Kendi Kendine Şifa VERMEK…


Her gün taze enerjiye ihtiyacımız vardır. Özellikle yaşamın algı kapılarımızı büyük bir karmaşa ile zorladığı zamanımızda, dengemizi korumayı ihmal etmememiz gerekir.  Kendimizi şifalandırmak zor değildir. Ö…nce evrensel enerjiye bağlanmamız gerekir. Bunun için pek çok metot bulunmaktadır. Aşağıda bunlardan birini sunmaktayız:

İlk uygulama ellerin aktive edilmesidir. Bu, evrenden gelen şifa enerjisini almamız ve kanal olmamız için açılım sağlar. Bu adım, değişim yolculuğumuzu başlatan bir katalizördür. Bu suretle yeni frekansları taşımaya ve kendimizde barındırmaya başlarız.
Ellerinizi serbestçe iki yana sarkıtın. Kalan her hangi bir gerginliği gidermek için silkeleyin. Ellerinizi hareket ettirmeden aldığı biçime bakın. Parmaklarınız birbirine değmeden hafifçe kıvrılmış durumdadır. İşte bu ellerinizin normal anatomik pozisyonudur.
Rahat bir yerde, en rahat biçimde oturuyor veya yarı uzanmış veya yatıyoruz. Ellerimizi normal anatomik pozisyonunu bozmadan karşı karşıya getirdik. Bağlantı enerjisi derhal hissedilir. Enerji iki el arasında gider gelir, yoğunlaşır, yavaş yavaş dirseklerimize kadar sarar, ellerin içinde de hissedilir. Ellerimizi yavaşça birbirinden uzaklaştırınca enerji de uzar, esner. Enerji sonra tüm bedeni gezmeye başlar, baş ve kalp bölgemizde hissedilir. Bu süreç, şifa enerjilerini hissetmemize yarayan bir algı yeteneğini harekete geçirir.
Bu enerjinin bıraktığı his herkeste başka olabilir: Karıncalanma, sıcak, soğuk, itme, çekme hissi vs. Bir kere hissettikten sonra kişide algı yeteneği açılır ve ilgisini her odakladığında bu enerjiyi hisseder. Çünkü bu frekansları taşımak ve barındırmak üzere değişim başlamıştır. Enerjiyi hissetmek o enerji ile titreşmektir.
Ellerinizi normal anatomik pozisyonda tutun. Avuçlarınız 30 cm uzaklıkta birbirine baksın. Dikkatinizi avuçlarınıza odaklayın, 10-15 saniyede enerjiyi hissedeceksiniz. Avuçlarınızı birbirine bağlayan, çekince uzayan yumuşak bir eterik bağ olduğunu hayal edin.
Dikkatinizi kullanarak bu süreçte ustalaştıktan sonra bu hisse şekil ve içerik vereceğiz. Enerjileri bir ping-pong topu şeklinde hissedin ve gözünüzde canlandırın. Topu yavaşça bir elinizden diğerine atın ve iki el arasında topun çizdiği kavisi hayal eden.
Enerjiyi eterik bir yılan gibi düşünün. Yılan gevşek bir silindir haline getirilmiş spiral bir oyuncak olsun. Yılanı bir ucundan tutup silindiri ileri fırlattığınızda inanılmaz bir şekilde uzayıp uzaklara gidecek, sonra geri gelecektir. Bu egzersizler, enerjiye alışmak ve onu bir parçamız haline getirebilmek içindir. Tüm bunları yaparken acele etmeyin.
Odanızın, göğüs altınıza kadar suyla dolu olduğunu hayal edin. El ve kollarınız normal anatomik pozisyonda iken, onların suyun yüzeyinde yüzmelerine izin verin. Su onları kaldırırken hafiflediklerini hissedin. Su yüzeyinin avuçlarınıza hafifçe dokunuyor. Bu masada yatan hastanızla çalışırken onun enerji alanıyla temas ettiğinizi fark etmenizi sağlar. Hiçbir şey hissetmiyorsanız, fazla çabalıyor veya korkuyorsunuz demektir. Çabalamayın rahat olun.
Şu ana kadar enerjinin bedeninizde bir yerlerde dolaştığı hissine aşina oldunuz. Rahat bir yer bulun; bir yatak, açılan bir koltuk. Bu enerjilere girmekteki amacınızın kendinize şifa vermek olduğunun farkına varın ve bu gerçeği kabul edin.
Şimdi enerji hissinin ellerinizde ortaya çıkmasına izin verin. Giderek güçlendiğine dikkat edin. Zorlamayın, sadece dikkat edin. İzin verin ve gelmesini bekleyin. Dikkatinizi ona odakladığınızda ortaya çıkacak ve yoğunluğu artacaktır. Giderek güçlendikçe daha fazla dikkatinizi çekecektir. Dikkatinizi çektikçe daha da güçlenecektir. Bu bir döngüdür. Hisler güçlendikçe aynı zamanda yayılmaya başladıklarının farkında olun. Bedeninizin başka bölgelerine dikkat edin. Kollarınız gibi. Ve hislerin oralara ulaşmasını bekleyin. Gelecektir. Kısa bir süre sonra bacaklarınızdan yukarı çıkmaya başlayacaktır. Enerji, bedeninizi ele geçirirken daha yüksek bir seviyede titreşmeye başlıyorsunuz. Enerji birazdan öylesine güçlenecek ki, diğer sesleri ve aklınızı dağıtan düşünceleri durdurmaya başlayacak.  Giderek yayıldığını hissedin. Sonra kendinizin boşluğa kaymasına izin verin. Düşüncelerinizin arasındaki “boşluk”. Bu boşluğa girerken artık bilinçli düşünce durumunda değilsiniz.
Orada uzanıp, şifa alıyorum, şifa alıyorum, şifa alıyorum diye düşünüyorsanız, bilin ki, şifa almıyorsunuz, şifa almıyorsunuz, şifa almıyorsunuz. Düşüncenizi serbest bırakınız. Birden, hiçbir şeye dikkat edemez duruma gelirsiniz, çünkü boşluktasınızdır. Boşluktan çıkıncaya kadar bunun farkına varmayacaksınız. Sonra aniden -beş dakika, yirmi dakika, bir buçuk saat sonra- gözlerinizi açarsınız. Ya da bu süreci gece yaşıyorsanız, ertesi sabaha kadar çıkmamayı tercih edebilirsiniz. Boşluktan çıkma zamanınız geldiğinde, birden çıktığınızı fark edersiniz. Bu kadar basit.
Sonra onu serbest bırakın. Geri dönmeyin. Uygun şifanın gerçekleştiğini bilin ve yürüyüp gidin. Çünkü, daha fazlası için her geri gelişinizde ilk seferinde hepsini alamadığınız hissini vurguluyorsunuz. Ondan uzaklaşın ve geri dönüp bakmayın. Bu kendi özünüzde şifanın tam ve mükemmel olarak gerçekleştiğini kabul etmek ve bütünlüğü içinde ona izin vermek demektir. Niyetiniz duaydı. Enerji ise iletişimin taşıyıcısı. Onu serbest bırakmanız ve geri dönüp bakmamanız kabul ve teşekkürünüzdür.

‘Tekrar Bağlantı’ Dr. Eric Pearl – Owo Yayınları

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kültür mantarının faydaları?

Yemesi çok lezzetli olan mantarın faydaları saymakla bitmiyor. İşte mantarın  sağladığı yararlar

Mantarın, insan sağlığını koruyucu B kompleks  vitaminleri ve C vitamini yönünden zengin bir besin maddesi olduğu  bilinmektedir.

Yüksek oranda folik asit ihtiva eden mantarın,  anemi olgularının iyileştirilmesinde de kullanıldığını belirtmekte fayda  vardır.

Mantar proteininin hazm olabilme değerinin,  yüzde 72- 83 arasında olduğunu ve bu proteinin, insanın beslenmesi için gerekli  olan hemen hemen bütün aminoasitleri içerdiğini belirten uzmanlar, Mantar,  özellikle bu yönüyle diğer sebze türleri arasında en yüksek besin değerine  sahiptir. Mantar, kalsiyum, fosfor, potasyum, demir ve bakır yönünden  azımsanmayacak ölçülerde mineral içerir. Düşük karbonhidrat ve yağ oranı  nedeniyle kalp ve damar hastalıklarında, kandaki şeker düzeyini düşürme özelliği  nedeniyle de şeker hastalıklarında diyet öğesi olarak önermektedirler.

Mantar zehirlenmelerine karşı tanınmayan  mantarların yenmemesi, özellikle kültür mantarlarının tüketilmesine dikkat  etmekte fayda vardır.

Et yerine mantar En iyi bitkisel protein  kaynaklarından biri olan ve bünyesinde yağ bulunmayan mantar, kanser ilaçlarının  üretiminde de kullanılıyor

Mantarın bilinen en iyi bitkisel protein kaynağı  olduğunu belirten uzmanlar, “Vücut, hayvansal gıdalarla, protein kadar da yağ  alıyor, ancak mantarda yağ oranı neredeyse sıfır. Mantarla vücut, saf protein  alır” demektedirler.

Hayvansal gıdalarla alınan yağların damar  tıkanıklıklarına yol açtığını söyleyen Buzmanlar: “Kırmızı veya beyaz et  yediğimiz zaman vücudumuz yüksek oranda yağ alıyor. Bu yağlar, doymuş yağlarla  birlikte geliyor ve kalp damar tıkanıklıklarına yol açıyor. 100 gram etten  alınan protein oranı yüzde 17-20 civarında değişirken, alınan yağ da aynı  miktarda oluyor. Oysa tamamen bitkisel olan mantar ile hemen hemen yüzde sıfır  oranında yağ ile yüzde 5 protein geliyor. Mantar tüketerek yüzyılın hastalığı  kalp ve damar tıkanıklıklarından korunabilirsiniz.”

Mantarın ayrıca vücudun ihtiyacı olan C, B1, B2,  B6 ve D vitaminleri açısından da oldukça zengin olduğunu belirten uzmanlar,  mantarın bünyesinde bol miktarda amino asit bulundurduğunu ve kansızlığa da iyi  geldiğini ifade etmektedirler..

Özellikle kültür mantarı yetiştiriciliğinin çok  kolay olmasına rağmen yeterince üretimin yapılmadığını vurgulayan uzmanlar  “Nüfus sayımız çok yakın olan İngiltere’de üretim 300 bin ton, yani bizden 10  kat fazla. Böylesine önemli bir bitkisel ürünün mutlaka teşvik edilerek, daha  fazla üretimi ve tüketimi sağlanmalı” demekteler.Özellikle sağlığına dikkat  edenler formda kalmak isteyenler için mantar vazgeçilmez bir besindir.

Formda kalmak için mantar yemeklerini sofranızdan eksik etmeyiniz

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Utangaçlık hayat boyu değişmeyen bir karakter özelliği mi?

 

Yapılan bilimsel çalışmalar öyle gösteriyor ki herhangi bir kişinin yeniliklerden kaçınması ya da onlarla başa çıkabilmeyi başarması çocukluğundaki beyin fizyolojisi ve kimyasıyla yakın ilişki içinde bulunuyor. Tanımadıkları fotoğraflar gösterildiğinde çocukluğunda utangaç olan yetişkinlerin amigdala adı verilen beyin bölgelerindeki etkinleşme diğer bireylere göre daha yüksek oluyor. Küçüklüğünde daha sosyal olan yetişkinlerinse bu beyin bölgelerindeki etkinlik daha düşük oluyor.
Bilim insanları uzun yılladır kişilerin mizaçlarındaki bu farklılıkların nedenlerine dair açıklamalar bulmaya çalışıyor. Huy ya da mizacın en önemli öğelerinden biri sayılan yeniliklere karşı nasıl tepkilerin verildiğiyse bahsettiğimiz çalışmanın odak noktası olmuş. Çekingen çocuklar yeni kişiler ya da durumlar karşısında ürkek davranıyorken, sosyal çocuklar onlara yaklaşmaktan çekinmiyor.
Harvard Tıp Okulu’ndan Carl Schwartz huy olarak çocukluk dönemiyle yetişkinlik dönemi arasında bir bağlantı olduğunun altını çiziyor. Bireyler arası huy farklılıklarının altında yatan nedenlerden biri olaraksa amigdala faaliyetlerindeki farklılıkları öne sürüyor.
Harvard Üniversitesi’nde Jerome Kagan tarafından yapılan çalışmada 2 yaşlarında bir grup çocuk çekingen ve sosyal olmak 2 alt gruba ayrılıyor. Araştırmacılar 11 yıl sonra aynı çocukların 13 yaşlarındaki davranışlarını gözlemliyorlar. 9 yıllık bir aradan sonraysa 21 yaşlarındaki beyin MR’ları çıkarılıyor. Araştırmacılar çocukların küçüklüklerindeki huylarının 21 yaşında da halen gözlemlendiğini ve bu bulguların beyin görüntüleme teknikleriyle de desteklendiğini öne sürüyorlar. Ancak halen alanda daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunduğunu da belirtiyorlar.
Küçüklüğünde çekingen olan çocukların sosyal kaygı bozukluğu geliştirebileceğine yönelik bir takım araştırmalar bulunuyor. Schwartz, çocuklukta deneyimlenen bu hastalığın yetişkinliğe dair bir depresyon işareti olabileceğine işaret ediyor. Sosyal kaygı bozukluğu yetişkinlerde SSRI adı verilen bir takım ilaçlar ve davranışçı terapiyle tedavi edilebiliyorken, çocuklardaki tedavi için hangi yöntemin izlenmesi gerektiği ne yazık ki çok da net değil.
Sonuç olarak yapılan bu çalışmayla araştırmacılar amigdala etkinliğinde saptanacak farklılıkların erken dönemde fark edilip geleceğe yönelik önlemler alınabileceğini öne sürüyorlar. Son olarak belirttikleriyse her çekingenliğin sosyal kaygı bozukluğu ya da depresyona yol açmayacağı. Çünkü mizaçlarımız patolojik kategoriler değil.

Kaynak: www.biltek.tubitak.gov.tr

http://fwmail.net/bilim/utangaclik-degismeyen-bir-karakter-ozelligi-mi/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşadığınız ev, karakterinizi yansıtır. İşte burçlara göre ev tercihleri:

Koç burcu
Ateş grubundan olan Koç burcu güvenliği olan aydınlık ve ferah evleri tercih eder. Yaratıcı alanlar tam onlara göredir. Ateş kırmızısı ve narçiçeği rengi uğurlu renkleridir.
Deklarasyonda, eski ve yeniyi bir arada yaşatırlar. Kendilerini yaşam alanlarında rahat hissetmeleri gerekir ve bu alanı ateşli renk patlamalarıyla yuva haline getirirler Pozitifliğiniz ve tarzınız farklı dekorasyonlar denemenize neden olsa da yatak odanızın enerjisi şömine önleridir.

Boğa Burcu
Müziğin merkezde olduğu canlılığın içinde sade bir yaşam alanı Boğa burçlarının tercihidir. Özellikle denize ve doğaya yakın olmak amacıyla balkon tercih etmelidirler… Boğa evinde karşınıza sık sık deri koltuk ve kadife kumaşlar çıkar.
Beyaz ve siyah rengini seven Boğa burçları evlerinde bu renge sıklıkla yer verirler. Kitapları için mütevazı bir kitaplık mutlaka bulunacaktır.. Misafiri çok seven bu Burçlar fazla koltukla odayı boğmak yerine minderlerle dekorasyonu tamamlayabilir. Ayrıca evini daha çok benimsemesi için taze çiçekler hoşuna gider. Mutfak dekorasyonu da özen gösterdikleri bir konudur.

İkizler Burcu
İkizler burçları modern tasarımları olan evleri tercih ederler. Evlerinde lüksü ve rahatlığı arayan Geniş alanlarda yaşamayı seven İkizler evlerinde cam öğeleri kullanmayı sever. Büyük kapılardan, geniş pencerelerden hoşlanır. Son moda olanı tercih ederken tasarım konusunda harika bir zevke sahiptir.
Modernizeyi seven modern tasarımları takip eden burç, aynı şekilde son model elektronik cihazlardan da haberdardır. Yaşadıkları alanda ferahlık isterler Metal objeler, sarı ve tonlarındaki modern duvar aksesuarları hoşlarına gider. Capcanlı bir burç olan ikizlerin evi de kendisi gibi bu enerjiyi tamamen yansıtır. Ruh haline göre sık sık dekorasyonunu değiştirir.

Yengeç Burcu
Evlerine âşık olan Yengeçler, evine en meraklı burçturlar. Bahçe katı, ahşap evler duygusal Yengeç burcunun yaşamayı tercih edeceği bir evdir. Klasik ve modernin birleştiği tasarımlar tam Yengeç burcuna göredir. Evini gösteri aracı olarak değil, kabuğuna çekilebileceği bir mekân haline getirmek için dekore eder.
Beyaz, gümüş ve gri renklerini dairelerinin her köşesinde kullanırlar. Denizi çok sevdikleri için deniz manzaralı evler tercih ederler. Ve… Yatak odaları ruhlarını dinlendirmek için kullandıkları bir sığınaktır. su sesiyle huzur bulan yengeçler için küçük bir fıskiye ve mumlar yatak odanızı vazgeçilmez kılar.

Aslan Burcu
Kaliteli yaşamayı seven Aslan burçları lüks ve komşuları olan büyük evleri seçer. Aslan burcu için ev kendisiyle gurur duyabileceği atmosferlerden biridir. Masraftan kaçınmaz ve hem kaliteli hem ihtişamlı eşyalarla evi süsler. Altın ve kırmızı renklerini evlerinde görebileceğiniz burcun evi tamamen konforlu tasarımlardan oluşur. Dekorasyon zevki biraz pahalıdır. Lüks kumaşlardan, deri koltuklardan ve abartılı mobilyalardan hoşlanır. Misafirlerinin beğenilerini kazanmak amacıyla evi en iyi şekilde dekore eder.
Görkemli bir hayat tarzı benimseyen aslan burçları tabii ki yatak odaları ve duvarlarda büyük aynalar aslan burçlarına uygun noktalardır. Turuncu, sarı, kırmızı ve mor aslan burcunun dekorasyonunun ana renkleridir.

Başak burcu
Mükemmelliği hayatının her aşamasında arayan Başak burçları ev seçimlerinde de buna dikkat ederler. Rahat yaşayabilecekleri geniş ve modern tasarımlar onların ilgisini çeker. Evlerinde ahşap dokuları görmekten hoşlanırlar. Az ama öz eşyası vardır. Doğayı sever ve duvarlarında odayı boğmayacak ölçüde doğa fotoğrafları ya da tabloları kullanabilirler.
Doğal sabunlar ve doğal kokular evin havasını değiştirecektir. Sentetik ürünlerden olabildiğince uzak dururlar. Zarif bir zevki vardır. Kitaplıkla uyumlu bir karyola başı ve yatak odasındaki bej gibi renkler başak burcunun dekorasyon dünyasında önemlidir.

Terazi Burcu
Konut seçiminde kendileri için en uygun evi uzun değerlendirmeler sonunda bulan Terazi burcu her imkâna kolaylıkla ulaşabileceği residence daireleri tercih eder. Dengedeki hayatlarını evlerine taşımak isteyen bu burçlar dekorasyonda da ne istediğini iyi bilirler. Uçuk yeşil, mavi ve sarının tonlarından döşenmiş mobilyalar onları çeker. Bakır ve kurşundan yapılmış aksesuarlar onların dekorasyona düşkünlüklerinin göstergesidir. Sanki doğuştan dekoratördürler.
Uzun, alçak ve rahat koltuklar vazgeçemedikleri mobilyalardandır. Sanata çok düşkündürler. Bu yüzden de oturma odalarında tablolara, el dokuma halılara ve estetik değeri olan duvar saatlerine rastlayabilirsiniz. Belli başlı bir renkleri yoktur. Dikkat ettikleri tek nokta uyumun gerçekleşmiş olmasıdır.

Akrep Burcu
Bu burcun insanları geniş balkonu, geniş salonlu evleri tercih eder. Akrep burçlarının evlerinde antika köşeleri ve farklı tasarım edilmiş odalar bulunur. Gizemli mizaçlarını evlerinde gizleyen akrep burçlarına en uygun renk kırmızıdır. Kırmızı ve kırmızının tüm tonlarından meydana gelen döşemeler akrep burcu insanını çeker. Işığın biraz düşük biraz romantik olmasından hoşlanırlar. Tarçın kokulu bir mum akrep burcu için dekorasyonun vazgeçilmezlerindendir. Karamsar tabloları da eksik etmez.
Keyif yapmayı da sevdiğinden duvar süsleri ve resimlere geniş yer verir evinin dekorasyonunda. Cinselliğe egzotizme önem veren akrep yatak odası dekorasyonunda karanlık tablolarla, kısık aydınlatmalarla hemen dikkat çeker.

Yay Burcu Yay burcu insanı özgürlüğüne çok dükündür. Farklı olmayı sever. Geniş daireler Yay burçlarına göredir. Residence konseptinde kolaylıkla ulaşabileceği spor salonları ve alışveriş merkezleri ilgisini çeker. Renkleri, aksesuarları her alanda kullanmayı seven evine enerji katan yaylar Sıradanlıktan kaçınır ve her zaman ferah ve özgündür. Özellikle kendi yarattığı objelere evini dekore ederken yer verebilir.
Gezdiği gördüğü yerlerden kalan hatıraları, okuduğu kitapları ya da yaptığı çılgınca şeylerle ilgili eşyaları sergilemeyi sever. Gökkuşağının renklerine hayran olan yay rengârenk büyük minderlerle modern bir yatak odası dekore edebilir.

Oğlak Burcu
Teknolojiye meraklı olan burç için en ideal konut akıllı evlerdir. Akıllı ev teknolojisiyle tasarlanmış evlerinde huzur bulan Oğlak burcu İşte ciddiyeti ve mükemmeliyetçiliğiyle evinde çalışma odasına özen gösterir. Öncelikle hesap yapar, kafalarında biçimlendirirler ve en son içlerine gerçekten sinerse o obje bir oğlağın evine girmeye hak kazanır.
En iyisine sahip olma isteği nedeniyle dekorasyonda daha sade ve gelenekçidirler. Her şey dayanıklı ve ahenkli olmalıdır. Daha çok gücü simgeleyen deri bir sandalye ya da leopar desenli bir halı, yatak örtüsü oğlakların kişiliğini yatak odalarına da taşıyacaktır.

Kova Burcu
Merkezi konumda yer alan modern evleri tercih ederler. Yenilik ve değişiklikten yana olan Dâhilerin ve yaratıcı insanların burcu olan kova burcu bunu evine de yansıtır. Geleceği evlerine taşıyan kova burçları Rahat bir dekorasyonu tercih ederler ve ellerine gelen türdeki şeylerden hoşlanmazlar. Bazen tek bir rengin farklı tonlarıyla da tüm evlerini döşeyebilirler. Kural dışı bir dekorasyoncudurlar. Aynı zamanda içsel bir rahatlama için sürrealist biblo ve tablolar kovaların işine yarayacaktır.
Kova burcunun yatak odasında mütemadiyen ilgi çekici, göz alıcı detaylar bulunur. Yatak örtüsünden perdesine kadar kova burçları farklı olmalıdır. Zaten onun işi şaşırtmaktır. Gümüş rengi ve mavi tonları dekorasyonda burcuna huzur verir.

Balık Burcu
Yeni tasarımlar deniz manzaralı geniş evlere ilgi duyan Balık burçları konforunu en üst seviyede tutar. Onun için huzurlu olabileceği yer evdir. İşte hayal gücünü rahatlık ve sadelik için evine yansıtan balık burçları için Evlerindeki huzur her alana yayılmıştır. Dekorasyonu düşlere dayalı bir estetik anlayışını merkez alarak oluşturur. Balığın oturma odasında sıklıkla deniz temalı objelere rastlamanız mümkündür. Bu burç için yatak odası yani kişisel mekân çok önemlidir.
Düş gücünü ve sanatsal yönünü burada açığa çıkaracaktır. O yüzden yatak odasının balığın yaratıcılığını yansıtabileceği sıcak bir mekân olarak dekore edilmesi gerekmektedir. Kendisini iyi hissedeceği posterler ve eşyalar yatak odasında kullanılabilir. Su yeşili ve mavisi, beyaza kaçan soluk sarı onun dünyasının renkleridir.

kaynak: e-kolay

http://fwmail.net/astroloji/burclara-gore-hayalinizdeki-ev/

Kansızlık İçin Meyve Suyu Şart!


Kansızlık ve ona bağlı olarak demir eksikliğinin özellikle çocukların zihinsel gelişimi üzerinde geri dönülemez etkilere neden olduğunu söyleyen uzmanlar, besinlerden alınan demirin emilimi için C vitaminin …şart olduğunu, dolayısıyla meyve suyu tüketmenin çok önemli olduğunu belirtiyor.
Hayat kaynağı kanın azalmasıyla ortaya çıkan kansızlık ve ona bağlı demir eksikliği yaşam kalitesini azaltıyor. Demir eksikliğinin özellikle çocukların zihinsel gelişimi üzerinde önemli bir rolü olduğunu ifade eden uzmanlar, besinlerden alınan demirin emilimi için meyve suyu tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.
Kansızlık, kandaki hemoglobin miktarının azalması olarak tanımlanır. Bu da demir eksikliğine neden olur. Demir yetersizliğinin genellikle büyümenin çok hızlı olduğu çocukluk ve ergenlik çağı ile hamilelik döneminde ortaya çıkmaktadır.
C vitamini demir emilimini artırıyor
Demirin hem hayvansal hem de bitkisel besinlerde bulunmaktadır. Ancak besinlerdeki demirin tamamı vücutta emilemez. Aldığımız demirin yararlı olabilmesi için C vitamini içeren besinlerle birlikte tüketmeliyiz. Örneğin yemekle alınan 500 miligram C vitamini demirin emilimini 6 kat artırır. Bu nedenle vitamin alımını artırmak için meyve suları iyi bir kaynaktır. Özellikle C vitamini içeren portakal suyu, ananas suyu, greyfurt suyu ve limonata gibi meyve sularının yüksek miktarda protein ve demir içeren bir öğünle birlikte tüketilmesi demir emilimini artırır. Kansızlıktan korunmak ve oluştuktan sonra kansızlığı daha etkin ve hızlı bir şekilde tedavi edilebilmek için her yaş grubunda vitamin kaynağı olan meyve suyu tüketimine özen gösterilmelidir.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Meleklerin Renkleri (Colors of Angels) Uyumlaması


Meleklerin Renkleri

Meleklerin Renkleri 7 Başmelek ve onların ilgili Işınları ile 7 bağlantı sunar. Bu 7 bağlantı tek bir inisiyasyon ile verilir, sizi her bir başmeleğe bağlar ve diledi…ğiniz her zaman bu Başmeleklerden herhangi birini veya hepsini çağırabilirsiniz. Melekler asla sizi terk etmez veya boş vermez ve günü veya gecenin her saatinde sizi dinlerler.

Her bir Başmeleğe bağlanırken, ayrıca Başmeleklerin hizmet ettikleri Işına ve onun ilgili rengine bağlanırsınız. Bağlandığınız Başmeleğin rengini basitçe gözünüzde canlandırarak, bağlantının güçlendiğini hissedersiniz. Bu, imgeleri gözünde canlandırmada zorluk yaşayanlar için idealdir, tüm gerekli olan rengi gözünüzde canlandırmaktır.

Yedi Başmelek ve Işınlar aşağıda anlatılıyor:

Başmelek Mikail: Mavi renkli olan ve Koruma ve Gücün Işını olan Birinci Işında hizmet eder.

Başmelek Jophiel: İkinci veya Sarı renkli olan Aydınlanmanın ve Bilgeliğin Işınında hizmet eder.

Başmelek Chamuel: Sevginin Işını olan Üçüncü veya Pembe Işında hizmet eder.

Başmelek Cebrail: Uyum ve Saflığın Işını olan Dördüncü veya Beyaz Işında hizmet eder.

Başmelek Rafael: Şifa ve Gerçeğin Işını olan Beşinci veya Yeşil Işında hizmet eder.

Başmelek Uriel : Huzurun Işını olan Altıncı veya Altın Işında hizmet eder.

Başmelek Zadkiel: Özgürlüğün Işını olan Yedinci veya Mor Işında hizmet eder.

Her bağlantı sizi daimi olarak her Başmeleğe ve Işına bağlayan uzaktan yapılan tek bir inisiyasyon ile arka arkaya yapılır.

Meleklerin Renkleri İnisiyasyonunu Nasıl Alacaksınız..

Gün içinde uygun olduğunuz zaman diliminde,

30 – 45 dakika boyunca rahatsız edilmeyeceğiniz bir yerde olun.

Telefonlarınızı kapatın ve aileniz veya arkadaşlarınızdan rahatsız etmemelerini isteyin.

Gerekirse, hafif bir müzik çalın ve tütsü ve mum yakın.

Uyumlamayı almadan hemen önce, kendinizi rahatlatın ve tüm bedeninizi ve zihninizi gevşetin.

Sonra yüksek sesle veya içinizden,
“Bana (Ş…Ö…) tarafından gönderilen Meleklerin Renkleri İnisiyasyonunu almaya şimdi hazırım.” deyin.

Sonra gözlerinizi kapatın ve uyumlamanin sizden akmasina izin verin.
Başmeleklerden herhangi birini etrafınızda hissedebilirsiniz, renkler görebilirsiniz veya sıcaklık hissedebilirsiniz.

Uyumlamanın bittiğini hissettikten sonra Başmeleklere teşekkür edin ve yavaşça kalkın. Bol bol su için.

https://www.facebook.com/pages/%C5%9Eifac%C4%B1/338814226220340

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ruhun Yasaları


DENGE YASASI: ORTA YOLU BULMAK Nasıl yerçekimi evreni bir arada tutan bir yapıştırıcı ise, denge de evrenin sırlarının kapısını açan anahtardır. Denge; beden, zihin ve duygularımız, varlığımızın her boyutu için geçerlidir. Y…aptığımız her şeyde, az ya da çok yaptığımızı bize hatırlatır. Yaşam sarkacımız ya da alışkanlıklarımız en uçlara gittiğinde diğer uca gitmemiz de kaçınılmazdır.
SEÇİMLER YASASI: GÜCÜMÜZE YENİDEN SAHİP ÇIKMAK Özgür iradenin sorumluluğu hem yıkıcı hem yapıcıdır. Seçimin gücüdür bu. Geleceğimizi büyük ölçüde belirleyen şimdi yaptığımız seçimlerdir. Koşullarımızı her zaman kontrol edemeyiz ama tepkilerimizi seçebiliriz. Seçim gücümüze sahip çıktığımızda dünyada dolu dolu yaşama cesaretini de buluruz.
SÜREÇ YASASI: HAYATI ADIM ADIM YAŞAMAK Süreç, her seyahatin küçük adımlarıdır. Adım adım her amaca ulaşılır. Süreç, zamanı aşar, sabrı öğretir, dikkatli bir hazırlanmanın sağlam temelini oluşturur. Ve ortaya çıkmayı bekleyen potansiyelimize güvenmeyi sağlar.
ŞİMDİ YASASI: ANDA YAŞAMAK Zaman “geçmiş’ten geleceğe” uzanan bir paradokstur. Zamanın gerçekliği yalnızca zihnimizdedir. Zaman kavramı düşüncenin, dilin ve toplumsal fikir birliğinin bir ürünüdür. İşte daha derin bir gerçek: Yalnızca bu an var.
ŞEFKAT YASASI: İNSANLIĞIMIZIN UYANIŞI Evren bizi yargılamaz; sadece sonuçları ve dersleri gösterir. Neden-sonuç yasasıyla bize öğrenme ve denge kurma olanaklarını sunar. Şefkat her birimizin o andaki inanç ve kapasite sınırlarımız içinde yapabildiğimizin en iyisini yaptığımızın anlayışını kazanmaktır.
GÜVEN YASASI: RUHA GÜVENMEK Güven, evrensel bilinçle doğrudan bağlantımızdır. Güven işittiğimizden, okuduğumuzdan, öğrendiğimizden daha fazlasını bildiğimizi bize hatırlatır. Hepimizin içinde olan Evrensel Ruhun bilgeliğini, sevgisini hissetmek için görmemiz, dinlememiz ve güvenmemiz yeterlidir.
BEKLENTİ YASASI: REALİTEMİZİ GENİŞLETMEK Enerji düşünceyi takip eder. Hayal edebildiğimizin ötesine değil, ona doğru gideriz. İnandığımız, beklediğimiz, umut ettiğimiz şeyler deneyimlerimizi yaratır ve renklendirir. Mümkün olabileceğini gördüğümüz en derin inançlarımızı genişleterek yaşam deneyimizi değiştirebiliriz.
ONUR YASASI: GERÇEK DOĞRULARIMIZI YAŞAMAK Onur, ruhsal yasalarla uyum içinde yaşamak ve davranmaktır. Koşullar bize ne kadar karşı olursa olsun, onurlu yaşamak, içsel gerçeğimizi bilmek, kabul etmek ve ifade etmektir. Başkalarına söylediklerimizle değil, davranışlarımızla ilham vermektir.
EYLEM YASASI: YAŞAMI UYGULAMAK Ne kadar hissedersek ya da bilirsek bilelim, potansiyelimiz ve yeteneklerimiz ne olursa olsun, yalnızca uygulamayla onları gerçekleştirebiliriz. Çoğumuz kendimizi adama, cesaret ve sevgi gibi kavramların ne olduğunu anlıyoruz. Ama ancak bunları uyguladığımızda ne olduklarını bilebiliriz. Yapmak, anlayışı getirir. Uygulamak bilgiyi bilgeliğe dönüştürür.
DEĞİŞİM YASASI: DOĞANIN MÜZİĞİYLE DANS ETMEK Doğanın ritmi, dönemleri, devreleri vardır. Mevsim dönemleri, yıldızların ritmi, gel git hareketlerinin devreleri gibi. Mevsimler birbirini itmez. Bulutlar gökyüzünde yarış etmez. Her şey kendi zamanında olur. Tıpkı yükselen ve alçalan okyanus dalgaları gibi.
TESLİMİYET YASASI: YÜKSEK İRADEYİ KUCAKLAMAK Teslimiyet, açık kollarla bu anı, bu bedeni, bu hayatı kabul etmektir. Teslimiyet, kendi yolunun önünden çekilerek, yüksek irade ile uyum içinde yaşayabilmektir. Teslimiyet, yüreğin bilgeliğidir. Teslimiyet, pasif bir boyun eğme değildir. Teslimiyet, her zorluğa ruhsal gelişim ve genişleyen farkındalık olarak bakabilmektir.
BÜTÜNLÜK YASASI: BAĞLANTIMIZI HATIRLAMAK Dünyada farklı yaşamları olan farklı varlıklar gibi görünüyoruz. Ama her farklı yağmur damlası nasıl okyanusun bir parçasıysa her birimiz de farkındalık okyanusunun, Tanrı’nın bedeninin bir parçasıyız. Hepimizin bir olduğu yüce gerçeğinin derinliklerinde sevgiyi ve huzuru bul. Korku, kıskançlık ve öfkenin ağırlığını geride bırakarak, anlayışın kanatlarında uç. Şefkat ülkesine doğru…
(Dan Millman’ın “Ruhun Yasaları” adlı kitabından alıntıdır.)Devamını Gör
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bezelyenin Faydaları

Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi olduğunu ifade eden uzmanlar, gıda değeri ve insana zarar vermeme bakımından fasulyeden daha üstün olduğunu savunuyor.

Sultani bezelye adı verilen bu çeşit bezelyeler kabuğuyla birlikte yenilir. Bir başka önemli çeşit de, taneleri iri olan araka bezelyesidir. Bezelye taneleri, taze olarak sevilerek çok çeşitli yemekleri yapılıp yenildiği gibi, kurutulup, dondurulup ve konservesi yapılıp ileride tüketmek için saklanmaya da pek elverişlidir. Kurutulmuş bezelyeden yapıları un, pek leziz olan bezelye çorbası ile bazı yemeklerin yapımında kullanılır. Ayrıca yalnızca hayvan yemi olarak kullanılmak üzere yetiştirilen yemlik bezelye çeşitleri de vardır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. çiğ (pişirilmemiş) taze bezelye tanesinin besin değerleri şöyle sıralanabilir: 84 kalori; 6,3 gr. protein; 14.4 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,4 gr. yağ; 2 gr. lif; 116 mgr. fosfor; 26 mgr. kalsiyum; 1.9 mgr. demir: 2 mgr. sodyum; 316 mgr. potasyum; 35 mgr. magnezyum; 640 IU A vitamini; 0.35 mgr. B1 vitamini; 0.14 mgr. B2 vitamini; 2.9 mgr. B3 vitamini: 0,16 mgr. B6 vitamini; 35.5 mcgr. folik asit; 27 mgr. C vitamini ve 2.1 mgr. E vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda görüleceği gibi bezelye önemli oranlarda içerdiği protein, karbonhidrat, fosfor, potasyum ve A vitaminiyle çok önemli bir besin türüdür. Bunun yanı sıra;

o Kolayca çözümlenebilir çeşitli lif maddelerini çok miktarda içerdiğinden, bezelye, özellikle kandaki kötü kolesterol düzeyini düşürücü etki yapar, kalp krizi geçirme rizikosunu da azaltır.

o Gene bu yüksek orandaki lif, midede uzun süre kalır: Böylece kandaki şeker düzeyi artma ve azalmalarını bir düzene sokarak bedenin enerji düzeyini sabit tutar.

o Yüksek oranda B1 vitamini içeren bezelye, uykuyu da düzene sokar. İştahı açar ve insanın ruhsal durumunu düzelterek neşeli olmasını sağlar.

o Bezelye tüketmenin hayvanlarda kansere yakalanma rizikosunu azalttığı, araştırmalarla saptanmıştır: Aynı etki insanlar üzerinde de araştırılmaktadır.

o Bezelyeyi çok tüketen kişilerde akut apandisite çok az rastlandığı gene araştırma sonuçlarıyla saptanmıştır.

o Bezelyede, gebeliği önleyici bazı maddeler bulunmaktadır: Bu maddeler, hem kadınlar ve hem de erkekler üzerinde nüfus planlamasına yardımcı olacak etkiler yapmaktadır.

Bu önemli tıbbi etkilerinden yararlanılmak üzere bezelyenin bolca yenilmesi yeterli olur

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karnabahar ile Hastalıklar Kapı Dışarı


Karnabahar; C vitamini ve mangandan zengindir, bu nedenle oldukça güçlü bir antioksidan etkiye sahiptir. Ayrıca beta-karoten, kaempferol, ferulik asit, sinnamik asit, kaffeik asit içerir. Bu antioksid…anlar vücudu serbest radikallerle karşı korur, kanser ve kardiyovasküler hastalıkların oluşumunu önler.
Karnabahar yüksek oranda K vitamini, sülfür, glukoraphanin ve omega-3 içermektedir, bu özelliğiyle varolan enflamasyonu gidericidir. Düzenli olarak karnabahar tüketenlerde artrit, ülseratif kolit, şeker hastalığı, inflamatuvar barsak hastalıkları daha az görülmektedir.
Antioksidan ve anti enflamatuar etkisinin yanı sıra karnabahar kardiyovasküler hastalıklardan da korumaktadır. Bunu damar tıkanıklığını önlemesinden, K vitamini ve omega-3’den zengin olmasından kaynaklı olduğu bilinmektedir. 1 porsiyon karnabaharda ortalama 3,5 g. lif bulunmaktadır. Lif tüketimi sağlıklı bir sindirim sistemi için elzemdir. Karnabaharda bulunan glukoraphanin adlı madde mide yüzey alanını koruyucu etkiye sahiptir. Ülser ve mide kanserine karşı koruyucudur.
Karnabahar içerisinde B1, B2, B3, B5, B6, B9 vitaminleri bulunmaktadır. Sinir sistemini onaran, metabolizmanın düzenli çalışmasını sağlayan, enerji üretiminde yardımcı etkisi bulunmaktadır.
Karnabahar indol-3 adlı bir madde içerir ve indol-3 anti-kanserojen bir maddedir, özellikle meme kanserine karşı korumaktadır.
Düzenli tüketimi bağırsakların çalışmasını ve idrar atımını sağlayarak vücudu toksik maddelerden temizler, detoks etkisi görür.
Potasyumdan zengin olan karnabahar tansiyonu da dengeleyici özelliğe sahiptir.

Ay’ın Yerinde Diğer Gezegenler Olsaydı!

Gece gökyüzüne baktığımızda Ay’ı görmeye o kadar alıştık ki… Hiç düşündünüz mü diğer gezegenler de bize Ay kadar yakın olsaydı nasıl görünürlerdi?
Uzay üzerine birbirinden güzel çalışmalara imza atan ödüllü grafik tasarımcı Ron Miller, gezegenlerin büyüklüklerini de hesaba katarak bu görüntüyü yansıtmaya çalışmış…
İşte Ay’ın yerini diğer gezegenler alırsa ne olur?

***

Ay’ın Görünümü
Ay, Dünya’dan yaklaşık 240 bin mil uzaklıkta.

***

Ay’ın yerinde Merkür olsaydı…
Merkür, Güneş sisteminin en küçük gezegeni olduğundan Ay ile hemen hemen aynı boyutta gözükecekti.

***

Ay’ın yerinde Mars olsaydı…

Kızıl gezegen Mars, Ay’ın 2 katı büyüklükte olduğundan, daha büyük görünecekti.

***

Ay’ın yerinde Venüs olsaydı…
Halk arasında Sabah Yıldızı, Çoban Yıldızı gibi isimlerle anılan Venüs, Ay’dan 3.5 kat daha büyük ve 6 kat daha aydınlık gözükecekti. Yüzey sıcaklığı 400 dereceyi bulan bu kızgın gezegende atmosferdeki sera gazı etkisi çok şiddetli olduğundan, güneş ışığı büyük oranda geri yansımaktadır.

***

Ay’ın yerinde Neptün olsaydı…
Ay’ın 14 katı büyüklüğünde olan ve adını Roma’daki Deniz Tanrısı‘ndan alan Neptün, gökyüzünde kocaman bir mavi küre olarak görünecekti.

***

Ay’ın yerinde Uranüs olsaydı…
Uranüs de Ay’dan 14 kat büyük olduğundan, büyük bir buz devi gibi görünecekti.

***

Ay’ın yerinde Satürn olsaydı
Ay’ın 35 katı büyüklükte olan Satürn, halkalarıyla birlikte nerdeyse bütün bir ufku boydan boya kaplayacaktı.

***

Ay’ın yerinde Jüpiter olsaydı Ay’ın 40 katı ve Güneş sistemi’nin dev gezegeni olan Jüpiter’in ise büyüklüğünden ötürü kuzey ve güney kutbu görüş alanımızın dışında kalacaktı.

Kaynak: fw mail

Tarihe geçen ünlü şakalar

Yoğun bir günün telaşındayken birileri size “ilginç bir şaka” hazırlığında olabilir, zira takvimler 1 Nisan’ı göstermekte. Dünyanın pek çok ülkesinde farklı şakaların gelenek haline geldiği 1 Nisan’ın geçmişine ilişkin farklı rivayetler olsa da “Şaka Günü” olarak adlandırılan bu geleneğinin tarihçesi, 16. yüzyıla kadar uzanıyor.

Rivayete göre, Fransa’da, 1564’e kadar yeni yıl 1 Nisan’da başlarmış. 1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles’ın takvimi değiştirme kararı ile yılbaşı 1 Nisan’dan 1 Ocak’a alınmış. Yeni yılda herkes birbirine hediyeler sunmuş, “mutlu yıllar” dilemiş ancak bazı muzipler ise 1 Nisan’ı unutmamış. Sanki yılbaşı kutlanıyormuşçasına, eskiden olduğu gibi yine hediyeler alıp vermişler.

Bunu muziplik nedeniyle “şaka” niyetine, gülmek için yaptıklarını söylemişler. O günden itibaren, her yılın 1 Nisan günü, büyük-küçük herkes birbirine şaka yapmaya koyulmuş.

1 Nisan’ı hala yılbaşı olarak kabul etmeye devam edenlerle alay etmek amacı ile yapılan şakalar, bir süre sonra gelenek haline gelmiş. 1 Nisan’ı yılbaşı kabul edenlere ise “Nisan balığı” ismi verilmiş.

Tarihe geçen ünlü şakalar

Dünyanın pek çok ülkesinde 1 Nisan’da yapılan şakalar güldürürken, kimileri ise tarihe geçecek kadar ilgi çekti. Güldüren şakaların yanı sıra sonucu mahkemelere kadar uzanan şakalar da bulunuyor.

Ünlü 1 Nisan şakalarından bazıları şöyle:

– İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin 1957’deki ‘Panorama’ adlı programında, aşırı ılık geçen kış ve spagettilere saldıran böceklerin ortadan kalkması sayesinde, İsviçreli köylülerin ağaçlarından görülmemiş spagetti rekoltesi elde ettiği bildirildi. Bunun üzerine binlerce İngiliz telefona sarılarak, evlerinde nasıl spagetti yetiştirebileceklerini sordu.

– 1962’de İsveç’in siyah beyaz yayın yapan tek televizyon kanalına 1 Nisan’da çıkan bir teknisyen, yeni ve çok basit bir teknoloji sayesinde izleyicilere renkli televizyon izleyebilecekleri müjdesi verdi. Bu yöntem ekranın önüne bir naylon kadın çorabı germekti ve yüz binlerce kişi bu öneriyi gerçekten denedi.

– 1976’da da İngiliz gök bilimci Patrick Moore, 1 Nisan 09.47’de Pluton Jüpiter’in arkasında geçerken sıra dışı bir olay meydana geleceğini, gezegenlerin bu dizilişinin dünyanın çekim gücünü azaltacağını söylemişti. Tam bu anda sıçrayanların havada uçma hissini duyumsayacaklarını söyleyen Moore’un bu açıklaması binlerce kişi tarafından uygulanmıştı.

– 1998’de New Mexicans for Science and Reason dergisi, Alabama Eyalet Meclisi’nin Pi sayısının 3.14159 olan değerini yuvarlayıp 3.0 olarak değiştirmeyi kabul ettiğini yazdı. Haber kısa sürede internette yayıldı. Bunun bir şaka olduğu, Alabama Eyalet Meclisi’nin protesto dolu mektuplar alması üzerine ortaya çıktı.

– 2010’da Kosova’nın Klina kentinde bir banka şubesinde “soygun var” diye bağırarak 1 Nisan şakası yapan bir kişi ise mahkeme tarafından 20 gün hapis cezasına çarptırıldı.

https://www.facebook.com/hurriyetaile?fref=ts

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kız ”üşüdüm” dediğinde erkekler 4 yaklaşım sergiler;

Sürekli discoda, barda, aynanın karşısında çekilmiş resim paylaş, sonrada vay efendim ben neden evde kaldım de !!!

Çinli bilge Chuang-Tzu kendini kelebek olarak görmüş rüyasında ve uyanınca sormuş kendine:

429716_438506776234469_1880242339_n[1]

 

Çinli bilge Chuang-Tzu kendini kelebek olarak görmüş rüyasında ve uyanınca sormuş kendine: ‘Acaba ben rüyasında kelebek olan bir insan mıyım, yoksa şimdi rüya görüp kendini insan sanan bir kelebek mi?’ 🙂

Noooldu Lan?!! Mart Bitti Hala Manita Bulamadınız mı?