HARİKULADE BİR SİNDİRİM İÇİN 5 ETKİLİ YOL

Ne kadar çok insan zayıf bir sindirim sisteminin acısını çekiyor: Şişkinlik, gaz, kabızlık, ishal, reflü, mide ekşimesi ve Sizin de ekleyeceğiniz neler neler kimbilir… Ne yediğimiz etkili, bunu …

biliyoruz. Ama yemeği nasıl yediğimiz de, sindiriminizi önemli derecede etkiliyor. Çoğumuz bunu hafife alıyoruz. Bu konuda bildiklerimizi gözden geçirelim dedik ve Size 5 etkili yol öneriyoruz:

1.YEMEĞİ KOŞTURURKEN YEMEYİN! Telaş içindeyken, oraya buraya koştururken, koşarken, yürürken yemeyin. İyi çiğnememeye, çabuk yutmaya ve ağız dolusu hava yutmaya sebep oluyor. Bu da gaza. Sindirememeye. Yemek yerken durup dinlenmeye çalışın. Eğer duracak vaktiniz yoksa, o zaman yeşil içecek için. Zaten blenderda parçalandığı için, hazmı kolaydır. (Not: Tarifi isteyenler bu Sayfamızda bulabilirler ya da yorum yazarsanız memnuniyetle gönderiririz.)

2.FARKINDA OLARAK YİYİN Yemek yediğinizin farkına varın. TV veya bilgisayar karşısında değil, ya da akıllı telefon, fark etmez. Dikkatiniz yemekte olmalı. Bu midenizin hidroklorik asit salgılamasını arttıracaktır ve beyninizin de “doydu” sinyalini duymanız kolaylaşacaktır. Düşünmeden yemek, istemediğimiz kalorileri tüketmemize yol açıyor. Kendimizi güzel bir dizi seyrederken, önümüzdeki abur cuburu aniden bitmiş bulmuyor muyuz bazen?

3. YİYECEĞİNİZİ ÇİĞNEYİN “E bunu herkes biliyor” diye aklınızdan geçiriyorsunuz değil mi? Ama çoğumuzun çiğnemekten anladığı şey farklı. İki üç kere çiğnemekle olmaz öyle. Ağzımızda sanki bir yumuşak hamur oluşana kadar çiğnemeliyiz, tükürüğümüzle karışmalı. O zaman “amma hızlı yedim, sanki mideme bir taş oturdu” gibi cümleleri sık kullandığımız cümlelerden sileriz:) Kaç kere mi çiğneyeceğiz? Yumuşak hamur olana kadar. Kaç kere olduğunu test etmesi sizden:)

4. YİYECEK VE İÇECEĞİ AYIRIN Yiyecekleri sindirmek için, mide asidimiz yeterli yoğunlukta olmalı. Yanında birşey içtiğimizde, bunu sulandırıyoruz. En az yarım saat bu ikisini ayrı tutun.

5.KÜÇÜK TABAK MI, BÜYÜK TABAK MI? Tabi ki küçük. Büyük olduğu zaman hemen doldurmak istiyoruz, boş kalmasın diye. Açsanız, her zaman tekrar alabilirsiniz. Hem boşuna yemezsiniz “tabağa aldım artık bir kere” diye–“pilav taneleri arkandan koşar” travmasını kaçımız yaşamadık ki?..:) Bunları uygulayın ve nasıl da iyi hissettiğinizi bizimle paylaşın, bekliyoruz! Güzel bir hafta dileklerimizle, Not: Leisa Wheeler’ın bir yazısından faydalanılmıştır

Keskin Balta!

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş.

Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.

İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş: “Bu nasıl olabilir! Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?” İkinci adam yanıt vermiş: Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.
***
Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendini geliştirmek kendi hayat çizgisini gözden geçirip zayıf noktaları güçlendirmek, güçlü yönlerimizi ise iyi kanalize etmektir. Kendimizi geliştirmek dünya hayatında kendini işe yarar kılmaktır. Kendimize dair yenilenmelerimiz olduğu müddetçe hep diri kalırız.

http://fwmail.net/hikaye/keskin-balta/

Eger bir insani kandirabiliyorsaniz,o insanin aptal oldugunu dusunmeyin,anlayin ki size hakettiginizden daha fazla guvenmistir!!

Eger bir insani kandirabiliyorsaniz,o insanin aptal oldugunu dusunmeyin,anlayin ki size hakettiginizden daha fazla guvenmistir!!

Olmadı diye sızlandığın duaya, gün gelir olmadı diye şükredersin…

Artık Özgürsün…

Servet İftihar Değil İmtihandır, Mülkiyet Değil Emanettir…Harika Bir Köle, Berbat Bir Efendidir…

Şükran’ın Ufak Kızını Alalım İşte!..

Yaşam, size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın…

Fotoğraf: Yaşam, size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın…| Ara Güler | www.pttkitap.com

Yaşam, size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın…

Çok Sert Oma ”Kırılırsın”, Çok Yumuşak Olma ”Ezilirsin”

Fotoğraf

Tutamayacagim sözler VERMEM…!!!

Tutamayacagim sözler VERMEM…!!!
“Kim ne der” diye DÜŞÜNMEM…!!!
BASIT kisilerle polemiğe GIRMEM…!!!
Dünyada KIMSE üzülsün ISTEMEM…!!!
Acıyı tanıdığım için, KIMSEYE ÇEKTIRMEM…!!!
Cesaretsizliği GURURLA ÖRTMEM…!!!
Yalan ve taktirlerle uğraşmayin,YEMEM…!!!
Dostlarıma laf ETTIRMEM….!!!
Gidiyorsa eğer,GİDENE DÖN DEMEM…!!!
Hayatımı kimsenin bozmasına izin VERMEM…!!!
Ağır geliyorsa bunlar, FİRARI SERBEST, BENDE ÜSTELEMEM……♥

Rukiye Genç

Bilinçaltının farkında olmayan kişi başına her gelen şeyi kader zanneder.

 

Bilinçaltının farkında olmayan kişi başına her gelen şeyi kader zanneder.

*Carl Gustav Jung

Okul inşaatında çalışan işçiler saat 09,05 .Gözlerimden akan yaşları tutamadım… Günün Fotosu…

Fotoğraf: En anlamlı   ..  Saygı duruşu...Okul inşaatında çalışan işçiler saat 09,05    .Gözlerimden akan yaşları tutamadım..Ata’mızı Anarken…

Hayatta saadeti yapan şeyler çok küçük parçalardır. ”Bir iyilik, bir gülümseme, tatlı bir bakış, iyi bir dilek… Aslında mutlu olanlar, bu küçük şeylerin huzuruna varmış olanlardır.”

Fotoğraf: Hayatta saadeti yapan şeyler çok küçük parçalardır. ''Bir iyilik, bir gülümseme, tatlı bir bakış, iyi bir dilek... Aslında mutlu olanlar, bu küçük şeylerin huzuruna varmış olanlardır.''~Bernard Shaw~Hayatta saadeti yapan şeyler çok küçük parçalardır. ”Bir iyilik, bir gülümseme, tatlı bir bakış, iyi bir dilek… Aslında mutlu olanlar, bu küçük şeylerin huzuruna varmış olanlardır.”

~Bernard Shaw

Yazı Yarışmasına Katıldım… Oy Vermek İçin Aşağıdaki Linke Tıklayın… Sonrada Oy ver Butonuno Basın Lütfen….

http://blog.yasamatolyesi.com/index.php?option=com_k2&view=item&id=329:kavgali-bir-evde-buyumek&Itemid=119

Kavgalı Bir Evde Büyümek…

Şimdiye kadar hep ‘’büyüklerin’’ ilişkilerini, sıkıntılarını ele aldık ama ya o büyük yaşlara gelmeden evvel yaşadıklarımız, rol model olan anne ve babalarımızla geçirdiğimiz çocukluk yıllarımız ne olacak. Esas hasar aslında o yıllarda başlamıyor mu? Bizi en çok sevenler aslında istemeden bizi en çok incitenler olmuyorlar mı?
Yazı yazmaya başladıktan sonra bana birçok danışan, derdini anlatan kişiler oldu. Onlara elimden geldiğince yardımcı oldum. Zaman geldi benim desteğe ihtiyacım oldu sağ olsunlar onlar bana destek verdiler. Yazışmalarımızda ve konuşmalarımızda hep gördüğüm şey şu oldu: Kavgalı bir evde büyüyen çocuk sorunlu oluyor.
Özellikle sağlıklı bir ilişki kurmak konusunda maalesef çok sıkıntı çekiyor. Hadi sağlıklı bir ilişki kurmayı bıraktım sağlıklı bir ruh halinde bile olması çok zor oluyor. Sürekli çevresinde mutsuz anne baba, tartışan anne baba, boşanmayan ama evde cehennem hayatı yaşayan bir anne babayla büyünce kendi hayatını da cehenneme çevirmek, ağlamak, kötü ilişkiler yaşamak, tutarsızlık, dengesizlik, mutsuzluk içinde olmak nedense normal gibi algılamasına sebep oluyor. Sonra hayatının belli bir döneminde “ya bi dakka bi dur, bu benim hayatım, anne babamın hayatının tekrarı değil ki” deyip ayılmaya başladığında ipi nerden tutacağını bilemiyor.
Kaçırdığı çocukluğuna mı yansın, oynayamadığı çocukluk oyunlarına mı yansın, o cehennemde büyüdüğüne mi yansın, sonra sağlıklı bir ilişki kuramayıp ardarda yaşadığı felaket ilişkilere mi yansın bilemez oluyor. Hele boşanmayan anne modelinde her erkeğe sonuna kadar yalvarması, gitmemesi için çırpınması gibi hareketlerin normal ve yapılması gerekli hareketler olduğunu sanıyor.
Sonra bunun bir türlü bağımlılık olduğunu fark edip gitmek isteyene dur dememek gerektiğini anlayana kadar sülük gibi yapıştığı erkeklerden dinlemediği hakaret kalmıyor. Yani annesinin hayatının bir bölümünü tekrar tekrar tekrar yaşıyor. Ta ki uyanana kadar.
Ya da tam tersi onu çok isteyen bir erkek olduğunda boğulacak gibi oluyor, kendinin değersiz olduğuna inandığı için bunu kabul edemiyor ve erkeği başından atmak için bin bir numara yapıyor. Saçmalıyor, dengesizleşiyor. Belki aldatıyor. Yani erkeği kaçırmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Kendisi sevmediği için bir başkasının onu seveceğine inanamıyor, iyi bir ilşki modeli görmediği için olabilecek iyi modelleri değil de bildiği tanıdığı kötü modeli yaratmaya çalışıyor.
Dediğim gibi ya denk geldi, ya da geçmişi hep bu tarz olan kadınlarla iletişim içine girdim. Tabi iki cümleyle, iki nefesle, iki basit çalışmayla üstesinden gelinebilecek bir durum değil. Keşki öyle olsaydı. Ama içerde yılların biriktirmiş olduğu tortular maalesef o kadar çabuk silinmiyor. A hiç mi silinmez elbette silinir. Ama üzerinde biraz uzman kişilerle çalışmak gerektiğine inanıyorum.
Sanırım en önemli basamaklardan biri önce bulunulan durumun, geçmiş yaraların, hasarların farkına varmak. Yani kendimizle ve geçmişimle yüzleşmek, gerekirse ağlamak, bağırmak, çağırmak.
Arkasından her şeyin geçmişte olduğunu kabul edip bugüne gelmek. Çünkü artık bugündeyiz. Geçmişin hayatımızı etkilemesine izin verirsek hem bugün elimizden kaçacak hem de  bu kadar öfkeyle, acıyla sağlığımız bozulacak.
Üçüncü basamak annemizi, babamızı, eski erkek/kız arkadaşlarımızı affedeceğiz. Herkesin bu dünyaya bir şeyler öğrenmek için, tekamül etmek için geldiğine inanıyorsak onların da kendi tekamülleri yolunda ilerleyip, ellerinden gelenin en iyisini yaptığını kabul edeceğiz. Sonra da tercihen bu konularda uzman biriyle duyguların salıverilmesi üzerine çalışma yapacağız. Bence tüm bunlardan sonra hayatımıza yeni bir bakış ve soluk geleceğine inanıyorum. Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz yorumlarınızı dört gözle bekliyorum.
Sağlıcakla,