Stresin Sebep Ve Sonuçları…

Hala Öğreniyorum… ( 87 yaşındaki Michelangelo böyle demiş…)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dışardan nasıl algılanıyorsunuz?

BBgU4ho[1]

İnsanlar sizin hakkınızda sandığınızdan farklı izlenimlere sahip olabilir. Gerçekten nasıl algılandığınızı siz de bilmek istemez misiniz? Bu teste 5 dakikanızı ayırın… Verdiğiniz şıkları bir yere not edin….

1) Çok kalabalık bir lokantada, sipariş vermek için bekliyorsunuz. Fakat garson sizi 15 dakikadır görmüyor.

a) Garsona seslenerek el sallar, dikkatini çekmeye çalışırsınız.

b) Bir daha yanınızdan geçtiğinde nazikçe gülümser ve kibarca artık sipariş vermek istediğinizi söylersiniz.

c) Beklemeye devam edersiniz. Nasıl olsa bir ara sizi görüp gelecektir.

2) Haksızlık…

a) … sert bir biçimde cezalandırılmalıdır.

b) … değiştirilemez, en mantıklısı göz yummaktır.

c) … karşısında elinizden hiçbir şey gelmez.

3) Çok keyifsiz bir gününüzdesiniz…

a) Sinirinizi gizlemeye çalışmaz, neye sinirlendiyseniz belli edersiniz. Böylece keyfiniz tekrar yerine gelir.

b) Sıkıntınızı sadece yakın arkadaşlarınızla paylaşırsınız. Neşeli halinize geri dönmeniz biraz uzun sürebilir.

c) Kendi kendinizi dinler, keyfinizi kaçıranın ne olduğunu çözersiniz. Keyfiniz zaten çok çabuk yerine gelir.

4) En samimi kız arkadaşınız kuaförde saçlarını yaptırmış, fakat çok kötü görünüyor. Ona ne dersiniz?

a) ‘Kuaföre mi gittin? Çok hoş olmuş’ diyerek arkadaşınızın moralini bozmamaya çalışırsınız nasılsa olan olmuştur.

b) ‘Hala en yakın arkadaşımsın’ diyerek, hoş bir şekilde beğenmediğinizi anlatırsınız.

c) ‘Eski saçların daha güzeldi’ diyip net bir şekilde beğenmediğinizi ona söylersiniz.

5) Dostane ama sizi sürekli lafa tutan komşunuz, çok aceleniz varken size merdivenlerde rastlarsa…

a) Onu sabırla dinler, lafını kesmezsiniz. Elbet bir ara diyecekleri bitecektir.

b) Kibarca çok aceleniz olduğunu söyler, hızlı adımlarla uzaklaşırsınız.

c) Konuşmayı çabucak bitirmesi için kestirme laflarla cevap verir, sizi lafa tutup engellediğini tavırlarınızla belli edersiniz.

6) Kayınvalideniz yaş gününüzde size çok zevksiz bir kazak hediye etti…

a) Mutlaka teşekkür edersiniz, ama kazağınız dolabınızın en alt çekmecesinde yerini alır.

b) Hemen içine bakıp, değiştirme kartı olup olmadığını kontrol edersiniz.

c) Kayınvalidenizin sizin zevkinizi hala anlamamış olması canınızı sıkar ve gecenin ilerleyen saatlerinde bunu kendinize dert edersiniz.

7) Mutfakta başarılı olmamanıza karşın kek yaptınız…

a) Kimse yaptığım kek hakkında yorum yapmaz.

b) Gülümseyerek inatla insanların kekimi nasıl bulduklarını sorarım.

c) İkram etmeden önce keki denemek için yaptığımı mutlaka söylerim ve yanında pastaneden aldığım kurabiyeleri de koyarım.

8) Bir lokantaya giriyorsunuz ve yanınızdaki çiftin insanlara bakarak fısır fısır konuştuklarını fark ediyorsunuz…

a) Sinir olurum, başkaları hakkında böyle alenen konuşan insanlardan hiç hoşlanmam.

b) Bir şey düşünmem!

c) Çok şeker bir çift olduklarını ve birbirlerini yeni tanıyan heyecanlı aşıklar olduklarını düşünürüm.

9) Sabah koşu yaparken, sizden çok daha genç olan iş arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz ve o gülümseyerek sizi hızlıca geçiyor.

a) Kalan tüm gücünüzü toplar siz de onu geçersiniz.

b) Siz de ona nazikçe gülümsersiniz, sporda hızlı olması sizden daha formda ve daha ince olduğunu göstermez.

c) Temponuzu hiç bozmazsınız, yavaş olmak hiç sorun değilmiş gibi davranırsınız.

10) Girdiğiniz mağazada tatlı dilli bir tezgahtar size çok yüksek fiyatlı bir pantolonu satmaya uğraşıyor.

a) ‘Bir daha bu dünyaya ne zaman geleceğim’ diye düşünür, pantolonu tereddüt etmeden alırsınız.

b) Paranıza kıyamaz ve mağazadan çıkarsınız.

c) Tezgahtara tekrar düşüneceğinizi söyler, evinizin yolunu tutarsınız.

11) Patavatsızlık yapıp, birilerini kırdığınız oluyor mu?

a) Elbette çok sık oluyor.

b) Hayır asla kırmam çok dikkatli davranırım.

c) Nadiren olur ama bunu asla kasten yapmam.

12) İnsanlara iltifat etmeyi sever misiniz?

a) İltifat etmesini de almasını da çok severim.

b) Eğer gerçekten öyle düşünüyorsam söylerim, iltifat olsun diye değil.

c) Evet ara sıra iltifat ederim, herkes biraz övgü duymak ister.

Ve işte test sonuçları: Bakalım insanlar sizi nasıl buluyor?

BBgSdNZ[1]

9-25 puan arası

Kesinlikle çevrenizle çok uyumlu birisiniz. İnsanlarla rahat iletişim kurmak, yanlarında kendinizi huzurlu hissetmek sizin için son derece önemli. Dikkat etmeniz gerekenler: Tüm gücünüzü insanlara ayırmayın, kendinizle ilgilenmek için de zaman yaratın. Seveceğiniz bir kitap, güzel köpüklü bir banyo ya da doğayla baş başa bir yürüyüş. Tüm bunlar biraz rahatlayıp kendinizle baş başa kalmanızı sağlayacaktır.

26-46 puan arası

Sempatik bir görüntünün, tüm kapıları açan bir anahtar olduğunun farkındasınız. Çevrenizle ilişkilerinizde kendinize fazlasıyla güveniyorsunuz ve beceriklisiniz. Dikkat etmeniz gerekenler: Düzgün davranmaya o kadar uğraşıyorsunuz ki, içinizdeki ‘ben’ bir türlü dışa çıkamıyor. Ara sıra taşkınlıktan çekinmeyin. İçinizdeki ‘ben’i dışarıya çıkarın, gerçekten neyi arzuluyorsanız onu yapın ve herkes sizi daha az sevecek diye endişelenmeyin.

47- 68 puan arası

İçiniz dışınız bir. Hiç kimse görüş ve düşünceleriniz konusunda ikilemde kalmıyor. Zaten siz de ikilemde kalmayı, kimsenin işi ikircikli bırakmasını istemiyorsunuz. Dikkat etmeniz gerekenler: Ara sıra zayıf yönünüzü göstermenin bir zararı dokunmaz. Ara sıra çekilin bir kenara ve kendinize biraz soluk aldırın. Hem böylece başkaları siz olmadan da bir şeyler yapmaya çalışacaktır.

alıntı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

SAĞLIK İÇİN TOPRAKLAMA YÖNTEMİ

Dr. James Oschman enerji tıbbı alanında bir uzman,Pittsburgh Üniversitesinde biyofizik alanında lisans eğitimi almış,Biyoloji dalında doktora yapmış.

Yazdığı kitaplar ile biyofizik ve enerji tıbbı alanında bir otorite.

Bu röportajda topraklama uygulamasını anlatacak.
SAĞLIK İÇİN TOPRAKLAMA YÖNTEMİ

Doğal Tedavi alanındaki bütün modern okullar,farklı kelimelerle tanımlasalar da “enerji” den bahsederler.

Nedir bu enerji?

Dr. Oschman araştırdıkça bu gizemli kelimenin üzerindeki sis perdesini kaldırmış.

Bir dergide,konu hakkında bir kaç makale yazmış.Okuyuculardan gelen teşvikler 2 kitap yazmasıyla neticelenmiş:Enerji Tıbbının Bilimsel Temeli ile Tedavide ve İnsan Performansında Enerji Tıbbı adlı iki kitap.

Dr. Oschman’ın topraklama dediği yöntem Yerkürenin daha sağlıklı bir hayat sürmenize nasıl yardımcı olabileceği hakkında ilginç bilgiler ortaya çıkarıyor.

Dr. Oschman 2010 yılında ,Clinton Ober, Dr. Stephen T. Sinatra ve M. Zucker tarafından yazılmış “Topraklama:Şimdiye Kadar Keşfedilmiş En Önemli Sağlık Keşfi mi?” isimli kitaba önsöz yazdı.(Basic Health Publications, Inc., Laguna Beach, CA.)

Siz de pek çok insan gibi lastik tapanlı ayakkabılar giyiyorsanız,giydiğiniz ayakkabının modern insan için ne kadar önemli olduğunu görmek için okumaya devam edin.

Topraklamanın Ortaya Çıkışı

Topraklama tabiri Clint Ober tarafından geliştirildi.Topraklama en basit anlatımla çıplak ayakla yürümek olarak tanımlanabilinir.

Oschman,Ober ile Jeff Spencer vasıtasıyla tanışmış.Spencer ABD’li bisikletçi Lance Armstrong’un takımında sağlık ekibinde çalışıyor ve profesyonel sporcuların tedavisi alanında bir uzman.

“Clint Jeff’e topraklama fenomeninden bahsettiği zaman,Jeff hemen beni aradı ve bu konu üzerinde nasıl bir araştırma yapılabileceği üzerine konuştu.

İnsanlar çok uzun zamandır çıplak ayakla yürümenin iyi hissettirdiği üzerine bilgi sahibi.Almanya,Avusturya,İsviçre gibi ülkelerde sabah kalkıp çıplak ayakla yürümeye çıkan gruplar var.

Benim topraklama konusuyla tanışmam 5-6 sene önce Jeff Spencer vasıtasıyla oldu, konuyu ilgi çekici bulmakla beraber ilk başta şüpheyle yaklaştım.Çok basit bir kavram ve bazılarına aşırı basit gelebilir.

Çok şükür, Dr. Oschman topraklama esnasında ne olduğunu bilimsel olarak anlatıyor.

Çıplak Ayakla Yürüdüğünüz Zaman Ne Olur?

Cildiniz çok iyi bir iletkendir.Cildinizin herhangi bir parçasını topraklayabilirsiniz.Fakat bütün bölümler arasında öyle bir yer varki,topraklanma konusunda en büyük potansiyele sahip:Ayak topuğunuzun tam ortası.

Akupunktur ilminde Böbrek 1 (Kidney 1-K1) noktası olarak tanımlanan,ve bütün akupunktur meridyenlerini birbirine bağlayan nokta.

Modern çağın hastalıklarının tedavisinde topraklama yöntemi ile yapılabilecek pek çok şey var.

Nasıl ?

Dr. Oschman’ın topraklama üzerine yaptığı araştırma kronik iltihaplanmayı daha iyi anlamasını sağlamış.

Daha önce söylediğimiz gibi kronik iltihaplanma diyabetten kansere kadar neredeyse tüm hastalıkların birincil sebebi.

Topraklama esnasında ne olduğuna bakılınca kronik iltihaplanmanın neden bu kadar yaygın olduğu ve nasıl engellenebileceği daha iyi anlaşılıyor.

Topraklandığınız zaman yerküreden vücudunuza doğru serbest elektron akışı oluşur.

Ve bu serbest elektronlar insan için muhtemelen bilinen en güçlü anti oksidanlar.

Bu antioksidanlar topraklama üzerine yapılan klinik araştırmalara göre şu faydalara sahip.

Kalp atışında düzelme
Cilt geriliminde azalma
İltihaplarda azalma

Topraklamanın arkasındaki bilimin ve bunun iltihaplanma üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılması için Dr. Oschman bir yaralanma olduğu zaman neler olduğunu anlatmakla başlıyor.

En ufak bir çarpmada bile,mesela kapıya çarpsanız,bağışıklık sisteminiz hasarlı bölgeye beyaz kan hücreleri gönderir.

Beyaz kan hücreleri serbest radikaller salgılar.Bu serbest radikaller pac-man oyunundaki sevimli canavar gibi karşılarına şıkan herşeyi yok ederler.Eğer bakteri varsa bakterileri yok ederler,eğer yaralı dokuyla karışalışlarsa yaralı dokuyu parçalarlar böylece sağlıklı doku için yer açılır.

Bu İltihaplanma Tepkisi olarak bilinir.

Araştırmamız neticesinde bizim keşfettiğimiz şey ise şu:

Ağrı,kızarıklık,yanma,hareket kısıtlığı ve şişme olmak üzere 5 özelliği bulunan iltihaplanma tepkisinin neden ortaya çıktığını keşfettik.

Bu beş şey de iltihaplanmanın işaretleri ve olmak zorunda değiller.

Tıpta iyileşme sürecinin bir parçası olarak kabul edilen iltihaplanma tepkisi aslında dokulardaki serbest elektron azlığından meydana geliyor.

Beyaz kan hücrelerinin salgıladığı serbest radikaller yaralı doku etrafında birikip sağlıklı dokuya da zarar veriyorlar.İltihaplanmanın esas nedeni bu.

İlginç ama,topraklama araştırmalarımız gösterdi ki eğer topuğunuzu toprağa basarsanız,ya da topraklama levhaları veya topraklama için üretilmiş ayak bantları kullanırsanız,serbest elektronlar vücudunuza akacak ve bütün dokulara yayılacak.Ve sağlıklı doku etrafında toplanmış serbest radikalleri nötralize edecek.

Çünki elektronlar negatif yüklüdür ve serbest radikaller pozitif yüklüdür ve birbirlerini iptal ederler.

Yani topraklama ile vücudunuzu benim “tamamlayıcı zarar”dediğim şeyden korumuş oluyorsunuz diyor Dr. Oschman.

Aslında olmaması gereken fakat ayaklarımıza giydiğimiz terlik ve ayakkabılarla toprakla bağlantımızı kestiğimiz için ortaya çıkan zarar.

Yaşlanma Geciktirici Olarak Topraklama Yöntemi

Yaşlanma üzerindeki en baskın teorilerden biri serbest radikaller teorisidir.

Herhangi bir yaralanma neticesinde ya da kronik iltihaplanma sonrası,nefes aldıktan sonra,yediğiniz besinler yoluyla vücudunuza serbest radikaller gelir.

Serbest radikallerin tedavideki önemi nedeniyle tamamen yok olmasını istemeyiz fakat antioksidan elektronlar ile onları belli bir dengede tutmak isteriz.

Topraklanma bu dengeyi sağlayabilir.Serbest radikallerin neden olduğu yaşlanma süreci ile ilgili 3 alt model vardır.

1-Serbest radikallerin neden olduğu DNA hasarı ve mutasyonu

2-Her hücrede bulunan hücrenin enerji merkezi mitekondrinin oksidatif metabolizması ve bunun sonucu ortaya yan ürün olarak çıkan serbest radikaller

3- Proteinlerin çapraz bağlanması teorisi,proteinler birbirine yapışır ve enzimlerin etkisini azaltırlar bu cildinizdeki kırışıklıkların nedenidir.

Biyofizik ve hücre biyolojisi üzerine yaptığım çalışmalar neticesinde,bana öyle görünüyorki vücudun bütün parçaları bir yarı iletken kumaş ile birbirine bağlanmış.Hücre içi birimler de dahil diyor Dr. Oschman.

Ben bu sisteme yaşam matriksi diyorum.Ayaklarınızdan giren serbest elektronlar bu sayede vücudunuzun herhangi bir yerine yayılabilir.

Serbest radikallerin biriktiği herhangi bir yere.Ve böylece serbest elektronlar,serbest radikallerin neden olduğu mitekondri hasarını,proteinlerin birbirine bağlanmasını ve dna mutasyonunu engelleyebilir.

Bu yüzden vücudumuzda bulunan yarı iletken sistem temel olarak bir anti-oksidandan koruma sistemi.

Biz bu maddeye topraklama maddesi diyoruz.Bu madde bağ dokunun bir parçası.Vücudun her yerine gider.Jelimsi bir maddedir ve elektronları depolar.

Eğer çıplak ayakla toprakta gezerseniz serbest elektronları vücudunuza alacaksınız.bu elektronlar bu yarı iletken kumaş dediğimiz jelimsi maddelerde depolanacak.Ve herhangi bir yaralanma ya da serbest raikallerin oluşacağı herhangi bir şey yaşadığınız zaman elektronlar,fazla serbest radikali nötralize etmek için hazır olacak.

Topraklama Kanınızı Nasıl Etkiler

Diğer bir önemli keşif şu ki topraklama kanınızı inceltir,kıvamındaki koyuluğu azaltır.

Bu keşif dünyada birincil ölüm sebebi olan kalp-damar rahatsızlıkları için çok derin bir etki yapabilir.

Tüm kalp damar rahatsızlıkları kan kıvamının koyuluğu ile alakalıdır.

Dr. Sinatra Dr. Oschman’ın ekibine zeta potansiyel demnilen bir yöntemle kan kıvamının nasıl ölçüleceği konusunda yardımcı oluyor.Bu yöntemle kırmızı kan hücrlerinin elektirk alan içinde ne kadar hızlı hareket ettiklerini ölçüyor.

Bu yöntem vücudunuzu toprakladığınız zaman zeta potansiyelinin hızla yükseldiğini ortaya çıkarıyor.Bu kırmızı kan hücrelerinin daha fazla elektrik yüke sahip oldukları ve birbirlerini daha fazla itip birbirlerinden ayrıldıkları anlamına geliyor.

Bu olay kanın incelmesini ve daha kolay akmasını sağlıyor.Aynı zamanda tansiyonu düşürüyor.

Kırmızı kan hücreleri topraklama neticesinde daha fazla elektrik yükü alıp birbirlerini itince,damar tıkanıklığı riski de azalıyor.Çünki kırmızı kan hücrelerinin birbirine yapışım pıhtı oluşturma riski azalıyor.

Ayrıca beyinde oluşabilecek,mikro düzeyde pıhtılaşma kaynaklı, beyin dokusu kaybı riski de azalıyor.

Topraklama İçin En İyi Alanlar

Topraklamanın en basit yolu güvenli bir alanda çıplak ayakla yürümektir.

Etrafları asfalt ve betonla kaplı büyük şehir insanları nasıl topraklama yapacaklar?

Topraklama için en iyi yerler olan doğal alanlar hangileri?

Çeşitli yüzeyler arasında belirgin farklılıklar var.

Topraklama için en uygun yer deniz kenarı.Suya yakın ya da suyun içindeki alanlar.Deniz suyu çok iyi bir iletken çünki.

Deniz kenarından sonra en etkili 2. topraklama alanı kırlar.Özellikle sabahın erken saatlerinde olduğu gibi çiğle kaplılarsa.

Dr. Oschman’ a göre eğer kaplanmış değilse beton da iyi bir iletken.Boyaynmış beton elektron akışına tam olarak izin vermiyor.

Asfalt,tahta,ve ayakkabı tabanlarında bulunan malzemeler iyi bir yalıtkan olduğundan topraklama için uygun değiller.

Yüksek ve Yalıtkan Tabanlı Ayakkabılar Giymek ve Yüksek Katlarda Yaşamak Sağlığınız İçin Neden Zararlı Olabilir?

Dr. Oschman açıklıyor:

“Yeryüzü elektrikle yüklüdür ve vücudunuza elektron gönderir.Bu yüzden başınızın tepe bölgesiyle yerküre arasında bir potansiyel elektrik oluşur.Bunu hissetmezsiniz çünki herhangi bir akım olmaz,bu potansiyel elektrik yüzlerce volt olsa bile.Eğer akım gerçekleşseydi bir elektrik şoku yaşardınız.

Havalar bozuk olduğunda bu potansiyel elektrik çok büyük boyutlara ulaşır.100 volttan 10.000 volta çıkabilir.

Bu miktar yıldırım düşmeden önce havada oluşan miktardır.

Bu potansiyel,güneş ışınlarıyla elektrik yüklenen ionosfer tabakasıyla yeryüzü arasındaki potansiyeldir.

İonosfer tabakasındaki elektrik yüklü parçacıklar dünyaya ulaşır ve yıldırım düşmesiyle bütün yeryüzünü elektrik yükler.Yerkürenin herhangi bir noktasına bu elektrik yükü vardır.Bu elektrik güneşten,iyonosfere ordan yeryüzüne gelir.

Şu anda bulunduğunuz yerde yıldırım düşmüyor olabilir ama dünyanın başka bir yerinde mutlaka düşüyor.Ve bu sayede yerküre vücudumuz için gerekli elektronları depoluyor.

Başınızda oluşan potansiyel elektrik ve onun zararlı etkileri, eğer vücudunuzu topraklamazsanız yeryüzü ile aranızdaki mesafe arttıkça yükselir.

Eğer 20.katta yaşıyor ve topraklama yöntemi ile bu potansiyel elektriği boşaltmıyorsanız,1. katta yaşayanlara göre bu potansiyel elektrikten daha fazla zarar görürsünüz.

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Geride bırakmanız gereken 10 düşünce

Hayat karşımıza birçok olumsuzluk, kabullenemediğimiz değişiklikler ya da çaresizlik anları çıkarabilir. Ancak geçmişi geride bırakıp ilerleyebilmek istiyorsanız, bakış açınızı değiştirmeniz ve olumsuz düşüncelerinizi kafanızdan atmanız şart.

Uplifers olarak, sizi geçmişe bağlayan ve kurtulmanız gereken düşünceleri Marc and Angel blogunun yaratıcılarından Marc’ın kaleminden sunuyoruz.

1. “Başka seçeneğim yok.”

Geleceğinizi şekillendiren, yaptığınız seçimlerdir. Kişiliğiniz, düzenli olarak yaptığınız şeyler üzerine kuruludur. Hayat yolunda hangi yöne ve nasıl gittiğiniz ise, oraya hızlı şekilde varmaktan çok daha önemlidir.

Benzer problemlerle karşılaştığınızda, benzer şekilde karşılık vermek çok doğaldır. Ancak alacağınız sonuçları değiştirmek istiyorsanız, bakış açınızı ve davranışlarınızı da değiştirmeniz gerekir. Bu noktada cevap bulmanız gereken soru, “geçmişte takılı kalmak mı, yoksa geleceğe bakmak mı?” olmalı. Karar verme zorluğu

2. “Hayat çok kolay.”

Hayat kolay değil, aksine oldukça zor. İlerlemek ise, ancak bu gerçeği kabullendiğiniz zaman mümkün.

Hayatın kolay olmadığı düşüncesini kalbinizde ve beyninizde kabul ettiğiniz zaman, problemlerinizi çözmeniz daha kolay olur. Çünkü zorlukları kabul etmek, şaşırma, hayal kırıklığına uğrama ihtimalinizi azaltarak, pes etmemenize yardımcı olacaktır.

3. “Hiçbir şey değişmiyor.”

İlerlemek istediğiniz yolu, kaderinizle karıştırmayın. Şu an yaşadığınız zorluklar, gelecekte de devam etmek zorunda değil. Önemli olan, sabırlı olmak. Çünkü hedefinize ulaşmak ne kadar zaman alırsa alsın, sonunda yaşayacağınız mutluluk yaşadığınız zorlukların tümüne değecek.  Hayatınızı yönetebilmek için sorumluluk alın

4. “Her şey kötü gidiyor.”

Hayatınızda her şey yolundayken, her şeyin bir sebebi olduğu düşüncesine tutunmak kolaydır. Ancak işler kötü gittiğinde, aynı düşünceye tutunmak ve güçlü kalmak birçoğumuz için oldukça zor.

Umudunuzu canlı tutun, cesur ve güçlü olun. Her şeyin bir nedeni olduğunu, her kötülükte bir iyilik olabileceğini kabul edin ve pes etmeyin. Ruhun güçlenmesi

5. “Herkes benden daha iyi.”

Siz güvensizliğinizi ne kadar beslerseniz, güvensizlik sizi o kadar tüketir.

Bazen güvensiz hissetmenizin nedeni, kendi koşullarınızı başkalarının “görünen” hayatlarıyla kıyaslamak; kendi iç sesinizi değil, çevrenizdekilerin ne söylediğini dinlemektir.

Bu noktada yapmanız gereken, karşılaştırma yapmayı bırakarak içinize dönmek ve kendi ruhunuzu dinlemektir. Kendimizle pozitif iletişim kurmanın önemi

6. “Gerçekçi olmalıyım.”

Başarılı olabilmek için, bazen gerçekçiliği bir kenara bırakıp biraz hayalperest olmanız ve koşulların değişebileceğine inanmanız gerekiyor.

Gerçekçi olmak hiçbir şeyi değiştirmez, ancak hayal kurmak değiştirebilir. Thomas Edison’un ya da nice bilim insanının yaptığı gibi.

7. “Keşke”

Kendiniz için atacağınız en olumlu adımlardan biri, “keşke” demeyi bırakmak. Sonrasında kendinizi “yapacağım”, “olacak” diyerek motive etmek ve harekete geçmek.

Hoşunuza gitmeyen durumları, değiştirmek için kararlı olmanız şart. Değişmek ve değiştirebilmek için, harekete geçin.

8. “Artık çok geç.”

Yapmak istediğiniz şeylerin zamanının geçtiğini düşünmek, yolun sonudur; kendinize inanmak ise sonsuz bir yolculuk. Kendinize inanın ve zincirlerinizi kırın. Hata yapmaktan korkmayın. Sizden şüphe duyanlara kulak asmayın.

9. “Yapamam.”

Hayat bazen sizi hazırlıksız yakalayarak, dibe vurmanıza neden olabilir. Ancak siz izin vermedikçe, orada tutamaz.

Önemli olan hayatın size ne kadar sert bir darbe vurduğu değil, sizin hayatın akışı içinde darbelere karşı ne kadar dayanıklı olduğunuzdur. Hayat mücadelesinde sizi öne geçirecek olan gerçek güç budur. Kendimize olan inançsızlığımız

10. “Daha kötüsü olamaz.”

Bir şeyi iyi ya da kötü yapan, sizin bakış açınızdır. Hangi durumda olursanız olun, mutlu ve neşeli olmak için kararlı olun.

Ve şunu aklınızdan çıkarmayın; mutluluk ya da mutsuzluk yaşadığınız koşullarla değil, karakteriniz ve bakış açınızla şekillenir.  Kaygı bozukluğu hayatınızı zorlaştırmasın

ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Böbreklerini seven bunları yesin

fft20_mf5094936[1]

Evet, Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan son bilimsel çalışmalara göre, aşağıdaki 8 gıda maddesini düzenli olarak tüketenlerin böbrekleri çok daha düzenli çalışıyor ve hastalanma riski ciddi manada azalıyor.

Taze sarımsak güçlü anti-inflamatuar özellikleri ve kolesterolü düşürmek için yeteneğini övünme böbrek diyetler için mükemmel bir seçenektir. Sarımsak nedeniyle sağlıklı böbrekler tutmak için geldiğinde dikkate almak önemlidir aşırı sodyum, gerek kalmadan gıda lezzet büyük bir ekler gerçeği de idealdir. Sarımsak antioksidan yüksektir. Bu bir düzenli olarak sarımsak tüketen de kanserle mücadele yardımcı olabilir kanıtlanmıştır. Ama sorun sarımsak şişkinlik neden olabilir, bir. Bu gaz ve şişkinlik neden vücudun detoks yardımcı kükürt içerir.

Lahana, brokoli, karnabahar ve gibi tüm sebzelerden, böbrekler maksimum kapasitede çalışabilmesi için gereken lif, C vitamini ve K vitamini yüksek, ama lahana aynı zamanda demir büyük bir kaynak olduğu için üst işaretleri kazanır. Kale olduğunu Ayrıca beta karoten, K vitamini, kalsiyum ve bol. Turpgillerden sebze böbrek hastalığı olanlar için idealdir, potasyum da çok düşüktür. Salata, smoothies, makarna sosu, çorbalarda lahana ekleyin veya ev yapımı lahana cips yapabilirsiniz.

Yumurta akı genel sağlığını iyileştirmek yardımcı olabilecek birçok temel vitamin ve mineraller açısından zengindir. Yumurta akı, yüksek protein, düşük potasyum, fosfor ve düşük teklif, ve en iyi durumda böbrekler tutmak için bol miktarda demir içerir. Hemen hemen herhangi bir yağ içerir ve bunların karbohidrat içeriği, aslında az% 1`dir. Yumurta akı omlet haline, ya da sağlıklı bir beslenme artırmak için sallar ilave, şifreli olabilir.

Sarımsak gibi, soğan da kalp ve damar sağlığı teşvik ederken mücadele kanser ve kalp hastalığı yardımcı olabilir güçlü antioksidanlar ile doludur. Çiğ tüketilen özellikle Soğan, böbrek hastalığı olan herkes, özellikle çok önemlidir ki, bir anti-enflamatuar olarak hareket ederler.

Taze soğuk su balıkları , somon, alabalık, ringa, sardalye ve gibi, insan vücudu kendi üretemediği kaliteli protein ve omega-3 yağ asitleri, yüksek. Taze balık tüketen kişiler düzenli sırayla kronik böbrek hastalığına yakalanma riskinin daha az anlamına kalp hastalığı, yüksek kan basıncı ve yüksek kolesterol, düşük risk altındadır.

Tüm meyveleri, sağlıklı ve antioksidanlar açısından zengin iken, kızılcık nedeniyle idrar yolu enfeksiyonları defetmek için kendi benzersiz yeteneği bir anılmayı hak ediyor. Idrar asitliğini artırarak, kızılcık zor bakterilerin mesane duvarına eklemek için yapmak. Onlar da onlara herhangi bir diyet için mükemmel bir ek yapmak, kalp hastalığı ve bazı kanser türleri riskini azaltır.

Sonuçta bir elma hakkında o eski atasözü, bir gün gerçek olabilir elma kalp hastalığı düşük oranları, bazı kanser türleri, ve düşük kolesterol düzeyleri ile bağlantılıdır. Elmalar da düşük potasyum içeriği ile birlikte, anti-inflamatuar bileşiklerin, onları mükemmel bir böbrek dostu aperatif yapar içerirler

Dünyanın bazı yerlerinde zeytinyağı yerine tereyağı veya diğer pişirme yağları kullanılır, nüfus birçok diğer hastalıklar arasında kalp hastalığı, kanser, böbrek hastalığı ve, daha az durumlarda muzdarip. Zeytinyağı serbest radikallerin yol açtığı hasarı önlemek ve arteriyel inflamasyonu azaltmaya yardımcı yardımcı antioksidanlar açısından zengindir. Amacınız potansiyel böbrek hasarı önlemek veya diyet bu sekiz gıdalar ekleyerek, kronik böbrek hastalığının zorlukları yönetmenize yardımcı olmak için olsun başlamak için harika bir yoldur. , Ilgili hastalıkların riskini düşürücü iltihabı azaltarak ve gerekli vitamin ve besin miktarını artırarak, mümkün olduğunca sağlıklı ve fonksiyonel Böbreklerinizi tutmak mümkündür. Ne kadar sıklıkla böbrekler için bu en iyi gıdalar mı?

alıntı

Gözün açıkken gördüğün ne ki? Çoğu zaman bir yalan.

Gözlerini kapat! Karanlıkta da görür insan.

Gözün açıkken gördüğün ne ki? Çoğu zaman bir yalan.

Özendiğin, üstüne giydiğin, pullu elbise aldatmasın seni. Yırtılır, sökülür, pulları dökülür sonra.

Kapat gözlerini! Sustur dilini.

Özlediğin, ayak basmaya cesaret edemediğin yuvanın yoludur, girdiğin tüneller. Her tünel, ışıkla buluşur. O yoldaki virajlar, yolculuğun gereği.

Kapat gözlerini; aç kalbinin kapılarını.

İçeri giren, senin niyetlerindir. Daima iyiliğe, güzelliğe baksın penceren. Rüzgar; yüreğindekileri sana doğru savuracak çünkü.

Kapat gözlerini; avuçların yansın. Yağan rahmeti, hissediyor musun?

Nefis bir koku ile doldu oda.

Şimdi sorsalar sana; hangi dünya zevki değişilir buna?

O yüzden ROTANI RUHUNA ÇEVİR SEN! Bütün kıymetli hazinen o yönde.

Bu secde ruhunda kopan fırtınadan doğdu.

Çoğu zaman sen secde et diye sertleşir rüzgar.

Sen, her gün biraz kapat gözlerini; ruhunu duymak istersen eğer.

Kalbin kıblen olsun.

Her gün biraz daha fazla kapat.

Kapat ki, senden başlayarak arınsın dünya.

nazlı akın

 

‎EFT‬ Yüz ‪#‎Vuruş‬ Noktaları


1- Kaş ucu: Kaş’ın başladığı, altında ki kemiğin burun ile birleştiği nokta.
2- Göz yanı: Gözün dış köşesindeki kemiğin üzerindeki nokta.
3- Göz altı: Tam karşıya bakarken gözbebeğinin, iki buçuk santim altındaki kemiğin üzerindeki nokta.
4- Burun altı: Burnun hemen altındaki, dudak üstünde orta nokta.
5- Çene: Çenenin alt sınırı ile alt dudağın ortasındaki nokta.
6- Köprücük kemiği: Köprücük kemiği ile ilk kaburganın, göğüs kemiği ile birleştiği nokta.
7- Kol altı: Koltuk altında, biraz aşağıda bulunan nokta.

Vuruş Serisi
Vuruş yaparken iki elinizin de parmak uçlarını kullanabilirsiniz. Yazı yazarken kullandığınız eli kullanmanız daha kolaydır. İşaret parmağınızı ve orta parmağınızı birleştirin ve sağlam bir şekilde (fakat acıtmadan) orta şiddette vurun. Fazla güçlü vurmanız acıtmanıza neden olabilir.
Her ‪#‎noktaya‬ 7-8 kez vurmanız önerilir. Başka birine uygulama yaparken, içinizden sayabilirsiniz. Kendinize vuruşlar yaparken bir yandan da “hatırlatıcı tanım” tekrarlayacağınız için kaç kez vurduğunuzu sayamazsınız. Bunun yerine, 3 kez hatırlatıcı tanımı söylediğinizde diğer noktaya geçebilirsiniz.

Hatırlatıcı Tanım
Onaylama cümlesinde belirttiğiniz sorunun, birkaç sözcükle özetlenmiş halidir. Vuruşlar sırasında yüksek sesle tekrarlanmalıdır. Böylelikle ‪#‎odaklanmanın‬ sürdürülmesi sağlanır. Bulunduğunuz ortam nedeniyle yüksek sesle söyleyemeyecekseniz, mırıldanın yada içinizden sürekli tekrarlayın. Sorunu aynı sözcüklerle özetlemeye özen gösterin.

Örnekler:
‪#‎Onaylama‬ Cümlesi; Başarısızlıktan korkmama rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.
Hatırlatıcı Tanım; Bu başarısızlık korkusu.
Onaylama Cümlesi; Babama karşı duyduğum öfkeye rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.
Hatırlatıcı Tanım; Babama karşı bu öfke.

‪#‎Apex‬ (Doruk) Etkisi
Bazen #EFT uygulandığında, sorunundan tümüyle kurtulan kişiler bu sorunu kendilerinin hiç yaşamadığını, hiç hatırlamadıklarını yada sorunun kendiliğinden çözüldüğünü iddia ederler. Bu nedenle her vuruş serisinden sonra ölçüm yaparak azalmayı hatırlamaları, adım adım bu sorundan kurtulmalarını izlemeleri ve yeni durumu kabullenmeleri sağlanır.

‪#‎Yan‬ Etkiler
EFT tamamen güvenli bir ‪#‎yöntemdir‬, yan etki olarak bir zarar görmeniz mümkün değildir. Bununla birlikte her enerji çalışması esnasında ve sonrasında olabileceği gibi kısa bir uyum süreci yaşanabilir. Bu süreç boyunca izlenen birkaç tepki şöyledir;
Yoğun bir şekilde esneme ve uyuma
Uyuşukluk
Gözlerin yaşarması, bazen ağlama
İç geçirme, karın guruldaması
Bol su içmek her zaman yarar sağlar ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Her seanstan sonra bir büyük bardak su içilmesi tavsiye olunur.
Alıntı

Gençlik ve sağlık için E vitamini :

Sağlığımız için oldukça önemli olan vitaminlerden birisi olan E vitamini yaşlanmayı geciktirir, bağışıklık sistemini güçlendirir, hücrelerin yenilenmesini ve daha uzun yaşamasını sağlar.

Sağlıklı beslenme, cilt sağlığı, bağışıklık sistemi ve zeka gelişiminin sağlanmasında oldukça önemli roller üstelenen E vitamini hakkında bilmemiz gerekenler…

En iyi E vitamini kaynakları; buğday, tohumlu besinler, zeytin yağı, soya fasülyesi yağı, arı sütü, balık, ceviz gibi kuruyemişler, marul, tere, kereviz, maydanoz, ıspanak, lahana, mısır yağı, mısır ve yulaftır.

Vitaminin faydalarını madde bazında genel olarak özetlersek;
-Bağışıklık sistemini güçlendirir.
-Son yıllarda oldukça sık rastlanılan Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatır.
-Hücrelerin yenilenmesini ve daha uzun yaşamasını sağlar.
-Antioksidan etkisi vardır.
-Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır.
-Kanser oluşum riskini azaltır.
-Katarakt oluşumuna karşı koruyucu etkisi vardır.
-Hamilelik döneminde oldukça önemlidir, bebeğin zeka gelişimini etkiler.
-Yaşlanmayı geciktirir.
-Vücutta gereksinim olan diğer vitaminler ve mineraller ile birlikte çalışarak etkinliğini arttırır.
E Vitamini kaybını nasıl önleriz?
E vitamini yağda eriyen bir vitamin olduğu için suda eriyen vitaminlere kıyasla ısı, ışık gibi dış etkenlere daha dayanıklıdır. Ancak gıdaların ısıtılma, pişirme, dondurulma, işlenme esnasında tahrip olurlar. Bu nedenle yağın kızartılması durumunda E vitamini kaybı çoktur. Önerim iyi bir E vitamini kaynağı olan zeytinyağı kullanmaktadır. Ayrıca mümkün olduğunca yemeği pişirirken yağı soğan ile çok yakmadan pişirmenizdir. Yine mümkün olduğunca sebzeleri kızartmadan, suda ya da buharda haşlayarak üzerine daha sonra zeytinyağı eklemenizi tavsiye ederim.
Günlük E vitamini tüketmek için neler yapmak gerekir?
Yemeklerinizde sadece zeytinyağı kullanınız.
Günde 3-4 adet ceviz veya fındık gibi kuruyemiş yiyiniz.
Diyette olsanız bile salatanıza az da olsa mutlaka zeytinyağı ekleyiniz.
Haftada en az 2 öğün balık yiyiniz.
Bol bol yeşillik yiyiniz.
Salatanızda tavuk, peynir gibi tercihlerinizde ton balığını da unutmayınız.
Beslenme şeklinizin posa yönünden zengin olmasına dikkat ediniz.
Haftada en az 2-3 porsiyon kurubaklagil yemeği yiyiniz.
Bol bol sebze ve meyve yiyiniz.
Günde en az 4-5 porsiyon meyve, 5-6 porsiyon da zeytinyağlı sebze yiyiniz…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İşte Kilo Aldırmayan Sağlıklı Abur Cuburlar..!!

Kilo veremeyenlerin çoğu yedikleri yemeğin yanında aralarda atıştırdıkları abur cuburlar nedeniyle kilo alıyorlar. Bu nedenle kilo vermek istiyorsanız, yediğiniz abur cuburlara dikkat etmelisiniz.
Kilo aldırmayan, yağsız, vitamin dolu atıştırmalıklar sayesinde hem kilo verir, hem de sağlıklı beslenirsiniz.
Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, işte yemeniz gereken sağlıklı abur cuburlar:

1. Havuç ve kuru üzüm: A vitamini sağlayan havuç kan basıncınızı düşürmeye yardım eder ve sağlıklı dişlere sahip olmanızı sağlar. Kuru üzümün ise mükemmel antioksidan yararı vardır. Ananas da bağışıklık sisteminizi geliştiren C vitamini sağlar. Sağlıklı bir abur cubur yapmak için az yağlı sade yoğurdun içine biraz havuç rendeleyin, kuru üzüm ile doğranmış ananas ekleyin.

2. Yoğurt ve kuru meyve: Yoğurt içerdiği kalsiyum ile kemiklerinizi güçlendirir. İçindeki D vitamini ise yağsız kaslarınız için mükemmel bir protein kaynağıdır. Yoğurdunuzu tatlandırmak için kurumuş meyve ya da granola ekleyin.

3. Fesleğenli, Mozzarella peyniri ve domatesli sandviç: Taze domates dilimi ve Mozzarella peyniriyle zenginleştirdiğiniz sandviçinizi taze fesleğenle süsleyin.

4. Tarçınlı kabuklu yemiş: Karışık kabuklu yemiş sadece protein sağlamaz, bunun yanında E vitamini de ekler. E vitamini de Alzheimer hastalığı riskini düşürüyor. Tarçın da kan şekerinizi düşürür.

5. Meyve kebabı: İster ızgara isterse çiğ olsun beslenmenize çeşitli meyveler eklemelisiniz. Mango ya da ananas gibi C vitamini bakımından zengin olan tropikal meyve çeşitlerini deneyebilirsiniz. Bunun yanında taze çilek, beyaz üzüm ve yaban mersiniyle antioksidan tedavisi hazırlayabilirsiniz.

6. Fırında yer elması kızartması: Lezzetli, A vitamini deposu olan fırında yer elması normal kızartmadan daha sağlıklıdır. Sızma zeytin yağı ile çiğ yer elmasını sıcak fırına atıp kızartın.

7. Sebzeli pide: Tam tahıllı pidenin içine yerleştireceğiniz çiğ sebzelerle iyi bir atıştırmalık hazırlayabilirsiniz. Tam tahıllar ile sebzeler içerdiği lifler sayesinde sindirim sisteminizi düzenler ve enerji verir.

8. Kızarmış nohut: Nohut lif ve protein bakımından zengindir. Yağlı kuruyemişlere mükemmel bir alternatif olarak nohudu kızartmayı deneyin. Konserve nohutları süzün ve durulayın, sızma zeytinyağı ya da balzamik sirkeyle karıştırın ve fırında kızartın. Tuz ve biber serperek yiyin…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Denge evrenin kapısını açan ”anahtardır”

Aslında mühim olan, şu yaşamın içindeki duruşumuzdur.

Yani yaşam dediğimiz şeyden gerçekte ne anladığımız… Arzularımız, isteklerimiz, beklentilerimiz… gerçekte kim olduğumuz…!”
Yaşam dediğimiz şey; bir neden-sonuç silsilesidir. Bunu anlayabilmek
çok önemlidir. Çünkü zamanımızın büyük bir bölümünü şikayet ederek geçiririz,‘neden başıma bunlar geldi’ diyerek. Oysa eskilerin güzel bir sözü vardır. ‘Rüzgar eken, fırtına biçer.’
Yaşamın içinde anlamamız gereken öyle çok şey var ki. Neredeyse baştan başlamamız gerek. Öylesine birbirine karışmış değerler içinde nefes almaktayız ki…
Mevcudiyetimizin bir sebebi, hem de çok yüce bir sebebi vardır. Ve bunu bu kadar boşa harcamaya yeltenmek ise rüzgar ekmektir.
İnsanoğlu göremediği şeylerin varlığına inanmakta zorlanır. Hele bir de bu, menfaatlerine ters düşüyor ise hepten görmeyi reddeder. Bu binlerce yıldır da böyle. Ancak yine de bu, evrensel işleyişi değiştiremez.
Ne yaparsak yapalım ‘gerçek’ten ve olandan kaçamayız. O bizi mutlaka bulur. O yüzden yaşamdan ne anladığımız mühimdir. Çünkü, ondan anladığımız şey, bizim nedenimiz olacak ve ona göre bir sonuç belirleyecektir. Bu yüzden de, bu kıymetli zamanı çok iyi değerlendirmek gerekmektedir.
Yaşamdan anladığımız şey, yine bizim bakışımızı oluşturur. Bakışımız da, hayatımızdaki olayları belirler. İsteklerimiz, hedeflerimiz, hayallerimiz hep bu bakışa göre oluşur çünkü. Ve ona göre yönler seçeriz kendimize. O yönler de bizi sonuçlara götür.
Yani neyi seçmişsek, onunla karşılaşırız aslında…
Sebepler ve sonuçlar… Belki de zannettiğimizden çok daha önemliler
alıntı

 

FARZ ETME – ZANNETME –SOR

 
Var sayarak hayata devam etmeyin. Örneğin her gün aynı saatte arayan eşiniz, saat kaç oldu hala aramadı. Kendinizce bir sürü sonuç çıkarmak, var sayımlarda bulunmak balon gibi şişip patlamanıza neden olur. Ön yargıya girmeden önce sormayı deneyin, neden aramamış. Sorulara kendi kendinize cevap vermeyin. Bir şeyi düşündüğünüzde önce kendinize sorun. Bu düşünce gerçekten sizin düşünceniz mi? Bunu düşünürken ön yargılarınızla mı yoksa gerçek düşüncelerinizle mi düşündünüz?
alıntı

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ZERDEÇAL, Faydaları Saymakla Bitmiyor

Bu Bitkinin bir çay Kaşığı kadarı bile hafızayı güçlendirmeye yetiyor
Tayvan’da yapılan araştırma, kahvaltıda bir gram zerdeçal tüketmenin diyabetin ilk evresinde ve bilişsel becerilerinde azalma riski bulunan kişilerin hafızasını güçlendirdiğini gösterdi.
Diyabet teşhisi koyulan 60 yaşın üzerinde kadın ve erkeklerin katıldığı araştırmada, bilim adamları zerdeçalın hafızaya etkisini araştırdı.
Katılımcılar kahvaltıdan önce ve saatler sonra hafıza testine tabi tutuldu. Kahvaltıda bir gram zerdeçal tüketen katılımcılar testlerde daha başarılı oldu.
Araştırmanın sonuçları, “Asia Pacific Journal of Clinical Nutrition” dergisinde yayımlandı.
Daha önceki araştırmalar, orta yaşlı diyabet hastalarının beyin hacmi kaybına daha yatkın olduğunu, bunun sonucunda da hafıza ve düşünme becerilerini kaybetme riski taşıdıklarını ortaya koymuştu.
ZERDEÇAL’IN TARİHİ
Zerdeçalın, dünya genelinde 4000 yıldır kullanıldığı bilinmektedir. Osmanlı dönemi de dâhil olmak üzere dünyada kullanımı hep baharat olarak kalmıştır. Uzakdoğu başta olmak üzere çok önemli hastalıklara çare olabildiği bilinmekte ve tedavilerinde kullanılmaktadır. Fakat bu bitki kökünün geliştirilememesinin nedeni toz formunun dışında asla işlenemeyişi olmuştur.
Osmanlı kayıtları dâhil mucizevi özellikleri geçmiş literatürlere yansımamıştır. Doğadaki hemen hemen tüm bitkilerin çayı, tentürü, ekstraktı yapılabilirken zerdeçalda bu işlem mümkün olamamıştır. 1900’lü yılların başlarında Avrupalı bir bilim adamı zerdeçalın etken maddesi curcuminin keşfini yaptıktan sonra, son 20 yılda teknolojik araştırmalar neticesinde geç de olsa keşfedilmiş ve yoğun klinik araştırmalar başlatılmıştır.
ZERDEÇAL’IN FAYDALARI
Köri baharatı bugün zerdeçal kullanılarak üretilmektedir. Araştırmalar, bağırsaklarda polip oluşumunu, yemek borusu kanserini, kolon, karaciğer, akciğer ve prostat kanserinde çok etkilidir. Zerdeçal, östrojeni taklit eden kimyasalları etkisiz hale getiren özel bir baharattır. Östrojen taklidi olan bu kimyasallar özellikle kadınlarda meme kanserinin başlamasına neden olur. Zerdeçal hakkında yapılan araştırmalar, bu kimyasalları ortadan kaldırdığını ve %75 oranında tutarak kanserli hücrelerin büyümesini engellediğini ortaya koymaktadır.
Zerdeçal, tümörlerin içinde kan damarı oluşmasına engel olur. Özellikle karaciğer kanserinde hastalığın ilerlemesini yaklaşık %60 oranında engellemektedir. Antiviral etkisi ile özellikle uçuklarda çok etkilidir. Uçuğu oluşturan Herpes virüsünü etkisiz hale getirir. Bu etki yeni kanıtlanmıştır.
ZERDEÇAL NASIL TÜKETİLMELİ?
Hindistan’da günde en az 1 çay kaşığı zerdeçal kullanılmaktadır. Bu nedenle, Hintlilerde akciğer, meme, böbrek kanserleri daha az görülmektedir. Ayrıca Alzheimer oranı yaşlılarda yok denecek kadar azdır. Zerdeçalın zeytinyağı, karabiber, kırmızıbiber ile birlikte tüketilmesi vücut tarafından tamamen emilmesini sağlamaktadır.
Özellikle kanser başlangıcında ve kanserli hücre oluşumunu engelleyen zerdeçal, bağışıklık sisteminin gelişmesi için de çok faydalıdır. Bu baharat kullanıldıktan sonra bağırsaklarda inceleme yapan araştırmacılar, B tipi bağışıklık hücrelerinin hızla arttığını görmüşlerdir. Hintli bilim adamları ise, zerdeçal ile vücudun daha fazla antikor ürettiğini söylemektedir.
Zerdeçalı kaynayan her yemeğe 1 tatlı kaşığı eklemekle kullanabilirsiniz. Hemen hemen her yemeğe yakışan bir tadı vardır. Süte ekleyerek içilebileceği gibi çayı da tüketilebilir. Fakat belki de en etkili kullanım salatalara ekleyerek, limon ve baharatlar ile kullanımıdır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evren bize, “Verdiğiniz kadar alın.” demez. “Verdiğiniz kadar alırsınız.” der.

Evren bize, “Verdiğiniz kadar alın.” demez. “Verdiğiniz kadar alırsınız.” der.

Buradaki almak, bir eylemden öte evrenin sağladığı bir mekanizmadır. Bizim üzerine düşünmemiz gereken bir şey değildir. Bizim sadece almayı kabul etmemiz/istememiz yeterlidir.

Vermek bize düşendir, almak ise doğal olarak gerçekleşendir. Ancak, ikisi de bizim özgür irademizle çalışır. Yani, kendimizi bu döngüye teslim etmemiz şarttır.

Almak konusunda kafa yormaya gerek yoktur. Çünkü almak demek, verdiğiniz an karşılığını istemek değildir. Almak, açık olmaktır. Veren insan otomatikman alacak, karşılığını bulacaktır.

Birçoğumuzun almak konusunu fazlasıyla irdelemesi, içimizden gelerek vermekten kendimizi soyutlamamızla sonuçlanabiliyor. Bir dengeyi bozduğumuz algısına kapılıyoruz. Çünkü almak ve vermek dengesi denilen mekanizma gerçek anlamından saptırılıyor. Spiritüalizm, kapitalizm ile kirletiliyor.

Vermek, ışığının parlamasına; Almak, ışığının güçlenmesine izin vermektir.

İçinizden geliyorsa, karşılığını anında alamayacağınızı bilseniz bile vermekten çekinmeyin.

Yaptığınız hiçbir şeyi almak için yapmayın, vermek için yapın. Ancak o zaman karşılığını bulursunuz. Saf niyetle verin. Bu, parayla yaptığınız bir hizmet bile olsa, sonrasında elde edeceğiniz kazancı düşünerek değil, vermenin saf coşkusunu hissederek yapın.

Bereket, siz vermeyi tüm gönlünüzle, saflığınızla yaptığınızda akar. Önceliğiniz almak olduğunda değil.

Bu iş dünyasında olduğunuzda da böyledir, duygusal ilişkilerde de…

Her zaman önceliğiniz vermek olsun. Sevgiyle verin, içinizde herhangi bir tereddüt olmadan verin. Tereddütle verilen şeyler içlerinde kötü enerjiler barındırırlar, onlardan hayır gelmez.Verecekseniz daima sevgiyle, tam gönülle verin.

Kaynak;Simurg

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »