Sağlıklı bir beyin için yapılması gerekenler nelerdir? Bunları yaptığınızda beyniniz zehir gibi olacak

1843950_6ba7e968090c589737bb099f65202f77_640x640[1]

 

Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlhan Elmacı, beyin dostu uygulamalar hakkında çok bilgi verdi. Bu bilgiler en önemli organımız olan beynimizi sağlıklı ve zinde tutabilmek için çok önemli. Okuyun, sevdiklerinizin de okuması için okuduktan sonra paylaşmayı unutmayın.

Tüm vücudu kumanda eden beynimizin sağlığının anne karnından itibaren yaşam boyu koruyup geliştirilmesi büyük önem taşıyor.

 

Tüketilen besinlerden, uyku düzenine; gün içindeki etkinliklerden, spora hatta içten bir gülümsemeye kadar birçok nokta beyin sağlığına etki ediyor. Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlhan Elmacı, beyin dostu uygulamalar hakkında bilgi verdi.

1. Beyin gelişimi ve sağlığını destekleyen gıdaları tüketin :

Beyin gelişimi anne karnında başladığı için anne adaylarının özellikle folik asit içeriği yüksek olacak şekilde düzenli beslenmesi önem taşımaktadır. Alzheimer ve bunama riskine karşı yetişkinlerde de dikkat edilmesi gereken folik asit desteği için fasulye, bezelye, ıspanak, şalgam, limon ve portakal gibi gıdalar tüketilmelidir.

 

Muz ve kuru baklagiller : B vitamini içeren muz, kuru baklagiller, et, balık, yağsız süt, yoğurt ve yeşil yapraklı sebzelerin tüketilmesi önemlidir. Hafıza ve zeka gelişimi bakımından B vitamini önemli bir yer tutmaktadır. Aynı zamanda B vitamini yeni hücreler üretilmesine ve var olan hücrelerin yapısının korunmasına yardımcı olmaktadır.

Balık : Beyin fonksiyonlarının daha düzgün çalışması, hafızayı güçlendirerek daha hızlı düşünebilmek için omega 3 bakımından zengin balık belirli aralıklarla mutlaka tüketilmelidir.

Kaju ve yer fıstığı : Beyinde yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan gerilemeyi yavaşlatmak için; E vitamini bakımından zengin ceviz, fındık, kaju, yer fıstığı, ay çekirdeği, susam, keten tohumu tüketilmelidir.

Üzüm ve çilek : Dopamin salgılanmasını sağlayan üzüm problem çözme yeteneğini artırırken, yüksek oranda antioksidan içeren çilek, yaban mersini gibi meyveler ile domates, havuç gibi sebzeler belleği geliştirerek beyni korumaktadır.

2. Türk kahvesinden vazgeçmeyin :

Kültürümüzde önemli bir yeri olan Türk kahvesi, beynin çalışmasını motive eden uyarıcıların en önemlilerindendir. Kahvenin içinde bulunan ve beyinde uyarıcı görev yapan kafeinin yorgunluğu azaltıcı etkisinin yanında konsantrasyon ve uyanıklığı yükselten özelliği de bulunmaktadır.

Ara öğün gibi değerlendirilen Türk kahvesi yapılış, sunuş ve tüketimi bakımından fabrikasyon olarak nitelendirilen diğer kahvelerden farklılıklar içermektedir. Bir ritüel eşliğinde tüketilen Türk kahvesi, yarattığı fiziksel etkilerinin yanı sıra gün içinde hoş bir mola verilmesine olanak sağlayarak beynin dinlenmiş vaziyette tekrar motive olması konusunda da etki göstermektedir.

3. Hayatınızda özel anları artırın :

Türk kahvesinin tüketiminde olduğu gibi kişinin hayatında özel anlara zaman ayırması, vücudun birçok hormon salgılamasına zemin hazırlamaktadır. Dinlenen müzik, sevilen bir arkadaşla zaman geçirilmesi, spor hatta zevkle tüketilen bir yemek bile mutluluk sağlayan birçok hormonun salgılanmasını harekete geçiriyor.

Beyin sağlığı için oldukça önemli olan bu hormonlar insanın duygu sistemini kontrol eden ve hafıza için hayati öneme sahip olan limbik sistemi uyararak harekete geçirmektedir.

4. Beyninize 4 mevsimi yaşatın :

Gelişen teknoloji ile birlikte özellikle büyük şehirlerde büyük bir elektro manyetik çöplük oluşmaktadır. Algılamayı etkileyen elektromanyetik alan uyaran kirliliğine neden olarak beyinde aşırı yüklenmeye yol açmaktadır. Odaklanma problemi, dikkat dağınıklığı, unutkanlık gibi birçok soruna neden olan elektromanyetik alanlar beynin dinlenmesine ve kendini yenilemesine izin vermemektedir.

Beynin kendisini en fazla yenilediği zaman dilimi olan uyku anında elektro manyetik etki yapabilecek cep telefonu, televizyon gibi ürünlerin kişinin yakınında olmaması gerekmektedir. Kaliteli bir uyku ile bir ilkbahar havasında güne başlayan beynin mevsimlere benzetilirse gün içinde 4 mevsimi de yaşaması gerekmektedir.

5. Uyku düzeniniz tarlakuşu gibi olsun :

Beynin gün içinde 4 mevsimi yaşamasının yanında gece ve gündüzü de biyoritme uygun saatlerde gerçekleştirmesi önemlidir. Tarlakuşu örneğinde olduğu gibi kişi gibi erken yatıp güne erken başlandığı zaman vücudun salgıladığı steroit, melatonin gibi hormonlardan en üst seviyede faydalanmaktadır.

Erken kalkıp uygun besinlerle yapılan kahvaltının ardından salgılanan hormonlar sayesinde beyin, enerjik, algısı yüksek ne ekilirse verim alınacak bir toprak gibi güne başlamaktadır. Doldur boşalt ritmiyle hareket eden beynin en iyi temizlendiği ve kendini yenilediği uyku saatlerini kaliteli hale getirmek hayati önem taşımaktadır.

6. Beyninizin yükünü kahkaha ile hafifletin :

Dilimize yerleşen “Bir kahkaha bir kalem pirzola” deyimi aslında gerçeği yansıtmaktadır. İçten bir kahkaha beyne oksijen gitmesini kolaylaştırırken tansiyonu dengede tutulmasına ve hormonların düzenlenmesine zemin hazırlamaktadır.

Gülme esnasında, beyindeki alt kranial sinirler koordineline olarak çalışarak, endorfin salgısının yükselmesine ve pozitif uyarıcıların devreye girmesine olanak sağlamaktadır.

Omurga sağlığında olduğu gibi 45 dakika çalışıp 15 dakika dinlenme esasına beyin sağlığı için de uyulması gerekmektedir. Gün içinde gülmek, bir arkadaşla sohbet etmek veya kahve gibi ritüellerle beyindeki yükü azaltarak es verdirilmesi gerekmektedir.

7. Tek başınıza bulmaca çözdüğünüz kadar sosyal aktivitelere de ağırlık verin :

Bulmaca çözmenin beyin sağlığı ve hafıza için önemli olduğu bilinmektedir. Ancak gün içinde gerçekleştirilen sosyal aktiviteler hafızaya bulmaca çözmekten çok daha iyi gelmektedir.

Kişinin tek başına oturup saatlerce bulmaca çözmesi yerine bir bulmaca çözdükten sonra sokağa çıkarak sosyal ortama girmesi, arkadaşlarıyla zaman geçirmesi veya aile ziyaretlerine gitmesi beyin sağlığı bakımından önemlidir.

8. Beyninizi sporla güçlendirin :

Kalp damar, diyabet, tansiyon gibi hastalıkların kontrol altında tutulmasında önemli rol oynayan düzenli egzersiz ve spor, beyinde de olumlu etkiler yapmaktadır.

Mutluluk hormonu olarak bilinen endorfin hormonunun salgılanmasını artıran spor, insani ilişkilerde daha yapıcı hareket etmeyi sağlarken mutluluk eşiğinin yükselmesine zemin hazırlamaktadır.

Demans, Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklardan kaçınmak için düzenli egzersizin hayatın bir parçası haline getirilmelidir. Uygun şekilde tamamlanan bir sportif aktivitenin zemininde becerikli şekilde tamamlanmış bir zihinsel aktivitenin bulunduğu unutulmamalıdır.

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

BU KAPILARIN ÖNÜNDE DURDUĞUNU DÜŞÜN. HANGİ RENGİ VE HANGİ KAPIYI SEÇERSİN?

61f58bb751197121d2c84f1b309d3efe_800x420-1[1]

 

Mavi Kapıyı Seçtiyseniz:

Seçimin çok büyük bir öğrenen olduğunu ve mükemmel becerilere sahip olduğunu gösteriyor. Analitik bir zihin ve hafif mizaç sahibi olduğun belirlendi. Dikkate değer disiplinin ve kendini mükemmel bir şekilde kontrol edebilmen seni sen yapan özelliklerin.

Yeşil Kapıyı Seçtiyseniz:

Seçimin çok özenli olduğunu ve genellikle arabulucu rolü üstlendiğini gösteriyor. Başkaları ile ilgilenmek senin gücündür. Çok canlısın ve pozitif enerjiyle dolusun. Hep 100% verirsin! Başkalarında iyi bir dinleyicisin ve hep mükemmel bir tavsiyede bulunursun. Arkadaşların bundan dolayı ilk sana gelirler.

Mor Kapıyı Seçtiyseniz:

Sen eşsiz sanatsal yeteneklere ve gizemli bir çekiciliğe sahipsin. Son derece samimi ve yardımsever birisin ve gözlem gücün seni her durumda destekliyor. Sakin kişiliğin ve olağanüstü çekiciliğin seni sen yapan özellikler. Sen fikirlerle dolusun ve insanlarla empati kurabiliyorsun.

Pembe Kapıyı Seçtiyseniz:

Sen eşsiz bir tarz duygusu ile doğmuşsun ve inanılmaz iyi bir vizyona sahipsin. Sen kararlarını hızlı verirsin ve çözümlerini net olarak karşında bulursun. Daima kendi fikrini oluşturan bili olarak çok güçlü bir karaktere sahipsin. Son derece makul ve tuttuğunu koparan birisin.

Gri Renkli Kapıyı Seçtiyseniz:

Sen eline aldığın her şeyi dikkatli bir şekilde yaparsın ve bir şeye odaklandığın zaman çok çalışkansın. Kişisel ilişkilerde dengeyi bulmak için gayret gösterirsin. Çok çalışmak senin için ilk sırada gelir. Ancak başarıya ulaştıktan sonra tadını çıkarırsın. Zarif bir zevke sahipsin ve gerçek bir pasifistsin

Yalınayak Toprakta Yürümek “Grounding” Hayatınızı Değiştirebilir

14719745_1781322278796499_2219785376568967168_n[1]

 

Yalınayak Toprakta Yürümek “Grounding” Hayatınızı Değiştirebilir

Yalın ayak vaziyette herhangi bir toprak parçasına basıp birkaç adım atmanın yani nam-ı diğer “grounding” in hayatınızda büyük değişikliklere yol açabileceğini tahmin eder miydiniz? Son yıllarda toprakta yürümenin faydaları üzerine yapılan bir çok araştırma çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin yaygın vücut ağrısı ve yorgunluğunu azalttığını, vücutta iltihaplanmayı önlediğini hatta uyku düzenine olumlu etki ettiğini ortaya çıkardı.

Gerçektende üzerinde fazla düşünmeden bu duruma göz gezdirdiğimizde sadece çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin sağlığımıza bu denli olumlu etki ettiğine inanabilmek çok güç. Ancak toprakta yürümenin faydaları aslında bilimsel olarakta kanıtlanmış durumda. Toprak yüzeyi negatif yüklü elektronlar yaymakta ve çıplak ayakla yeryüzü ile direkt temas ettiğimizde vücudumuz bu negatif elektronlarla yüklenmekte ve bu negatif elektronlar insan bedeni üzerinde hayal edilmesi dahi güç birçok olumlu etkiye sahip.

Yukarıda gördüğünüz resim, çıplak ayakla toprağa basılarak yapılan 20 dakikalık bir yürüyüşün yüz çevresindeki kan dolaşımını nasıl arttırdığını gösteriyor. Koyu mavi kısımlar kan dolaşımının az olduğu bölgeleri temsil ederken, kırmızı tonlardaki kısımlar kan dolaşımının yüksek olduğu bölgeleri işaret ediyor. Bu araştırmayı yürüten Pittsburgh Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Dr. James Oschman çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin bir çok kronik rahatsızlığa karşı doğrudan iyileştirici ve önleyici etkiye sahip olduğunu dile getiriyor;

Serbest Radikallerin Dolaşımını Azaltır Ve İltihaplanmanın Önüne Geçer

Aslında metabolizmanın düzgün işleyebilmesi için gerekli olan serbest radikaller sigara, x-ray cihazları ve diğer bir çok kimyasal ve elektronik sayesinde vücudumuzda dolaşım miktarını arttırarak vücudumuza zarar vermeye ve kısacası bizi yaşlandırmaya başlarlar. Yapılan bazı araştırmalar antioksidanların vücudun iltihaplanmasına sebep olan bazı serbest radikalleri nötrülize ettiğini ortaya koymuş.

Toprakta yürümenin faydaları arasında vücutta yarattığı antioksidan bir etkiyi göz önünde bulundurursak, çıplak ayakla atacağımız bir kaç adımın iltihaplı hastalıklara yakalanma oranımızı düşüreceğini düşünmek hiçte yanlış bir çıkarım olmaz.

Toprakta Yürümek Psikolojimize İyi Geliyor

Sahilde çıplak ayakla ufakta olsa bir yürüyüş yaptıktan sonra kendinizi bir hayli rahatlamış hissetiğiniz oldu mu? İnanın yalnız değilsiniz. Gaetan Chevalier tarafından yapılan bir araştırmaya göre gün içerisinde en az bir saat boyunca toprak üzerinde çıplak ayakla vakit geçirenler, geçirmeyenlere oranla kendilerini ruhsal açıdan daha rahatlamış hissetiklerini rapor ettiler.

Tabi bu konu üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar daha çok kişisel beyana bağlı. Ancak sonuçlar ortada. Buradan yola çıkarak gün içerinde çıplak ayakla atacağımız bir kaç adım stres, kaygı gibi bir çok psikolojik sorunda yardımcı tedavi olarak görülebilir.

Çıplak Ayakla Toprağa Basmak Uyku Kalitenizi Arttırıyor

Eğer sizde kronik olarak uyku problemleri çeken, yada daha kötüsü insomnia yaşayan şanssız azınlıktansanız çıplak ayakla toprak üstünde yürümek vücuttaki kortizol seviyesini düşürdüğünden dolayı size yardımcı olabilir. The Journal Of Alternative and Complementary Medicine ‘de yayınlanan bir çalışmaya göre uyurken çıplak ayakları özel olarak hazırlanmış yatak içi düzenek sayesinde toprağa deydirilen deneklerin gece salgıladıkları kortizol oranı kayde değer biçimde düşmüş ve gün içerisindeki kortisol oranlarıda yine önceki kayıtlara oranla daha düşük seyretmiş. Kortisol ‘un amiyane tabirle diğer adının “stres hormomu” olduğunu düşünürsek, düşük kortizol seviyesinin iyi bir uyku için neden çok önemli olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Doku Onarımını Hızlandırır ve Yaraların İyileşme Süresini Kısaltır

Daha öncede Tour De France ‘da yarışan bisikletçilerin “Earthing Recovery Bags” olarak adlandırılan uyku tulumu benzeri ancak içi toprak materyalleri ile dolu tulumların içerinde vakit geçirerek toprağın kaslar üzerindeki iyileştirici etkisinden faydalandıkları biliniyor. Ancak siz evinizde böyle bir lükse sahip olmasanızda, yaptığınız egzersizleri çıplak ayakla toprak üzerinde yaparak aynı iyileştirici etkileri kendi bedeniniz üzerinde gözlemleyebilirsiniz.

Kalp Sağlığına İyi Geliyor

Toprak üzerinde çıplak ayakla yürümenin faydaları üzerine yapılan bir araştırma, çıplak ayak gezmenin kanın akışkanlığını arttırdığını ve pıhtılaşmanın önüne geçtiğini ortaya koyarak kalp sağlığının korunmasında önemli faydalar sağlalayabileceğini öne sürüyor. Çıplak ayakla toprağa basmak kırmızı kan hücreleri içerisindeki zeta potansiyelini arttırarak kırmızı kan hücresi sayısında yükselmeye sebep oluyor.

Negatif elektrik yüklü olan kırmızı kan hücrelerinin vücutta artışı kan akışının hızlanmasına sebep oluyor ve böylelikle pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Bu noktada zaten hali hazırda kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar, kullananların yalın ayak toprağa basma alıştırmalarını günlük rutinlerine eklemeden önce doktora danışmalarında fayda olduğunu belirtmekte yarar var.

Adet Öncesi Sendromu – PMS ‘in Etkilerini Azaltyor

Adet öncesi sendromu – PMS çoğu kadında kendini baş ağrısı, çabuk sinirlenme, göğüs büyümesi, vücudun genelinde şişme ve ani depresyon olarak belli ediyor. Adet öncesi sendromunu dindirmek için verilen önerilerden çoğu gerçektende birçok kadında işe yaramamakta. Eğer sizde PMS esnasında yaşadığınız sıkıntılara tam olarak çözüm bulamadıysanız ve farklılıklara açıksanız çıplak ayakla toprak üzerinde yürümeyi denemenizde fayda var. Bunun sebebi daha öncede belirttiğimiz gibi toprak üzerinde yalın ayak yürümenin vücuttaki kortizol yani “stres hormonu” nu azalatması. Kim bilir, belkide yıllardır çektiğiniz adet öncesi sendromu – PMS ‘in ilacı çıplak ayakla toprakta yürümektir?

Egzersiz Sonrası Kas Yanmasının Daha Hızlı Geçmesini Sağlıyor

Uzunca bir süre spora ara verdikten sonra yada düzenli spor yapsanız dahi normalden daha zorlayıcı bir antremanın ertesi günü kaslarınızda yoğun bir yanma hissedersiniz. Yabancıların deyimi ile DOMS ( Delayed Onset Muscle Soreness) bizim deyimimizle “et kesiği” dediğimiz bu olay kasta biriken laktik asitin oluşturduğu bir rahatsızlıktır. Bu ağrıyı dindirmenin buz masajı yada esneme hareketleri gibi rahatlatmaya yönelik tedavileri olsada ne yazık ki, ağrıyı anında bitirecek bir çözümü bulumuyor.

Ancak bunlara ek olarak yapılan son araştırmalar yalın ayak toprağa basmanın antreman sonrası oluşan kas ağrısını yoğun biçimde azalttığına dair sonuçlar ortaya koyuyor. The Journal of Alternative and Complementary Medicine ‘de yayınlanan bir pilot çalışma kas kütlesini düzenli olarak çalıştıran vücut geliştirmeciler ve diğer sporcular için umut verici sonuçlar ortaya koymakta.

Toprakta Yürümenin Faydaları – Kilo Vermenize Yardımcı Olabilir

Enerji seviyemiz dengeli olmadığında ve yoğun stres hissettiğimizde genellikle kötü yiyecek seçimleri yaparak, yüksek oranda şeker yada yağ içeren yiyeceklere yönelerek kendimizi rahatlatmaya çalışırız. Stres altında olduğumuz vücudumuz “stres hormonu” dediğimiz kortizol salgılar ve bu durum beynimize bedenimizi rahatlatması emrini verdirtir. Tabi birçoğunuzun aklına geleceği üzere rahatlamak için ilk olarak alkollü içkiler yada çabuk tüketilebilir şekerli gıdalar yöneliriz. Ve tabi kaçınılmaz son olarak kilo alırız. Oysa ki, stres hormonu salgılanmasını dengeleyebilir, yeterli uyku alabilir isek, sağlıklı seçimler yapma ve kendimize uygun bir hayat stili seçme şansımız daha yüksek olacaktır.

Daha önce yukarıda defalarca bahsedildiği gibi toprak üzerinde çıplak ayakla yürümek stres hormonunun düşürülmesinde etkili bir role sahip. Burdan yola çıktığımızda düşük stres hormonu sayesinde genel olarak elde edeceğimiz sağlıkl halinin, yiyecek içecek seçimlerimize de olumlu yönde etki ederek bize ideal kilomuza ulaşmamızda yada en azından varolan kilomuzu korumamızda yardımcı olacağı su götürmez bir gerçek.

Peki Hangi Yüzeylerde Çıplak Ayakla Dolaşırsak Fayda Görürürüz?

Yukarıdaki yazıdanda okuduğunuz üzere ayakkabılarınızı ve çoraplarınızı çıkararak yalın ayak toprak zemini üzerinde atacağınız bir kaç adım sağlığınıza tahmin bile edemeyeceğiniz kadar büyük faydalar sağlayabilir. Ancak toprakta yürümenin faydaları ancak belli yüzeyler ve zeminler üzerinde yürürseniz ortaya çıkmakta. Her yüzey size gerekli olan negatif elektron yüklemesini vermeyecektir.

Bu konuda dikkat etmeniz gereken şey;

– kum

– çimen

– nemli toprak

gibi yüzeyler sizin için faydalı olacakken;

– ahşap, tahta

– parke kaplama

– üzeri filmle kaplı mermer

gibi yüzeyler sizin için yararlı olmayacaktır.

Yalınayak Toprakta Yürümek “Grounding” Hayatınızı Değiştirebilir

nocanvas_ciplak-ayakla-yurumenin-sasirtici-faydalari-a9_ut[1]

 

Yalınayak Toprakta Yürümek “Grounding” Hayatınızı Değiştirebilir

Yalın ayak vaziyette herhangi bir toprak parçasına basıp birkaç adım atmanın yani nam-ı diğer “grounding” in hayatınızda büyük değişikliklere yol açabileceğini tahmin eder miydiniz? Son yıllarda toprakta yürümenin faydaları üzerine yapılan bir çok araştırma çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin yaygın vücut ağrısı ve yorgunluğunu azalttığını, vücutta iltihaplanmayı önlediğini hatta uyku düzenine olumlu etki ettiğini ortaya çıkardı.

Gerçektende üzerinde fazla düşünmeden bu duruma göz gezdirdiğimizde sadece çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin sağlığımıza bu denli olumlu etki ettiğine inanabilmek çok güç. Ancak toprakta yürümenin faydaları aslında bilimsel olarakta kanıtlanmış durumda. Toprak yüzeyi negatif yüklü elektronlar yaymakta ve çıplak ayakla yeryüzü ile direkt temas ettiğimizde vücudumuz bu negatif elektronlarla yüklenmekte ve bu negatif elektronlar insan bedeni üzerinde hayal edilmesi dahi güç birçok olumlu etkiye sahip.

Yukarıda gördüğünüz resim, çıplak ayakla toprağa basılarak yapılan 20 dakikalık bir yürüyüşün yüz çevresindeki kan dolaşımını nasıl arttırdığını gösteriyor. Koyu mavi kısımlar kan dolaşımının az olduğu bölgeleri temsil ederken, kırmızı tonlardaki kısımlar kan dolaşımının yüksek olduğu bölgeleri işaret ediyor. Bu araştırmayı yürüten Pittsburgh Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Dr. James Oschman çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin bir çok kronik rahatsızlığa karşı doğrudan iyileştirici ve önleyici etkiye sahip olduğunu dile getiriyor;

Serbest Radikallerin Dolaşımını Azaltır Ve İltihaplanmanın Önüne Geçer

Aslında metabolizmanın düzgün işleyebilmesi için gerekli olan serbest radikaller sigara, x-ray cihazları ve diğer bir çok kimyasal ve elektronik sayesinde vücudumuzda dolaşım miktarını arttırarak vücudumuza zarar vermeye ve kısacası bizi yaşlandırmaya başlarlar. Yapılan bazı araştırmalar antioksidanların vücudun iltihaplanmasına sebep olan bazı serbest radikalleri nötrülize ettiğini ortaya koymuş.

Toprakta yürümenin faydaları arasında vücutta yarattığı antioksidan bir etkiyi göz önünde bulundurursak, çıplak ayakla atacağımız bir kaç adımın iltihaplı hastalıklara yakalanma oranımızı düşüreceğini düşünmek hiçte yanlış bir çıkarım olmaz.

Toprakta Yürümek Psikolojimize İyi Geliyor

Sahilde çıplak ayakla ufakta olsa bir yürüyüş yaptıktan sonra kendinizi bir hayli rahatlamış hissetiğiniz oldu mu? İnanın yalnız değilsiniz. Gaetan Chevalier tarafından yapılan bir araştırmaya göre gün içerisinde en az bir saat boyunca toprak üzerinde çıplak ayakla vakit geçirenler, geçirmeyenlere oranla kendilerini ruhsal açıdan daha rahatlamış hissetiklerini rapor ettiler.

Tabi bu konu üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar daha çok kişisel beyana bağlı. Ancak sonuçlar ortada. Buradan yola çıkarak gün içerinde çıplak ayakla atacağımız bir kaç adım stres, kaygı gibi bir çok psikolojik sorunda yardımcı tedavi olarak görülebilir.

Çıplak Ayakla Toprağa Basmak Uyku Kalitenizi Arttırıyor

Eğer sizde kronik olarak uyku problemleri çeken, yada daha kötüsü insomnia yaşayan şanssız azınlıktansanız çıplak ayakla toprak üstünde yürümek vücuttaki kortizol seviyesini düşürdüğünden dolayı size yardımcı olabilir. The Journal Of Alternative and Complementary Medicine ‘de yayınlanan bir çalışmaya göre uyurken çıplak ayakları özel olarak hazırlanmış yatak içi düzenek sayesinde toprağa deydirilen deneklerin gece salgıladıkları kortizol oranı kayde değer biçimde düşmüş ve gün içerisindeki kortisol oranlarıda yine önceki kayıtlara oranla daha düşük seyretmiş. Kortisol ‘un amiyane tabirle diğer adının “stres hormomu” olduğunu düşünürsek, düşük kortizol seviyesinin iyi bir uyku için neden çok önemli olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

 

Doku Onarımını Hızlandırır ve Yaraların İyileşme Süresini Kısaltır

Daha öncede Tour De France ‘da yarışan bisikletçilerin “Earthing Recovery Bags” olarak adlandırılan uyku tulumu benzeri ancak içi toprak materyalleri ile dolu tulumların içerinde vakit geçirerek toprağın kaslar üzerindeki iyileştirici etkisinden faydalandıkları biliniyor. Ancak siz evinizde böyle bir lükse sahip olmasanızda, yaptığınız egzersizleri çıplak ayakla toprak üzerinde yaparak aynı iyileştirici etkileri kendi bedeniniz üzerinde gözlemleyebilirsiniz.

Kalp Sağlığına İyi Geliyor

Toprak üzerinde çıplak ayakla yürümenin faydaları üzerine yapılan bir araştırma, çıplak ayak gezmenin kanın akışkanlığını arttırdığını ve pıhtılaşmanın önüne geçtiğini ortaya koyarak kalp sağlığının korunmasında önemli faydalar sağlalayabileceğini öne sürüyor. Çıplak ayakla toprağa basmak kırmızı kan hücreleri içerisindeki zeta potansiyelini arttırarak kırmızı kan hücresi sayısında yükselmeye sebep oluyor.

Negatif elektrik yüklü olan kırmızı kan hücrelerinin vücutta artışı kan akışının hızlanmasına sebep oluyor ve böylelikle pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Bu noktada zaten hali hazırda kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar, kullananların yalın ayak toprağa basma alıştırmalarını günlük rutinlerine eklemeden önce doktora danışmalarında fayda olduğunu belirtmekte yarar var.

Adet Öncesi Sendromu – PMS ‘in Etkilerini Azaltyor

Adet öncesi sendromu – PMS çoğu kadında kendini baş ağrısı, çabuk sinirlenme, göğüs büyümesi, vücudun genelinde şişme ve ani depresyon olarak belli ediyor. Adet öncesi sendromunu dindirmek için verilen önerilerden çoğu gerçektende birçok kadında işe yaramamakta. Eğer sizde PMS esnasında yaşadığınız sıkıntılara tam olarak çözüm bulamadıysanız ve farklılıklara açıksanız çıplak ayakla toprak üzerinde yürümeyi denemenizde fayda var. Bunun sebebi daha öncede belirttiğimiz gibi toprak üzerinde yalın ayak yürümenin vücuttaki kortizol yani “stres hormonu” nu azalatması. Kim bilir, belkide yıllardır çektiğiniz adet öncesi sendromu – PMS ‘in ilacı çıplak ayakla toprakta yürümektir?

Egzersiz Sonrası Kas Yanmasının Daha Hızlı Geçmesini Sağlıyor

Uzunca bir süre spora ara verdikten sonra yada düzenli spor yapsanız dahi normalden daha zorlayıcı bir antremanın ertesi günü kaslarınızda yoğun bir yanma hissedersiniz. Yabancıların deyimi ile DOMS ( Delayed Onset Muscle Soreness) bizim deyimimizle “et kesiği” dediğimiz bu olay kasta biriken laktik asitin oluşturduğu bir rahatsızlıktır. Bu ağrıyı dindirmenin buz masajı yada esneme hareketleri gibi rahatlatmaya yönelik tedavileri olsada ne yazık ki, ağrıyı anında bitirecek bir çözümü bulumuyor.

Ancak bunlara ek olarak yapılan son araştırmalar yalın ayak toprağa basmanın antreman sonrası oluşan kas ağrısını yoğun biçimde azalttığına dair sonuçlar ortaya koyuyor. The Journal of Alternative and Complementary Medicine ‘de yayınlanan bir pilot çalışma kas kütlesini düzenli olarak çalıştıran vücut geliştirmeciler ve diğer sporcular için umut verici sonuçlar ortaya koymakta.

Toprakta Yürümenin Faydaları – Kilo Vermenize Yardımcı Olabilir

Enerji seviyemiz dengeli olmadığında ve yoğun stres hissettiğimizde genellikle kötü yiyecek seçimleri yaparak, yüksek oranda şeker yada yağ içeren yiyeceklere yönelerek kendimizi rahatlatmaya çalışırız. Stres altında olduğumuz vücudumuz “stres hormonu” dediğimiz kortizol salgılar ve bu durum beynimize bedenimizi rahatlatması emrini verdirtir. Tabi birçoğunuzun aklına geleceği üzere rahatlamak için ilk olarak alkollü içkiler yada çabuk tüketilebilir şekerli gıdalar yöneliriz. Ve tabi kaçınılmaz son olarak kilo alırız. Oysa ki, stres hormonu salgılanmasını dengeleyebilir, yeterli uyku alabilir isek, sağlıklı seçimler yapma ve kendimize uygun bir hayat stili seçme şansımız daha yüksek olacaktır.

Daha önce yukarıda defalarca bahsedildiği gibi toprak üzerinde çıplak ayakla yürümek stres hormonunun düşürülmesinde etkili bir role sahip. Burdan yola çıktığımızda düşük stres hormonu sayesinde genel olarak elde edeceğimiz sağlıkl halinin, yiyecek içecek seçimlerimize de olumlu yönde etki ederek bize ideal kilomuza ulaşmamızda yada en azından varolan kilomuzu korumamızda yardımcı olacağı su götürmez bir gerçek.

Peki Hangi Yüzeylerde Çıplak Ayakla Dolaşırsak Fayda Görürürüz?

Yukarıdaki yazıdanda okuduğunuz üzere ayakkabılarınızı ve çoraplarınızı çıkararak yalın ayak toprak zemini üzerinde atacağınız bir kaç adım sağlığınıza tahmin bile edemeyeceğiniz kadar büyük faydalar sağlayabilir. Ancak toprakta yürümenin faydaları ancak belli yüzeyler ve zeminler üzerinde yürürseniz ortaya çıkmakta. Her yüzey size gerekli olan negatif elektron yüklemesini vermeyecektir.

Bu konuda dikkat etmeniz gereken şey;

– kum

– çimen

– nemli toprak

gibi yüzeyler sizin için faydalı olacakken;

– ahşap, tahta

– parke kaplama

– üzeri filmle kaplı mermer

gibi yüzeyler sizin için yararlı olmayacaktır.

 

kaynak: Filoji

Datça’daki Bu Nefes Kesici Eko Çiftlik Bizleri BEKLİYOR…

Doğasıyla, dostluk dolu havasıyla, sakinliğiyle, güzel yemekleriyle, bahçede yetişen meyve sebzesiyle, Nuran ablasıyla gönlümde taht kuran bir yer knidia eko çiftliği…

Bi kaç senedir işe güce daldım gidemedim, bu sene aha da buraya yazıyorum ve gitmeye niyet ediyorum…

Umarım programınızı uydurur siz de gidebilirsiniz bu muhteşem yere…

Üstelik artık yogaydı, meditasyondu, tai chiydi, nefesti gibi etkinliklerimizi yapabileceğimiz yerimiz hazır ve grupları kabul edebilecek yenilikler, eklemeler yapılmış durumda…

Daha detaylı bilgi için: http://www.knidia.com/ (Knidia, Datça’nın 28 kilometre dışında bir eko çiftlik)

Rezervasyon İçin çiftliğin sahibi Ali Somer’le irtibata geçebilirsiniz

Mail: alisomer@gmail.com

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

Vücudunuz D Vitamini Eksikliğiniz Olduğunu Bu 13 İşaretle Gösteriyor

 

fifa88[1]

 

Gün geçtikçe D vitamini eksikliğinin sağlığınızı ne kadar olumsuz etkilediği ortaya çıkıyor.
Kalsiyum emilimini hızlandıran ve kemiklerinizin gelişmesini sağlayan D vitamini, özellikle dişleriniz ve iskeletiniz için çok önemli. Çoğu kişinin yeterince alamadığı vitaminlerden en önde geleni.
D vitamini eksikliğinin tespiti dikkat isteyen bir iş. Eksikliği birçok hastalığa kapı açıyor.
Bu nedenle belirtilerinden haberdar olmak çok önemli.
İşte D vitamini eksikliğinde vücudunuzun size verdiği 13 işaret.

D vitamini eksikliği nedir?
D vitamini eksikliği, neredeyse dünyanın her ülkesindeki insanları etkiliyor.
Eğer fazla dışarıya çıkmıyorsanız ve güneş ışığı almıyorsanız D vitamini eksikliği çekmeniz işten bile değil. Vücut bu vitamini kendiliğinden üretemiyor. Güneş ışığı almanız gerekiyor.
D vitamini yağ hücrelerinde aylarca depo edilebiliyor. Ancak soğuk bölgelerde yaşıyorsanız, D vitaminleri vücut tarafından hızlıca kullanılıyor. Bazı kaynaklardan aktarılanlara göre, D vitamini vücutta ortalama üç ay boyunca saklanıyormuş ancak bu kişiden kişiye değişiyormuş.D vitamine ihtiyacınız olduğunun 13 işareti:

1- Kas zayıflığı/yorgunluğu
D vitamini güçlü bir sinir sisteminin olmazsa olmazıdır. D vitamini eksikliği ağrıya, kas zayıflığına ve hatta kofnitif yetersizliğe neden oluyor.
Newcastle Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yeterince D vitamini alıyorsanız spor yaptıktan sonra daha az yorgun hissediyormuşsunuz.
2- Kemik ağrısı
Kemik ağrısı çeken 150 kişiye yapılan testlerde, %93’ünün D vitamini seviyesinin çok düşük olduğu görüldü.
D vitamini eksikliğinde kas lifleri tam olarak çalışmadığından kalça ve leğen kemiği çevresinde ağrılar meydana gelir.
3- Solunum problemleri
D vitamini solunum yollarınızın düzgün bir şekilde çalışmasını sağlayıp sizi hastalıklardan ve enfeksiyonlardan korur. Özellikle de çocuk için çok önemlidir.
Çocuğunuzda astım varsa, daha fazla D vitamini almasını sağlamalısınız. Yapılan yeni bir araştırmada, D vitamini takviyesi alan çocukların astım krizi geçirme riskinin %50 daha düşük olduğu görüldü.
4- Sıcak basması
Alnınız durup dururken terliyor mu? Oda sıcaklığı normal olmasına rağmen anormal bir şekilde terliyor musunuz? Boston University Medical Center’da çalışan Michael Holick’e göre bunların hepsi D vitamini eksikliğinin belirtisiymiş.
Yine eskiden doktorlar, yeni bebeği olan annelere alınlarını kontrol etmelerini söylerlermiş.
5- Depresyon
Yapılan birçok araştırmada D vitamini eksikliğinin depresyona neden olduğu kanıtlandı. D vitamini eksikliği çeken kadınların depresyona girme riski erkeklerin iki katı oranındaymış.
Finlandiya’da yapılan bir araştırmada D vitamini seviyesi yüksek olanların depresyona girme riski %35 daha azmış.
Yine de depresyon ve D vitamini arasındaki bağa dair tartışmalar yok değil.
6- Doğurganlık
Avustralya’da 2008’de yapılan bir araştırmada D vitamininin doğurganlıkta hayati önemi olduğu görüldü.
Ek olarak yapay döllenme yoluyla gebe kalmak isteyen anne adaylarından, D vitamini seviyesi yüksek olanlar tedaviye daha iyi yanıt veriyormuş.

Ek olarak yapay döllenme yoluyla gebe kalmak isteyen anne adaylarından, D vitamini seviyesi yüksek olanlar tedaviye daha iyi yanıt veriyormuş.
7- Kronik baş ağrısı
Sık sık başınız mı ağrıyor? D vitamini eksikliği kronik baş ağrılarına neden oluyor.
Finlandiya’da 1984 ile 1989 yılları arasında 42 ile 60 yaşları arasında 2.600 erkeğin katıldığı bir araştırma yapıldı. Erkeklerden %68’inde D vitamini eksikliği ve beraberinde kronik baş ağrısı olduğu tespit edildi.
8- Cilt problemleri
Yapılan birçok araştırmada D vitamininin vitiligo ve sedef hastalığıyla savaştığı görüldü.
Greenmedinfo’dan aktarılanlara göre 2013 yılında 16 vitiligo ve 9 sedef hastasına D vitamini takviyesi verilmiş. Takviyenin ardından hastalıklarının ve belirtilerinin hafiflediği görülmüş.
9- Saç dökülmesi
Saçlarınız mı dökülüyor? D vitamini eksikliğiniz olabilir.
18 ile 45 yaşları arasında saçların dökülmesinden şikayetçi olan 80 kadının katıldığı bir çalışmada hepsinde D vitamini eksikliği tespit edildi.
10- Yorgunluk
Sık sık yoruluyor musunuz? Böyle hisseden birçok insan D vitamini eksiklikleri olduğunu bilmiyorlar.
Vücudunuz enerji üretebilmek için D vitaminine ihtiyaç duyar. D vitamini eksikliğinde günün büyük bir bölümünde yorgun hissedersiniz.
11- Yüksek tansiyon
D vitamini eksikliği direk olarak yüksek tansiyona neden oluyor. Güney Avustralya Üniversitesi araştırmacılarının yaptığı bir araştırmada kendilerini sürekli yorgun hisseden kişiler incelendi ve hepsinde de D vitamini eksikliği olduğu görüldü.
12- Kemiklerde zayıflık
30’lu yaşlara yaklaştığınızda vücudunuz kemik gelişimini durduruyor. D vitamini eksikliği bunun daha erken yaşlarda görülmesine neden oluyor.
Kemik erimesi ve D vitamini eksikliği arasındaki ilişki üzerine de yıllardır araştırmalar yapılıyor. Kalsiyum ve D vitamini takviyeleri alarak kemiklerinizin düzgün bir şekilde gelişmesini sağlayabilir ve kemik erimesinin önüne geçebilirsiniz.
13- Ruh hali değişikliği
D vitamini, mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin salınımında direk olarak etkilidir.
Sık sık kızgın hissediyor musunuz? Küçük şeyler sizi hemen rahatsız mı ediyor? D vitamini eksikliğiniz olabilir. Sheffield Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada D vitamininin anksiyete, uykusuzluk ve depresyona iyi geldiği görüldü.
D vitamini açısından zengin yiyecekler
Vücudunuzdaki D vitamini oranını arttırmak mı istiyorsunuz? İşte D vitamini açısından zengin olan yiyecekler:
Süt
Peynir
Yumurta sarısı
Karaciğer
Balık (Somon, levrek, turna, sardalya)
Mantar

D vitamini takviyeleri
Aşağıdaki yaş grubundakiler için D vitamini takviyeleri özellikle önerilir:
İki yaşının altındaki çocuklar
İki yaşının üstündeki koyu renk saçlara sahip çocuklar
Dışarıya fazla çıkmayan çocuklar
Balık yemeyen çocuklar
D vitamini açısından zengin yiyecekleri tüketmeyen hamile kadınlar
Dışarıda fazla vakit geçirmeyen yaşlılar
Verdiğimiz bilgiler size de yardımcı oldu mu? Öyleyse Facebook’ta paylaşarak D vitamini eksikliğinin nelere mal olduğunu arkadaşlarınıza gösterin.

Kaynak: newslwtter