TASAVVUFTA 4 KAPI VARDIR

mevlana1[1]

 

 

TASAVVUFTA 4 KAPI VARDIR
1-Şeriat Kapısı
2- Tarikat Kapısı
3- Marifet Kapısı
4- Hakikat Kapısı
Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır.
************
Öğrencilerinden biri Mevlana’ya sormuş;
“Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum.
Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?”
“Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve
hepsi rahlelerine eğilmiş.
Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.”
****
Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş.
Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir
tokatla Mevlana’nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama
hocasına itaat var.
Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa
kalkıp elini kaldırmış.
Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş.
Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış.
Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.
Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına
devam etmiş.
Öğrenci Mevlana’ya dönmüş, olanları anlatmış.
Mevlana; “İşte sana istediğin örnekler….
– Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi.
Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını
sana iade etti.
– İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam
tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi.
“Sana kötülük yapana bile iyilik yap”.
Onun için döndü, oturdu.
– Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir.
İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır.
Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.
– Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir.
İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir.
Onun için dönüp bakmadı bile…

Eklem diz ağrılarını geçiren doğal tedavi yöntemi…

Eklem-diz-agrilarini-geciren-dogal-tedavi-yontemi-376x280[1]
Eklem diz ağrılarını geçiren doğal tedavi yöntemi : Eklem ağrısından mı şikayetçisiniz? .Daha önce hiç sanki tüm gece hiç uyumamış gibi yorgun uyandığınız oldu mu? Ellerinizi bile oynatmak canınızı yakar, merdivenlerden inerken dizleriniz acır.Bu dayanılmaz eklem ağrılarını nasıl tedavi edebilirsiniz? Size bu konuda günlük hayatınızda uygulayabileceğiniz bazı önerilerimiz olacak.
Bu doğal reçete bromelain, C vitamini, silikon ve magnezyum bakımından zengindir ve sadece ağrıyan diz ve eklemleri yatıştırmakla kalmaz aynı zamanda tendon ve bağları da güçlendirir.
Eklem diz ağrılarını geçiren doğal tedavi yöntemi malzemeler:
1 su bardağı su
Bir fincan yulaf ezmesi
Bir fincan taze sıkılmış portakal suyu
2 su bardağı ananas (Küp küp doğrayın)
Bir çay kaşığı tarçın
Yarım bardak ezilmiş badem
Biraz da bal.
Eklem diz ağrılarını geçiren doğal tedavi yöntemi yapılışı :
Yulaf ezmesini tencereye koyun ve birkaç dakika pişirin. Soğumasını bekleyin ve blendırdan geçirin. Bir sürahiye Yulaf ezmesini, ananas, badem, tarçın ve portakal suyu ile biraz bal ilave edip su ile seyreltelim. Damak tadımıza göre inceliğiniz ayarlayabiliriz. Karışımı günlük olarak hazırlayın ve gün boyunca 2-3 bardak için. Tüm şikayetleriniz 1 hafta içinde kaybolacak. Hatta ilk rahatlamayı 1 gün sonra hissedeceksiniz.

Kaynak: Diyet evi

NE OL, NE OLMA

fc158d8202e9840c491ebb5a002198ef[1]

 
Paranı ver , gönlünü ver , selam ver ama ; sırrını verme.
Günlerini say , senedini say , büyüklerini say ama ; yerinde sayma
Emek ver , kulak ver , bilgi ver ama ; hiç bir zaman baş verme.
Sarıcı ol , bakıcı ol , kalıcı ol ama ; bölücü olma
Fidan büyüt , çocuk doyur çocuk besle ama ; kin besleme .
Eşini beğen , işini beğen , aşığını beğen ama ; kendini beğenme.
Davet et , hayret et , affet , tövbe et ama ; ihanet etme.
Hedefe koş , cihanda koş , yardıma koş ama ; ortak olma.
Elini aç , kapını aç , gözünü aç ama ; ağzını açma
Okumaktan zarar gelmez , oku ama ; lanet okuma.
Rakibini geç , sınıfını geç ama ; gülüp geçme.
Ev al , araba al , abdest al ama ; beddua alma.
Zulmü devir , nesri devir ama ; çam devirme.
Yaklaş , konuş , tanış ama ; uzaklaşma.
Doğrul , devril ama ; eğilme.
Seslen , uslan ama yaslanma.
İtil , atıl ama; satılma.
Hz.Mevlana

Baharda Seni Ne Bekliyor Öğrenmek İster Misin?

17554042_10209269358352718_7775126144009066524_n[1]

Öyle sıcak ve samimi olun ki, her sıktığınız ele ruhunuzu da katın. Düşmanlarınızı düşünerek hiç zaman kaybetmeyin.

12814444_1213846231966677_8927455640317335350_n[1]

 

 

Siz Siz Olun!
Öyle sıcak ve samimi olun ki, her sıktığınız ele ruhunuzu da katın. Düşmanlarınızı düşünerek hiç zaman kaybetmeyin. Korkuya kapılıp hedef değiştirmeyin. Aklınızı hedefinizle yoğunlaştırın…
Güçlü ve yararlı olma düşüncesini zihninizde yaşattıkça, gerçekten de öyle olmaya başladığınızı göreceksiniz. Siz ısrar ettikçe, fırsatlar çıkacaktır. Düşünce inançla bağlanırsa, olanaklı duruma gelir.
Cesur, açıkgöz ve samimi olun…
Kalbiniz neye bağlanırsa, varlığınız da ona bürünür. Bürüneceğiniz biçimi doğru belirleyin. Bir gülümsemenin, insana hiçbir masrafı yoktur. Bu kadar basit bir sermaye ile elde edeceğiniz kazançlar ise büyük olabilir. Kısacık bir ana sığan gülümseme, bir hafızada ömür boyu yaşayabilir. Hiç kimse gülümsemenin oluşturacağı yararları reddedecek denli zengin değildir. Hiç kimse de gülümsediği için yoksul düşmez…
Gülümseme; korkana güç, kederlilere neşe, hastalara sağlık verir. Gülümseme, yorgunları dinlendirir. Onu satın alamazsın, onu dilenemezsin, onu çalamazsın. Onu birisi size ancak gönül rızasıyla verir. İçten gelmeyen bir gülümsemenin de kimseye bir yararı yoktur. Size gülümsemeyen bir insanla karşılaşırsanız, siz yine de gülümseyin.Gülümsemeyi onlardan esirgemeyin çünkü gülümsemeye en çok gereksinimi olanlar gülümseyemeyenledir…
Gülümseyiniz…
Yalnız fotoğraf çektirirken değil, fotoğraf çekerken de gülümseyiniz…
DALE CARNEGIE

4000 yıl sonra, aynı dile geri döndük…

17522566_1923366307896430_4560215046839561652_n[1]

Çarpıcı Bir Hayat Hikayesi…

17553961_910778552398512_6182299380904326351_n[1]

 

Marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelir. Annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan Marie’yi yurda verir. Ardından bir çift onu evlatlık edinir. Marie’nin kaderi ne yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist çıkar. Bu italyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp sistematik biçimde işkence eder. Dışardan bakıldığında normal ve çok saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve Marie adeta cehennemden geçer.
Marie Rose 17 yaşında depresyondan felç geçirir. Halisünasyonlar da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl hastahanesine yerleştirirler. Marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve çok zor yıllar yaşar. Umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur. Yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür.
Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie’nin durumunu yeniden değerlendirir. Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. Arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla Marie hastaheneden çıkar.
O artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır. Terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuzdört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktı, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih etti.
Yetkililer “Aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız” dedikleri halde Marie, Salem State Üniversitesine Psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. Bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadalesini kazanır. Kendisi gibi akıl hastahanesinden çıkmış ve iyileşmiş Joe ile evlenir. Kocası maalesef altı sene sonra ölür ve Marie kendini işine verir. Uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra Harvard Üniversitesi’nde mastır yapar. Psikiyatrik hastalarla çalışır, konferanslar verir. Biyografisi yazılır ve hayatı film olur (Nobody’s Child). Bir çok ödüle layik görülür.
Elli sekiz yaşındayken, ‘vay be’ dedirtecek birşey yapar: On yedi yılını geçirdiği Masachusetts Danver Devlet Hastahanesine yönetici olarak atanır.
Verdiği bir basın toplantısında şunları söyler:”Eğer affetmeyi öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. Yaşamım ziyan edilmiş bir yaşam olurdu. Ve bugün bu hastahaneye yönetici olarak dönemezdim.”
Marie Rose Balter’in yeni görevini haber yapan bir Ajans, onun zafer açıklamasını da şöyle yapar: “En uzun yolculuk, beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuk. Affetmek bu yolculuğun en kestirme yolu. Affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır. Dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda kalsak bile…”
Marie bu hayatta hiçbirşeyin imkansız olmadığını gösteren en güzel örneklerlerden-alıntı

Doğru benim tablolarıma yüzbinler verenler var ama bugüne kadar bütün servetini veren hiç kimse olmamıştı

17553779_10155264965419917_1193897933544173224_n[1]

 

 
Bir sanat merkezinde tanınmış bir ressamın sergisi vardır , ressam sergisini gururla dolaşırken resimlerden birinin karşısında durmuş resmi hayranlıkla izleyen bir kız çocuğu dikkatini çeker…
Kız bir yandan tabloya bakıyor arada çantasını karıştırıp bulduğu paraları avucuna alıyordu..Ressam babacan bir tavırla çocuğun yanına yaklaşarak “resmi beğendin mi” diye sormuş. Kız çok ciddi bir sesle “evet” dedi , acaba satılık mı ? Anneme almak istiyorum.
Tablo yüzbinler değerinde idi . Ressam gülerek sordu kıza “kaç paran var” diye . Kız ciddi ciddi avucundaki paraları sayarak 83 lira
75 kuruşum var bütün param bu diye cevap verdi . Ressam tablonun etiketine bakarak ne şanslısın tablo da tam 83 lira 75 kuruşa satılık al bakalım tablo senin diyerek tabloyu kız çocuğuna verdi…Bu diyaloğu karşıdan seyreden galeri sahibi ressamın yanına giderek hiddetle “ne yapıyorsunuz siz ” o tablo yüzbinler değerinde…
Ressam sakin ve mutlu bir şekilde cevap verdi . Doğru benim tablolarıma yüzbinler verenler var ama bugüne kadar bütün servetini veren hiç kimse olmamıştı..Nasıl kaçırırım ben bu fırsatı..
Sevgiler Dostlar….Alıntı