Archive | 01 Mart 2018

2 Mart 2018 Başak Burcunda Dolunay : Boş Hayallere Kapılmak ya da Yanlış Hayatların Peşine Takılmak…

dolunay 6[1]

2 Mart 2018 tarihinde Ankara saatine göre 03:51 de Başak burcunun 11. derecesinde bir dolunay gerçekleşecek. Her ay bir defa Güneş ve Ay gökyüzünde karşı karşıya gelerek birbirlerine meydan okurlar; geçmiş ve gelecek, bilinçli istekler ile bilinçdışı yönelimler, ihtiyaçlarımız ile isteklerimizin çatışmasıdır aslında bu dönemler. Güneş geleceğimizi, nereye varmak istediğimizi, uğraşımızı temsil ederken; Ay ise geçmişimizi ve yaşamda rahat etmek için, duygusal açıdan huzurlu olmak için neye ihtiyacımız olduğunu anlatır. Bu ikisinin gökyüzünde karşılıklı konumlanması; içinden geçtiğimiz süreçte hayatımızın her aşamasına muğlak, belirsiz ve paradoksal olarak gerilimlerin içine çekildiğimiz bir süreçtir ve tüm karşıt açılarda olduğu gibi en çok da ilişkiler üzerinden deneyim yaşarız. Bu illa ki bir kişi olmak durumunda da değildir; madde ile ilişkimiz, kendimiz ile ilişkimiz, sağlığımız ile ilişkimiz gibi listeyi uzatmak mümkün.
Başak burcunda gerçekleşecek Dolunay. İnandığı şeye tevazu ve sadakatle kendini veren, çalışkan, yaptığı her ne ise onda titiz ve hatta mükemmeliyetçi, en son tahlilde uzmanlık yolunda ilerleyen mükemmel bir yaşam öğrencisidir. Gerekli olan her ne ise onu bulup, uyum sağlamaya da isteklidir değişken nitelikte bir burç olarak. Verimlilik temel felsefesidir toprak elementi olduğu için de.
Dolunay haritasında ufukta Oğlak burcu yükselirken Yükselenin hemen üzerinde konumlanmış olan Satürn sorumluluk, ciddiyet ve prensipli hareketler bekliyor bizlerden. Hayata görev duygusu ile yaklaşmamızı, zorlu yaşam koşullarında olsak da dimdik durabilmeyi, her türlü olasılığa karşı tedbirli olmamızı istiyor.
Güneş ile beraber Merkür, Venüs, Neptün ve Kiron da Balık burcunda yer alıyor ve bir stelyum oluşmuş durumda. Ay’ın dizpozitörü durumunda olan Merkür’ün Venüs ile kavuşumu ve Yay burcundaki Mars’ın bu kavuşuma haritanın 12. evinden gönderdiği sert açı dolunayın kafa karıştırıcı, yön ve amaç duygumuzu bulanıklaştıran çokça da kurban ya da kurtarıcı rolüne bile isteye bürünebileceğimizi işaret etmekte. Mars ile karşılıklı ağırlamada bulunan Akrepteki Jüpiter olayları daha da bir büyütme eğilimine, bulanık suların daha da bulanıklaşabileceğine işret etmekte eğer ki duygu ve akıl arasında sağlıklı bir köprü kurmayı beceremez isek.
Balık burcundaki stelyum, yön duygumuzu bulanıklaştırıyor ve elimiz kolumuz bağlı bir şekilde biri gelsin de bizi içinde bulunduğumuz durumdan çekip çıkarsın isteğimizi körüklüyor. Fakat tam da bu noktada Başakta Dolunay bizlerden var olan karmaşık durumlarımıza, çözümsüz görüp öylesine akışa bıraktığımız durumlara bir düzen getirmemizi istiyor. Üstelik de bu düzen; verimli, somut, pratik, uygulanabilir ve ayağı yere basan tarzda olsun diye de bastırıyor zira AY hem yükseleni hem de Oğlakta bulunan Satürn’ü üçgen açı ile görüyor.
Dolunay haritanın 2. evinde ama 3. burcunda bu da hem maddi ve manevi değerlerimize, sahip olduğumuz ve “benim” dediğimiz şeylere, paraya ve onunla olan ilişkimize, kendi değerimize ve değersizlik duygularımıza hem de düşünce, konuşma ve iletişim şeklimize, yakın çevremiz ile kurduğumuz ilişkilere vurgu olacağını gösteriyor.
Bu görünümler altında Neptün vurgunundan kaçmak için epey bir çaba göstermemiz gerekiyor sanırım. Söz konusu Neptün ve Güneşin yan yana gelişi olduğunda kişi ister istemez hem kişiliğini hem de hedef algısını sağlıklı temeller üzerine oturtmakta zorlanıyor. Özel biri olma isteği, daha kendi isteklerini netleştirmemişken başkalarının istekleri peşinden fedakarlık adı altında gitme isteği, aşırı hassasiyet ve çoğunlukla da alınganlıkla olay ve insanları net değerlendirememek çok mümkün görünmekte. Kendimizi başkalarının insafına bırakmaya ve bilinç dışımızda bastırdığımız isteklerimizin ( mars 12. ev) üzerimizde yarattığı baskı ile kendi kendimizi kandırmaya o kadar meyilli olabiliriz ki eğer akıllı, mantıklı ve ne istediğini bilen tarzda hareket edip, düşüncelerimizi belli bir noktada toparlayamazsak…
Dolunay haritası lokomotif tip haritaya tipik bir örnek ve AY fokal gezegen durumunda demek ki aşırı koruyucu, kollayıcı, hatta fazlası ile verici davranarak karşımızdaki kişiyi boğmak, bu kadar verici olarak da aslında o kişiyi kendimize bağımlı kılarak bir tür yapay mutluluk yaratma eğilimi söz konusu. İlişkide olduğumuz insanların reaksiyonlarına aşırı duyarlı olma durumunda kalabileceğimiz için de, en masum eleştirileri, imaları kişisel alma tehlikesi içine girebiliriz.
Kurban psikolojisi o kadar rahatlıkla içine çekebilir ki bu tür durumlarda çünkü konforludur, hep şanssızlıklar bizi bulur, hep ters insanlar ile yolumuz kesişir, kader bi türlü yüzümüze gülmez vs. vs. Kurban pozisyonundaki kişinin en temel ikincil kazancı aslında sorumlulukları hep başkasına yıkmaktır. Yakın çevremizdeki insanlarla istikrarlı ilişkiler kurmak ve sürdürmek yönünde can atsak da dalgalı ve sürekli değişken ruh hallerimiz, ne istediğini bilmeyen davranışlarımız güvenli limanlarda demir atmamızı zorlaştırıyor.
AY hem dolunayın baş aktörü hem de apekste yer aldığına göre bunun olumlu kullanımı duygusal düzeyde sorunlarla başa çıkmak adına kendimizi ve ihtiyaçlarımızı iyi fark etmek olacaktır. Bizi üzdüğünü bile bile, belki bize artık yük olduğu için sürekli şikayet ede ede başkalarının hatalarını telafi mi ediyoruz? Kendi sorumluluklarımızı doğal bir şekilde üstlenebiliyor muyuz? Olan biten tüm olayların içerisinde gerekli olanı kabul edip gerekli olmayan şeyleri de sağlıklı bir şekilde dönüştürebiliyor muyuz? Birini kurtarmaya çalışmadan önce kendi kendimizde neyi kurban ettiğimizin farkında mıyız? Kimseye bel bağlamadan kendimizin ve yaşamımızın sorumluluğunu alabiliyor muyuz?
Birinin bir sorunu çözmek adına kurtarıcı rolü değil de gerçekten yardım eden kişi rolü arasında tek fark olayda sorumluluğu kimin aldığıdır unutmayalım ki. Kimsenin hayatının ve kararlarının sorumluluğunu almak hele ki daha kendimizinkileri halletmemişken büyük bir çelişki değil midir? İşte Başak burcundaki dolunayın ana mesajı bu aslında; büyü ve yaşamının sorumluluğunu al, gerçekçi ol. İlişkilerin tıkanmış olabilir, parasal anlamda sıkışmışlıklar yaşıyor olabilirsin, nasıl başlayıp nereden çözeceğini bilmediğin sorunlar yumağı içinde de olabilirsin ama unutma şu yeryüzünde ölümden gayri her şeyin bir çözümü vardır. Ay- Satürn üçgeni sorumluluklarımızı eksiksiz yerine getirdiğimizde, limitlerimizin farkında olup ne istediğimizi bildiğimizde, hedeflerimizde kararlı olduğumuzda ve olgun bir tevekkül hali içinde davrandığımızda sorunlarımızı çözmek, bozulan yapıları tamir etmek için bizlere destek olacaktır.
Yazımı çok sevdiğim Can Yücelin şahane bir şiiri ile tamamlamak istiyorum…Sevgi ve bereket dolu güzel bir dolunay süreci diliyorum.
Sevgi ve ışıkla, gökyüzü rehberimiz olsun…
Hülya Değer Dip. ASA
https://astrolojininrehberligi.wordpress.com/2018/02/28/2-mart-2018-basak-burcunda-dolunay-bos-hayallere-kapilmak-ya-da-yanlis-hayatlarin-pesine-takilmak/
YANLIŞ HAYATIN PEŞİNDEN KOŞMAYACAKSIN!
Boş hayaller kurmayacaksın!
Ne olmasını bekliyorsun?
Hayatın sana ne sunmasını bekliyorsun?
Dün akşam hayalini kurduğun şeylerin, sabah olunca gerçekleşeceğini mi umuyorsun?
Yanlış Hayatın Peşinde Koşmayacaksın!
Sistem böyle çalışmıyor!
Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, yoga, meditasyon,
aklına her ne geliyorsa, neye inanıyor ve peşinden gidiyorsan,
hepsi bir yerde tıkanıp kalacaktır!
Ummakla, dilemekle olmuyor, ayağa kalkacaksın!
Her şeyden önce farkına varacaksın!
Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın.
Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan, o bilgiye sahip olduğun
yanılgısına kapılmışsın demektir.
Kendini kandırmayacaksın!
Gerçekleri anlayacak, sonu her ne olursa olsun kabul edeceksin.
Bazen bildiklerin, öğrendiklerinin acı verir.
Onu da yaşayacaksın.
Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün, yeteneklerinin,
bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın.
Hayatını, gereksiz şeyler uğruna harcamayacaksın.
Kalbinde yaşadığın her duyguyu aşk sanıp, peşinden çöllere düşmeyeceksin.
Aşkın adını ağzına almadan önce, uzun uzun düşüneceksin.
Yüreğinle yüzleşeceksin.
Sevgiyi, tutkuyu, şehveti, alışkanlığı, çekimi, aşkı birbirinden ayırt edeceksin.
Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin senden daha önemli olduğunu düşünmeyeceksin.
Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın.
Hak etmeyenin ardından yas tutup, bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin.
Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın!
Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin.
İnsanız hepimiz, elbette zayıflıklarımız, düşkünlüklerimiz, saflıklarımız
var ancak kendi huylarını, eksiklerini iyi tahlil edeceksin.
Ardından gözyaşı döktüğünün adını doğru koyacaksın!
Yıllar süren yaslar yaşayıp, unutamadığını iddia edeceğine,
neden hayatına başlayamadığını çözeceksin.
Korkularınla yüzleşeceksin.
Yattığın yerden, kurduğun hayale uygun bir beyaz atlı prens beklemeyeceksin.
Aklın çalışacak, elin ekmek tutacak,
kimseye boyun eğmeden yaşamanın lezzetini bileceksin.
İster kocan olsun, ister oğlun, ister anan, ister baban,
kimsenin sevgisiyle hükmünü birbirine karıştırmayacaksın.
Ezilen, zavallı, akılsız olmak kazandırır gibi dursa da,
sonunda mutlak kaybettirir; bunu unutmayacaksın!
Başkalarına değil, kendi gücüne inanacaksın.
Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın,
bir gün kendi kolların bile çekemez ağırlığını düşersin; kimseye dayanmayacaksın!
Dünya da sensin, evren de!
Kendini geliştireceksin. Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın.
Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin.
Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın,
sonra dünyanın zevklerinin, aşkın, hayatın tadını çıkaracaksın.
Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın.
Ne olmasını bekliyorsan, sen öyle oturdukça, olmayacak.
Boşuna hayal kurmayacaksın!
CAN YÜCEL

2 Mart 2018 Başak Burcunda Dolunay : Boş Hayallere Kapılmak ya da Yanlış Hayatların Peşine Takılmak…

2 Mart 2018 tarihinde Ankara saatine göre 03:51 de Başak burcunun 11. derecesinde bir dolunay gerçekleşecek. Her ay bir defa Güneş ve Ay gökyüzünde karşı karşıya gelerek birbirlerine meydan okurlar; geçmiş ve gelecek, bilinçli istekler ile bilinçdışı yönelimler, ihtiyaçlarımız ile isteklerimizin çatışmasıdır aslında bu dönemler. Güneş geleceğimizi, nereye varmak istediğimizi, uğraşımızı temsil ederken; Ay ise geçmişimizi ve yaşamda rahat etmek için, duygusal açıdan huzurlu olmak için neye ihtiyacımız olduğunu anlatır. Bu ikisinin gökyüzünde karşılıklı konumlanması; içinden geçtiğimiz süreçte hayatımızın her aşamasına muğlak, belirsiz ve paradoksal olarak gerilimlerin içine çekildiğimiz bir süreçtir ve tüm karşıt açılarda olduğu gibi en çok da ilişkiler üzerinden deneyim yaşarız. Bu illa ki bir kişi olmak durumunda da değildir; madde ile ilişkimiz, kendimiz ile ilişkimiz, sağlığımız ile ilişkimiz gibi listeyi uzatmak mümkün.
Başak burcunda gerçekleşecek Dolunay. İnandığı şeye tevazu ve sadakatle kendini veren, çalışkan, yaptığı her ne ise onda titiz ve hatta mükemmeliyetçi, en son tahlilde uzmanlık yolunda ilerleyen mükemmel bir yaşam öğrencisidir. Gerekli olan her ne ise onu bulup, uyum sağlamaya da isteklidir değişken nitelikte bir burç olarak. Verimlilik temel felsefesidir toprak elementi olduğu için de.
Dolunay haritasında ufukta Oğlak burcu yükselirken Yükselenin hemen üzerinde konumlanmış olan Satürn sorumluluk, ciddiyet ve prensipli hareketler bekliyor bizlerden. Hayata görev duygusu ile yaklaşmamızı, zorlu yaşam koşullarında olsak da dimdik durabilmeyi, her türlü olasılığa karşı tedbirli olmamızı istiyor.
Güneş ile beraber Merkür, Venüs, Neptün ve Kiron da Balık burcunda yer alıyor ve bir stelyum oluşmuş durumda. Ay’ın dizpozitörü durumunda olan Merkür’ün Venüs ile kavuşumu ve Yay burcundaki Mars’ın bu kavuşuma haritanın 12. evinden gönderdiği sert açı dolunayın kafa karıştırıcı, yön ve amaç duygumuzu bulanıklaştıran çokça da kurban ya da kurtarıcı rolüne bile isteye bürünebileceğimizi işaret etmekte. Mars ile karşılıklı ağırlamada bulunan Akrepteki Jüpiter olayları daha da bir büyütme eğilimine, bulanık suların daha da bulanıklaşabileceğine işret etmekte eğer ki duygu ve akıl arasında sağlıklı bir köprü kurmayı beceremez isek.
Balık burcundaki stelyum, yön duygumuzu bulanıklaştırıyor ve elimiz kolumuz bağlı bir şekilde biri gelsin de bizi içinde bulunduğumuz durumdan çekip çıkarsın isteğimizi körüklüyor. Fakat tam da bu noktada Başakta Dolunay bizlerden var olan karmaşık durumlarımıza, çözümsüz görüp öylesine akışa bıraktığımız durumlara bir düzen getirmemizi istiyor. Üstelik de bu düzen; verimli, somut, pratik, uygulanabilir ve ayağı yere basan tarzda olsun diye de bastırıyor zira AY hem yükseleni hem de Oğlakta bulunan Satürn’ü üçgen açı ile görüyor.
Dolunay haritanın 2. evinde ama 3. burcunda bu da hem maddi ve manevi değerlerimize, sahip olduğumuz ve “benim” dediğimiz şeylere, paraya ve onunla olan ilişkimize, kendi değerimize ve değersizlik duygularımıza hem de düşünce, konuşma ve iletişim şeklimize, yakın çevremiz ile kurduğumuz ilişkilere vurgu olacağını gösteriyor.
Bu görünümler altında Neptün vurgunundan kaçmak için epey bir çaba göstermemiz gerekiyor sanırım. Söz konusu Neptün ve Güneşin yan yana gelişi olduğunda kişi ister istemez hem kişiliğini hem de hedef algısını sağlıklı temeller üzerine oturtmakta zorlanıyor. Özel biri olma isteği, daha kendi isteklerini netleştirmemişken başkalarının istekleri peşinden fedakarlık adı altında gitme isteği, aşırı hassasiyet ve çoğunlukla da alınganlıkla olay ve insanları net değerlendirememek çok mümkün görünmekte. Kendimizi başkalarının insafına bırakmaya ve bilinç dışımızda bastırdığımız isteklerimizin ( mars 12. ev) üzerimizde yarattığı baskı ile kendi kendimizi kandırmaya o kadar meyilli olabiliriz ki eğer akıllı, mantıklı ve ne istediğini bilen tarzda hareket edip, düşüncelerimizi belli bir noktada toparlayamazsak…
Dolunay haritası lokomotif tip haritaya tipik bir örnek ve AY fokal gezegen durumunda demek ki aşırı koruyucu, kollayıcı, hatta fazlası ile verici davranarak karşımızdaki kişiyi boğmak, bu kadar verici olarak da aslında o kişiyi kendimize bağımlı kılarak bir tür yapay mutluluk yaratma eğilimi söz konusu. İlişkide olduğumuz insanların reaksiyonlarına aşırı duyarlı olma durumunda kalabileceğimiz için de, en masum eleştirileri, imaları kişisel alma tehlikesi içine girebiliriz.
Kurban psikolojisi o kadar rahatlıkla içine çekebilir ki bu tür durumlarda çünkü konforludur, hep şanssızlıklar bizi bulur, hep ters insanlar ile yolumuz kesişir, kader bi türlü yüzümüze gülmez vs. vs. Kurban pozisyonundaki kişinin en temel ikincil kazancı aslında sorumlulukları hep başkasına yıkmaktır. Yakın çevremizdeki insanlarla istikrarlı ilişkiler kurmak ve sürdürmek yönünde can atsak da dalgalı ve sürekli değişken ruh hallerimiz, ne istediğini bilmeyen davranışlarımız güvenli limanlarda demir atmamızı zorlaştırıyor.
AY hem dolunayın baş aktörü hem de apekste yer aldığına göre bunun olumlu kullanımı duygusal düzeyde sorunlarla başa çıkmak adına kendimizi ve ihtiyaçlarımızı iyi fark etmek olacaktır. Bizi üzdüğünü bile bile, belki bize artık yük olduğu için sürekli şikayet ede ede başkalarının hatalarını telafi mi ediyoruz? Kendi sorumluluklarımızı doğal bir şekilde üstlenebiliyor muyuz? Olan biten tüm olayların içerisinde gerekli olanı kabul edip gerekli olmayan şeyleri de sağlıklı bir şekilde dönüştürebiliyor muyuz? Birini kurtarmaya çalışmadan önce kendi kendimizde neyi kurban ettiğimizin farkında mıyız? Kimseye bel bağlamadan kendimizin ve yaşamımızın sorumluluğunu alabiliyor muyuz?
Birinin bir sorunu çözmek adına kurtarıcı rolü değil de gerçekten yardım eden kişi rolü arasında tek fark olayda sorumluluğu kimin aldığıdır unutmayalım ki. Kimsenin hayatının ve kararlarının sorumluluğunu almak hele ki daha kendimizinkileri halletmemişken büyük bir çelişki değil midir? İşte Başak burcundaki dolunayın ana mesajı bu aslında; büyü ve yaşamının sorumluluğunu al, gerçekçi ol. İlişkilerin tıkanmış olabilir, parasal anlamda sıkışmışlıklar yaşıyor olabilirsin, nasıl başlayıp nereden çözeceğini bilmediğin sorunlar yumağı içinde de olabilirsin ama unutma şu yeryüzünde ölümden gayri her şeyin bir çözümü vardır. Ay- Satürn üçgeni sorumluluklarımızı eksiksiz yerine getirdiğimizde, limitlerimizin farkında olup ne istediğimizi bildiğimizde, hedeflerimizde kararlı olduğumuzda ve olgun bir tevekkül hali içinde davrandığımızda sorunlarımızı çözmek, bozulan yapıları tamir etmek için bizlere destek olacaktır.
Yazımı çok sevdiğim Can Yücelin şahane bir şiiri ile tamamlamak istiyorum…Sevgi ve bereket dolu güzel bir dolunay süreci diliyorum.
Sevgi ve ışıkla, gökyüzü rehberimiz olsun…
Hülya Değer Dip. ASA

https://astrolojininrehberligi.wordpress.com/2018/02/28/2-mart-2018-basak-burcunda-dolunay-bos-hayallere-kapilmak-ya-da-yanlis-hayatlarin-pesine-takilmak/

YANLIŞ HAYATIN PEŞİNDEN KOŞMAYACAKSIN!
Boş hayaller kurmayacaksın!
Ne olmasını bekliyorsun?
Hayatın sana ne sunmasını bekliyorsun?
Dün akşam hayalini kurduğun şeylerin, sabah olunca gerçekleşeceğini mi umuyorsun?
Yanlış Hayatın Peşinde Koşmayacaksın!
Sistem böyle çalışmıyor!
Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, yoga, meditasyon,
aklına her ne geliyorsa, neye inanıyor ve peşinden gidiyorsan,
hepsi bir yerde tıkanıp kalacaktır!
Ummakla, dilemekle olmuyor, ayağa kalkacaksın!
Her şeyden önce farkına varacaksın!
Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın.
Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan, o bilgiye sahip olduğun
yanılgısına kapılmışsın demektir.
Kendini kandırmayacaksın!
Gerçekleri anlayacak, sonu her ne olursa olsun kabul edeceksin.
Bazen bildiklerin, öğrendiklerinin acı verir.
Onu da yaşayacaksın.
Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün, yeteneklerinin,
bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın.

Hayatını, gereksiz şeyler uğruna harcamayacaksın.
Kalbinde yaşadığın her duyguyu aşk sanıp, peşinden çöllere düşmeyeceksin.
Aşkın adını ağzına almadan önce, uzun uzun düşüneceksin.
Yüreğinle yüzleşeceksin.
Sevgiyi, tutkuyu, şehveti, alışkanlığı, çekimi, aşkı birbirinden ayırt edeceksin.

Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin senden daha önemli olduğunu düşünmeyeceksin.
Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın.
Hak etmeyenin ardından yas tutup, bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin.
Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın!
Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin.
İnsanız hepimiz, elbette zayıflıklarımız, düşkünlüklerimiz, saflıklarımız
var ancak kendi huylarını, eksiklerini iyi tahlil edeceksin.
Ardından gözyaşı döktüğünün adını doğru koyacaksın!
Yıllar süren yaslar yaşayıp, unutamadığını iddia edeceğine,
neden hayatına başlayamadığını çözeceksin.
Korkularınla yüzleşeceksin.

Yattığın yerden, kurduğun hayale uygun bir beyaz atlı prens beklemeyeceksin.
Aklın çalışacak, elin ekmek tutacak,
kimseye boyun eğmeden yaşamanın lezzetini bileceksin.
İster kocan olsun, ister oğlun, ister anan, ister baban,
kimsenin sevgisiyle hükmünü birbirine karıştırmayacaksın.
Ezilen, zavallı, akılsız olmak kazandırır gibi dursa da,
sonunda mutlak kaybettirir; bunu unutmayacaksın!

Başkalarına değil, kendi gücüne inanacaksın.
Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın,
bir gün kendi kolların bile çekemez ağırlığını düşersin; kimseye dayanmayacaksın!
Dünya da sensin, evren de!
Kendini geliştireceksin. Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın.
Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin.
Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın,
sonra dünyanın zevklerinin, aşkın, hayatın tadını çıkaracaksın.

Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın.
Ne olmasını bekliyorsan, sen öyle oturdukça, olmayacak.
Boşuna hayal kurmayacaksın!
CAN YÜCEL

Magnezyum Eksikliğine Bağlı Oluşan 56 Sağlık Problemi

magnezyum-eksikligi-belirtileri-2017104172437[1]

 

“Basit” [fakat en az 300 farklı biyolojik işlemden sorumlu] bir magnezyum eksikliği yüzünden ortaya çıkmış 56 farklı hastalık tablosu ve bu basit gerçeğin farkında olunmadığı için tedavi amaçlı kullanılan farmasötik ilaçlar ve bunların “yan” etkileri…
Gelin birlikte bakalım, magnezyum eksikliğine bağlı oluşan ve mineral takviyesine yanıt veren bu sorunlar neler:
1. Adrenal Yetmezlik — Bir süre devam eden kronik stres, aksiyete ve panik atakları takiben adrenal yetmezlik başgösterir ki günümüzde salgın boyutuna ulaştığı görülüyor. Adrenalin, noradrenalin ve (kronik stres durumunda yükselen) kortizol, bu üçü magnezyum tüketiyor. Stres yüzünden bir yandan idrardan magnezyum atımı da artınca eksiklik daha da vahim hale geliyor. Günümüzde ağızlardan düşmeyen ve bu yüzden anlamını yitirmiş gibi gözüken “stres” kelimesini yabana atmayalım; hepimiz hergün fiziksel, zihinsel ve duygusal stres altındayız ve bunun her bir gıdımı magnezyum çalmakla meşgul bizden.
2. Alzheimer Hastalığı — Magnezyum beyin hücrelerinde birikme yapan uygunsuz kalsiyum ve ağır metaller yüzünden oluşan sinir sistemi iltihabı (nöroinflamasyon)’u bloke eder. Magnezyum daha iltihap belirmeden görev başındadır zaten; hücre iyon kanallarını bekler, ağır metallerin girişini engeller.
3. Anjin — Anjin ağrısı kalp kaslarındaki şiddetli spazmdan kaynaklanır ki bu da aslında magnezyum eksikliğinden kaynaklı bir durumdur. Kalp karıncıkları vücudumuzda en yüksek magnezyum miktarına sahip yerimiz, ki bu da magnezyumun kalbin pompalama fonksiyonu için neden bu denli önemli olduğunu açıklıyor.
4. Anksiyete ve Panik Ataklar – Normal koşullarda adrenal stres hormonlarını kontrol altında tutuyor magnezyum (Mg). Adrenaller gereğinden az magnezyum yüzünden korumasız kaldığında, vücudun “vur ya da kaç” yanıtı vermesini sağlayan hormonlar olan adrenalin ve noradrenalin çok daha kolay tetiklenir oluyor ve gerçekleşen düzensiz ve ani yükselişler yüzünden de nabzımız yükseliyor, tansiyon çıkıyor ve kalp çarpıntıları oluşuyor. Hatta, magnezyumdan ne kadar eksiksek adrenalin salgısı da o denli abartılı oluyor. Adrenalin deyince, vücutta bir düzinenin üstünde ana metabolik işlemde doğrudan payı var bu hormonun ki bunlardan bazıları kalbin atım hızı, tansiyon, damar büzülmesi ve kas kasılması örneğin. Bunların herbirinin işlevi için magnezyum gerekiyor. Strese bağlı olarak bu belirtiler devam ettikçe vücut magnezyum depolarını boşaltıyor. Magnezyum sinir sistemini yatıştırıyor, kasları gevşeterek gerginliği alıyor, anksiyete/kaygı ve panik atakların azalmasına yardımcı oluyor.
5. Artrit — Ağrı ve enflamasyon (iltihap), artritin magnezyuma yanıt veren iki ana belirtisi.
6. Astım – Mg eksikliği durumunda hem histamin üretimi hem de bronşiyal spazmlar artıyor.
7. Ateroskleroz – Kalsiyum birikintisiyle oluşan damar sertliği — Kalsiyumun çözülmesini sağlamak ve kanda çözülebilir halde tutmak için magnezyum gerekli. Birlikte çalışıp kalsiyumu ait olduğu yere, yani kemiklere yönlendirernler Magnezyum ve K2 vitamini.
8. Bağırsak Hastalıkları – Mg eksikliği durumunda bağırsak hareketleri de yavaşlayarak kabızlığa götürebiliyor, ki bu da toksisite, besleyici ögelerin emiliminin yapılamaması gibi sorunların yanısıra kalınbağırsakta kolit, divertikül iltihabı ve Crohn hastalığı belirtilerinin oluşumunu tetikleyebiliyor.
9. Başağrıları — Boyun ve baştaki kaslarda oluşan gerginlik ve spazm gerek lokal uygulama gerekse ağızdan alma yoluyla magnezyum terapisiyle ortadan kaldırılabilir.
10.. Beyinde İşlev Bozukluğu — Magnezyumun beyne faydalı etkilerinin geniş özeti için Magnesium in the Central Nervous System kitabında sayfa xxxii’ye bakınız.
11. Böbrek Hastalığı – Mg eksikliğinin aterosklerotik böbrek yetmezliği oluşumunda payı var. Mg eksikliği lipid (yağ) seviyelerinde anomaliye ve böbrek nakli yapılmış hastalarda kan şekeri kontrolünün bozulmasına sebep oluyor. Böbrek hastalarının doğrudan hücrelere geçecek şekilde pikometrik birim ölçüsüyle magnezyum almaları son derece önemli.
12. Böbrek Taşları — Özellikle de ortağı B6 vitaminiyle beraber alındığında magnezyumun böbrek taşı oluşumunu önleyici ve tedavi edici etkisine kitabının 11. bölümünde geniş yer veriyor Dr. Dean.
13. Depresyon – Ruh halimizin iyileşmesine, kendimizi iyi hissetmemize yarayan serotoninin oluşumu magnezyuma bağlı. Magnezyum açlığı çeken bir beyin alerjenlere, akıl hastalığına benzer belirtilere yol açabilecek yabancı maddelere de açık hale geliyor.
14. Detoksifikasyon – Magnezyum; cıva, alüminyum ve kurşun gibi ağır metal ve toksik maddelerin vücuttan atılımı için elzem. Kendisi glutatyon üretimi ve karaciğerdeki P450 detoksifikasyon sistemlerinin çalışmasında rol alan bir eşfaktör. MgATP, önemli GSH ve tiyol detoks yollarına enerji sağlıyor.
15. Diyabet – Magnezyum, insülin sekresyonunu destekliyor, karbonhidrat metabolizmasını sağlıyor ve insülinin glükozu hücre içine taşımasına olanak sağlıyor. Bu olmadığı takdirde glükoz ve insülin kanda birikme yaparak çeşitli şekillerde doku hasarı oluşturuyor. Tirozin kinaz, insülinin hücreye girişi için gerekli bu enzim magnezyuma bağımlı çalışıyor. Glükoz metabolizması için gerekli on enzimin yedisi yine magnezyuma bağımlı çalışıyor. Magnezyum olmadan ne insülin yapmak ne de sekresyonunu sağlamak mümkün.
16. Diş çürüğü – Mg eksikliği tükrükte sağlıksız bir fosfor-kalsiyum dengesi yaratır ki bu da dişlere zarar verir.
17. Enflamasyon (Yangı, İltihap) — Time dergisinin meşhur 2004 sayısı halkı şöyle uyarıyordu: “Gizli Katil: Enflamasyon ve Kalp Krizi, Kanser, Alzheimer’s ve Diğer Hastalıklar Arasındaki Şaşırtıcı İlişki”. Çoğu ilaç firması artık kolesterol yerine kalp hastalığına yol açan faktör olarak enflamasyonu benimsemiş durumda. Enflamasyona gerçekte neyin yol açtığını bilmedikleri iddiasındalar, ancak tabii bu onları yine de enflamasyonu baskılayıcı ilaçlar üretmekten alıkoymuyor. Açıkça kabul etmeye yanaşmadıkları şey ise şu: Kalsiyum felaket derecede enflamasyon yapıcı, magnezyum ise tam tersi, son derece anti-enflamatuvar, yangı alıcı, iltihap önleyici mineraller.
Dr. Dean’in derin endişesi ise araştırmacıların enflamasyon reseptörlerini bloke etmeye çalışırken bizzat kendileri enflamasyona yol açan ilaçlar kullanıyor olmaları. Yapmaları gereken William Weglicki ve Terry Phillips’in, enflamasyon silsilesinin birbirini takip eden bütün aşamalarının (P maddesi, interlökinler, tümör nekroz faktörü, kemokinler ve sitokinler) magnezyum eksikliği durumunda ağırlaştığını kanıtladıkları araştırmaları dikkate almak.
Bilinmesi gereken nokta şu: Enflamasyonu tetikleyen magnezyum eksiliği ve rölatif kalsiyum fazlalığıdır.
18. Halsizlik – Mg eksikliği olan hastalarda sıklıkla karşılaşılan bir şikayet halsizlik, çünkü vücutlarındaki düzinelerce enzim sistemi bu eksiklik yüzünden randımanlı çalışamıyor. Vücutta enerji üretimi için en önemli faktör ATP ve bir magnezyum iyonuna bağlı olmadığı takdirde ATP biyoloijk olarak aktif hale geçemiyor.
19. Hazımsızlık — Mideye girenleri asidifiye eden gastrik proton pompası magnezyumsuz çalışamıyor.
20. Hipertansiyon – Vücutta magnezyum eksik kalsiyum da gereğinden fazlaysa, kan damarlarımızdaki kaslar spazm geliştirip kan basıncının artmasına neden olabilir. Bu arada kolesterol de yükselirse, magnezyum yetmezliğine bağlı olarak gidip kan damarlarındaki kalsiyuma bağlanabilir ki bu da tansiyonun daha da yükselmesini sağlar.
21. Hipoglisemi — Magnezyumun dengeleyici etkisi sayesinde kana birden gereğinden fazla insülin salınması ve buna bağlı olarak kan şekeri düşüklüğü ile bağlantılı belirtilerin ortaya çıkması engellenir.
22. İnsomni – Kaslarda rahat bir uyku uyuyamızın önüne geçebilecek gerginliği alıyor magnezyum. Ayrıca, Mg düzeyi yetersizse, uyku regülasyonundan sorumlu melatoninin üretim aşamalarında aksaklıklar meydana geliyor.
23. İritabl Bağırsak Sendromu — Dr. Dean, IBS for Dummies adlı kitabında IBS’de görülen ağrı ve sancıyı almak için neden magnezyuma ihtiyaç olduğunu anlatıyor. Biraz daha laksatif formları kullanıldığı takdirde magnezyum ayrıca IBS ile ilintili kabızlığı da ortadan kaldırabiliyor.
24. Kadın Hastalıkları ve Doğum Alanındaki Problemler – Magnezyum şu sorunların önlenmesi ve tedavisinde etkilidir:
a. ‘Adet Öncesi Sendromu’
b. Dismonere (adet esnasında kasıklarda şiddetli ağrı/sancı hissedilmesi)
c. Gebelikte erken sancılanma (bu durum magnezyum eksikliğine bağlı kas spazmlarından kaynaklanıyor olabilir)
d. Kadın İnfertilitesi (fallop borusundaki spazmları ortadan kaldırmak yoluyla)
e. Preeklampsi ve eklampsi (derialtı dokularında -ödeme uzanmak üzere- su tutulmasını, yüksek tansiyon ve eklampsi nöbetini geçirir)
f. Serebral Palsi (beyin nöronlarındaki harabiyet nedeniyle ilk yaşlardaki çocuklarda görülen, her iki bacakta spastik sertlik, zaman zaman gelen konvülsiyon nöbetleri, istemli hareketlerde düzensizlik ve zeka geriliği ile belirgin konjenital defekt)
g. Ani Bebek Ölümü Sendromu
h. Erkek İnfertilitesi (sağlıklı meni önemli miktarda magnezyum ve çinko ihtiva eder)
25. Kalp hastalığı – Kalp, özellikle de sol karıncık vücutta magnezyumun en yüksek oranda bulunduğu yer. Kalp hastası olanlarda magnezyum eksikliği sık rastlanılan bir durum ve magnezyum desteği alındığı takdirde kalp hastalığı riski azaltılabiliyor. IV magnezyum, yani damardan magnezyum kalp krizinin başında verildiği takdirde miyokart enfarktüsü hasarını ve kardiyak aritmiyi önlenebiliyor.
Dr. Dean, başından beri sorun magnezyum eksikliği iken çok sayıda insana kalp hastalığı teşhisi konarak çoğu kez en aşağı altı farklı ilaç tedavisine başlatılmadığını ve elbette çok geçmeden bu hastaların kalp yetmezliğine gittiğini, bunun da kendisini son derece endişelendirdiğini söylüyor. Üstelik, kalp hastalarına önerilen ilaçların çoğu da vücuttan magnezyum çalan ilaçlar. Statinler bilhassa hasar oluşturan ilaçlar, zira bunlar çokça magnezyuma bağlanıp vücutça kullanımını engelleyen flor bileşikleri.
26. Kan pıhtıları – Magnezyum kanda pıhtılaşmayı kan inceltici ilaçlardan farklı bir mekanizmayla, kalsiyum fazlasının pıhtı oluşumunu tetiklemesini engellemek suretiyle önlüyor ve gerek olduğunda kandaki pıhtılaştırıcı faktörlerin doğal yoldan dengelenmesini sağlıyor.
27. Kas-iskelet sistemi sorunları – Yetersiz magnezyum diğer yandan kalsiyumda rölatif fazlalıkla birleştiğinde vücudun herhangi bir kasında uzun süreli kasılmaya yol açacaktır. Aşağıda verilen kas-iskelet sistemi sorunlarının hepsi magnezyum terapisine yanıt vermektedir:
a. Kas krampları
b. Fibrozit (bağ dokusunun iltihabı)
c. Fibromiyalji (inatçı adale ağrıları, yorgunluk ve vücutta bazı hassas ağrılı noktalarla karakterize bir hastalık)
d. Gastroentestenal spazmlar, safrakesesi spazmları — bunlar cerrahi müdahale gerektirebilecek durumlardır
e. Ruhsal gerilime bağlı olarak saçlı deri, boyun ve yüz kaslarındaki devamlı kasılma veya gerilme sonucu gelişen baş ağrıları.
f. Kas spazmları, vücudun herhangi bir kasında oluşabilecek çekilmeler.
g. Kronik boyun ve sırt/bel ağrısı.
28. Kolesterol Yükselmesi — Dr. Dean 1970’lerin ortalarında tıp eğitimi alırken normal kolesterol seviyelerinin 245 mg/dL civarında olduğunu söylüyor. Kitabının ilk baskılarında (ilki 2003’te çıkıyor) normal seviye 180-220 mg/dL olarak geçiyor. Şimdi ise tıp kurumları kolesterolün 200 mg/dL’in (5.2 mmol/L) altında olması gerektiğini söylüyor.
Yeterli miktarda kolesterol varken HMG-CoA redüktazının (herhangi bir kimyasal maddenin indirgenmesini kolaylaştıncı enzimin) aktivitesini yavaşlatmaktan sorumlu mineral Magnezyum. Statin ilaçlarının bir yandan magnezyum eksikliği oluştururken diğer yandan hedefe alıp ortadan kaldırmaya çalıştığı enzim de bu.
29. Migren — Serotonin dengesi Mg’ye bağlı. Serotonin eksikliği migren ağrıları ve depresyona yol açabiliyor. Migreni oluşturanın beynin incecik kılcal damarlarını tıkayan kan pıhtıcıkları olduğu söylenir. Magnezyum, kalsiyumun kanı gereğinden fazla pıhtılaştırmasına engel olur. Damardan ve ağızdan alındığı takdirde magnezyum migreni önleyebilir ve geçirebilir.
30. Osteroporoz – İster D vitamini ile birlikte ister D vitaminsiz alınmış olsun, yüksek doz kalsiyum takviyesi yanında dengeleyici miktarda magnezyum alınmadığı takdirde kemik kaybına giden bir dizi biyolojik olay başlatır.
31. Parkinson Hastalığı — Magnezyum, beyinde kalsiyum kalıntılarının yarattığı nöroenflamasyonu (sinir sistemi iltihabını) bloke eder.
32. Raynaud Sendromu – Mg el parmaklarında ağrı ve uyuşmaya yol açan spastik kan damarlarının gevşemesine yardımcı olur.
33. Reflü — Yemek borusunun mideye giriş yerindeki kapakçıkta oluşacak spazm reflüye neden olabilir. Magnezyum yemek borusu spazmlarını ortadan kaldırır.
34. Sinir Sistemi Problemleri — Magnezyum yetersiz, kalsiyum da göreceli olarak fazla yüksekse vücudun herhangi bir yerindeki sinir hücreleri uzun süreyle aşırı uyarılacak demektir. Magnezyum vücuttaki şu sinir rahatsızlıklarını ortadan kaldırır:
a. Yanma
b. Kas güçsüzlüğü
c. Uyuşma, hissizlik
d. Paralizi ve hassasiyet
e. Karıncalanma, iğnelenme
f. Seğirme
g. Vertigo ve kafa karışıklığı, oryantasyon bozukluğu
35. Sistit — Magnezyum eksikliği varsa enfeksiyon halinde idrar kesesi spazmları oluşur. Spastik mesane sık idrar çıkma durumu oluşturabilir.
36. Spor İncinmeleri — Ağrı, enflamasyon, kas spazmı, kas gerginliği ve yırtık gibi incinmelerin tümü magnezyumla geçirebilir.
37. Spor Sonrası Toparlanma — Magnezyum laktik asit birikimini azaltarak, antrenman sonrası vücutta ağrı-sızıyı engeller.
Bu 56 sağlık sorununun magnezyum eksikliğine bağlı olarak gelişmiş olabileceğini ve takviyeyle düzelebileceğini siz veya doktorunuz fark etmediğiniz takdirde cebinizde ilaçla eve döneceksiniz demektir. Ne yazık ki birçoğu yukarıda verilen tıbbi durumlar için uygunsuz şekilde reçete edilmekte olan ağrıkesiciler, diüretikler, antibiyotikler ve kortizon salt magnezyum değil, diğer mineralleri de vücuttan çaldığından bir süre sonra belirtiler tamamen kontrolden çıkacak demektir. Bugün gelişmiş Batı toplumlarında reçeteli ilaç kullanım istatistiklerine baktığımızda bu tespitin geçerliliğini ve durumun vahametini daha iyi anlayabiliyoruz. Umuyoruz Dr. Dean’in bu müthiş çalışması sağlık sorunlarınızın asıl kaynağının ‘reçeteli ilaç eksikliğine bağlı yaşam’dan ziyade, ‘vitamin ve mineralden yoksun gıda bolluğu’ olduğu yönünde ikna edici açıklamalar sunabilmiştir sizlere.

Bu bilgiler Dr. Carolyn Dean’in 2014 basımı The Magnesium Miracle kitabından alınmıştır.
30 yılı aşkın süredir lisanslı tıp hekimi, naturapat, herbalist, akupunktur uygulayıcısı ve beslenme uzmanı olarak çalışan Dr. Dean’in magnezyum takviyesi için önerdiği ürünleri internet sitesinden görebilirsiniz.
kaynak: sağlıkla kal facebook sayfasından alınmıştır. Mutlaka sayfaya üye olmalısınız…
Fatoş Pabuccu Tuncay

Yaşamımız için faydalı olur ümidi ile bilgilerinize sunulur.

lead_large[1]

 
1)Günde En Az 6-7 Saat Karanlık Odada Uyumak Gerekir.
2)Haftada En Az 6 Gün Erken Yat Erken Kalk
3)Elektronik Araçlardan Uzak Durun. Kullanmadığınız Zaman Açık Ve Yanınızda Tutmayınız.
4)Bilgisayarınızı Açık Tutmayın
5)Telefonda Kısa Konuşun
6)Cep Telefonu İle Konuşmanız 30 Saniyeyi Geçmesin
7)Şampuanlar Ve Duş Jelleri Kanserojen. Vücudunuzu Sabunla Temizleyin Ve Bol Bol Durulanın
8)Zaman Zaman Yalın Ayak Toprakta Yürüyün
9)Giydiğiniz Terliğin Lastik- Plastik Olmamasına Dikkat Edin
10)Gece Uyurken Odadaki Televizyonu, Bilgisayarı vs Fişten Çekin Veya Ana Düğmesinden Kapatın
11)Cep Telefonunuzu Gece Uyurken Yattığınız Odada Bulundurmayın
12)Haftada 4 Kez Balık yiyin ve Balık Çorbası İçin Balığın Kılçığı Kanser Önleyicidir. Mümkünse Balığı Kılçığı İle Yiyin
13)Zerdeçal’ı (Köri) Bol Bol Kullanın Salatalarınıza Ekin, Çorbanıza Köftenize Koyun
14)Günde İki Bardak Domates Suyu İçin
15)Kepek Ekmeği Ve Ekmeğin Kabuğunu Yiyin Belediye Ekmeği Gençler İçin İyidir
16)Tuz Kullanmak İstiyorsanız Kaya Tuzu Kullanın
17)Zeytinyağı faydalı sabah kahvaltısında bir çorba kaşığı zeytinyağının içine kekik, nane, köri, koyup yiyin
18)Esmer Pirinç Tüketin
19)Zeytin Çok Yararlı Bol Bol Tüketin
20)Yağsız Peynir Ve Keçi Peyniri Yiyin
21)Haftada En Çok İki Kez Kırmızı Et Yiyebilirsiniz
22)Çay Önerisi: Yeşil Çay+Böğürtlen+Isırgan+ Limon Kabuğu’nu Karıştır Kaynat Günde İki Kupa İç Dikkat Bunu İlaç Almayan İnsanlar İçebilir
23)Eğer Hiç Bir İlaç İçmiyorsanız Veya İlaçtan 6 Saat Sonra Bir Su Bardağı Greyfurt Suyu İçin
24)Bitkisel Otları Alırken İnternetten Alışveriş Yapmayın-Tarım Bakanlığı Onayı Olanları Eczanelerden Alın
25)Sentetik Yastık Yorgan Kullanmayın Pamuk Yorgan Yastık Daha Sağlıklı
26)Özellikle Beyaz İç Çamaşırlarınızı Kaynatmadan Giymeyin Çünkü Beyazlatıcı Madde Kanserojendir
27)Mutfakta Teflon Bulundurmayın Cam-Çelik-Porselen Kaplarda Pişirin
28)Sentetik Malzeme İçeren Halı Kullanmayın
29)Ayakkabı İle Evde Dolaşmayın
30)Organik Ürünler Tüketin En Azından Sebze Meyveyi Mevsiminde Tüketin
31)Fastfood Kanserojendir
32)Acı Biber Kansere Çaredir
33)Haftada En Az Bir Köy Yumurtası Tüketin Ve Özellikle de Beyazını Daha Çok Tüketin
34)Elma Sirkesi Metabolizmayı Hızlandırır Günde Bir Tatlı Kaşığı İçin
( Kadınlarda Kemik Erimesine Sebep Oluyor. Dikkat Edin! )
35)Her Sabah Aç Karına bir Bardak Ilık Su Tüketin
36)Kuru Erik, Böğürtlen, Çilek Tüketin
37)Havuzlarda Kullanılan Klor Kanserojendir Eğer Girerseniz de Hemen Duş Alın
38)İçme Suyu: İstanbul’da, izmir’de Şu Anda Belediyenin Suyu İçilebilir Eğer Satın Alıyorsanız 3 Ayda Bir Markasını Değiştirin
39)Kızartma Yemeyin Haşlama Buğulama Yenmelidir
40)Mikro Dalgada Fazla Isıtmayın
41)Yanmış Yiyecekler Kanserojendir
42)Diş Fırçalarken Kuru Fırçaya Macunu Koyup Fırçalayın Sonra Durulayın
43)Kuru Temizleme Kanserojendir
44)Domates Organikse Veya Mevsiminde Kanser Önleyicidir
45)Elmayı Kabuğu İle Yiyin
46)Sebzeyi Meyveyi Önce Elma Sirkeli Suda 20 Dakika Bekletip Durulayın sonra Kullanın
47)Brokoli, karnabahar, ıspanak, lahana kırmızı turp, kara turp, havuç, maydanoz, rezene, tere tüketin
48)En Yeşil, En Kırmızı, En Sarı Olan Yiyecekleri Yiyin
49)Yeşil Çayı Gündüz Tüketin
50)Kara Üzüm, Karadut, Böğürtlen Şurubu, Ananas Tüketin
51)Çin Üretimi Hiç Bir Şey Kullanmayın Şu Anda Made İn China Yerine Prc (People Republic of China) Yazıyorlar Dikkatli Olun
52)Süt Yerine Ayran ve Yoğurt Tüketin Çünkü Süte Hayvanın Gübreli Yediği Otların Kalıntıları Karışabiliyor
53)Fındık, Fıstık, Ceviz Kabuklu Alıp Kırın Öyle Tüketin
54)Mevsiminde Çekirdekli Karpuz Çok Faydalı
55)Şaraba Böcek İlacı Karışıyor O Nedenle Kanserojen, Bira Kolon Kanserini Artırıyor, Bunlar Yerine Kara Üzüm Yiyin
56)Meyve Suyu Yerine Taze Meyve Tüketin Meyve Suyu Şişmanlatıyor
57)Hareketli Hayatı Tercih Edin
58)Oksijenli Ortamda Günde En Az Yarım Saat 45 Dakika Yürüyün
59)Sigara İçiyorsanız Yüzde 85 veya 90 Akciğer Kanseri Olacaksınız ve Kalp Krizi Geçirecek siniz Demektir.
Sigarayı Bırakınca Vücut 10 Yılda Yenilenebiliyor. Hemen Sigarayı Bırakın. Bırakınca Kırmızı Olan Ürünleri Tüketin Meyan Kökü ve Kara Meşenin Kabuğunu Ezip Toz Olarak Alın Bu Vücudun Daha Kolay Temizlenmesini Sağlıyor. 2015 Yılında 9 Milyon Kişi Akciğer Kanseri Olacak. Yirmi Saniyede Bir Kişi Akciğer Kanseri Oluyor.
60)Akciğer Kanseri Belirtileri Omuz Ağrıları, Yüksek Ateş, Öksürük Ve Kanlı Balgamdan Anlaşılır.
61)Stresten Uzak Durun Kanseri Tetikliyor: Yoga, Meditasyon, Strese İyi Geliyor
62)Doktora inanın, Aile Sevgisine Bağlılık Gösterin Ki Stresin Etkileri yok olsun.
63)Üzüm Çekirdeği Ve Keten Tohumu Günde Bir Tatlı Kaşığı Tüketin
64)Günde Bir Su Bardağı Akşamları Kefir Tüketin. Günde Bir Kez Büyük Apdeste Çıkılması Gerekir Eğer Olmuyorsa İlerde Kolon Kanseri Olma Olasılığı Yüksektir. Buna Dikkat Edin.
65)Menopozdaki Kadınların Vücudunda Ödem Olur Bunu Atmak İçin Kirazın Sapı+Mısır Püskülü+Maydanoz Sapı Kökü+Defne Yaprağını 5 Dakika Sıcak Suda Bekletip İçin Günde En Çok İki Kupa Olarak Bu Biriken Ödemi Atıyor
66)Beyaz Un Beyaz Şeker Ve Tuzdan Uzak Durun
67)Halsiz Hissediyorsanız Günde Birer Adet B Ve C Vitamini Alın
68)Kanser Hastaları Doktoruna Danışmadan Hiç Bir Bitkisel Ot Kullanmamalıdır. İlaç İçiyorsa Asla Ot Kullanmamalıdır.
69)Bütün Petrol Ürünleri Kanserojen. Şeytanın Dışkısı Olarak Adlandırılıyor. Kullandığınız Her Şeyin Petrol Ürününden Yapılıp Yapılmadığını Sorgulayın…

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ ENSTİTÜSÜ BAŞKANI PROF DR .ERKAN TOPUZ