Eğer HASTA Olmak İstemiyorsan…

563601_350004091786636_994432028_n[1]

 Duygularını Anlat…Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür. Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!
Karar Vermelisin… Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir. Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.
Olduğundan Farklı Yaşama… Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir. Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.
Kabullen… Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır. Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.
Çözümler Bul… Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuz. Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.
Güven… Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.
Hayatı Üzgün Yaşama… Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir. Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”. Mutluluk sağlık ve terapidir. Dr. Dráuzio VarellaDevamını Gör

 

 

 

Hz. Mevlânâ bir gün eve gelir, oğlunu üzgün görür.

Hz. Mevlânâ bir gün eve gelir, oğlunu üzgün görür. Sebebini sorar.

 Oğlu: “Hiç…”… der.

Hz. Mevlânâ dışarı çıkar.

Kapıda asılı bir kurt postu vardır, onu alır üstüne giyer.

Ellerini havaya doğru açıp ulamaya başlar.   Oğlu babasının bu haline bakıp güler.   Hz. Mevlânâ:   “Evladım, gördün mü?” der.   “Dünya dertleri de işte böyledir. Kurt, aslında korkutucu bir hayvandır.

Ama sen o postun arkasında babanın olduğunu bildiğin için korkmadın ve güldün.

 İşte bütün dertlerin arkasında da RABB’inin olduğunu bil ve O’na güven.” der…

Hayat hiç birimiz için tekdüze değil.Aslında hepimizin inişleri ve çıkışları var.

Photo: Hayat hiç birimiz için tekdüze değil.Aslında hepimizin inişleri ve çıkışları var. Bazen daha yukarıda ve iyi hissederken bazen daha aşağıda, daha durgun ve gergin olabiliyoruz. İyi bir ruh halindeyken, aniden bir olay gelişiyor ve kendimizi birden aşağılara çekilmiş hissedebiliyoruz.Bu yüzden de hayatın inişe geçtiği zamanlarda (benim iniş dediğim, yaşama göre çıkış da olabilir çünkü şerde hayr vardır) tırnaklarımızı çıkarıp, önümüze gelen her zemine tutunmaya çalışabiliriz.Bu bir bataklıkta, çırpınarak tutunabilecek bir dal aramak gibi bir şey. Çırpınmak insanı daha da batırıyor. Battıkça da kaygı daha çok artıyor. Durmayı bilmek, daha doğrusu öğrenebilmek gerekiyor.Uyumak zorlayarak yapılabilecek bir eylem değil. Uyumak çabalayarak yapılacak bir eylem değil. Uyumak sadece bir sonuç. Ve bizler sonuçları çabayla değil teslimiyetle alabiliyoruz ancak. Bu sebeble akışa teslim olmak ve akışa güvenmeyi bilmemiz gerekmektedir.AN'da Akışda ve Güvende...AŞK'la 'Kuantum Yaşam HaritasiHayat hiç birimiz için tekdüze değil.Aslında hepimizin inişleri ve çıkışları var.

Bazen daha yukarıda ve iyi hissederken bazen daha aşağıda, daha durgun ve gergin olabiliyoruz. İyi bir ruh halindeyken, aniden bir olay gelişiyor ve kendimizi… birden aşağılara çekilmiş hissedebiliyoruz.Bu yüzden de hayatın inişe geçtiği zamanlarda (benim iniş dediğim, yaşama göre çıkış da olabilir çünkü şerde hayr vardır) tırnaklarımızı çıkarıp, önümüze gelen her zemine tutunmaya çalışabiliriz.

Bu bir bataklıkta, çırpınarak tutunabilecek bir dal aramak gibi bir şey. Çırpınmak insanı daha da batırıyor. Battıkça da kaygı daha çok artıyor. Durmayı bilmek, daha doğrusu öğrenebilmek gerekiyor.Uyumak zorlayarak yapılabilecek bir eylem değil. Uyumak çabalayarak yapılacak bir eylem değil.

Uyumak sadece bir sonuç. Ve bizler sonuçları çabayla değil teslimiyetle alabiliyoruz ancak. Bu sebeble akışa teslim olmak ve akışa güvenmeyi bilmemiz gerekmektedir.AN’da Akışda ve Güvende…AŞK’la

Alıntı: Kuantum Yaşam Haritasından…