ZERDEÇAL, Faydaları Saymakla Bitmiyor

Bu Bitkinin bir çay Kaşığı kadarı bile hafızayı güçlendirmeye yetiyor
Tayvan’da yapılan araştırma, kahvaltıda bir gram zerdeçal tüketmenin diyabetin ilk evresinde ve bilişsel becerilerinde azalma riski bulunan kişilerin hafızasını güçlendirdiğini gösterdi.
Diyabet teşhisi koyulan 60 yaşın üzerinde kadın ve erkeklerin katıldığı araştırmada, bilim adamları zerdeçalın hafızaya etkisini araştırdı.
Katılımcılar kahvaltıdan önce ve saatler sonra hafıza testine tabi tutuldu. Kahvaltıda bir gram zerdeçal tüketen katılımcılar testlerde daha başarılı oldu.
Araştırmanın sonuçları, “Asia Pacific Journal of Clinical Nutrition” dergisinde yayımlandı.
Daha önceki araştırmalar, orta yaşlı diyabet hastalarının beyin hacmi kaybına daha yatkın olduğunu, bunun sonucunda da hafıza ve düşünme becerilerini kaybetme riski taşıdıklarını ortaya koymuştu.
ZERDEÇAL’IN TARİHİ
Zerdeçalın, dünya genelinde 4000 yıldır kullanıldığı bilinmektedir. Osmanlı dönemi de dâhil olmak üzere dünyada kullanımı hep baharat olarak kalmıştır. Uzakdoğu başta olmak üzere çok önemli hastalıklara çare olabildiği bilinmekte ve tedavilerinde kullanılmaktadır. Fakat bu bitki kökünün geliştirilememesinin nedeni toz formunun dışında asla işlenemeyişi olmuştur.
Osmanlı kayıtları dâhil mucizevi özellikleri geçmiş literatürlere yansımamıştır. Doğadaki hemen hemen tüm bitkilerin çayı, tentürü, ekstraktı yapılabilirken zerdeçalda bu işlem mümkün olamamıştır. 1900’lü yılların başlarında Avrupalı bir bilim adamı zerdeçalın etken maddesi curcuminin keşfini yaptıktan sonra, son 20 yılda teknolojik araştırmalar neticesinde geç de olsa keşfedilmiş ve yoğun klinik araştırmalar başlatılmıştır.
ZERDEÇAL’IN FAYDALARI
Köri baharatı bugün zerdeçal kullanılarak üretilmektedir. Araştırmalar, bağırsaklarda polip oluşumunu, yemek borusu kanserini, kolon, karaciğer, akciğer ve prostat kanserinde çok etkilidir. Zerdeçal, östrojeni taklit eden kimyasalları etkisiz hale getiren özel bir baharattır. Östrojen taklidi olan bu kimyasallar özellikle kadınlarda meme kanserinin başlamasına neden olur. Zerdeçal hakkında yapılan araştırmalar, bu kimyasalları ortadan kaldırdığını ve %75 oranında tutarak kanserli hücrelerin büyümesini engellediğini ortaya koymaktadır.
Zerdeçal, tümörlerin içinde kan damarı oluşmasına engel olur. Özellikle karaciğer kanserinde hastalığın ilerlemesini yaklaşık %60 oranında engellemektedir. Antiviral etkisi ile özellikle uçuklarda çok etkilidir. Uçuğu oluşturan Herpes virüsünü etkisiz hale getirir. Bu etki yeni kanıtlanmıştır.
ZERDEÇAL NASIL TÜKETİLMELİ?
Hindistan’da günde en az 1 çay kaşığı zerdeçal kullanılmaktadır. Bu nedenle, Hintlilerde akciğer, meme, böbrek kanserleri daha az görülmektedir. Ayrıca Alzheimer oranı yaşlılarda yok denecek kadar azdır. Zerdeçalın zeytinyağı, karabiber, kırmızıbiber ile birlikte tüketilmesi vücut tarafından tamamen emilmesini sağlamaktadır.
Özellikle kanser başlangıcında ve kanserli hücre oluşumunu engelleyen zerdeçal, bağışıklık sisteminin gelişmesi için de çok faydalıdır. Bu baharat kullanıldıktan sonra bağırsaklarda inceleme yapan araştırmacılar, B tipi bağışıklık hücrelerinin hızla arttığını görmüşlerdir. Hintli bilim adamları ise, zerdeçal ile vücudun daha fazla antikor ürettiğini söylemektedir.
Zerdeçalı kaynayan her yemeğe 1 tatlı kaşığı eklemekle kullanabilirsiniz. Hemen hemen her yemeğe yakışan bir tadı vardır. Süte ekleyerek içilebileceği gibi çayı da tüketilebilir. Fakat belki de en etkili kullanım salatalara ekleyerek, limon ve baharatlar ile kullanımıdır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evren bize, “Verdiğiniz kadar alın.” demez. “Verdiğiniz kadar alırsınız.” der.

Evren bize, “Verdiğiniz kadar alın.” demez. “Verdiğiniz kadar alırsınız.” der.

Buradaki almak, bir eylemden öte evrenin sağladığı bir mekanizmadır. Bizim üzerine düşünmemiz gereken bir şey değildir. Bizim sadece almayı kabul etmemiz/istememiz yeterlidir.

Vermek bize düşendir, almak ise doğal olarak gerçekleşendir. Ancak, ikisi de bizim özgür irademizle çalışır. Yani, kendimizi bu döngüye teslim etmemiz şarttır.

Almak konusunda kafa yormaya gerek yoktur. Çünkü almak demek, verdiğiniz an karşılığını istemek değildir. Almak, açık olmaktır. Veren insan otomatikman alacak, karşılığını bulacaktır.

Birçoğumuzun almak konusunu fazlasıyla irdelemesi, içimizden gelerek vermekten kendimizi soyutlamamızla sonuçlanabiliyor. Bir dengeyi bozduğumuz algısına kapılıyoruz. Çünkü almak ve vermek dengesi denilen mekanizma gerçek anlamından saptırılıyor. Spiritüalizm, kapitalizm ile kirletiliyor.

Vermek, ışığının parlamasına; Almak, ışığının güçlenmesine izin vermektir.

İçinizden geliyorsa, karşılığını anında alamayacağınızı bilseniz bile vermekten çekinmeyin.

Yaptığınız hiçbir şeyi almak için yapmayın, vermek için yapın. Ancak o zaman karşılığını bulursunuz. Saf niyetle verin. Bu, parayla yaptığınız bir hizmet bile olsa, sonrasında elde edeceğiniz kazancı düşünerek değil, vermenin saf coşkusunu hissederek yapın.

Bereket, siz vermeyi tüm gönlünüzle, saflığınızla yaptığınızda akar. Önceliğiniz almak olduğunda değil.

Bu iş dünyasında olduğunuzda da böyledir, duygusal ilişkilerde de…

Her zaman önceliğiniz vermek olsun. Sevgiyle verin, içinizde herhangi bir tereddüt olmadan verin. Tereddütle verilen şeyler içlerinde kötü enerjiler barındırırlar, onlardan hayır gelmez.Verecekseniz daima sevgiyle, tam gönülle verin.

Kaynak;Simurg

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bez Kikirik Boz Kukarak…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

OKUMADAN GEÇME !

Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun, eski üniversitelerindeki profesörlerini ziyaret için bir araya gelirler. Sohbet, sonunda işin ve hayatın stresinden şikâyetleşmeye döner.

Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfağa gider ve yanında büyük bir termos içinde kahve ve porselen, plastik, cam, kristal olmak üzere değişik tarzda ve ucuz görünenden, pahalı ve hatta çok özel olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir.

Herkes bir bardak secince, profesör şöyle söyler :

‘Fark ettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz görünümlü, sade bardaklar kaldı.

Kendiniz için en iyi olanı istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynağı aslında.

Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiç bir şey katmaz. Çoğu zaman, sadece daha pahalıdır ve hatta bazı durumlarda da içtiğimizi saklar. !

Hepinizin aslında istediği kahveydi, bardak değil, ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra birbirinizin bardağına bakmaya başladınız.
Hayat kahveye benzer, is, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayati tutmak için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak yasadığımız hayatin kalitesini belirlemediği gibi değiştirmez de.

Bazen sadece bardağa odaklanarak kahvenin tadını çıkarmayı unuturuz.

Kahvenizin tadına varın!
En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler. Sadece her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gelişen piyasalar için 1998 ile 2014 arasındaki benzerlikler ve farklılara sizin için derledik

1998 Krizi ve şimdi: Benzerlikler ve farklılıklar

Petrol fiyatları gerilerken, gelişmekte olan piyasa para birimleri değer kaybediyordu. Venezuela finansal bir kriz içindeydi, Rusya temerrüde düşmüştü ve devalüasyon yaşıyordu.

Yıl 1998’di.

Gelişen piyasaların şimdiki durumu, 1998 yılındaki tablo ile büyük benzerlik gösteriyor. Ancak gelişmekte olan piyasaların çoğunun tam gelişmiş bir krizden kurtulmasına yardımcı olacak önemli değişimler meydana geldi. 1998 yılı ile 2014 arasındaki benzerlikler ve farklılara sizin için derledik.

Benzerlikler

*Gerileyen petrol fiyatları

Petrol Haziran ayından bu yana yüzde 48 düşüş ile varil başına yaklaşık 55 dolar seviyesine gerileyerek Venezuela, Rusya ve Nijerya gibi ülkelerdeki ihracatçıları olumsuz etkiledi. Bloomberg’in derledği verilere göre kredi temerrüt swapı, Venezuela’nın 5 yıl içinde tahvil ödemelerini gerçekleştirememesi olasılığının yüzde 97 olduğunu gösteriyor. Ukrayna krizi ile ilgili olarak ABD ve Avrupa Birliği’nin uyguladığı yaptırımlardan olumsuz etkilenen Rusya ekonomisi, ülke merkez bankasının açıklamasına göre petrol 60 dolar seviyesinde kalması halinde gelecek yıl yüzde 4.7 kadar daralacak.

*Para birimlerindeki değer kaybı

En çok işlem gören 20 gelişen piyasa para birimi izleyen Bloomberg endeksi, 15 Aralık’ta 2003’ten bu yana en düşük seviyeye geriledi. Ruble dolar karşısında ilk kez 64 seviyesinin üzerinde düşüş kaydetti. Türk Lirası tüm zamanların en zayıf seviyesini görürken, Endonezya rupisi 1998’den bu yana görülmemiş seviyelere geriledi.

Tayland bahtının 6 ay içinde değerinin yarısını kaybetmesine yol açan 1997 ve 1998 yılları Asya finansal krizi sırasında, Tayland’dan Malezya’ya ülkeler para birimi seviyelerini korumaya çalıştılar. Güney Koreliler, para birimindeki düşüş ile tüketen dış rezervlerin yeniden doldurulması için hükümete yardımcı olmak amacıyla altın mücevherlerini bağışlamak için sokaklarda sıraya girdiler.

*Fed politikası

ABD Merkez Bankası (Fed) faiz oranını 2006’dan bu yana ilk kez artırmak için zemin hazırlarken, bu durum gelişmekte olan ülkelerden sermayenin çekilmesi tehlikesini beraberinde getiriyor. Dünya Bankası geçtiğimiz yıl, uzun vadeli ABD tahvil faizlerinin 1 yüzde puan artması halinde gelişmekte olan ülkelere olan özel sermaye akışlarının yüzde 50 gerileyebileceği tahmininde bulundu.

Credit Agricole CIB’e göre Türkiye, Güney Afrika ve Brezilya gibi büyük bütçe açıkları bulunan ülkeler hassas durumda. Dolayısıyla yabancı yatırımcıların yerel ülke tahvilinin yüzde 30’unu oluşturduğu Malezya gibi ülkelerde bu savunmasız görülüyor. Fed’in 1990’ların ortalarında gerçekleştirdiği faiz artırımları serisi, Asya para birimlerinin düşüş göstermesine neden olarak Rusya’nın temerrüde düşmesi ile sonuçlandı.

Farklılıklar

*Esnek döviz kurları

Gelişmekte olan ülkeler, para birimlerinin dalgalanmasına izin vererek 1990’ların sonundaki krizde yaygın olan sabit döviz kuru rejiminden uzaklaştı. Zayıflayan para birimleri enflasyonu tetiklerken, ihracatları daha ucuz hale getirerek ekonomik büyümeyi de canlandırabilir.

*Dış rezervler

Gelişmekte olan ülkelerin dış rezervleri, 1990’lardaki seviyeleri geride bıraktı. Bu durum söz konusu ülkelerinden finans piyasalarındaki volatiliteye dayanmasına yardımcı oluyor. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) derlediği verilere göre grup olarak gelişen piyasalar, 8.1 trilyon dolar tutarında dış rezerve sahip. Bu miktar 1999’da 659 milyar dolar seviyesindeydi.

*Borç

Dolar ile borçlanma yapmak yerine hükümetler şu an finansmanı çoğunlukla yerel para birimlerinde artırıyor. Bu onlara dış rezervleri tüketmeden borçlarını geri ödeme imkanı sağlıyor.  IMF’in yaptığı açıklamaya göre, dış borç geçtiğimiz yıl gelişmekte olan ülkelerde gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 26’sını oluşturdu. Bu oran 1999’da 40 seviyesindeydi.

kaynak: Bloomberg com tr

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

D Vitamini Eksikliği…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kimyon…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

2014 bitmeden bunları yapın!

Mutluluk, enerji, sağlık, formda vücudun anahtarı hep aynı yerde: suda! Günde 12-14 bardak su içerek hayatınızın nasıl değiştiğine şahit olun ve 2014 bitmeden bu harika alışkanlığı kazanın.

2014 biterken, şimdiye kadar hiç yapmadıklarınızı yaparak yeni yılı karşılamaya ne dersiniz?

1.Teşekkür yürüyüşüne çıkın

Günün herhangi bir anında 10 dakikalık teşekkür yürüyüşüne çıkmak, hayatınıza yepyeni anlamlar katacaktır! 10 dakika boyunca sahip olduğunuz duygular, yetenekler için teşekkür ederek yürüyün; 2014 bitmeden bunu mutlaka yapın.

2.İçinizdeki coşkuyu artırın

Tanıdığınız, tanımadığınız insanlar için iyilik yapmak; sokak hayvanlarını beslemek, huzur evindeki yaşlıları ziyaret etmek, yerdeki çöpü alıp çöp kutusuna atmak içinizdeki coşkuyu artırır. 2014 bitmeden daha önce yapmadığınız kadar iyilik yapın.

3.Damak tadınızı şaşırtın

Şimdiye kadar önyargılı yaklaşıp yemediğiniz yiyecekler var mı? Damak tadınızı şaşırtın ve 2014 bitmeden daha önce yemediğiniz bir yiyeceği yemeyi deneyin. Trabzon hurması, zencefilli Türk kahvesi, istiridye mantarını daha önce denediniz mi?

4.Plansız yola çıkın

Aylar öncesinden seyahat planları, evden çıkmaktan korkmak gibi alışagelmiş hareketleri bu kez unutun ve plansız yola çıkın! Hafta sonu, yakınınızdaki bir şehre gidip orayı keşfedin. 2014 bitmeden bunu mutlaka yapın.

5.Farklı bir film izleyin

En çok hangi tür filmleri seversiniz; korku, romantik komedi, bilim kurgu mu? Bu kez zihninizi şaşırtmaya, alışkanlıkların dışına çıkmaya ne dersiniz? 2014 bitmeden daha önce hiç izlemediğiniz türde bir filmi sonuna kadar izleyin.

6.Kendinize yolculuk yapın

Aklınız bir köşesinde hep meditasyon, yoga, spor gibi size çok iyi gelecek aktiviteler var ancak bunu bir türlü yapamıyor musunuz? Üstünüzdeki ataleti atın, 2014 bitmeden kendi içinizde yolculuğa çıkın

7.Sanatçılığa soyunun

Resim, müzik, heykel, ebrû gibi pek çok sanat türüne ilginiz, yeteneğiniz vardır ve siz bunu keşfetmemiz olabilirsiniz! Kendinizle baş başa kalmak ve sorunlarınızı çözmek için 2014 bitmeden daha önce yapmadığınız bir sanat türü için çalışmaya başlayın.

8.Dans ederek rahatlayın

En son ne zaman dans ettiniz? Yoksa insanlar dansınızı beğenmez diye kendinizi tuttunuz mu? Hadi ama ayağa kalkma zamanı! Biz bu dünyaya oturmaya gelmedik, öyle değil mi? 2014 bitmeden daha önce etmediğiniz kadar dans edin. İster bir kursa yazılın, ister evde dans edin, ister gece eğlencesi olan bir yere gidin ama mutlaka dans edin!

9.Güneşin doğuşunu izleyin

Hiç, erkenden uyanıp elinize bir fincan sıcak çay ya da kahve alıp güneşin doğuşunu izlediniz mi? Kendinizi bu mucizeyi görerek ödüllendirdiniz mi? 2014 bitmeden, bir gece erkeden yatağa gidin, telefon alarmını kurun ve güneş doğarken uyanıp izleyin.

10.Okumadığınız kitapları okuyun

Beyninizi şaşırtmak, hayata ve sorunlarınıza başka gözlerle bakıp çözüm bulmanızı sağlar. Bunu, şimdiye kadar okumadığınız türde bir kitabı okuyarak yapabilirsiniz. Kişisel gelişim, polisiye, romantizm… Hangisini okumadınız, onu seçin!

11.Spor yapın

Herkesin yeni yıl kararlarından biri spor yapmaktır, siz sıradan olmayın ve farkınızı ortaya koymak için 2014 bitmeden spora başlayın! Spor yapmak illa ki bir spor salonuna üye olmak veya ağırlıkla çalışmak değil. Evinizde veya sokağınızda yürüyün, koşun, egzersiz yapın.

12.Çekmeceleri temizleyin

Bu önerimiz size garip geldi, farkındayız ama mutlaka dikkate alın! 2014 bitmeden çekmecelerinizi, ne zamandır dağınık duran odanızı dip köşe temizleyip fazlalıklarınızı atın ve 2015 yılını sadelikle karşılayın.

13.Beslenmenizi değiştirin

Yediklerimiz, ruh halimizi belirler; 2015 yılına mutlu bir başlangıç için beslenmenizi değiştirin. Örneğin, hayatınızdan bir süreliğine şekerli ve sütlü ürünleri çıkarın ve kendinizi izleyin; bu şekilde daha zinde olabileceğinizi görün.

14.Bağımlıklardan kurtulun

Sigara, alkol, kahve, uyku, şeker, televizyon… Hayatta pek çok duruma bağımlılık geliştirebiliyoruz; yeni yıla harika bir başlangıç için bağımlılıklarınızdan kurtulun. Örneğin, kahveyi bırakacaksanız yerine bitki çayı koyun.

15.Geçmişinizi affedin

Ünlü sanatçıların geçmiş yıllardaki hallerini biliyorsunuz; büyük çoğunluğu şimdiye göre rüküş giyiniyor ama o zamanlar o kıyafetler güzeldi. Geçmişimiz de işte böyle; o zamanlar yaptıklarımız, o zamana göre doğruydu; şimdi geri dönüp hayıflanmanın, pişman olmanın anlamı yok. Geçmişinizi affederek yeni yıla başlayın.

16.Günde 14 bardak su için

Mutluluk, enerji, sağlık, formda vücudun anahtarı hep aynı yerde: suda! Günde 12-14 bardak su içerek hayatınızın nasıl değiştiğine şahit olun ve 2014 bitmeden bu harika alışkanlığı kazanın
kaynak: msn
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sağlıklı bir beden için ihmal etmeyin, MEYVE SUYU İÇİN…!

Sağlıklı bir bedene sahip olmanın en kolay yolunun optimal beslenmeden geçtiğini savunan uzmanlar, meyve ve meyve suyu tüketiminin önemini vurguluyor.

İşte meyvelerin dünyası…

Domates
Domatesin antioksidan etkisinin çok kuvvetli olduğu belirtiliyor. Yapılan çalışmalar koroner kalp hastalıkları ve prostat, serviks, kolon, akciğer, meme, özefagus, rektum, rahim, mide, pankreas gibi çeşitli kanser türlerine karşı koruyucu potansiyel etki gösterdiğine işaret ediyor.

Nar
Nar suyunun içerdiği biyoaktif bileşenler tümör oluşumu ve gelişimini engelleyici, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, bakteriyal infeksiyonlar, antibiyotik direnci ve deri hasarlarına karşı önleyici ve tedavi edici potansiyel etkiler sunuyor.

Çilek, ahududu, böğürtlen, vişne
Çilek, ahududu, böğürtlen, vişne gibi üzümsü meyve sularında bulunan biyoaktif bileşenler tümör oluşumu ve gelişimini engelleyici (akciğer, meme, uterus, kolon, ağız, prostat, özofagus) ve menopoz sonrası dönemde yaşla ilişkili bilişsel zayıflamayı azaltıcı potansiyel etkisi olduğu ileri sürülüyor.

Portakal
Portakal suyunda antioksidan potansiyele ve sağlığı geliştirici kapasiteye sahip bileşenler bulunuyor. Bu bileşenlerin portakal suyunda bulunan C vitaminiyle birlikte bağışıklık sistemini güçlendirdiği belirtiliyor. Bir bardak portakal suyu 132 kcal içeriyor ve günlük C vitamini gereksiniminin %30’unu karşılıyor. C vitamini eksikliğinde diş etlerinde kanama, eklemlerde şişlik ve ağrılar, vücudun diğer yerlerinde ufak darbelerle kanamalar görülüyor. Özellikle turunçgillerde bolca bulunan C vitamini vücuda güç veriyor, enfeksiyonlara karşı vücudu koruyor ve demirin kana geçmesini kolaylaştırıyor.

Havuç
Güneşin rengini bünyesinde barındıran havuç ise, A vitamini aktivitesi gösteren ve bir karotenoid olan beta-karotenden yana çok zengindir. A vitamini; gözlerimizin karanlıkta normal olarak görmesine ve alacakaranlığa alışmasına yardım ediyor. Karotenoid formları bir antioksidan olarak çalışıyorlar ve çeşitli kanser türleriyle yaşlanmaya bağlı hastalıklara karşı potansiyel koruyucu.

Kayısı
Potasyum, folat ve A vitaminine dönüşebilen karotenoidlerden özellikle beta karoten açısından çok zengin olan kayısı ise gözlerin karanlıkta normal olarak görmesine ve alacakaranlığa alışmasına yardım ediyor. Hücre ve dokuların sağlıklı bir şekilde büyümelerini sağlıyor. Ağız, mide, ince bağırsaklar, solunum ve üreme sistemi ile idrar yollarındaki deri ve dokuların sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlayarak vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor.

Şeftali
Şeftalinin bileşimi inanılmaz yoğun ve etkili. Bu bileşenlerin hepsi güçlü antioksidan etkinlik gösteriyorlar. Şeftali vücudun dış yüzeyini, sindirim, solunum, üreme ve görme organlarını dıştan gelecek mikroplardan koruyan epitel hücrelerin çalışması ve gözün ışık durumuna göre ayarlanması için ve vücudun hastalıklara karşı savunma sisteminin oluşumunda da yardımcı.

Üzüm
Üzüm suyu ise “catechin, epicatechin, quercetin ve anthocyanin” gibi flavonoidlerden zengin. Üzüm suyu flavonoidlerinin potansiyel antioksidan etkinlik göstererek oksidatif strese karşı koruyucu etkinlik gösterdiği, serbest radikal hasarını ve diyetle ilintili kronik hastalık riskini azalttığı ileri sürülüyor. Özellikle mor üzüm ve mor üzüm suyunda bulunan polifenollerin kalp hastalıklarından koruyucu etkisi olduğu bildiriliyor….

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Gözlerine bakarak söylüyorum ”Seni Sevmiyorum”…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yapılan yeni araştırma çok ilginç sonuçları ortaya koydu. Parmaklarınız sizi size anlatıyor!

Yapılan yeni araştırma çok ilginç sonuçları ortaya koydu. Parmaklarınız sizi size anlatıyor!

İngilterede daha yeni yayına giren ‘The Finger Book’ (Parmak Kitabı) bunun hakkında detaylı bilgileride veriyor.

Yüzük parmağınız size kanser ve kişiliğiniz hakkında önemli bilgiler veriyor.

Avucunuzu dışa dönük ve açık şekilde kaldırın ve bakın. Yüzük parmağınız işaret parmağınızdan uzun mu?

Avucunuzu dışa dönük ve açık şekilde kaldırın ve bakın. Yüzük parmağınız işaret parmağınızdan uzun mu?

Yüzük parmağı, işaret parmağından uzunsa;

Hassas ve dışa dönük biridir. Risk almaktan korkmaz. Müzisyenlik kabiliyetine sahip olur. Genelde solak olur.

Futbol, basketbol ve uzun koşu gibi spor dallarında başarılı olur

Yüzük parmağı, işaret parmağından kısaysa;

Genelde kızlarda görülür.

Konuşarak etkileme kabiliyeti çok yüksektir

İdari işler, ev dekorasyonu ve sağlık hizmetlerinde başarılı olur.

İngiltere’de yapılan araştırmaya göre sağ el yüzük parmağının işaret parmağından baya bir uzun olması, prostat kanserine yakalanma riskinin çok yüksek olduğunu gösteriyor.

İngiltere’de yapılan araştırmaya göre sağ el yüzük parmağının işaret parmağından baya bir uzun olması, prostat kanserine yakalanma riskinin çok yüksek olduğunu gösteriyor.

kaynak:msn

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »