Archive | 21 Mart 2017

Yaşamı ertelemek

ad599473aba5fc768289c0b05ce9d37ae94eb212[1]

 

 

Yaşamı ertelemek
beni her ölüm etkiler
tanımasam bile,üzülürüm yitirilmiş ümitlere…
Hiç gerçekleşmeyecek ideallere.
Yaşanmamış sevgilere üzülürüm…
Bu yüzden,korkarım yaşamı ertelemekten.
Ne yapılması,ne söylenmesi gerekiyorsa
söylenmeli, yapılmalı.
Seviyorsanız,sevdiğinizi bugün söyleyin.
Sevdanızı bugün yaşayın.
Işinizde yapılacak ne varsa, bir an önce yapın.
Yarın çok geç olabilir.
Bir anda bitebilir herşey.
Yaşamak için acele edin bence.
Kısa yaşanmışlıklar,yaşanmamışlıklardan daha iyidir.
Geriye dönüp baktığınızda “keşke”ler çoğunlukta olmasın.
Uzun vadeli hedefler için bile bugünden harekete geçmeli…
Yarınlar çok uzakta olabilir.
Daha okulda başlamıyor muyuz ertelemeye yaşamı?
Hep yarına yatırım,bu günü sonra
yaşamacasına…
Işe gireyim, sonra…
Evleneyim, sonra…
çoçuklar büyüsün, sonra…
Emekli olayım, sonra…
Sonra…
Sonra…
Sonra…
Bu sürecin başında, ortasında, yaşam her an
sona erebilir.
Sonrası olmayabilir.
Fedakarlıklar güzel ama unutmayalım.
“herkes kendi hayatını yaşar…”

ertelenen sevdaların bedelini ödemiyor yaşam…

Tayfun talipoğlu

Oturma Şekliniz Karakteriniz Hakkında İpucu Veriyor

sitting[1]

 

 

Vücut dilinden bir insan hakkında çok şey öğrenebilirsiniz. Yorgun, mutlu veya gergin olup olmadıklarını insanların vücut dillerinden anlayabilirsiniz. Ancak oturuş tarzı insanlar hakkında direk olarak bilgi vermez. Sadece işaretleri düzgün şekilde yorumlamak gerekir.
Hepimiz rahat hissettiğimiz şekilde otururuz. Aslında seçim meselesi değildir. Alışkanlıktır ve o şekilde oturmaya alışmışızdır.
Peki oturma şeklinizin karakteriniz hakkında bilgi verdiğini biliyor muydunuz? Hemen en bilinen beş oturma şeklini ve ne anlama geldiklerini öğrenin. Muhtemelen siz de bu beş oturuş şeklinden birini kullanıyorsunuzdur.

Pozisyon A
Böyle oturan insanlar yaratıcı ve karizmatiktirler. Genelde mutludurlar ve bir an olsun sıkılmazlar. Sorunlara yaklaşım tarzları ile hemen çözüme ulaşırlar. Akıllarına geleni hemen söylerler. Konuşması kolay insanlardır.
Pozisyon B
Bu şekilde oturanlar hayalcidir. Hayal güçleri kuvvetlidir ve hayalleriyle yaşarlar. Bu kişiler arkadaşları ve iş arkadaşları arasında çok samimi olarak görünürler. Maceracıdırlar, seyahat etmeyi severler ve yeni arkadaşlıklara açıktırlar. Değişiklik yapmak için yeni yılı beklemezler. Akıllarına gelen fikri hemen uygularlar. Bu tür kişiler yaşadıkları şehri, eşlerini veya işlerini hızlıca değiştirebilirler. Aynı yerde uzun süre bulunmaktan sıkılırlar.
Pozisyon C
Böyle oturan kişiler konsantre olmakta güçlük çekerler. İnsanların kaos olarak gördükleri şey onlar için hayatın normal bir olayıdır. Kendilerine has tarzları vardır. Rahatlarına düşkündürler ve canlarının kıymetini bilirler.
Pozisyon D
Bu pozisyonda oturanlar dakik, zeki ve iyi davranışlara sahiptir. Kişiler düşüncelerini ve duygularını kendilerine saklarlar. Her şeyi herkesle paylaşmayı sevmezler. İnsanlarla yüzleşmekten korkmazlar. Ancak doğruları savunmak isterken kırıcı olabilirler.
Pozisyon E
Bu tür insanlar genelde kariyerlerine odaklanırlar ve hayatın amacını para kazanmak olarak görürler. Aile kurmak için acele etmezler. İdealleri yüksektir ve gerçekleştirmek için olağanüstü şeyler yaparlar.
Oturma şeklimizin karakterimiz hakkında verdiği bilgiler gerçekten inanılmaz. Muhtemelen siz de en az birinde kendinize dair şeyler bulmuşsunuzdur. Arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın.

Kaynak: newsletter

Bugün çok özel bir gün.Hem Ekinoks, hem de Dünya’mızın Galaktik / Evrensel enerjiyle hizalandığı gün.

190320171559531412602[1]

 

 

Bugün çok özel bir gün.
Hem Ekinoks, hem de Dünya’mızın Galaktik / Evrensel enerjiyle hizalandığı gün.
Ekinoks Güneş’in Koç burcuna geçtiği, Astrolojik takvimin başladığı ilk gündür. Dünya yaşamının başlangıcını ifade eder. Gece ve Gündüz eşittir.
Eşitleme ve Hizalanma aynı güne gelmesi tesadüf olabilir mi ?
Bir çoğumuz artık biliyor ki; Tesadüf diye birşey yoktur.
Peki bu eşzamanlılık bize nasıl bir işaret veriyor olabilir..
Eşitleme, Dünya yaşamında 3B ile deneyimlediğimiz düaliteden kaynaklanır.
Ying-Yang, Eril-Dişil, Geçmiş-Gelecek, İyi-Kötü, Yanlış-Doğru, Vermek-Almak, Pozitif-Negatif..
Ay bugün Yay burcunda transitine devam ederken; Satürn ile partil kavuşum oluşturuyor.
Ay 27˚ 30’ Yay’da
Satürn 27˚ 33’ Yay’da
Ay, yaratıcı kaynağın üzerimize yansıması ile bizde duygu ve davranışları oluşturur. İçgüdüsel, henüz öğrenilmemiş davranışlarımızdır.
Dünya, bu yansımanın oluştuğu mekan..
Ve üzerinde yaşayan biz insanlar, düalite dünyasında sınırsız simülasyonları gerçekleştirenler..
Satürn, Ruhun Dünya yaşamını Zaman ve Mekan kullanarak, maddesel yanı; Sınırları, kuralları, baskıları, yaptırımları.. ile kısıtlanmasıdır.
Ve burada bulunduğumuz boyutu aşmamız, tekamülümüz için gerekli deneyimleri oluşturur.
Satürn çemberlidir. “Feleğin çemberinden geçmek” tam da budur. Bu zorlu deneyimlerden geçtiğinizde dönüp kendinize baktığınız AN olgunlaşmış bir birey görürsünüz..
Mundan Astroloji’de Ay, halk.. Satürn, yasalar, kanunlar, baskılar, yönetimler, yöneticiler, erk sahibi olanlardır.
Evrenden mesaj var bize; Ey insanlar ! yaşadığınız Dünya bir yandan BÜTÜNün Merkezi, Galaktik / Evrensel enerji ile hizalanırken..
Size her zamankinden biraz daha fazla iş düşüyor.
Deneyim ve farkındalıklarınızla simülasyonları genişletmek, varyasyonlar yaratmak, kombinasyonlar oluşturmak.. için kolları sıvayın..
Eskiden Yeniye geçiş var..
Hızlı tekamül süreçleri ve boyut sıçramaları bizi bekliyor.
Güneş, Koç burcuna girdiğinde ilk karşılaşacağı Venüs Rx, Merkür..
İkili ilişkiler, Aşk, Para piyasaları,, ulaşım ve iletişim..
Konularımız Yay burcu özelliği yurtdışı, yasalar, uluslararası ticaret-ilişkiler-sözleşmeler, yüksek eğitim, akademisyenler, astroloji, din, felsefe, yabancılar, ithalat-ihracat..
Ve arkasından Uranüs Koç, başkaldırıyı, isyanı, faşizan baskıyı, askeri ya da silahlı gücü.. getiriyor.
Dünya insanları olarak, önümüzdeki günlerde zorlu ve sıkı deneyimlerin zaman dilimine adım atıyoruz.
Şimdi hizalanma ve eşitlenme zamanıdır.
Fazla olan taraflarınızı törpüleyin..
Yay UMUTtur da..
Umut; Kapitalist ve emperyalist sistemin yarattığı baskı, zulüm, savaş..la ortaya çıkar.

Kaynak: Nur Özdemir
” Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. ”
Şems-i Tebrizi.
Sevgi ve Aşkla

Burnundan kıl aldırmayanların başı çok ağrır…

vintage_grooming_0_0[1]

 

 

Zengin yaşlı bir adam bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır, İlaç alır, geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrının sebebini anlayamaz sadece ağrı kesiciler verip, gider. Fakat adamın baş ağrısı geçeceğine daha da artarak sürer. Baş ağrısının yanında gözleri de yaşarmaya baslar. Başka doktorlar çağrılır. Adam ağrıyı kesene servet vaat eder. Ama doktorların hiçbiri ağrıyı kesemediği gibi sebebini de bulamaz.
Baş ağrısından geceleri de uyuyamayan adam iyice kötüleşmiştir. Baş ağrısı ve devamlı gözyaşları hayatı çekilmez kılmıştır. Tedavi için yurtdışına da giderler, hastanede uzun bir süre kalır, çeşitli testler yaparlar bir türlü doktorlar teşhis koyamaz.
Memleketine evine dönmesini orada dinlenmesini daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir. Zengin adam ne yapalım kaderimiz böyleymiş deyip çaresiz evine döner.
Bir gün, yaşlı adam kendini iyi hissetsin diye eski berberi çağrılır. Berber yataktan kalkamayan yaşlı adamı tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber bir an düşünür ve der ki;
– Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın.
Adamın burnunu kontrol eder;
– Hah işte! Kıl dönmüş. Sorun değil ben hallederim.
Deyip yaşlı adamın şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı yaşlı adamın müthiş çığlığıyla odaya koşar. Berber canı çok yanmış olan yaşlı adamın elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla evden kovulur.
Adamın burnu kanlar içindedir. Pansumanlar yapılır, adam yatıştırılıp tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah yaşlı adam aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir. Baş ağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire değip gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan yaşlı adam, vaadini yerine getir. Berberi çağırtır ve ona bir servet bağışlar…
Burnundan kıl aldırmayanların başı çok ağrır…

“Bitti” diye üzülme, “yaşandı” diye sevin.

Gabriel-Garcia-Marquez2[1]

1. Seni sen olduğun icin değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.
2. Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni ağlatmaz.
3. Sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık olmadığı anlamına gelmez.
4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.
5. Birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında oturuyor olup ona hiç bir zaman ulaşamayacağını bilmektir.
6. Hiç bir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.
7. Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir dünyasın.
8. Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.
9. Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi.
10. “Bitti” diye üzülme, “yaşandı” diye sevin.
11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.
12. Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.
13. Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.
Gabriel Garcia Marquez