Bir ilişki Ne Zaman Biter

anette inselberg bir ilişki ne zaman biter

 

Bir insanla ilişkinin nerede başladığını bulmak çok kolay. Adını duyduğun, sesini duyduğun ya da ilk tanıştığın, ilk göz göze geldiğin an ilişki çoktan başlamış olur. Ve sen o insan hakkında çoktan karar vermiş bile olursun. İşin şaşılacak tarafı yüzde doksan da doğru karar vermişsindir.
Hadi bakalım bir ilişkinin ne zaman başladığını kolayca çözdük. Peki, bir ilişki ne zaman biter?
İlişki tarafları yollarını ayırdıkları zaman mı biter? Yoo, hiç sanmıyorum. O dönem ilişkinin en kuvvetli yaşandığı dönemlerden biridir bence. Tekrar barışılacak mı sorgulamaları, pişmanlıklar, o ne dedi, ben ne dedimler, özlemler, kızgınlıklar, arasam mılar, aramalar, tekrar kavga etmeler, barışmalar… Bana hiç ilişki bitmiş gibi gelmedi…
İlişkinin kesin bittiğini kabul edelim. Bu sefer acaba arkadaş kalabilecek miyiz endişesi bizi sarar… İçten içe de arkadaş kalalım belki tekrar barışırız arka planda çalışmaya devam eder. İlişki hala devam ediyor anladığım kadarıyla.
Bu aşamadan sonra kimisi arkadaşlığa dönme becerisini gösterir kimisi kesin olarak görüşmeme kararı alır. İki durumda da ilişki yine de bitmez. Kesin olarak görüşmeme kararı aldığın kişiyi, görmezsin fakat düşünürsün çünkü. Ansızın biri onu soruverir. Bir şarkı çalıverir. Birisi saçlarını onun gibi düzeltir. Onun gibi kahkaha atar. Ya da yolda karşına çıkıverir.
Hele şimdinin dünyasında face’te sayfasına bakıp bakmama mücadelesi sürer gider. Acaba şu an ne yapıyor diye merak edersin.
Ya da aradan birkaç yıl geçer, birden aklına düşer. Kalbinde bıraktığı izler tekrar bir canlanır.
Bilmiyorum ama birisiyle tanıştığınızda çok dikkat edin. Sonsuza kadar sürecek bir ilişki başlamaktadır.
Sağlıcakla,
Anette İnselberg

Bu Yaz Neyin Zamanı Gelmiş? Mutlaka Öğren ve Hayatına Geçir…

anette inselberg zamanın gelmiş

Yapacağın şey çok basit gözünü kapat ve 1-den 10 a kadar bir sayı tut ve aşağıdaki açıklamayı oku:

 

1’i Seçmişsen: Evi temizleme zamanın gelmiş. Elma sirkesiyle bütün evi baştan sona sil bakalım…

2’yi Seçmişsen: Detoks zamanın gelmiş… Her sabah limonlu su iç ve günde en az 7500 adım at…
3’ü Seçmişsen: Kendine vakit ayırma zamanın gelmiş… Hemen bir hobi kursuna yazıl ve günde 20 dakika tek başına kal
4’ü Seçmişsen: Kültür etkinliği zamanın gelmiş… Hemen gazeteyi karıştır ve seni çeken ilk filme yada müzeye, ya da sergiye git…
5’i Seçmişsen: Kitap okuma zamanın gelmiş… Hemen ”Mutluluk Sanatı” ya da ”Başlangıç” ya da ”Yalnızca Yavaşladığınızda Görebileceğiniz Şeyler” ya da ” Her Şey Değişir” kitabını al ve okumaya başla
6′ yı Seçmişsen: Tatil zamanın gelmiş… Hemen gazeteyi aç ve sana uyan seni çeken yere rezervasyonunu yaptır.
7’yi seçmişsen: Duygusal Detoks Zamanın Gelmiş… İçinde kalan, pişman olduğun, sana acı veren her şeyi yaz ve yak…
8’i Seçmişsen: Dilek dileme zamanın gelmiş… Dileklerini bir kağıda yaz sonra evdeki saksına ”çoktan oldu bile- çoktan oldu bile- çoktan oldu bile” diyerek kağıdı ek…
9’u seçmişsen: Arkadaşlarına zaman ayırma vaktin gelmiş… Hemen bir organizasyon ayarla, toplanın ve bol bol içinizi dökün, rahatlayın, gülün, eğlenin…
10’u seçmişsen: Sadaka Verme Zamanın Gelmiş: Yolda ihtiyacı olduğunu düşündüğün üç kişiye gönlünden ne koparsa ver…
Sağlıcakla,
Anette İnselberg

Beynimizi sağlıklı ve zinde tutabilmek için gerekli uygulamaları şöyle:

ANETTE İNSELBERG BEYİN SAĞLIK ZİHİN ZİNDE

 

Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlhan Elmacı’nın, en önemli organımız olan beynimizi sağlıklı ve zinde tutabilmek için gerekli uygulamaları şöyle:
Tüm vücudu kumanda eden beynimizin sağlığının anne karnından itibaren yaşam boyu koruyup geliştirilmesi büyük önem taşıyor.
Tüketilen besinlerden, uyku düzenine; gün içindeki etkinliklerden, spora hatta içten bir gülümsemeye kadar birçok nokta beyin sağlığına etki ediyor. Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlhan Elmacı, beyin dostu uygulamalar hakkında bilgi verdi.
1. Beyin gelişimi ve sağlığını destekleyen gıdaları tüketin :
Beyin gelişimi anne karnında başladığı için anne adaylarının özellikle folik asit içeriği yüksek olacak şekilde düzenli beslenmesi önem taşımaktadır. Alzheimer ve bunama riskine karşı yetişkinlerde de dikkat edilmesi gereken folik asit desteği için fasulye, bezelye, ıspanak, şalgam, limon ve portakal gibi gıdalar tüketilmelidir.
Muz ve kuru baklagiller : B vitamini içeren muz, kuru baklagiller, et, balık, yağsız süt, yoğurt ve yeşil yapraklı sebzelerin tüketilmesi önemlidir. Hafıza ve zeka gelişimi bakımından B vitamini önemli bir yer tutmaktadır. Aynı zamanda B vitamini yeni hücreler üretilmesine ve var olan hücrelerin yapısının korunmasına yardımcı olmaktadır.
Balık : Beyin fonksiyonlarının daha düzgün çalışması, hafızayı güçlendirerek daha hızlı düşünebilmek için omega 3 bakımından zengin balık belirli aralıklarla mutlaka tüketilmelidir.
Kaju ve yer fıstığı : Beyinde yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan gerilemeyi yavaşlatmak için; E vitamini bakımından zengin ceviz, fındık, kaju, yer fıstığı, ay çekirdeği, susam, keten tohumu tüketilmelidir.
Üzüm ve çilek : Dopamin salgılanmasını sağlayan üzüm problem çözme yeteneğini artırırken, yüksek oranda antioksidan içeren çilek, yaban mersini gibi meyveler ile domates, havuç gibi sebzeler belleği geliştirerek beyni korumaktadır.
2. Türk kahvesinden vazgeçmeyin :
Kültürümüzde önemli bir yeri olan Türk kahvesi, beynin çalışmasını motive eden uyarıcıların en önemlilerindendir. Kahvenin içinde bulunan ve beyinde uyarıcı görev yapan kafeinin yorgunluğu azaltıcı etkisinin yanında konsantrasyon ve uyanıklığı yükselten özelliği de bulunmaktadır.
Ara öğün gibi değerlendirilen Türk kahvesi yapılış, sunuş ve tüketimi bakımından fabrikasyon olarak nitelendirilen diğer kahvelerden farklılıklar içermektedir. Bir ritüel eşliğinde tüketilen Türk kahvesi, yarattığı fiziksel etkilerinin yanı sıra gün içinde hoş bir mola verilmesine olanak sağlayarak beynin dinlenmiş vaziyette tekrar motive olması konusunda da etki göstermektedir.
3. Hayatınızda özel anları artırın :
Türk kahvesinin tüketiminde olduğu gibi kişinin hayatında özel anlara zaman ayırması, vücudun birçok hormon salgılamasına zemin hazırlamaktadır. Dinlenen müzik, sevilen bir arkadaşla zaman geçirilmesi, spor hatta zevkle tüketilen bir yemek bile mutluluk sağlayan birçok hormonun salgılanmasını harekete geçiriyor.
Beyin sağlığı için oldukça önemli olan bu hormonlar insanın duygu sistemini kontrol eden ve hafıza için hayati öneme sahip olan limbik sistemi uyararak harekete geçirmektedir.
4. Beyninize 4 mevsimi yaşatın :
Gelişen teknoloji ile birlikte özellikle büyük şehirlerde büyük bir elektro manyetik çöplük oluşmaktadır. Algılamayı etkileyen elektromanyetik alan uyaran kirliliğine neden olarak beyinde aşırı yüklenmeye yol açmaktadır. Odaklanma problemi, dikkat dağınıklığı, unutkanlık gibi birçok soruna neden olan elektromanyetik alanlar beynin dinlenmesine ve kendini yenilemesine izin vermemektedir.
Beynin kendisini en fazla yenilediği zaman dilimi olan uyku anında elektro manyetik etki yapabilecek cep telefonu, televizyon gibi ürünlerin kişinin yakınında olmaması gerekmektedir. Kaliteli bir uyku ile bir ilkbahar havasında güne başlayan beynin mevsimlere benzetilirse gün içinde 4 mevsimi de yaşaması gerekmektedir.
5. Uyku düzeniniz tarlakuşu gibi olsun :
Beynin gün içinde 4 mevsimi yaşamasının yanında gece ve gündüzü de biyoritme uygun saatlerde gerçekleştirmesi önemlidir. Tarlakuşu örneğinde olduğu gibi kişi gibi erken yatıp güne erken başlandığı zaman vücudun salgıladığı steroit, melatonin gibi hormonlardan en üst seviyede faydalanmaktadır.
Erken kalkıp uygun besinlerle yapılan kahvaltının ardından salgılanan hormonlar sayesinde beyin, enerjik, algısı yüksek ne ekilirse verim alınacak bir toprak gibi güne başlamaktadır. Doldur boşalt ritmiyle hareket eden beynin en iyi temizlendiği ve kendini yenilediği uyku saatlerini kaliteli hale getirmek hayati önem taşımaktadır.
6. Beyninizin yükünü kahkaha ile hafifletin :
Dilimize yerleşen “Bir kahkaha bir kalem pirzola” deyimi aslında gerçeği yansıtmaktadır. İçten bir kahkaha beyne oksijen gitmesini kolaylaştırırken tansiyonu dengede tutulmasına ve hormonların düzenlenmesine zemin hazırlamaktadır.
Gülme esnasında, beyindeki alt kranial sinirler koordineline olarak çalışarak, endorfin salgısının yükselmesine ve pozitif uyarıcıların devreye girmesine olanak sağlamaktadır.
Omurga sağlığında olduğu gibi 45 dakika çalışıp 15 dakika dinlenme esasına beyin sağlığı için de uyulması gerekmektedir. Gün içinde gülmek, bir arkadaşla sohbet etmek veya kahve gibi ritüellerle beyindeki yükü azaltarak es verdirilmesi gerekmektedir.
7. Tek başınıza bulmaca çözdüğünüz kadar sosyal aktivitelere de ağırlık verin :
Bulmaca çözmenin beyin sağlığı ve hafıza için önemli olduğu bilinmektedir. Ancak gün içinde gerçekleştirilen sosyal aktiviteler hafızaya bulmaca çözmekten çok daha iyi gelmektedir.
Kişinin tek başına oturup saatlerce bulmaca çözmesi yerine bir bulmaca çözdükten sonra sokağa çıkarak sosyal ortama girmesi, arkadaşlarıyla zaman geçirmesi veya aile ziyaretlerine gitmesi beyin sağlığı bakımından önemlidir.
8. Beyninizi sporla güçlendirin :
Kalp damar, diyabet, tansiyon gibi hastalıkların kontrol altında tutulmasında önemli rol oynayan düzenli egzersiz ve spor, beyinde de olumlu etkiler yapmaktadır.
Mutluluk hormonu olarak bilinen endorfin hormonunun salgılanmasını artıran spor, insani ilişkilerde daha yapıcı hareket etmeyi sağlarken mutluluk eşiğinin yükselmesine zemin hazırlamaktadır.
Demans, Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklardan kaçınmak için düzenli egzersizin hayatın bir parçası haline getirilmelidir. Uygun şekilde tamamlanan bir sportif aktivitenin zemininde becerikli şekilde tamamlanmış bir zihinsel aktivitenin bulunduğu unutulmamalıdır.

PİRİNÇ SUYU VE FAYDALARI…

anette inselberg pirinç suyu
Pirinç suyu saçlara iyi geliyor. Bunu dünyadaki en uzun saçlı kadınların Çin’de yaşamasından da fark edebiliyoruz.
Araştırmalara göre pirinç suyunda yıpranmış saçları iyileştiren İnositol isimli bir karbonhidrat türü bulunuyor. Bu karbonhidrat saçtaki pirinç suyu durulandıktan sonra bile saçta kalıyor ve koruma sağlıyor. Pirinç suyu ayrıca saç köklerini koruyan, saça hacim kazandıran ve saçı parlatan aminoasitler içeriyor.
Pirinç suyunun faydaları sadece saçla sınırlı değil. Pirinç suyu cildi serinletiyor ve rahatlatıyor. Bu özelliğiyle ayurveda uzmanları tarafından iltihabı gidermek için kullanılıyor.
Pirinç suyu ayrıca nemlendirici ve antioksidan özellikleriyle yaşlanma lekelerini gideriyor, iltihap kurutuyor ve cildi nemlendiriyor.
Pirinç suyu ile saçlara ve cilde sağlık kazandıran, yüzde yüz doğal ve yan etkisiz kürleri yapabilirsiniz.
Pirinç suyu nasıl yapılır?
Sudan geçirerek kirden arındırdığınız 1 ölçek pirince 3 ölçek su koyarak kaynatın. Daha sonra pirincin suyunu süzün. Kullanacağınız zaman üç yemek kaşığı pirinç suyunu bir bardak suyla seyreltip kullanabilirsiniz. Pirinç suyu beş gün boyunca buzdolabında saklanabilir.
NERELERDE KULLANABİLİRSİNİZ?
1. Saçlarınızı kuvvetlendirmek için
Pirinç suyu saçlarınızı kuvvetlendirirken yeni saçların çıkma hızını arttırır.
Saçınızı şampuanladıktan sonra suyla seyrelttiğiniz pirinç suyunu saça dökün. Kafa derinize nazikçe masaj yaparak yedirin ve 5 dakika kadar bekleyin. Ardından saçınızı normal su ile durulayın.
2. Yüz temizleyici ve tonik olarak kullanın
Yüzünüzü temizlemek için pirinç suyu kullanabileceğiniz gibi cildinizi gerginleştirmek, gözenekleri sıkılaştırmak için de kullanabilirsiniz.
3. Akneler üstünde kullanın
Pirinç suyu içerdiği vitamin, mineral ve amino asitlerle akneleri tedavi eder ve kızarıklığı giderir. Suyu pamuk topuna dökerek akneli bölgeye uygulayın. Durulamadan bırakın.
4. Güneş yanığını tedavi edin
Pirinç suyunu güneş yanıklarının üstüne sürerek acıyı dindirebilir ve kızarıklığı giderebilirsiniz. Pirinç suyunu yanık bölgeye uygulayın. Durulamadan bırakın. Cildiniz çabucak kendini toparlayacaktır.
(Derlenmiştir)

İYİLEŞMENİN EN EMİN YOLU FREKANSINI YÜKSELTMEK…

anette inselberg frekans

 

Ünlü bilinç araştırmacısı, Dr. David Hawkins, uygulamalı kinesiyoloji yardımıyla insan duygularını ölçtü ve her duygunun belli seviyedeki enerji frekansına ve gücüne sahip olduğunu ortaya koydu.
Dünyaca kabul edilen tablo yukardaki gibidir.

Bir dalganın belli bir zaman birimi (genellikle saniye) içerisinde tekrarlanma sıklığına, yani bir saniye içindeki döngü sayısına “frekans” denir. “Hertz” birimiyle ölçülür. Herşey titreşmektedir. Bu nedenle herşeyin frekansı vardır. İnsan bedenindeki her hücrenin kendine göre bir doğal frekansı vardır. Aynı şekilde, her hastalığın, her bakterinin , her virüsün de doğal frekansı vardır. Her hücreyi kendi doğal frekansına döndürmek, bedeni sağlığa kavuşturur. Bedenin frekansıyla çatışan, onu bloke eden dalga boyları ise hastalığa hatta ölüme neden olabilir. Yalnız maddî/fiziksel şeylerin değil, duyguların, düşüncelerin, isteklerin, ilişkilerin, filmlerin, kitapların, dokümanların, toplumsal konuların ve bireysel bilincimizin de frekansı vardır.
Amerikalı Bilim Adamı Dr. David Hawkins , ( 1927-2012) frekanslar , frekansların bilinç düzeylerinde etkisi , ilişkisi üzerine binlerce araştırma yapmış ve ortaya Hawkins bilinç haritası denen Tabloyu çıkarmıştır. Yaptığı deneylerde , yüksek frekanslı duygu ve düşüncelerin ; düşük frekanslı olanlardan daha güçlü ve etkili olduğunu . En yüksek frekansa ulaşmış bir bilincin düşük frekanslı 70 milyon bilinci dengelediğini klinik olarak kanıtlamış ve Power vs Force – An Anato my of Consciousness ( Güç Kuvvete Karşı – Bilincin Anatomisi ) Kitabında detaylı olarak anlatmış.
Yapılan araştırmalardan kritik seviyenin 200-cesaret olduğu, ölçümü 200 un altında çıkan duyguların düşüncelerin, durumların kişiyi ve çevresini zayıflattığı , yorduğunu, aşağıya çektiğini ortaya çıkartmış.
Bir başka ilginç bulguysa , yüksek bilinç frekanslarının şaşırtıcı sayıda düşük frekansı dengelediği yönünde . Bireylerden herhangi birinin bilinç frekansı yükseldiğinde , çok sayıda düşük frekanslı bilinci etkileyip dengeleme imkanı olması .
Tablo şöyle :
300 seviyesindeki bir kişi 200’ün altındaki 90.000 kişiyi,
400 seviyesindeki bir kişi 200’ün altındaki 400.000 kişiyi,
500 seviyesindeki bir kişi 200’ün altındaki 750.000kişiyi,
600 seviyesindeki bir kişi 200’ün altındaki 10 milyon kişiyi,
700 seviyesindeki bir kişi ise 200’ün altındaki 70 milyon kişiyi dengelediği görülmüş.
Pozitif ve herşeyi olduğu gibi kabullenen mutlu bir insanın yaydığı enerji, 90.000 insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Sevgiyi gerçek anlamda yaşayan bir insanın yaydığı enerji,750.000 insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Barış ve huzur içinde yaşayan bir insanın yaydığı enerji,10 milyon insanin yaydıgı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Mevlanalığı yaşayan bir insanın yaydığı enerji,70 milyon insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Peygamber,budha seviyesinde yaşayan bir insanın yaydığı enerji ise tüm insanlıgın yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir…
Yapılan araştırmalar ve sonuç teyitleri yıllar sürmüş ve yüzbinlerce denek üzerinde çalışılmış.
Hawkins, insanlığın %85’inin 200’ün altında titreştiğini, son dönemde insanlığın ortalama farkındalık seviyesinin 204’e ulaştığını, yani negatif-pozitif sınırını aştığını, ancak insanın anlamlı bir şekilde tatmininin 250’nin altında gerçekleşemediğini yazmaktadır.
Bireyler gibi, toplumların ve kültürlerin, ülkelerin, coğrafyaların da titreşim seviyeleri vardır. Bu titreşimler , o alanda yaşayan insanlar, bitkiler , toprak, hava, eşyalar, binalar vs tarafından oluşturulmaktadır. 200’ün altındaki enerji alanları, açlık, kıtlık ve hastalıkların çok yaşandığı, cahillik ve işsizliğin çok olduğu, ilkel şartlara sahip ortamlardır. Tatmin edici bir yaşam 250 lerde başlamaktadır. 300’lerde teknolojik ve ekonomik olarak çok gelişmiş bir toplum mümkün olmakta, 400’lerde ise yüksek bir eğitim, bilgi, kültür ve sanat seviyesi yaşanacaktır. 500, başka bir büyük sıçramanın gerçekleştiği bir eşiktir. 500’lerin sonlarında toplum artık spiritüel bir toplum haline gelmektedir. 600, bütün topluma şefkat ve sevginin hâkim olduğu, bütün eylemleri sevginin yönlendirdiği bir seviyedir.
Şimdi tablonun 200 ün altında kalan ve 200 ün üstünde kalan kısımlarına tekrar göz atalım . Sonra dönüp içimize, düşüncelerimize, sözlerimize, dualarımıza bakalım . Biz acaba bu tablonun neresindeyiz. Yaşadığımız yeri, mahalleyi, kenti, ülkeyi, dünyayı iyileştirmek için bizim üzerimize düşen nedir ?
Kaynak : Power vs Force – An Anato my of Consciousness
Dr. David Hawkins