Hayatın Anlamı Nedir?

Hunili Sözlük'ün fotoğrafı.

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Geldi, Gitmek Bilmedi Arkadaş…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

STRES VE ENDİŞE İLE BAŞ ETME YOLLARI

Elimde yapmam gereken bir sürü iş var ve hiç birisini tamamlayamıyorum!”. “Hep kendime biraz zaman ayırayım istiyorum ama hiçbir şeye vaktim yetmiyor!”. “Birileri benden yardım istediğinde hayır diyemiyorum ama sonunda kendimi gerçekten bitkin ve yetersiz hissediyorum!”. “Hayatımda ki krizler hiç bitmiyor!”. “Sürekli bir yerlerim ağrıyor ve devamlı olarak başka şeylerinde kötüye gideceğini
bekliyorum. Artık dayanacak gücüm kalmadı!” Bu sözler size tanıdık geliyorsa muhtemelen stres ve endişe ile baş etme konusunda sorun yaşıyor olabilirsiniz.

Hayat genellikle stres doludur ve baskıların birikmesi kolaydır…

Anksiyete (bunaltı) birçok insanın hayatının bazı dönemlerinde yaşadığı, korkuya benzeyen yoğun bir duygu… Hastalık derecesinde olmayan anksiyete, genellikle tehlike anlarında ya da endişe verici durumlarda verilen normal bir tepkidir ve kişinin hayatta kalmasına yardımcı olur. Yani normal düzeydeki anksiyete mantıklı, gerekli ve yaşamsaldır. Ancak gerçek bir tehlike olmadığı durumlarda oluştuğunda ya da stresli durum sona erdikten uzun süre sonra hala devam ediyorsa problem yaratır.
Hayat genellikle stres doludur ve baskıların birikmesi kolaydır. Aslında bir durum hakkında nasıl düşündüğümüz bu durum ile ilgili olarak ne kadar stresli veya endişeli olduğumuzu belirler. Stres ve endişe ile ilgili düşüncelerinizi kontrol altına almanız, endişenin çok ciddi boyutlara erişmesini engelleyecek araçlardan biridir. Ama her zaman dışarıdan gelen stresi kontrol altında tutamayabiliriz. Ancak kendi kendimize yarattığımız stresin miktarını azaltacak yollar bulabilir, stresle daha iyi baş edebilecek yöntemler geliştirebiliriz.

Anksiyete için 10 altın tavsiye

Hoşlandığınız şeyleri yapın

Öncelikle yapmaktan hoşlandığınız şeyler için vakit ayırmayı deneyin. Hoşunuza gidecek veya size zevk verebilecek şeylerin pek çoğunu bu aralar yapmıyorsanız, sizi rahatlatacak bir hobi edinmeyi düşünün. Örneğin daha gençken neler yapmak hoşunuza giderdi? Bunları yeniden hayatınıza sokabilirsiniz.

Düzenli egzersiz yapın

Egzersiz yapmak sağlıklı ve güçlü hissetmenize yardımcı olacaktır. Fiziksel aktivite bedeni stres ile ilgili hormonlardan arındırır. Özellikle açık havada yapılacak yürüyüşler çok faydalıdır.

Kaliteli uyuyun

Uyku en temel ihtiyaçlardan biridir ve uyku düzeniniz bozulduğunda strese, endişelenmeye ve depresyona daha yatkın olursunuz. İyi bir uyku alışkanlığına sahip olmak önemlidir.

Düzenli beslenin

Beslenme alışkanlıklarınızı düzenleyerek enerji düzeyini strese gösterdiğiniz tepkilerinizi ve genel sağlığınız üzerinde kontrolünüzü arttırabilirsiniz. Dengeli ve düzenli beslenme alışkanlığı kazanmaya ve bunu belli bir rutin içinde yapmaya çalışın.

Nefes ve gevşeme egzersizleri yapın

Meditasyon ve yoga gibi hem bedensel hem de zihinsel gevşeme yöntemlerini hayatınıza yerleştirmek de oldukça faydalı olacaktır.

Zamanı iyi yönetin ve planlayın

Zaman yönetimi yapmazsak, yapmamız gereken işler nedeni ile kendimizi stres altında hissetmemiz çok kolaydır. Kısa zaman içinde, yapılacak işler üst üste yığılmaya ve dağ gibi olmaya başlar. Bu durumda büyük bir işi ufak işlere bölün. Bu ufak işleri önem sırasına göre sıraladıktan sonra ilk önce en önemli olanı halledin. Elinizdeki iş bitmeden bir sonraki işe geçmeyin.

Zihninizi bir şekilde oyalayın   

Hoş olmayan olaylar üzerinde düşünmek genellikle endişenin daha fazla hissedilmesine ve diğer belirtilerin ise ortaya çıkmasına neden olabilir. Düşüncelerinizi belirtilerden uzaklaştırdığınızda, belirtiler iyiye doğru gitmeye başlayacak veya ortadan kalkacaktır. Bunu yapmanın bir yöntemi zihninizi oyalamanızdır. Kitap okumak, müzik dinlemek, bulmaca çözmek dikkatinizi daha olumlu şeylere yöneltmenize yardımcı olur.

EFT ve NLP tekniklerini uygulayın

Maalesef stres ve endişeyi bir gecede ortadan kaldıracak bir tedavi yoktur. Uzun süredir yaptıklarınızı veya edindiğiniz düşünme şeklini değiştirmeniz zordur. Ancak denediğinizde bakış açınızın zamanla değişip, iyileştiğini göreceksiniz. EFT (duygusal özgürleşme tekniği ) ve NLP desteği almak sizi birikmiş duygusal yüklerinizden ve fobilerinizden kurtarabilir ve daha pozitif bir bakış açısına sahip olmanızı sağlayabilir.

Şu an ve şimdide kalın

Anı yaşayın. Dünü ve yarını düşünmeyin. Bunlar için harcayacağınız enerji sizin bütün enerjinizi emecektir. Bugüne konsantre olun ve yapabildiğinizin en iyisini yapın.

En kötü ihtimali kabullenin

Mucizevi formülü uygulayın, yani durumu tüm açıklığıyla ve korkusuzca analiz edin ve olabilecek en kötü senaryoyu belirleyin. Olması durumunda en kötü ihtimali kabullenin. Sonrada sakin olarak kabul ettiğiniz bu durumu nasıl iyileştirebileceğinizin yolunu belirleyin.

hürriyet aile merih keçe

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yatmadan önce yağlı yiyecekler tüketildiğinde mide yanmasını tetiklersiniz. Bu nedenle yatmadan en az 2-3 saat önce akşam yemeğinizi yemiş olun.

 

Tok bir mideyle yatağa gitmenin sağlıklı bir şey olmadığını bilmeyen yoktur. Okulda ya da işyerinde geçirilen zorlu bir günün ardından vücudumuz ve sindirim sistemimiz günlük fonksiyonlarını yerine getirmek için biraz  dinlenmeye ihtiyaç duyar.

Yatmadan önce yağlı yiyecekler tüketildiğinde mide yanmasını tetiklersiniz. Bu nedenle yatmadan en az 2-3 saat önce akşam yemeğinizi yemiş olun.

İşte yatağa gitmeden yememeniz gereken kalorisi yüksek yiyecekler:

Hamur işi: Hamur işi yiyecekler yatmadan önce yememeniz gereken en yağlı yiyeceklerden biridir. Acıktığınız zaman hazırlaması 30 dakikadan az süren birçok hamur işi tarifi var. Ancak hamur işinin yattığınızda yağa dönüşecek olan karbonhidratlar açısından çok zengin olduğunu unutmayın. Ayrıca peynir ve yağla dolu olan hamur işlerinin glisemik indeksi yüksektir.

Pizza: Gündüz sindirim sisteminiz bir dilim pizzayı rahatça sindirebilse de dinlenmeye çekildikleri için gece boyunca sindirim organlarınızın işi zorlaşır. Çok yağlı olan pizzanın içinde asit oranı yüksek malzemeler vardır. Bu nedenle mide yanması riskiniz artar.

Şekerleme: Yağlı ve özellikle şekerleme gibi şekerli ürünler beyin dalgalarınız üzerinde etkiye sahiptir ve geceleri kâbus görmenizi tetikler. Sakin ve rahat bir gece geçirmek için şekerli abur cuburlardan uzak durun ve daha hafif ve az kalorili olan yulaf ununu tercih edin.

Kırmızı et: İyi bir protein ve demir kaynağı olan kırmızı et, stresli ve uzun bir günün ardından ihtiyacınız olan derin, rahatlatıcı ve canlandırıcı bir uykuya dalmanızı önleyecektir.

Çikolata: Bitter çikolata beyniniz ve hafızanız için faydalı, fakat bel çevreniz için ise oldukça zararlıdır. Özellikle gece yediğiniz çikolatadaki tüm kaloriler vücudunuzda yağ olarak depolanıyor. Küçük bir parça çikolata harika bir tatlı olarak yenilebilir, fakat problem insanların bir parçayla sınırlı kalmaması fazla tüketmesidir. Yatmadan çikolatadan uzak durmanızın bir başka nedeni ise çikolatanın kafein ve kalbinizi çalıştıran ve sizi uyanık tutan uyarıcılar içermesidir.

Sebze: Lezzetli, besin maddeleriyle dolu olan sebzeler yatmadan önce yemeniz için iyi değildir. Çünkü soğan, brokoli ve lahana gibi sebzeler sizi uzun süre boyunca tok tutan bol miktarda çözünemeyen lif içerir. Gün içinde bu olumlu bir şeydir, ancak gece boyunca lif sindirim sisteminizde çok yavaş ilerler ve aşırı mide gazına yol açar.

Hamburger: Tüm yağlı, yüksek kalorili yiyecekler gibi, yatmadan önce fastfood gıdalardan uzak durmalısınız. Bunlar midenizde doğal asit üretimini harekete geçirir ve gece boyunca midenizin yanmasına yol açar.

Kırmızıbiber sosu: Belirli malzemelerle karıştırdığınızda kırmızıbiber oldukça sağlıklı ve yararlı olabilir. Fakat yatmadan önce yemeyin. Çünkü bol kalorili olan bu yiyecek protein ve yavaş sindirilen karbonhidratlar açısından zengindir.

Abur cubur ve cips: İşlenmiş abur cuburlardan sadece yatmadan önce değil, her zaman uzak durmalısınız. Çünkü bu yiyeceklerin içinde çeşitli uyku bozukluklarına yol açan monosodyum glutamat isimli maddeden bol miktarda vardır.

alıntı

Aura rengini görmek…

Aura rengini görmek için kullanılan basit teknik insan aurası da dahil tüm aura çeşitleri için aynıdır. Aynı teknik ayrıca tüm kahinliğin bir parçasıdır. Bu yüzden insan aurasını görmek için aura renklerine bakmak çok iyi bir eğitimdir. Aura renkleri insan aurasını görmekten daha kolaydır. Aura görmek için dinlenmiş ve konsantre olmalısın aynı zamanda bir de gözlerine özel bir yöntemle odaklanmalısın. Auraya yukarıdan kabataslak bakılmalı ona direk bakmamalısın.

Işık

Eğitim için loş ışık olmamalı. Yumuşak (fazla parlak olmayan) ışık olmalı (normal gündüz ışığı). (Fazla parlak ışığın gözüne çarpıp görmeni engellememesi için.)

En iyisi ışık senin arkandan ve üstünden gelsin. Senin görüş alanına gelen ışık aura görmeye çalışırken seni rahatsız edecek ve aura görmeyi zorlaştıracak. Üstünden ve arkandan gelen 100 watt ampül ışığı iyi.

BİRİNCİ Adım

Bir kitap al ve onu mavi veya kırmızı parlak bir kaplama ile kapla ve onu masada dik yerleştir. Ondan 2 metre veya en az 1.2 metre uzakta ol. Duvarın soluk renkte olsun. Parlak renkli duvara doğru aura görmeye çalışma. Duvarın rengi uygun değilse arka plana uygun bir çarşaf veya kağıt yerleştir.

Notlar;

1- Kitap sadece renkli kağıt için bir destek.Bakacağın renkli kağıdın aurası kitabın aurası değil.Renkli kağıtla kaplanmış bir tuğla kullanmak da duvarda asılan renkli kağıt parçası ile aynı sonucu verecektir.

2- Mavi ve kırmızı renklerin auraları en parlak ve görülmesi en kolay olanlar.

3- Rengin aurasının ton ve parlaklığı kullanılan rengin gölge ve tonuna göre değişir bu yüzden sadece parlak ana renkleri kullanın.

4- Bunun için herhangi bir palak renkli cisimleri kullanabilirsiniz. (Giysi, oyuncaklar vs.)

İKİNCİ Adım

1- Gözlerini kapat ve biraz derin nefes al ve rahatla. Sakinleştiğin zaman kitaba bak. Gözlerini herhangi bir şeye odaklama sadece kitabın biraz kenarından ve onu geçicek şekilde bak. Kabataslak bakıyormuşsun gibi fakat arkasındaki duvara odaklanma.

2- Cisme cismin merkezinden değil cismin kenarından bak. (2 inç kadar.)

3- Bu bakışını sabit tut ve gözlerini dinlendir. Yaparken gözlerini veya alnını zorlama ve germe. Konsantre ol. Yoğunlaşmaya ihtiyacın var fakat rahat ve durgun bir bakış olmalı aynı hayal ederkenki bakış gibi.

Göz Kırpmak

Gözlerini kırpman gerektiği zaman kırpabilirsin yoksa bu gözlerini yorar yakar ve sulandırır. Odağını değiştirmeden gözlerini kırp. Göz kırpmak auranın bir veya 2 saniyeliğine kaybolmasına sebep olacak fakat hemen yeniden görünecek. (Eğer sakin ve rahat odak bakışına devam edersen).

Alın Çakrasını Açma Yöntemi

1- Çok yorgun olmanın nasıl bir şey olduğunu hatırla. Günlerce uyumadığın zaman nasıl hissettiğini ve gözlerini nasıl zorlukla açık tuttuğunu hatırla.

2- Yorgun gözlerini açmaya çalışmak 3. göz çakrasında güçlü bir zihinsel açmaya sebep olur. -onu uyararak-

Bu nasıl çalışır:

a- Zihinsel açma işi senin bedensel bilincini 3.göz çakrasına yöneltir.

b- Senin bedensel bilincin bedeninin bir bölümüne odaklanınca ve sen düşünce ile bu bölgeyi uyarınca bu bölgendeki enerjin kuvvetli bir şekilde harekete artacak.

c- Zihinsel olarak açma işlemi yeteri kadar uygulandıktan sonra 3. göz çakrası açılmaya başlayacaktır.

d- Bu zihinsel açma işini dinlenmişken ve bir nesneye belli bir bakış açısından bakarken uygularsan aurayı görebilirsin. (Direkt objeye bakarak değil).

Renkli kitaba geri dönelim:

Durgun ve rahat odağınla kırmızı veya mavi kaplı kitaba bakarken üste anlatılan zihinsel işlemi uygula.Vücut bilincini alın çakrasına kaydır.Bu bölgeyi zihni olarak hisset.

İpucu:

1- Alın çakrasını tırnağınla hafifçe eşele. Bu, beden bilincini o noktaya kaydırmaya yarar.

2- Göz kapaklarını kaldıran zihni komutu iptal et. Gözlerinin çok ağırlaştığını ve hayal et ve onları kapa biraz sonra yeniden aç. Hangi kasların bunu yaptığını gözlemle. Aynı kas komutunu zihinsel olarak bu bölgede uygula fakat göz kaslarının buna uymasına izin verme.

3- Bunu tekrar tekrar yap. Gözlerinin arkasındaki ağır karanlığı kaldırıyormuş gibi.

4- Zihinsel açma işine devam edersen, 3. göz çakranı uyarırsın. (Onu aktif hale gelmeye zorlarsın.) Objene devamlı rahat bakışın alın çakranı nesne tarafından gönderilen enerjiye uyarlıyacak. Bu enerji beynin görüş merkezine gidecek. Böylece o görüntü resmi olarak algılanacaktır. -parlak bir renkli ışık bandı olarak-

İlk Auran:

Rahat bir bakış ile objenin kenarından onu biraz geçecek şekilde baktığında bir süre sonra (birkaç saniye ila birkaç dakika içinde-ilk başlarda) kitabın etrafında silik bir parlama göreceksin. Sonra kitabın etrafını saran soluk ince bir ışık bandı göreceksin. Bu kitabın eterik aurası.

Biraz sonra kitap mavi ise parlak sarı aura veya kitap kırmızı ise parlak yeşil aurayı göreceksin.

Auraya direk bakarsan kaybolur ona cismin kenarından ve biraz üzerinden bakmalısın. Eğer kaybolursa merak etmeyin birazdan gene görünecektir.

ÜÇÜNCÜ Adım:

1- İlk adımları tamamladıktan sonra birkaç tane kitap al ve onların her birini farklı ana renklerle kapla.

2- Daha parlak renk ; daha parlak aura- ve görmesi daha kolay.

3- Bu renkli kitaplar üzerinde çalış ve gördüğün rengi not et.

4- Aynı anda 2 farklı kitabı incele böylece birbirlerinin aura renklerini nasıl etkilediklerini gözlemle.

DÖRDÜNCÜ Adım

1- Bir saksı çiçeği veya taze çiçek al ve onların aurasını görmeye çalış. Onların etrafında göreceğin canlı aura olacak. Çiçek ve yaprakları etrafında göreceğin aura renklerinin etkilerini aklında tut. Bitki sapı ve yapraklar etrafında göreceğin turuncu renk tonu yeşil rengin aurasıdır. -aynı yeşil kitap gibi-

2- Canlı auralar daha incedir bu yüzden görülmesi daha zordur.

BEŞİNCİ Adım:

1- Bir ağacın aurasını gözlemle. Güneş senin arkanda olursa daha iyi olur. Sabah erken vakitler veya öğleden sonra. Eğer güneş güçlü olursa bu gözlerini rahatsız eder ve görmeni zorlaştırır.

2- Bir ağacın aurası, ağacın büyüklüğüne ve ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak devasa büyüklükte olabilir. Ağaçların tepesindeki aurada sanki aura yavaşça oradan etrafa yayılıyor gibi fıskiye etkisi görebilirsin. Buna neyin sebep olduğuna emin değilim ve bunu gözlemlediğim her ağaçta görmedim. Bazıları ağacın ruhu olduğunu veya ağacın içinde doğal yaşayan bir ruh olduğunu ve bunun ona sebep olduğunu söylerler.

ALTINCI Adım:

Herhangi bir hayvanın aurasını o dinlenirken görmeye çalış. Hayvan auraları insanlarınki gibi renkli değil.

Hayvan auralarına bakarak onlardaki hastalık gözlemlenebilir.

YEDİNCİ Adım:

Kendi auranı gözlemle.Kolunu ileriye uzat ve elinin aurasına bak. Ayrıca bacak ve ayaklarının aurasını incelemek için uzanabilirsin.

SEKİZİNCİ Adım:

Bir insanın aurasını görmek:

Kişinin boynu açık olsun. Onun direk boynuna bakma. Biraz kenarından ve onu geçecek şekilde bakmalısın.

Sonra bakışını kişinin başına doğru kaydır. Burada sarı renk görebilirsin. Gördüğün zaman kişine biraz zihinsel hesap yapmasını veya zor bir şeyle düşünmesini söyle. O bunları yaptığında aura parlaklığını gözlemle.

İpucu: Bir insanın aurasının parlaklığı ne yaptığına ve nasıl hissetiğine bağlı.Eğer mutlu ve yaşam dolu hissediyorlarsa auraları daha güçlü ve parlak olacaktır. Alıntıdır.

Geceyle gündüzü nasıl ayırt edersiniz?

0663a-pencere

Bir bilge çölde öğrencileriyle otururken demiş ki: “Geceyle gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman aydınlanır?”
Öğrencilerden biri: “Uzaktaki sürüye bakarım, koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir.” diye cevap vermiş.
Başka bir öğrenci söz almış: “İncir ağacını zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır.”
Bilge uzun zaman susmuş öğrenciler meraklanmışlar ve ne düşündüğünü sormuşlar. Bilge şöyle demiş:
“Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi, çirkin mi, beyaz mı, siyah mı diye ayırmadan ona kız kardeşim diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi, yoksul mu diye bakmadan erkek kardeşim sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmuştur, aydınlık başlamıştır.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gece yürüyen adamın ayağı kayar ve adam taşlı bir yolda düşer.

images[11]

Korkularına git.
Yavaşça gir ki derinliğini keşfedebilesin.
Ve bazen, çok derin olmadığını göreceksin.
Bir Zen hikayesi şöyle anlatır:
Gece yürüyen adamın ayağı kayar ve adam taşlı bir yolda düşer. Metrelerce aşağı düşmekten korkar, çünkü yolun kenarının çok derin bir vadiye uzandığını biliyordur. O’da kenar da sarkan bir dala tutunur.
Gecenin karanlığında, altında görebildiği tek şey, dipsiz bir uçurumdur. Bağırır ve tek duyduğu kendi sesinin yankısı olur. Onu duyacak kimse yoktur etrafta. Bu adamı ve bütün bir gece yaşadığı işkenceyi hayal edebilirsin. Ölüm sürekli altında bekler, elleri üşür, hakimiyetini kaybeder…
Ama tutunmayı başarır ve güneş çıktığında, aşağı bakar…
Ve güler!
Uçurum falan yoktur. Sadece on beş santim aşağıda kayalık bir düzlük vardır. Tüm gece dinlenebilir, rahatça uyuyabilirdi -düzlük yeterince geniştir- ama bunun yerine, bütün gecesini kabus gibi geçirdi.

Kendi tecrübelerimden yola çıkarak sana şunu söyleyeyim:

Korku on beş santimden daha derin değildir. Şimdi ister bir dala tutunup tüm yaşamını kabusa çevir, istersen o dalı bırak ve ayaklarının üzerine bas, sana kalmış.

Korkulacak hiç bir şey yok.

Osho