Lokum Gibi Kız Seni Mi Beğenecekti…

BUNU YILDA BİR KEZ MUTLAKA YAPIN…

Limon suyu ve sarımsakla yapılan karışım, damar sertlikleri, damar yağlanması, damar tıkanıklıkları ve tansiyon gibi sorunları kalıcı olarak ortadan kaldırıyor.

EVİNİZDE KENDİNİZ YAPABİLİRSİNİZ

– 2 Litre hiç su katılmamış sıkılmış limon suyu

– 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak (Mümkünse Anadolu’da yetiştirilmiş ithal olmayan sarımsaklardan)

– Ağzı sıkı kapanan koyu renkli bir kavanoz (2 litrelik pet şişeler de kullanılabilir)

HAZIRLANIŞI

2 Litrelik kavanoz ya da pet şişeyi dolduracak kadar limon satın alın. Limonların suyunu iyice sıkıp şişeye doldurun. Soyulmuş 40 diş orta boy sarımsağı yıkamadan ve ezerek limonun içine atıp şişenin kapağını sıkıca kapatın. 25 gün boyunca normal ılık bir yerde tutun ve her gün birkaç kez çalkalayın. Yaklaşık 25 gün sonra sarımsakların limon suyunun içinde eridiğini göreceksiniz.

25 gün sonra hazır hale gelen karışımdan her sabah kahvaltıdan yarım saat önce yarım çay bardağı için. Bunu hergün düzenli olarak ve mümkünse aynı saatte yapın. Bu karışımın içine asla başka bir madde (şeker, tuz, tatlandırıcı vs. katmayın)

FAYDALARI

1- Tüm damar iltihaplarını (vasküler) tedavi ediyor, tıkanan damarları açıyor, damar sertliklerini ve hipertansiyonu
önlüyor.

2- Kolesterol ve lipidi düşürüyor, zararlı yağların yakılmasını sağlıyor, kilo verdiriyor (bazal metabolizmayı hızlandırıp yağların yakılmasını sağladığı için iştahı açıyor.), vücuttaki şeker oranını dengeliyor, pankreasin yenilemesini sağlıyor.

3- Böbrek ve safra taşlarını eritiyor, idrar söktürüyor, vücuttaki şişkinliği yok ediyor ve dokularda ödem oluşmasını engelliyor.

4- Helycobeacter pylori adlı ülser mikrobunu öldürerek mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinin kesin tedavisini
yapıyor.

5- Tüm romatizmal iltihabi önleyor, her tür romatizmal ağrıları dindiriyor, kireçlenmeyi önlüyor, eklem yüzeylerinin
yenilenmesini sağlıyor ve her türlü ağrıyı kesiyor.

6- Beyin hücreleri ve tüm sinir sistemlerini yeniliyor, sinirdeki aksiyon potansiyelini düzenleyip ileri-refleks hızını artırıyor, felç ve inme riskini azaltıyor.

7- Vücudun bağışıklık sistemini son derece mükemmel hale getiriyor ve her türlü alerjiyi, özellikle de damarsal kökenli ve strese bağlı cilt alerjilerini kökünden engelliyor. Kanser oluşumlarına karşı tüm vücudu koruyor.

Her Gün Yepyeni Bir Başlangıç…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Neden Çocukken Hayalini Kurduğumuz Hayattan Bu Kadar Farklı Bir Hayat Yaşıyoruz?

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KİMİ İNSANIN DÜNYA SINAVI NİÇİN AĞIRDIR ?

images[8]

Nedir dünya sınavı ?

Kişinin yaşarken önüne çıkan yolun kimi zaman düz iken, kimi zaman yokuş olmasıdır.

Bu sınavlar ayırımsız herkeste vardır. Ne var ki, kimisi bunu göğüsler ve ona sınavı kolay gelir, kimisi de en küçük bir olay karşısında bocalar. Oysa hayat yokuşu bizim dünya olgunluğumuzu sağlamak içindir.Sabredersek hem bu dünyayı hem ikinci dünyayı

( hakikat alemini ) kazanmış oluruz.

Dünya sınavının en çetinlerini YÜCE, Peygamberlere ve Erenlere vermiştir. Onlardan hiç birisi durumundan şikayet etmemiş ve bu nedenle adları ölümsüzleşmiştir. Niçin

böyle davranmışlar ? olanın görüntüde dünyasal olsa da, özde HAK’tan geldiğini bildikleri için………

ALLAH’ın muradı, kulun yaşarken O’nu bulmasıdır. Sınavsız bir yol isteyen aslında ALLAH’tan uzak olmayı dileyendir.

HER DERDİN AÇTIĞI MUTLULUK KAPISIDIR

ALLAH’ımın verdiği ve bizim ” DERT ” dediğimiz; ALLAH’ımın, bize olan sevgisindendir. Bu nasıl bir sevgidir ki bize üzüntü veriyor diyeceksiniz. Derdi olmayan kul, ALLAH’ı unutur; dert, ALLAH’ımı daha çok andırır. ALLAH’ımın ULU kulu dertli olur, dünyaya olan bağı böylece çözülür, dünyaya tamah etmez, dünya dileği kalmaz, dünyada kısa bir süre misafir olduğunu bilip dünya yaşantısını ALLAH’ımın istediği şekilde yaşar. Tek dileği dünyada ALLAH’ı bulup O’na varmaktır.

Cümlemiz O’nun YAZI’sı içindeyiz! Öyleyse niye dert edelim, niyetimiz olmaz diye kahrolalım. Bir dileğin arkasından bin dilek daha gelir, en güzeli dileksiz olup ALLAH’a teslim olmaktır. ALLAH bizi bizden iyi düşünür ve korur.

Ezelde RUH’lar yaratıldığında bazı RUH’lar düzenin dışına çıkmayı istediler, bunlara düzene uy denildiğinde asi oldular, bu asi olan RUH’ların dünyaya gelişlerinde de asi olacakları belli idi. Ezel alemi her türlü cezadan korunmuştur. Dünyaya yollanan bizler burada eğitim görüp ALLAH’ı sıfatları ve işlevleri ile tanıyıp, önce kendimizin ne olduğunu bilmek sonra da ALLAH’ı dünyada bulmak ile görevliyiz. İşlenmemiş bir maden gibi burada bütün olumsuzluklarımızdan arınıp ALLAH’ımın bizden istediği güzel ahlak ve halde olmak mecburiyetindeyiz.Ezelde asi olan kulların da o kötü hallerinden sıyrılıp mümin kul olabilmeleri için ALLAH herkese ayırmadan – kayırmadan yardım eder ve her birimize hem hakikat aleminden hem de bedenli insanlardan yardımcılar yollar.ALLAH’ımın adaleti kusursuz olduğu için, herkes dünyadaki haline göre ve imtihanlarındaki başarılarına göre göç ettiğinde yerini alır. Peygamberlerin, arif kulların, velilerin ve ALLAH’ın emirlerine uymuş olan kulların mertebeleri tabii ki yüksektir. Peygamberlere ve yukarıda saydığımız kişilere imtihanı çok verir, ta ki makamlarını hak ettiklerinde her kattan ses geldikte, ALLAH’ım düşük makamlarda olanlara şöyle seslenir.” BEN size sizi verdim, size BEN’i bildirdim, dünyada sıfatımı gösterdim.ZAT’ımı arasaydın, sen de gelirdin; sıfatın yeter ( dünya nimetleri ve dünya hayatı ), ZAT’ın senin olsun ” demezdin. ZAT’ımı dileyen, sıfatımda kahrını zevk edendir. ( Dünyadaki imtihanlara sabredip her olayın O’ndan geldiğini bilip halinden şikayet etmeyen ) Ölçüyü alanın şikayeti kalır mı ? Çalışmayan talebe;” öğretmenim; not ver ” diyebilir mi ? YÜCE’nin kürsüsü de öyledir. Bütün dünya hayatımız kayıt olarak karşımızda olacak ve hiç birimiz neden bizi daha üst makamlara kabul etmedin ALLAH’ım diyemeyeceğiz. Onun için bu dünya hayatını iyi değerlendirmeye çalışalım.

( YAZAN’ın HAK olduğunu bildikte, ” Yolundayım!..” dedikte; hala ” Dert!…” dersen, ALLAH’ım affetsin!…derim. Yol bilen, yolunda olan taştan şikayetçi olmaz.)

Her olayın daha kötüsünü düşünelim ve öyle duacı olalım! ” En kötünün içindeyim!..” dersek; ALLAH’ıma güç gelir ve bize daha kötüsünün ne olduğunu bir olayı yaşatarak gösterir.

Derdine düşmeden, anmadan bulmaz.Öyle ise, düştüğümüz dert; bize ALLAH’ı buldurur, buluşta selameti gördürür. Derdimizi söylemek için: mekan aramayalım, kul önünde de durmayalım! Derdimizi derecek, gönlümüzü görecek, düğümümüzü çözecek, sadece ALLAH’ımdır. AŞK’ımızı bilen de O, kainatı veren de O, sebebini halkeden de O…….

O’ndan geldik, O’ndan aldık, O’na döneceğiz: neden elden medet bekleyelim ?

: Hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.O, Üstündür, Bağışlayandır.

Zorda kalan, kolayı arayandır.ALLAH’ım onu zora koyar ki, kolayı arasın. Darda olduğumuz an: sadece ALLAH’ım ile konuşalım, O’nun ile dertleşelim! O’nu gökte arama, ALLAH sende , içinde,sana senden yakın, O baktığın her yerde . Bakmak başka görmek başkadır, görmeye çalış; aç gönül gözünü öyle bak, ancak o gözle görürsün O’nu her yerde. Hepimize dermanı verecek ALLAH’tır.Kul – kulun derdine sadece söz ile ortak olur, ana – baba dahi olsa.

KUL DERT DEDİĞİ İLE KENDİNİ BULUR

ALLAH bir kula bir veya birden fazla musibet verdimi, şu iki sebepten verir.Kul, ya ALLAH’ın bağışlamayacağı bir günah işlemiştir.Ona musibet verir ve o günah bu musibet sebebi ile affedilir. Yahut da ALLAH onu bir dereceye ulaştıracaktır, kulun ALLAH indinde bir mertebesi bulunur ki, o mertebeye ancak ALLAH’ın vereceği bir bela sebebiyle ulaşabilir, ona o musibeti verir ve o sebeple ALLAH onu o dereceye ulaştırır.

Olanı olduğu gibi, kapımıza geldiği gibi görürsek ” Yolum ALLAH’ımdandır!..” dersek; düzenini biz duymadan bulur,kendi çizdiğince yürür…” öyle mi yapsam, böyle mi ?..” demek, boş! Her olanı ” O’ndandır !..” diyebilelim ki, çözümü bulalım.” Dileğimce uymaz, arkası bana aydınlık görülmez!..” dersek, bizim görgümüzden öteye varmaz; ALLAH’ımın SIR’rına akıl ermez! Onun için, her olayı olduğuna ver ki; çözüme şahit olasın,dünya gailesinden kendini kurtarasın. Kaderini çeviremezsin, düzenini kuramazsın.Onun için, olanda hayır bul ki, kendinde düğümü çözesin.

( YARATAN gözetir,kahrımızı silelim: bir lokmaya sahip isek,” şükür ALLAH’ım …” diyelim

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kişinin kendisiyle yüzleşebilmesi bazen yıllara yayılır

Kişinin kendisiyle yüzleşebilmesi bazen yıllara yayılır. Kabul bir anda yerleşmez. İdrak kolayca oluşmaz. Burada güzel olan rehberlik sisteminin sınırsız sabrı, koşulsuz sevgisidir. Biz kendimize tahammül edemezken, görünmeyen alem şifalı ellerini omurgamızda dolaştırır, geçmişin yükleri deva bulur.

Bazen dürüstlük apansız gelir, varlığınızı öyle bir kaplar ki yalanlar çürüyüp kokmaya başlar. Artık kendinize yalan söyleyemezsiniz. Yaralarınız kapanmak istediğini haykırırken siz kabukları yolarsanız koca bir hayatı boşa yaşamış gibi hissedersiniz.

Yine de yüzleşmek bazen ölmek gibidir, bazen doğmak gibidir. Büyüdüğüne karar verilmişken kendini büyütmek zor iştir. Birçoğumuza ne kadar değerli olduğumuz söylenmemiştir. Kendimizi sevmeyi unutarak yaşamak hatırlatacak olaylara sebep verir. Biz ne kadar değerli olduğumuzu hatırlayıncaya kadar başkaları bize tersini hissettirebilir. Şefkat senden başlar, yayılır, dolaşır ve büyüyerek geldiği yere geri döner. Neyi hesapsızca verirsen misliyle geri alırsın. Neyi vermek istemediğini görmen iyidir. Yokluk saydığın aslında veremediklerindir. Tuttuğun her şey bolluğun akışını keser.

Bazen dürüstlük apansız gelir. İçeriye aldığınızdan emin olun. En inandırıcı yalanlar kendimize söylediğimiz yalanlardır.

N.A. ♡♡♡♡♡