Bez Kikirik Boz Kukarak…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

OKUMADAN GEÇME !

Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun, eski üniversitelerindeki profesörlerini ziyaret için bir araya gelirler. Sohbet, sonunda işin ve hayatın stresinden şikâyetleşmeye döner.

Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfağa gider ve yanında büyük bir termos içinde kahve ve porselen, plastik, cam, kristal olmak üzere değişik tarzda ve ucuz görünenden, pahalı ve hatta çok özel olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir.

Herkes bir bardak secince, profesör şöyle söyler :

‘Fark ettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz görünümlü, sade bardaklar kaldı.

Kendiniz için en iyi olanı istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynağı aslında.

Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiç bir şey katmaz. Çoğu zaman, sadece daha pahalıdır ve hatta bazı durumlarda da içtiğimizi saklar. !

Hepinizin aslında istediği kahveydi, bardak değil, ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra birbirinizin bardağına bakmaya başladınız.
Hayat kahveye benzer, is, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayati tutmak için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak yasadığımız hayatin kalitesini belirlemediği gibi değiştirmez de.

Bazen sadece bardağa odaklanarak kahvenin tadını çıkarmayı unuturuz.

Kahvenizin tadına varın!
En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler. Sadece her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gelişen piyasalar için 1998 ile 2014 arasındaki benzerlikler ve farklılara sizin için derledik

1998 Krizi ve şimdi: Benzerlikler ve farklılıklar

Petrol fiyatları gerilerken, gelişmekte olan piyasa para birimleri değer kaybediyordu. Venezuela finansal bir kriz içindeydi, Rusya temerrüde düşmüştü ve devalüasyon yaşıyordu.

Yıl 1998’di.

Gelişen piyasaların şimdiki durumu, 1998 yılındaki tablo ile büyük benzerlik gösteriyor. Ancak gelişmekte olan piyasaların çoğunun tam gelişmiş bir krizden kurtulmasına yardımcı olacak önemli değişimler meydana geldi. 1998 yılı ile 2014 arasındaki benzerlikler ve farklılara sizin için derledik.

Benzerlikler

*Gerileyen petrol fiyatları

Petrol Haziran ayından bu yana yüzde 48 düşüş ile varil başına yaklaşık 55 dolar seviyesine gerileyerek Venezuela, Rusya ve Nijerya gibi ülkelerdeki ihracatçıları olumsuz etkiledi. Bloomberg’in derledği verilere göre kredi temerrüt swapı, Venezuela’nın 5 yıl içinde tahvil ödemelerini gerçekleştirememesi olasılığının yüzde 97 olduğunu gösteriyor. Ukrayna krizi ile ilgili olarak ABD ve Avrupa Birliği’nin uyguladığı yaptırımlardan olumsuz etkilenen Rusya ekonomisi, ülke merkez bankasının açıklamasına göre petrol 60 dolar seviyesinde kalması halinde gelecek yıl yüzde 4.7 kadar daralacak.

*Para birimlerindeki değer kaybı

En çok işlem gören 20 gelişen piyasa para birimi izleyen Bloomberg endeksi, 15 Aralık’ta 2003’ten bu yana en düşük seviyeye geriledi. Ruble dolar karşısında ilk kez 64 seviyesinin üzerinde düşüş kaydetti. Türk Lirası tüm zamanların en zayıf seviyesini görürken, Endonezya rupisi 1998’den bu yana görülmemiş seviyelere geriledi.

Tayland bahtının 6 ay içinde değerinin yarısını kaybetmesine yol açan 1997 ve 1998 yılları Asya finansal krizi sırasında, Tayland’dan Malezya’ya ülkeler para birimi seviyelerini korumaya çalıştılar. Güney Koreliler, para birimindeki düşüş ile tüketen dış rezervlerin yeniden doldurulması için hükümete yardımcı olmak amacıyla altın mücevherlerini bağışlamak için sokaklarda sıraya girdiler.

*Fed politikası

ABD Merkez Bankası (Fed) faiz oranını 2006’dan bu yana ilk kez artırmak için zemin hazırlarken, bu durum gelişmekte olan ülkelerden sermayenin çekilmesi tehlikesini beraberinde getiriyor. Dünya Bankası geçtiğimiz yıl, uzun vadeli ABD tahvil faizlerinin 1 yüzde puan artması halinde gelişmekte olan ülkelere olan özel sermaye akışlarının yüzde 50 gerileyebileceği tahmininde bulundu.

Credit Agricole CIB’e göre Türkiye, Güney Afrika ve Brezilya gibi büyük bütçe açıkları bulunan ülkeler hassas durumda. Dolayısıyla yabancı yatırımcıların yerel ülke tahvilinin yüzde 30’unu oluşturduğu Malezya gibi ülkelerde bu savunmasız görülüyor. Fed’in 1990’ların ortalarında gerçekleştirdiği faiz artırımları serisi, Asya para birimlerinin düşüş göstermesine neden olarak Rusya’nın temerrüde düşmesi ile sonuçlandı.

Farklılıklar

*Esnek döviz kurları

Gelişmekte olan ülkeler, para birimlerinin dalgalanmasına izin vererek 1990’ların sonundaki krizde yaygın olan sabit döviz kuru rejiminden uzaklaştı. Zayıflayan para birimleri enflasyonu tetiklerken, ihracatları daha ucuz hale getirerek ekonomik büyümeyi de canlandırabilir.

*Dış rezervler

Gelişmekte olan ülkelerin dış rezervleri, 1990’lardaki seviyeleri geride bıraktı. Bu durum söz konusu ülkelerinden finans piyasalarındaki volatiliteye dayanmasına yardımcı oluyor. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) derlediği verilere göre grup olarak gelişen piyasalar, 8.1 trilyon dolar tutarında dış rezerve sahip. Bu miktar 1999’da 659 milyar dolar seviyesindeydi.

*Borç

Dolar ile borçlanma yapmak yerine hükümetler şu an finansmanı çoğunlukla yerel para birimlerinde artırıyor. Bu onlara dış rezervleri tüketmeden borçlarını geri ödeme imkanı sağlıyor.  IMF’in yaptığı açıklamaya göre, dış borç geçtiğimiz yıl gelişmekte olan ülkelerde gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 26’sını oluşturdu. Bu oran 1999’da 40 seviyesindeydi.

kaynak: Bloomberg com tr

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

D Vitamini Eksikliği…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kimyon…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

2014 bitmeden bunları yapın!

Mutluluk, enerji, sağlık, formda vücudun anahtarı hep aynı yerde: suda! Günde 12-14 bardak su içerek hayatınızın nasıl değiştiğine şahit olun ve 2014 bitmeden bu harika alışkanlığı kazanın.

2014 biterken, şimdiye kadar hiç yapmadıklarınızı yaparak yeni yılı karşılamaya ne dersiniz?

1.Teşekkür yürüyüşüne çıkın

Günün herhangi bir anında 10 dakikalık teşekkür yürüyüşüne çıkmak, hayatınıza yepyeni anlamlar katacaktır! 10 dakika boyunca sahip olduğunuz duygular, yetenekler için teşekkür ederek yürüyün; 2014 bitmeden bunu mutlaka yapın.

2.İçinizdeki coşkuyu artırın

Tanıdığınız, tanımadığınız insanlar için iyilik yapmak; sokak hayvanlarını beslemek, huzur evindeki yaşlıları ziyaret etmek, yerdeki çöpü alıp çöp kutusuna atmak içinizdeki coşkuyu artırır. 2014 bitmeden daha önce yapmadığınız kadar iyilik yapın.

3.Damak tadınızı şaşırtın

Şimdiye kadar önyargılı yaklaşıp yemediğiniz yiyecekler var mı? Damak tadınızı şaşırtın ve 2014 bitmeden daha önce yemediğiniz bir yiyeceği yemeyi deneyin. Trabzon hurması, zencefilli Türk kahvesi, istiridye mantarını daha önce denediniz mi?

4.Plansız yola çıkın

Aylar öncesinden seyahat planları, evden çıkmaktan korkmak gibi alışagelmiş hareketleri bu kez unutun ve plansız yola çıkın! Hafta sonu, yakınınızdaki bir şehre gidip orayı keşfedin. 2014 bitmeden bunu mutlaka yapın.

5.Farklı bir film izleyin

En çok hangi tür filmleri seversiniz; korku, romantik komedi, bilim kurgu mu? Bu kez zihninizi şaşırtmaya, alışkanlıkların dışına çıkmaya ne dersiniz? 2014 bitmeden daha önce hiç izlemediğiniz türde bir filmi sonuna kadar izleyin.

6.Kendinize yolculuk yapın

Aklınız bir köşesinde hep meditasyon, yoga, spor gibi size çok iyi gelecek aktiviteler var ancak bunu bir türlü yapamıyor musunuz? Üstünüzdeki ataleti atın, 2014 bitmeden kendi içinizde yolculuğa çıkın

7.Sanatçılığa soyunun

Resim, müzik, heykel, ebrû gibi pek çok sanat türüne ilginiz, yeteneğiniz vardır ve siz bunu keşfetmemiz olabilirsiniz! Kendinizle baş başa kalmak ve sorunlarınızı çözmek için 2014 bitmeden daha önce yapmadığınız bir sanat türü için çalışmaya başlayın.

8.Dans ederek rahatlayın

En son ne zaman dans ettiniz? Yoksa insanlar dansınızı beğenmez diye kendinizi tuttunuz mu? Hadi ama ayağa kalkma zamanı! Biz bu dünyaya oturmaya gelmedik, öyle değil mi? 2014 bitmeden daha önce etmediğiniz kadar dans edin. İster bir kursa yazılın, ister evde dans edin, ister gece eğlencesi olan bir yere gidin ama mutlaka dans edin!

9.Güneşin doğuşunu izleyin

Hiç, erkenden uyanıp elinize bir fincan sıcak çay ya da kahve alıp güneşin doğuşunu izlediniz mi? Kendinizi bu mucizeyi görerek ödüllendirdiniz mi? 2014 bitmeden, bir gece erkeden yatağa gidin, telefon alarmını kurun ve güneş doğarken uyanıp izleyin.

10.Okumadığınız kitapları okuyun

Beyninizi şaşırtmak, hayata ve sorunlarınıza başka gözlerle bakıp çözüm bulmanızı sağlar. Bunu, şimdiye kadar okumadığınız türde bir kitabı okuyarak yapabilirsiniz. Kişisel gelişim, polisiye, romantizm… Hangisini okumadınız, onu seçin!

11.Spor yapın

Herkesin yeni yıl kararlarından biri spor yapmaktır, siz sıradan olmayın ve farkınızı ortaya koymak için 2014 bitmeden spora başlayın! Spor yapmak illa ki bir spor salonuna üye olmak veya ağırlıkla çalışmak değil. Evinizde veya sokağınızda yürüyün, koşun, egzersiz yapın.

12.Çekmeceleri temizleyin

Bu önerimiz size garip geldi, farkındayız ama mutlaka dikkate alın! 2014 bitmeden çekmecelerinizi, ne zamandır dağınık duran odanızı dip köşe temizleyip fazlalıklarınızı atın ve 2015 yılını sadelikle karşılayın.

13.Beslenmenizi değiştirin

Yediklerimiz, ruh halimizi belirler; 2015 yılına mutlu bir başlangıç için beslenmenizi değiştirin. Örneğin, hayatınızdan bir süreliğine şekerli ve sütlü ürünleri çıkarın ve kendinizi izleyin; bu şekilde daha zinde olabileceğinizi görün.

14.Bağımlıklardan kurtulun

Sigara, alkol, kahve, uyku, şeker, televizyon… Hayatta pek çok duruma bağımlılık geliştirebiliyoruz; yeni yıla harika bir başlangıç için bağımlılıklarınızdan kurtulun. Örneğin, kahveyi bırakacaksanız yerine bitki çayı koyun.

15.Geçmişinizi affedin

Ünlü sanatçıların geçmiş yıllardaki hallerini biliyorsunuz; büyük çoğunluğu şimdiye göre rüküş giyiniyor ama o zamanlar o kıyafetler güzeldi. Geçmişimiz de işte böyle; o zamanlar yaptıklarımız, o zamana göre doğruydu; şimdi geri dönüp hayıflanmanın, pişman olmanın anlamı yok. Geçmişinizi affederek yeni yıla başlayın.

16.Günde 14 bardak su için

Mutluluk, enerji, sağlık, formda vücudun anahtarı hep aynı yerde: suda! Günde 12-14 bardak su içerek hayatınızın nasıl değiştiğine şahit olun ve 2014 bitmeden bu harika alışkanlığı kazanın
kaynak: msn
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sağlıklı bir beden için ihmal etmeyin, MEYVE SUYU İÇİN…!

Sağlıklı bir bedene sahip olmanın en kolay yolunun optimal beslenmeden geçtiğini savunan uzmanlar, meyve ve meyve suyu tüketiminin önemini vurguluyor.

İşte meyvelerin dünyası…

Domates
Domatesin antioksidan etkisinin çok kuvvetli olduğu belirtiliyor. Yapılan çalışmalar koroner kalp hastalıkları ve prostat, serviks, kolon, akciğer, meme, özefagus, rektum, rahim, mide, pankreas gibi çeşitli kanser türlerine karşı koruyucu potansiyel etki gösterdiğine işaret ediyor.

Nar
Nar suyunun içerdiği biyoaktif bileşenler tümör oluşumu ve gelişimini engelleyici, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, bakteriyal infeksiyonlar, antibiyotik direnci ve deri hasarlarına karşı önleyici ve tedavi edici potansiyel etkiler sunuyor.

Çilek, ahududu, böğürtlen, vişne
Çilek, ahududu, böğürtlen, vişne gibi üzümsü meyve sularında bulunan biyoaktif bileşenler tümör oluşumu ve gelişimini engelleyici (akciğer, meme, uterus, kolon, ağız, prostat, özofagus) ve menopoz sonrası dönemde yaşla ilişkili bilişsel zayıflamayı azaltıcı potansiyel etkisi olduğu ileri sürülüyor.

Portakal
Portakal suyunda antioksidan potansiyele ve sağlığı geliştirici kapasiteye sahip bileşenler bulunuyor. Bu bileşenlerin portakal suyunda bulunan C vitaminiyle birlikte bağışıklık sistemini güçlendirdiği belirtiliyor. Bir bardak portakal suyu 132 kcal içeriyor ve günlük C vitamini gereksiniminin %30’unu karşılıyor. C vitamini eksikliğinde diş etlerinde kanama, eklemlerde şişlik ve ağrılar, vücudun diğer yerlerinde ufak darbelerle kanamalar görülüyor. Özellikle turunçgillerde bolca bulunan C vitamini vücuda güç veriyor, enfeksiyonlara karşı vücudu koruyor ve demirin kana geçmesini kolaylaştırıyor.

Havuç
Güneşin rengini bünyesinde barındıran havuç ise, A vitamini aktivitesi gösteren ve bir karotenoid olan beta-karotenden yana çok zengindir. A vitamini; gözlerimizin karanlıkta normal olarak görmesine ve alacakaranlığa alışmasına yardım ediyor. Karotenoid formları bir antioksidan olarak çalışıyorlar ve çeşitli kanser türleriyle yaşlanmaya bağlı hastalıklara karşı potansiyel koruyucu.

Kayısı
Potasyum, folat ve A vitaminine dönüşebilen karotenoidlerden özellikle beta karoten açısından çok zengin olan kayısı ise gözlerin karanlıkta normal olarak görmesine ve alacakaranlığa alışmasına yardım ediyor. Hücre ve dokuların sağlıklı bir şekilde büyümelerini sağlıyor. Ağız, mide, ince bağırsaklar, solunum ve üreme sistemi ile idrar yollarındaki deri ve dokuların sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlayarak vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor.

Şeftali
Şeftalinin bileşimi inanılmaz yoğun ve etkili. Bu bileşenlerin hepsi güçlü antioksidan etkinlik gösteriyorlar. Şeftali vücudun dış yüzeyini, sindirim, solunum, üreme ve görme organlarını dıştan gelecek mikroplardan koruyan epitel hücrelerin çalışması ve gözün ışık durumuna göre ayarlanması için ve vücudun hastalıklara karşı savunma sisteminin oluşumunda da yardımcı.

Üzüm
Üzüm suyu ise “catechin, epicatechin, quercetin ve anthocyanin” gibi flavonoidlerden zengin. Üzüm suyu flavonoidlerinin potansiyel antioksidan etkinlik göstererek oksidatif strese karşı koruyucu etkinlik gösterdiği, serbest radikal hasarını ve diyetle ilintili kronik hastalık riskini azalttığı ileri sürülüyor. Özellikle mor üzüm ve mor üzüm suyunda bulunan polifenollerin kalp hastalıklarından koruyucu etkisi olduğu bildiriliyor….

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Gözlerine bakarak söylüyorum ”Seni Sevmiyorum”…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yapılan yeni araştırma çok ilginç sonuçları ortaya koydu. Parmaklarınız sizi size anlatıyor!

Yapılan yeni araştırma çok ilginç sonuçları ortaya koydu. Parmaklarınız sizi size anlatıyor!

İngilterede daha yeni yayına giren ‘The Finger Book’ (Parmak Kitabı) bunun hakkında detaylı bilgileride veriyor.

Yüzük parmağınız size kanser ve kişiliğiniz hakkında önemli bilgiler veriyor.

Avucunuzu dışa dönük ve açık şekilde kaldırın ve bakın. Yüzük parmağınız işaret parmağınızdan uzun mu?

Avucunuzu dışa dönük ve açık şekilde kaldırın ve bakın. Yüzük parmağınız işaret parmağınızdan uzun mu?

Yüzük parmağı, işaret parmağından uzunsa;

Hassas ve dışa dönük biridir. Risk almaktan korkmaz. Müzisyenlik kabiliyetine sahip olur. Genelde solak olur.

Futbol, basketbol ve uzun koşu gibi spor dallarında başarılı olur

Yüzük parmağı, işaret parmağından kısaysa;

Genelde kızlarda görülür.

Konuşarak etkileme kabiliyeti çok yüksektir

İdari işler, ev dekorasyonu ve sağlık hizmetlerinde başarılı olur.

İngiltere’de yapılan araştırmaya göre sağ el yüzük parmağının işaret parmağından baya bir uzun olması, prostat kanserine yakalanma riskinin çok yüksek olduğunu gösteriyor.

İngiltere’de yapılan araştırmaya göre sağ el yüzük parmağının işaret parmağından baya bir uzun olması, prostat kanserine yakalanma riskinin çok yüksek olduğunu gösteriyor.

kaynak:msn

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bıyıkları Batıyordu Hep…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Soğuk Kış Günlerinin Vazgeçilmesi Elma Çayı

Elmanızı soyup afiyetle yedikten sonra soyduğunuz kabuklarını lezzetli bir çay hazırlamak için değerlendirebilirsiniz. Üstelik hazırlaması oldukça kolay elma çayı daha fazla kalori yakmanıza ve zayıflamanıza yardımcı olabilir. Çünkü elma kabuğunda bulunan “ursolik asit” üzerine yapılan araştırmalarda, bu doğal bileşenin kalori yakmayı hızlandırarak kas kütlesinin artmasını sağladığı yönünde sonuçlar elde edilmiş. Zayıflamaya yardımcı olsun olmasın, elma kabuğu çayının oldukça tatlı ve içimi zevkli bir çay olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca sadece elma kabuğu çayı yapmanız gerekmiyor, halihazırda içtiğiniz diğer çayları tatlandırmak için de bir kaç adet elma kabuğu atabilirsiniz.

Elma Çayı Tarifi

Elma çayını yeşil veya kırmızı elma kabuklarıyla hazırlayabilirsiniz. Kabukları tarım ilaçlarından iyice arındırmak için musluk altında 2-3 dakika yıkayın. 1 bardak çay için 3-4 adet orta uzunlukta kabuk yeterli olacaktır. İhtiyacınız kadar suyu kaynattıktan sonra içine kabukları atın ve 5 dakika kadar kaynatın. 3-4 dakika soğumasını bekledikten sonra kabukları süzüp çayınızı içebilirsiniz. Bu kadar basit. Elma kabuğunu diğer bir bitki çayıyla birlikte kullanmak isterseniz kabukları kaynattıktan sonra tencereden alın ve bu suyu bitki çayınızı demlemek için kullanın. Çubuk tarçınla birlikte hazırlanan elma çayını tavsiye edebilirim.

alıntı

Zeytinyağının Faydaları

Bir zeytin ağacı çok uzun ömürlü olup 200 ila 2000 yıl kadar yaşayabilir.Bu gün birçok Akdeniz ülkesinde 2000 yıllık zeytin ağacı vardır. Bu nedenle zeytin ağacının adı mitoloji ve botanikte “ölümsüz ağaç” tır. Zeytin dalı öteden beri “barışın simgesi” olarak algılanmıştır. Zeytin; Kutsal kitaplarda ismi geçen çok özel gıdalardandır.

Son zamanlarda kanser ile mücadelede önemli rol oynadığı belirtilen köpekbalığından çıkartılan sgualene adlı madde sızma zeytinyağında bol miktarda bulunur. Günde 100 cl. Zeytinyağı tüketimiyle bir köpekbalığı kıkırdağından alınacak kadar sgualene alınır.

Zeytinyağı kanser lezyonlarını önlemede çok önemli rol oynar.

Zeytinyağı hücreleri korur. Zeytinyağının içinde bulunan Oleiprine adlı madde sayesinde hücreler yenilenir.

Zeytinyağın en sağlıklısı Sızma olanıdır.

Zeytinyağı doğal bir ilaç gibidir.

Yiyeceğin yanı sıra merhem olarak da kullanılan zeytinyağı; tahrişin neden olduğu acı ile yanmayı giderici ve yumuşatıcı özellikleri olan bir losyondur da.

Zeytinyağı, derinin foliküllerine penetre olabildiği için, gerek internal gerekse eksternal dokuların yara veya ve enfeksiyonlarına karşı da faydalıdır.

Sindirim sistemini etkiler; ister soğuk olsun, ister sıcak olsun zeytinyağı mideyi çepeçevre koruyucu bir tabakayla sararak mide asidini azaltır.

Gastrit ve ülsere karşı korumada etkin yardım sağlar. Hazmı en kolay olan zeytinyağı besinlerin bağırsaklar tarafından çok daha iyi emilmesini sağlayarak bağırsakların çalışmasını düzenler.

Isıtılmış olsun ya da olmasın, zeytinyağı gastrit asiditeyi azaltabilmektedir.

Tahriş giderici etkileri azaltarak ülsere karşı koruma sağlar. Bağırsaklardan yiyecek geçişini kolaylaştırmak suretiyle konstipasyona engel olur.

Zeytinyağı safra kesesinin kon traksiyonlarını (kasılma) ve safra salgılanmasını uyararak safra taşı oluşum riskini azaltır, hazmı kolaylaştırır. Dalakta taş oluşumunu önler.

Sarılığa ve karaciğer sancılarına iyi gelir. Oruç tutanlar, sahurda bir çorba kaşığı zeytinyağı içerse safra kesesi ve bağırsakları rahatlatacaktır.

Sabah kahvaltıdan önce alınan 1 veya 2 çorba kaşığı zeytinyağı, basit kronik kabızlığa iyi gelir. Basur şikâyetlerini giderir çiğ olarak içilebilir.

Anne sütünde de bulunan E vitamini ve oleik asit içeriği ile zeytinyağı, normal kemik gelişimine katkıda bulunur.

İçinde bol miktarda bulunan A-D ve E vitaminleri ile Anne karnında ve doğumdan sonra bebeğin beyninin olduğu kadar, genel olarak sinir sisteminin gelişimini de desteklediğinden, gebe ve emziren annelerde özellikle önerilen tek yağdır.

Akdeniz diyetinde önerilen tek yağ çeşidi” ZEYTİNYAĞI” dır.

Zeytinyağı yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hem de beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir.

Yüksek tansiyonu düşürür; yaprakları ve dallarından çay yapılır içilirse insan sağlığına diğer katkılarının yanında kan şekeri seviyesinin düşmesine yardım eder.

Çok eskiden beri halk arasında ağrı, romatizma, burkulma ve adale incinmelerinde; zeytinyağı sürülerek tedavi oluna gelinmiştir.

Kötü kolesterol LDL`yi azaltırken, iyi kolesterol HDL`yi artırır.

Kalbimizin dostu zeytinyağı, hayvansal yağların tersine kandaki kolesterol miktarını ve dolayısıyla kalp krizi riskini azaltır. Kan plateletlerinin toplanmasına engel olarak kan pıhtılaşması riskini de yok eder.

Dünyada kalp hastalıklarının en az görüldüğü ülkeler, zeytinyağının yoğun olarak tüketildiği “Akdeniz “ülkeleridir.

İçerdiği linoleik asit yüzdesi nedeniyle anne sütüne benzeyen zeytinyağı, inek sütüne katıldığında anne sütüne yakın değer elde edildiği bilinmektedir.

Yaşamın temel koşulu, vücut hücrelerinin sürekli olarak kendilerini yenileyebilmeleridir. Çocukluk ve gençlik dönemlerin de çok hızlı olan hücre yenilenmesi, yaş ilerledikçe azalır ve yavaşlar.

Beslenme ile yaşlanma arasında güçlü bir ilişki vardır. Besinler vücudumuzda enerjiye çevrilirken oksidan denilen bazı maddeler açığa çıkar.

Hücre gelişimini olumsuz yönde etkileyen oksidanlar, yaşlanma sürecini de hızlandırır. Antioksidan adı verilen bazı maddeler ise, oksidanların olumsuz etkisini ortadan kaldırır. Başta E vitamini olmak üzere çok sayıda antioksidan madde içeren “zeytinyağı” hücreleri yeniler, doku ve organların yaşlanmasını geciktirir.

Zeytin üretiminin yoğun olduğu Akdeniz ülkelerinde çok eskiden beri sütü kesilen anneler, yağsız inek sütüne biraz zeytinyağı katarak bebeklerine verip bu eksiliğini gidermeye çalıştığı söylenir.

İçerdiği zengin E, A, D ve K vitaminleri ile her yaştaki çocuğun gerekli ihtiyacına yanıt verir.

İçinde bulunan bakır, manganez gibi minerallerde kemik gelişiminde çok olumlu etkiler sağlıyor.Bu vitaminler kemiklerin doğal gelişimine ve mineralleşmeye yardımcı olup, güçlenmesini hızlandırır. Her yaştaki insan için yararlıdır.

Zeytinyağı sağlık ve güzellik iksiridir. Cilde ve saçlara çok faydalıdır. Cildi besler, korur ve yumuşatır.

Beslenme uzmanları, son yıllarda diyabet rahatsızlıklarının arttığını belirterek diyette önerilen tek yağın bitkisel yağlar olduğunu, bunların içindede tek önerilen yağın “zeytinyağı” olduğunu belirtirler.

Yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan bir başka sorun da, kireçlenmedir. Aralarında kalsiyumun da bulunduğu bazı mineraller, kireçlenmeyi önler. Zeytinyağı, bu minerallerin vücuttaki etkisini artırarak kireçlenmeye karşı önemli bir rol oynar.

Antioksidan maddeler içermesi nedeni ile diğer yağlara göre yüksek sıcaklıklarda bile daha dayanıklıdır ve bu özelliğine bağlı olarak kızartmalarda kullanılabilecek en sağlıklı yağdır.

Zeytinyağı, ekmek, pasta, kek, bisküvi vb gibi fırında pişen mamullere lezzet verir, bu tip gıdaların kurumasını önler.

Zeytin ağacının dalları, yaprakları ve reçinesi olduğu kadar, yağıda yıllardır ilaçların bileşimlerinde yer alan doğal maddelerden birisidir, doğal bir ilaçtır.

Zeytinyağı yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hem de beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir.

Zeytin ve zeytinyağı, içlerinde bulunan linoleik asitten (omega-6 yağ asidi) ötürü yeni doğmuş bebekler ve gelişim çağındaki çocuklar için son derece faydalı besinlerdir. Linoleik asidin eksikliği, gelişimin yavaşlamasına ve hatta birtakım deri rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olabilir.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bağışıklık sistemini güçlendirmenin 10 yolu…

fft20_mf5084235[1]

Bağışıklık sistemi ile ilgili açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Mustafa Kemal Başaralı, vücudun en büyük korumasının bağışıklık sistemi olduğunu söyledi.

Güçlü bir bağışıklık sisteminin hastalıklara karşı bizi kalkan gibi koruduğunu belirten Başaralı, “Bağışıklık sisteminin zayıf olması mikropların vücuda rahatça girmesine neden olur. İyi çalışan bir bağışıklık sistemi sağlımızın temelidir. Zayıf bağışıklık sistemi yaygın bir durumdur, çeşitli enfeksiyonlara yakalanan insanların çokluğu da bunun bir göstergesidir. Vücudumuzu bakteriler, virüsler, mantarlar gibi zararlı mikroorganizmalara karşı koruyan bağışıklık sistemi güçsüzleştiğinde enfeksiyonlara karşı savunma kapasitemiz zayıflar. Yanlış beslenme, çevremizdeki toksinler, uykusuzluk, aşırı yorgunluk, stres ve ruhsal çatışmalar gibi birçok nedeni bulunmaktadır. Her normal insan enfeksiyona karşı doğuştan savunma mekanizmasına sahiptir. Bu mekanizmaların çoğu doğumdan itibaren iş başında olup, vücuda giren her saldırganı ilk olarak karşılar. Bağışıklık sisteminin merkezinde, kanda ve lenf bezlerindeki B ve T-lenfositleri bulunur. Bağışıklık sistemini etkileyen 3 ayrı faktör vardır. Genetik yatkınlık, çevre kirliliği ya da radyasyon gibi büyük şehirde yaşayanların ister istemez etkilendikleri önemli bir faktördür. Değiştirebileceğiniz yaşam tarzınızdır” ifadelerini kullandı.

Bağışıklık sistemini güçlendirmenin 10 yolunu da açıklayan Başaralı, sözlerini şöyle sürdürdü:

Sofranızda sebze ve meyve bol miktarda olsun. Sebze ve meyveler bol miktarda vitamin içeriyor. Mevsiminde yenilen bu yiyeceklerden antioksidan alıyoruz. Antioksidanlar da vücudu temizliyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor.

Balık tüketimini arttırın. Balık içeriğindeki omega 3 ve diğer faydalı yağlar sayesinde iyi huylu kolesterolün yükselmesini ve kötü kolesterolün düşmesini sağlar. Sağlıklı bir gelişim için özellikle çocukluk çağından itibaren balık yeme alışkanlığının edinilmesi gerekir.

Tek tip besin diyetlerinden uzak durun. Diyet yapmak uğruna tek tip beslenmeyi değil dengeli beslenmeyi tercih edin. Tüm besin gruplarından dengeli şekilde almalısınız. Denge bozulduğu takdirde metabolizmanız tek bir tarafa doğru kayar, bu durum da hastalıklara zemin hazırlar.

Uzun süre aç kalmayın. Güçlü bir bağışıklık sistemi için sağlıklı beslenme çok önemlidir. Güne mutlaka sağlıklı bir kahvaltıyla başlayın ve ana öğünleri atlamayın.

Çocuklarınıza paketlenmiş gıda yedirmeyin. Sağlıklı bir nesil için beslenme alışkanlığının küçük yaşlarda edinilmesi gerekir. Bu tip yiyeceklerin faydasından çok zararı vardır. Sağlıklı beslenmenin yanı sıra da mutlaka fiziksel aktivite yapması sağlanmalıdır.

Hayatınızdan hareketi eksik etmeyin. Haftada en az 3 gün, mümkünse her gün 45-60 dakika tempolu bir şekilde yürüyüş yapılmalıdır.

Hem kendinizin hem de çocuklarınızın aşılarını takip edin. Özellikle bebeklik döneminde yapılan aşılar çocuklarımızın bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini ve sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlar, ömür boyu bizi hastalıklara karşı koruyabilir. Etkisi azalan aşılar ise doktorunuz tarafından belirlenen aralıklarla tekrarlanmalıdır.

Günde minimum 6 saat uyuyun. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi için uyku sisteminizin de düzenli olması gerekir. Günde en az 6 saat uyumalısınız ve uyku saatlerinizin mutlaka gece olması gerekir. Çünkü gece, bazı hormonların salgılanması durur, bazıları ise salgılanmaya başlar. Gece karanlık ortamda uyurken büyüme hormonu salgılanır. İyi bir uykudan sonra sabah uyanıldığında salgılanan kortizol hormonu ise bizi gün içerisindeki stres, ani karar-hareket durumlarına karşı bizi hazır hale getirir.

Sık sık ellerinizi yıkayın. Mikropların hızla yayılmasının ve grip gibi enfeksiyon hastalıklarının oluşmasının en önemli nedenlerinden biri ellerin yeterli şekilde yıkanmamasıdır. Bu nedenle çocuklarımıza mutlaka sabunla el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır, unutmamalıyız ki el yıkama alışkanlığı evde başlar ve okulda pekişir.

Vitamin içmek yerine sebze-meyve yemeliyiz. Unutmamalıyız, vitamin ilaç değil takviyedir. Dengeli beslenemeyen ve stresli bir hayat yaşayanlar doktorları tarafından önerilen dozda vitamin alabilirler. Ancak sebze-meyve yemek vitamin almaktan çok daha faydalıdır.”

alıntı

Şap Şap Kabul Ediyor Musun?

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Nasreddin Hoca, vaaz vermek istediği salona girmiş.

images[1]

Nasreddin Hoca, vaaz vermek istediği salona girmiş.

Salon, ön sırada oturan seyis dışında boşmuş. Konuşup konuşmama konusunda düşünen hoca, sonunda seyise sormuş:

– Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mı, yoksa konuşmamalı mıyım?

Seyis cevap vermiş:

– Hoca ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.

Bu sözlere hak veren Nasreddin Hoca vaaza başlamış. İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş. Dua da ettikten sonra kendini mutlu hissetmiş ve dinleyicisinin de vaazın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş:

– Vaazımı nasıl buldun?

Seyis cevap vermiş:

– Sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelip biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim dedim ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım.