Derle, topla, rahatla kitabından… Bir Şeyi Atamadığınız Zaman Ne Yapmalı…

shopping[1]

 

Bir şeyi elimde tutmaya karar verirken başvurduğum kriter, dokunduğumda bana haz verip vermemesinden geçmektedir. Ne var ki, atmanız gerektiği gerçeğine direnmek insanın doğasında vardır. Haz vermediği halde atmak konusunda kendimizi bir türlü ikna edemediğimiz eşyalar ciddi bir sorundur.
İnsan muhakemesi içgüdüsel ve rasyonel olmak üzere iki geniş başlık altında toplanabilir. İş, neyi atacağınıza geldiğinde, sorun yaratan asıl şey rasyonel muhakememizdir. İçgüdüsel olarak nesnenin çekici olmadığını bilsek de zihnimiz onu atmamıza engel olmak için bir dizi sebep üretir. Mesela, “Daha sonra buna ihtiyacım olabilir” veya “Bunu atmak israftan başka bir şey değil” gibi. Bu düşünceler zihninizi meşgul ederken kurtulmanız imkansız hale gelir.
Tereddüt etmenin doğru bir şey olmadığını iddia etmiyorum. Karar verememek, bahsi geçen nesneye belli bir orana bağımlılığımız olduğunu gösterir. Zaten karar verirken sadece içgüdünüze güvenerek hareket edemezsiniz. Müsrif davrandığınız düşüncesinin dikkatinizi dağıtmasına izin vermeyecek şekilde elinizdekiyle ne yapacağınıza karar vermeniz işte bu yüzden önemlidir.
Eğer atması zor bir şeye rastlarsanız, ilk olarak bunu neden edindiğinizi düşünün. Bu eşyayı ne zaman satın aldınız, o dönemde sizin için ne ifade ediyordu? Hayatınızdaki rolünü bir kez daha gözden geçirin. Mesela satın alıp da bir kez olsun giymediğiniz kıyafetler varsa, hepsini birer birer mercek altına alın. Kıyafeti nereden ve neden almıştınız? Sırf vitrinde havalı görünüyor diye aldıysanız, heyecan yaratması konusundaki işlevini yerine getirmiş demektir. O halde neden olsun bir kez olsun giymediniz? Eve gelip üzerinizde deneyip bedeninize uymadığına mı fark ettiniz? Eğer öyleyse ve eğer artık aynı tarzda ve renkte kıyafet almıyorsanız, o zaman önemli bir işlevini daha yerine getirmiş demektir ve vazgeçerek şöyle söylemekte özgürsünüz, “Seni aldığımda bana verdiğin sevinç için teşekkür ederim”.
Her objenin oynayacak farklı bir rolü vardır. Her kıyafet size havı dökülüp aşınıncaya kadar giymeniz için gelmez. Aynı şey insanlar için de geçerlidir. Hayatınızda karşılaştığınız her insan yakın bir arkadaşınız ya da sevgiliniz olacak değildir. Bazılarını anlaşması zor ve geçimsiz bulabilirsiniz. Ama bu kişiler de size hangi tip insanlardan hoşlandığınıza dair kıymetli bir ders verir, bu nedenle siz de bu özel insanları daha da fazla takdir edersiniz.
Atamayacağınız bir şeyle karşılaştığınızda, onun hayatınızdaki gerçek amacı üzerinde dikkatle düşünün. Sahip olduğunuz şeylerin ne kadarının rolünü yerine getirdiğini görünce şaşıracaksınız. katkılarını kabul ederek ve bunlardan minettarlıkla vazgeçerek, hayatınızı ve sahip olduğunuz şeyleri tam olarak düzene koyabilirsiniz. Sonunda kalacak olanlar gerçekten büyük değer verdiğiniz eşyalar olacaktır.
Sizin için önemli olan şeyleri gerçekten bağrınıza basmak için, ilk olarak amaçlarından uzun yaşamış olanları atmanız gerekir. Artık ihtiyacınız olmayan bir şeyi atmak ne israftır ne de ayıp. Dolapta çok derinlerde gömülü olan veya çekmecede varlığını unuttuğunuz bir eşyaya gerçekten büyük değer verdiğinizi söyleyebilir misiniz?

Eşyalarınn hisleri olsaydı kuşkusuz mutlu olmazlardı. Onları mahkum ettiğiniz hapishaneden çıkarın, özgür bırakın. Onları sürdüğünüz o ıssız adayı terk etmelerine yardım edin. Onları şükranla serbest bırakın. Toplamayı bitirdiğinizde sadece siz değil, eşyalarınız da kendilerini temiz ve yenilenmiş hissedeceklerdir.

Marie kondo / Derle, Topla, Rahatla

Bu kadar başarılı ve anında etki eden bir maskeyi parayla satın alabileceğinizi sanmıyorum.

cilt-bakimi[1]

 

Yıllardır sofralarımızın baş köşesinde yer alan ve binbir derde deva olan yoğurt, cilt sağlığında da oldukça önemli bir role sahiptir.
★ Yoğurt içerisinde çok sayıda çinko minerali bulunur. Çinko minerali ise sivilcelerin temel sebebi olan sebum salgısını azaltır ve ciltteki kızarıklıkları yok eder.
★ Yoğurt antibakteriyel bir maddedir. Bu yüzden de sivilcelerdeki iltihapları yok eder ve sivilcelerdeki bakterilerin yok olmasını sağlar.
★ Cillteki kırışıklıkları düzgün hale gelmesini sağlar ve cildin yenileyerek parlamasını sağlar.
★ Siyah lekelere, kızarıklıklara ve yanıklara uygulanabilir. Hızlı çözüm sağlar ve cilt sorunlarını söküp atar.
Yoğurt Maskesi için Gerekli Malzemeler:
2 yemek kaşığı kadar organik süzme yoğurt
1 yemek kaşığı kadar organik bal
1 yemek kaşığı kadar doğal limon suyu

 

Yoğurt Maskesinin Hazırlanışı: İlk olarak temiz bir kavanoz veya kase tezgaha konulmalıdır. Daha sonra süzme yoğurda bal eklenmelidir. 45 saniye kadar iki karışım iyice karıştırılmalı ve ardından limon suyu bu karışıma eklenmelidir. Yaklaşık 2 dakika kadar daha karıştırılmalı ve karışımın iyice oturduğu gözlemlenirse uygulama kısmına geçilmelidir.
UYGULANIŞI:
Hazırlanan maske istenilen sorunlu bölgeye sürülür. Daha sonra sürülen bölgeye yavaşça yedirmelisiniz.
30 Dakika beklemeli ve ardından temiz su iyice yıkamalısınız.

Kaynak: bitkilog

4 Yaşındaki Kız Adama Yaşlı Dedi – Adamın Cevabı Harika Oldu

svaret[1]

Bazen, yaşlı insanları göz ardı ediyoruz. 80 yaşına girdiler diye onların da duyguları ve düşünceleri olduğunu unutuyoruz veya önemsemiyoruz.
Uzun bir hayatınız oldu diye, yeni arkadaşlar edinemezsiniz diye bir kural da yok. Tam aksine, yaşlı insanların ilgiye ihtiyaçları olduklarından, arkadaş edinmeye daha açık oluyorlar.Az sonra okuyacağınız hikâyeyi değerli kulan da bu. Hikâye, 4 yaşındaki Norah ve yaşlı bir adam arasında geçiyor…

Yedi çocuk annesi Tara, 4 yaşındaki kızı Norah ile alışverişe gittiğinde hayatlarını değiştiren bir şey yaşadılar. “Kızım Norah, 4 yaşına girmeden bir gün önce sıradışı bir şey yaşadı.
Kızımı, kreşten aldım ve eve doğru yürüyorduk. Derken, karşıdan karşıya geçen yaşlı bir adam dikkatini çekti.
Annesine ve kulak misafirlerine şöyle bir açıklama yaptı küçük kız: “Yaşlıları çok seviyorum çünkü tıpkı benim gibi yavaş yürüyorlar. Yine aynı benim gibi yumuşacık ciltleri var. Kısa süre sonra hayatlarını kaybedecekler ve bu yüzden onları çok ama çok sevmeliyiz.”
Başta, küçük bir çocuğun bunları söylemesi tuhaf geliyor ancak düşününce böyle bir kızım olduğu için çok şanslı olduğumu anladım.
Kızımın söylediklerinden çok etkilendim ve eve gidince durumu Facebook’ta paylaştım. Kızımın söylediklerinin ne kadar arkasında olduğunu bilmiyordum.

Doğum gününün olduğu ertesi gün, kızımı yine kreşten aldım. Yolda yürürken, yemekten sonra altı kardeşiyle beraber yemek için cupcake istedi.
Doğum günü çocuğuna ‘Hayır’ demek ne mümkün.

Norah’yı, araç şeklindeki market arabasına bindirdim ve cupcake almak için pasta reyonuna gittik. Cupcake aldıktan sonra ben de içecek bir şeyler arıyordum.
Kafamı yana çevirdiğimde Norah’nın arabanın içinde birisine, “Merhaba yaşlı amca! Bugün benim doğum günüm!” dediğini duydum.
Adamın, saçları bembeyaz cildi ise kırışıktı. Kızıma, ‘yaşlı amca!’ demeden önce ikaz etmeye çalışsam da artık çok geçti. Adam, hemen arkasına döndü.
Kızımın söylediğine alınmış olsa bile belli etmedi. Yumuşak bir tavırla, “Merhaba küçük kız! Kaç yaşında girdin bakalım?” diye sordu.
Kızım ve adam bir süre sohbet ettiler. Adam, kızıma “İyi ki doğdun!” dedi ve ayrıldık.

Birkaç dakika sonra kızım, “Anne, yaşlı amcayla fotoğraf çektirebilir miyim?” diye sordu. Çok tatlı bir soruydu ancak adamın kızımla fotoğraf çektirmek istediğinden emin olamadım.
Birkaç reyon ötede yaşlı adamı bulduk ve kendisine, “Kusura bakmayın. Kızımın adı Norah ve bugün doğum günü olduğundan sizinle fotoğraf çektirmek istiyor” dedim.
Adamın şaşkın tavrı bir anda neşe ve mutlulukla yer değiştirdi.
Elinin göğsünün üstüne koyarak şaşırmış bir tavırla, “Fotoğraf mı? Benimle mi?” diye sordu.
“Evet, doğum günüm için” dedi Norah.
Telefonumu çıkardım ve ikisinin fotoğrafını çektim. Kızım elini yaşlı adamın elinin üstüne koydu. Yaşlı adam elleriyle, kızımın minik ellerini okşarken suratında mutlu bir ifade vardı. Kızımın elini öptü ve yanağından makas aldı. Çok sevinmişti. Adını sordum. ‘Bana Dan diyebilirsiniz’ dedi.
Diğer müşterilerin önünü istemeden kapatmış olduk ancak itiraz etmediler. Markette sevgi dolu anlar yaşanıyordu. Norah ve Dan, uzun süredir birbirini görmemiş iki arkadaş gibi sohbet etmeye devam etti.

Biraz sonra Dan’e, bize vakit ayırdığı için teşekkür ettim. Gözleri yaşardı ve “Hayır, asıl ben teşekkür ederim. Uzun süredir geçirdiğim en güzel gündü. Beni çok mutlu ettiniz, Bayan Norah” dedi.
Kızım ve Dan birbirlerine sarıldıktan sonra ayrıldık. Norah, yaşlı adam marketten ayrılana kadar onu izledi.
Kasaya geldiğimizde gözlerim yaşarmadı desem yalan olur.
O gün yaşadığımız olay beni derinden etkiledi ve diğer insanların da bilmesi için Facebook’ta paylaştım.
Olayı anlatan bir mesaj ve ikilinin fotoğrafını koydum Facebook’a.

O gece, yazımı okuyan ve Dan’i tanıyan birisi bana mesaj attı.
Meğerse, geçtiğimiz mart ayında eşi Mary vefat etmiş ve adam yapayalnızmış. Dan ile ilgilenmemiz, mesajı yollayan kişinin çok hoşuna gitmiş.
Mesaj atan kişinin telefon numarasını aldım ve birkaç gün sonra aradım.

Dan’in minik ve sıcacık evini ziyarete gittik. Evin içinde, ona hala eşi Mary’i hatırlatacak fotoğraflar ve eşyalar vardı. Dan, saçını kestirmiş ve tıraş olmuştu. On yaş daha genç görünüyordu. Küçük bir masaya, Norah’nın resim çizmesi için kâğıt ve kalemler çıkardı. Kızımdan, buzdolabının üstüne yapıştırması için kendisine bir resim çizmesini istedi. Kızım da büyük bir istekle kabul etti ve resim çizmeye başladı.
O gün, Dan’in evinde neredeyse üç saat oturduk. Konuşkan ve sevimli kızımdan çok etkilenmişe benziyordu. Kızıma tavuk ikram etti ve yanağına bulaşan ketçabı temizledi.

Tam evden ayrılacaktık ki, bize bahçeye kadar eşlik etti ve bahçesinde yetiştirdiği kırmızı güllerden birini koparıp kızıma verdi. Kızım hala o gülü saklıyor. Gül, kurumuş bir şekilde yastığının altında bekliyor.
Norah, her gün Dan’i soruyor ve adam hakkında endişeleniyor. Adamın, soğukta üşüyor olacağından, yalnız yaşamasından ve hatta sandvinin arasına koyacağı bir peyniri olup olmadığından endişeleniyor. Kızım, adamın mutlu olmasını ve sevildiğini bilmesini istiyor.
Dan de Norah’yı düşünüyor. Birkaç ziyaretimizin ardından bizimle bir sırrını paylaştı. Eşi vefat ettiğinden beri uyuyamıyormuş. Kızımla tanıştığı günden itibaren ise her gece rahatça uyuyormuş. ‘Norah beni hayata döndürdü’ dedi bana.
Bunu duyunca çok duygulandım ve yanaklarımdan gözyaşları süzüldü.

78 yıllık beraberliklerinden sonra, Dan ve Mary sanki hala birbirlerini evlerinde hissediyor gibiydiler.
Norah ve ben, Dan’i her hafta ziyaret etme sözü verdik. 15 dakikalığına bile olsa onu her hafta ziyaret edecektik ve en sevdiği peynirden getirecektik.
Şükran Günü’nde, Dan’i akşam yemeğine davet ettik. Artık o, ailemizin bir parçası. Artık, dokuz kişilik bir aileyiz. Tıpkı Norah’nın da söylediği gibi ‘Onu çok seviyoruz!”.
Bazen, yeni tanıştığımız yabancılar hayatımızı değiştirebiliyor. İnsanlara bir şans verin.”
Hikâyeden çıkarmamız gereken çok ders var. Yaşlı insanlara nazikçe yaşlanmalı ve hallerini hatırlarını sormalıyız. Yeni insanlarla tanışmaktan korkmayın.
Hikâyeyi arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin.

kAYNAK: MUCİZE TADINDA

Depresyondan Çıkmak İsteyenlere Stephen Hawking’den Çok Önemli 5 Tavsiye

Ekran-Resmi-2018-02-13-14.10.46[1]

İnsanlık tarihinin gelmiş geçmiş en zeki insanlarından biri olarak kabul edilir Stephen Hawking.
İnsanların tarihi boyunca çok az insanın cesaret edebileceği şeyleri sorgulayan, zihnini ve beynini sonuna kadar bilime açmış, bilim için çalıştırmış bir bilim insanı.
Hawking, belki de çok az insanın sahip olabileceği hazineler ile doğmuştu. Onu düşünmesi için sorgulaması için kendini geliştirmesi için teşvik eden bir ailesi ve büyük bir zihin dünyası vardı.

 

Ancak daha 21 yaşında ALS hastalığının çirkin yüzüyle tanıştı. Kariyerinin zirvesine doğru yol olurken bu hastalık en büyük şanssızlığı oldu.
ALS hastalığı yüzünden sandalyeye bağlı olarak yaşamını sürdürmek zorunda kalan Hawking keskin zekası ile bu olumsuzluklara batıp kalmadı. Aksine büyük bir azim ve hevesle kendini fizik bilimine adadı. Doktorlar kendisine iki üç yıl ömür biçti ancak o tüm bu olumsuz şartları olumluya çevirdi ve rağmen içinde bulunduğu olumsuz şartları olumluya çevirdi ve big bang teorisi dahil olmak üzere bir çok çalışma ile dünyaya adını duyuran bilim insanı haline geldi.
1)Çıkış her zaman vardır.

Kara delikler bilindiği kadar kara değildir. Önceden düşünüldüğü gibi sonsuz hapishaneler de değillerdir. Kara deliklerin dışına çıkılabilir ve muhtemelen de başka evrenlere geçiş yapabiliriz. Yani bir kara delikte sıkıştığınızı düşünüyorsanız vazgeçmeyin. Çıkış her zaman vardır. Aşağıya değil yukarıdaki yıldızlara bakın. Çalışmaktan vazgeçmeyin. Çalışmak yaşamınıza bir anlam ve amaç katar. Aşkı bulacak kadar da şanslıysanız eğer, bilin ki aşk orada, onu kaybetmemek için her şeyinizi verin.

2)Hayat var olduğu sürece umut da her zaman vardır.

Acı çeken herkesin istediğinde hayatını sona erdirme hakkı olmalıdır. Ama bence bu büyük bir hata olur. Hayat ne kadar kötü görünürse görünsün yapabileceğiniz ve başarabileceğiniz bir şey vardır. Hayat var olduğu sürece umut da her zaman oradadır.
3)Doğru bir bakış açısı ile her şeyi değiştirebilirsiniz.

Eğer hayat sizin önünüze bir engel çıkardıysa, bu sizin suçunuz değildir fakat bu engeli önünüze çıkaran dünyayı suçlamak ve insanlardan yardım beklemek de hiç iyi bir fikir değil. Doğru bir bakış açısı ile bulunduğunuz durumdan maksimum seviyede avantaj sağlayabilirsiniz.
Fiziksel olarak engelli olan birisinin, bu durumun üstüne bir de psikolojik olarak engelli olmayı kaldırması oldukça güçtür. Bence insanlar fiziksel engellerinin zorluk çıkarmayacağı işlerle ilgilenmeliler. Örneğin Olimpiyat oyunlarına dair içimde bir ilgi ya da sevgi beslemiyorum. Öte yandan bilim, engelliler için son derece uygun bir alan çünkü her şey zihinde gerçekleşiyor.
4)İnsanları cesaretlendirin!

Yapamadığım şeyler teorik fizik alanında çalışırken hayatımda tam olarak bir engel oluşturmadı. Ailem, eşim, çocuklarım ve meslektaşlarım hep yardımcı oldular. İnsanlar her zaman başkalarına yardımcı olmaya niyetlilerdir fakat siz de elinizden gelenin en iyisini yaparak onları cesaretlendirmek zorundasınız!
Ve son olarak..

5)Hayat size ekşi limonlar sunmuş olabilir ama şüphesiz onları kullanmanın bir yolunu bulabilirsiniz!

kAYNAK: MÜTHİŞ PSİKOLOJİ

Elif Şafak’ın Kaleminden Dökülen ve Okuyanları Düşündüren 10 Alıntı

elif-safak-firarperest[1]

 

1. “Kaderinse dünya küçüktür, ama kaderin değilse, çıkmaz sokakta bile karşılaşamazsın…”

 

2. ” Ertelemek, yaşamın mayasını kaçırır. Kızdıysan bağır, sevdiysen söyle, özlediysen arkasından koş.”

3. “Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar.
Aşk bir milad demektir.
Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra”
Aynı insan olarak kalmışsak
Yeterince sevmemişiz demektir.
Birini seviyorsan onun için yapabileceğin
En anlamlı şey
“Değişmektir!”.
O kadar çok değişmelisin ki , sen sen olmaktan çıkmalısın…

4. ”… Hava soğuyunca değil, yüreği soğuyunca başlarmış insanın kışı…”
5. “Senin gönlün değişirse, dünya değişir.”

6. “Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin..”

7. “Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi degil.
Kılavuzun daima yüregin olsun,omzun üstündeki kafan degil.
Nefsini bilenlerden ol silenlerden degil!!”

8. “Şayet tembelik ve dedikodu denen iki kanat olmasa şeytan asla bu kadar yüksekten uçamazdı.”

9. “Allah aşkı derya deniz gibidir.Kendi meşrebince her insan ondan su alır.Fakat kimin ne kadar su alacağı kabının büyüklüğüne bağlıdır.
Kiminin kabı fıçıdır,kiminin kova, kiminin Kırbadır, kiminin matara.”

10. “Annem demişti ki birine kızar ya da kırılırsan, kafanda o kişinin çehresini, sevdiğin birinin çehresiyle değiştir.”

Bu 4 Karttan Birini Seçin Ve Yolunuzu Aydınlatacak Büyük Cümleleri İşitin!

bir-kart-secin-filoji[1]

 

Kupa Yedilisi

Tarotun çok anlamlı kartlarından olan Kupa Yedilisi fiziksel alemden kendini uzaklaştırıp duygu ve hayaller aleminde kaybolmaya işaret eder. Bu kartı gören kişi istekler ve hayaller dünyasında kaybolmuş ve ne istediğini neyin peşinde koşacağı konusunda kararsızdır. Kupa yedilisi isteklerin ve hayallarin bizi gerçek hayattan uzaklaştırmasına dikkat çeker ve bize gerçek hayata geri dönme çağrısı yapar. Hayal kurmak ya da isteklerin hiç bitmemesi, gereğinden fazla düşünme gibi eylemler size hiçbir şey kazandırmayacaktır. Bu kart çoğu durunda açık bir uyarıdır. Bu kartı gören kişi hayaller dünyasından çıkıp kendine daha gerçekçi hedefler koymalıdır.

Tılsım İkili

Bu kart sürekli devam eden bir alışkanlık döngüsüne saplandığımızda ve hayatımız tekdüze bir hale geldiği zamanlarda karşımıza çıkar. Bu kartı gören kişi her gün aynı şeyleri yapmakta dolayısıyla aynı sonuçları elde etmektedir. Değişim ancak farklı şeyler denediğimizde, kabuğumuzdan çıkmaya, döngüyü kırmaya cesaret ettiğimizde ve sadece bizim tarafından yapıldığı taktirde hayatımıza girecektir. Bu kartı gören kişinin bu gerçeğin farkına varması gerekmektedir. Karttaki gömülü sonsuzluk işareti (8) bu döngüyü bu şekilde devam ettirdiğimiz sürece sonsuza kadar beklediğimiz değişimin cereyan etmeyeceğini bize hatırlatır. Bu kart bize önem verdiğimiz işlerin hayatta kaçırdığımız şeylerden daha önemsiz olabileceği konusunda uyarı verir. Bu kartı gören kişi çevresine ve kaçırdığı fırsatlara bir kez daha bakmalıdır…
Yıkılan Kule

Ani ve beklenmedik değişimlerin kartıdır. Ancak yıkılan kule kartı güven duygumuzu kaybetmekle de yakından alakalıdır. Tıpkı kulenin bir dış güç tarafından yıkılması gibi bu kart belirdiğinde sahip olduğumuz bir şeyi kaybetmemiz ve kendimize, yaşadığımız çevreye, arkadaşlara veya aileye güvensiz hissetmemiz doğaldır. Yıkılan kule kendimizle yüzleşmediğimiz ve bize acı veren sorunları kendi içimizde halletmediğimiz sürece kaçacak yer olmadığını bize hatırlatır. Bu deşiğim kişinin yaşadığı yerde ya da kendini en güvende hissettiği yerde de yaşanıyor olabilir ve o kadar ani olmuştur ki değişimden kaçma fırsatı bile bulunamayabilir. Ancak amaçta budur zaten, değişen, acı veren, kaçma hissi uyandıran her neyse, onunla yüzleşin. Feraha kavuşmanın tek yolu kendi kendinize düşünmek!

Kılıç Ası

 

Kılıç Ası kaderde çok önemli bir dönüm noktasına varmanın simgesidir. Bu kart ihtiyaç duyulan kararlılığın, kaynağın veya özgüvenin ele geçmesi ve kılıçların kaldırılmasıyla ilgilidir. Kartı görene başarıya ulaşmak için gerekli tüm şartlar sunulmuş ve ihtiyaç duyulan iç cesaret ele geçmiştir. Bu kartı seçen kişiler için önümüzdeki günlerde motivasyon amaca ulaşma arzusu oldukça yüksek olacaktır. Kılıç ası aynı zamanda kişinin kendisinin yanı sıra onu destekleyenlerinde başaracağına olan inancının tam olduğunu gösterir. Bu kartın belirdiği nokta tam anlamıyla kişi için güzel bir başlangıç noktası ve bu süreci tetikleyen olaylar zincirinde ilk olayın cereyan edeceği noktadır. Hazır olun, yakında ok yaydan çıkacaktır ve değişim başlayacaktır…

Bu İki Kelimeyi Aklınızdan Çıkarmayın: Kullanmaya Başladığınızda Beyin Yapınızı Değiştiren 2 Kelime

ama-yerine-ve-kullanin[1]

 

‘’İstemeyi bırak, yapmaya başla. Hayatının kontrolünü ele geçir!’’. Bu ifade, usta bir yazar olan ve Standford üniversitesinde profosörlük yapan Bernard Roth’un The Achievement Habit (Başarı Alışkanlığı) adlı kitabının temel ilkelerinden birisidir. Yazara göre, başarıya ulaşmamızın sırrı yalnızca iki kelimeyi kelime dağarcımızdan çıkarıp yerine bu iki sihirli kelimeyi eklemek. Bu yazımızda söz konusu olan yazarın daha iyi bir yaşam sürülmesi adına verdiği tüyoları anlatacağız.

Bernard Roth
1.‘’Ama’’ yerine ‘’ve’’ Kullanın
‘’Sinemaya gitmek istiyorum ama yapacak bir ton işim var’’ yerine ‘’sinemaya gitmek istiyorum ve yapacak bir ton işim var’’ derseniz ne olur sizce?

Profesör Roth şöyle kaleme almış: ‘’ ‘’ama’’ kelimesini kullandığınız zaman eylemler arasında aslında olmasa da bir çatışma çıkarıyorsunuz. Ancak ‘’ve’’ bağlacını kullandığınız zaman beyniniz gayri ihtiyari bir şekilde cümlenin iki kısmını da bir bütün olarak algılıyor.’’
Dilbilim’de bu tür cümle yapıları, bağlacın olduğu yan cümleler arasındaki bağdaştırıcı veya ayrıştırıcı bileşik cümleler olarak bilinmektedir. Esas itibariyle ‘’ama’’ , ‘’buna rağmen’’ , ‘’ancak’’ bağlaçları cümle içersindeki bir ifadeyle diğer bir ifade arasında zıtlık bildirmek için kullanılmaktadır.

Oysa ‘’ve’’ bağlacını ele alırsak, bu bağlacın birleştirici ve daha olumlu bir işlevi vardır.
Buradan hareketle, belki de alışkanlıklarınızı değiştirmenin zamanı gelmiştir. Artık biliyorsunuz ki ‘’yeni bir mobilya alamak istiyorum ama tamir etmem gerek’’ ifadesi yerine ‘’yeni bir mobilya almak istiyorum ve tamir etmem gerek’’ ifadesini kullanmak daha iyi bir seçim olacaktır.
2. ‘’Zorundayım’’ yerine ‘’İstiyorum’’
Roth kitabında şöyle vurgulamış: ‘’Bu alıştırma insanların yaptığı bir takım şeylerin (işe gitmek gibi), hatta onlara zevk vermeyen şeylerin bile aslında kelime seçimleriyle alakalı olduğunu farkına varmasında oldukça etkilidir.’’Sadece küçük bir yüklem değişikliği hayatınızın gidişatını değiştirebilir. Eğer her sabah uyanıp işe gitmeyi ölüm olarak gürüyorsanız hayatınız cehenneme dönecektir.

 

Fakat işin aslına bakacak olursanız, bir şeyleri değiştirmek düşündüğünüzden daha kolay. Sadece her sabah işinizle ilgili neyi sevdiğinizi düşünün. Örneğin, karmaşık bir projeyi bitirmenin size verdiği o rahatlama hissini veya meslektaşlarınızla çay içip hoş vakit geçirdiğinizi düşünebilirsiniz. Aynı zamanda işten evinize gelip de ailenize kavuştuğunuz o anı da düşünebilirsiniz. İster inanın ister inanmayın, bu basit strateji sizi bütün gün pozitif bir enerjiyle yüklü tutacaktır.

Öylece oturup çalıştığınız günün sonlanmasını beklemek yerine, çalıştığınız şirket hakkında ne yapmak istediğinizi, nasıl iyi getirisi olan bir kariyer elde edebileceğinizi, becerilerinizi sergileyebileceğinizi ve kendinizi nasıl ödüllendirebileceğinizi düşünün. Eğer genel olarak işinizden nefret ediyor ve bununla ilgili hiçbir şeyi de değiştirmek istiyorsanız suçlamanız gereken tek kişi kendinizsiniz.

 

Gördüğünüz gibi, ‘’ailemi ziyaret etmek zorundayım/gerek’’ yerine ‘’ailemi ziyaret etmek istiyorum’’ arasında dağlar kadar fark var. Ne hakkında konuştuğunuzun bir önemi olmaksızın, her zaman ‘’zorundayım’’ yerine ‘’istiyorum’’ demek daha iyidir. Bu stratejiyi hayata geçirmek kolay değildir AMA başarıya ulaşmak ZORUNDAYSANIZ bu strateji gereklidir. Ancak bu strateji başarıya ulaşmak İSTİYORSANIZ gerekli VE de kolaydır.