30 Yaşıma Geldim Kimse Beni İstemiyor…

Mısırın Faydaları

 

Atıştırma, çorba, ana yemek ve salatalarda kullanılır. Kebap, haşlama, ızgara ve patlamış mısır gibi çeşitleri vardır.

Uzmanlar anavatanı Güney Amerika olan ve günlük yaşantımızda salatalardan pilavlarımıza kadar kullandığımız mısırın sağlık açısından da oldukça yararlı bir besin olduğunu belirtiyor ve sağlığına önem verenlerin bol bol mısır tüketmesi tavsiyesinde bulunuyor.

Mısır tam bir vitamin deposudur. B1 vitamini, patotonik asit B5 vitamini, folat, niasin B3 Vitamin ve C vitaminini de bol miktarda içermektedir. Mısır ayrıca diyetsel liflerin, fosfor ve magnezyum minerallerinin iyi bir kaynağıdır.

Düşük yağlı kompleks karbonhidrata sahiptir.

Mısırın Sağlığa Faydaları ve İyileştirici Yönleri
Bir bardak mısır günlük lif ihtiyacının yaklaşık % 23’ünü karşılayacak kapasitededir. Yapılan araştırmalar mısırın yüksek kolesterol seviyelerini düşürdüğü, kolon kanseri riskini azalttığı ve İrritabl bağırsak sendromunun bir kısım rahatsızlık verici semptomlarını hafiflettiği göstermiştir.

Mısırda hem çözünen hem de çözünmeyen lif bulunur. Çözünür lifler, kolesterol ile karaciğerden safraya bağlanır. Sonra da vücuttan geçerek kolesterolü alır. Kolesterola ve kalbe iyi gelir.

Belirgin miktarlarda ki folik asit, niasin ve sağlamış olduğu magnezyum ile de son derece faydalı bir besindir.

Mısır, folat, aminoasit ve B vitamini açısından da zengindir. Bu 3 bileşen, Homosistem seviyelerini düşürür. Önemli metabolik süreçleri üretir. Homosistem düzeyleri yükseldiğinde, kalp krizi, inme veya periferik damar hastalıkları görülebilir.

Şu hesaplanmıştır ki folatın günlük değerinin % 100’ünün alınması halinde bu sadece kendi başına her yıl itibari ile muzdarip olunan kalp krizi sayısını % 10 itibari ile geriletebilir.

Mısırda bol miktarda magnezyum bulunur. Magnezyum doğanın sahip olduğu kalsiyum kanal blokörüdür. Arter ve venlerin çevresinde yeterli magnezyum olduğu zaman derin nefes bir iç çekme ile gevşemeyi sağlar…

Mısır vücutta oksijen ve besinlerin dağılımını iyileştirir.

Çalışmalar göstermiştir ki magnezyum eksikliği sadece kalp krizi ile ilişkili olmayıp fakat kalp krizinin hemen akabinde yeterli magnezyumun yoksunluğu kalbe serbest radikal hasarını kolaylaştırır.

Bu itibarla kısmen gevşetici etkileri ile birlikte, mısırda bulunan magnezyumun. Ayrıca astımı ve migren gibi durumların ağırlığını azalttığı, yüksek kan basıncını düşürdüğü ve arteroskeleroz ve diabetik kalp hastalığı riskini gerilettiği gözlenmiştir. Bir kupa mısır magnezyuma yönelik günlük değerin % 16,4’ünü sağlar.

Kanserle savaşır: Akciğer kanseri riskini azaltan antioksidan özelliklere sahip karotenoid içerir 8 yıl boyunca mısır yiyen kişilerin kanser olma riskinin % 27 azaldığı izlendi. Yardımcı gıdalar, papaya, kabak, portakal, kırmızı biber ve şeftalidir. Sindirim sistemini sağlıklı tutar ve kolon kanserini önleyicidir.

Anemiyi engeller: Mısırdaki B12 vitamini ve folik asit, demir eksikliği sonucu oluşan kansızlığı önler. Sindirim sistemini temizler. Mısırdaki çözünmez lifler hemoroid ve kabızlık gibi sindirim rahatsızlıklarına iyi gelir. Lifler dışkıyı şişiren ve hareketini hızlandıran suyu emer.

Beyni besler: B1 vitamini, beynin temel fonksiyonlarını yerine getirmesini sağlar, bilişsel görevlerini bildirir, enerji sağlar ve gıda dönüşümü için idealdir. Sağladığı Tiamin ile, zihinsel fonksiyonları yerine getirir.

Gözlere iyi gelir: Beta karoten ve folat sayesinde yaşa bağlı dejenerasyonu geciktirir. Beta karoteni A vitamininde bulunur. Ispanak ve havuçtan sonra en çok mısırda A vitamini bulunur.

Şeker hastalarına iyi gelir: Diyabet gıda piramidinde, hububat, bezelye, patates ve fasülyenin yanında, mısır nişastası olarak kullanılabilir. Vitamin ve mineralleri, insülinin makul bir aralıkta kalmasını sağlar.

Cilde faydalıdır: Mısır özü yağı zengin bir linoleik asit kaynağıdır. Bu asitler cildin temeli için gereklidir. Mısır nişastası, döküntü ve tahrişlere iyi gelir.

Gebelikte kullanılır: Hamile kalmak için yeterli miktarda folat gerekir, o da mısırda bulunur. Yeni hücre gelişimine ve gebeliğe yardımcı olur. Mısır ekmeği ve mısır gevreği çeşitlere eklenebilir.

Bağırsak ve karaciğer fonksiyonlarını düzenler
Mısırın yüksek lifli içeriği bağırsak geçişini destekler, kollesterol seviyelerini geriletir ve bağırsak fonksiyonlarını iyileştirir.

Diüretiktir
Düzenli olarak yenilmesi eliminasyonu kolaylaştırması yoluyla sıvı birikimini elimine etmeye yardım eder. Ödem durumunda, bir tencere suda kaynatacağınız bir taze mısır koçanı bir saat süre ile kaynatılıp sıkılıp soğutulur. Ödem durumu iyileşinceye kadar günlük 2 ile 3 kupa arasında içilir; tedavinin sonlanmasında önce bir hafta önce bir kupaya indirilerek devam edilir. Bunun sonrasında dozu ihtiyaca göre 2 ile 3 gün için tekrar edebilirsiniz. Ayrıca sadece püsküllerini kullanmak sureti ile bir diüretik infüzyonu da yapmış olabilirsiniz.

Kaşıntıyı azaltır
Hafif kaşıntıya böcek sokmasına bağlı hafif kaşıntıyı rahatlatmak üzere bir miktar suda çözünmüş az bir miktar mısır nişastasını direkt olarak birkaç dakika süre ile deriye uygulamak üzere lapa halinde uygulayın; suçiçeği gibi çocukluk hastalıklarının sebep olduğu kaşıntılar durumunda ılıklı su banyosuna bir tutam mısır nişastası ekleyin; 15 dakika civarında bir banyo bu hastalıklar sebebi ile ortaya çıkan rahatsızlığı geçici olarak geriletecektir.

İshali tedavi eder
Mısır bağırsak geçişini iyileştirirken diğer yandan ishali birkaç saat içerisinde durdurmanın etkili yoludur. Basit olarak öncesinde kaynatılmış olan bir bardak soğuk suya bir iki çay kaşığı mısır nişastası ekleyin ve bunu bu şekilde için. Meyve, su ve sebzelere ilişkin problemi olan ülkelere giderken küçük bir çanta mısır nişastasını yanınıza almanız kolaylık sağlayabilir.

Böbrek fonksiyonlarını destekler
Böbrek fonksiyonu gerilediğinde ya da azaldığında, bir kupa kaynamış suya bir küçük tutam mısır püskülü ekleyin; 20 dakika boyunca karıştırın sıkın ve bir tatlı kaşığı ile sıcak olarak için.

mylife, 09/02/2012

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kutudan Çıkmak

göynük yedigoller beypazarı 159

Üzgün müsün? Dans et ya da git, duşun altına gir ve beden ısısı kayboldukça üzüntünün bedenini terk ettiğini gör. Başından aşağı akan suyun etkisiyle, aynı ter ve toz gibi üzüntünün de bedeninden temizlendiğini hisset. Neler olduğunu gör.

Zihnini öyle bir duruma sokmayı dene ki, önceki haliyle çalışamasın.
Herşey olabilir. Aslında asırlar boyunca geliştirilmiş tekniklerin hepsi, zihni eski kalıplardan uzaklaştırma çabasından başka bir şey değildir.

Örneğin, öfkeliysen, birkaç derin nefes alman yeterli. Derin bir nefes al ve derin bir nefes ver, iki dakika yeter. Sonra öfkenin nereye gittiğini gör. Zihni şaşırtıyorsun; ikisi arasında bağlantı kuramıyor. ‘Ne zamandan beri,’ diye zihin sormaya başlıyor, ‘birileri öfkeyle derin nefes alıp vermeye başladı? Neler oluyor?’
Herhangi bir şey yap ama bunu asla tekrarlama; işin aslı bu. Yoksa kendini her üzgün hissettiğinde duş alırsan, zihin bunu alışkanlık haline getirecek. Üç ya da dört kereden sonra zihin öğrenir, ‘Bu önemli değil. Üzgünsün; bu yüzden duş alıyorsun.’ O zaman duş üzüntünün bir parçası haline gelir. Hayır, bunu asla tekrarlama.

Her seferinde zihni şaşırtmaya devam et. Yaratıcı ol, hayal gücünü kullan.
Partnerin bir şey söylüyor ve sen kızıyorsun. Genellikle bu olduğunda, ona vurmak ya da bir şey fırlatmak istersin. Bu sefer değişiklik yap: git ona sarıl! Onu kocaman öp, partnerini de şaşırt! Zihnin şaşıracak, sevgilin şaşıracak. Birden hiçbir şey eskisi gibi değil. O zaman zihnin bir mekanizma olduğunu göreceksin; yeni bir şey olduğunda tamamen kayboluyor; zihin yeniyle baş edemez.

Pencereyi aç, bırak taze hava içeri dolsun.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hadi Git Ve Al Kızı…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Biberiye Mucizesi…

LÜTFEN OKUMADAN GEÇME !

1. Eşim evliliğimizden önce başlayan migren ağrılarından şikâyetçi idi ve cebinde bir suru ağrı kesici ilaçlarla dolaşır ve kriz anlarında da başımı kesin de b…u ağrıdan kurtulayım’ derdi. Hacettepe Tip Fakültesi’nde 1980 başlarında MR’ çekilip migren teşhisi konuldu ama olumlu bir sonuç alamadık. 1983 yılında iş yerim Ankara Üniversitesi’nden Gazi Üniversitesi’ ne geçince burada da MR çekilip migren teşhisi konulunca migren tedavisi başladı. Verilen çeşitli haplar etkili olmayınca depresyon tedavisine başlayacağız dediler ve giderek değiştirilen ilaçlar sonucu eşim neredeyse 24 saat uyumaya başladı ilaçların etkisi ile. Bu aşamada ben tedavi ve ilaçları kestirdim. Bitkisel ilaç aramaya başladım ve tanıdığım bir zamanlar orman bakanlığında tıbbi bitkiler araştırma projesi’nde çalışmış emekli tanıdığım biberiye çayını tavsiye etti. Günde 5–6 fincan biberiye çayı tedavisine başladık ve 20–25 gün sonra migren, baş ağrıları sorunları bir daha gelmemek üzere sona erdi.

2. Ortopedist kardeşime ameliyat olan sanatçı Selçuk Ural kardeşime migreni olduğunu söylüyor ve kardeşim biberiye çayını tavsiye ediyor. Selçuk Ural birkaç yıl önce ATV televizyonundaki bir programda migreninin ortopedist doktorunun botanikçi ağabeyinin tavsiyesi ile geçtiğini söylüyor ve teşekkür ediyor.

3. Kayınbiraderimin eşi Elmadağ’da kızakla kayarken düşüp kızak freni demirinin ayak bileği ile diz arası orta bölgede V harfi şeklinde ve büyükçe bir bölgede etini kemiğe kadar kaldırdı. Buraya dikiş atıldı ancak kalkan kısmın büyüklüğünden 1 ay V harfi iç kısmındaki deri canlanmadı ve doktorlar bu bölgeye deri nakli yapmamız gerekir dediler. Kayınbiraderimin bulduğu estetik ameliyatı yapacak doktor Amerika’dan yeni bir ilaç geldi önce birkaç gün bunu sürüp deneyelim, sonuç alamazsak ameliyatı yaparız dedi. Sürülen yağ deriyi 3–4 gün sonra canlandırmaya başladı. Bu yağın üzerine baktığımda Rosmarinus kelimesini görünce biberiye bitkisine olan ilgim çok daha arttı. Kendi kütüphanem ve internetten yaptığım araştırmada biberiye bitkisinin iyi geldiği hastalık ve sorunlar 100’u çok aşınca araştırmayı kestim bu kadar yeter diye.

4. Biberiye yağını yazlık evimize götürdük. Ağabeyimin torunları düşüp veya koşarken başlarını veya eller ve ayaklarını bir yerlere çarptığın da evde başlayan telaşa hiç gerek olmadığını söyleyip bu yağı sürüyordum ve şişmesi, morarması veya ağrıması gereken bölgelerde bunların hiç biri gerçekleşmiyordu.

5. Eşimin işyerinde arkadaşının babasının ayaklarında diz altı bölgesinin dolaşım bozukluğu nedeniyle ayakları soğuk idi. Biberiye çayı ile bu sorunları çözüldü.

6. Çok yaşlı komşumuzun 2 yıldır geceleri uyuyamama sorunu vardı. Damadı Ankara’da bir devlet hastanesinde beyin cerrahi doçent de çözüm bulamamıştı uyku sorununa. Biberiye çayı içmeye başladıktan sonra gece de gündüz de uyumaya başladı.

7. Yine ayni çok yaşlı komşumuz gut hastalığından da muzdarip idi ve kanında ürik asit yüksek çıkıyordu. Biberiye çayı ile bu sorunu da çözüldü.

8. Kayınpederim boyun kireçlenmesinin sonucunda boynu tamamen hareketsiz duruma geçti. Doktorlar ameliyat yapamayız böyle idare et dediler. Biberiye yağı ile yaptığı masajlar sonucu 1 hafta sonra boynunu hareket ettirmeye başladı.

9. Kızım koşarken çarptığı eli mosmor oldu. Biberiye yağını sürdük, 2 saat sonra morluk geçmeye başladı. Akraba doktora soruyorum söyle morluk normal ne kadar zamanda geçer diye ve 2 günde geçer diyor.

10.Biberiye yağı ecza dolabımızda artık yerini almıştı. Bir yerin mi ağrıyor (örneğin baş ağrısı) sür biberiyeyi en azından geçici olarak ağrı geçsin. Bir yerin kesildi mi, çizildi mi sür biberiye yağını çok süratli olarak iyileşsin.

Umarım arkadaşlar için bu bilgiler yararlı olur.

Prof. Dr. Turhan USLU

TIBBİ ETKİLERİ VE KULLANIMI

Biberiye bitkisi sağlığa çok yararlı olduğu gibi, mükemmel bir
güzelleştiricidir. Önce bitkinin tıbbi etkilerinden söz edelim:

-Kan dolaşımını hızlandırır.Kılcak damarları açar.
-Karaciğeri tedavi eden bitkilerin başında gelir.
-Biberiye yağı,kanser tümörlerinin ve vücuttaki yağ bezelerinin zamanla
eriyerek kaybolmasını sağlar.
-Sinirleri uyarır ve güçlendirir.
-Mide ve bağırsakları uyarır. Böylece sindirime (özellikle yağlı yiyecek
yendiğinde) yardımcı olur.
-Hazımsızlıktan oluşan gazları söktürür.
-Safra salgısını artırır.
-İdrar söktürücüdür.
-Kadınlarda aybaşını düzene sokar. Gecikmeleri önler. İyi bir adet
söktürücüdür.
-Etkili bir toniktir.
-Kas ağrılarını, siyatik ve nevraljiyi hafifletir
-Romatizma ağrılarını azaltır.
-Burkulma ve eziklerde iyileştiricidir.
-Saç diplerindeki bezleri uyarır. Erken saç dökülmelerini önler. Bu nedenle
özel şampuanların yapımında kullanılır.

Biberiye Çayının Hazırlanışı:

Biberiye taneleri iyice ezilir. 2 çorba kaşığı ezilen biberiye taneleri 1 tatlı kaşığı burçak unu ile birlikte sıcak suda 15 dakika boyunca kaynatılırlar. Elde edilen çay şeke ryada bal ile birlikte tatlandırılarak içilir.

SEVDİKLERİNİZ DE OKUYABİLSİN DİYE LÜTFEN PAYLAŞALIM..!!

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ey kör!

 

Ey kör! anla bu yer bu gök boş
Bırak onu bunu gönlünü hoş tut hoş
Şu durmadan dağılan alemde
Hepsi, hepsi bir nefestir
Gerisi boştur boş

Ömer Hayyam

Bizi Mi Yiyo Lan Bu Karı…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Pirinç folik asit, demir ve lif zengini

Pirinç folik asit, demir ve lif zengini

pirinc-folik-asit-demir-ve-lif-zengini-5026422[1]

Folik asit, demir ve lif yönünden oldukça zengin olan pirinç, demir eksikliğine yatkınlığı bulunan kadınlar için büyük önem taşıyor.

Pirincin kalp hastalıkları ve belirli kanser türleri ile benzeri birçok sorunu içeren kronik rahatsızlıkların önlenmesine yardımcı olduğunu kanıtlayan, kadınlara odaklanmış pek çok yeni çalışma bulunuyor. USA Rice Federation, yapılan araştırmalar sonucunda pirincin, her yaştan kadının sağlığı için büyük önem taşıyan folik asit ve demir gibi besin öğelerini içeren lifli bir besleyici Diyet içeriği olduğu bildiriyor.
Beslenme araştırmacıları, düşük karbonhidrat diyeti modasının, kadınların folat düzeylerindeki düşüşün olası nedenlerinden biri olduğuna işaret ediyor. Kadınlar, aynı zamanda vücuttaki demir azlığının neden olduğu demir eksikliği anemisine de yatkın. Yeterli demir olmadığında, vücut kırmızı kan hücreleri için yeterli hemoglobini üretemiyor. Aneminin bu en yaygın biçimi, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadınların yaklaşık beşte birini ve hamile kadınların yarısını etkilemekte ve yorgunluk ve güçsüzlükten nefes darlığına, baş ağrılarına ya da konsantrasyon kaybına kadar çeşitlenen semptomlara neden oluyor.

Amerikan Diyet Derneği’nin Kadın Sağlığı ve Üreme Beslenmesi Başkanı, tescilli diyetisyen Jeanne Blankenship, “ABD’deki kadınların çoğunluğu hala günlük demir ve folik asit gereksinimlerini karşılamıyor ki, bunlar kadınlar için kritik önem taşıyan iki besin öğesidir. Pirinç, kadınlara folik asit alımı için harika bir yol. Pirinç, yağsız et ve az yağlı süt ürünlerinden, meyvelere, kuruyemişlere ve sebzelere kadar eşlik ettiği birçok yemeğe besin öğeleri, kıvam ve lezzet Katar” dedi.
Bazı kanser türlerini de önlüyor
Folik asit aynı zamanda, bazı araştırmalar tarafından kalp krizi ve beyin kanaması dahil kalp hastalıklarında bir risk faktörü olduğunu gösterilen kan homosistein düzeylerini düşürmeye de yardımcı oluyor. Amerikan Kalp Derneği’nin yayını Circulation’da yayımlanan araştırma, folik asit zenginleştirmesinin beyin kanamasından kaynaklanan ölümleri azaltmaya yardımcı olduğunu da kanıtlıyor. Daha yakın tarihli araştırmalar ise folik asidin yumurtalık kanseri ve Alzheimer da dahil belirli kanser tiplerini önlemeye yardımcı olduğunu ileri sürüyor.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Sağlık için ”üç ceviz, bir elma”

saglik-icin-uc-ceviz-bir-elma--5034191[1]Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkan, ”Günde bir elma ve 3 ceviz tüketmesiyle belki de mucize gıdaların ve minerallerin büyük çoğunluğu insan vücudu için yeterli olacaktır” dedi.

 Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Özkan, ceviz ve elmanın vücut için en lüzumlu aminoasit, vitamin, antioksidan, fenol ve yağları içerdiğini belirterek, “Günde bir elma ve 3 ceviz tüketmesiyle belki de gerekli gıdaların ve minerallerin büyük çoğunluğu insan vücudu için yeterli olacaktır” dedi.

Özkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, günlük gıda ihtiyacının karşılanması yanında toplumların daha sağlıklı ve ideal beslenmenin yollarını araştırdığını söyledi.

“Ceviz ve elma, standart beslenmenin dışında sağlıklı vücut için en lüzumlu aminoasit, vitamin, antioksidan, fenol ve yağları içermektedir” diyen Özkan, şunları dile getirdi:

“Özellikle erken yaşlarda (5-20) bu iki meyvenin düzenli tüketilmesi, sağlıklı neslin yetişmesinde ülkemiz için önemli şanstır. Günde bir elma ve 3 ceviz tüketmesiyle belki de mucize gıdaların ve minerallerin büyük çoğunluğu insan vücudu için yeterli olacaktır. Bu iki meyvenin birlikte tüketilmeleri halinde elmanın karbonhidrat bakımından, cevizin de yağ asitleri bakımından zengin oluşu nedeniyle iyi bir kombinasyon oluşturulmuş olacak ve sağlık açısından sakınca doğurmayacak.

Türkiye’de özellikle okul çağındaki çocuklarda düzenli kahvaltı alışkanlığı gelişmedi. Bu durum hem çocukların sağlıklı büyümelerini zorlaştırmakta hem de okul başarılarını olumsuz etkilemektedir. Kırsal kesim başta olmak üzere ailelerin çoğunluğunun bu duruma duyarsız ve yetersiz kalmaları, çocukların yaşamını ve geleceğini etkilemektedir. Milli eğitim Bakanlığı, ceviz ve elmanın eğitim-öğretim yılı süresince okullarda düzenli tüketilmesini sağlayarak, çocukların bedensel ve zihinsel gelişimlerini olumlu etkileyecek, eğitim ve sağlıklı nesil açısından faydalı bir işe imza atmış olacaktır.”

Elmanın kan şekerini düşürdüğüne, kas deformasyonunu önlediğine, karaciğer, kalın bağırsak ve göğüs kanserine karşı koruyucu etkiye sahip olduğuna dikkati çeken Özkan, içeriğindeki organik asitler, vitaminler, fosforun kas ve sinir sistemini koruduğunu vurguladı.

Özkan, elmanın böbrek, mesane hastalıkları ve hemoroide karşı da son derece faydalı olduğunu vurgulayarak, “Antioksidan içermesi sebebiyle cildin yaşlanmasını geciktiriyor. İçerdiği posadan dolayı bağırsakları çalıştırıyor ve kabızlığı önlüyor. Bilim insanları tarafından her gün faydalı özelliği saptanan elma, sağlık açısından kabuğu soyulmadan yenmelidir” ifadesini kullandı.

“Ceviz, anlama ve kavramayı geliştiriyor ”

“Ceviz, anlama ve kavramayı geliştiriyor” diyen Özkan, şu bilgiyi paylaştı:

“Cevizdeki omega-3 yağ asitleri kalp hastalıklarını, inmeyi, diyabeti, yüksek kan basıncını ve klinik depresyonu azaltıyor. Cevizdeki fitosteroller kalın bağırsak, göğüs ve prostat kanseri gibi kanser türlerinden korunmayı sağlıyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Antioksidan özelliği dolayısıyla parkinson ve alzheimer gibi hastalıkların oluşumunu ve gelişimini önlüyor. Ceviz, beyin için gerekli gümüş iyonu içeren ender meyvelerden biridir. Düzenli tüketildiğinde insan vücudu için güzelleştirici etkisi vardır, kalp-damar sağlığını korur. Vücudumuz için gerekli manganez, bakır, potasyum, kalsiyum, çinko ve demir gibi çok sayıda element bulunur.

Sonuçta ceviz, daha sağlıklı yaşam için her yaştaki insanın günlük diyetine eklenmesi gereken en önemli gıdalardan birisidir.”

Özkan, Türkiye’nin ceviz ve elmanın ana vatanı olduğunu söyledi.

Yıllık elma üretiminin 3-3,5 milyon ton, ceviz üretiminin de 150-160 bin ton olduğuna işaret eden Özkan, “Son yıllarda ceviz bahçelerinin kurulumunda çok büyük artışın oldu. Önümüzdeki 10 – 15 yılda verim iki katına çıkabilir. Ceviz üretimimizdeki bu artışla ileriki yıllarda fiyatta kısmen düşüş yaşanacak. Bu durum halkın bu meyveyi düzenli tüketebilmesi açısından olumlu katkı yapacak. Ülkemiz insanı bu iki meyveyi çocukluktan başlayarak hayat boyu tüketmeyi alışkanlık haline getirmelidir. Sağlıklı toplum için günde üç ceviz, bir elma yiyelim ve geleceğe umutla bakalım” değerlendirmesinde bulundu.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Brokolinin Faydaları

Uzmanlar, brokolide, havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunduğunu söyleyerek, bu sebeple yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden olduğunu kaydediyor. Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu vurgulayan uzmanlar, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığını ifade ediyor.

Brokolinin ayrıca, B1 ve C vitamini ile dolu olduğunun altını çizen uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerdiğini belirtiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokolinin vitamin deposu olduğunu bildiren uzmanlar, suyunun havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesinin de faydalı olduğunu kaydediyor.

Brokolinin çeşitleri, taşıdığı renklere göre de, beyaz başlı, mor başlı ve yeşil başlı çeşit olarak üçe ayrılır. Çiğ ya da pişirilerek tüketilen brokoli, haşlandığında içerdiği vitaminlerin çoğu kaynayan suya geçeceğinden bu su dökülmeyip değerlendirilmelidir. Kalorisi düşük bir sebze olduğundan diyetlerde yer alan brokoli, dondurularak saklanmaya ve sonradan tüketilmeye çok uygundur.

Brokoli mesane kanseri tümörünün şekline çok benzer ve mesane kanserini önleyici ve tedavidi edici bir sebzedir..
brokoli mutlaka et yenilen öğünlerde garnitür olarak yada salata olarak alınmalı..etin kansere neden olabilecek zararını brokoli yok eder..
brokoli haşlarken biraz limon sıkarsanız kokusunu alır..

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. çiğ (pişirilmemiş) brokolinin içerdiği besin değerleri şöyle sıralanır: 34 kalori; 2,5 gr. protein; 2,9 gr. karbonhidrat; 0,2 gr. yağ; 0 kolesterol; yüksek oranlarda lif; 76 mgr. fosfor; 100 mgr. kalsiyum; 0,8 mgr. demir; 10 mgr. sodyum; 336 mgr. potasyum; 24 mgr. magnezyum; 0,6 mgr. çinko; 0.10 mgr. B1 vitamini; 0.20 mgr. B2 vitamini; 87 mgr. C vitamini; 1.3 mgr. E vitamini ve küçümsenemeyecek oranda A vitamini kaynağı betakaroten…

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıdaki değerlerden görüleceği gibi brokoli, besin olarak en yararlı sebzelerden biridir. Bunun yanı sıra;

Brokoli bedeni kanser tehlikesine karşı korur: Yapılan son bilimsel araştırmalar, Turpgiller familyasındaki sebzelerin kansere karşı bedeni koruduğu; özellikle brokolinin yenilmesinin, akciğer, kolon (kalınbağırsak) ve prostat kanserlerine yakalanma rizikosunu iyice azalttığını ortaya koymuştur.

Brokoli, yüksek oranlarda A vitamini kaynağı betakaroten ile C ve E vitaminleri içerir: Kalp hastalıklarına yakalanma, kalp krizi geçirme ve katarakt illetine tutulma gibi rizikoları da en aza indirger.

Yüksek oranlarda demir ile folik asit içeren brokoli kansızlığı önler. Ayrıca doğum yapacak kadınların, spina bifida (yani omurganın bir yanının açık olması) hastalığına yakalanmış çocuk doğurması rizikosunu en aza indirir.

Bütün bu önemli tıbbi etkilerinden yararlanılmak üzere, brokolinin diyetimize konularak öncelikle yenilmesi öğütlenmektedir.

Dikkat: Brokoli bedenin iyot emilimini azaltır. Haftada 2-3 kezden fazla brokoli yiyen kişiler, iyotlu besinler ya da iyotlu tuzu almayı ihmal etmemelidir. Özellikle içme suyunun az iyot içerdiği yörelerde, bu önemlidir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KOLESTEROLÜ DÜŞÜRMEK İÇİN EVDE KOLAYCA YAPABİLECEĞİNİZ BİR TARİF.

Malzemeler

4 Golden elma
4 limon
1 demet maydanoz
1-1.5 cm yüksekliğinde kesilmiş zencefil
İçme suyu
1-2 çubuk tarçın
2-3 adet karanfil

Elmaları ve limonları iyice yıkadıktan sonra, soymadan dörde bölüp bir tencereye yerleştirin. Üzerine yıkanmış 1 demet maydanozu olduğu gibi koyun. 1-1,5 cm de taze zencefili de soyup tencereye atın ve tüm malzemenin üzerine 3-4 cm çıkacak kadar içme suyu ekleyin. Ve sonra herşey tel süzgeçten süzülebilecek kadar yumuşayana kadar kaynatın.

Biraz soğuduktan sonra, ılıkken, tamamını bir tel süzgeçten süzüp bir cam kavanoza veya şişeye aktarın. Şişeye bir-iki çubuk tarçın ve 2-3 karanfil ekleyin, tamamen soğuduktan sonra da buzdolabında saklayın.

Her sabah aç karnına bir bardak su içildikten sonra, bu karışımdan 1 çay bardağı içilebilir. Üzerine 15-20 dakika bir şey yenmemelidir. Hazırlanan karışım bittiğinde tekrarlanması istenirse 2 hafta ara verildikten sonra tekrarlamak önerilir.

Önemli Not: Bu tarifi SADECE şeker hastası olmayanlar ve içindeki malzemelerle ilgili kısıtlama getiren bir tedavi sürecinde bulunmayanlar kullanabilir.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bazen zamanla tanımak diye bir şey yoktur, içe sinmek ve ısınmak diye bir şey vardır .

 

‘Yeni tanımana rağmen sanki yıllardır tanıdığını sandığın ve evin gibi hissettiğin, yanında huzur bulduğun insanlar vardır. ‘
Bir de yıllarca tanımana rağmen kendini hep misafir hissettiklerin.
Bazen zamanla tanımak diye bir şey yoktur, içe sinmek ve ısınmak diye bir şey vardır .

Nejat İşler