Çoğaltın…

36527094_2114682378773976_8708030378570416128_n[1]

 

Kuş seslerini

Ayaklarınızın toprakla olan misafirliğini

Yeşil renge bakmayı

Müzik dinlemeyi

Kendinize vakit ayırmayı

İçtiğiniz su miktarını

Çocuklarla geçirdiğiniz vakti

Şükretmeyi

Yetinmeyi

Selam vermeyi

Tebessüm etmeyi

Şiir dinlemeyi

Küçük mutlulukları

Şarkı söylemeyi

Sevdiklerinle ve ailene daha çok zaman ayırmayı

Sevgini hak edene vermeyi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Normalleştirmeyin…

36565400_1977391029238775_8194940721963204608_o[1]
İş ve eş gereği ABD Houston Teksas’ta yaşıyorum.
Geçen hafta başımdan geçen ilginç ve gerçekten çok etkilendiğim olay, evime yakın bir postanede gerçekleşti. Yeni yıl hediyesi olarak internet aracılığıyla satın aldığım kol saati paketten camı çatlamış çıkınca, vakit kaybetmeden derhal iade formunu doldurup soluğu postanede aldım.
Postaneye girdiğimde 20-25 kişi kuyrukta hizmet bekliyordu. Burada Noel de yaklaştığı için marketten bir ekmek bile alınsa mecburen onlarca insan arkasında sıraya dizilip normalden çok daha uzun süre beklemek zorunda kalınıyor.
Hizmet eden sayısı sadece 2 kişi olunca, hele bir de hizmet edenler işinden, canından bezmiş bir suratla ve isteksizliğin yansıdığı süratle iş görünce bekleme süresi sabırları zorlayacak düzeye tırmanıyor. Girdiğim kuyrukta arkama döndüğümde bir 30-35 kişinin daha geldiğini gördüm. “Neyse, en azından ortalardayım” diye sevinme payı çıkardım.
Tam 40 dakika sonra sıra bana geldi. Paketi görevliye uzattım, “Adresler üzerinde yazılı” dedim. “Paketi neden bantla kapatmadınız?” diye sordu. Girişteki “Paket içeriğini görmek isteyebiliriz. Lütfen paketlerinizi açık bulundurunuz” uyarısını gösterdim. Sesini yükselterek sinirle “Kapıda ne yazdığını iyi biliyorum. Derhal paketinizi bantlayın” dedi. Sıradaki herkes artık bizi dinliyordu.
Yanı başındaki bantı göstererek, “Rica etsem verebilir misiniz?” dedim. Yanıt yine aynı yüksek sesle geldi: “Hayır, o bant bana ait, müşteri kendi bantını kullanacak!” “Yanımda bant yok, sizin bant için para ödesem…” dediğim an görevli hanım sesini daha da yükseltti.
3 adım ötede, bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki, sadece paketleme servisleri için yapılmış 20 dolarlık bantı işaret ederek satın almamı istedi. “15 santimetrelik kutu için bana o bantı aldırmanız size mantıklı geliyor mu?” diye sordum. “Bantı al ve derhal sıranın sonuna geç!” diye bağırırken sinirden kıpkırmızı kesilmişti. Aynı hışımla kuyruktaki bir sonraki kişiyi (“Sıradaki” anlamına gelen) “Next!” diye çağırdı.
İşte o an dondum kaldım… Çünkü sırada hiç kimse ilerlemedi. Sıranın başındaki beyefendi, “Şu kutuyu derhal bantlayın ve hanımefendinin işini bitirin önce” dedi. Görevli öfkeyle bağırıyordu: “Anyone else… Next!” 30 kişi yerinden kıpırdamıyordu.
İkinci görevliye de gitmiyorlardı. Hizmet durmuştu. Sıradan bir yaşlı bayan, “76 yaşındayım ve dizlerim ağrıyor, ama o bayanın paketini bantlayıp görevinizi yerine getirmediğiniz sürece buradan bir adım atmıyorum” dedi.
Görevli elimden paketi sinirle çekip kutuyu benim söylediğim postane bantıyla yapıştırdıktan sonra ödememi alana kadar karmakarışık duygularla kalakalmıştım. Neredeyse ağlamak üzereydim. Sıraya dönüp “Thank you all” (Hepinize teşekkürler) diyebildim sadece… Gülümseyerek el salladılar.
Dışarı çıkıp arabama oturunca kontağı çalıştırmadan bir süre park yerinde düşündüm. Herkesin işi gücü var. Nasıl oldu da tek bir kişi “Acelem var” diyerek sıranın önüne atlamadı? Nasıl oldu da onca kişi bir kişiye yapılan haksızlık için tepki gösterdi?
O sırada benden hemen sonraki yaşlı beyefendi işini tamamlamış, dışarı çıkmıştı. Arabama yaklaştı, pencereyi açtım. Gülümseyerek kafamdan geçen soruları yanıtladı:
“Size yapılan bu yanlış için üzgünüm. Doğada hayvanlar, ağaçlar ve hatta mikroplar birbirleriyle bağ içerisinde hareket ederken biz insanlar birbirimizden çok koptuk.
YANLIŞ, anında tespit edilerek sineye çekilmeden, derhal toplu olarak tepki gösterilmez ise ‘NORMALLEŞTİRİLİR’. O hizmet eden bayan bir dahaki sefere yanlış yaparken iki kez düşünecek. Biz görevimizi yaptık. Hadi size iyi seneler…”
NEVA ÇİTCİOGLU BANES
Alıntıdır:
http://sosyaldunya-net/normallestirmeyin/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Koklandığında Zekâyı Geliştiren Bitki – Bu Bitkiyi Koklamak Hafızayı %75 Oranında Güçlendiriyor

anette inselberg hafıza

 

Birçok kişi zeka ve hafızanın güçlenmesinde teknolojik gelişmelerin büyük rol oynayacağını düşünüyor. Kısmen haklılarda. Fakat bunu gerçekleştirmek aslında düşündüğümüzden çok daha kolay olabilir. Bilimin de destekleyici bir tedavi yöntemi olarak kabul ettiği aromaterapi(bitki yağları ve özleriyle yapılan tedavi türü) buna en basit örneklerden biridir. Bu yöntemin işe yaramasının sebebi ise koklama sistemini yoğun bir biçimde harekete geçirmesi ve bu sistemin beyinle doğrudan bağlantılı olmasıdır. İkisi birbirine bağlı olduğu için birçok bilim insanı aroma terapiyle yakından ilgilenmiştir.

Koklama ve hafıza
Hafızaya bağlı algılarla, özellikle kokuyla, ilgili birçok araştırma mevcuttur. Birçok kişi istemli ya da istemsiz etrafında kokladığı şeylerle ilgili anılar oluşturmaktadır. Ancak zamanla uzmanlar, psikoloji biliminin ötesine geçerek kokuya beyinde kimyasal bir etki yaratan güçlü bir uyarıcı gözüyle bakmaya başlamışlar ve koku ve beyine etkisi üzerinde birçok araştırma yapmışlardır. İşte bu araştırmaların birçoğunda öne çıkan ve hepimizin yakından tanıdığı bir bitki var; “Biberiye.” Biberiyenin hafızayı %75 gibi bir hayli yüksek sayılabilecek bir oranda güçlendirdiği çeşitli araştırmalarla ortaya çıktı.

Hafızayı güçlendiren bitki: Biberiye
Yunan mitolojisi, güzellik ve aşk tanrıçası, Afrodit’i sudan biberiye ile kaplanmış bir şekilde çıktığını tasvir etmiştir. Ortaçağ’da biberiye birçok düğün ve cenaze de kullanılmıştır alkollere canlılık vermesi için katılmıştır. 14.yüzyılın sonlarına doğru İngiltere’de biberiye Shakespeare’in Hamlet metnin de şaşırtıcı bir şekilde “hatırlama bitkisi” olarak anlatılmıştır.

Biberiye üzerine yapılan araştırmalar
Biyolojik açıdan işe yarayan biberiye ile birlikte kullanılabilecek iyileştirici bileşimler mevcuttur. İçinde bulunan antioksidanlar radyasyondan ve kanserojen zararlılardan bedeni korumaktadır. Aynı zaman da içinde bulunan kafeik asidin, kafur, rosmanol ve betulin asidin canlı hücrelerle etkileşime geçerek uyarıcı etki yaratmaktadır.

Ancak biberiye üzerine yapılan gerçek manada bilimsel araştırmalardan en göze çarpanlarından biri ise 1987 yılına dayanıyor. Planta Medica journal’dan dört araştırmacı, fareler üzerinde bu bitkiyi test ettiler. Sadece biberiye kokusuna maruz bırakılan farelerin kan akışında bariz bir artış gözlemlediler. Bu biberiye bitkisinin biyolojik etikilerinin olduğunu gösteren ilk işaretti fakat son değildi.

Diğer önemli araştırma ise 1998 yılında gerçekleşti ve International Journal of Neuroscience’da yayınlandı. Bu araştırmada Miami Üniversitesi Tıp Fakültesinden birkaç araştırmacı bitkiyi insanlar üzerinde test etti. 40 yetişkin seçildi ve bir kısmına lavanta bir kısmına da biberiye koklatıldı. Ardından deneklerden, terapinin öncesinde ve sonrasında matematik problemleri çözmelerini istediler. Sonuçlar ise şaşırtıcıydı. Buna göre lavantayı koklayan katılımcıların hepsi kendilerini daha rahatlamış hissettiklerini belirtti ve deney öncesine göre soruları biraz daha kolay çözdüler. Ancak biberiye kullananlarda ise durum farklıydı. Biberiyeye maruz kalanlar kendilerini daha uyanık ve zinde hissetiler ve lavanta grubuna oranla soruları iki kat daha hızlı çözdüler.

 

2003 yılında ise çok daha kapsamlı bir çalışma yapıldı. 144 kişilik bir grubu üçe bölen araştırmacılar, bir gruba hiçbir şey koklatmadı, diğer gruba lavanta, diğer grup ise biberiye koklattı. Biberiye kokusuna maruz kalan grup hafıza performasında %75 oranında oldukça yüksek ve beklenmeyen bir artış yaşadı. Biberiye koklamayan grup ise testlerde hemen hemen aynı performansı sergiledi. Bu deney biberiyenin insan beyninde bilişsel yeti açısından ne kadar önemli ve etkili bir bitki olduğu ortaya çıkardı. Uzmanlar özellikle 75 yaş üstü insanların düzenli olarak saf biberiye yağını koklamalarının zihinsel sağlık açısından oldukça faydalı olacağını dile getiriyor.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Güneşin Sirius da beraber 6 temmuzda harekete geçmesi çok çok önemli…

36521310_2055488911436869_6377247516471066624_n[1]

 

SİRİUS YILDIZININ SENE-İ DEVRİYESİ
GÜNEŞ 14 derece 19 dakika ile SİRİUS YILDIZI ile 6 Temmuz’da kavuşum yaşayacak.
Bu her sene olan fakat harita açısından değişimler göstermesi dolayısıyla ve etkileşimi de etkili olduğundan önemli bir ZODYAK OLAYIDIR.
Sirius yıldızı TÜRKİYE nin yükseleninde plutonla kavuşum halindedir.
Çocuklarla alakalı durumların ve ailesel toplumsal yaşananların kaynağındadır.Sadece bu kadar söyleyeyim yeterli.
Sirius yıldızının diğer adları TARIK VE Şİ’RA dır.
Şuan ki Sirius yıldızının natal haritasına göre :
Bu kavuşum toplumsal alanda kaynakları değerlendirme,güçlü bir sorumluluk ve organizasyonla ortaya çıkarmak için rahat akışla yol almaya bizleri götürecektir.
Kariyerimiz de gelişmelere maruz kalacağız.
Eylemlerimizde enerjimizi harekete geçirmek için atacağımız adımlar aslında bizi isteklerimiz adına mutlu edecektir
Fakat bunun yanında duygusal anlamda ani çıkışlar,atılımlar yüzünden fikirlerimizi eyleme koymakta zorlanmalar yaşanabilir.
Grup ve arkadaşlıklar ile toplumsal alan adına da görünür olmak için daha fazla çaba sarf etmek gerekebilir.
Aşk ilişkilerinde kazanımlar veya ani bitişler söz konusu.
Değerlendirmek ve doğru alana kanalize olmak çok önemli olacak.
Çünkü,Plüton dediğimiz gezegen akışın yöneticiliğini yapıyor ve eğer biz şeytana pabucunu ters giydirmeye çalışırsak, şeytanın oyununa gelebiliriz.
Bu yüzden doğru ve idareli olmak zorunluluğu vardır.
Bağımlılıklarla ilgili istekler üzerinden kadersel değişimler dönüşümler yaşanacak.
Hazırlıksız,sürpriz konular yüzünden eyleme harekete geçebiliriz.
Bu arada bazı karmaşık durumlarla,ani olaylarla ilgili entrikalar içerisine düşülebilir, dikkat etmek gerekiyor.
Özellikle,kadın/erkek, anne/baba ilişkileri açısından tekrarlı konular ataklar olacaktır.
Yeniden başlamalar,tekrardan yeni baştan işe başlama,ilişkilere başlama, ilişkileri bitirmeler yaşanabilir.
Çözümleri,çözümlemeleri yaparak yol almak gerekiyor arkadaşlar.
Duygusal anlamda parçaları birleştirmemiz gerek.
Kardeşlerle olabilecek karmaşık durumlarda sorun teşkil edebilir.
Karmasal anlamda testlere tabi kalabiliriz.
Konuşmalarımızda ve düşüncelerimizde ileride bize büyük konuşma ve kınamalarımız yüzünden zorluk yaşatacak şeyleri yapmamalıyız.
Bazı ortamlar toplumsal ve ailesel anlamda düzenlerimizde bize yıpranma verebilir.
Hareket enerjimizi ona göre göre eyleme geçirmeliyiz.
Güneşin Sirius da beraber 6 temmuzda harekete geçmesi , aslında etkisi başladı.
Ve güzel bir akış veriyor.
Geçen sene Güneş’in Mars’la birlikte Sirius kavuşumu ciddi anlamda iyi kötü silah,çatışma,ameliyatlar,kavgalar,hırslar gibi şeyler yüzünden üzüntülü durumları bazılarımıza yaşatmış olabilir.
Geçen sene sirius mars ve güneş kavuşumu ile birlikte zorlayıcı açılar çoktu.
Bu sene geçen seneye oranla daha yumuşak bir yıl yaşanacağını umuyorum.
Ama bu şuan için zorluklar olmayacak anlamına tabii ki gelmiyor.
Nedeni ise siriusun bulunduğu burcun yücelim gezegeni SALAŞ JÜPİTER ile BAYGIN NEPTÜN ün güzel bir akışı olmasına rağmen Mars’ın kova retrosu olmasından mütevellit gene tedbirli olmak gerekiyor.
Retrolar arkanı dön bir bak demektir.Tüm gezegenler retro konumda!!!!.????!!!!!
Yaşanan şeyleri tekrar yaşamamak için daha aklıllı,ölçülü gitmek ve çözümlemelerle harekete geçmek, yaşanan şeylerden dersleri almak gerekiyor.
Kaos ortamlarında kalmamak için gözlerimizi daha açık tutmamız,at gözlüklerimizi çıkarmamız gerekiyor.
Bu arada tabii ki güzel su akışı ile birlikte topraklama verim açısından iyi niyetleri çok etkin hale getirecektir.
Dualar, dualarla beraber de güzel etkinlikler ortaya çıkacaktır.
Dualarımızı ederken olumlu düşünce tarzımızı harekete geçirmeliyiz.
Söylediğimiz her şey ama her şey olumlu,olduğu şekilde bize yansısın istiyorsak,ona göre düşünce ve konuşmalarımızı ve kalbimizi temizlikle yönlendirmemiz gerekiyor.
Sistem bizim üçgen açı dediğimiz rahat bir akış sağlamakla birlikte o üçgenin yöneticiliğinde plüton olması aktif bir enerji ile söylediklerimizin olma enerjisini,isteklerin önümüze gelme enerjisini çalıştıracak.
Bu yüzden başkalarını kınamak, başkalarını eleştirmek, başkalarına kusur bulmak yerine önce kendimizle yüzleşmeye çalışmalı, kendimizi çözümlemeliyiz.
Eleştirdiğiniz ve kusur bulduğunuz konular aslında kendinizde eksik olan şeyleri başkalarına yüklemek ve yönlendirmektir.
Siz kendinizi gördüğünüz ayna ile konuşmaktasınız aslında.
Bu yüzden maddi ve manevi anlamda bazı zorluklar yaşamamak için toplumsal arena’da isteklerinizi kendi çevreniz dahilinde ortaya koymak için gerçekten çok düzgün düşünmek düzgün kodlamak ve düzgün bir şekilde kalbini temiz tutarak harekete geçmek,enerji çalışması yapmak faydalı olacaktır.
Sirius yıldızı öyle kolay da bir yıldız değildir tamam iletişim, analitik akıl,şans, kariyer,kültürel ve entelektüel gelişimi destekler amma velakin olumsuz ve kötü kodlamalar,davranışlar ve sözler sizi zora sokacaktır.
Sirius hem hava şartlarındaki durumunu da gösterir.Su elementini içeren hava grubu bir yıldızdır çünkü.
Sıcaklıklar artacak,artabilir artı hava koşullarının dengesizlikleri sürecek.
Doğasal sorunlar yaşanacak.
Köpek saldırılarına da karşı dikkat edin.
SİRİUS KÖPEK YILDIZI olarak da bilindiğinden köpeklere, hayvanlara iyi davranmak, yemek vermek çok önemli zaten bunu da her zaman yapmamız gerekiyor.Onlar dostluk, yardımseverlik içeren ve arkadaşlık konusunda insanların yanındadırlar.Sirius vericilik,şefkat içeren,koku alma duyularını sezgisel kullanabilen YENGEÇ BURCUNDA olduğu için değer kıymet bilmek gereklidir.
SİRİUS YILI BAŞLANGICINDA SÖZÜN ÖZÜ :
DİLEKLERİNİZİ DUALARINIZI TEMİZ NİYETLİ KALP İLE DEVREYE SOKUN.
ALMA MAZLUMUN AHINI ÇIKAR AHESTE DURUMLARINA KARŞI SADECE SEN BİLİRSİN DEYİN BIRAKIN
TÜM İYİ ŞARTLARIN SİZİN LEHİNİZE OLUŞACAĞINI DÜŞÜNEREK YAŞANAN VEYA YAŞAYACAKLARINIZA KARŞI SEVGİ ENERJİSİ İLE KABULLENİŞTE OLUN.
TÜM BUNLARIN DIŞINDA KARMAŞALARDAN UZAKLAŞIN
KENDİNİZİ SEVİN DOĞAYI SEVİN HAYVANLARI SEVİN
BUNLARI YAPABİLİYORSANIZ GÜCÜ ELİNİZE ALIR VE
MURADINIZA ULAŞIRSINIZ.
YENİ UMUTLAR İÇİN AYDINLIĞI SEÇİN VE O YOLDAN İLERLEYİN.
ZAMAN DİLEKLERİN KABUL ZAMANI
BÜTÜNÜN HAYR-I DİLEĞİYLE
TÜM İYİLİKLER VE GÜZELLİKLER SİZLERLE OLSUN
SEVGİLERLE
ASTROLOG RÜVEYDA İREM AKALIN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Akciğerleri Temizleyen Gıdalar…

anette inselbergg şifa

 

Akciğer kanseri dünyada her yıl yaklaşık olarak 1 milyon 300 bin kişinin ölüme sebep oluyor. Her nefesle hücrelere oksijen sağlayan akciğerleri kanserden korunmak için gerekli vitamin, mineral ve antioksidanların besinler yoluyla alınması gerekiyor.
Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci Arpacı akciğerleri korunmak için tüketilmesi gereken besinleri anlattı.
1) Kontrolsüz Hücrelere Dur Diyen Yeşil Güç “Tere Otu”
Folik asit, demir, kalsiyum, linolik yağ asidi ve C-E-A vitaminleri içererek tam bir vitamin ve mineral deposu olan tere; akciğerler için olmazsa olmaz bir besindir. Yeşil besinler arasında özellikle akciğerleri temizleme konusunda oldukça etkilidir. İçerdiği vitamin ve mineraller ile akciğerlerde kontrolsüz hücrelerin oluşmasını engeller ve kansere karşı koruyucu etki oluşturur. Hijyenik koşullarda yıkandıktan sonra salata olarak ya da biraz su içerisinde bekletilerek direkt tüketilebilir. Yıkandıktan sonra tekrar yeni bir su içinde bir süre bekletilebilir ve bu şekilde suyu da içilebilir.
2)Zencefil, Akciğerlerden Zararları Maddeleri Atar
Kirli hava, sigara gibi faktörler nedeniyle akciğerler zamanla sağlığını kaybedebilmektedir. Tüm bu kötü faktörlerden uzak durmanın yanı sıra akciğerleri temizlemek için besinlerin gücüne de başvurmak gerekir. Akciğerlerin temizlenmesi için ihtiyaç duyulan önemli besinlerden biri de zencefildir. Zencefil, akciğer için tehlike yaratabilecek toksin ve parçacıkları temizlemeye yardımcıdır. Çay olarak demleme şeklinde tüketilebilir ya da su içinde bekletilerek tüketilebilir. Yarım baş zencefil ve bir tutam tere atılarak bekletilen bir litre sudan her gün 2 fincan kadar tüketilmesi akciğerlerin temizlenmesine katkı sağlayabilir.
3)Keçiboynuzu, Akciğerlere Detoks Sağlıyor
Akciğerlerin sağlıklı olması için ilk olarak toksinlerden arınması gerekmektedir. Keçiboynuzu, akciğerlerin toksinlerden arınmasını sağlayan kısacası detoks etkisi yaratan bir besindir. Akciğeri temizleyen ve kansere karşı koruyucu etkisi ile ön plana çıkan keçiboynuzu, su ile kaynatılarak tüketilebilir. Astım ve benzeri akciğer hastalıklarının iyileşme sürecinde de fayda gösterdiğine dair birçok çalışma mevcuttur.
4)Üzüm Çekirdeği Kuvvetli Bir Antioksidan
Kanser oluşumunun engellenmesi için vücutta antioksidan miktarının arttırılması gerekmektedir. Kuvvetli bir antioksidan olan üzüm çekirdeği ya da ekstresi, vücudun ihtiyacı olan gereksinimi sağlayarak akciğer kanserine karşı koruyucu etki gösterir. Vücudun oluşturduğu serbest radikallerle savaşarak akciğerleri korur. Üzüm yerken bazı kişiler genellikle çekirdeklerini çıkarmak eğilimi gösterir. Oysaki özellikle siyah üzümün çekirdeği asıl sağlık kaynağıdır. Üzüm çekirdekleri ile tüketilmelidir.
5)Sofranızda Kereviz Olsun
Kereviz özellikle akciğer kanserinde koruyucu bir rol oynayan önemli bir besindir. Kanserojen pek çok maddenin oluşmasında negatif etki yaratan kereviz, sebze yemeği şeklinde pişmiş ya da salatalar da çiğ olarak tüketildiğinde akciğerleri temizler. Akciğerlerde oluşabilecek olan hastalıklara ve nitrozaminlere karşı koruyucu etki sağlar. Kereviz, mevsiminde haftada 2-3 defa tüketilebilir.
6)Akciğerlere Doğal Antibiyotik “Sarımsak”
Solunum sisteminin en önemli organı olan akciğerlerin tam bir kapasiteyle çalışmasını destekleyen besinlerden biri de sarımsaktır. Antibiyotik etki gösteren sarımsak, içerdiği pek çok vitamin ile akciğer kanserine karşı koruyucudur. Sebze ile pişirilerek her yemekte tüketilebilen bir baş sarımsak ya da yemeklerin yanında tüketilebilen çiğ sarımsak, akciğerleri doğal bir antibiyotik olarak temizler.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TÜM YANITLAR SİZDE…

ANETTE İNSELBERG MİSTİK

1.BİR VÜCUT SAHİBİ OLACAKSINIZ Sevebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz. Ama hayatınızın sonuna kadar, o sizinle olacak.
2.DERSLER ÖĞRENECEKSİNİZ Resmi olmayan ama her gün tam zamanlı katılmanız gereken bir okul var: Hayat. Bu okulda her gün yeni bir şeyler öğrenme şansınız var. Öğrendiğiniz dersi sevebilirsiniz ya da alakasız veya aptalca bulabilirsiniz.
3.HATALAR YOKTUR, DERSLER VARDIR Büyüme, olgunlaşma devamlı bir deneme yanılma ve deney sürecidir. “Başarısız” olan deneyler de, çok başarılı olan deneyler gibi sürecin bir parçasıdır.
4.BİR DERS ÖĞRENİLENE KADAR TEKRAR EDİLİR Bir ders çeşitli şekillerde ve siz öğrenene kadar tekrar tekrar önünüze gelecektir. Ancak öğrenince yeni derse geçilir.

5.ÖĞRENİLECEK DERSLER TÜKENMEZ Hep yeni bir şey vardır öğrenilecek ve siz yaşadıkça da devam eder. Bir gün gelecek bitecek diye birşey yok.
6.ŞİMDİ BURADAKİNDEN DAHA İYİ BİRŞEY YOK Komşunun tavuğunu kaz görebilirsiniz. Hep kazın peşinde koşabilirsiniz ama her yer böyle yeni yeni kazlarla dolu. Bu sizi mutluluğa götürmez.
7.DİĞERLERİ SİZİN AYNADAKİ BİR YANSIMANIZDIR Birini sevmeniz ya da nefret etmeniz, ancak sizdeki sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz birşeyi yansıtmasıyla mümkün olabilir.
8.HAYATINIZLA NE YAPACAĞINIZ TAMAMEN SİZİN ELİNİZDEDİR Bütün araç ve kaynaklar size verilmiş, onlarla ne yapacağınız tamamen size kalmış. Seçim sizin. Şikayet mi edersiniz, şükür mü? Düşünce ayağa kalkar mısınız, düştüğünüz yerde çakılıp kalır mısınız? Hepsi size kalmış.
9.TÜM YANITLAR SİZDE Yeter ki siz kendinize sormaya ve dinlemeye hazır olun.
10.TÜM BUNLARI UNUTMA EĞİLİMİNDE OLACAKSINIZ Bu da insan olmanın bir özelliği değil mi:)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Aralarındaki güçlü sevgi, birinin bıkıp usanmadan diğerini hayatta tutabilmek için ona yiyecek taşımasına neden olmuştu…

anette inselberg şefkat

 

Japon mimarlarından biri evini baştan aşağı yeniliyordu. Tamirat esnasında söktüğü kapılardan birinin duvarla irtibatlı bölümünde, iç kısmında, iki tahta arsında sıkışıp kalmış bir kertenkele buldu. Biraz daha dikkatle bakınca kertenkelenin canlı olduğunu fark etti.
Onu oradan kurtarmaya çalışırken bu kez kertenkelenin bir ayağından duvara çivilenmiş olduğunu gördü.
On yıl önce yapılan eve kapısı takılırken dışarıdan çakılan bir çivi, o an kapıyla duvar arasında bulunan kertenkelenin ayağına isabet etmiş olmalı diye düşündü Japon mimar.
Peki nasıl olmuştu da bu kertenkele, bir santim boyu bile kıpırdayamadığı bu karanlık duvar boşluğunda on yıldır canlı kalmayı başarmıştı?
Mimar, tamirat işlerini bir kenara bırakarak kertenkeleyi izleme ye başlı. Bu kertenkelenin sadece havayla beslenmediğine göre, bunca yıl yaşamını nasıl sürdürebildiğini merak ediyordu.
Bir süre sonra duvar boşluğunda bir hareket oldu. Japon mimar, nereden çıktığını fark edemediği başka bir kertenkelenin geldiğini gördü. Gelen kertenkele, yerinden kıpırdayamayacak halde olana ağzında yiyecek taşıyordu.
Bu kertenkele diğerinin belki annesiydi, belki eşi, belki de arkadaşı Kim bilir? Ama bilinene bir şey var ki aralarındaki güçlü sevgi, birinin bıkıp usanmadan diğerini hayatta tutabilmek için ona yiyecek taşımasına neden olmuştu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İçinizdeki Şamanın Uyandığını Gösteren 11 İşaret

anette inselberg shaman

İçinizdeki şamanın uyandığını nasıl fark edebilirsiniz?
Şamanizm ve ruhlar dünyasıyla ilgili birtakım öğretiler, antik çağlardan beri varlıklarını sürdürmektedir.
Ruhlar gelecekte şaman olacak birinin bedeninde, ancak Öteki Gerçeklik’te görülebilen ve bizim dünyamızda bir anlam ifade etmeyen birtakım işaretler bırakır.
Bende kendi gençliklerini gören, neden hiç buraya ait değilmişim gibi hissettiğimi anlamama yardımcı olan şamanlara gerçekten borçlu hissediyorum. Bu yazının amacı, yalnızca şamanik gelenekleri tanıtmaktır.
Modern kültürlerde şamanizmin pek bir yeri olmadığı için aslında etrafımızda şaman olup bunun farkında olmayan pek çok insan var. Bu kişilerin çoğu tıp, psikoloji ve yaşam koçluğu gibi “iyileştirme” mantığı olan meslekleri yapmakta. Ancak bazıları kendilerini aslında hiç istemedikleri bir mesleği icra ederken bulabiliyor. İyileştirmeyle alakalı bir meslekte olan biri bile kendini soyutlanmış hissedebilir, çünkü Batı tıp dünyasında kendi geleneklerini koruma imkanını pek bulamayabilir. Bazıları insanlar yerine çevreyi korumak gibi daha büyük organizmaları iyileştirmeye de yönelebilir.
İçinizdeki Şamanın Uyandığını Gösteren 11 İşaret
1. Dünyadaki değişim sürecine katkıda bulunmanız gerektiğini hissediyorsanız.
Yeni Çağa inananlar onlarca senedir bir değişikilk sürecinden bahsetmekte. Ancak şaman enerjisi taşıyan kimseler bu değişikliği hissetmekle kalmaz, ona yön verme ve sürecin bir parçası olup lider konumlarda yer alma itkisini hisseder. Böylelikle insan zihniyle türlerin evriminde bir rolleri olacaktır.
2. Travmatik deneyimler yaşadıysanız.
Yerli halklarda örneğin yıldırım çarpmasına rağmen yaşayan insanlar şaman kabul edilirdi. Günümüzde birine yıldırım çarpma ihtimali düşük, ama onun yerine belki de hayatımızı tehdit eden başka durumlara maruz kalabiliyoruz. Bunların arasında çocuklukta görülen şiddet, cinsel istismar, ölüme yakın deneyimler gibi sizde travma yaratıp sizi iyileşme ve iyileştirme yoluna yönlendiren durumlar sayılabilir.
3. İçe kapanıksanız.
Şamanlar görülen ve görülmeyen dünyaların kıyısında, çeşitli boyutlarda dans eden kimselerdir. Eğer bir şamansanız bu boyutun gerçeklikleri sizi yoruyor olabilir ve kabuğunuza çekilip bilincinizi keşfetmeyi tercih edebilirsiniz.
4. Doğa ve hayvanlarla güçlü bir bağınız varsa.
Şamanların doğa ve hayvanlarla çok özel bir ilişkisi vardır. Onları yeri geldiğinde bir rehber ya da haberci olarak kullanabilirler.
Eğer çevrenizdeki bitki ve hayvanlardan mesajlar alıyorsanız ya da çevrenize karşı oldukça duyarlıysanız bu, içinizdeki şamanın uyandığına işaret ediyor olabilir.
5. Çok hassassanız.
Diğerlerinin hissetmediklerini hissedebilir, görmediklerini görebilir, koklamadıklarını koklayabilirsiniz. Bu da dışarıda, kalabalığın içinde olmayı bir eziyete dönüştürebilir. Çünkü algılarınız her yönden saldırıya uğruyormuş gibi hissedersiniz. Eğer şamanik özellikler taşıyorsanız “aşırı hassas” biri olabilirsiniz. Bu bir armağandır.
6. Derinlerde insanlar, hayvanlar ve doğanın acılarına son verme isteği duyuyorsanız.
Rahipler nasıl içlerinde tanrıya yakın olma isteğini duyar duymaz kiliseye koşuyorsa aynı şekilde sağlık uzmanları da insanlara faydalı olmak için bu alana yönelirler. Ancak bir şaman olmak için sağlık alanında uzman olmanıza gerek yok. İhtiyacı olan hayvanlarla ilgilenme, aktivist olma ve Doğa Ana’yı koruma gibi yollarla da kimliğinizi ortaya koyabilirsiniz.
7. “Şaman hastalığı” kategorisindeki rahatsızlıklardan muzdaripseniz.
Yerli halkların inanışlarına göre şamanlığa çağrılıp henüz bu çağrıya “evet” demeyen kimselerde birtakım fiziksel rahatsızlıklar görülmektedir. Bu rahatsızlıkların arasında kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji sendromu, kronik lyme hastalığı, kronik ağrı bozukluklukları ve otoimmün hastalıklar gibi tedavisi zor olanlar da yer alabilmektedir. Çağrıya kulak vermekle genellikle bunlar ortadan kalkacaktır. Eğer siz de benzer rahatsızlıklar yaşıyorsanız kendinize şu soruyu sorun: “Ben henüz çağrısına yanıt vermemiş bir şaman mıyım?”
8. Canlı ve detaylı rüyalar görüyorsanız.
Gözle görülmeyen diyarlar sizinle rüyalarınızda iletişim kurmaya çalışıyor olabilir. O yüzden rüyalarınızı analiz edin. Özellikle hayvan totemlerine dikkat edin. Eğer bir tane gördüyseniz hayvanın adıyla birlikte “ruh totemi” şeklinde aratırsanız size anlatmaya çalıştıklarını internette bulabilirsiniz. Ya da Jung stili rüya analizine bir göz atın.
9. Yogilerin “siddhi” adını verdiği paranormal yetileriniz varsa.
Bir psişik olabilirsiniz. Daha önceki bir yazımda anlattığım gibi hayaller görebilirsiniz. İnsanları ellerinizle iyileştirebilir; insan, hayvan ve hatta eşya ile telepatik iletişim kurabilirsiniz.
10. Hiçbir zaman kendinizi bir yere ait hissetmediyseniz (çünkü siz aslında bir köprüsünüz).
Şamanlar köyün dışında yaşıyorsa bunun bir nedeni var. Onlar diğerlerinden farklılar. Köyde yaşayanlar bu durumun farkında ve herkes buna saygı duyuyor. Ancak günümüz dünyasında bu durum, şamanik özellikler taşıyan kimselerin toplumdan dışlanmış hissetmelerine neden olabilir. Fakat durum hiç de öyle değil. Sizin ÇOK ÖNEMLİ bir rolünüz var. Benzer özellikleri taşıyanlarla çok iyi anlaştığınızı fark etmişsinizdir. Onların yanında kendinizi ailenizle birlikte gibi hissedersiniz.
11. Şaman kökenlerinizin sizi çağırdığını hissediyorsanız.
Gerçek bir şaman olduğunuzdan emin olmanın bir yolu da rüyalarınızda ya da ruhlar dünyasında başka bir şamanın sizinle iletişime geçmesidir.
Başka bir şaman ya da haberci size yeteneklerinizi ve sorumluluklarınızı hatırlatmak için bir noktada hayatınıza girecektir.
İçinizdeki şamanın uyandığını mı hissediyorsunuz? Unutmayın ki yalnız değilsiniz.
Yazan: Lissa Rankin & Tanaaz
Çeviren: Nejla Nur Güney

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Baş Parmağın Düz Mü, Eğri Mi? İşte Anlamı!

anette inselberg test

DÜZ BAŞPARMAK
Bazı insanların düz bir başparmağı vardır. Kemiklerde hiç bir bükülme yok ve başparmak bileğin üzerinden geriye doğru hafifçe geri çekilmiyor.
Düz başparmak, daha çok ciddi bir insan olduğunuz anlamına gelebilir. Uyanıklığınızı göstermeseniz de, bu sizin daha aşağılayıcı olduğunuz anlamına gelmez.
ÇARPIK BAŞPARMAK
Çarpık bir başparmağın arka tarafı kıvrılır. Kişiye bağlı olarak çok veya biraz eğri olabilir.
Çarpık bir başparmak, duygularınızı tümüyle ifade etmek ve düşüncenizi ortaya koymak istediğiniz kadar etkileyici olmanız anlamına gelir.

İKİNCİ YARI İLK YARISINDAN DAHA UZUN.
İkinci yarı ilkinden daha uzunsa, tüm kararlarınızı irade gücü yerine mantık temelinde yaparsınız. Aşık olma söz konusu olduğunda kendinizi dizginlemeye eğilimlisiniz ve sonuç olarak uygun bir yaşam partneri bulmak için altın fırsatları kaçırmış olabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Resimde Kaç Tane At Görüyorsunuz.Gördüğünüz At Sayısı Kişiliğinizle İlgili Bilgiler Verecek

anette inselberg kişilik

1 At Gördünüz
Resimde bir at olduğunu düşünürseniz, bunun nedeni, küresel bir şeyleri görmeyi tercih eden bir insansınızdır. Elbette kararınızı çabuk, pragmatik bir şekilde, ama detayları değerlendirmeden yaptınız.
Harika bir proje yöneticisi olabilirsiniz, çünkü sonuca ulaşmadan önce sonucu görselleştirebilirsiniz. Bir takım olarak çalışmayı seviyorsunuz ve bazı şeylerin bireycilik yoluyla gelişebileceğine inanmıyorsunuz.
Kendinizden eminsiniz ama kendinden merkezli değilsiniz. Bildiğiniz gibi, net şeylere sahip olmanız sizi vazgeçilmez kılmaz ve sizin yerinizi alan başka bir şey olabilir. Bu yüzden, kalbinizle bir şeyler yapmaya çalışın, çünkü fark yaratan şeyin bu olduğuna inanıyorsunuz.

5 ve 10 Arası Atlar Gördünüz
5 ila 10 at arasında sayılırsanız, bu, işleri ciddiye alan ve daima kendisinin en iyisini vermeye çalışan bir kişi olmanızdır. Sorumlu ve bazen biraz mükemmeliyetçisiniz ama asla objeyi görmezden gelemezsin.
Hedefleri karşılamada mükemmelsiniz ve genel olarak, sizin önerdiğiniz şeyleri alırsınız, ancak biraz dağınık olabilirsiniz.
Ancak, siz enerji ile yüklü bir makine olduğunuz ve bir şeyler yapmayı ve hareket halinde olmaktan hoşlandığınız için, sonuçlara doğru şekilde ulaşmayı her zaman başarırsınız. Bazen daha hızlı ve bazen daha yavaş, ama asla durmazsınız.

11 At veya Daha Fazla Gördünüz
Çok hassassınız, öyle ki, diğerlerinin fark etmediği şeyleri göreceksiniz. Eğer size bir göre emanet edildiyse, bunu ayrıntılı olarak ve görmeyi kaybetmeden yapacaksın.
İşlerin bir açıklaması olduğunda daha rahat hissedersiniz ve her zaman bulmaya çalışırsınız.
Bir şeyleri doğru yapma gereği, sizi güvensiz biri haline getiriyor: ulaştığınız sonucun en iyisi olmasından şüphe duyuyorsanız. Rahatlamayı öğrenmeli ve mükemmel olmak için çıldırmaman gerektiğini bilmelisin.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evrenle Bir Olmak Ve Frekansınızı Yükseltmek İçin 6 Önemli İpucu…

IMG_3623 (2)

1)Suyunuzu Uyumlamak

İçme suyunuzu geceleri gökyüzünü görecek şekilde pencere kenarında bırakın ve sonra için…

2)Doğayla Buluşmak

Parka, ormana ya da deniz kenarına gidin ve en az bir saat orada vakit geçirin… Mümkünse toprağa çıplak ayak basarak yürüyün…

 

3) Ağaç Meditasyonu Yapın

Sessiz bir yerde oturun. Kendinizi bir ağaç olarak imgeleyin. Ayaklarınızın dünyanın merkezine doğru köklenerek uzadığını ve temellerinizin ne kadar sağlam olduğunu düşünün. Vücudunuzu ağacın gövdesi olarak, el ve kollarınızı da dallar olarak düşünün. Ve her nefes alışınızda ağaç olan sizin yaşam enerjisiyle dolduğunu ve her nefes verdiğinizde tüm kırgınlık ve umutsuzlukların kaybolduğunu hayal edin…

Bu nefesi yedi kere tekrarlayın.Ve arkasından yavaşça gerinip oturduğunuz yere geri dönün hazır olduğunuzda gözlerinizi açın…

4) Ağaca Dokunmak ve Teşekkür Etmek
Yolda karşınıza çıkan üçüncü ağaca dokunun ve ona teşekkür edin… Ağaca sarılırsanız enerji aktarımı daha kuvvetli olacaktır…

5) Çevrenizdeki Uygun Bir Yere Hayvanlar İçin Su Kabı Bırakın

Başka canlıları düşünmek onların beslenmesine yardımcı olmak sizin dünyayla olan bağınızı arttıracak ve frekansınızı yükseltecektir…

6) Dağ Meditasyonu Yapın

Sezssiz bir yerde oturun ve kendinizi bir dağ olarak hayal edin…  Ayaklarınızın toprağa, başınız bulutlara değecek şekilde büyük ve heybetli bir dağ olduğunuz hayal edin.Doğa ananın üstünde heybetli bir şekilde kurulun.

Her nefes alışınızda ”kendimi akışa teslim ediyorum” deyin ve bunu yedi kez tekrar edin…

Sonrasında yavaş yavaş gerinin ve hazır olduğunuzda gözlerinizi açın…

Not: Bunları istediğiniz sırada ve adette yapabilirsiniz. İçinden size uygun bir taneyi de yapmanız yeterlidir…

Bu çalışmayı yedi gün sürdürürseniz kendinizi doğayla ve yaşamla bir hisseder mutluluk ve huzurla dolup taştığınızı keşfedersiniz…

Söylemesi benden yapması sizden…

Sağlıcakla,

Anette iNSELBERG

 

 

 

 

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Evrenin Size Gönderdiği Ve Yanlış Yolda Olduğunuza İşaret Eden 10 Mistik Mesaj

anette inselberg evren

Bu hayatta yanlış yol yoktur. Yapmak istediğiniz yolculuğa bağlı olarak bütün yolların sonu eve varır. Bazı zamanlar olur gittiğimiz bu yolda bir bakmışız ki kaybolmuşuz veya durup kalmışız öylece… Bazen de kendi hayatlarımız için oluşturmak istediğimiz şartlara ve imkanları karşılamayan yollara kaptırırız kendimizi, sırf o yolu merak ettiğimiz için…
Doğru yolda olup olmadığınızı sorguluyor ve işlerinizin dengesini şaştığını düşünüyorsanız, evrenin sizler için gönderdiği 10 işareti takip edip asıl rotanızı çizip doğru yönde gidebilirsiniz.

1) Dikkatsizliğin Getirdiği Kazalar

Mesela bugün serçe parmağınızı keskin bir yere vurmuş veya dirseğinizi birkaç defa bir yerlere çarpmış olabilir misiniz? Bu gibi kazalar evrenin aslında size yavaşlamanızı ve sonraki adımlarınızı atmadan önce düşünmeniz mesajını verdiğini gösterir.
Böyle durumlarla karşılaşıp kendinize istemeden zarar verdiğiniz oluyorsa, bu aslında kendi hayatınızda sezgilerinizi görmezden geldiğinizi veya belli bir durumun ardında yatan gerçeği göremediğinizi gösteren bir işaret olabilir.
Ayak parmaklarını istemeden bir yere vurmak sadece ufak bir kaza olabilir. Ancak sık tekrarlandığında, aslında evrenden gelen, yaşamınızdaki belli durumlara ışık tutacak mesajları fark etmek adına düşünmenizi tavsiye ederiz.
2) Unutkanlık

Kendinizi sürekli unutkanlıkla veya kaybettiğiniz eşyaların yerini hatırlamakla cebelleşirken buluyorsanız, evrenin sizin için mesajı; “ilerlemeden önce öncelikle özgüvenini sağlayıp daha sonra amacını ve hedefini kendi içinde oluşturmak için kendine zaman tanı ve kendini kontrol et” olabilir.
Aynı zamanda böyle durumlar, oluşturmak veya hayatta başarmak istediğiniz konulara dair daha açık ve net olmanız gerektiğini gösteriyor olabilir.

3) Devamlı Geç Kalmak

Trafiğe takıldığınız için geç mi kaldınız? Yada, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınızdan dolayı geciktiniz mi? Devamlı olarak bir yerlere gecikiyorsanız ve sürekli zamanla yarışıyor hissiyatına kapılıyorsanız, evrenden sizler için, dikkat etmeniz gereken önemli bir mesaj olabilir.
Gecikme ve sürekli bir zaman baskısı altında kalma durumu, aslında yaşamınızda aynı anda birçok işle uğraştığınız ve gerçekten yapmak istediklerinizle uyuşmayan durumlar altında kaldığınız anlamı taşıyor olabilir.

Siz hayatta akışta kaldığınız takdirde, zaman da sizinle birlikte akıp gidecektir. Aksi halde, akıştan kopup gittiğiniz vakit, zaman faktörüyle daha çok yüzleşirsiniz.
4) Dağınık Ortamlar

Odanızı veya bulunduğunuz ortamı temizlemeniz ne kadar zor olursa olsun, bir dağınıklığın sürekli sizi takip ettiğini ve evinizde belli bir yerde biriktiğini görüyorsanız, evrenden size üzerinde durup fark etmenizi istediği bir işaret olabilir.
Dağınıklık sizin hayatınızda bir işaret olarak, geçmişte bilinçaltınıza yerleşmiş bir anıyı veya durumu temizlemekten kaçındığınıza veya bir durumun altında yatan gerçeği göremediğinize dair bir mesaj veriyor olabilir.
Dağınıklığın oluştuğu ve biriktiği alandan yola çıkarak, bunun altında yatan duygusal sebepler ortaya çıkarılabilir. Örneğin, dağınıklığın oluştuğu alan devamlı mutfaksa, sizi duygusal yönden besleyen öz sevginiz ve öz bakımınızla ilgili meselelerde sorun yaşıyor olabilirsiniz veya yatak odanızda oluşan dağınıklık, ikili ilişkilerle veya yakın ilişkilerinizle ilgili sorunlardan haber verebilir.
5) Eşyaları Kırmak veya Düşürmek

Sürekli istemeden eşyalarınızı düşürüp kırıyorsanız, evrenden aldığınız mesaj, size zarar veren bir yolda yürüdüğünüze veya başarıya giden yolda kendi kendinizi sabote ettiğinize dair anlamlar taşıyor olabilir.
Eşyalarınızı düşürüyor veya kırıyor olmanız, aynı zamanda hayatınızdaki aşırı kontrolü bir müddet bırakmayı ve akışta kalmayı öğütlüyor olabilir. Özellikle de, hayatınızda, belirli bir alanda hissettiğiniz sıkışıklık ve durgunluk hissi, kendinizi sadece evrenin akışına bırakmanız gerektiğini doğrular bir niteliktedir.
6) Sık Sık Hastalanmak

Devamlı olarak enfeksiyon kapıp, soğuk algınlığı veya öksürük gibi rahatsızlıklar yaşıyorsanız, evrenden, yavaşlamanız ve yaşam yönünüzü ve gidişatınızı durup bir düşünmeniz gerektiğine dair bir mesaj alıyor olabilirsiniz. Bu işaretler aynı zamanda, hayatınızdaki kararları diğer insanların istekleri doğrultusunda alıp, kendi isteklerinizi hiçe saydığınız anlamını da taşıyor olabilir.
Sık sık hastalanmanız, belki de daha fazla dinlenmenizi, daha sağlıklı beslenmenizi ve iç huzurunuz için kendinize zaman ayırmanız gerektiğini hatırlatan bir işaret de olabilir.
7) Konuşmaktan ve Düşünmekten Kaçınmak

Yaşadıklarınız hakkında konuşmak istemiyor ve hatta olanları düşünmek bile istemiyor musunuz? Bu durum, hayatınızın gidişatındaki gerçekleri göremediğinize dair çok açık bir işarettir.
Önemli bir husus hakkında konuşmaktan kaçınıyorsanız, iç dünyanızda aslında karşı taraftın söyleyeceklerini duymaktan korktuğunuz mesajı yatıyordur. Aynı zamanda, yapmanız gerekeni bilip ancak harekete geçmeye korktuğunuzu gösteren bir işaret olabilir.
Kendi düşüncelerinizi ve sözcüklerinizi içinize hapsederseniz, zamanla ruhunuzla olan bağınızı yitirip onun isteklerini duymamaya başlarsınız.
8) Kaygı ve Stres

Günlük iş rutininize başlamadan önce karnınızda bir kaygı sancısı hissediyorsanız, doğru iş ortamında ve doğru yolda olmadığınızı gösteren net bir işaretle karşı karşıyasınız demektir.
Tabii ki, endişe farklı sebeplerden doğabilir. Ancak, sürekli bir yer veya kişi ile ilgili olarak stres ve kaygı problemi yaşıyorsanız, temel sebebi bulmak için biraz daha derine inmeniz gerekiyor demektir.
Genel olarak kaygı ve stres duyguları, hayatınızda bir takım değişikliklere gitmeniz ve isteklerinizle uyumlu bir rota çizmeniz gerektiğini öğütlüyor olabilir.
9) Başlanan İşi Bitirmede Zorluk Çekmek

Bir anda bir işe başlama şevkine gelip, ardından sürekli olarak tamamlayamama sorunu çekiyor musunuz?
Bir projeye veya işe tutunamayıp bir sonuca varamamak, hayatınızda ayaklarınızın yere gerektiği kadar sağlam basmadığnı vurgulayan bir işaret olabilir. Belki de bu iş, en büyük hedef ve arzularınızla uyuşmuyordur ve bu yüzden bitirme azmi bulamıyorsunuzdur kendinizde…
Fikirlerinizi hayata geçirmek konusunda zorluk yaşıyorsanız, yapacağınız en iyi şey; hayatın akışına teslim olmaktır. Bu yöntemi denerseniz, yeni bir yaşam yolu önünüze çıkabilir ve fikirlerinizi daha sağlam adımlarla yürütüp gerçekleştirebilirsiniz.
Başladığınız işi bitirmede yaşadığınız zorluk, dileklerinize giden yolda kendinize daha çok inanmanız gerektiğini öğütleyen bir işaret olabilir.
10) Sıkılmak

Hayatınızdan sürekli sıkılmanız, potansiyelinizi azami noktada kullanarak yaşamadığınızı gösteren oldukça iyi bir işarettir. Yaşam, birçok imkanla dolu olağanüstü bir olgudur. Sıkılmanızı gerektirecek bir sebep yoktur aslında.
Sıkılmak daha çok “rahat batması” tabirinden alışık olduğumuz gibi, hayat şartlarımız içinde aşırı rahat hissettiğimiz zamanlarda açığa çıkar.
Eğer gerçekten hayattan çok sıkılıyorsanız, yaşamınızda hangi alanlarda ne gibi değişiklikler yapmanız gerekiyor tespit edin. Örneğin, yeni bir hobi edinmek, kariyer planında değişiklik yapmak, seyahat etmek gibi kendinize tanıyacağınız imkanlar, hayatınızı canlandırıp sıkılganlığı ortadan kaldırabilir.
Evren bizlere yaşam yolumuzda ışık olacak birçok işaret göndermekte. Sezgilerimize güvenmek ve ruhumuzun isteklerine kulak vermek, kendimiz için yapabileceklerimizin en iyisi. Gördüğünüz işaretlere karşı duyarlı olun ve olumlu olanakların yaşam yolunuzu kolaylaştırmasına izin verin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »