



Sabah bir tatlı kaşığı bal.
Zencefil içerdiği maddelerle, beynin yeni fikirler üretmensini sağlar.
Kimyon akla yeni fikirler getirir.
Havuç hatırlama yeteneğimizi artırır; çünkü beyin metabolizmasını canlandıran enzimler içerir.
Ananas ezberlemek için çok yararlı bir besindir.
Avokado kısa süreli hafıza için tüketilebilir.
Çilek stresin etkisini azaltır.
Limon algılama yeteneğini artırır.
Lahana, troin bezlerinin aktivitesini azaltır ve bu da sinirlenmeye iyi gelir.
Soğan aşırı yıpranmaya, fiziki yorgunluğa karşı kanı sulandırır. Böylece beyin oksijeni daha kolay alır.
Bir avuç siyah üzüm.
Balık beyin hücrelerinin gelişimini sağlayan Omega-3 içerir. Haftada bir kez yenmesi tavsiye edilir.
Yumurta İçindeki kolin maddesi, beyin hücrelerini yeniler, güçlendirir.
Ay çekirdeği, bir avuç çekirdek yemek sinirleri yatıştırır. Ayrıca kasların gevşemesini sağlayan magnezyum sayesinde iyi bir uyku sağlar.
Yulaf, vücuda yavaş yavaş ama iyi bir enerji sağlar. Her gün kahvaltıda yemeye dikkat edin.
Barbunya, besinden alınan B1 vitamini eksik olursa, hafızanın normalden daha zayıf olmasına neden olur. Haftada 2-3 kez yenmelidir.
Bezelye, Ergenlik döneminde yaşanan anksiyeteyi yok edecek B1 ve B3 vitaminlerini içerir. Haftada en az iki ya da üç tabak alınmalıdır.
Su, beynin ideal şartlarda çalışması için su oranı yeterli olmalıdır. Günde 6-8 bardak su içilmelidir.
Ceviz
Fıstık
Fesleğen
Karabiber bunların hepsi beyne faydalıdır.
OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ


Herkes bir frekansa, yani titreşime sahiptir. Yani DNA’nın salınım oranı. Bu titreşim 50 ile 150 Ghz arasında gezinir. Rezonans yüzünden, frekans son derece önemlidir. Bir titreşime (frekans) sahipsiniz ve yakın titreşimdeki diğer insanlarla, yerlerle, zamanla, olaylarla rezonansa girersiniz. Bu durum sizin diğerleriyle olan ilişkilerinizi nasıl etkiler?
İki insan, aynı ya da birbirine yakın frekansta iseler ancak ortak bir şeylere sahip olur ya da yan yana gelebilirler.
Bunu kavramak o kadar önemli ki, son cümleyi tekrar okuyup üzerinde düşünmenizi isterim. Bunun dış görünüş, kültürel geçmiş, eğitim, deri rengi, mali durum, ülke, ilgi vs ile en ufak bir ilgisi yoktur.
İki insan ancak aynı frekansa sahipse, yan yana gelir ve birlikte olurlar. Örneğin, bir restorana girdiğinizde, belli bir masada insanların birlikte oturduğunu görürseniz, onların hepsinin yakın frekanslarda olduklarını fark edersiniz. Bu yüzden arkadaşlar yan yana gelirler. Yine bu yüzden arkadaşlar ve eşler birbirlerinden ayrılırlar. Aralarından birinin frekansı yükselir; diğeri aynı kalırsa, ikinci kişi diğerinin hologramından düşer. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, diğerinin frekans aralığının dışına düştüğünden bağlantı kuramazlar. Hiç düşündünüz mü, okuldan bazı arkadaşlarınız artık arkadaşınız değildir ve onlarla hiç bir bağlantınız yoktur? Çünkü frekansınız değişmiştir ve literal anlamda onları “göremiyorsunuzdur” artık.
Bizler gerçeği, şimdiki kitlesel bilincimizin odaklandığı bir alt boyutta var olan frekans bantlarının titreşimlerinin alt frekanslarının içinde olan kolektif kitlelerin düşünce formları şekliyle algılayabiliyoruz. Yani örneğin DNA sarmallarınızın 5 tanesi aktive olmuşsa ve bilinçliliğiniz beşinci boyuttaysa düşünce formlarının 4. Boyuttaki gibi yoğun (katı) olduğunu görürsünüz. Bu yüzden farklı insanlar, yaşamı bütünüyle birbirlerinden farklı algılarlar. Bilinç ve DNA aktivasyon düzeyi farklılıkları yüzünden…
Düşünün bakalım dışarıdaki gerçekten tuhaf kombinasyon oluşturan çiftleri, asla yan yana gelmelerini hayal bile edemeyeceğiniz insanlar birliktedirler. 🙂
Birliktedirler çünkü aynı frekanstadırlar. Konuya frekans açısından bakarsanız kendinizin de neden artık bir takım insanlarla birlikte olmadığınızı görürsünüz ve ilişki “yürümüyorsa” kendinizi kötü hissetmek zorunda kalmazsınız. Eğer frekansları uyumlu değilse 2 kişi yan yana duramaz. Aynı şekilde eğer rezone olmadığınız bir çevrede çalışıyorsanız, orada fazla kalamazsınız. Gerçekten de o çevre ve oradaki insanlarla aynı titreşimde salınmadığınızı hissedersiniz ve sonunda sizin oradan ayrılmanızı gerektirecek bir olay vuku bulur. Eğer titreşim yasalarından haberdar değilseniz, bu hoş olmayan ve sıkıcı bir durum gibi gözükebilir.
Yine, ailenin bir araya geldiği Noel ya da benzeri tatillerde bu frekans konusu gerçekten de çok hissedilir bir hale gelir. 🙂
Çoğu kişinin birlikte rezonansa giremediği kardeşleri ya da aile üyeleri vardır. Ve olan şey, bu durumun frekansla ilgili olduğundan haberdar olmayan anne-baba, büyükbaba-büyükanne gibi diğer aile fertlerinin “aileyi bir arada tutabilmek için” herkesi “geçinmeye” zorlamasıdır. Bu yüzden bir çok dram vardır ailelerde, frekans ve bilinçlilik hallerindeki düzey farklılığı yüzünden. Belirli bir ailede enkarne oldunuz diye, otomatik olarak tüm aile fertleriyle aynı titreşim seviyesinde olmanıza olanak yoktur. Zaten genellikle, eski yaşamlarımızdaki azılı düşmanlarımız bu hayatta aynı ailede doğmayı seçerek, bizim annemiz, babamız ya da kardeşimiz olurlar. Bu son derece sık rastlanan bir durumdur. Bunu yapmalarının sebebi, nefreti iyileştirmek ve kişinin kendi bilgeliğini kazanarak ruhsal anlamda tekamülü içindir.
Bir durum, Her şeyi yönetenin frekans olduğunu gerçekten kanıtlıyor, genellikle danışanlarımdan bir tanesiyle ilk görüşme için iletişime geçmeye çalışırken oluyor bu. Eğer danışanımın frekansı bana uyuyorsa internet’ten hemen bağlanıyorum ve harika bir iletişime geçiyoruz. Eğer frekans uymuyorsa mutlaka teknik ya da internetle ilgili bir “sorun” oluyor – ki aslında titreşimimiz uymuyor. Sonra yaptığım bir iki terapiden sonra, bizi iletişime geçmekten alıkoyan blokajları kaldırıp ona titreşimini yükseltmesi için yardım ediyorum, bu işlem biter bitmez herhangi bir sorun olmadan internet üzerinden bağlanabiliyoruz.
Peki, titreşimimizi nasıl yükseltebiliriz? 3 temel yol var:
1) Enerji çalışmalarına katılın
Titreşiminizi düşüren enerji blokajlarını, ailenizden miras kalan karmik damgalarınızı kaldırmak, ruhunuzdan ve ruh düzeyinden daha yüksek frekans çekmeniz ve tutmanızı sağlayacak uykudaki DNA’yı aktive etmek için enerji çalışmalarına katılın. Bu çalışmalar aura temizliği, karma çalışmaları ile birlikte başlayabilir. Ve DNA aktivasyonları kendi üzerinizde nasıl çalışacağınızla ilgili genişlemiş bir bilgiyle birlikte devam edebilir.
2) Zihin bedenini kontrol eden egzersizler
Sadece koşulsuz sevgi, neşe, mutluluk, minnettarlık gibi güç veren duygusal yüksek frekanslı düşünceler içinde olarak zihin bedeninizi kontrolünüz altına alın. Korku, anksiyete, umutsuzluk ve depresyon gibi durumlardan uzak durun. Bu durumların tümü düşük frekans taşıdığından, size düşük frekanstaki insan ve durumları çekerler.
3) Mediyasyon / Yoga yapın
Mümkün olduğunca meditasyon, yoga ya da diğer teknikler yoluyla, teta, delta dalgaları gibi derin zihin hallerine girin. Bu gibi derin haller, sizin Tanrı kimliğinize ve kuantum fiziğinde “gözlemci” denen duruma en yakın olduğunuz, düşünce tezahüründe, enerji dalgalarının uzay / zaman atom-altı parçacıklarının içinde çöktüğü anlardır.
Umarım bu yazıyla rezonansa girmiş ve titreşimin yaşamımızın her halinde nasıl etkili olduğunu fark etmişsinizdir.
Toby Alexander tarafından kaleme alınmıştır. UNIVERSAL LOVE PEACE & HARMONY
Ayaklar vücudun bütün ağırlığını taşır insanı istediği yere götüren sadık bir hizmetçi bazende iyi bir binek atı gibidirler.Ayaklar çoğunlukla insan tarafından en ihmal edilen organlardır.Dost başa düşman ayağa bakar derken aslında ayağımızdaki eski ayakkabıya bakıp sevinç duyan veya yeni ayakkabımıza bakarak ekonomik durumumuz hakkında tahmin yürüterek kıskançlık krizi geçiren bir kişi hayal etsekte işin aslı çok çok geçmişe binlerce yıl öncesine dayanır çünki insan ayağı çıplakken bilge kişiler için çok şeyler söyler.
Büyük ayaklara sahip olmak güç ve kudret sahibi olmakla eş değerdir,büyük ayaklı insanlar güçlü yaratılışlı zorluklara karşı direnmesini bilen kişiler olup güvenilirlik açısından bu kişilere güven duymak için biraz düşünmek şüpheci yaklaşmak,tedbirli olmak gerekir. Büyük ayaklı kişiler mala mülke düşkün oldukları gibi bir açıdan da müsrif ve harcamayı seven parasal kaynakları savurganca harcayabilecek yapıda olurlar. Tabii bu tesbit bütün büyük ayaklı insanlar için geçerli değildir.Heleki günümüzde yetişen nesillerin uzun boylu olmaları ve bu boylarıyla orantılı olarak ayaklarının da doğal bir şekilde büyük olacağını düşünürsek burada şu gerçek ortaya çıkmaktadır. Ayak falında boy ve ayak büyüklüğü orantılı olursa bu halde ayak falının ayak boyu ile ilgili bölümü geçerli sonuçlar veremez.
Ayak falında bir kişinin boyu orta uzunlukta veya kısa ise ve bu kişinin ayakları bu boya göre hayli büyük ve orantısız görünüyorsa bu kişi hakkında güvenilmez,müsrif,mal mülk canlısı,kişilerden çok onların maddi güçlerine ve mevkilerine değer veren biri diyebiliriz.
Ayağı küçük olanlara gelince yine küçük ayak da olumsuzluk belirtisidir.Tabii burada da orantı faktörü önemli rol oynamaktadır kişinin boyuna göre ayağı orantısız bir şekilde küçükse o kişi içine kapanık bir kişilik sergiler böyle kişiler başarılı olacakları işlerde ne yazık ki talihsizliklerle karşılaşır. Genellikle bu kişiler güvenilir olsalar da şansızlıkları sebebiyle başarılarının önünde hep bir engel vardır. Ayağı çok küçük kişilerin uğursuzluğuna inanılır bu kişilerin elleri de küçük ve parmakları da kısaysa uğursuzluklarına hükmedilir.Bu kişiler aldatabilirler aşkta ve evlilik hayatında da gözleri dışarıda kişilikleri ağır basar.
Ayağı boyuna göre normal ölçülerde olan kişilerin ayak falında düzgünlük ve çarpıklık ön plana çıkar ayakları iri kemikli kişiler düzenli bir iş hayatını seven istikrarlı insanlar olsalar da gündelik hayatın dışındaki olaylara ve kendi küçük dünyalarının dışına önem vermez etrafındakilerin de aynı düşünce tarzına uyanlardan oluşmasını isterler.Bu kişlerden sanatçı çıkmaz ince ruhtan yoksun olurlar.
Ayakları etli ayak parmakları tombulca olanlar iyi ve sadık bir eş olurlar. Yufka yürekli duygusal insanlardır.
İnsanların ayak baş parmaklarının hemen yanındaki parmakları baş parmaktan kısa ise bu kişiler son derece sadık ve genellikle dürüst olurlar bu kişilerin ne yazık ki ömürleri kısadır veya hep yoksulluk içinde yaşarlar. Bir türlü mutlu olamazlar huzursuzluk ve sıkıntılar yakalarını bırakmaz.
Ayak baş parmakları yanındaki parmağa göre kısa olanlar eğlenceyi seven gezmekten ve seyahatten hoşlanan havai bir kişlik sergilerler .İşlerinde başarılı olurlar daima ilerlemeyi hedef edinmişlerdir.
Ayak serçe parmaklarındaki tırnakları diğer parmaklardaki tırnaklara göre orantısız bir şekilde aşağıda veya sağa sola kaymış olanlar genellikle acımasız ve yalanı alışkanlık haline getiren kişilerdir.
Ayak baş parmakları içe doğru eğik olanlar uzun yaşarlar,servet sahibi olurlar fakat tutumlu olanları bazen işi hasislik derecesine kadar getirirken bir kısmı ise savurganlıkta yarışa çıkacak kadar müsrif ve eli açık olurlar.Çoğunlukla bencillikleri önemli özelliklerindendir.
melekler mekanı