Kederden oradan oraya savrulduğum, mutsuzluk girdaplarına sürüklendiğim zamanları yavaş yavaş aşarken şunu fark ettim birden.

17098239_10212452259922927_3680003659367526096_n[1]

 

 

Kederden oradan oraya savrulduğum, mutsuzluk girdaplarına sürüklendiğim zamanları yavaş yavaş aşarken şunu fark ettim birden. Bütün bunlar güçlü bir yaşama sevinci ile ilgili… İçindeki yaşama tutkusu olmasa ufacık şeylerle böyle yıkılmazsın zaten… Yani hayatı bu kadar sevmesen onun sana verdiği üzüntülere niye bu kadar isyan edesin ki? En sevdiklerinden gelen küçücük bir düşüncesizlik nasıl da yaralar insanı. Bir başkasından gelse belki de aldırmayacağın bir davranış, çok sevdiğin biri yapınca bir ihanet gibi algılanabiliyor.
Yaşama sevinci dünyayı ve insanları sevmekle ilgili biraz da. Bazen çiçek açmış bir ağaç bile insanın yerlerde sürüklenen moralini yükseltebiliyor. Hiçbir şeyin fayda etmediği bir eşik, bir zehirlenme hali vardır tabii ki. Böylesi dönemlerde, dünyanın en güzel manzaralarına bakarken bile yalnızca içinin karanlığını görebilir insan. Bu ruh hali içinde upuzun tren yolculukları anımsarım. Cam kenarında oturan kadının her şeyin önüne geçen karanlığı karşısında şahane manzaraların hüzün coğrafyalarına dönüştüğü zamanlardı bunlar. Yine de bir umut vardır her zaman. İçi ne kadar buruk olursa olsun doğanın kibirsiz yalınlığı iyileştirebilir insanı.Bu keder hiç bitmeyecek sanırken bir sabah uyanırsın ve dünyanın genişliği karşısında anlamsız görünür seni üzen… Denize doğru bakarsın, gökyüzüyle bakışırsın ve bunun dışındaki her şey silikleşir. Mutsuzluk için sayısız gerekçe vardır kuşkusuz ama tek bir mutluluk nedeni bütün bunları gölgede bırakır bir an. Güneşle ışıl ışıl yanan sulara dalar, doğanın kollarına bırakırsın kendini… Ne kadar yalındır her şey gök kubbenin altında.En karanlık zamanlarda bir yerlerde açmış böyle bir çiçek olabilir mi diye bakarım hep.
Bazen içindeki çığlık öylesine güçlüdür ki geri plandaki güzel melodiyi işitemezsin. Aslında en ulaşılmaz sandığın ne denli yakındadır bilemezsin. Seni üzen, utanç veren bir durum kahkahalarla gülünebilecek bir şeydir bazen… Birden bir güzel insan ayna tutar sana. Utancının içindeki masum kahkahayı keşfeder. Gözyaşların kahkahalara karışır. Bir içten kucaklayış gerginliğini alıp götürür. En karanlık anında bazen bir melek gelip seni kollarına alır ve başka bir dünyaya uçurur. Çok olmuştur bu ama bazen nasıl da imkânsız görünür. Yaşadıklarına dair kurduğun anlatılar, kelimelerin karanlık örgütlenişi perişan eder seni. Dışarıya çıkıp göremezsin halinin ne denli saçma olduğunu. Sorunu görüp çözümünü oluşturmak yerine içinde debelenip durursun.
Her şey, her yanlışlık insana dairdir. Kendine kızdığın durumların ardında senin biricik tarihin, onun biriktirdiği kırılmalar gizlidir. Bunları en iyi sen bilebilirsin. Bilmek yeterli değildir tabii… Keder geriye dönüp yaşananları değiştirememektedir daha çok da… İnsan olmak bununla ilgilidir sonuçta. Düşe kalka ilerlersin kalbin açtığı çetrefilli yollarda.
Suçluluk duyguların, mutluluğu hak etmediğine dair bir örtük algıya dönüşür bazen. Oysa doğal insanlık halleridir yaşanan… Masum değilizdir belki ama hayat da izin vermemiştir zaten buna…
Öyle zamanlar vardır ki nutku tutulur insanın. Kendini anlatamaz bir türlü… Kırılıp dökülmüştür içindeki harfler, düzgün cümleler kuramaz onlardan.
Oysa bir gerilim filmindeki gibi tırmanmıştır olay; sayısız ayrıntı açıklar son dehşet sahnesini.
İki ya da daha fazla taraf vardır bütün uzlaşmazlıklarda. Küslüğün şiddeti canını yakar insanın ama elinde değildir onu değiştirmek. Hayat, kopuşlarla, bölünmelerle, aşılmaz duvarlarla, geçilmez nefret kaleleriyle doludur.
Bir çocuk kalbi taşıyanlar bağışlamaya hazırdır ancak. Bazen hayat böylesi kalpleri öylesine paramparça eder ki sadece gözlerde mahzun bir bakış kalır geriye. Anlatabilmek ister insan içinden geçenleri, bütün olup biteni, olanca içtenliğiyle… Yaşantı çoğu kez böylesi bir saydamlaşmaya izin vermez ama. Bir bahçenin sessizliğinde ağaçlarla, çiçeklerle paylaşırsın sen de bunu, bir kıyıda denizin dalgalarına fısıldarsın ancak. Kederini alıp gider doğa… Nasıl da hafiflediğine sen bile şaşarsın. Kendini de başkalarını da bağışlarsın. Boşlukta uçuşan bir melodi gibi dönersin geriye…:) 🙂 🙂

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s