“İstediğim hiçbir şeyi elde edemedim… Ama ihtiyaç duyduğum her şeyi elde ettim.”

anette inselberg cesaret

 

Bir Kelebeğin Dersi
Bir gün, kozada küçük bir delik belirdi; bir adam oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izledi. Ardından sanki ilerlemek için çaba harcamaktan vazgeçmis gibi geldi ona. Sanki elinden gelen her şeyi yapmış ve artık yapabileceği bir şey kalmamış gibiydi.
Böylece adam, kelebeğe yardım etmeye karar verdi. Eline küçük bir makas alıp kozadaki deliği büyütmeye başladı. Bunun üzerine kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük, kanatları buruş buruştu. Adam izlemeye devam etti. Çünkü her an kelebeğin kanatlarının açılıp genişleyeceğini ve bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu. Ama bunlardan hiç biri olmadı! Kelebek, hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de asla uçamadı.
Adamın iyi niyeti ve yardım severliği ile anlayamadığı şey, kozanın kısıtlayıcılığının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten çıkmak için göstermesi gereken çabanın, Allah’ın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve Bu sayede de kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda uçmasını sağlamak için seçtiği yol olduğuydu …..,,,,,
Bazen yaşamda tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey çabalardır.
Eğer Allah, yaşamda herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi, o zaman bir anlamda sakat kalırdık. O zaman olabileceğimiz kadar güçlenemezdik. Asla uçamazdık..
Güçlü olmak istedim… Ve Allah beni güçlendirmek için zorluklar yolladı.
Bilgelik istedim… Ve Allah çözmem için sorunlar yolladı.
Başarı istedim… Ve Allah bana çalışmam icin zeka ve kas gücü verdi.
Cesaret istedim… Ve Allah bana üstesinden gelmem gereken sorunlar verdi.
Sevgi istedim… Ve Allah bana, yardımcı olmam için Sorunlu insanlar yolladı.
İyilik istedim… Ve Allah bana fırsatlar yolladı.
“İstediğim hiçbir şeyi elde edemedim… Ama ihtiyaç duyduğum her şeyi elde ettim.”
Yaşamınızı korkusuzca yaşayın, zorlukların tümüne göğüs gerin ve onların üstesinden gelebileceğinizi açıkça gösterin.

Kristal Bir Şekil Seçin ve Çözülmemiş Geçmiş Yaşam Karmasını Ortaya Çıkarın

anette inselberg test

Bazen ne denli zor olursa olsun, hayatınızdaki bazı problemleri çözemezsiniz. Bu, görünüşte kötü şansınızı sorgulamanızı sağlayan hayal kırıklığı, üzüntü ve suçluluk duygusuna yol açabilir. Ama belki de sizin şansınız o kadar da kötü değildir. Ruhunuz bu karmik yaralanmayı iyileştirmek için bu yaşamı kullanmaya karar verdi.

1.Kristali Seçtiniz
Yaşamınızdaki toksik ilişkilerin neler olduğunu ve sağlıklı bir şekilde gitmelerine nasıl izin vereceğinizi belirleyin. Yaşamda, birçok farklı türden ilişki kuruyoruz.
Deneyimleri arkadaşlarımız, ailemiz, sevgililerimiz ve hatta iş arkadaşlarımızla paylaşıyoruz. Belki de tamamen yararlı olmayan birkaç ilişki vardır.
Geçmiş yaşamınızda, sevdiğiniz insanlar tarafından görmezden gelinmiş ve terk edilmiş olabilirsiniz. Şartsız olarak sizin için orada olacağını düşündünüz, ama bir şekilde kendinizi yalnız ve dikkatsiz buldunuz. Bu geçmiş deneyimi en iyi şekilde körü körüne düşünmek isteyebilirsiniz. Geçmiş yaşamınız bu kadar yalnızlık yarattığından sizi kötü muamele edip edemeyeceğini göremeyebilirsiniz. Bu hayatta, ağrıya ve kendinize zarar vermenize rağmen ilişkilere tutunursunuz.
Sonunda, yaralı ve büyük olasılıkla, yine yalnız kaldınız. Başkalarının çekirdek kişiliklerini değiştiremeyeceğinizi anlamanız gerekir. Onları ne kadar sevdiğinizden bağımsız olarak, eğer karmik olarak meydan okunuyorsa, büyük ihtimalle sizi inciteceklerdir.
Uyarı işaretlerine bakın ve daima sezginize güvenin. Zehirli ilişkilere devam etmenin ve ilerlemenin, karmik iyileşme için yapabileceğiniz en iyi şey olduğunu anlayın. Zehirli ilişkilerden kurtulabildiğiniz zaman, artık gerçek, sevgi dolu ilişkilerin hayatınıza girmesini sağlayabilirsiniz.

2.Kristali Seçtiniz
Kendinden şüphe etmeyin ve hedeflerinizi sabote etmeyin. Geçmiş yaşamlarınızda, fiziksel olarak, zihinsel ve maddi olarak, yaşamı değiştiren kayıplara yol açan bazı kararsızlıklar yapmış olabilirsiniz. Bu, bu hayatta özgüven eksikliğinden etkilenmenizi sağlar. Ama tüm insanların hata yaptığını aklınızdan çıkarmayın.

Herkes düşüyor, ama daha önemli olan, kendimizi nasıl yükselteceğimiz. Hayatınızdaki tüm olumlu başarıların stoklarını alın. Motive olun ve hayat boyu öğrenen bir öğrenci olun. Sonunda, sadece önemli olan sizin düşüncenizdir. Herhangi bir engeli aşabilme ve kendinize sadık kalma yeteneğine sahip olduğunuzu bilin.

3.Kristali Seçtiniz
Geçmiş yaşamınızda, maalesef, güvendiğiniz insanlar size ihanet etti. Bu ihanet verici davranış, bu hayatta insanlarla güven geliştirmenizi zorlaştırıyor. Kime güvenebileceğinden emin değilsin.
Muhtemelen onlara güvenmene ihtiyaç duyan insanların farkındasınızdır, ama her zaman tereddüt ediyorsunuz. Sizin de birisine karşı tamamen açık olmanızı engelleyen bazı engeller var. Sabırlı olun ve kişiyi iyi tanımanız için birkaç ay bekleyin.
İlk başta, nasıl devam edeceğini bilemezsiniz, ancak yakında karmik işaretleri göreceksiniz. Sezginizi kullanın ve sonra kişinin hayatınıza bir güven ortamı kazandırıp kazanmadığına karar verin. Başka insanların inançlarına ve güvenine sahip olmanın, kendinize olan inancınızı yeniden kazanabileceği zamanlar vardır.

Çoğaltın…

36527094_2114682378773976_8708030378570416128_n[1]

 

Kuş seslerini

Ayaklarınızın toprakla olan misafirliğini

Yeşil renge bakmayı

Müzik dinlemeyi

Kendinize vakit ayırmayı

İçtiğiniz su miktarını

Çocuklarla geçirdiğiniz vakti

Şükretmeyi

Yetinmeyi

Selam vermeyi

Tebessüm etmeyi

Şiir dinlemeyi

Küçük mutlulukları

Şarkı söylemeyi

Sevdiklerinle ve ailene daha çok zaman ayırmayı

Sevgini hak edene vermeyi

Normalleştirmeyin…

36565400_1977391029238775_8194940721963204608_o[1]
İş ve eş gereği ABD Houston Teksas’ta yaşıyorum.
Geçen hafta başımdan geçen ilginç ve gerçekten çok etkilendiğim olay, evime yakın bir postanede gerçekleşti. Yeni yıl hediyesi olarak internet aracılığıyla satın aldığım kol saati paketten camı çatlamış çıkınca, vakit kaybetmeden derhal iade formunu doldurup soluğu postanede aldım.
Postaneye girdiğimde 20-25 kişi kuyrukta hizmet bekliyordu. Burada Noel de yaklaştığı için marketten bir ekmek bile alınsa mecburen onlarca insan arkasında sıraya dizilip normalden çok daha uzun süre beklemek zorunda kalınıyor.
Hizmet eden sayısı sadece 2 kişi olunca, hele bir de hizmet edenler işinden, canından bezmiş bir suratla ve isteksizliğin yansıdığı süratle iş görünce bekleme süresi sabırları zorlayacak düzeye tırmanıyor. Girdiğim kuyrukta arkama döndüğümde bir 30-35 kişinin daha geldiğini gördüm. “Neyse, en azından ortalardayım” diye sevinme payı çıkardım.
Tam 40 dakika sonra sıra bana geldi. Paketi görevliye uzattım, “Adresler üzerinde yazılı” dedim. “Paketi neden bantla kapatmadınız?” diye sordu. Girişteki “Paket içeriğini görmek isteyebiliriz. Lütfen paketlerinizi açık bulundurunuz” uyarısını gösterdim. Sesini yükselterek sinirle “Kapıda ne yazdığını iyi biliyorum. Derhal paketinizi bantlayın” dedi. Sıradaki herkes artık bizi dinliyordu.
Yanı başındaki bantı göstererek, “Rica etsem verebilir misiniz?” dedim. Yanıt yine aynı yüksek sesle geldi: “Hayır, o bant bana ait, müşteri kendi bantını kullanacak!” “Yanımda bant yok, sizin bant için para ödesem…” dediğim an görevli hanım sesini daha da yükseltti.
3 adım ötede, bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki, sadece paketleme servisleri için yapılmış 20 dolarlık bantı işaret ederek satın almamı istedi. “15 santimetrelik kutu için bana o bantı aldırmanız size mantıklı geliyor mu?” diye sordum. “Bantı al ve derhal sıranın sonuna geç!” diye bağırırken sinirden kıpkırmızı kesilmişti. Aynı hışımla kuyruktaki bir sonraki kişiyi (“Sıradaki” anlamına gelen) “Next!” diye çağırdı.
İşte o an dondum kaldım… Çünkü sırada hiç kimse ilerlemedi. Sıranın başındaki beyefendi, “Şu kutuyu derhal bantlayın ve hanımefendinin işini bitirin önce” dedi. Görevli öfkeyle bağırıyordu: “Anyone else… Next!” 30 kişi yerinden kıpırdamıyordu.
İkinci görevliye de gitmiyorlardı. Hizmet durmuştu. Sıradan bir yaşlı bayan, “76 yaşındayım ve dizlerim ağrıyor, ama o bayanın paketini bantlayıp görevinizi yerine getirmediğiniz sürece buradan bir adım atmıyorum” dedi.
Görevli elimden paketi sinirle çekip kutuyu benim söylediğim postane bantıyla yapıştırdıktan sonra ödememi alana kadar karmakarışık duygularla kalakalmıştım. Neredeyse ağlamak üzereydim. Sıraya dönüp “Thank you all” (Hepinize teşekkürler) diyebildim sadece… Gülümseyerek el salladılar.
Dışarı çıkıp arabama oturunca kontağı çalıştırmadan bir süre park yerinde düşündüm. Herkesin işi gücü var. Nasıl oldu da tek bir kişi “Acelem var” diyerek sıranın önüne atlamadı? Nasıl oldu da onca kişi bir kişiye yapılan haksızlık için tepki gösterdi?
O sırada benden hemen sonraki yaşlı beyefendi işini tamamlamış, dışarı çıkmıştı. Arabama yaklaştı, pencereyi açtım. Gülümseyerek kafamdan geçen soruları yanıtladı:
“Size yapılan bu yanlış için üzgünüm. Doğada hayvanlar, ağaçlar ve hatta mikroplar birbirleriyle bağ içerisinde hareket ederken biz insanlar birbirimizden çok koptuk.
YANLIŞ, anında tespit edilerek sineye çekilmeden, derhal toplu olarak tepki gösterilmez ise ‘NORMALLEŞTİRİLİR’. O hizmet eden bayan bir dahaki sefere yanlış yaparken iki kez düşünecek. Biz görevimizi yaptık. Hadi size iyi seneler…”
NEVA ÇİTCİOGLU BANES
Alıntıdır:
http://sosyaldunya-net/normallestirmeyin/