Sonra sağlık alanında şifa saçmış. Temizlik, evet temizlik için muhteşem bir detay. Birçok insan evindeki bir çok eşyayı dezenfekte etme ve temizlemede bu etkili malzemeyi içinde zehirli bir bileşen barındırmadığı için tercih ediyor..

Evinizde tuz kullanmanız için çok farklı sebepler var! İşte Tuzun Kullanım Alanları

Tuzun tercih edilmesin bir diğer önemli sebebi de tuzun ucuz fiyatlara satın alınabilmesidir. Temizlik ürünlerinin pahalı olmasının yanı sıra, marketlerde bulunan birçok ürünün içeriğinde ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilecek zararlı kimyasallar var.

1-) Tuz, karıncaların yayılmasını engeller :

Eğer pencerelerinizde, kapılarınızda ve yiyeceklerin bulunduğu dolaplarda karıncalar varsa ve onları yok etmek istiyorsanız, sadece karıncaları gördüğünüz alana bir tutam tuz bırakın. Bu ayrıca rutubeti azaltır ve evinizi nemlendirir.

2-) Tuz ayrıca bakır, gümüş ve pirinçle kaplı alanlarda doğal cilalayıcı işlevi görür :

Bu tip eşyalar zamanla renklerini kaybedebilir. Bu problemlerin önüne için tuz ve elma sirkesiyle bir karışım yaparak geçebilirsiniz. Eşyaları, yüzeyleri parlayana kadar bu karışımla silin. Ayrıca kirli ve lekeli yüzeyleri de bu doğal karışımla temizleyebilirsiniz.

3-) Ayrıca musluk başlıklarını da yeniden parlatır :

Yeterli miktarda tuz ve sıcak suyu karıştırın, tamamen karıştıktan sonra mutfak ya da banyo musluğunuzda kullanın. Tuz ayrıca tıkanıklığa ve kötü kokulara sebep olan birikintiyi çözecektir.

4-) Aracınızın ya da evinizin pencerelerine doğal bir temizlik ürünü “Tuz” :

4 lt sıcak su ve en az iki yemek kaşığı suyu birleştirin. Tamamen eriyene dek karıştırın ve sonra camlarınızdaki inatçı lekeleri temizlerken kullanın. En iyi tarafı da, kullandıktan sonra bile etkisini uzun süre göstermesi!

5-) Cildinizi genç gösterecektir :

Tuzu isteğinize göre ya lavanta yağıyla, ya da zeytinyağıyla karıştırın. Karışımı vücudunuzda kullanın. Birkaç dakika bekledikten sonra ılık suyla durulayın. Hızlı sonuç elde edeceksiniz ve de cildiniz genç ve gerçekten sağlıklı görünecek.

6-) Diş ağrısına bir tedavi olarak :

Dişinizde ağrı ya da ağız yarası şikâyetiniz varsa tuzu etkili bir tedavi yöntemi olacak şekilde kullanabilirsiniz. Tek yapmanız gereken sıcak su ve tuzu karıştırmak ve birkaç dakika çözünmesini beklemek. Sonra ağzınızı bu karışımla çalkalayın. Bu doğal reçete size kısa sürede çok iyi sonuçlar verecektir.

7-) Diş beyazlatmak ve ağız bakım sağlığı :

Eşit ölçüde kabartma tozu ve tuzu daha beyaz dişler ve ağız içi bakımı yapmak için karıştırın. Bu karışımı istediğiniz zaman kullanabilirsiniz. Dişlerinize doğal bir parlaklık verecektir.

😎 Kıyafet yıkarken daha iyi sonuçlar :

Kıyafetlerinizin çekmesini önlemek için, bir miktar tuzu çamaşır makinenize kıyafetlerinizle birlikte ekleyin. Kıyafetlerinizi güneşte kurutursanız faydasını göreceksiniz.

9-) Halı ve perdelerinizin rengini geri getirin :

Halı ve kilimlerinizin renklerini geri getirmek istiyorsanız, bu tuzlu solüsyonu kullanın. Bu solüsyonla halılarınız tıpkı yeni gibi görünecek. Sadece bir kez yıkamayla bile sonuç almaya başlayacaksınız. Bir bez parçasını konsantre edilmiş tuzlu suya batırın, birkaç dakika bekledikten sonra bezi alıp halınızı, perdenizi ya da kiliminizi ovarak temizleyin. Birçok insan bu yöntemi devamlı kullanıyor.

Bununla birlikte birçok insan da bu yöntemin, markette satılan deterjanların bile çıkartamadığı lekeleri bile çıkarttığını söylüyor.

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

kAYNAK: hAYAT mUTFAKTA

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Odanıza Koyacağınız Bu 5 Bitkiyle Uykusuzluk Sorununuza Elveda Diyeceksiniz

d62b980df40ebad85d6559355083c323a8495d3f[1]

 

Bugünlerde birçok kişi uykusuzluk sorunu yaşıyor. Ancak uykusuzluk probleminizi kendi kendinize çözmeniz de mümkün. Belki hayat tarzınızı değiştirmeyi, yediğiniz içtiğinize dikkat etmeli veya daha fazla spor yapmayı düşünmelisiniz.
Herkesin buna farklı bir çözümü vardır. Belki de uykusuzluk sorununuzu gidermek için sırtınızı bitkilere dayamanın sırası gelmiştir.
İşte yatak odanıza koyacağınız ve uykunuzu düzenleyecek o beş bitki:
1)Lavanta :
Lavantanın anksiyete, depresyon ve uykusuzluğa iyi geldiği biliniyor. Birçok kişi banyoda lavanta yağı içeren ürünler kullanıyor. Yapılan araştırmalarda ise lavantanın strese neden olan hormon kortizolü düşürdüğü kanıtlandı.
Yatak odanıza neden lavanta koymayasınız? Bütün gece rahat hissedeceksiniz.
2)Aloe Vera :
Yapılaş çalışmalarda aloe veranın havadaki zehirli kimyasalları emdiği ve bolca oksijen ürettiği görüldü.
Ayrıca bu bitki uykusuzluk sorunu yaşayanlara da yardımcı oluyor.
3)Tavşankulağı :
Tavşankulağı daha iyi nefes almanıza yardımcı olur ve sinir sisteminizi güçlendirir. Bolca oksijen üreten bitki havadaki karbondioksiti de emerek oda içindeki havayı düzenler.
Daha rahat uyumanıza yardımcı olan bitki ayrıca baş ağrılarını geçirir ve tansiyonu dengeler.
4)Sarmaşık :
Evde en kolay yetiştirilebilecek bitkilerden biri de sarmaşıktır. Havadaki zehirli kimyasalları emer ve taze oksijen sağlar.
Ayrıca sarmaşık küflenmeyi %94 oranında önler. Odasında sarmaşık olan daha temiz ve rahat nefes alır.
5)Yasemin :
Sadece büyüleyici kokmazlar. Aynı zamanda insanların sağlığını da olumlu yönde etkilerler.
Yasemin yıllardan beri alternatif tıbbın gözbebeğidir. Yapılan araştırmalarda ise yaseminin uyku kalitesini arttırdığı görülmüştür.
Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…
kAYNAK: hAYAT MUTFAKTA

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Odanıza Koyacağınız Bu 5 Bitkiyle Uykusuzluk Sorununuza Elveda Diyeceksiniz

794[1]

Bugünlerde birçok kişi uykusuzluk sorunu yaşıyor. Ancak uykusuzluk probleminizi kendi kendinize çözmeniz de mümkün. Belki hayat tarzınızı değiştirmeyi, yediğiniz içtiğinize dikkat etmeli veya daha fazla spor yapmayı düşünmelisiniz.

Herkesin buna farklı bir çözümü vardır. Belki de uykusuzluk sorununuzu gidermek için sırtınızı bitkilere dayamanın sırası gelmiştir.

İşte yatak odanıza koyacağınız ve uykunuzu düzenleyecek o beş bitki:

1)Lavanta :

Lavantanın anksiyete, depresyon ve uykusuzluğa iyi geldiği biliniyor. Birçok kişi banyoda lavanta yağı içeren ürünler kullanıyor. Yapılan araştırmalarda ise lavantanın strese neden olan hormon kortizolü düşürdüğü kanıtlandı.

Yatak odanıza neden lavanta koymayasınız? Bütün gece rahat hissedeceksiniz.

2)Aloe Vera :

Yapılaş çalışmalarda aloe veranın havadaki zehirli kimyasalları emdiği ve bolca oksijen ürettiği görüldü.

Ayrıca bu bitki uykusuzluk sorunu yaşayanlara da yardımcı oluyor.

3)Tavşankulağı :

Tavşankulağı daha iyi nefes almanıza yardımcı olur ve sinir sisteminizi güçlendirir. Bolca oksijen üreten bitki havadaki karbondioksiti de emerek oda içindeki havayı düzenler.

Daha rahat uyumanıza yardımcı olan bitki ayrıca baş ağrılarını geçirir ve tansiyonu dengeler.

4)Sarmaşık :

Evde en kolay yetiştirilebilecek bitkilerden biri de sarmaşıktır. Havadaki zehirli kimyasalları emer ve taze oksijen sağlar.

Ayrıca sarmaşık küflenmeyi %94 oranında önler. Odasında sarmaşık olan daha temiz ve rahat nefes alır.

5)Yasemin :

Sadece büyüleyici kokmazlar. Aynı zamanda insanların sağlığını da olumlu yönde etkilerler.

Yasemin yıllardan beri alternatif tıbbın gözbebeğidir. Yapılan araştırmalarda ise yaseminin uyku kalitesini arttırdığı görülmüştür.

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

kAYNAK: hAYAT MUTFAKTA

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »