Kimsin Sen?

Kimsin Sen?

Hayat bir gizemdir, her an tetikte olunmalıdır

 

“Her çaba kişinin gelişiminin doruk noktasına ulaşmasına katkı yapar. İnsan asla kararsız olmamalı. Yanlış yola sapmak endişe yaratmamalı.

İşte bu önemli bir sorundur. İnsanlara asla yanlış bir şey yapmamaları öğretiliyor.

Onlar yanlış bir şey yapmaktan o kadar korkuyorlar ki, hiç bir şey yapmıyorlar Hayat o kadar kesin değil, onu bu kadar kolay etiketleyip sınıflandıramayız. Hayat her şişenin etiketli olduğu ve neyin ne olduğu bilinen bir eczane değildir. Hayat bir gizemdir, her an tetikte olunmalıdır.  Hayat çok hızlı ilerler dinamiktir, iki an asla birbiri ile aynı değildir, o yüzden bu anda doğru olan bir şey, bir sonraki anda doğru olmayabilir.  “

OSHO …   teşekkürler

 

Mutlu olmak mı istiyorsun? Kimseden birşey bekleme!..

Fotoğraf: ...

KIŞ GELİYOR, TIPKI BU GÜL GİBİ YUMUŞACIK BİR CİLDE NE DERSİNİZ?

 

 1.DUŞTA YAĞ KULLANIN. Daha yıkanırken, vücudunuza yağ sürün. “Oooo çok yağ gider!” derseniz, eklem yerlerinize ve ayaklarınıza. İyi bir yağ sürün. Zeytinyağı olur, susam yağ…

ı olur. İyi bir yağ olsun yeter.

2.ILIK DUŞ ALIN, SICAK DEĞİL Aşırı sıcak su ile yıkanırsanız, vücudunuzdaki nem kaybolacaktır. Ya suyu ılıklaştırın ya da üşüyorsanız, hiç olmazsa,  sıcak duşun süresini kısaltın.

3. SU. NOKTA. Günlük su ihtiyacınızı karşıladığınızdan emin olun. “Ama yaz gibi değil ki? Soğuk!” diyorsanız, ılık su alın, içine bir dilim limon atın, ılık limonlu su için:) 4.DETERJANLAR Kış geldiği için daha sıkı giyiniyoruz. Eğer giysileri çıkarttığınızda vücudunuz çok kurumuş oluyorsa, deterjanın içeriğinden olabilir. Daha doğal deterjanlar kullanmayı deneyin. Ve lütfen az kullanın, bocalamaya gerek yok!

Cahil insan her sözünde kendini aklar…Alim insan her sözünde kendini yoklar…

Sıkı sıkı tutunduğumuz ancak bizi artık beslemeyen kalıplarımız ve inandıklarımız yerle bir olmaya başlıyor.

Sıkı sıkı tutunduğumuz ancak bizi artık beslemeyen kalıplarımız ve inandıklarımız yerle bir olmaya başlıyor. O kalıplar ve herhangi bir konudaki inançlar, ki bu ana kadar bizi biz yapan can simitleri, binamızı ayakta tutan sütunlar onlar; bir olay, bir arkadaş, bir sağlık problemi, aniden gelen bir aşk ya da başka bir konu ile, Ne veya Nasıl olduğu kişiye göre değişerek yıkılmaktalar…

Serpil Doğançay

Tarihteki hiçbir ses dalgasının kaybolmadığı ve günün birinde bin yıl önce yaşayan insanların bile sesleri ortaya çıkartılabileceği bilimsel olarak ispatlanmış durumda.

Tarihteki hiçbir ses dalgasının kaybolmadığı ve günün birinde bin yıl önce yaşayan insanların bile sesleri ortaya çıkartılabileceği bilimsel olarak ispatlanmış durumda. Hal böyle olunca insanın aklına şu soru geliyor: Nasıl ki ses dalgaları kaybolmuyorsa öyleyse görüntüler de kaybolmuyor olabilir ve aynı şekilde günün birinde belki de bundan 500 yıl önceki bir olayın görüntülerine ulaşabileceğiz. Önemli olan görüntüye sebep olan o ışık hüzmesini uzayda bulunduğu yerde yakalayabilmek ve gün gelecek bu da gerçekleşecek. Radyodan televizyona geçmek gibi birşey olacak bu…

 

Cem Özüak

Hayat, başımıza gelen her türlü şeyin sonunda ”belki böylesi daha hayırlıdır” demekten başka çare bırakmıyor…

Bir kadın güzelse korkun, terkedilmişse 2 kere korkun, alışverişe gidememiş ve makyap yapamamışsa ölü taklidi yapın :)

Balayına Beni Çağır Sevgilim…

Hayatımızdaki Değişimlerin Nazikçe Olmasını Dilemek İçin Aşağıdaki Olumlamayı Kullanabilirsiniz…

13 kasım salı gününün enerjisi ve olumlaması Bugün ay akrep burcunda ilerlemeye devam edecek. Ay akrepte iken kendi içimize bakmak, olayların  gerçek yüzlerini görmek, derin kökleri olan sorunlarımızı şifalandırmak için uygun etkiler verir.  Yeni ay öncesi son günde o…

lduğumuz için bugün ay akrep burcunda iken yapılabilecek korkularımızdan  arınma çalışmaları için çok uygun bir gün olacaktır. Eğer bu konuda çalışma yapmak istiyorsanız  çalışmak istediğiniz korkunuzu belirledikten sonra özellikle akşam saatlerinde; ” Falanca korkumla tamamen vedalaşmaya niyet ediyorum. Korkumu serbest bırakıyorum ve  yerine saf  sevgiyi koyuyorum” şeklinde bir niyetle çalışabilirsiniz. Sabah erken saatlerde ay ile plütonun olumlu açısı kendimizi daha güçlü hissetmemize yardım  edecektir. Gün içinde ayın başka etkili bir açısı olmayacak.

14 kasıma girdiğimiz ilk dakikalarda 00:09 da çok önemli bir güneş tutulması olacak. Aslında bu 14  kasımın konusu ama ben bugünden bu konuda bilgi vermek istiyorum. Güneş tutulmaları astrolojik olarak başlangıçları, ay tutulmaları ise sonlanmaları simgeler. Ancak  bu başlangıç yada sonlar beklediğimizden hızlı ve sarsıcı olabilir. Tutulma öncesi 2-3 gün ve  sonraki 2-3 gün hayatınıza dikkat edin, yaşadığınız olaylar ve karşınıza çıkan yenilikler yaşam  yolunuzla ilgilidir. Yine tutulmalardan sonra hayatımızda önemli değişimlerin olabileceğini de  eklemek istiyorum. Bu günlerde hayatınızdaki küçük olaylara ve değişimlere dikkat edin. Bunlar  gelecekte yaşayacağınız büyük olayların işaretini verebilir. Eğer sizi zorlayacak şeyler yaşarsanız  sadece akışa uyarak hareket etmek ve yaşadığınız herşeyin hayrınıza olduğunu düşünmek en doğru  davranış olacaktır. Şimdi gelelim bugünkü güneş tutulmasına…

14 kasımdaki güneş tutulması akrep burcunda olacak. Akrep  burcu dönüşümü ve değişimi simgeler. Hepimizin hayatında bir şeyler başka bir şeylere dönüşecek.  Eğer bu dönüşüm hoşunuza gitmezse en azında gerekli olduğunu bilmeniz iyi gelebilir. Akrep burcundaki güneş tutulması için size iki şey önereceğim. Birincisi tamamen olumlu düşüncelere  odaklanarak, pozitif enerjiler üretmeniz ve ikincisi ise hayatınızda yaşayacağınız değişim ve  dönüşümlerin “NAZİKÇE” olmasına niyet etmeniz. Bu salı günü tüm gün boyunca düşüncelerinizi olumlu  bir noktada tutmaya çalışın, özellikle olumlamanızla bol bol çalışmanızı öneririm. Tam güneş  tutulması saatinde ise yani 00:09 da aşağıdaki niyeti tamamen odaklanarak 7 kere okumanızı da  özellikle öneriyorum. ” Gelişmem, büyümem, zenginleşmem ve en iyi ben olmam için yaşayacağım tüm değişimlerin nazikçe  gerçekleşmesine niyet ediyorum. Hayat beni harika bir yere götürüyor ve ben bu yolculuğun tadını  çıkartmayı seçiyorum”

Ayrıca enerjilerle çalışanlara bugün korunma çalışmaları yapmalarını öneririm. Auranızı  güçledirmenin faydalaları olacaktır. Bugün üzerinizde kaplan gözü taşı taşıyabilirsiniz ancak temizlemeyi unutmayın. Ayrıca aşağıda  vereceğim olumlamayı gün içinde bol bol içinizden tekrar etmenizi öneririm. Günün enerjisine uygun bir olumlama hazırladım ve faydalı olmasını seçiyorum. ” Olumlu düşünüyorum ve güzel enerjilerle kendimi çevreliyorum” Yukarıdaki yorumlar ve olumlama Berna Özcan Demir tarafından yazılmış olup paylaşımlarınızı kaynak  göstererek yapınız.

Akrep Burcunda Güneş Tutulması Etkileri…

Fotoğraf: Sevgili Arkadaşlar,Bu gece (13 Kasım’ı 14 Kasım’a bağlayan gece yarısı) saat 00:12 gibi Akrep burcunda Güneş tutulması gerçekleşiyor.Ekim ayında Satürn gezegeni yaklaşık 2.5 senedir yaptığı Terazi burcu transitini sonlandırarak Akrep burcuna girmişti. İlgili olan arkadaşların bildiği gibi, yine yaklaşık 2.5 sene kadar sürecek olan bir transiti içindeyiz Satürn’ün. Bu seferki yolculuğu Akrep burcunda. Satürn burada 2015  Eylül ayına kadar misafir olacak. Ve hepimiz bu misafirlikten payımıza düşeni almaktayız.Bu gece  Akrep burcunda gerçekleşecek tutulma ise, Satürn’ün henüz başladığı ama bir süredir işaretlerini verdiği yolculuğu ve gitmekte olduğumuz dönemi bir anlamda tetikliyor.NASIL BİR TETİKLEME BU?Hep beraber yaşadıkça göreceğiz. Ancak doğum kanallarımızdan çıkarak yeni bir yaşama doğru yol alıyoruz. Hem bireysel olarak bulunduğumuz rahimlerden çıkıyoruz, hem de toplum ve ülke olarak ve hatta belki de dünya olarak tek bir ortak rahimden çıkıyoruz. Ancak Astrolojik olarak bu yeni doğum asla tek bir günde değil, kendi kozmik zamanı içinde gerçekleşecektir. Önümüzde 2.5-3 senelik yeni bir dönem açılmakta. Belki kimimiz erken doğabiliriz, kimimiz de sezaryen ile alınmayı bekleyebiliriz:J) Ve elbette ki, bahsettiğimiz  bilinç seviyesinde gerçekleşmekte olan bir doğumdur. Farkındalıktır. Doğum kanallarında gerçekleşen,  eski kalıplardan, korkulardan, iç ve dış engellerden, iç yıkımlardan özgürleşebilme yolculuğu ve bunun sonucunda bir anlamda ruhsal olarak yeniden doğmaktır!Satürn’ün Akrep burcu transiti Terazi’de olduğu gibi değil, daha keskin! olacaktır Arkadaşlar. Zaten pek çoğumuz bunun etkilerini hissetmeye başladık. Akrep burcunda gri yoktur…ya beyazdır, ya siyahtır Akrebin bakışı. O yüzden keskin bir kılıç gibidir bazen, bir cerrah  gibidir, keser-alır.  Bir binanın temeline indirilen balyoz gibidir. Bazen bir buldozer gibidir, yıkar geçer. Ancak, gerektiği zaman açığa çıkar bu güç. Eskiyi yıkıp yeniyi getirmek içindir. Öyle yapılmalıdır. Varoluş şekli böyledir. Gezegeni Pluton doğum kanalında olan bir bebek ile resmedilir. O kanalda olmak ne kadar zorsa da, çıkışta bizi tutmak için bekleyen sevgi dolu eller vardır!Satürn’ün Akrep transiti döneminde, bugüne kadar tutunduğumuz  ve artık bizimle aynı titreşmeyen çok önemli bazı hususlar değişecek ve dönüşecektir ihtiyacımız doğrultusunda. Eğer gerekiyorsa yerle bir olarak da değişebilir. Bugüne kadar olandan çok daha güçlü bir özgürleşme dönemi  ve belki de henüz farkında olmadığımız bir doğum içindeyiz.Bu geceki tutulma ise  başlayan yeni dönemin enerjilerini tetikliyor sevgiyle. TEK BAŞINALIK MI YALNIZLIK MI?Tek başınalığımızı çok iyi anlayabileceğimiz bir döneme girdik. Pek çoğumuz Akrep burcunun yansıttığı konulardan biri olan yalnızlıktan  korkarız ya da korkmuş olduğumuzu bu günlerde fark ediyoruz. Belki kendimizi yalnız ve çaresiz hissediyor olabiliriz kalabalıklar içinde bile. Anlaşılmadığımızı, desteklenmediğimizi, kabul görmediğimizi, sevilmediğimizi düşünüyor olabiliriz.Yalnızlık bir duygudur ve yaş gibi ya da pek çok başka dinamikle beslenir. Oysa TEK BAŞINALIK bir oluştur. Dünyaya gelirken doğum kanalında tek başımıza idik.  Bu dünyadan göçerken de tek başına olacağız. Ama gelirken yalnız olmadığımız gibi, dönerken de yalnız olmayacağız. Varoluşla bir arada olacağız çünkü. Tek başınalık bir oluş, bir gerçektir…Varlığımızın gücünü bize gösteren bir oluştur. Ruhumuzla, özümüzle olan bağlantımızı bize gösteren bir oluştur. Orada tamamen bireyseliz, tekiz. Bir problem ya da bir hastalık yaşarken, onu tek başımıza yaşarız aslında ve bunun başka türlüsü de mümkün değildir. Ama yalnız yaşamayız. Yanımızda hem sevdiklerimiz hem de bizim gibi deneyimleri olan başkaları vardır, hem de evrensel destek…Tek başınalığımızda seçimimiz yoktur. Oluş böyledir çünkü. Ama yalnızlık duygudur, farkında olduğumuz ya da olmadığımız seçimlere de bağlıdır aynı zamanda. Tek başınalık içimizdeki Tanrısal gücümüzle bağlantıdır! Tek başınalığımızı ne kadar sahiplenir, ne kadar farkında olursak, yalnızlıktan da o kadar az  etkileniriz. Aslında yalnız olmadığımızı da fark ederiz.İşte Akrep dönüşümleri yaşarken, bu farkındalığımız önemli olacaktır Arkadaşlar. Akrep tek başına dönüşür! Akrep problemlerini ya tek başına çözer ya da çok güvendiği sınırlı sayıdaki kişilerle. İçimizdeki güce güvenmeyi öğreneceğiz bu dönemde, Akrep bunu bilir çünkü. Varoluş içindeki tek başınalığımızın gücünü fark edeceğiz. Bunun için de, bizi en mükemmel versiyonumuzu gerçekleştirmekten alıkoyan içsel engellerimizi hiç olmadığı kadar keskin bir biçimde fark edeceğiz… zaten etmekteyiz. Deneyimlemekte olduğumuz her şeyin  bizimle ilgili olduğunu, içte ve fark etmediğimiz alanda yani karanlıklarımızda ve tabii aynı zamanda aydınlıklarımızda gerçekleştiğini  keskin bir şekilde fark edeceğiz.  Bunun için de Akrebimizi tanımalıyız!AKREBİMİZİ TANIMAKÖz burçları, Ay burçları ve Yükselen burçları Akrep olanlar en çok tanıyanlardır Akreplerini…ya da Akrep burcunda önemli oluşumları, gezegenleri olanlar. Ya da Pluton gezegenlerinin seslenişlerini sürekli duyanlar. Kolay değildir Akrep etkisi altında yaşamak ama aynı zamanda çok da güzeldir. Gizemlere çekilmektir. Bazen kendi karanlıkları içinde kalmayı istemektir ne kadar anlaşılmaz gelse de başkalarına. Kendi kendine dönüşmektir. Kendi kendini ameliyat etmektir. Soluksuz kalıncaya kadar denizin karanlıklarına inmek  bazen,  tekrar suyun yüzüne çıkacağını bilmek ve bunun zamanını muhteşem bir şekilde ayarlamaktır. Güçtür Akrep. Dönüşümün gücünü en dip noktasında hissetme arzusudur. Sadece kendi karanlıklarını değil, tüm karanlıkları bilmektir içinde ve bu bilişle karanlığın içindeki aydınlığı ortaya çıkartabilme gücüdür! En muhteşem tarafıdır bu.Akrebimizi tanımak, içimizdeki siyah kuğu ile yüzleşmektir bir anlamda. Siyah Kuğu adlı film harika bir şekilde anlatır bunu. Seyretmesi oldukça zor bir filmdir. İçimizde sadece masum beyaz kuğu değil aynı zamanda siyah kuğunun da olduğuna işaret eder. Ne kadar zorlandıysak seyrederken filmi, belki de o kadar göz ardı ediyoruzdur siyah kuğumuzu. Biz siyah kuğumuzu fark etmeyip ret etmeye devam ettikçe tüm zorlukların ve yıkımların dışarıdan geldiğine inanmaya da devam ederiz. Kendimizi  çok masumJ görerek, dışarıdaki düşmanı, dışarıdaki fettanı yok etmeye çalışırız. Ama aslında yok etmeye çalıştığımız kendi içimizdeki siyah kuğudan başkası değildir!Akrebimizi tanıyalım! Siyah kuğumuzla barışalım. Onun üzerimizdeki saklı! gücünün farkına varalım.  Farkına varalım ki, bize içeriden ve dışarıdan yıkımlarla yansımasın.Karanlıklarımızı sevgiyle aydınlatma zamanı olsun. Siyah kuğumuzu sevgiyle kabul etme zamanı olsun.  O da beyaz kuğu kadar muhteşemdir…. Korkuyla, kıskançlıkla, güç savaşlarıyla, yıkımlarla, hastalıklarla vs. ortaya çıkması gerekmiyor. Onu fark edelim, kendimizi de başkalarını da yıkmaya uğraşmayalım. Kendimizi de başkalarını da suçlamayı bırakalım artık, karanlıkları kabul edemediğimiz ya da affedemediğimiz için. Siyah kuğumuz da beyaz kuğumuz kadar muhteşem içindeki saklı ışığı görebildiğimizde…Satürn’ün Akrep transitinin bize öğreteceklerinden biridir bu.Tanıyalım ki, onu yüksek seviye akrebe çıkartalım….Şifacıya,Korkmadan küllerinden yeniden ve yeniden doğabilene, Gerçek gücün dış dünyada değil sadece ve sadece kendi içinde olduğunu bilene!KARANLIĞIMIZIN İÇİNDEKİ MUHTEŞEM IŞIKKaranlığımızın içindeki muhteşemliği ve ışığı fark edelim, yıldızları ve Ay’ı gecenin muhteşem karanlığında fark ettiğimiz gibi.Daha önce görmediklerimizi görebilme zamanı geliyor, ki o alan karanlıkta olduğumuz alandır.  AVATAR’ ı hatırlayalım. Karanlıkların içindeki IŞIĞI nasıl da yansıtıyordu. Karanlıktaki güzellik pırıl pırıl parlıyordu. Yeter ki biz korkmayalım bilmediğimiz alanların aydınlanmasından.Bundan kaçış yok…her türlü aydınlanıyoruz gittiğimiz dönemde.Sanki ışığı arayan her birimiz, okyanusun en derinlerine dalıyoruz birlikte…içsel ışığımız parlıyor…her birimiz fener gibi aydınlatıyoruz bulunduğumuz yeri…ve ortak aydınlığımız birleşerek denizin en dibindeki karanlıkları aydınlatıyor. Binlerce dalgıcın fener tutması gibi denizin dibine…Orada belki de bu güne kadar ulaşmadığımız bilgiler var!  Orada kendimiz varız!Bu dönemde belki sadece karanlık tarafı görebiliriz deneyimlerimizde. İşte o zaman denizin dibindeki aydınlığı hatırlayalım, Avatar’ı hatırlayalım, Siyah Kuğu’yu hatırlayalım ve o deneyimin içindeki ışığı görmeye açalım kendimizi…Bunun için yardım isteyelim.AKREBİMİZDEN YANSIYAN KORKULARHiç birimiz korkulardan tamamiyle özgürleşemedik henüz, kim bunu iddia ediyorsa önce kendine yalan söylüyordur.Neyi kabul edemiyoruz hala? Kendimizle, bedenimizle, sağlığımızla, ailemizle, partnerimizle, işimizle, parayla, sevgiyle vs ilgili neyi kabul etmekte zorlanıyoruz?Sağlıkla ilgili bir konu ise örneğin, onunla onu kabul edemeden savaşıyor muyuz, görünüşte çok iyi ve çok kabulde gibi iken?Genetik hikayelerimizle bize yansıma potansiyeli olan gerçekleri (ruhsal ya da bedensel) ret mi ediyoruz korktuğumuz için?Hastalıktan ve ölümden çok mu korkuyoruz aslında, hiç önemsemiyormuş gibi gözükürken?Birliğe, bütünlüğe inanmıyor muyuz aslında, çok inanıyor muşuz gibi yansıtırken kendimizi?Ya hepimizin içinde olan sistem korkusu? Sistemin eline düşmek hastanelerde, adliyelerde? Ki, bu korkularımızla şu andaki sistemi biz var etmiyor muyuz?Parasız kalmaktan, yaşlanmaktan ve birilerine muhtaç olmaktan, yalnız ölmekten,sevdiklerimizi kaybetmekten, cinsel yetersizlikten, sevilmemekten, kabul edilmemekten, yakın olacağımız ilişkiler kurmaktan, Dünyanın 21 Aralıkta yok olmasından ya da karanlıkta kalmasından,çok mu korkuyoruz aslında, hiç bunları dışa yansıtmasak da?Kendimizi ne kadar tanıyoruz?GERÇEĞİMİZ NE?Satürn gerçekleri bize gösteren bir gezegen, Akrep ise en derindeki gerçeklerdir. Henüz bilinmeyen gerçeklerdir. Satürn’ün 2.5 yıllık Akrep burcu transiti hem kişisel, hem de toplumsal, dünyasal, evrensel gerçeklerle buluşmamıza, bazı alanlarda ise yüzleşmemize vesile olacaktır. Zaten pek çoğumuzda başladı bu yüzleşmeler.Sıkı sıkı tutunduğumuz ancak bizi artık beslemeyen kalıplarımız ve inandıklarımız yerle bir olmaya başlıyor. O kalıplar ve herhangi bir konudaki inançlar, ki bu ana kadar bizi biz yapan can simitleri, binamızı ayakta tutan sütunlar onlar; bir olay, bir arkadaş, bir sağlık problemi, aniden gelen bir aşk ya da başka bir konu ile, Ne veya Nasıl olduğu kişiye göre değişerek yıkılmaktalar.Yıkılan kuleden düşüyoruz sanki, yerle bir oluyoruz. Şaşkınca kalkıp etrafa bakıyoruz sonra. Belki en zayıf saydığımız bir yönümüzü sevdiğimize açıkça göstererek düştük kuleden…Belki inadımızı kırarak bir konuda, belki de hep bir gözümüz kapalı dolaştığımızı fark ettiğimizden ya da ölüm korkusunu ret ettiğimizden, belki sistemin para ile dayattığı güce boyun eğerek, çok yorulmuş olsak da hala köle gibi çalıştığımızı fark etmekten kim bilir…Ama düştük işte kuleden. Gerçeğimizi fark ederek. Bizi kuleden düşürecek kadar güçlü bir yıkılış…yerle bir oluş…Şimdi ben Nasıl eski Ben olacağım? Kimim ben? Beni var eden sanal güç nerede? Artık köle olamıyorum istesem de! Oysa öyle var oluyordum! Artık çok açığım sevdiğime! Oysa kendimi gizleyerek güçlü kalıyordum. Artık ölüm ve kaybetme korkumu fark ettim! Oysa bu korkuyu göz ardı ederek ayakta kalıyordum…Evrensel sistem ve Akrepteki Satürn ise çok mutlu bu yıkılışlarımızdan. Bunu yaşamakta olanlarımız, ya da Akrep burcu etkisinde olanlarımız biliyor. En dibe vurup öyle yukarı çıkar Akrep. Yolun sonunu mutlaka görecek. Şafaktan önceki en karanlık “an”a kadar bekleyecek. Çünkü sonra mutlaka Güneş yeniden doğacaktır, Akrep bunu bilir. Biz de kuleden düştükten sonra, önce çok şaşkın olacağız. Belki günlerce ağlayacağız, çünkü çok önemli bir parçamızı bıraktık o enkazda. Eksik hissedeceğiz. Kendimizi kendimiz gibi hissetmeyeceğiz hatta! Adlandıramadığımız bir duygu olacak içimizde, bize çok yabancı olan. Yaralarımızın kabukları kalkmış gibi olacak. Kimse dokunmasın isteyeceğiz o alana. Kendimizi içimize kapatacağız belki bir süre.  Ta ki şafak yeniden sökene kadar…Sonra gülümseyerek gökyüzüne bakacağız. İyi ki açmışım kendimi sevdiğime diyeceğiz. Bu zayıflık değilmiş ki…Bu gerçek güçmüş! Kim öğretmişti bana bunun zayıflık olduğunu? Belki de hatırlamayacağız bile…Ne önemi var zaten artık…İyi ki düşmüşüm kuleden diyeceğiz. Geri dönüp bakacağız ki, kule zaten hiç var olmamış! Korkmayalım gerçeklerimizle yüzleşmekten, korkmayalım kulelerimizin en tepesindeki güvenlik alanımızdan yere düşmekten. İstesek de istemesek de bunu yaşayacağız hep birlikte. Dönem hiç olmadığı kadar aydınlanma dönemi çünkü. Ve ister Yaradan’dan, ister Meleklerden, ister Rehberlerden, ister Özümüzden, ister kendimizi beynimizin çok daha yüksek kapasitesine açarak, bize akmakta olan yardımı fark edelim. Tek başımıza ama asla yalnız olmadığımızı, aynı Kaynaktan var olduğumuzu hep hatırlayalım!,VE TUTULMA İLE YENİ BİR YARATIM12 Kasım’ı 13 Kasım’a bağlayan bu gece yarısı önemli bir tutulma gerçekleşiyor. Her Güneş tutulması bir yeniaydır. Yeni aylar zaten yeni başlangıçları, yeni enerjileri tetiklerler. Güneş ve Ay aynı burçta, aynı derecede birleşirler ve dişi-eril bütünleşmesinin gücüyle yeni bir tetiklenme olurBenliğimizle olan bağlantı kablomuz yerinden çıkacak ve yeniden takılacak sanki bu tutulmada. Bir doğum tetiklenmekte. Akrep, küllerinden yeniden ve yeniden doğan bir burçtur. Bizim de yeni bir doğumumuz tetikleniyor ve bu doğum kendi ellerimizle olmakta olan bir doğum.O yüzden Akrebimizi tanıyalım. Siyah kuğumuzun kabul edildiğindeki muhteşemliğini fark edelim. Hepimizin içinde yeni bir yaratım isteği var ancak niyetlerimizin arkasında hangi duygularımız olduğunu fark edelim. Öfke, korku, sahip olma ve tutma, yok etme, kıskançlık, önemli olma, vs, ya da sevgi, saygı, karşılıklı özgürlük, birlik, kendimizin ve bütünün tekamülü…Niyetlerimizin ardındaki gerçek duygularımız ne ise  o duygularla tetikleneceğiz…MERKÜR RETROSU’NUN YARDIMI27 Kasım’a  kadar Merkür retrosu deneyimliyoruz. Bildiğimiz gibi, Tanrıların Habercisi olarak adlandırılan Merkür’ü geri gidiyormuş gibi hissettiğimiz zaman dünyasal iletişimde problemler yaşayabiliriz. Aslında Merkür madde aleminden ve yatay iletişimden, mana alemine yani dikey iletişime çekilmiş gibidir. Bize yaşadığımız her problemin içindeki gerçeğimizi görebilmemiz için yardım etmektedir. Bu tutulma gecesi Merkür retrosu evrenden bir hediye sanki! Çünkü niyetlerimize, yaratımımıza Özümüzden, Ruhumuzdan gelen ışığı, bilgiyi, gerçeklerimizi katabilme potansiyeli veriyor bize…Dikey iletişim, Dikey gelişim ve tekamülü hatırlatıyor! Bunu değerlendirelim. Kim olduğumuzun, Özümüzün, Evrenin desteğinin farkında olalım…Realitemize özümüzün bilgeliğini katalım.NASIL BİR DOĞUM SEÇİYORUZ? Tutulma ile yeni bir doğum tetikleniyor .Akrep burcunun karşı burcu olan Boğa, Akrebin yeni doğumunu maddeleştirecektir zaman içinde.  Kimimiz yeni gelen bir bebekle, kimimiz aşk ile, kimimiz bir ilişkinin sonlanması ile, kimimiz bir işin sonlanması ya da başlaması ile, kimimiz şehir-ülke değişikliği ile, kimimiz sağlık konularıyla, kimimiz maddi konularla, kimimiz çok yeni gerçekleşen özgürleşmelerle gidiyoruz doğuma belki de.  Nasıl bir doğum seçtiğimizin farkında olalım. Tam teşekküllü bir hastanede etrafımızdaki tüm destek ekibiyle suda doğum mu?:J, yoksa günlerce sancı çekerek zor şartlarda, zor bir doğum mu istiyoruz? Hiçbir doğum kolay değil ancak  Akrebin şifacı yönünü, yüksek bilincini sahiplenelim ve kolayca kalkalım ayağa. İyi koşullarda, iyi bakılarak, şifalandırılarak, destek ekibiyle birlikte yapalım doğumumuzu önümüzdeki dönemde. Destek ekibi hazır olarak bekliyor bizi…Fark edelim lütfen.Akrep burcunun yönetici gezegeni Pluton Oğlak burcunda ilerlemekte ve  tüm korkuları, gereksiz mecburiyetleri, kuralları ve kalıpları, bize öğretilen tüm dünyasallıkları, elimizi kolumuzu bağlayan geleneksel bilgileri, sistemin acımasızlığını dönüştürerek katkıda bulunmak istiyor gelmekte olan yeni doğumumuza... onu duyabiliyor muyuz? Ona onay veriyor muyuz kişisel sistemimizde?Satürn ise hiç fark etmediğimiz ya da bilmediğimiz iç ve dış gerçekleri(mizi), iç ve dış yeni bilgileri(mizi) bize göstermek üzere kolları sıvadı, ya gösterecektir ya da gösterecektir…ikisinin ortası olmaz, hele Akrep transitinde…Her şey kendimizin ve bütünün en yüksek ihtiyacına yönelik olacaktır. Sadece uyanık ve belki de hiç olmadığı kadar ve güven duyma zamanıdır. Akrep enerjisini kullanmanın en önemli yollarından birisidir güven çünkü; kendine, dünyaya , değişimin işleyişine-yaşamın ölümden türediğine, varoluşa, Ben olan Ben’e güven duymak…Yeni dönemimizde Akrebimizi tanıyabilmemizi ve sevgiyle sahiplenebilmemizi;  hep birlikte, el ele çok özel bir yolculuk yaptığımızın  farkında olabilmemizi diliyorum.Sevgi ve ışıkla,Serpil Doğançay

Sevgili Arkadaşlar, Bu gece (13 Kasım’ı 14 Kasım’a bağlayan gece yarısı) saat 00:12 gibi Akrep burcunda Güneş tutulması gerçekleşiyor. Ekim ayında Satürn gezegeni yaklaşık 2.5 senedir yaptığı Terazi burcu transitini sonlandırarak Akrep bu…

rcuna girmişti. İlgili olan arkadaşların bildiği gibi, yine yaklaşık 2.5 sene kadar sürecek olan bir transiti içindeyiz Satürn’ün. Bu seferki yolculuğu Akrep burcunda. Satürn burada 2015  Eylül ayına kadar misafir olacak. Ve hepimiz bu misafirlikten payımıza düşeni almaktayız. Bu gece  Akrep burcunda gerçekleşecek tutulma ise, Satürn’ün henüz başladığı ama bir süredir işaretlerini verdiği yolculuğu ve gitmekte olduğumuz dönemi bir anlamda tetikliyor.

NASIL BİR TETİKLEME BU? Hep beraber yaşadıkça göreceğiz. Ancak doğum kanallarımızdan çıkarak yeni bir yaşama doğru yol alıyoruz. Hem bireysel olarak bulunduğumuz rahimlerden çıkıyoruz, hem de toplum ve ülke olarak ve hatta belki de dünya olarak tek bir ortak rahimden çıkıyoruz. Ancak Astrolojik olarak bu yeni doğum asla tek bir günde değil, kendi kozmik zamanı içinde gerçekleşecektir. Önümüzde 2.5-3 senelik yeni bir dönem açılmakta. Belki kimimiz erken doğabiliriz, kimimiz de sezaryen ile alınmayı bekleyebiliriz:J) Ve elbette ki, bahsettiğimiz  bilinç seviyesinde gerçekleşmekte olan bir doğumdur. Farkındalıktır. Doğum kanallarında gerçekleşen,  eski kalıplardan, korkulardan, iç ve dış engellerden, iç yıkımlardan özgürleşebilme yolculuğu ve bunun sonucunda bir anlamda ruhsal olarak yeniden doğmaktır! Satürn’ün Akrep burcu transiti Terazi’de olduğu gibi değil, daha keskin! olacaktır Arkadaşlar. Zaten pek çoğumuz bunun etkilerini hissetmeye başladık. Akrep burcunda gri yoktur…ya beyazdır, ya siyahtır Akrebin bakışı. O yüzden keskin bir kılıç gibidir bazen, bir cerrah  gibidir, keser-alır.  Bir binanın temeline indirilen balyoz gibidir. Bazen bir buldozer gibidir, yıkar geçer. Ancak, gerektiği zaman açığa çıkar bu güç. Eskiyi yıkıp yeniyi getirmek içindir. Öyle yapılmalıdır. Varoluş şekli böyledir. Gezegeni Pluton doğum kanalında olan bir bebek ile resmedilir. O kanalda olmak ne kadar zorsa da, çıkışta bizi tutmak için bekleyen sevgi dolu eller vardır! Satürn’ün Akrep transiti döneminde, bugüne kadar tutunduğumuz  ve artık bizimle aynı titreşmeyen çok önemli bazı hususlar değişecek ve dönüşecektir ihtiyacımız doğrultusunda. Eğer gerekiyorsa yerle bir olarak da değişebilir. Bugüne kadar olandan çok daha güçlü bir özgürleşme dönemi  ve belki de henüz farkında olmadığımız bir doğum içindeyiz. Bu geceki tutulma ise  başlayan yeni dönemin enerjilerini tetikliyor sevgiyle.

TEK BAŞINALIK MI YALNIZLIK MI? Tek başınalığımızı çok iyi anlayabileceğimiz bir döneme girdik. Pek çoğumuz Akrep burcunun yansıttığı konulardan biri olan yalnızlıktan  korkarız ya da korkmuş olduğumuzu bu günlerde fark ediyoruz. Belki kendimizi yalnız ve çaresiz hissediyor olabiliriz kalabalıklar içinde bile. Anlaşılmadığımızı, desteklenmediğimizi, kabul görmediğimizi, sevilmediğimizi düşünüyor olabiliriz. Yalnızlık bir duygudur ve yaş gibi ya da pek çok başka dinamikle beslenir. Oysa TEK BAŞINALIK bir oluştur. Dünyaya gelirken doğum kanalında tek başımıza idik.  Bu dünyadan göçerken de tek başına olacağız. Ama gelirken yalnız olmadığımız gibi, dönerken de yalnız olmayacağız. Varoluşla bir arada olacağız çünkü. Tek başınalık bir oluş, bir gerçektir…Varlığımızın gücünü bize gösteren bir oluştur. Ruhumuzla, özümüzle olan bağlantımızı bize gösteren bir oluştur. Orada tamamen bireyseliz, tekiz. Bir problem ya da bir hastalık yaşarken, onu tek başımıza yaşarız aslında ve bunun başka türlüsü de mümkün değildir. Ama yalnız yaşamayız. Yanımızda hem sevdiklerimiz hem de bizim gibi deneyimleri olan başkaları vardır, hem de evrensel destek… Tek başınalığımızda seçimimiz yoktur. Oluş böyledir çünkü. Ama yalnızlık duygudur, farkında olduğumuz ya da olmadığımız seçimlere de bağlıdır aynı zamanda.   Tek başınalık içimizdeki Tanrısal gücümüzle bağlantıdır! Tek başınalığımızı ne kadar sahiplenir, ne kadar farkında olursak, yalnızlıktan da o kadar az  etkileniriz. Aslında yalnız olmadığımızı da fark ederiz. İşte Akrep dönüşümleri yaşarken, bu farkındalığımız önemli olacaktır Arkadaşlar. Akrep tek başına dönüşür! Akrep problemlerini ya tek başına çözer ya da çok güvendiği sınırlı sayıdaki kişilerle. İçimizdeki güce güvenmeyi öğreneceğiz bu dönemde, Akrep bunu bilir çünkü. Varoluş içindeki tek başınalığımızın gücünü fark edeceğiz. Bunun için de, bizi en mükemmel versiyonumuzu gerçekleştirmekten alıkoyan içsel engellerimizi hiç olmadığı kadar keskin bir biçimde fark edeceğiz… zaten etmekteyiz. Deneyimlemekte olduğumuz her şeyin bizimle ilgili olduğunu, içte ve fark etmediğimiz alanda yani karanlıklarımızda ve tabii aynı zamanda aydınlıklarımızda gerçekleştiğini keskin bir şekilde fark edeceğiz. Bunun için de Akrebimizi tanımalıyız! AKREBİMİZİ TANIMAK Öz burçları, Ay burçları ve Yükselen burçları Akrep olanlar en çok tanıyanlardır Akreplerini…ya da Akrep burcunda önemli oluşumları, gezegenleri olanlar. Ya da Pluton gezegenlerinin seslenişlerini sürekli duyanlar. Kolay değildir Akrep etkisi altında yaşamak ama aynı zamanda çok da güzeldir. Gizemlere çekilmektir. Bazen kendi karanlıkları içinde kalmayı istemektir ne kadar anlaşılmaz gelse de başkalarına. Kendi kendine dönüşmektir. Kendi kendini ameliyat etmektir. Soluksuz kalıncaya kadar denizin karanlıklarına inmek  bazen,  tekrar suyun yüzüne çıkacağını bilmek ve bunun zamanını muhteşem bir şekilde ayarlamaktır. Güçtür Akrep. Dönüşümün gücünü en dip noktasında hissetme arzusudur. Sadece kendi karanlıklarını değil, tüm karanlıkları bilmektir içinde ve bu bilişle karanlığın içindeki aydınlığı ortaya çıkartabilme gücüdür! En muhteşem tarafıdır bu. Akrebimizi tanımak, içimizdeki siyah kuğu ile yüzleşmektir bir anlamda. Siyah Kuğu adlı film harika bir şekilde anlatır bunu. Seyretmesi oldukça zor bir filmdir. İçimizde sadece masum beyaz kuğu değil aynı zamanda siyah kuğunun da olduğuna işaret eder. Ne kadar zorlandıysak seyrederken filmi, belki de o kadar göz ardı ediyoruzdur siyah kuğumuzu. Biz siyah kuğumuzu fark etmeyip ret etmeye devam ettikçe tüm zorlukların ve yıkımların dışarıdan geldiğine inanmaya da devam ederiz. Kendimizi  çok masumJ görerek, dışarıdaki düşmanı, dışarıdaki fettanı yok etmeye çalışırız. Ama aslında yok etmeye çalıştığımız kendi içimizdeki siyah kuğudan başkası değildir! Akrebimizi tanıyalım! Siyah kuğumuzla barışalım. Onun üzerimizdeki saklı! gücünün farkına varalım.  Farkına varalım ki, bize içeriden ve dışarıdan yıkımlarla yansımasın. Karanlıklarımızı sevgiyle aydınlatma zamanı olsun. Siyah kuğumuzu sevgiyle kabul etme zamanı olsun.  O da beyaz kuğu kadar muhteşemdir…. Korkuyla, kıskançlıkla, güç savaşlarıyla, yıkımlarla, hastalıklarla vs. ortaya çıkması gerekmiyor. Onu fark edelim, kendimizi de başkalarını da yıkmaya uğraşmayalım. Kendimizi de başkalarını da suçlamayı bırakalım artık, karanlıkları kabul edemediğimiz ya da affedemediğimiz için. Siyah kuğumuz da beyaz kuğumuz kadar muhteşem içindeki saklı ışığı görebildiğimizde…Satürn’ün Akrep transitinin bize öğreteceklerinden biridir bu. Tanıyalım ki, onu yüksek seviye akrebe çıkartalım…. Şifacıya, Korkmadan küllerinden yeniden ve yeniden doğabilene, Gerçek gücün dış dünyada değil sadece ve sadece kendi içinde olduğunu bilene!

KARANLIĞIMIZIN İÇİNDEKİ MUHTEŞEM IŞIK

Karanlığımızın içindeki muhteşemliği ve ışığı fark edelim, yıldızları ve Ay’ı gecenin muhteşem karanlığında fark ettiğimiz gibi. Daha önce görmediklerimizi görebilme zamanı geliyor, ki o alan karanlıkta olduğumuz alandır.  AVATAR’ ı hatırlayalım. Karanlıkların içindeki IŞIĞI nasıl da yansıtıyordu. Karanlıktaki güzellik pırıl pırıl parlıyordu. Yeter ki biz korkmayalım bilmediğimiz alanların aydınlanmasından. Bundan kaçış yok…her türlü aydınlanıyoruz gittiğimiz dönemde. Sanki ışığı arayan her birimiz, okyanusun en derinlerine dalıyoruz birlikte…içsel ışığımız parlıyor…her birimiz fener gibi aydınlatıyoruz bulunduğumuz yeri…ve ortak aydınlığımız birleşerek denizin en dibindeki karanlıkları aydınlatıyor. Binlerce dalgıcın fener tutması gibi denizin dibine…Orada belki de bu güne kadar ulaşmadığımız bilgiler var!  Orada kendimiz varız! Bu dönemde belki sadece karanlık tarafı görebiliriz deneyimlerimizde. İşte o zaman denizin dibindeki aydınlığı hatırlayalım, Avatar’ı hatırlayalım, Siyah Kuğu’yu hatırlayalım ve o deneyimin içindeki ışığı görmeye açalım kendimizi…Bunun için yardım isteyelim.

AKREBİMİZDEN YANSIYAN KORKULAR

Hiç birimiz korkulardan tamamiyle özgürleşemedik henüz, kim bunu iddia ediyorsa önce kendine yalan söylüyordur. Neyi kabul edemiyoruz hala? Kendimizle, bedenimizle, sağlığımızla, ailemizle, partnerimizle, işimizle, parayla, sevgiyle vs ilgili neyi kabul etmekte zorlanıyoruz? Sağlıkla ilgili bir konu ise örneğin, onunla onu kabul edemeden savaşıyor muyuz, görünüşte çok iyi ve çok kabulde gibi iken? Genetik hikayelerimizle bize yansıma potansiyeli olan gerçekleri (ruhsal ya da bedensel) ret mi ediyoruz korktuğumuz için? Hastalıktan ve ölümden çok mu korkuyoruz aslında, hiç önemsemiyormuş gibi gözükürken? Birliğe, bütünlüğe inanmıyor muyuz aslında, çok inanıyor muşuz gibi yansıtırken kendimizi? Ya hepimizin içinde olan sistem korkusu? Sistemin eline düşmek hastanelerde, adliyelerde? Ki, bu korkularımızla şu andaki sistemi biz var etmiyor muyuz? Parasız kalmaktan, yaşlanmaktan ve birilerine muhtaç olmaktan, yalnız ölmekten, sevdiklerimizi kaybetmekten, cinsel yetersizlikten, sevilmemekten, kabul edilmemekten, yakın olacağımız ilişkiler kurmaktan, Dünyanın 21 Aralıkta yok olmasından ya da karanlıkta kalmasından, çok mu korkuyoruz aslında, hiç bunları dışa yansıtmasak da? Kendimizi ne kadar tanıyoruz? GERÇEĞİMİZ NE? Satürn gerçekleri bize gösteren bir gezegen, Akrep ise en derindeki gerçeklerdir. Henüz bilinmeyen gerçeklerdir. Satürn’ün 2.5 yıllık Akrep burcu transiti hem kişisel, hem de toplumsal, dünyasal, evrensel gerçeklerle buluşmamıza, bazı alanlarda ise yüzleşmemize vesile olacaktır. Zaten pek çoğumuzda başladı bu yüzleşmeler. Sıkı sıkı tutunduğumuz ancak bizi artık beslemeyen kalıplarımız ve inandıklarımız yerle bir olmaya başlıyor. O kalıplar ve herhangi bir konudaki inançlar, ki bu ana kadar bizi biz yapan can simitleri, binamızı ayakta tutan sütunlar onlar; bir olay, bir arkadaş, bir sağlık problemi, aniden gelen bir aşk ya da başka bir konu ile, Ne veya Nasıl olduğu kişiye göre değişerek yıkılmaktalar. Yıkılan kuleden düşüyoruz sanki, yerle bir oluyoruz. Şaşkınca kalkıp etrafa bakıyoruz sonra. Belki en zayıf saydığımız bir yönümüzü sevdiğimize açıkça göstererek düştük kuleden…Belki inadımızı kırarak bir konuda, belki de hep bir gözümüz kapalı dolaştığımızı fark ettiğimizden ya da ölüm korkusunu ret ettiğimizden, belki sistemin para ile dayattığı güce boyun eğerek, çok yorulmuş olsak da hala köle gibi çalıştığımızı fark etmekten kim bilir… Ama düştük işte kuleden. Gerçeğimizi fark ederek. Bizi kuleden düşürecek kadar güçlü bir yıkılış…yerle bir oluş…Şimdi ben Nasıl eski Ben olacağım? Kimim ben? Beni var eden sanal güç nerede? Artık köle olamıyorum istesem de! Oysa öyle var oluyordum! Artık çok açığım sevdiğime! Oysa kendimi gizleyerek güçlü kalıyordum. Artık ölüm ve kaybetme korkumu fark ettim! Oysa bu korkuyu göz ardı ederek ayakta kalıyordum… Evrensel sistem ve Akrepteki Satürn ise çok mutlu bu yıkılışlarımızdan. Bunu yaşamakta olanlarımız, ya da Akrep burcu etkisinde olanlarımız biliyor. En dibe vurup öyle yukarı çıkar Akrep. Yolun sonunu mutlaka görecek. Şafaktan önceki en karanlık “an”a kadar bekleyecek. Çünkü sonra mutlaka Güneş yeniden doğacaktır, Akrep bunu bilir. Biz de kuleden düştükten sonra, önce çok şaşkın olacağız. Belki günlerce ağlayacağız, çünkü çok önemli bir parçamızı bıraktık o enkazda. Eksik hissedeceğiz. Kendimizi kendimiz gibi hissetmeyeceğiz hatta! Adlandıramadığımız bir duygu olacak içimizde, bize çok yabancı olan. Yaralarımızın kabukları kalkmış gibi olacak. Kimse dokunmasın isteyeceğiz o alana. Kendimizi içimize kapatacağız belki bir süre.  Ta ki şafak yeniden sökene kadar… Sonra gülümseyerek gökyüzüne bakacağız. İyi ki açmışım kendimi sevdiğime diyeceğiz. Bu zayıflık değilmiş ki…Bu gerçek güçmüş! Kim öğretmişti bana bunun zayıflık olduğunu? Belki de hatırlamayacağız bile…Ne önemi var zaten artık…İyi ki düşmüşüm kuleden diyeceğiz. Geri dönüp bakacağız ki, kule zaten hiç var olmamış! Korkmayalım gerçeklerimizle yüzleşmekten, korkmayalım kulelerimizin en tepesindeki güvenlik alanımızdan yere düşmekten. İstesek de istemesek de bunu yaşayacağız hep birlikte. Dönem hiç olmadığı kadar aydınlanma dönemi çünkü. Ve ister Yaradan’dan, ister Meleklerden, ister Rehberlerden, ister Özümüzden, ister kendimizi beynimizin çok daha yüksek kapasitesine açarak, bize akmakta olan yardımı fark edelim. Tek başımıza ama asla yalnız olmadığımızı, aynı Kaynaktan var olduğumuzu hep hatırlayalım!,

VE TUTULMA İLE YENİ BİR YARATIM

12 Kasım’ı 13 Kasım’a bağlayan bu gece yarısı önemli bir tutulma gerçekleşiyor. Her Güneş tutulması bir yeniaydır. Yeni aylar zaten yeni başlangıçları, yeni enerjileri tetiklerler. Güneş ve Ay aynı burçta, aynı derecede birleşirler ve dişi-eril bütünleşmesinin gücüyle yeni bir tetiklenme olur Benliğimizle olan bağlantı kablomuz yerinden çıkacak ve yeniden takılacak sanki bu tutulmada. Bir doğum tetiklenmekte. Akrep, küllerinden yeniden ve yeniden doğan bir burçtur. Bizim de yeni bir doğumumuz tetikleniyor ve bu doğum kendi ellerimizle olmakta olan bir doğum. O yüzden Akrebimizi tanıyalım. Siyah kuğumuzun kabul edildiğindeki muhteşemliğini fark edelim. Hepimizin içinde yeni bir yaratım isteği var ancak niyetlerimizin arkasında hangi duygularımız olduğunu fark edelim. Öfke, korku, sahip olma ve tutma, yok etme, kıskançlık, önemli olma, vs, ya da sevgi, saygı, karşılıklı özgürlük, birlik, kendimizin ve bütünün tekamülü…Niyetlerimizin ardındaki gerçek duygularımız ne ise  o duygularla tetikleneceğiz…

MERKÜR RETROSU’NUN YARDIMI

27 Kasım’a  kadar Merkür retrosu deneyimliyoruz. Bildiğimiz gibi, Tanrıların Habercisi olarak adlandırılan Merkür’ü geri gidiyormuş gibi hissettiğimiz zaman dünyasal iletişimde problemler yaşayabiliriz. Aslında Merkür madde aleminden ve yatay iletişimden, mana alemine yani dikey iletişime çekilmiş gibidir. Bize yaşadığımız her problemin içindeki gerçeğimizi görebilmemiz için yardım etmektedir. Bu tutulma gecesi Merkür retrosu evrenden bir hediye sanki! Çünkü niyetlerimize, yaratımımıza Özümüzden, Ruhumuzdan gelen ışığı, bilgiyi, gerçeklerimizi katabilme potansiyeli veriyor bize…Dikey iletişim, Dikey gelişim ve tekamülü hatırlatıyor! Bunu değerlendirelim. Kim olduğumuzun, Özümüzün, Evrenin desteğinin farkında olalım…Realitemize özümüzün bilgeliğini katalım. NASIL BİR DOĞUM SEÇİYORUZ? Tutulma ile yeni bir doğum tetikleniyor .Akrep burcunun karşı burcu olan Boğa, Akrebin yeni doğumunu maddeleştirecektir zaman içinde.  Kimimiz yeni gelen bir bebekle, kimimiz aşk ile, kimimiz bir ilişkinin sonlanması ile, kimimiz bir işin sonlanması ya da başlaması ile, kimimiz şehir-ülke değişikliği ile, kimimiz sağlık konularıyla, kimimiz maddi konularla, kimimiz çok yeni gerçekleşen özgürleşmelerle gidiyoruz doğuma belki de.  Nasıl bir doğum seçtiğimizin farkında olalım. Tam teşekküllü bir hastanede etrafımızdaki tüm destek ekibiyle suda doğum mu?:J, yoksa günlerce sancı çekerek zor şartlarda, zor bir doğum mu istiyoruz? Hiçbir doğum kolay değil ancak  Akrebin şifacı yönünü, yüksek bilincini sahiplenelim ve kolayca kalkalım ayağa. İyi koşullarda, iyi bakılarak, şifalandırılarak, destek ekibiyle birlikte yapalım doğumumuzu önümüzdeki dönemde. Destek ekibi hazır olarak bekliyor bizi…Fark edelim lütfen. Akrep burcunun yönetici gezegeni Pluton Oğlak burcunda ilerlemekte ve  tüm korkuları, gereksiz mecburiyetleri, kuralları ve kalıpları, bize öğretilen tüm dünyasallıkları, elimizi kolumuzu bağlayan geleneksel bilgileri, sistemin acımasızlığını dönüştürerek katkıda bulunmak istiyor gelmekte olan yeni doğumumuza… onu duyabiliyor muyuz? Ona onay veriyor muyuz kişisel sistemimizde? Satürn ise hiç fark etmediğimiz ya da bilmediğimiz iç ve dış gerçekleri(mizi), iç ve dış yeni bilgileri(mizi) bize göstermek üzere kolları sıvadı, ya gösterecektir ya da gösterecektir…ikisinin ortası olmaz, hele Akrep transitinde…Her şey kendimizin ve bütünün en yüksek ihtiyacına yönelik olacaktır. Sadece uyanık ve belki de hiç olmadığı kadar ve güven duyma zamanıdır. Akrep enerjisini kullanmanın en önemli yollarından birisidir güven çünkü; kendine, dünyaya , değişimin işleyişine-yaşamın ölümden türediğine, varoluşa, Ben olan Ben’e güven duymak… Yeni dönemimizde Akrebimizi tanıyabilmemizi ve sevgiyle sahiplenebilmemizi;  hep birlikte, el ele çok özel bir yolculuk yaptığımızın  farkında olabilmemizi diliyorum.

Sevgi ve ışıkla, Serpil Doğançay

Beyin Yaşınızı Hesaplayın!

Bazen fiziksel olarak yaşlanmasanız da, kendinizi yaşlı hissedebilirsiniz. Bunun beyin yaşınızla ilgili olduğunu biliyor muydunuz?

Aşağıdaki testi yanıtlayarak, beyin yaşınızı hesaplayabilirsiniz… Her “EVET” yanıtı için kendinize 1 puan vererek beyin yaşınızı ölçün

1- Arkadaşlarınıza sık sık kaç yaşınızda olduğunuzdan bahsediyor musunuz?

* Evet * Hayır

2- Değişim için çok yaşlı olduğunuza mı inanıyorsunuz?

* Evet * Hayır

3- Daha önce yapabildiğiniz zihinsel aritmatik işlemlerini artık bıraktınız mı?

* Evet * Hayır

4- Yaşınızdan ötürü kendinizi belirli faaliyetlerin (yeni bir meşgale ya da yeni bir iş bulmak gibi) dışında tutuyor musunuz?

* Evet * Hayır

5- Sık sık yaşınızı düşünüp endişeye kapılıyor musunuz?

* Evet * Hayır

6- Hafızanızdan şikayetçi misiniz?

* Evet * Hayır

7- Yere eğilirken vücudunuzda ağrı oluyor mu?

* Evet * Hayır

8- Arada sırada kamburunuzu çıkararak yürüdüğünüzü fark ettiğiniz oluyor mu?

* Evet * Hayır

9- Çok beğenmenize rağmen “genç işi” diyerek bazı giysileri almadığınız oluyor mu?

* Evet * Hayır

10- Hayatın bütün yenilik ve heyecanlarının geride kaldığını ve bundan sonra yaşamınızın sadece rutin bir zorunluluk olarak geçeceğini düşünüyor musunuz?

* Evet * Hayır

DEĞERLENDİRME

Puan aralıkları aşağıdadır:

7-10: Beyin yaşı skorunuz yüksek. Yani olduğunuzdan daha yaşlı hissediyorsunuz. Bunun yanı sıra (belki de bilinçsiz bir şekilde) kendinizi dışarıya yaşlı, hatta yaşlının da ötesinde bir insan olarak yansıtma eğilimindesiniz. Herhangi bir hastalığınız olmadığını varsayarak, bu davranış biçiminiz, sürekli yaşınızla ilgili yakınmak gibi olumsuz alışkanlıklarınızla ilgili olabilir. Bunları keşfedip ortadan kaldırmaya çalışın.


4-6:
Kendinizi yaşlı gibi görme eğilimine sahipsiniz. Yaşınızın tipik özelliği olan belli başlı düşünce kalıpları ve alışkanlıklar beyninizde oluşmaya başlamış. Bunları tespit edip onlardan kurtulun.

0-3: Kendinizi genç hissetme eğilimindesiniz. Ancak yaşınızla doğru orantılı olarak gelecek tecrübeleri ve olgunluğu gerektiği gibi yaşayamazsanız bu kez de çocuğunuzun evden ayrılması ya da işten çıkarılmak gibi bir durum sizde şok etkisi yaratabilir. Bunun sonucunda düşünce yapınız tamamen değişmek zorunda kalır.

http://fwmail.net/testler/beyin-yasinizi-hesaplayin/

Acı çekmiş hiç kimse, artık eskisi gibi değildir…