Mıhlama Tarifi

200gr. tereyağı
2 su bardağı mısır unu
3 su bardağı su
Yarım kg.
telli peynir ya da eritme peynir ya da yayla peyniri (beyaz peynir,lor, ezine
gibi peynirleri kullanmayın.)

Telli peynir almışsanız ayırmanıza gerek yok fakat eritme peynir veya yayla peyniri ise bölün.

Tereyağı ve mısır ununu kavurmakla işe başlıyoruz. 10 dk.
mısır ununun rengi dönene kadar kavuralım.

Mısır unu bir güzel kavrulduktan sonra 3 su bardağı su ekliyoruz ve bütün malzemelerin fokurdamasını
bekliyoruz.

Peynirleri yavaş yavaş eklemeye başlayabiliriz. Bir yandan da karıştıralım ve peynirin kuymağın içinde erimesini bekleyelim.

Peyniride ekledikten sonra kuymağı kısa bir süre kendi haline bırakabiliriz. Tereyağı üste çıkıp kendini gösterdiğinde artık yemeğe hazır hale geldi
demektir.

Kuymağı kesinlikle sıcak yemenizi tavsiye ederim.

Yeni Nesil Mecnun…

Haydi,kalk bakalım, ŞİMDİ YAŞAMAK ZAMANI…

Gerçekten mi?

Bir kişi Allah’tan başka kimseye ihtiyacı olmadığına inanırsa…

Korkuyorum Sedat Abi…

Öfkenize tutunmak, elinizde başka birisine atmak üzere taşıdığınız sıcak bir kömüre benzer.

Okyanus Alper

Öfkenize tutunmak, elinizde başka birisine atmak üzere taşıdığınız sıcak bir kömüre benzer.
Yanan Sizsinizdir.

Budha

Her ne Ararsan Kendinde Ara…

Hayat bu kadar basit bir şeydi işte. Yaptıklarımız, yapmak istediklerimiz, özlediklerimiz, pişman olduklarımız, onardıklarımız, onaramadıklarımız… Hepsi basit, minicik şeylerdi ama ulaşamadıkça, çözemedikçe, yenemedikçe bize kocaman geliyordu.

Rahmetli Vehbi Koç ile yapılan bir televizyon röportajıydı. Yıllar önce…

“Param var, malım var, şanım var, mevkim var; ama gel gör ki, iki kaşık bulgur, bulgur pilavı yiyemiyorum” demişti üzüntüyle. Domatesli bulgur  pilavının yanında turşu ve soğan çok uzun zaman önce yasak edilmişti ünlü işadamına. “Çok şükür bugünleri de gördüm ama…” diye konuşmasını sürdüren ünlü sanayici “dünyanın en kudretli adamı da olsan fark etmiyor…” diye  eklemişti. Bir soğan, bir bulgur bazen nelere bedel oluyor…

Emel Sayın’ın hayatının anlatıldığı bir programdı. Çok genç yaşta başlayan yolculuğunda gücü, başarısı ve ışıltısından sonra bugün geldiği nokta  konuşuluyordu. Pek çok kadının yerinde olmak istediği güzel, başarılı ve ünlü sanatçı “Bir tek şeye sızlıyor içim… Keşke bir çocuğum olsaydı” derken gözleri dolu doluydu. “Bana hep daha çok gençsin, önce işin, önce sanatın, daha şöhretin  başındasın dediler. Ama keşke kimseyi dinlemeseydim. Keşke kimseyi dinlemeseydim…”

Gani Müjde ile söyleşi yaptığım bir programdaydık. “Çok küçüktüm ve babam kendi koşulları içinde beni şımartmaya uğraşıyordu”  diye başladı  anlatmaya: “Bir bayram arifesiydi. Galiba kendi takım elbisesini verip bana bir elbise yaptırmış. Çok mutluydu o bayram;  bana  bir şey giydirebildiği için. Ama ben elbiseden hiç hoşlanmamıştım.  Ağlamaya başladım, ben bu çirkin şeyi  giymem diye. Babamın bana bakışını hiç unutamam. Galiba en fazla altı yedi yaşındaydım. Birden hiç beklemediğim bir şey oldu ve babam bana hayatımdaki ilk ve son kez çok şiddetli tokadını attı. Çok gücenmişti bana. Aradan  yıllar geçti. Şimdi İstanbul’un güzel manzaralı evlerinden birinde oturabiliyor ve istediğimi alabiliyorum. Babam öldükten sonra bir gün, babamın o  bakışı geldi aklıma. Keşke geri dönüp o sayfayı silebilsem,  öyle isterdim ki… Babamı mutlu edebilseydim.”

Hayat bu kadar basit bir şeydi işte. Yaptıklarımız, yapmak istediklerimiz, özlediklerimiz, pişman olduklarımız, onardıklarımız,  onaramadıklarımız… Hepsi basit, minicik şeylerdi ama ulaşamadıkça, çözemedikçe, yenemedikçe bize kocaman geliyordu.

Kitlelerin sevgisi, para, ün, güç… Hiçbiri, hiçbiri bedel olamıyordu, özlemini çektiğimiz o şey her ne idiyse… Bir çocuk, Sevildiğini bilmek, Bir vicdan rahatlığı, Bir tabak pilav,  Bir sağlıklı nefes…

Can DÜNDAR

 

http://www.facebook.com/yolyordamsayfam

Var mı Dengede Tutabilen…

GÜNE TEBBESSÜMLE UYANIN

1. Her sabah uyandığınızda ilk işiniz tebessüm etmek ve yaratıcıya şükretmek olsun. Uyandığınız an kendi kendinize gülümseyin ve “hamd olsun” deyin. Güne başlarken varlığından dolayı huzur duyduğunuz insanları düşünmeyi ihmal etmeyin. Güne stres ve sıkıntı ile başlamak ufak işlerdendir. Ne günler geldi geçti. İnanın bu gün de geçecektir.

2. Şükrederek uyuyun. Pişmanlıklar ,sorgu sualler ile uyumayın. Olan olmuştur.Bunu kafaya takmak ufak iştir. Sığınılacak ve af dilenecek tek merci Yaradandır. O’na sığınıp dua edin ve kendinizi O’nun sevgisi ile uykuya bırakın.

3. Her gün kendinize biraz “sessiz zaman” ayırın. Yalnız olmanın ,ruhunuzu dinlemenin ve sessizliğin efsunlu havasını teneffüs etmeye çalışın. Özellikle Uyumadan önce sessiz kalmak , kainatın sonsuzluğunda düşüncelere dalmak, uykuya doğru gizemli kapılar açacaktır size.

Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum; SEN ÖZELSİN, SEN Bİ’TANESİN, ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN!!!!

Unutma! Sen değerlisin. Çalışsan da çalışmasan da… Ünlü olsan da olmasan da… O erkek seni istese de istemese de… Sen sen olduğun için bi’tanesin.

*Kadın olmanın tadını çıkartmalısın. Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik, bolca zeka ve altıncı his… Sen şahanesin! MUTLULUK SENİN İÇİNDE

*Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye, saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin.

*Kendine güvenin en büyük silahındır ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki.

*Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın, sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana, tartışmana gerek yok. Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin. *Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin.

*Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin.

*Hiçbir evlilik, hiçbir olması gerek şov, sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir. Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir.

*Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir.

*Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin. Sınır neresidir? Sana SAYGISIZLIK yaptığı yerdir. Buna asla izin verme.

*Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan; herkes sana öyle davranır. Asla ama asla kendini küçümseme. HERKESE ‘SEVGİLİM’ DEME

*Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama. Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama!

*Eski sevgili adı üstünde ‘eski’dir… Senin yeni dünyanı bulandırmasına izin verme.

*Sevgilini çok sevmelisin. Öyle herkese ‘sevgili’ dememelisin. Fakaaat çok sevmen demek, kendini ayaklar altına alman demek değildir. BİR KADIN GEREKİRSE, SEVERKENDE GİDEBİLİR DEĞİL Mİ? HER ŞEYİN ŞIK OLSUN

*Her şeyin şık olsun. Ruhun, bedenin, kıyafetin, SEVİŞİN, TERK EDİŞİN, dostluğun, sevgililiğin… Kadınlık şıklık demektir.
* Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç! Onlar sen olamaz, sen de  onlar… Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir * Kız arkadaşların önemlidir, en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi  bileceksin. Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin. Sadece kötü gününde değil, başarında, mutluluğunda da yanında olan, yüreğini  ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin.

* Erkekler çocuktur. Nokta! Çocuğunu hem sevecek hem kızacak, icap ederse küsecek, cezasını vereceksin. SEN ÖZELSİN BUNU UNUTMA!

* Seni bırakıp gidebilenin arkasından gözyaşı dökmeyeceksin. Aramazsa aramasın be!

* Sevginin, aşkın ne demek olduğunu anlamayan bir adamın vizesini keseceksin.

* Sen renklisin, sen beceriklisin, sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın, sen sonsun… Mecbursun, bunu fark edeceksin!

* Her şey bir karar vermene bakar. Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin.

* Yapamayacağın şey yok. Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok! Şu an silkelenip kendine geleceksin!

* Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum; SEN ÖZELSİN, SEN Bİ’TANESİN, ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN!!!!

Alıntı

Doğa’da Hayat…Günün Fotosu…23/07/2012

Facebook dışında da bir hayatım vardı,

İnanın bana, hayat saklanarak, umutsuzluklarla, pişmanlıklarla harcanamayacak kadar kısa.

Geçmişte yaşadıklarım bana şunu öğretti: Hepimiz bu dünyaya, hayatımızı en iyi şekilde yaşamak için geliyoruz ve inanın bana, hayat saklanarak, umutsuzluklarla, pişmanlıklarla harcanamayacak kadar kısa.

Dertler ve sıkıntılarla boğuşurken her gün, bir öncekinin aynısı gibi görünmeye başlıyor. Oysaki her yeni gün kendi mucizelerini de beraberinde getiriyor. Hem de en beklenmedik anlarda…

Doğduğumuz andan itibaren hepimize birer yumak iplik veriliyor; bundan mutluluğun desenlerini örmek ise bizim elimizde…