Bir adamın namazı, niyazı sizi aldatmasın. O adamın dirhem ve dinarla yani para ile olan ilişkisine bakın…

Mutluluğun sırrı basit: Yapmayı gerçekten sevdiğin şeyin ne olduğunu bul ve tüm enerjini bunu yapmaya yönlendir.

Photo: Çoğu insan fiziksel, entelektüel veya ahlaki açıdan olsun kendi potansiyel varlıklarının çok azını kapsayan dar bir çemberde yaşar. Hepimiz içinden hayal bile etmediğimiz şeyleri çekip çıkarabileceğimiz yaşam sarnıçlarına sahibiz. Yaşamda hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Olumsuz deneyim diye bir şey de yoktur. Yalnızca kendi bilgeliğini kazanma yolunda olgunlaşmak, öğrenmek ve ilerlemek için fırsatlar vardır. Güçlükten güç doğar. Acı bile mükemmel bir öğretmendir. Mutluluğun sırrı basit: Yapmayı gerçekten sevdiğin şeyin ne olduğunu bul ve tüm enerjini bunu yapmaya yönlendir.W. James.Çoğu insan fiziksel, entelektüel veya ahlaki açıdan olsun kendi potansiyel varlıklarının çok azını kapsayan dar bir çemberde yaşar. Hepimiz içinden hayal bile etmediğimiz şeyleri çekip çıkarabileceğimiz yaşam sarnıçlarına sahibiz.

Yaşamda hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Olumsuz deneyim diye bir şey de yoktur. Yalnızca kendi bilgeliğini kazanma yolunda olgunlaşmak, öğrenmek ve ilerlemek için fırsatlar vardır. Güçlükten güç doğar.

 Acı bile mükemmel bir öğretmendir.   Mutluluğun sırrı basit: Yapmayı gerçekten sevdiğin şeyin ne olduğunu bul ve tüm enerjini bunu yapmaya yönlendir.

 W. James.

Kötü bir işin en gizli şahidi vicdanımızdır…

Beni Evcilleştirseydin Harika Olurdu…

Birine yakınlaşmak; “KENDİNİ KAPTIRMA” riskini, …

Gülmek; “SAF” denme riskini göze almaktır.

Ağlamak ise; “DUYGUSAL” görünme riskini…

Birine yakınlaşmak; “KENDİNİ KAPTIRMA” riskini, …

Duygularını açmak; “KENDİNİ ORTAYA KOYMA” riskini,

 Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise; “ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA” riskini göze almaktır.

Sevmek; “KARŞILIK GÖREMEME” riskini…

Leo Buscaglia

Hz. Mevlânâ bir gün eve gelir, oğlunu üzgün görür.

Hz. Mevlânâ bir gün eve gelir, oğlunu üzgün görür. Sebebini sorar.

 Oğlu: “Hiç…”… der.

Hz. Mevlânâ dışarı çıkar.

Kapıda asılı bir kurt postu vardır, onu alır üstüne giyer.

Ellerini havaya doğru açıp ulamaya başlar.   Oğlu babasının bu haline bakıp güler.   Hz. Mevlânâ:   “Evladım, gördün mü?” der.   “Dünya dertleri de işte böyledir. Kurt, aslında korkutucu bir hayvandır.

Ama sen o postun arkasında babanın olduğunu bildiğin için korkmadın ve güldün.

 İşte bütün dertlerin arkasında da RABB’inin olduğunu bil ve O’na güven.” der…

Kendini Bilmek

Günün birinde bir tilki ormanda genç bir tavşanla karşılaş­mış.

Tavşan sormuş, “Sen nesin?” Tilki, “Ben tilkiyim” di­ye yanıt vermiş “Ve canım isterse seni yiyebilirim.”, “Peki, tilki olduğunu nasıl kanıtlayabilirsin?” diye sormuş tav­şan. …Tilki ne diyeceğini bilememiş çünkü şimdiye kadar karşısına çıkan tavşanlardan hiçbiri böyle sorular sormamış ona, sadece kaçmışlar. Tavşan, “Tilki olduğuna… dair yazılı bir kanıt gösterebilirsen sa­na inanırım” demiş. Tilki doğru aslana koşup, ondan tilki olduğuna dair bir belge almış. Tavşanın beklediği yere geri dönüp belgeyi okumaya başlamış. Bu onu öylesine keyiflendirmiş ki, her paragrafın üzerinde dura dura, uzun uzun zevkle okumuş. Bu arada belgenin anafikrini da­ha ilk satırlardan anlayan tavşan bir oyuktan içeri dalıp gözden kayboluvermiş.

Tilki aslanın mağarasına geri dönmüş ve onu bir geyikle konu­şurken bulmuş. Geyik, “Aslan olduğuna dair yazılı bir kanıt görmek istiyorum…” diyormuş. Aslan, “Aç olmadığımda böyle bir şeyle uğraşmam gerekmez. Aç olduğum zamansa yazılı hiçbir şey görmene hiç gerek kalmaz” demiş. Tilki aslana, “Peki tavşan için bir belge almaya geldiğimde bu­nu bana niye söylemedin?” diye sormuş. “Sevgili dostum,” demiş aslan, “belgeyi isteyenin bir tavşan ol­duğunu söyleseydin ya bana! Ben onu bazı sersem hayvanlara bu eğlenceyi öğreten ahmak insanoğlunun biri için sanmıştım.” İnsan durmadan kendine bir benlik uydurmakla meşguldür, ama bu uydurulan, icat edilen benlik asla gerçek benlik olamaz. Uydurulanın bir gün gerçeğe dönüşme olasılığı hiç yoktur.

Gerçek benliğin icat edilmesi değil keşfedilmesi gerekir. İcat edilmiş benlik egomuza dönüşür. Gerçek benlik hiçbir şe­kilde ego değildir. Gerçek benlik aslında benlik olmaktan uzaktır; o mutlak boşluk ve boşluğun sessizliği, boşluğun coşkusudur. Kendine bir benlik uydurmak istiyorsan diğerlerine sorman ge­rekir; benliği icat etmenin tek yolu budur- insanların senin hak­kındaki düşüncelerini toplamak. Tüm hayatımız boyunca bunu yapıp dururuz.

Bu yüzden insanların bize saygı duymamasından bu kadar korkarız. Bu bizim esaretimize dönüşür. Saygın biri ol­mak isteriz çünkü saygın olduğumuzda diğerleri hakkımızda güzel şeyler düşünür. Bizi överler ve o zaman daha iyi bir benliğe sahip oluruz.

Saygın değilsek insanlar bizi kınar ve o zaman asla güzel bir benliğe sahip olamayız, çirkin bir benliğimiz olur. Benliğin yalnızca diğerlerinin görüşlerinden oluşur; kırk yama gibidir o, A bir şey demiştir, B başka bir şey söylemiştir ve C başka bir şey der, bu böyle sürüp gider. Bütün bunları, bu kâğıt parçacıklarını birikti­rirsin. Sonra bunlardan bir imge yaratırsın-onları bir araya getirir, yapıştırırsın. Osho – Kendini Bilmek

Hayal ettiğiniz her şey gerçektir…

Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş romantik ve anarşist olan insanlardır.

Photo: "-Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş romantik ve anarşist olan insanlardır.Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar.Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar..."Elisabeth Kubler Ross“-Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş romantik ve anarşist olan insanlardır. Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar. Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar…”

Elisabeth Kubler Ross

Bazen fikirlerini de değiştirmelisin…

Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri döner…

İnsana olanlar değil, o insanın içinde olanlar önemlidir…

İnsanlar hayat ve evrene dair yanlış görüşleriyle kendilerini cezalandırırlar

Photo: Özgüvensizliğin temeli olan utancın marazi bir hal alması, kişinin maruz kaldığı fiziksel ve psikolojik şiddetle orantılıdır.Alay edilen, küçük düşürülen, duygusal ve fiziksel sınırlarına saygı gösterilmeyen; "Sen aptalsın," "Bir işe yaramıyorsun," "Kendinden utanmalısın," mesajıyla büyüyen; ebeveynlerinin yüksek ideallerine yetişemeyen; kabul edilmek için ihtiyaçlarını, arzularını, korkularını, hatalarını ya da başarılarını saklamak zorunda kalan çocuklar, sürekli hissetikleri utanç duygusunu zamanla içselleştirerek (internalization) kendilerini 'yetersiz' ve 'değersiz' görmeye başlarlar."Benliğin kusurlu imgeleri açgözlü, tembel, aptal, pis bilinç altındaki hatıralarda köklenir," Dr. Michael Nichols, No Place to Hide/ Kaçacak Yer Yok Kuantum Yaşam HaritasıKuantum Yaşam Harita'mHayat kimseyi kayırmaz. Kimseye torpil yapmaz. Onun için kimse özel değildir; sağlık, keyif ve huzur prensiplerinin safına geçtiğinizde size iyilik yapar. Hayat hiçbir zaman hastalık, rahatsızlık, kaza yada acı göndermez,

 Ne ekersen onu biçersin yasasına göre, bunları başımıza olumsuz ve yıkıcı düşüncelerimizle kendimiz getiririz. Eğer sevgiye gerçekten inanırsanız, bilinçaltınız size sayısız iyilikle karşılık verecektir. Hayat kimseye karşı kin beslemez. Sizi asla yargılamaz. Hayat elinizdeki kesiği iyileştirir. hayat, parmağınızı yaktığınızda sizi affeder. Ödemi azaltır ve bu bölgeyi yeniden sağlıklı ve mükemmel hale getirir.

Suçluluk duygusu hayata dair yanlış bir kavramdır. Hayat sizi cezalandırmaz yada yargılamaz. Bunu yanlış inançlarınızın, olumsuz düşüncelerinizin ve kendinizi yargılamanızın bilinçaltı etkileri ile siz kendinize yaparsınız. Hayat sizi yargılamaz yada cezalandırmaz.

Doğanın güçleri kötü değildir. Bunların kullanımının etkisi sizin içinizdeki gücü nasıl kullandığınıza bağlıdır. Elektriği birini öldürmek için de evi aydınlatmak içinde kullanabilirsiniz. Suyu bir çocuğu boğmak için de onun susuzluğunu gidermek için de kullanabilirsiniz. İyi ve kötü kişinin zihnindeki düşünce ve amaca bağlıdır. Hayat asla cevap vermez. İnsanlar hayat ve evrene dair yanlış görüşleriyle kendilerini cezalandırırlar. düşünceleri yaratıcıdır ve kendi üzüntülerini yaratırlar.

Joseph Murphy

Kuantum Yaşam Haritası’ndan alnmadır…

Ya hatalarınızla yüzleşirsiniz, ya da hatalarınızla yüzsüzleşirsiniz…

Fotoğraf

Bir problemden kaçmanın en iyi yolu onu çözmektir…