SAĞLIKLI RUHSAL YAŞAM İÇİN PRATİK ÇÖZÜMLER

saglikli-bir-ruhsal-yasam-icin-pratik-spirituel-cozumler[1]

 

Hızlı yaşamın getirisi olarak hepimiz çevremizde daha pratik çözümler arıyoruz. Bunun için hazır gıdalar, kullan at eşyalar, pratik yöntemler deniyoruz. Bu hızlı ve yoğun tempoya rağmen hepimiz bu koşuşturma içerisinde ruhsal dünyamız ile barışık yaşamak istiyoruz.

Negatif enerjilerden uzak durmak, enerji bedenlerimizi korumak ve ruhsal, fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak da sağlıklı olmak istiyoruz. Bunlar içinde pratik çözümler arıyoruz. Eskiler bu konuda çok basit ama etkili bazı yöntemler geliştirmişlerdir.

Negatif ve artık enerjilerden kurtulmak

Hepimiz iş, okul veya sosyal yaşamımızda birçok insan ile içli dışlı oluyoruz. Haliyle auralarımız arasında sürekli ve hızlı bir enerji alışverişinde bulunuyoruz. En nihayetinde eve geldiğimizde kendimizi yorgun ve bitkin hissediyoruz. Hiç fark ettiniz mi, neden bazen fiziksel olarak çok hareket etmesek da kendimizi yorgun hissediyoruz? Bunun çevre kirliliği, gürültü vb. gibi nedenlerinin ötesinde bir diğer sebebi, üzerimizde var olan negatif ve artık enerjilerdir ve eskilerin bu konuda bize çok önemli önerileri vardır;

Adaçayı: Adaçayı çok eski zamanlardan beridir arındırmak için kullanılır. Kızılderililer adaçayının Yüce Ruh’un insanlara verdiği bir hediye olarak görürlerdi. Negatif enerjiyi nötrleyerek hem koruyucu hem de rahatlatıcı bir etkisi vardır. Eskiden adaçayını tütsüleyerek auralar ve evler temizlenirdi. Haliyle hala daha spiritüel olarak en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Yapmanız gereken bir tabaktakurutulmuş adaçayını yakmak ve bunla auranızı “yıkamaktır.” Adaçayı dumanı auranızı temizleyecek ve sizi arındıracaktır. Ayrıca evinizdeki negatif enerjiyi ve nazarı yok etmek içinde düzenli olarak adaçayı ile evinizi tütsüleyebilirsiniz ama burada önemli nokta her tütsüleme sonrası camı açarak temiz havanın içeri girmesidir.

Tuz ve Tuz Banyosu: Tuz bilinen en eski koruyucu ve negatif enerjiyi toplayıcıdır. Eskiden yemeklere tuzun konmasının sebebi tat vermesi değil, yemeklere karıştırılmış büyülerin veya negatif etkilerin yok edilmesiydi. Bunun için genellikle doğal olana deniz tuzu kullanmanızı öneririm. Evinizde ve odanızda bir tabak içine biraz tuz koymanız evde ki negatif enerjiyi toplayacaktır. Ayrıca daha pratik bir yöntem olarak eve geldiğinizde bir leğende ılık bir suda bolca deniz tuzu çözündürdükten sonra ayaklarınız bu tuzlu suya sokmanızdır. Bu noktada tuz ayaklarınızdan vücunuzdaki bütün negatif ve artık enerjiyi toplayacak ve sizi topraklayarak rahatlatacaktır. Bunun yanı sıra banyo suyunuza bolca tuz ve biraz adaçayı yaprakları koyup bu suyla banyo yapabilirsiniz.

Ametist: Ametist doğal bir arındırıcı ve dönüştürücüdür. Evdeki veya auranızdaki negatif enerjiyi pozitif enerjiye dönüştürür. Bu açıdan evinizde büyük bir ametist bulundurmanızda fayda var. Ayrıca yoğun geçeceğiniz günlerde ametist kolye takarak daha hazırlıklı olarak hayata atılabilirsiniz

Hızlı topraklanma tekniği: Bu teknik çok hızlı bir şekilde topraklanmanızı sağlar. Bu sayede üzerinizdeki fazla ve artık enerjiyi toprağa verirsiniz. Özellikle meditasyonlardan sonra topraklanma meditasyonu için fazla zamanınız yoksa hemen parmaklarınızı aralayarak parmak uçlarınızı yere dokundurun ve bir müddet derin nefes alıp vererek parmak uçlarınızdan fazla enerjiyi toprağa boşaltın.

İstenmeyen enerji alanları, radyasyon ve elektromanyetik alanlar

Bazı enerji alanları ve yoğun elektromanyetik alanlar enerji bedenlerimizde bazı sorunlara yol açabilmektedirler. İstenmeyen bu frekanslar bizim auramızda dengesizliklere yol açabilir ve bu da bizde uzun süreli rahatsızlıklara neden olabilir. Bundan korunmanın temel yolu güçlü bir auradır. Auramızın temel amacı zaten bizi bu tür istenmeyen enerji alanlarından korumaktır. Düzenli yapacağınız pratikler ve bazı özel kristallerle auranızı destekleyip güçlendirebilirsiniz. Kuvars kristali veya obsidyan taşı auranızı destekleyerek bu tür enerji alanlarına karşı koruyucu etki gösterir. Ayrıca günlük olarak auranızı güçlendirme meditasyonu yaparak güne başlarsanız, bu tür etkilerden daha az etkilenirsiniz.

Sabah kalktıktan sonra camı açın, havayı derin derin içinize çekin ve güneşe doğru yüzünüzü dönerek güneşin enerjisini soluyun. Nefes alırken güneşin enerjisini de çektiğinizi imgeleyin ve güneşin enerjisini solar pleksus çakranıza çekin ve burada depolayın. Sonra Nefes verirken yavaşça solar pleksus (mide) çakrasından güneşin enerjisinin tüm vücudunuza ve auranıza nasıl yayıldığını görün. Bunu üçer kez tekrarlayarak güneşin enerjisiyle auranızı destekleyin.

Güneş çok güçlü bir enerji kaynağıdır ve yaşam enerjisi tedarik eder. Bu yaşam enerjisi eski kültürlerde solar enerji olarak nitelendirilmektedir. Kişiyi güçlü ve yaşam dolu kılar. Eril enerjinin yaratımını ve gücünü taşır. (Karşıtı size sezgisel-büyüsel enerji diye tabir edilen lunar enerji yani ayın enerjisidir.) Bu şekilde sağlam bir şekilde güne başlayabilirsiniz. Eğer kristal kullanıyorsanız, kristalleri tuzlu suda ara ara temizlemeyi unutmayın.

Toprak anadan uzakta kalmak

Bizler ağaç misali, gök ile yerin evliliğinden doğmuş çocuklarız. Gök baba, yer ana tabiri de tam olarak buradan öte gelir. Yerden aldığımız enerji kök çakrayı besleyerek bizim hayatta daha güçlü durmamızı sağlar. Bereketi bolluğu ve dinginliği getirir. Ama her tarafın beton olması, toprakla temas alanlarının azalması ve yüksek binalarda oturmamız bu bağı zayıflatarak, topraktan enerji almamızı engeller Bu da kök çakranın fazla güçlenmemesine ve genel olarak depresyon, umutsuzluk, ilham azlığı, yaratıcılıkta sınırlanma, bereketsizlik, maymun iştahlılık ve benzeri birçok sorunu yanında getirir. Her ne kadar topraktan uzak kalsak da, toprağa hala bağlı olduğumuz su götürmez bir gerçektir. Haliyle yine de topraktan enerji çekme ve topraklanma çalışmaları ile toprakla olan bağımızı spiritüel anlamda güçlendirebiliriz.

Günümüzde insanların çoğu toprak enerjisini ayak bileklerine kadar çekebilirler. Düzenli topraktan enerji çekme meditasyonuyla bunu arttırabilirsiniz. Öncelikle rahatça ve dik oturun. Ayaklarınız yere sağlam bassın. Derin derin nefes alın ve verin. Bu sırada nefes alırken ışıktan köklerin ayaklarınızın tabanından yerin altına, magmaya kadar uzandığını imgeleyin. Ayaklarınızın tabanı dışında, kök çakradan ve kuyruk sokumu bölgesinden de köklerin çıktığını imgelemeye başlayın. Böylelikle ayak tabanlarınızdan, kök çakradan ve kuyruk sokumundan ışıktan köklerle dünyaya bağlandınız. O bağı hissedin. Önce derin nefes alın ve nefes verdiğinizde vücudunuzdaki gri-siyah benekler ya da dumansı şekilde olan tüm negatif enerjiyi magmaya kadar gönderin.

Bunu bir müddet yapıp topraklandıktan sonra şimdi dünyadan enerji çekin. Bunun için önce dilinizi damağınıza götürün (ama kendinizi kasmayın rahat bırakın) soluk alırken ayak tabanlarınızdan mavi bir enerjiyi yavaşça çekmeye başlayın. Her nefes alışınızda mavi enerji vücudunuza, hücrelerinize doğru aksın. Bu noktada sürekli meditasyon yaptığınızda yer enerjisini hissetmeye başlayacaksınız. Bu enerji dişil bir enerjidir bu yüzden soğuk-serin ve ferah bir enerji olarak hissedilir (Hatta kışın sizi üşütebilir). Taç çakranıza kadar bu enerjiyi çektikten sonra vücudunuzdan auranıza yayın ve yavaşça çalışmayı bitirin. Yoğun bir enerjidir, gece yaparsanız sabah kalkmakta zorlanabilirsiniz. Sabahları yapmanızı tavsiye ederim.

Evin ruhsal temizliği ve korunma

Her nasıl düzenli olarak fiziksel kirler için temizlik yapıyorsak aynı şekilde ruhsal olarak da ev temizliği yapmamız şarttır. Adaçayı ile tütsülemek ve bu sırada ışıkla imgeleyerek evi yıkayarak temizlemek yöntemlerden biridir. Bir diğer yöntem ise temizlik suyudur.

Temizleme Suyu; Bunun için saf ve içilebilir suya bolca deniz tuzu, biraz adaçayı yaprağı, çok az sarımsak, biraz melekotu kökü, karanfil, defne, kekik ve bulabilirseniz mürver ve şakayık otu koyun.  Ardından bunları kaynatın, kaynarken bembeyaz arındıcı ve güçlü bir ışıkla suyu yıkayın, kutsayın. Suyun bilincine arındırma görevini yükleyin. Bunun için beyaz ışıkla yıkarken küçük bir niyet edin. Bu niyet “Su, koruyucu bitkilerin özleriyle bütünleşiyor ve evimi, beni, ailemi arındırıyor ve her türlü kötülüğe karşı koruyor” gibi bir şey olabilir. Biraz kaynadıktan sonra suyu süzün ve içerisine sirke koyun ve böylece temizleme suyunuz hazır olacaktır. Ardından evi temizleyeceğiniz suya biraz bu hazırladığınız sudan koyarak evi temizleyin. Evi fiziksel olarak temizlerken aynı zamanda ruhsal olarak da temizlemiş olacaksınız.

Kavanozlar, Keseler; Her ne kadar artık kullanılmasa da eskilerin en çok kullandığı yöntemlerden biri odalarda özel kavanozlar ve keseler bulundurmaktı. İlginçtir ki bu eski yöntemlerde belli bir formülasyon yoktur. Sadece temel olarak tuz konulurdu. Temel mantığı; “Sizin için korunma neyi sembol ediyorsa, ondan yararlanın” dır. Haliyle kavanozlara ve keselere temel olarak tuz ve sonrada kişinin bilinçaltında korunmayı ne sembolize ediyorsa o konulurdu. Bazen kadınlar ormana çıkar ve mesela korunma için mavi veya evlerinde bereket istiyorlarsa yeşil ya da mutlu bir evlilik için kırmızı çeşitli çiçekleri toplarlar ve kavanoz veya keseyi öyle doldururlardı.

Korunmak için kavanoz yapmak istiyorsanız önce şunu kendinize sormalısınız. Benim için korunma neyi sembolize ediliyor? Eski inanışlara göre ayna var olan enerjiyi yansıtma özelliği taşımaktadır, eğer sizin içinde geçerliyse bu yüzden kavanoza ayna veya yine korunmayı sembolize eden eğik çiviler koyabilirsiniz. Veya evinizde bulduğunuz küçük eşyalar, doğadan içinize sinen bitkilerle kavanoz veya kese hazırlanabilir. Eğer bu evi korumak için ise genelde her yıl yenilenmesi gerekmektedir. Daha ileri boyuta taşımak isterseniz kavanoza doldurduğunuz suya biraz çivit atarak, korunmanın rengi olan mavi rengi sağlayabilirisiniz. Yada kavanozunuzu maviye boyayabilir ve üzerlerine size göre korunmayı sembolize eden şekiller çizebilirsiniz. Ardından kavanozu evin bir köşesine saklayın. Yine kesenin mantığı da aynıdır, korunmak için mavi bezden bir kese yapılır ve içine tuz ile istenen eşyalar-bitkiler doldurularak evin girişine asılırdı.

Çevre etkileri

Hızlı yaşam sürecinde bizi ruhsal olarak etkileyen en önemli konu insan ilişkileridir. Yukarıda da insanların auralarıyla nasıl iletişim halinde olduğumuzdan bahsetmiştik. Bu tür enerji artıkları yetmezmiş gibi bir de gün içinde negatif saldırılar, istenmeyen olumsuz enerji bağları ve başkalarının enerjilerini sömüren psişik vampirler vardır. Psişik vampirlerin çoğu psişik vampir olduğunun farkında değildir. Bu insanların bazı olumsuz yaşanmışlıklardan dolayı auraları yeterince enerji üretemezler ve oluşan almaçlarla başkalarının auralarına saldırılarda, tacizlerde bulunurlar ve bu auralara girerek oradaki enerjiyi emerler. Bu çok tehlikeli bir durumdur. Bu konuyu detaylı araştırmak isteyenlere; “Enerjimizi çeken insanlar” (Sınır ötesi yayınları) isimli kitabı öneririm.

Bu tür negatif ataklar, artık enerjiler ve psişik vampirlerden pratik en iyi korunmanın yöntemi yanımızda lavanta kolonyası taşımaktır. Lavanta bitkisi ruhsal olarak arındırıcı ve temizleyici bir bitkidir. Bundan elde edilen kolonya güçlü bir arındırcı olarak kullanılır. İnsanlarla etkileşime girdikten sonra lavanta kolonyası ile özellikler ellerinizi ve yüzünüzü ovalayın. Ayrıca negatif enerjiden korunmak için turkuaz taşı da takabilirsiniz. Lakin turkuaz taşını düzenli temizlemezseniz yakın bir zamanda çatlamasına ya da kaybolmasına şahit olabilirsiniz.

Eğer psişik vampir olduğunu düşündüğünüz biri varsa, o kişiyle çok fazla göz teması kurmayın. Beyaz-mavi bir ışıkla hemen auranızı korumaya alın ve irtibat sonrası bol suyla yüzünüzü ve ellerinizi bileklerinize kadar yıkayın.

Bu tür psişik saldırılar dışında bir de günlük kavgalar ve atışmalar vardır. Kavga sırasında iki kişi arasında olumsuz bir bağ oluşur ve bu kişinin enerjisini tüketir. Fark ederseniz kavga sırasında ilk olarak yoğunluk hissettiğiniz alan mide bölgesidir. Çünkü dünyevi bağlar burada ki solar pleksus çakrasından yapılır. Böyle bir kavga içerisinde bulunduğunuzda karşıdakiyle olumsuz bağ kurmamak ve kişinin size gönderdiği negatif enerjilerden korunmak için hemen bir elinizle mide ve göbek deliğinizi kapatın, orayı ışıkla sarın. Bu şekilde kavga sırasında olabildiğince az etkileneceksiniz. Karşıdakini veya böyle bir ortamı sakinleştirmek için de etrafı önce pembe bir enerji bulutuyla sarın ardından, mavi enerji yağmuruyla huzuru etrafa yayın.

Bu tür kavgalı ve yoğun günün ardından muhakkak bu kişilere affetme meditasyonları yapın.

Sağlıksız gıdalar

Eskilerin dediği gibi “Ne yiyorsak oyuzdur.”Maalesef günlük hayatta hem fiziksel hem de ruhsal olarak pek sağlıklı beslenmemekteyiz. Yediğimiz gıdaların en küçük yapı birimlerine kadar vücut tarafından katalizlenmesi ve sonra bu katalizlenen küçük yapılı birimlerden daha büyük hayati önem taşıyan enzimler hormonlar yapılmaktadır.

Aynı bu fiziksel etki gibi yiyeceklerin ruhsal boyutları vardır ve bunların bizim enerji bedenlerimize etkisi yadsınamayacak kadar çoktur. Bilhassa et ürünleri yoğun bir negatif enerjiye sahiptir. Bunun temel sebebi hayvanların ölürken yaydıkları ölüme bağlı yoğun enerjidir. Bu enerji etin ruhsal eterik bedenine işler ve biz eti tükettiğimizde bu yoğun ölüm enerjisi bizim ruhsal boyutumuza yansır. Bu aynı toksik bir yem ile beslenen hayvanların, bu toksik maddelerin ette ve bilhassa karaciğerde depolanması ve oradan bize aktarılmasına benzetilebilir. Ayrıca etin bağırsakta sindirilmesi işlemi de zor olduğu için vücut daha fazla enerji harcar. İşte bu noktada eskilerin birçoğu et yemeyi bırakarak vejetaryen bir hayat sürdürmeye niyetlenmiştir.

Bunun yanı sıra bir kesim ise etin hayati önemini vurgulayarak et ve hayvani ürünleri hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini savunurlar. Haklı olarak bir insan için gerekli tüm protein kaynakları et ve hayvani gıdalarda mevcuttur. Et, süt, yumurta bunlar protein açısından çok zengindirler ve soya ile birkaç spesifik bitki dışında hiçbir bitkisel kaynak tam olarak protein ihtiyacınızı karşılamaz. Zaten protein kaynağı olarak et ve hayvani ürünler referans alınır. Bitkiler eksik-yarım protein olarak değerlendirilir ve protein faydaları kombine kullanılmadığı dışında çok düşüktür Ayrıca vitamin, mineral ve esansiyel yağ alımı açısından da et çok önemlidir. Özellikle hepimizin bildiği B12 vitamini bu açıdan elzemdir ve ya balıktan alınan omega da bir o kadar hayati işlevlerimiz için önemlidir.

Bu noktada bazı kişiler, eti veya bu tür sağlıksız gıdaları hayatımızdan çıkarmadan, şifalandırarak tüketebileceğimizi düşünmektedirler.

İnsanoğlu yıkmak kadar bir şeyi yapmaya ve düzeltmeye de muktedirdir. Haliyle bu tür sağlıksız gıdalar yoğun enerji yüklemeleri ile daha sağlıklı hale getirilebilir. Kaldı ki yapılan çalışmalarda pis ve çamurlu suların sırf meditasyon teknikleriyle daha temiz hale dönüştürüldüğü veya kutsanmış suların uzun yıllar yosun tutmadığı bilinmektedir.

İnsan zihni, yoğun niyetle, var olan gıdadaki bu olumsuz enerjiyi olumluya çevirerek, hem fiziksel hem ruhsal olarak daha sağlıklı kalmayı başarabilir. Bu yöntem gayet basittir. Önünüzdeki gıdanın üstünde elinizi tutun ve yine beyaz arındırıcı bir ışıkla gıdayı sarın ardından içinizden güçlü ve inanarak tüm iradenizle şu niyeti edin: “Işık ile gıdadaki olumsuz enerjileri şifalandırıyorum ve gıdanın titreşim seviyesini kendi titreşim seviyeme yükseltiyorum ve sadece gıdadan vücudumun-ruhumun yararına olanları kabul ediyorum”.

Benim bu noktada görüşüm etin tamamen hayattan çıkarılmaması ama et tüketiminin azaltılmasıdır. Buna nazaran hayvani ürünler (süt, yumurta vb.) ve bunların yan ürünleri (yoğurt, ayran vb.) protein kaynağı almak için zaten yeterli olacaktır. Ayrıca yukarıdaki yöntemle gıdaların olumsuz enerjisini olumluya çevirerek tüketebilirsiniz.

Madde ile mana arasında

Uzun bir günün ardından koltuğumuza uzanıp şöyle bir kendimizi gözlemleyelim. Zihnimizi ve mantıksal yargılarımızı rafa kaldırıp, ruhumuzu ve vücudumuzu dinleyelim. Birçoğumuz bu dinleme sürecinde ruhtan ve onun yansıması olan bedenden çok şikâyet duyacaktır. Hayat madde ile maneviyatın içe içe geçtiği bir süreçtir. Maddi dünya ile manevi dünya iki ayrı dünya değillerdir, tam tersine iç içedirler. Biz de bu ikisi arasında bir etkileşimde bulunuruz. Fiziksel- zihinsel bir yaşam ile iletişim dışında, aynı zamanda sürekli ruhsal bir iletişim ve yaşam içerisinde bulunuruz. İşte bu yüzden eskilerden günümüze bu teknikler günlük hayata uyarlanmış ve alışkanlıkların bir parçası haline gelmiştir.

Nasıl ki akşam yatmadan önce dişlerimizi fırçalıyorsak aynı şekilde yatmadan önce hafif bir meditasyon ve topraklanma ile üzerimizdeki fazlalıklardan hem zihinsel hem de ruhsal olarak arınmalıyız. Veya sabah işe giderken nasıl banyo yapıyor ve kahvaltı yaparak enerji toplamaya çalışıyorsak aynı zamanda güneşe selam verip, enerjimizi yükseltip güne öyle başlamalıyız. İşte bu iki taraflı denge, bizi hayat içerisinde daha sakin, huzurlu ve başarılı kılacaktır. Her daim iki dünyayı aynı anda yaşadığımız unutulmamalı ve günlük fiziksel alışkanlarımızın yanında günlük ruhsal alışkanlıklara da yer vermeliyiz. Böylece dengeli ve ruhsal olarak sağlıklı bir yaşam sürdürebiliriz.

Kaynak: İndigo Dergisi

 

NEDEN POLEN TÜKETMELİYİZ

bee-pollen-arı-polen-arısütü-bal-fayda-vitamin-protein-mineral[1]

 

 

NEDEN POLEN TÜKETMELİYİZ

Prof. Dr. Yücel, polen tüketiminin başta karaciğer hastalıkları olmak üzere birçok rahatsızlığa iyi geldiğinin altını çizdi. Yücel, polenin yararları hakkında bilgi verdi. Araştırmalarda, polen kullanımının başta karaciğer hastalıkları olmak üzere birçok hastalıkta hasarları azalttığı tespit edilmiştir.
PROSTAT HASTALARI İÇİN OLDUKÇA YARARLI
Prostat hastalıkları için de polen tüketimi oldukça yararlıdır. Polen kullanımı, özellikle kronik prostatit tedavisinde, prostat hücrelerinin büyümesini engellemekte, önemli iyileşme sağlamaktadır. Bu amaçla kişinin yaşına, hastalığın düzeyine bağlı olarak hekim gözetiminde tedaviye en az 3 ay süreli kürle devam edilmesi öngörülmektedir. Tedavi sonucunda prostat bezinde küçülme, lökosit sayısında azalma ve idrar akımında artma izlendiği, yapılan bilimsel araştırmalarda bildirilmiştir.
VÜCUT DİRENCİNİ ARTIRIYOR
Polen, insan sağlığı ve beslenmesi yönünden gerekli tüm aminoasit, vitamin, mineral ve diğer maddeleri bir denge içinde bulunduran çok değerli bir besindir. Çocuklarda büyümeyi, motor kasların gelişimini ve beyin fonksiyonlarını desteklemektedir. Polenin, insan sağlığı açısından vücut direncini, fiziksel performansı, besinlerden yararlanmayı artırıcı etkilerinin yanı sıra pek çok rahatsızlıkta tıbbi tedaviye destek sağlayıcı etkisi olduğu bilinmektedir.
KAHVALTIDAN ÖNCE TÜKETİN
Tüketilmeden önce polen alerjisine karşı sağlık kuruluşunda test yaptırılması gerektir. Alerjik reaksiyonu olmayanlar, genel sağlıklarını korumaları amacıyla kahvaltıdan önce, aç karnına polen tüketebilirler

Kaynak: Sağlıkla Kal Fatoş Pabuccu Tuncay

Pisagor Kupası (Adalet Kupası)

17499389_1836449443271735_1432688349264113334_n[1]

Ünlü matematikçi Pisagor’un 2 bin 500 yıl önce icat ettiği bu kupa, ilginç bir özelliğe sahiptir; Kupanın altı delik olmasına rağmen içindeki sıvı asla dökülmez, ne zaman ki kupaya doldurulan içecek, kupanın sınır çizgisini aşar işte o zaman içindekiler son damlasına kadar akıp gider…

Kupaya adalet kupası ismini veren filozof belki de bu kupa ile şunu söylemek ister: İnsan, bazen yaşamın sunduklarıyla yetinmeyi bilmeli, zira daha fazlasını arzularken elindekiler de kayıp gidebilir…

HEPİMiZ BİRER ÇATLAK TESTİ DEĞİL MİYİZ ?

gunun-hikayesi-kirik-testi_5698b8bc7d678[1]

 

Çin’de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna asılı testilerle dereden su taşırmış evine..
Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış…
Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve..
Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yari dolu olarak varırmış.
İki sene her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldurmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış…
Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş …
Fakat zavallı çatlağı olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş.
İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi, ırmak kenarında adama şöyle demiş:
“Kendimden utanıyorum. şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor..” Adam gülümseyerek dönmüş testiye:
-Göremedin mi? yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu.
Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlağını biliyordum.. Senin tarafına çiçek tohumları ektim.
Ve her gün o yolda ben su taşırken, sen onları suladın..
2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp, masamı süslüyorum.
Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı, evime böyle güzellik ve zerafet veremeyecektim ” diye cevap vermiş.
HEPİMiZ BİRER ÇATLAK TESTİ DEĞİL MİYİZ ?
Her birimizin kendine has kusurları vardır.
Aslında, hepimiz birer çatlak testiyiz.
Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan, mükâfatlandıran, renklendiren..
Etrafınızdaki her kişiyi, oldukları gibi kabullenin..

Hastalıklar frekans ayarlarının bozulmasından kaynaklanır

0000000371876-1[1]

 

 

Dr. Sarıyıldız insan bedeninin frekanslardan oluştuğunu belirterek, olumsuz duygu ve düşüncelerin organların titreşimini bozduğunu iddia ediyor. Sarıyıldız, frekans ayarlarıyla oynayarak hastalıkların iyileştirilebileceğini belirtiyor.
Biyofizikçi Alman doktor Fritz Albert Popp, bütün canlı hücrelerin ışık saçtığı ve ışığın kaynağının DNA olduğuna dair bir makale yayınlamıştı. Makaleye göre DNA birden çok frekans yayınlıyordu. Dr. Raymond Rife ise belli frekansları kullanarak virüs ve bakterilerin yok edilebildiğini bulmuştu. Nikola Tesla insan vücudunun yaydığı frekansları, dış frekanslardan yalıtabildiğimizde hastalıklara karşı büyük bir direnç geliştireceğimizi savunuyordu. İsveçli radyolog Bjorn Nordenstrom, bir tümörün içine bir elektrot yerleştirip doğru akım verildiğinde tümörün eridiğini test etmişti. Dr. Robert O. Becker ise “The Body Electric” adlı kitabında insan vücudunun elektriksel frekanslarını ortaya koydu. Araştırmalar her canlının bir frekansa sahip olduğunu ve dahası hepimizin çevremizdeki frekanslardan etkilendiğini gösteriyor. Amerikalı doktor Bruce Tainio insanların ve gıdaların biyofrekanslarını ölçmüştü. Buna göre sağlıklı bir insan vücudunun 62-68 MHz’lik bir frekans aralığı var. Hastalık ve rahatsızlıklar 58 MHz’de baş gösteriyor.
Dua insan frekansını 15 MHz yükseltiyor
Araştırmalarda olumsuz ve olumlu düşüncelerin vücut frekanslarımız üzerindeki etkisi de incelendi. Olumsuz düşüncelerin insan frekansını 12 MHz kadar düşürdüğü, olumlu düşüncelerin frekansı 10 MHz kadar yükselttiği tespit edildi. Dua da frekansı 15 MHz kadar yükseltiyor. Esans yağlar da kişinin frekansını yükseltmede önemli bir rol oynuyor. Gül yağı ve günlük gibi yüksek frekanslı esanslar ruhsal dengeyi sağlayabiliyor.
Ancak iç ve dış etkenler zaman içerisinde frekans ayarlarımızı bozarak hücresel yıkıma sebebiyet veriyor. Neyse ki frekans ayarlarımızı düzeltmek artık mümkün. Konuyla ilgili kullanılan son teknolojiyi, hastalık frekanslarını, duygu ve düşüncelerin titreşimimizi nasıl bozabildiğini konuşmak üzere İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız ile bir araya geldik.
Hastalıklar duygu ve düşüncelerde başlar
Son kitabınız “Anormal Kitap” dahil hemen tüm kitaplarınızda hastalıklara en temelinde duygu ve düşüncelerimizin yol açtığını söylüyorsunuz. Hangi duygu ve düşünceler hangi hastalığı tetikliyor?
Kurban hissetme, sevilmeye layık olmadığını düşünme ve değersiz hissetme gibi duygu ve düşünceler uzun süre aşılamadığında bedenselleşerek hastalık haline geliyor. Örneğin kendini ifade etme sorunu yaşayan, kendini yeterince dışa vuramayan insanlarda tiroid hastalıkları sık görülür. Hayata dair olumsuz kodları çok olan insanlarda migren görülür. Sevildiğine inanmayanlarda, sevilmeye layık olmadığını düşünenlerde, sevgi açlığı olanlarda kalp hastalıkları yaygındır. Hayatta kendini kurban rolünde hisseden, hayatından hoşnutsuz olanlarda mide ve barsak sorunları görülür, öfkesini içine atanlarda hassas barsak sendromu, geleceğe ait güvensiz hisseden ve ilerleme korkusu duyanlarda hareket sistemi hastalıkları olur. Yani bel, bacak, diz ve kalça ağrıları yaşar. Toksik duygular, acı veren duygular böbrek sorunlarına yol açar. Mesela iyi insanlar çabuk ölür diyoruz ya, bunun nedeni iyi insanların kendilerini yeteri kadar ifade edememeleridir.
İyiler erken ölür, çünkü…
Bu nasıl ölüme yol açar?
Kime iyi dersiniz, gerektiğinde yanınızda olan, yardım eden yani veren insana iyi dersiniz. Vere vere kendine kalmayan insana… Bu insanlarda sonunda enerji bedeninde çatlaklar oluşur ve kalp hastalıklarından erken yaşta ölürler.
Ama fedakarlık inancımıza göre güzel bir şey…
Elbette öyle ama eğer karşılık beklemiyorsanız. Eğer “sevilmeye layık değilim” duygusundan dolayı, sevilmek için, iyi insan desinler diye verici bir insan haline geldiyseniz o zaman hep kaybeden olursunuz. Verdiğinizi geri alamazsınız. Ama karşılıksız verirseniz daha da yücelirsiniz.
Tekrar düşüncelere gelecek olursak, düşünceler sağlığımızı nasıl etkileyebiliyor? Bilimsel bir tarafı var mı bu iddianın?
Reklam

Bilimsel olarak ispatlanmıştır ki maddenin yüzde 99.9’u boşluktur, kuantum alanıdır. Biz de aslında boşluktan oluşuyoruz. Geri kalan 0,1’lik partikül alanı. Yani biz aslında titreşim enerjisiyiz. Düşünceler ise, enerjinin en ince titreşimi olduğu için enerji bedenimizin dış bölgelerindedir. Bu nedenle olumsuz düşünceler devam ettikçe en dış katmandaki enerji akış bozukluğu her seferinde bir kat alta geçer. Bunu elmanın üzerindeki çürük gibi düşünebilirsiniz. Zamanla elmanın içine doğru yayılır. Sadece duygu ve düşünceler değil, dış faktörler, kimyasallar, katkı maddeleri, teknoloji ve gıdalar da bedenimizin yaydığı titreşimleri bozabiliyor. Her organ, her doku aslında sağlıklı olduğunda belli bir frekansta titreşiyor. Bu titreşimlerin bozulması sonucu hastalıklar oluşuyor. Bu titreşimleri olması gereken standart frekansına getirdiğimizde iyileşme süreci başlıyor.
kaynak:İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız,

Mutluluk Hormonları Nelerdir? Ve Nasıl Yükseltilir?

mutluluk-hormonlari[1]

1)Seratonin

2)Dopamin

3)Oksitosin

4)Endorfin

 

1)Serotonin nasıl hissettirir: Neşeli, canlı, zinde

Serotonin eksikliğinde nasıl hissederiz: Depresif, karamsar, öfkeli

Serotonini yükseltmek için: Egzersiz yapın, güneş ışınlarından faydalanın, triptofan içeren gıdaları tüketin (yumurta, çikolata,peynir), düzenli uyuyun

2)Dopamin nasıl hissettirir: Keyifli, hayata bağlı, kendine güvenli

Dopamin eksikliğinde nasıl hissederiz: Üşengeç, unutkan, canı sıkkın

Dopamini yükseltmek için:  Mutlu eden hobiler edinin, müzik dinleyin, c vitamini tüketin, tirozin içeren gıdalar tüketin (muz,salatalık)

3)Oksitosin nasıl hissettirir: Sevgi dolu, şefkatli, cömert ve paylaşımcı

Oksitosin eksikliğinde nasıl hissederiz: Yalnız, sevgisiz, huzursuz

Oksitosini yükseltmek için: Masaj yaptırın, hayal kurun,evcil hayvan besleyin, sevdiklerinize sarılım

4) Endorfin nasıl hissettirir: Neşeli, rahat, pozitif

Endorfin eksikliğinde ne hissederiz: Stresli, gergin, isteksiz

Endorfini yükseltmek için ne yapmalıyız: Acı biber yiyin, aşık olun, düzenli yürüyüş yapın, sizi güldüren videolar seyredin

Kaynak: şifa bul

 

 

 

Bitlis’teki Köy Çocuklarının ‘Bisikletli’ Kütüphanecisi Hakan Yücel ile Tanışın!

Bitlis  Halk Kütüphanesi Müdür Vekili Yücel, bisikletinin arkasına monte ettirdiği çantasındaki kitapları, okuma alışkanlığı kazanmalarını sağlamak için köyde yaşayan çocuklara götürüyor.

Çok zor şartlarda bu güzel işi yapan Yücel motivasyon kaynağını “Çocukların yüzündeki sevinç bana enerji veriyor. Pedalları daha güçlü çeviriyorum” diye açıklıyor.

Bitlis Halk Kütüphanesi Müdür Vekili Hakan Yücel, bisikletiyle köyleri dolaşarak çocuklara kitap dağıtıyor.

[youtube

Kimi zaman karla kaplı yollarda, soğuk havaya rağmen pedal çeviren Yücel, toplam 5 bin kitabı köylerde yaşayan çocuklarla buluşturmayı hedefliyor.

Kimi zaman karla kaplı yollarda, soğuk havaya rağmen pedal çeviren Yücel, toplam 5 bin kitabı köylerde yaşayan çocuklarla buluşturmayı hedefliyor.

 

İlk etapta çocuklara 100 kitap verdiğini belirten Yücel: “Yolda gördüğüm çocuklara da kitap hediye ediyorum” diyor.

İlk etapta çocuklara 100 kitap verdiğini belirten Yücel: "Yolda gördüğüm çocuklara da kitap hediye ediyorum" diyor.

‘Çocukların yüzündeki sevinç bana enerji veriyor. Pedalları daha güçlü çeviriyorum.’

'Çocukların yüzündeki sevinç bana enerji veriyor. Pedalları daha güçlü çeviriyorum.'

‘Bitlis’te bu yıl kış çetin geçti. Bazı köylerde hala kar var. Bu yüzden köyün girişinde bisikletten inerek, yaya olarak kitapları götürüyorum.’

'Bitlis'te bu yıl kış çetin geçti. Bazı köylerde hala kar var. Bu yüzden köyün girişinde bisikletten inerek, yaya olarak kitapları götürüyorum.'

Yücel ayrıca, “Eşekli Kütüphaneci” olarak bilinen Mustafa Güzelgöz’den ilham alarak bu çalışmayı gerçekleştirdiğini ifade ediyor.

Yücel ayrıca, "Eşekli Kütüphaneci" olarak bilinen Mustafa Güzelgöz'den ilham alarak bu çalışmayı gerçekleştirdiğini ifade ediyor.

şöyle devam ediyor:

“Bundan sonra da inşallah devamını getireceğim. Türkiye’de okuma oranı bu kadar düşükken, elimizden gelen tüm çabayı göstererek öğrencilere okuma alışkanlığı kazandırmalıyız. Herkesin taşın altına elini koyması gerekiyor. Bu iş için elimizi taşın altına koyduk. Kitaplarımızı çocuklarımıza hediye ettik. Vatandaşlarımızdan kütüphanemize kitap bağışlamasını rica ediyorum. Bağışlanan kitapları köy okullarına götüreceğim.”

Bitlis'teki Köy Çocuklarının 'Bisikletli' Kütüphanecisi Hakan Yücel ile Tanışın!

Köylerinde kitap okumanın mutluluğunu yaşayan çocuklar ise Yücel’e teşekkür ediyor. 😍

Köylerinde kitap okumanın mutluluğunu yaşayan çocuklar ise Yücel'e teşekkür ediyor. 😍

Köylerinde kitap okumanın mutluluğunu yaşayan çocuklar ise Yücel'e teşekkür ediyor. 😍

 

alıntı

Negatif Enerjilerden Kendimizi Nasıl Temizleriz?

63_d[1]

 

Güzel bir yaz günü deniz kenarında olduğunuzu hayal edin. Bütün bir yılın yorgunluğu denize ayaklarınızı soktuğunuz andan itibaren uçup gitmeye başlar. Denizin iyot kokusunu içinize çektiğinizde bir ohhh dersiniz. Sanki burnunuz açılmış daha fazla oksijen vücudunuzda dolaşmaya başlamıştır.

O denizden hiç çıkmak istemezsiniz. Keşke her gün hava sıcak olsa ve her gün bu keyfi alma imkanım olsa diye aklınızdan geçirirsiniz. Yaşamanın keyfine varırsınız ve kendinizi yeniden keşfedersiniz. Birden, sırtınızdaki yüklerden kurtulduğunuzu ve gençleştiğinizi hissedersiniz. Çocuklar gibi denizin içinde su ile dans edersiniz.

Sizce bu rahatlamanın arkasında neyin etkisi var? Hiç düşündünüz mü?

İnsan vücudunun yaklaşık yüzde yetmişini oluşturan suyun mucizevi bir arındırma gücü vardır.

Özellikle tuzlu su insanı negatif enerjilerden temizler, rahatlatır, yükleri hafifletir. Tuzlu su aslında çok eski zamanlardan beri arındırma, şifalandırma, temizleme ve enerjisel akışı sağlama aracı olarak kullanılmıştır. Hristiyanlıkta Vaftiz töreninin ana amacı da yeniden doğma ve ruhu ve bedeni arındırmaktır. Vaftiz olunan kişi suyun altına batırılıp çıkarılır, böylece arınmış olarak yeniden doğar.

Ruh ve beden bir bütündür. İnsanın ruhuna iyi gelen bir şey bedenine de iyi gelir. Tam tersi de doğrudur. İnsanın bedene iyi gelen her şey ruhunu da mutlu eder. Haksızlığa uğramak, affedememek, aldatılmak, kalbinizin kırılması, yaptığınız fedakarlıkların bir çırpıda yok sayılması, düşünce hareket ve özgürlüğünüzün kısıtlanması, yaptırımlar, endişeler ve korkular;  sürekli olarak hem beyninizi meşgul eder hem de ruhunuzu acıtır. Ruh acı çekiyor ise eğer bedeniniz de acı çekmeye başlar. Bu acı geniş anlamda düşünülebilir. Çeşitli hastalıklar, enerjisizlik, hayattan keyif alamama, kısırlık, cinsel isteksizlik, akneler, kafa bel sırt bacak ağrıları, panik atak, çeşitli sendromlar; ruhunuzun bir şekilde negatif enerjilerden, blokajlardan veya tıkanıklıklardan kurtulmak için bir sinema perdesi gibi size aktarmış olduğu mesajlardır.

İçinizdeki çocuğu dinlediğinizde, ruhunuzun ya da bedeninizin ihtiyacı olan şeyleri yaptığınızda, kendinize kaliteli zaman yaşattığınızda ruh ve beden hızla şifalanır ve dengeye gelir.

Tuzlu suyun negatif enerjileri ruhtan ve bedenden arındırma gücü vardır. Bu sebeple deniz kenarında, denize temas eden insanlar bu imkanları olmayanlara oranla daha rahat ve daha enerjiktirler.

Günlük hayatta rahatlıkla yapabileceğimiz kolay uygulamalar ile evinizde veya bulunduğunuz ortamlarda, tuzlu su kullanarak o ortamlardaki negatif enerjilerden arınmak mümkündür.

Örneğin iki litre alabilen bir cam kavanoz içine bir avuç kaya tuzu veya himalaya tuzu atıp bulunduğunuz ortama koyduğunuzda, tuzlu su negatif enerjileri içine toplar ve orada hapseder böylelikle ortamın enerjisini arındırır. Enerji terapileri veya meditasyonu sıkça uygulamayan yerlerde 5 gün ila 7 gün de bir tuzlu suyu lavaboya veya evin dışına dökerek yenilenmesi gerekir. Meditasyon, yoga, reiki gibi enerji terapileri ile uğraşan kişilerin bulunduğu ortamlarda suyu 2 günde bir değiştirmekte fayda vardır.

İşten geldiğinizde ellerinizi yıkadıktan sonra tuzlu su ile ya da tuz sabunu ile yıkamanız negatif enerjileri üzerinizden alacaktır.

Ayağınızı bir leğenin içine hazırlamış olduğunuz (koyabileceğiniz derecedeki) sıcak suyun içine biraz tuz eritip on dakika kadar koyarsanız günün bütün yükünü atmış, rahatlamış ve enerji dolmuş olursunuz.

Banyo küvetini doldururken içerisine bir miktar Himalaya tuzu atmak veya duş alırken tuz sabunu ile vücudunuzu temizlemek ve sonra durulamak tüm negatif enerjileri üzerinizden alıp götürecektir. Aynı zamanda enerji alanınızı güçlendirerek auranıza koruma sağlayacaktır.

“Kendime bir iyilik yapıp değerimin farkına varmayı seçiyorum.
Ben değerliyim.
Ben güçlüyüm.
Ben iyi bir insanım.
Hayatımda mutlu olmak, ilerleyebilmek, başarılı olmak ve her şeyden keyif almak için tüm çapalarımdan şu anda kurtuluyorum.

Beni engelleyen, beni ağırlaştıran, beni yorgun ve güçsüz yapan tüm çapalar ile ve benim üzerime yapışmış tüm negatif enerjiler ile bağlantılarımı şu anda kesip atıyorum.  Bu enerjileri, çapaları ve blokajları Evrene serbest bırakıyorum.

Kendimi, ruhumu ve bedenimi, arındırmaya niyet ediyorum.

İlahi şifa enerjisi ile kendimi şifalandırıyorum.

Sağlıklı, mutlu, keyif içinde, enerjik ve sevgi içinde yaşamaya hazırım ve bunu hakkediyorum… “

Alıntı : Serkan Sorguç

 

Öğrendikten Sonra Hafiflemenizi Sağlayacak 27 Psikolojik Gerçek

Zihinlerimiz bir labirent. bu bilgiler de köşelerde saklı mum ışıkları.

1. Birini gerçekten tanımanız 3-4 yıl sürer. Evlenmeden önce bu kadar süre tanışan çiftlerin boşanma ihtimali daha azdır.

Birini gerçekten tanımanız 3-4 yıl sürer. Evlenmeden önce bu kadar süre tanışan çiftlerin boşanma ihtimali daha azdır.

 

2. Uyumadan önce zihnimizin %90’ı, başımıza gelecek olan şeyleri hayal etmeye başlar.

Uyumadan önce zihnimizin %90’ı, başımıza gelecek olan şeyleri hayal etmeye başlar.

3. Çocuklarımızla yaptığımız konuşmalar, onların iç sesi haline gelir.

Çocuklarımızla yaptığımız konuşmalar, onların iç sesi haline gelir.

4. Aktif olarak 7 yılı aşan bir arkadaşlık, büyük ihtimalle ömür boyu sürecektir.

Aktif olarak 7 yılı aşan bir arkadaşlık, büyük ihtimalle ömür boyu sürecektir.

5. Sizin bir türlü aklınızdan çıkaramadığınız o kişi de, muhtemelen sık sık sizi düşünüyor.

Sizin bir türlü aklınızdan çıkaramadığınız o kişi de, muhtemelen sık sık sizi düşünüyor.

6. Çevrenizdeki birinin başkaları hakkında konuşurkenki tavırlarına dikkat edin. Çünkü sizin hakkınızda başkalarına konuşurken de aynı tavırları geçerli olacaktır.

Çevrenizdeki birinin başkaları hakkında konuşurkenki tavırlarına dikkat edin. Çünkü sizin hakkınızda başkalarına konuşurken de aynı tavırları geçerli olacaktır.

7. Japonlara göre üç farklı yüzümüz var. İlk yüzümüz, dünyaya gösterdiğimiz. İkinci yüzümüz, sadece yakın dostlarımıza ve ailemize gösterdiğimiz. Üçüncü yüzümüz, kimseye göstermediğimiz. Hangisinin gerçek ve hakiki yüzümüz olduğunu, sanırım anladınız.

Japonlara göre üç farklı yüzümüz var. İlk yüzümüz, dünyaya gösterdiğimiz. İkinci yüzümüz, sadece yakın dostlarımıza ve ailemize gösterdiğimiz. Üçüncü yüzümüz, kimseye göstermediğimiz. Hangisinin gerçek ve hakiki yüzümüz olduğunu, sanırım anladınız.

8. Her şeyin sizi rahatsız ettiği o ruh hali, muhtemelen birini özlediğinizi gösterir.

Her şeyin sizi rahatsız ettiği o ruh hali, muhtemelen birini özlediğinizi gösterir.

 

9. Gece geç saate kadar uyanık kalanlar, erkenden kalkanlara oranla psikopat olmaya daha yatkındır.

Gece geç saate kadar uyanık kalanlar, erkenden kalkanlara oranla psikopat olmaya daha yatkındır.

 

10. Birinin sizinle konuşmak istediğini merak ediyorsanız kollarınızı kavuşturun. O da aynısını yapıyorsa, istiyordur.

Image result for kollarını kavuşturma resimleri

11. Araştırmalara göre birden fazla yastıkla uyuyan insanlar genellikle yalnız ve depresiftir.

Araştırmalara göre birden fazla yastıkla uyuyan insanlar genellikle yalnız ve depresiftir.

12. Günde 5 ila 10 farklı şarkı dinlemek hafızayı ve bağışıklık sistemini güçlendirir ve depresyon riskini %80 azaltır.

Günde 5 ila 10 farklı şarkı dinlemek hafızayı ve bağışıklık sistemini güçlendirir ve depresyon riskini %80 azaltır.

13. Bir tartışmayı kazanmanın en güçlü yolu, konuyla alakalı sorular sormaktır. Böylelikle karşımızdakinin düşüncelerindeki mantık hataları daha rahat ortaya çıkar.

Bir tartışmayı kazanmanın en güçlü yolu, konuyla alakalı sorular sormaktır. Böylelikle karşımızdakinin düşüncelerindeki mantık hataları daha rahat ortaya çıkar.

14. 6-8 ay içinde beynimiz, canımızı acıtmış birini tamamen affetmiş olur.

6-8 ay içinde beynimiz, canımızı acıtmış birini tamamen affetmiş olur.

15. Başkalarına bağlı olmayı reddeden insanlar, en çok hayal kırıklıklarını yaşamış olanlardır.

Başkalarına bağlı olmayı reddeden insanlar, en çok hayal kırıklıklarını yaşamış olanlardır.

16. Hayatınıza dair en iyi tavsiyeleri aldığınız insanlar, genellikle hayatında en çok sorun olan insanlardır.

Hayatınıza dair en iyi tavsiyeleri aldığınız insanlar, genellikle hayatında en çok sorun olan insanlardır.

17. Fazla düşünmek zihnimizin negatif senaryolar üretmesine ya da acı dolu anıları hatırlamasını sağlar.

Related image

18. Sık sık küfreden insanlar, genellikle duygusal açıdan daha güçlü ve daha zeki olurlar.

Sık sık küfreden insanlar, genellikle duygusal açıdan daha güçlü ve daha zeki olurlar.

19. Zeki insanlar genellikle çatışmalardan uzak dururlar. Bu da çoğu şeyi fark etmelerini ama sessiz kalmalarını açıklar.

Zeki insanlar genellikle çatışmalardan uzak dururlar. Bu da çoğu şeyi fark etmelerini ama sessiz kalmalarını açıklar.

20. Sosyal açıdan utangaç ve içine kapanık insanlar, arkadaşlarına daha düşkündürler. İlişkilerde de daha sadıktırlar.

Sosyal açıdan utangaç ve içine kapanık insanlar, arkadaşlarına daha düşkündürler. İlişkilerde de daha sadıktırlar.

21. Basit şeylere kolayca sinirlenebilen insanlar, bilinçaltlarında sevilmeye ihtiyaç duyar.

Image result for sevilme ihtiyacı resimleri22. Biri artık “değiştiğinizi” ifade ediyorsa, %95 ihtimalle onun istediği gibi davranmayı bırakmışsınızdır.

Biri artık “değiştiğinizi” ifade ediyorsa, %95 ihtimalle onun istediği gibi davranmayı bırakmışsınızdır.

 

23. Psikolojiye göre iki eski sevgili ayrıldıktan sonra arkadaş kalabiliyorsa, ya halen aşıktırlar, ya da hiç olmamışlardır.

Psikolojiye göre iki eski sevgili ayrıldıktan sonra arkadaş kalabiliyorsa, ya halen aşıktırlar, ya da hiç olmamışlardır.

 

24. Unutmayın: Aldatanlar, sürekli aldatılacağını düşünür. Yalancılar, herkesin yalan söylediğini düşünür.

Unutmayın: Aldatanlar, sürekli aldatılacağını düşünür. Yalancılar, herkesin yalan söylediğini düşünür.

 

25. Kadınlar erkeğin görünüşünden çok, kokusuna önem verirler.

26. Köpekler insanların mutsuzluğunu hissedebilir. Bunu gidermek için de onlara sokulurlar.

Köpekler insanların mutsuzluğunu hissedebilir. Bunu gidermek için de onlara sokulurlar.

 

27. Birinin kıymetini anlamanın en iyi yolu, onsuz bir hayatı hayal etmektir.

Image result for hayal resimleri

Kaynak: Listelist

Bu kadar başarılı ve anında etki eden bir maskeyi parayla satın alabileceğinizi sanmıyorum.

cilt-bakimi-800x420[1]

 

 

Yıllardır sofralarımızın baş köşesinde yer alan ve binbir derde deva olan yoğurt, cilt sağlığında da oldukça önemli bir role sahiptir.
★ Yoğurt içerisinde çok sayıda çinko minerali bulunur. Çinko minerali ise sivilcelerin temel sebebi olan sebum salgısını azaltır ve ciltteki kızarıklıkları yok eder.
★ Yoğurt antibakteriyel bir maddedir. Bu yüzden de sivilcelerdeki iltihapları yok eder ve sivilcelerdeki bakterilerin yok olmasını sağlar.
★ Cillteki kırışıklıkları düzgün hale gelmesini sağlar ve cildin yenileyerek parlamasını sağlar.
★ Siyah lekelere, kızarıklıklara ve yanıklara uygulanabilir. Hızlı çözüm sağlar ve cilt sorunlarını söküp atar.
Yoğurt Maskesi için Gerekli Malzemeler:
2 yemek kaşığı kadar organik süzme yoğurt
1 yemek kaşığı kadar organik bal
1 yemek kaşığı kadar doğal limon suyu
——– Sponsorlu İçerik ——–

Yoğurt Maskesinin Hazırlanışı: İlk olarak temiz bir kavanoz veya kase tezgaha konulmalıdır. Daha sonra süzme yoğurda bal eklenmelidir. 45 saniye kadar iki karışım iyice karıştırılmalı ve ardından limon suyu bu karışıma eklenmelidir. Yaklaşık 2 dakika kadar daha karıştırılmalı ve karışımın iyice oturduğu gözlemlenirse uygulama kısmına geçilmelidir.
UYGULANIŞI:
Hazırlanan maske istenilen sorunlu bölgeye sürülür. Daha sonra sürülen bölgeye yavaşça yedirmelisiniz.
30 Dakika beklemeli ve ardından temiz su iyice yıkamalısınız.

Yeni Zelanda’da Maoriler tarafından kutsal sayılan Whanganui Nehri‘ne hukuki statü verilmesinin ardından benzer bir karar da Hindistan Yargısı’ndan geldi.

ganj-3[1]

 

 

Yeni Zelanda’da Maoriler tarafından kutsal sayılan Whanganui Nehri‘ne hukuki statü verilmesinin ardından benzer bir karar da Hindistan Yargısı’ndan geldi. Hindistan’ın Büyük Ganj ve Yamuna nehirleri de mahkeme kararı ile canlı varlık olarak kabul edilip hukuki statü kazandı.

Democracy Now’ın Yamuna Networks’ten alıntılayarak verdiği habere göre Büyük Ganj ve Yamuna nehirleri de insana atfedilen her hukuki hakka sahip olacak ve mahkemelerce aynı statüde değerlendirilecek.
Ganj Nehri, Hindistan’da yaşayan 1 milyarı aşkın insan tarafından kutsal kabul ediliyor. Karar, Kuzey Hindistan’ın  Uttarakhand eyaleti mahkemesi tarafından verildi.

Mahkeme kararını veren hakimler Rajeev Sharma ve Alok Singh Ganj ve Yamuna’nın kutsal sayıldıklarının altını çizerken, nehirlerin de insanlar gibi yasal ve yaşayan varlıklar olduğuınu, aynı insanların olduğu gibi onların da benzer haklara sahip olduklarını belirttiler.
Ekolojistler Yeni Zelanda’nın Whanganui Nehri’nden sonra Ganj ve Yamuna nehirlerinin de hukuki statüye kavuşmasından oldukça mutlu. Bu kararın ardından nehirlerdeki kirliliğin artmasının ve insan kaynaklı zararların önüne geçilebileceği düşünülüyor.

Kaynak: Yeşil gazete.org

Hastalıkların Zihinsel Sebepleri…

17103451_1843340322593845_4623149547662142925_n[1]

 

 

**Mideniz agriyorsa; olan herseyin bizim hayrimiza oldugunu bilip sevgiyle hazmedin!
**Boynunuz agriyorsa; olaylara farkli acilardan bakip pozitif taraflarini gormeye calisin, inadi birakin!!!!
**Beliniz agriyorsa; paraya tu, kaka demekten vazgecin!!!
**Ayak ve bacaklar agriyorsa: sol taraf icin; gecmisle baglarinizi koparip gecmiste yasamaktan vazgecin! Sag taraf icin; gelecekten korkmayin, kendi geleceginize guvenin!!!
**Basiniz agriyorsa; degersizlik duygusundan vazgecin, kendinizi onemseyin!!!
**Geceleri uykunuzda dislerinizi gicirdatiyorsaniz; ofkelerinizden kurtulun!!!
**Goz bozuklugu ve agrilari varsa; gormeniz gereken birseyi inatla gormek istemiyorsunuzdur, gormeyi secin!!!
**Kulak agrilari ve duyma bozuklugu icin; inatla kendinizi etrafin seslerine kapatmayin, duymayi secin, o seslerden size mesaj var!!!
**Regl agrilariniz varsa; disiliginizi ve size sundugu avantajlari sevgi ile kabul edin!!!
**Sirtiniz agriyorsa; sucluluk duygusundan vazgecin!!!
**Omuzlariniz agriyorsa; baskalarinin yuklerini, sorumluluklarini tasimaktan vazgecin!!!
**Bogaziniz agriyorsa; kendinizi sevgiyle ifade etmeyi secin, cekingenlikten vazgecin!!!
**Alerjiniz varsa; kendi gucunuzu reddetmeyi birakin. Kime alerjiniz oldugunu dusunun!!!
**Dis agrilariniz varsa; kararsizliginizi birakin!!!
**Bagirsaklarda problem varsa; ihtiyac duymadiginiz seyleri atmanin zamani geldide geciyor!!!
**Kalbiniz agriyorsa; SEVIN!

Güne nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir O yüzden günü moralle başlamak çok önemlidir İşte mutlu bir gün için size bazı önemli sırlar:

1912170_429075807232111_3248197638145997769_n[1]

 

 

Güne nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir O yüzden günü moralle başlamak çok önemlidir İşte mutlu bir gün için size bazı önemli sırlar:
* Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin
* Her gün kendiniz için olumlu onaylamalarla uyanmayı alışkanlık haline getirmeye gayret gösterin Örneğin şöyle söyleyebilirsiniz: “Bugünüm aydın olsun”
* Pencerenin önüne gelin ve dışarıya (doğaya bakarak) nefes alıp vermeye başlayın Bu “nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin Bunu birkaç kez tekrarlayın
* Sabahleyin eğer kendinizi çok ağır ve hareket edemeyecek kadar yorgun
hissediyorsanız mutlaka egzersizle başlayın güne Ya da enerjinizi sağlamak için bol vitaminli bir kahvaltı hazırlayın Güne enerjik başlarsanız bütün gün öyle geçer Bunu için şu sözü aklınızdan geçirin: “Hiç kimse içindeki coşkuyu kaybetmiş bir insan kadar yaşlı olamaz!”
* Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz? Ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zaman da olumsuz duygularla örülü bir çemberin bedeninizi saracağını
*Her gün birisi ya da bir şey için iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun Örneğin “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın İhtiyacı olan birine iyilik yapın Ancak asla “Ben yaptım”, “Ben gittim!”, “Ben hallettim!” gibi sözleri kullanmayın
* İnsan zayıf yanlarıyla da insandır Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha kolaylaşacaktır
*Alıntı..

HEMEN BENCE GEREKLİ MUTLULUK ŞARTLARINI VERELİM…..

552048_10150690720774106_1067270201_n[1]

 

 

HEMEN BENCE GEREKLİ MUTLULUK ŞARTLARINI VERELİM…..
Mutlu olmak zor mu ? Nefes almak bir mutluluk değil mi?
1- Asla demeyiniz ( asla asla demeyiniz )
2- ”ama” ve ”fakat” demeyiniz!
3- ”farketmez” derseniz yalan söylemiş olursunuz, her şey fark eder.
4- Hiç bir cümlenizin fiili ” mış, miş ”veya ”lar, ler ”veya ”mişler,mışlar”veya ”larmış,lermiş” le bitmesin,
bunlar sizin bilmediğiniz ve görmediğiniz ,başkasının anlattığı eylemledir ve bunlara göre hareket hem size hem karşınızdakine zarar verir.
5- Başkasının yerine düşünmeyin !!
6- Başkasının yerine karar vermeyin !!
7- Bencilce yaşayın,zaten insan bencildir ve kendisi için yaşar,aksini söyleyip veya düşünüp kendinizi kandırmayın,böylece kim olduğunuzu ve nerede olduğunuzu bilirsiniz. Başkalarına daha az zarar vermiş olursunuz.
8- Pozitif düşünce ile yaklaşın konulara (yapacağım,başaracağım gibi), ama bu Pollyanna’cılık olmasın
9- Asla vazgeçmeyin
10- Geçmişi yargılamayın, bir şey kazanamazsınız sadece tecrübe olarak faydalanın ve mutsuzsanız tekrar etmeyin !
11- Mutlu olmak ve ilerlemek için yaşanan şeyleri tekrar yaşamayın,yaşanmışlardan faydalanın (ateşin el yaktığını öğrenmek için elinizi ateşe sokmaya gerek yok,etrafınıza bakmak ve okumak yeterlidir)
12- Kendinize ve etrafınızdakilere – insanlara güvenin onları sevin!
13- Genelleme yapmayınız! (bütün erkeler veya kadınlar gibi)
14- Siz hissetiğinizi yaşayın ,varsın dünya beğenmesin siz beğeniyorsanız yeterlidir.
15- Bir anı yaşamak için yıllar harcamak başarısızlıktır, başarı bir anda yılları yaşayabilmektir.
16- Ben hep veriyorum, almıyorum demeyin,sadece verirseniz,vermeyi bilmediğinizden o hiç bir yere gitmez.
Almasını bilmeyen veremez, vermesini bilmeyen alamaz, ağlamasını bilmeyen gerçekten gülemez, üzülmesini bilmeyen sevinemez.Her şeyin dengesi vardır.
17- Ve karar verin, şu an sizinde yeni bir hayata başlama anınız olsun !!
Çok mu zor bunları uygulamak,bakın bunları yazın ve uygulayın hayatınızın hemen değiştiğini göreceksiniz.
_____ALINTI_____

Farkında Olmalı İnsan…

16864806_626575767553721_4182070409018655766_n[1]

 
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen…
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını Fark Etmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu Fark Etmeli.
Henüz Bebekken ‘Dünya Benim!’ Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların ‘Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum
İşte!’ Dercesine Apaçık Kaldığını Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
Baskın Yeteneğini Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini Fark Etmeli İnsan
Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
Fark Etmeli.
Eşref-İ Mahlukat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni, Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını Fark Etmeli.
Eşine ‘Seni Çok Seviyorum!’ Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini, Ama Arka
Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken Ekmek
Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini Fark Etmeli.
FARK ETMELİ.
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.
Can Yücel
Hayırlı sabahlar arkadaşlar.. Yeni günü farkedelimmi. 🙂
Merhaba yeni gün.