Yaşam Enerjisini Çoğaltma Listesi

anette inselberg yaşam enerjisi listesi

Anette İnselberg – Her şey Değişir

Beni incittin çok üzdün, çok kırdın…

 

Beni incittin çok üzdün, çok kırdın ama şu an biliyorum ki aslında sen de sadece yaralı bir insanmışsın. Elinden gelenin en iyisi sadece bu kadarmış.

Anette İnselberg-Her Şey Değişir

Şimdiye kadar kapalı kapılarım, çözümsüz işlerim ve tıkanıklarım vardı

 

 

Şimdiye kadar kapalı kapılarım, çözümsüz işlerim ve tıkanıklarım vardı. Olumsuz sözler ve enerjiler beni çevrelemişti. Şimdi hepsiyle olan bağlarımı kesiyorum, kesiyorum, kesiyorum
Anette İnselberg- Her Şey Değişir

Şimdiye kadar kapalı kapılarım, çözümsüz işlerim ve tıkanıklarım vardı.

anette inselberg her şey değişir 6

 

Şimdiye kadar kapalı kapılarım, çözümsüz işlerim ve tıkanıklarım vardı. Olumsuz sözler ve enerjiler beni çevrelemişti. Şimdi hepsiyle olan bağlarımı kesiyorum, kesiyorum, kesiyorum

Anette İnselberg- Her Şey Değişir

Beni incittin çok üzdün, çok kırdın ama şu an biliyorum ki aslında sen de sadece yaralı bir insanmışsın.

Anette inselberg her şey değişir

 

 

Beni incittin çok üzdün, çok kırdın ama şu an biliyorum ki aslında sen de sadece yaralı bir insanmışsın. Elinden gelenin en iyisi sadece bu kadarmış. Anette İnselberg-Her Şey Değişir

Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.”

54521805_316306225738326_2207941948415672320_n[1]

 

“Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor. Özlediğin, arzuladığın şeylerin hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum.
Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için, aptal gibi görünme riskini göze alıp alamayacağını bilmek istiyorum.
Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan kederlerimizle yüzleşip yüzleşemeyeceğini bilmek istiyorum.
Yüreğin doğanın ritmi ve yaşama sevinciyle dolu bir sevdanın sınırlarına vardığında, o sınırları feda edip edemeyeceğini bilmek istiyorum.
Anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Kendi ruhuna ihanet etmemek için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratmayacağını bilmek istiyorum. İhaneti göze aldığın her seferinde, sonuçlarını ayakta karşılayıp karşılayamayacağını bilmek istiyorum.
“Güven” kelimesinin senin için ne ifade ettiğini bilmek istiyorum. Bazen sana karanlık gibi görünse bile, gelen günün içindeki o büyülü ışığı görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum.
Hatalarımıza fırsat verip vermeyeceğini, bir gölün kenarında durduğumuzda “gümüş ay”’a benimle birlikte “EVET” diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum.
Nerede yaşadığın veya neye sahip olduğun beni ilgilendirmiyor. Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, kırılmış, yorgun ve bitap, ayağa kalkıp kalkamayacağını; “çocuklar” için yapılması gerekenleri yapıp yapamayacağını bilmek istiyorum.
Kim olduğun, buraya neden ve nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor. Birlikte bir ateşin ortasında düştüğümüzde, gerektiğinde yanmayı göze alıp alamayacağını bilmek istiyorum.
Yalnız kalmaya katlanıp katlanamadığını bilmek istiyorum. Içinde yüreğinden başka tutunacak hiç bir şeyin kalmadığında, o amansız varlığını sevmeye devam edip edemeyeceğini bilmek istiyorum.
Bugüne kadar ne öğrendiğin, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor. Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.”
Kanadalı Kızılderili Oriah Mountain Dreamer

Büyük değişiklikler her zaman içerden başlar.

anette inselberg değişim

Dışardan bir kuvvetle kırılırsa, yaşam sona erer.

İçerden bir kuvvetle kırılırsa, yaşam başlar.

Büyük değişiklikler her zaman içerden başlar. Yeni bir hayat istiyorsak değişime kendimizden başlamalıyız.

Önemli Olan Düştüysen Ayağa Kalkmak

Anette İnselberg her şey değişir

Önemli olan düştüysen ayağa kalkmak

Korksan da yola devam etmek.

Ve her şeyin değişeceğine, yoluna gireceğine inanmak.

Her şey değişir-Anette İnselberg

Mutlu olmak için birçok nedenimiz varken olumsuzluklar peşimizi bırakmıyorsa, dönüp bi arkaya bakmak lazım sanırım.

anette inselberg mutluluk

 

Büyük bir kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş:
-“Neden kuyruğunu kovalıyorsun?”
Yavru kedi yanıt vermiş:
-“Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu öğrendim.
Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım.”
Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş:
-“Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim.
Ama şunu fark ettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam hep peşimden geliyor.”
Bu küçük hikayeyi okuduğumda yüzümde oluşan tebessümle mutlu bir kare yakalamaya çalıştım…
Mutlu olmak için birçok nedenimiz varken olumsuzluklar peşimizi bırakmıyorsa, dönüp bi arkaya bakmak lazım sanırım.
Kim bilir belki küçük bir gülümseme buluruz ardımızda..

Ne mutlu içindeki güçlü ve güzel olan akıl – hikmetin ateşini besleyip büyütebilene…

anette inselberg insan ruhu

 

Çiftçinin biri tam hasat zamanı bozulan traktörü yüzünden çok keyifsizdi. Tamirci bozulan traktör parçasının şehirden gelebilmesi için çok uzun zaman gerektiğini söylemişti. Oysa çiftçi tarladaki ürününü kaldırmak için gecikmişti bile. Kısa zamanda hasat yapmaz ise ürün heba olurdu.
Kendi kendine; “En iyisi yan çiftlikteki komşum Murphy’den (Mörfi okunur) traktörünü ödünç isteyeyim. O zaten ürününü kaldırmıştır ve bana traktörünü verecektir.” diye düşündü. Kararını verdi ve Murphy’nin çiftliğine gidip onunla yüz yüze konuşmaya karar verdi.
İki çiftlik arasında 4-5 büyük tarla vardı ve çiftçi ilk tarlayı geçerken kendi kendine konuşmaya başladı.
Önce ; “Umarım Murphy traktörü ile bütün işini bitirmiştir, yoksa bana yardımcı olamaz.” dedi.
İkinci tarlayı geçerken kaygısı arttı “Murphy’nin traktörü eski model. Bozulur ise aylarca parça bulunamaz. Murphy bunu düşünerek bana traktörünü vermek istemeyecektir” diye huzursuzlaştı.
Üçüncü tarlayı geçerken şunları düşünüyordu “Aslında Murphy hiç bir zaman yardımsever biri değildir. Eminim ürününü haftalar önce kaldırmış bile olsa ve hatta traktörünün bozulmayacağına inansa bile bana bir bahane uyduracaktır.”
Dördüncü tarlayı geçerken geçen yılki panayırda en büyük balkabağı yetiştirme yarışmasında 50 gram fark ile Murphy’nin birinci kendisinin ise ikinci olduğunu hatırladı ve o günkü hayal kırıklığını hatırlayıp öfkelendi.
Beşinci tarlayı geçerken Murphy’nin eşinin okuldaki en güzel kız olduğunu ve evlenirken kocasının evine büyük bir çeyiz ile geldiğini kıskançlıkla düşündü….
Çiftçi böyle kura düşüne yürürken kendini evinin önünde sallanır iskemlesinde güneşlenip horlayarak kestiren Murphy’nin tam karşısında buldu. Sertçe adamı dürterek uyandırdı ve Murphy şaşkın, gülerek heyecanla ayağa fırlayıp “Aaaa hoş geldin dostum. Senin için ne yapabilirim” deyince çiftçi elini kolunu öfke ile sallayarak sert bir sesle; “Al o b…klu traktörünü münasip bir yere koy” diye gürledi. Sonra da ağzı açık baka kalan Murpy’e çalımla arkasını dönüp çiftliğinin yolunu tuttu.
———-
Çiftçi içindeki haset ve güvensizlik ateşini besledi besledi ve ürününün toprakta kalmasına neden oldu. Kim bilir o 4-5 tarlayı evinin yönünde geçerken bu sefer neler düşünmüştür?
Her insanın içinde beslemesi veya söndürmesi gereken ateşler vardır. Çok bilinen bir başka öyküyü de yorumlayalım;
Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına ‘Benim içimde aralarında korkunç bir savaş olan iki kurt var. Bu kurtlardan birisi; korkuyu, kuruntuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalancılığı, yapmacık gururu, nifak sokmayı, üstünlük taslamayı ve bencilliği temsil ediyor. Diğeri ise; keyfi, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, neşeyi, yaşam sevincini, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardım severliği, dostluğu, cesareti, açık olmayı, fayda yaratmayı, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor. ”
Gözlerini fal taşı gibi açan torunlara gülerek baktı ve “Aynı savaş sizin içinizde de tüm insanların içinde de var.” diye ekledi.
Çocuklardan birisi “Hangi kurt kazanacak büyük baba?” diye sordu.
Yaşlı Cherokee kısaca “Biz hangisini beslersek o kazanır çocuğum” dedi.
Kurt ya da ateş ikisi de beslenerek güçlenir.
Birinci kurtu bir ateşe benzetecek olursak, insanın ruhunu yakan kül eden bir ateş gibidir. İkinci kurta ise kimi Tanrısal ateş der, kimi de akıl ve hikmetin ateşi der.
Ne mutlu içindeki güçlü ve güzel olan akıl – hikmetin ateşini besleyip büyütebilene…
—————–
(Tsav)

İçimde kıyametler kopsa da.Ben baharıyım yarınlarımın,

anette inselberg baharıyım yarınlarımın

 

“Bakmayın siz benim kuru bir yaprak gibi sallandığıma…
Köküm sağlamdır sarsılsam da kopmam dalımdan…
Öyle kolay değil, rüzgarın önüne kapılıp gitmem…
Son ana kadar `vazgeçmem` yaşamaktan…
Ne fırtınalar koptu, benim hayat dallarımda…
Hiç birinde vazgeçmedim umutlarımdan…
İçimde kıyametler kopsa da.
Ben baharıyım yarınlarımın,
Çiçek açarım her kışın ardından!”
Tabii ki, Nazım Hikmet 🙏❣❣❣

ZEYTİN AĞACI.

anette inselberg zeytin ağacı
Yunan mitolojisine göre Zeus, kendisine en değerli hediyeyi verene kentin koruyuculuğunu verecektir ve bunun için bir yarışma duzenler.
Denizlerin tanrısı Poseidon, Zeus’a uzak diyarlara dahi uçarak gidebilen ve savaşta yenilmeyecek bir at armağan eder.
Athena ise zeytin ağacını. Yarışma çetindir çünkü ikisi de Zeus’a dünyanın en güzel hediyesini vermek isterler.
Kuşkusuz dünyanın en uzak diyarlarına gidebilecek ve yenilmez savaşçı bir
at mükemmel bir hediyedir, ancak zeytin ağacı daha mükemmeldir.
Zeytin ağacının muazzamlığı karşısında başta Zeus olmak üzere tüm tanrılar, tanrıçalar büyülenmiş ve ağacın kutsallığı karşısında donakalmışlardır.
Tüm hırsına ve kazanma isteğine rağmen
Poseidon bile
zeytin ağacından o kadar etkilenmiştir ki, aralarındaki çekişmeye rağmen
zeytin ağacının üstünlüğünü kabul eder.
Bunun üzerine,
Athena zeytin ağacından bir dal kırıp Poseidon’a verir ve öylece aralarındaki düşmanlık zeytin ağacının rakipsiz güzelliği karşısında yok olur.
O günden sonra Athena’nın ismi Atina kentine verilir.
*Düşmana zeytin dalı uzatmak*
deyimi de neredeyse tüm dillere tam da bu mitten gelmiştir.
Çünkü Zeytin ağacı, düşmanınızın dahi kıyamayacağı güzellikte ve kutsallıktadır.

Seyahat Eden İnsanların Başarılı Olmasının Nedenleri

anette inselberg yollar

Çok uzun süredir bir yere gitmiyorum aslında ama bu yazıyı görünce paylaşmak istedim Yazı neden gezmeyi sevdiğimi anımsattı bana… Şöyle sıralayayım:
Konfor alanından çıkınca ne yapacağım beceresini geliştirmek
Bilmediğim ve tanıdığım ortam ve insanlarla hayatımı sürdürebilme becerisi geliştirmek ve böylece kendime güvenimi geliştirmek
Kendi kendimi yönetebildiğimi ve her türlü tatsız durumla baş edebildiğimi görmek
Alışkanlıklarımdan sıyrılmayı becerebilme yeteneğimi geliştirmek
Ve karar verebilme ve verdiğim kararların somuçlarına katlanma beceresini geliştirmek diye sayabilirim.
Kendime güveni geliştirmeyi söyledim biliyorum ama tekrar yazayım dedim…
Kendimle yüzleşmeyi tarafsız bir ortamda sağlamak
Tabi ki yeni yerler görmek, merak gidermek ve yeni şeyler öğrenmek güzel ama benim gezerken esas çabam kendime dönüp içime bakıp bir üst sunumu dolaşıma açmak galiba 🙂
Anette İnselberg

 

“Hiçbir şey zekayı seyahat etmek kadar geliştirmez.” – Emile Zola
Kendimizi geliştirmek için yapabileceğimiz en güzel faaliyetlerden biri gezmektir, seyahat etmek. Yeni yerler görmek, insanlarla tanışmak. Gezmek bize neler kazandırır biliyor musunuz?
Konfor alanlarının dışına nasıl çıkacaklarını biliyorlar
Çok gezen insanlar alışılmadık durumlarla sık sık karşılaşıyorlar. Zorunda oldukları için, bilinmeyenler üzerine kafa yoruyorlar. Belirsizliklerle nasıl başa çıkmaları gerektiği, nasıl sakin ve etkileyici olmaları gerektiği gibi konularda yeni stratejiler geliştiriyorlar. Sayısız yeni tecrübe edinmelerinin katkısı yadsınamaz ve bu da hem liderlik hem de iş için başarının anahtarı.
Değişime kucak açıyorlar
Gezenler yenilikleri keşfederler. Etrafında sürekli yeni ve farklı şeyler olan insanlar hiç sıkılmazlar ve daha iyi odaklanırlar. Bu düşünce yapısı girişimcilik ve yaratıcılık için ilham verir.
Duygularını nasıl kontrol edeceklerini biliyorlar
Sıkışık uçak aktarmaları, hava alanı güvenliği tarafından sorgulanmalar, kaba otel çalışanları gibi stres faktörleri sıradan bir insanın sinirlerini alt üst edebilir. Seyahat eden kişiler duygularını kontrol etme ve baskı altında sakin kalabilme yeteneklerini geliştiriyorlar; kısacası öz farkındalık yaratmış oluyorlar. Öz farkındalık da yaratıcılığı artırıyor ve hayatta kendilerini neyin mutlu edeceğini bulmalarına yardımcı oluyor.
Güvenmesini biliyor, sürekli kontrolü ellerinde tutmuyorlar
Gezginler tanımadıkları kişilere de güvenirler. Dil engeli ve yabancı şehirlerdeki taksi şoförleri gibi problemlerle baş etmek zorunda kalırlar; bu nedenle de yabancıların nezaketine bağlılardır. Sürekli bir şeyleri kontrol etmemeye çalışmaları sayesinde yeni ilişkiler kurup, içten ve güvenilir arkadaş seçimleri konusunda özgüven sahibi olurlar.
Korkuyla baş edebilirler
Başarının anahtarı harekete geçmektir. Çok sık seyahat ettiğinizde, kendinizi geri dönüşü olmayan durumlara düşürebiliyorsunuz. Bu durum, insanların korkularıyla yüzleşmelerine ve korkuya rağmen harekete geçebilmelerine olanak sağlıyor.
İmkanları görür, hemen benimserler
Gezen kişilerin dünya hakkında daha çok bilgisi ve tecrübesi olur. Farklı gelenek ve kültürlerle karşılaştıkları için, pratik ve yeni yöntemler öğrenirler. Bu bilgileri hem yaşadıkları yerde hem de gittikleri diğer ülkelerde, yenilik yapıp geliştirebilecekleri imkanlar görmelerini sağlar.
İstediklerini elde etmek için nasıl pazarlık edeceklerini bilirler
Gezen kişiler, turist statüsünde olmalarından istifade edilmesini engellemek için pazarlık ederler. İyi pazarlık edebilme kabiliyeti – fazla ısrarcı ya da agresif olmadan- istediğinizi ya da ihtiyacınız olan şeyi elde etmenizi sağlar. Bu kabiliyetin faydalığı olduğu bir diğer alan da; gerek lider olarak gerekse iş konularında başkalarını etkilemeniz ve fikirlerinizi anlayıp kabul etmelerini sağlamanızdır.
Çoğunluğun göremediği güzellikleri görürler
Çok gezen kişiler farklı şeyler görür; beyinlerini, güzelliğe ve estetiğe odaklanacak şekilde kullanırlar. Sürekli yenilik hem gözleri hem de zekayı keskinleştirir. Diğer insanların sıradan diye adlandırdığı şeyleri, seyahat eden kişiler güzel olarak görür .Bu yeteneğe farklı fotoğrafçılar, şairler ve yazarlar sahiptir; ilham aldıkları şeyleri geliştirirler.
Daha özgüvenli kişilerdir ve zayıf oldukları zamanlarda da özgüven sahibi gibi görünmeyi bilirler
Bahsettiğimiz kişiler kendilerine güvenmeyi öğrenir ve istedikleri şeyleri başarabilecekleri konusunda özgüven sahibidir. Kendilerine inanmaları, zorluklarla karşılaştıklarında daha inatçı olmalarını ve başarısız olduklarında da kolaylıkla toparlanabilmelerini sağlar.
İnsanların farklılıklarını karşı anlayışlıdırlar ve insanları oldukları gibi kabullenirler
Seyahat ederken sürekli yeni insanlarla tanışırlar. Tanıştıkları kişiler hakkında fikir sahibi olmak, şehirleri ve kültürleri hakkındaki düşünceleri gibi konularda bilgi edinmek için soru sorarlar. Bu sayede doğru soruları sorma konusunda uzmanlaşırlar. Turistlerin, gittikleri yeri öğrenme isteği ve merak duygusu doğaldır. Tanıştıkları kişileri ve düşüncelerini derinlemesine dinleyip güzel bir sohbet sürdürmeleri de bunun bir sonucudur. Kolaylıkla arkadaş edinir ve herkes tarafından sevilirler.
Ne zaman anı yaşamaları gerektiğini bilirler
Anı yaşamayı öğrenmek hem fiziksel hem zihinsel birçok fayda sağlar. Gezenler, gittikleri ülkede zamanlarının kısıtlı olduğunu bilir. Bu durum da, genel insan ortalamasının üzerinde “anı yaşadıkları”nı düşünmelerine yol açar.
Daha çok gülümser, daha mutlu hissederler
Araştırmalar seyahat etmenin bizi mutlu ettiğini gösteriyor. Sık gezen insanlar ortalamadan daha fazla gülümsüyor, çünkü düzenli olarak yeni yerler keşfediyorlar. Sürekli farklı insanlarla tanışıp, inanılmaz manzaralar görüp, yeni ve lezzetli yiyecekler tattıkları için mutlu hissediyorlar. Biraz önce bahsettiğimiz anı yaşama yeteneği de mutlulukla ilişkili.
Dinlemenin önemli olduğunu bilirler
Çoğu insanın zorlandığı bir hayat becerisidir dinlemek. Odaklanmayı öğrenmek ve insanların bize anlattıklarını gerçekten dinlemek, hayatta başarılı olmak için oldukça önemlidir. Başarılı olmak, sağlıklı ilişkiler kurmaktan geçer; sağlıklı ve güçlü ilişkiler de insanları anlamaktan.
Daha az yargılar, daha çok empati kurarlar
Büyük liderler başkalarıyla ilişki kurabilmek için empati yeteneklerini kullanarak hem onların sadakatini kazanırlar, hem de işlerini büyütürler. Empati, anlama isteğinden gelir; seyahat eden kişilerde bu özelliğin olması çok doğal değil mi?
Zengin olmayabilirler, ama paralarını zekice kullanırlar
Seyahat eden kişiler, paralarının nelere gittiğini biliyor. Dünyayı eviniz olarak görürseniz, hayat pahalılığına göre yerler seçebilirsiniz. Hem gezip hem çalışan insanlar daha az kazanıp, birçok ülkede çok iyi şartlarda yaşayabilirler.
Kaynak: http://www.lifehack.org/articles/productivity/15-reasons-why-frequent-travellers-are-more-likely-successful.html
http://www.yolvemacera.com

21 Mart Ekinoks Niyeti…

anette inselberg ekinoks niyeti

 

Zamanın birinde; çok sevdiğim kadın arkadaşlarımın biriyle bir saat falan telefonda konuşmuştuk, sonuçta kelimeleriz de bitmişti ama biz telefonu hala kapatmak istemiyorduk.

Ben öyle sessizce durmaya başladım, hiç bir konu açmadan, sadece karşımda olan kişinin orada olduğunun bilgisiyle, zevkiyle, hatta kalarak. Kız arakadaşım; ”Anette ne güzel sen sessiz durabiliyorsun” demişti.” Ben de evet tabi ki sessiz kalırım, ne oldu ki ”diye sorduğumda? ”Bunu ilk defa senle yapabildim” demişti…
Ne alakaysa bugün aklıma düştü işte…

Birlikte sessizliğin huzurunu paylaşabileceğimiz insanlarla yollarımızın karşılaşmasına niyet ediyorum…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Arınmaya,Yenilenmeye İhtiyacı Olan Herkese!

anett inselberg yenilenme cnlanma
Bu aralar “Secret” adlı kitap herkesin elinde. Peki ne diyor bu kitap? Ana eksen olarak, isteklerinizi nasıl gerçekleştireceğinizin işaretini veriyor. Bunlar öncelikle olumlu düşüne gücüyle ve stresten arınmış bir bedenle mümkün.
Bizi yaşamdan uzaklaştıran en önemli bahanelerden biridir “Zamanım yok!” ifadesi. Kendinize mutlaka zaman ayırın ve beden-zihin bütünlüğünüzü gerçekleştirin.

Aşağıdaki 18 öneriyi planlı bir şekilde yaşama geçirmenizi öneriyoruz. Vakit kaybetmeden “hemen şimdi” uygulayın!
Sevgiyi de hemen şimdi istiyoruz dostluğu da…
Ama işte en zoru da bu. İsteklerine nasıl yaklaşacağını bilmeyen, kendini mutlu edecek yolların adreslerini kaybeden birçok insanın varlığından haberdarız.
Aynı zamanda çözümlerin hep çok uzaklarda arandığının da… İçimize ferahlık kazandıracak bütün “hemen”leri yakalayabilmenin ipuçlarını bulmak hiç de zor değil.
Şunu unutmayın; düşüncelerin zihinde bloke olmasından dolayı, insanlar içlerindeki yaşam sevincini yitirebiliyorlar. Korku ve endişe duyguları bir kanser gibi benliklere hakim olabiliyor.
Oysa, bunları bizden uzak tutacak “arınma” yöntemleri mevcut. Kendinize yatırım yaparak, korkuları ve kaygıları uzaklaştırmaya var mısınız?
İşte, dönem dönem yenilenme sohbetleri düzenleyen ve alternatif terapinin önemli bir adresi olan Işık Terapi’nin de gösterdiği yollarla geliştirdiğimiz 18 öneri…

18 Işık Yöntemi
1- En önemli an, sabah uyandığınız zaman dilimidir. Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin. “Bugüne sağlıkla ve sevgiyle gözümü açabildiğim için şükürler olsun” sözleriyle bu gülümsemeyi tüm bedeninize gönderin ve şunu söyleyin:
“Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum. Bugünüm aydın olsun.” Ardından, yataktan yavaş ve sakin bir biçimde kalkmaya çalışın.
2- Pencerenin önüne gelin ve dışarıya bakarak nefes alıp vermeye başlayın. Bu “nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin. Bunu birkaç kez tekrarlayın.
3- Bu 18 öneriyi uygulamak için kendinize bir süre verebilirsiniz. Örneğin 10 gün. Bu 10 gün boyunca, beslenme tarzınızı da gözde geçirin. Özel bir yemek mönüsü hazırlayın örneğin. Yemeklerinizin sebze ve meyve ağırlıklı olmasına dikkat edin. Ağır yemeklere asla sofranızda yer vermeyin.
Bol bol su için. (En az üç litre) Ancak, bu asla “diyet” olarak algılanmamalı. Bu beslenme biçimi sadece bedeni temizlemeye ve tazelemeye ortam hazırlar. Yani yemekle ilişkinizi 10 gün boyunca “yaşamak için yemek” boyutuna indirgeyin.
4- Her gün, ne olursa olsun 5-10 dakika bile olsa açık havaya çıkın. (Deniz kenarı ya da yeşil alan) Bu ortamda varlığınızı fark edin. Dünyada tek ve çok önemli olduğunuzu düşünün.
Elinizdeki her şey için (Şükürler olsun ki sağlıklıyım gibi ifadelerle) teşekkür edin. Bu teşekkürü hücrelerinizin bile hissedeceği bir içtenlikle yapın. Kendinizi o an baş başa kaldığınız doğal ortamla bütünleştirerek…
5- Kendiniz için bir defter edinin ve her gün bu defterle birkaç dakika baş başa kalın. Arınmaya yönelmek için zihninizdeki tüm olayları yazın. İçinizden gelen duygu ve düşüncelerinizi hiçbir baskı altında kalmadan defterinize aktarın.
Sorunları yazarak netleştirmek, onlarla yüzleşmek hayatınıza inanılmaz bir rahatlık getirir ve sırtınızdan büyük bir yük kalkmış gibi bir duyguya kapılırsınız.
6- Arınma programı süresince, sadece çok candan yaptığınız ve ruhsal doyum aldığınız, sizi besleyen şeylerle ilgilenmeye çalışın.
Her gün size huzur ve mutluluk veren kelimeleri ya da olayları defterinize yazın. Bu yazdıklarınızı gün içinde ara ara okumaktan ya da bir göz atmaktan vazgeçmeyin.
7- Ağzınızdan çıkan her kelimeyi kulağınız duysun. “BEN yaparım”, “SEN zaten böylesin” gibi yargılayıcı tavırlar içine kesinlikle girmeyin. Çünkü kendinizi ya da başkasını yargıladığınız anda kendi bedeninizi enerjitik anlamda kirletmeye başlıyorsunuz. Eğer çok gerekiyorsa yapıcı ifadeler kullanmaya özen gösterin.

8- Zaman zaman neler düşündüğünüzü dışarıdan sanki başka bir kişi gibi gözlemleyin ve kendinizi dinleyin. Ancak bu gözleminiz de eleştirel anlam taşımasın. Kendinize dışardan bakabilmeye ve kendi duygularınızla empati kurabilmeye çaba gösterin.
9- Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla… Onlarla aranızda oluşturacağınız bu bağ, emin olun ki sizi şaşırtacaktır. Çünkü yaşam, bizim algılamak istediğimiz kadar bizimle buluşur. Algı boyutlarımızı zenginleştirdiğimizde ise bambaşka bir ortamda bulabiliriz kendimizi.
10- Bu 10 günlük süre içinde çok az konuşun. Olayları, kişileri ya da olguları algılama ve hissetme konusunda zihin-beden buluşmasına sık sık başvurun.
11- Bazı farklılıklarla tanışın. Örneğin, evinizde veya işyerinizde size ait, çok sevdiğinizi hissettiğiniz obje grubu oluşturun. Renkli taşlar, kristal objeler… Bir demet çiçek de olabilir.
Her gün o sevdiğiniz objenize (veya objelerinize) mutlaka dokunun ve sizden onlara, onlardan da size sevgi enerjisi akmasına izin verin.
12- Çiçeklerle veya doğayla kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar. O halde, kendimize sevgiyle verdiğimiz her armağan, motive olmamız için gerekli bir araçtır.
Çiçekleri veya doğayı size sunulmuş bir armağan gibi düşünüp, bu bakış açısıyla onları algılamaya çalışırsanız doğa size ödülünü vermekte gecikmeyecektir.
13- Masanızın üstünde mutlaka, tüm negatif enerjileri çeksin düşüncesiyle bir bardak su bulunsun. Bu suya her gün olumlu düşünceler yükleyerek yenileyin. Su, arınmak için çok önemli bir maddedir.
14- Günde en az 20 dakika meditasyon yapmayı deneyin. Meditasyonun amacı, derinden gevşemek ve bedenle iç varlığın tazelenmesini sağlamaktır.

15- Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. Örneğin, “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın. Ancak asla “Ben yaptım”, “Ben gittim”, “Ben hallettim” gibi sözler kullanmayın.
16- Gün bittiğinde, tüm gününüzü gözünüzün önünden geçirin. Bir şekilde sanki kendinizi değil de bir başkasını seyrediyormuş gibi neler yaptığınızı gözden geçirin.
17- Kendinize sorular sorun. Örneğin, “Bugün nasılsın? Gün içinde neler yaptın? Neler seni rahatsız, neler seni mutlu etti?” gibi soruların cevaplarını hissetmeye çalışın. Ancak asla kendinizi yargılamayın.
18- Akşam yatarken yine olumlu geçen gün için evrene teşekkürü ihmal etmeyin. Birkaç kez derin nefes egzersizleri ile rahatlayın.
“Gün içinde, bedenimde birikmiş tüm tortulardan, huzursuzluklardan arınıyorum” sözleriyle rahatlayın. Yeni günün ışığının sizinle birlikte, güvenle var olacağını bilmenin huzuru içinde kendinizi rahat bir uykuya bırakın
Alıntı