Doğduğunuz ay hastalığınızı belirliyor!

AA8pUqB[1]

Dikkat! ABD’li uzmanlara göre doğduğunuz ay, aynı zamanda gelecekte ne gibi hastalıklara yatkın olacağınızı da belirliyor!

ABD’li uzmanlara göre, bunun en büyük nedeninin başında bebeklerin çevreye karşı aşırı hassas olması yatıyor.Hamilelikte maruz kalınan virüsler, bakteriler de diğer bir neden.

Grip mevsiminde doğan bir bebek, grip virüsleriyle dolu bir çevreyle karşılaşıyor; yazın doğan bir bebekse polenlerle, daha hassas olduğu erken bir dönemde tanışıyor.

Uzmanlar hangi ayda hangi hastalık riskinin arttığını şu listeyle açıkladılar:

OCAK Alzheimer, şizofreni ve solunum yolları rahatsızlığı

ŞUBAT Alzheimer, şizofreni, manik depresyon ve sara

MART Alzheimer, şizofreni, otizm, uyku bozukluğu, manik depresyon ve sara

NİSAN Lösemi, disleksi, öğrenme bozuklukları, parkinson, manik depresyon ve motor nöron hastalığı

MAYIS Disleksi, öğrenme bozuklukları, motor nöron hastalığı ve parkinson

HAZİRAN Diyabet, öğrenme bozuklukları, motor nöron hastalığı ve çölyak hastalığı

TEMMUZ Diyabet, çölyak hastalığı, disleksi ve öğrenme bozuklukları

AĞUSTOS Diyabet, çölyak hastalığı ve otizm

EYLÜL Dikkat eksikliği, hiperaktivite sendromu ve astım

EKİM Astım ve egzema

KASIM Astım ve egzema

ARALIK Respiratuvar sinsitiyal virüs enfeksiyonu

kaynak: msn

Zayıflasam Güzel Kızım…

Ne para, ne pul, ne aşk, ilişkiler de en önemli şey, KAFALARIN VE HOBİLERİN uyuşması…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

 

Ne para, ne pul, ne aşk, ilişkiler de en önemli şey, KAFALARIN VE HOBİLERİN  uyuşması…
A.I.

İşte uyku şekline göre seks hayatınız!

AA8lNs3[1]

YÜZÜSTÜ-Kişilik profili: Bu erkek kontrolü elinde tutmaktan hoşlanıyor. ‘Uyuma Pozisyonları: Vücudun Gece Dili’ (Sleep Positions: The Night Language of the Body) kitabının yazarı Dr. Samuel Dunkell “Uyuyor olsa da kontrol etme beklentisi hiçbir zaman kaybolmaz. Yatağı tüm vücuduyla kaplaması, bulunduğu yeri kontrol altında tutmak istemesinden kaynaklanır” diyor.

Bu duruş, aynı sebeplerden dolayı, onun iradesinin ne kadar güçlü olduğunu da gösterir. ‘Başarının İşaretleri: Vücut Dilini Okuma Rehberi’ (Success Signais: A Guide to Reading Body Language) kitabının yazarı Patti Wood ise “Bu erkekler genelde hedefe kilitlenmiş bir şekilde hareket ederler” diye ekliyor…

Arzuladığı seks: Yüzüstü yatan erkek gelenekçi olduğundan değişikliklerden hoşlanmayabilir. Bu yüzden, ikinizin de sevdiği pozisyona sadık kalır. Sıradanlıktan kurtulmak için arada sırada değişik şeyler yapmayı teklif edin ya da hiç beklemediği bir anda onu öpmeye başlayın…

SIRTÜSTÜ-Kişilik profili: Vücudunu bu şekilde açık tutması kendine olan güveninin ve iyimserliğinin işaretidir. Wood’a göre bu yatış pozisyonuyla vücudunun hassas noktalarını ortaya çıkartarak bilinçaltından kendisine ne kadar güvendiğinin sinyallerini yolluyor…

Kollarını ve ellerini nereye koyduğuna dikkat edin. Kral pozisyonu olarak bilinen kollarını başının arkasına koyma pozisyonu ise kibirli bir kişiliğe işaret edebilir. Dr. Dunkell “Sırtüstü uyuyan insanlar genelde çok sosyaldirler ve hep ilgi odağı olmak isterler” diyor ve ekliyor: “Dolayısıyla bu şekilde uyumasının arkasında kendisini ön planda tutma çabası vardır.”

Arzuladığı seks: Enerjik ve yoğun. Misyoner türü klasik pozisyonlar. Wood bununla ilgili de “Karşınızda kontrolü elinde tutmak isteyen bir erkek var” yorumunu yapıyor…

YAN-Kişilik profili: En sık rastlanılan pozisyon. Bu şekilde yatarken horlayan erkekler, rahat oldukları kadar uzlaşması kolay insanlardır da. Dr Dunkell, yan yatmanın en esnek pozisyonlardan biri olduğunu söylüyor ve hem sağa hem sol tarara yatan erkeklerin sırtüstü pozisyonda da rahat ettiğini ekliyor…

Bacaklarını cenin pozisyonunda karnına çekmesi, onun ne kadar duygusal ve rahatlık arayan bir erkek olduğunu gösterir. Ayrıca bu şekilde vücuda rahatlatıcı sinyaller gönderilir…

Arzuladığı seks: Pozitif biri olması, ön sevişmeyi sevdiğinin işaretidir. Uzun ve tutkulu bir şekilde öpüşmeniz onu harekete geçirecektir.

kaynak: msn

Meditasyon’la Uçuyorum… Günün Fotosu… 21/01/2015

Nezle Mevsiminde Şifalı Bitkiler Bizi Koruyor!

Rhinovirüsler denilen bir virüs türünün neden olduğu ve acil tedavi gerektirmeyen, fakat insan bedeni üzerinde yaptığı halsizlik, burun akıntısı, ateş gibi belirtilerle vücudumuzu yoran bir hastalıktır.

Sonbaharla beraber soğuklar kapımızı çalarken nezle ve grip bizleri rahatsız etmeye başladı bile. Bitkisel tedavilere başlamadan önce nezle ve gribi birbirinden ayıralım isterseniz. Halk arasında, nezle ile grip rahatsızlığı, hep karıştırılır. Nezle hafif, grip ağır atlatılmakla beraber, nezlenin belirtileri; baş ağrısı, hafif ateş, sık sık hapşırma, burun akması şeklindeyken, grip; titreme, yüksek ateş, kaslarda meydana gelen ağrı, boğazda ve ağız içinde kuruluk, öksürük, baş ağrısı ve yataktan kalkılamayacak derecede bitkinlik ile kendini gösterir.

Nezle, yatak istirahatine gerek duyulmadan, 2-3 gün içerisinde atlatılabilmekle beraber eğer aşağıdaki bitkisel tavsiyelere uyarsanız çok daha çabuk ve az yorgunlukla nezleyi atlatabilirsiniz:

bir adet portakal kabuğu
bir adet elma kabuğu
bir adet mandalina kabuğu
bir adet limon kabuğu
üç dal maydanoz
üç adet çubuk tarçın
on adet kuşburnu
1 lt suya yukarıdaki tüm malzemeleri koyun, 5 dakika boyunca kaynattıktan sonra ocaktan alın ve 15 dakika dinlenmeye bırakın. Gün içerisinde taze olarak için.

Olay var, kazancı yüksek, bedeli ağırdır…

Vizesiz gidebileceğiniz 7 şehir

Yarıyıl tatiline sayılı günler kaldı. Henüz bir tatil hazırlığınız ya da planınız yoksa da telaşlanmayın. Dilediğinizde çantanızı alıp vizesiz yurtdışı tatiline çıkabileceğiniz 7 farklı adres sizi bekliyor.

ÜSKÜP- MAKEDONYA

500 yıllık Türk hâkimiyetinin izlerini üzerinde taşıyan şehir tarih ve doğa güzellikleri ile öne çıkıyor. Üsküp’te kendinizi Türkiye’de hissedebilirsiniz. Tarihle doğayı bir arada yaşamak isteyenler için ideal bir tatil adresi olan Üsküp birçok kültürel etkinlik için de önemli bir merkez. © Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

Nasıl gidilir: Ocak sonunda İstanbul’dan Üsküp’e direkt uçuşların gidiş-dönüş bilet fiyatı THY’de 303 TL. Pegasus – THY ortak uçuşlarında ise  360 TL’den başlıyor.Ne yenir: İçerisine siyah erik konulan yahni, çeşitli baharatlarla sunulan çemensiz kuru et ve sütlü tatlı kaymaçina

KAZABLANKA- FAS

Fas’ın Atlantik Okyanusu kıyısındaki kenti Kazablanka; bir filmden daha fazlasını sizlere canlı canlı görebilme fırsatı sunuyor. Filmin bir çok sahnesinde geçen Rick’s Cafe’ye giderek o sahnelerin içine girebilir, kışın bu soğuk ayında okyanus kıyısında sıcak günler geçirebilirsiniz. Şehre damgasını vuran 2’inci Hasan Cami ve türbesi, surlar içindeki eski pazar Medina, Arap ve Fas kültürünün en otantik adresi Quartier Habous görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor. Otantik yemeğin tek adresi La Fibule. © Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

Nasıl gidilir: Ocak sonunda İstanbul’dan Kazablanka’ya gidiş-dönüş Alitalia- Air France ortak uçuşlarında 865 TL, Royal Air Maroc’da ise 1217 TL. Ne yenir: Şehriye ve nohutlu Fas çorbası, haşlanmış çok ince bulgurun üzerine sebze, tavuk veya et konulan Kuskus ve özel bir seremoniyle sunulan Fas’ın ulusal içeceği nane çayı.

SARAYBOSNA-BOSNA HERSEK

Bosna-Hersek, kültürel olduğu kadar coğrafi yakınlığıyla cazip bir tatil alternatifi. Hem Doğu’dan hem de batıdan izler taşıyan Bosna Hersek’te şehrin kalbinin attığı yer olan Osmanlı’dan yadigar Başçarşı, Mimar Sinan’ın Bosna’daki eseri Gazi Hüsrev Bey Cami, yine bir Osmanlı yapısı Ay Saati ve çok iyi korunmuş Osmanlı köyü Poçitel görülmesi gereken önemli yerlerden. Bosna savaşında kullanılan ve şehrin tüm ihtiyaçlarının karşılandığı tüneller, 16’ıncı yüzyılda Mimar Hayruddin tarafından yapılan Mostar Köprüsü ve I. Dünya Savaşı’nı başlatan olayın yaşandığı Latin Köprüsü görülmesi gereken tarihi ve turistik mekânlar. © Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

Nasıl gidilir: Ocak sonunda İstanbul’dan Saraybosna’ya direkt uçuşların gidiş-dönüş THY 365 TL, AirSerbia’da 391 TL’den başlıyor.Ne yenir: Tavuklu, bamyalı, terbiyeli Begova çorbası, dev boyutlardaki yassı köftelerden Pleskavica ve dünyaca ünlü Boşnak böreği.

TAHRAN-İRAN

Görkemli sarayları, nadide eserler barındıran müzeleri, büyük meydanları, çok sayıda park ve bahçeleri olan Tahran,  Fars kültürü ve sanatına dair birçok örnek sunuyor.Havaalanının yakınında bulunan Azadi Anıtı ile geziye başlayabilirsiniz. Anıtın içerisinde İran üretimi çini ve cam sanatı ürünlerinin sergilendiği salonlar ve şehrin büyük bir bölümünü görebileceğiniz seyir pencereleri bulunuyor. Lale parkının kuzeyindeki Ulusal Halı Müzesi’nde ünlü İran halılarından en seçme örnekleri sergileniyor. Şah döneminden kalma Gülistan Sarayı, Bazar-ı Bozorg (Kapalı Çarşı), Şeyh Abdulazim’in türbe ve camisi İran kültürünü tanımak amacıyla muhakkak gezilmesi gereken yerler arasında. © Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

Nasıl gidilir: Ocak sonunda İstanbul’dan Tahran’a direkt uçuşların gidiş-dönüş bilet fiyatı Pegasus’ta 486TL , Atlasjet’te ise 520 TL’den başlıyor.Ne yenir: Yoğurdun içerisine önceden haşlanmış nohut, fasulye, ıspanak katılarak yapılan Azeri çorbası Ash-e Doogh, satırla kıyılan etlerin safranla pişirilmesiyle sunulan çelo kebap, ceviz, bal ve tarçınla yapılan İran Kurabiyesi.

BATUM- GÜRCİSTAN

Yemyeşil dağlar ile kilometrelerce uzayıp giden bir kumsal arasında kurulu Batum’a pasaportunuz olmasa dahi kimlikle Artvin’den yürüyerek geçebilirsiniz.  Son yıllarda eğlence ve gece hayatıyla dikkatleri çeken Batum, doğa, tarih, sanat ve lezzet gibi alanlarda da farklı alternatifler sunuyor. Şehrin sakin ve huzurlu havası, ucuzluğu ve insanların yardımseverliği tatil için Batum’u cazip kılan özellikler arasında yer alıyor. Ayrıca dünyanın en büyük ve en önemli botanik parklarından biri de Batum’da mutlaka görülmesi gerekenler arasında yer alıyor. © Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

Nasıl gidilir: Ocak sonunda İstanbul’dan Batum’a direkt uçuşlar gidiş-dönüş THY 470 TL’den başlıyor.Ne yenir: İçerisinde et, domates, sebze, pirinç bulunan harço çorbası, karadeniz pidesine benzeyen peynirli haçapuri ve içerisine bal ve ceviz doldurulan fırınlanmış elma tatlısı.

MONACO VİLLE- MONAKO

Akdeniz’e kıyısı olan Fransa’nın bağımsız şehir devleti Monako Prensliği gezginlere ilginç deneyimler vaat ediyor. Eğlence, konaklama ve gece hayatında farklı gelir düzeyleri için geniş alternatifler sunan Monaco, lüks ve konforlu spa programlarıyla sağlık ve güzellik peşinde koşunlar için de önemli bir merkez. Prens 1. Albert tarafından inşa ettirilen Oceanographic Müzesi ve akvaryum uğranılacak yerler arasında.  . © Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

Nasıl gidilir: Ocak sonunda İstanbul’dan Monako’ya uçuşların gidiş-dönüş bilet fiyatları Air France-HeliAir Monaco ortak uçuşlarında bin 385 TL’den başlıyor. Daha ucuz bir yolculuk içinse Monako’ya 1 saat uzaklıktaki Nice şehrine İstanbul’dan Lufthansa- Swiss ortak uçuşunda 469 TL’den başlayan fiyatlarla gidebilirsiniz.Ne yenir: Pirinç ve balkabağı ile doldurulmuş hamurla hazırlanan barbagiuan, domates sosunda pişirilmiş morina yemeği socca ve ünlü Akdeniz şarapları.

MOSKOVA- RUSYA

Komünizm’in izlerini modern hayat ile birleştiren bir kent. Tarihe tanıklık etmiş Kızıl Meydan, 19 metre yükseklikteki kırmızı duvarlarla çevrelenen Kremlin Sarayı, Saint Basile Katedrali, Lenin’in mozolesi ve Nâzım’ın mezarı, her istasyonu bir müze olan metro, tematik müzeleri… © Hürriyet Kelebek tarafından sağlanmıştır

Nasıl gidilir: Ocak sonunda İstanbul’dan Moskova’ya direkt uçuşların gidiş-dönüş bilet fiyatı Pegasus-TransaeroAirlines ortak uçuşlarında 369TL, AirSerbia’da 430 TL, THY’de 598 TL’den başlıyor.Ne yenir: Baharatlı et ya da balık katılarak yapılan Solyanka çorbası, tavuk göğsünün içerisine sarımsak ve tereyağı konularak yapılan Kotleti Po Kieveski ve kekin içerisine krema ve meyve püresi katılarak yapılan Şarlota tatlısı.

kaynak: msn seyahat

Keşke ’’ KEŞKE’’ Demeyeydik…

images[3]

Durduğumuz noktadan, geçmişe bakıp, şunu böyle, bunu böyle yapsaydık demek ne kadar kolay…’’O adamdan ayrılmayaydım, o işi kabul edeydim, o evi alaydım, öbür kıza evet diyeydim, arabayı kaçırmayaydım, diğer işten ayrılmayaydım… ‘’

Her zaman unuttuğumuz şey ise, o anki ruh haliyle, duygularımızla, bunalımlarımızla, kararsızlıklarımızla, sıkılmışlıklarımızla, verebileceğimiz bir başka karar yoktu… Olamazdı…

O işten ayrıldık; evet, çünkü işten bunalmıştık, çünkü sinirlerimiz çok gergindi, çünkü bir gün daha gidecek takatimiz yoktu, çünkü yollarda ağlıyorduk…

Evet o adamdan/kadından ayrıldık, çünkü karakterlerimiz uyuşmuyordu, birbirimizi yıpratıyorduk, sürekli kavga ediyorduk, huzurumuz kalmamıştı, mutsuzduk…

Evet o evi almadık sonradan çok da değerlendi ama, o zaman o kadar borca girmeyi istemedik, başka fırsatları beklemek istedik, evin semtinden emin olamadık…

Öbür kadına\adama evet demedik, bak şimdi ne güzel evliliği var. Onun yerinde ben olabilirdim… Hayır olamazdın. Her ilişkinin ahengi farklıdır. Senle bir cehennem azabı olabilirdi. İçine sinmemiş ki zamanında evet dememişsin. İçin istememiş ki evet dememişsin. Kafan sorularla doluymuş ki evet dememişsin şimdi bu neyin pişmanlığı… Silkin ve kendine gel…

Onca gittiğim eğitimlerden öğrendiğim bir şey varsa o da ‘’mevcut durumun her zaman en hayırlısı’’ olduğudur.  Geçmişe dönüp bakmak yerine bulunduğun andan ve mevcut koşullarından yola çıkarak hayatını tekrar kurgulamandır.  Zaten bunu yapmasan ne olacak ki, mevcut günlerini pişmanlık ve keşke kuyularınında geçireceksin.

O zaman bugün şöyle yapalım.’’ Geçmişte her ne olduysa oldu bu bizim hayrımızaydı diyelim’. Derslerimizi alalım, ve yola bulunduğumuz noktadan devam edelim. Yeni bir iş, yeni bir aşk, yeni bir ortam, yeni bir hayat yaratalım.

Anın ve hayatın tadını çıkaralım.

Yazıyı kapatmadan önce bu konularla ilgili seyrettiğim ve beni çok etkileyen bir  filmden de bahsetmek istiyorum. Adı ‘’Kelebek Etkisi’’. Seyretmediyseniz, mutlaka bulun ve seyredin.Filmde: Adam hayatını değiştirmek istiyor. Ve geçmişe gidebilme yeteneği var. Defalarca geçmişe gidiyor fakat işler hep mevcut durumundan daha kötü sonuçlanıyor. Tam oldu derken, bir felaket, tamam bu geçmişe gidişte işleri toparladım derken bir başka felaket… Filmi seyrederken şu cümleler hep aklınızda olsun: ‘’Geçmişte ne olduysa hayrıma oldu, derslerimi aldımve şimdi hayatıma devam ediyorum. Yeniliklere açığım ve hayatımı yeniden güzelliklerle inşa ediyorum…’’

Hepimize bol şans diliyorum…

Sağlıcakla

Anette İnselberg

Ocak 2015

Hafize Sen Bana Beddua Mı Ettin…

10906297_10152697564158505_1394957441611787989_n[1]

Zihnini endişelerden arındır

 

92 yasında, ufak tefek, kendinden emin ve gururlu, her sabah sekizde giyinip kuşanan ve her ne kadar kör bile olsa saçlarını kıvırıp makyajını mükemmelce yapan yaslı hanım bugün bir huzur evine tasındı. 70 yasındaki kocası ise geçenlerde gereken hamleyi yapıp Allah’ın rahmetine kavuşmuştu. Huzur evinin kapısında sabırla beklenen bir kaç saatin ardından, odasının hazır olduğu söylendiğinde tatlı tatlı gülümsedi. Yürütecini asansöre yönlendirdiği sırada, kendisine odasını anlatmaya başladım penceresinde asılı perdelerden de söz ettim. Ben anlatırken, az önce kendisine köpek yavrusu verilmiş 8 yaşındaki küçük bir kızın heyecanıyla o perdeleri pek severim, dedi. Mrs. Jones henüz odayı görmediniz, biraz bekleyin demiştim ki; Bunun onunla bir ilgisi yok, dedi. Mutluluk zamandan önce karar verdiğiniz bir şeydir. Benim odadan hoşlanıp hoşlanmamam mobilyaların nasıl düzenlenmiş olduğuyla değil, benim onları zihnimde nasıl düzenlediğimle ilgilidir. Ben onları sevmeye karar vermiştim zaten Bu benim her sabah uyandığımda verdiğim bir karardır. Bir seçme hakkim var: Ya bütün günümü artık çalışmayan vücut parçalarımın bana verdiği sıkıntıyı düşünerek geçiririm ya da yataktan çıkıp hala çalışanlar için şükrederim. Gözlerim açık olduğu sürece her yeni gün bir hediyedir. Yeni güne ve hayatimin sadece bu döneminde, biriktirdiğim mutlu anılara konsantre olacağım. Yaşlılık banka hesabi gibidir. Ne yatırdıysan onu çekersin hesabından. Bu nedenle benim tavsiyem, hatıraların banka hesabına dolu dolu mutluluk yatırman olacaktır. Anı bankamı doldurmaktaki katkın için sana teşekkür ederim. Hala oradan mutluluk çekiyorum. Mutlu olmak için su beş basit kuralı hatırla:

1. Kalbini nefretten arındır
2. Zihnini endişelerden arındır
3. Basit yasa
4. Çok ver
5. Daha az bekle

Bilmem farkında mısın, eğer yarın ölecek olsak çalıştığımız şirket daha birkaç gün bile olmadan yerimizi dolduruverir. Oysaki ardımızda bıraktığımız ailemiz bizim kaybımızı ömürlerinin sonuna dek hissedecektir. Gel gelelim ki, ailemizden daha çok isimize veririz kendimizi, pek de akıllıca bir yatırım değil, ne dersin?

Lâ tahzen / Üzülme..

883568_522829987774744_673554942_o[1]

Mevlânâ’nın türbesinin girişinde bu manalarda şu beyt vardır:
Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün, düşmanı sevindirir, dostunu üzer, haset edenin diline düşürür.
Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün, kaybolanı geri getirmez, öleni diriltmez, kaderi değiştirmez, hiçbir fayda getirmez.
Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün sinirleri yıpratır, kalbini yorar, gecelerini mahveder.
Lâ tahzen / Üzülme..
Eğer günah işlediysen tövbe et, istiğfarda bulun, yanlış yaptıysan düzelt, O’nun rahmeti sonsuz, kapısı hep açıktır.
Lâ tahzen / Üzülme..
Kaybettiğin şey için üzülme çünkü daha pek çok nimetlere sahipsin. Allah’ın sana bahşettiği diğer nimetleri düşün ve şükret. Allah Teala, “Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız buna güç yetiremezsiniz” buyurmuyor mu?
Lâ tahzen / Üzülme..
Ehli batılın sözlerinden dolayı üzülme, onların tenkitlerine sabrettiğin sürece mükafatlandırılacağını unutma.
Lâ tahzen / Üzülme..
İnsanlara ihsanda bulunduğun sürece üzülme. Çünkü mutluluğun yolu insanlara ihsanda bulunmaktan geçer.
Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü iyiliğin mükafatı on mislinden yedi yüz misline, kötülüğün karşılığı ise sadece mislince
Lâ tahzen / Üzülme..
Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.
Lâ tahzen / Üzülme..
Hakk’ın rızâsına uygun düşen belâ, kulun sevgisini artırır.
Lâ tahzen / Üzülme..
Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (Hz. Ali r.a.)
Lâ tahzen / Üzülme..
İnsanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi.
Lâ tahzen / Üzülme..
Karşı karşıya kalabileceğin muhtemel bir musibet için en kötü ihtimal ne olabilir sorusunu kendine sor. Sonra bu muhtemel sonuca kendini alıştır, ona tahammül etme konusunda kendine telkinde bulun. “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” ayetini tedebbür ederek bu hali sakin bir şekilde iyimser bir tabloya dönüştürmeye bak.
Lâ tahzen / Üzülme..
– Şunu unutma yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir. Biraz daha açarsak; Sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme. Ne maziye takıl kal ne de gelecek kaygısı içinde ol. Yani ânı yaşa.
Lâ tahzen / Üzülme..
– “İnne maal usri yüsran / Her zorlukla birlikte kolaylık vardır.” Yani kolaylık zorluğun içinde saklıdır!.. Bir başka ifade ile; kolaylık; zorluk zannettiğimiz şeyin taa kendisidir!..

OKUMALISIN —-

Bu akşam eve geldiğimde Eşim Akşam yemeğini servis ediyordu. Elini tuttum ve ona söyleyeceğim şeyler olduğunu söyledim. Masaya oturdu ve sessizce yemeği yemeye başladı. Ve yine Gözlerinde o korkuyu gördüm.

Bir an da
kasıldım ağzımı açamıyordum ama düşüncelerimi söylemem lazımdı. Ben boşanmak istiyorum. Sinirlenmedi Sözlerime karşılık vermedi, sadece sebebini sordu.

Bir cevap veremedim ve buna çok sinirlendi elinde ki Çatal Bıçakları fırlattı. Bana bağırdı ve Adam olmadığımı söyledi. Bu akşam tek kelime konuşmadık. Eşim bütün Gece ağladı. Farkındaydım Evliliğimiz ne olacağını merak ediyordu, ama onu tatmin edecek bir şey söyleyemeyecektim. Ben Jane’e aşık oldum, eşimi sevmiyorum artık.

Bu vicdan azabıyla bir Evlilik sözleşmesi hazırladım, Evi, Arabayı ve Şirkettin 30% ona verecektim. Sözleşmeye kısa bir süre baktı ve yırttı. 10 yıl hayatımı paylaştığım bu Kadın bana yabancı olmuştu. Onun harcadığı zamana ve enerjiye üzülüyordum, ama geri dönemezdim, Jane’e çok aşık olmuştum. Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, bu benim beklediğim bir tepkiydi. Onun ağlaması benim hafiflememe sebep olmuştu. Bir süredir aklımdan geçiriyordum boşanmayı, bu fikir bende saplantı haline gelmişti ve şimdi bu duyguyu daha da güçlü hissediyordum ve doğru karardı.

Bir sonra ki akşam eve geç gelmiştim ve Eşimi Masada yazı yazarken gördüm. Çok uykum vardı ve Akşam yemeğini yemeden uyumaya gittim. Jane ile geçirdiğim o kadar saat beni yormuştu. Bir ara uyandım ve onu hala yazı yazarken gördüm Masa da. Ama bu benim Umurumda değildi ve başımı çevirip uyumaya devam ettim. .

Ertesi sabah bana Şartlarını yazı halinde sundu. Benden hiç bir şey istemiyordu, sadece boşanmamızı ilan etmek için 1 ay müsaade istedi ve bu zamanda normal bir Aile gibi davranmamızı istedi. Bunun sebebi Oğlumuzun 1 ay sonra Sınavların olması ve bu dönemde ona bu yükü bindirmemekti. Bu kabul edilebilinir. Bir şey daha vardı, benden onu Evlilik Gecesinde onu kapıdan içeriye nasıl taşıdığımı hatırlamaktı, ve 1 ay boyunca her sabah onu Yatak odasında Kapıya kadar taşımamı istedi. Kafayı yediğini düşündüm, ama son günlerimizin iyi geçmesi acısından, kabul ettim.

Sonra bu şartlardan Jane bahsettim, yüksek ses ile gülüp bunun çok saçma olduğunu ve eninde sonunda Boşanmayı kabul etmek zorunda kalacağını söyledi.

Eşimle boşanma konusunu açtığımdan beri Fiziksel temasta bulunmadık. Bu sebepten ilk gün onu kucağıma alıp kapıya götürdüğümde tuhaf bir duygu yaşadım. Oğlumuz arkamızda duruyordu ve alkış yapmaya başladı ‘Babam Annemi kucağında taşıyor’ bu onu çok sevindirmişti, Sözleri canımı acıtmıştı… Yatak odasından Evin Kapısına kadar 10 metre taşıdım. Eşim gözlerini kapattı ve kulağıma’ Oğlumuza boşanmamızdan bahsetme’ diye fısıldadı. Bende başımı öne eğerek tamam dedim, ve içime bir üzüntü çöktü. Kapı önünde onu bıraktım Eşim Otobüs durağına gitti ve onu İşe götürecek olan Otobüsü bekledi. Bende tek başıma Ofise gittim.

2. Gün bu oyunu oynamak bize daha kolay gelmişti. Eşim başını Göğsüme yasladı, ve onun kokusunu duydum. Birden Eşime uzun süredir bakmadığımı anladım. Ve onun Evlendiğim zaman ki kadar Genç olmadığını fark ettim. Yüzünde hafif çizgiler oluşmuş saclarına ak düşmüştü. Gecen yıllar öylesine yanından geçmemişti, O an kendime ona bununla neler yaptığımı sordum.

4. Gün onu kucağıma aldığımda bir güven duygusu yaşadım. Bu bana Hayatının 10 yılını Hediye eden Kadın.

5. Gün bu güven duygusu daha da büyümüştü. Bundan Jane bahsetmedim. Günler geçtikçe onu taşımak daha da kolaylaşmıştı, belki de bu sayede yaptığım antrenman dan dolayıdır bu.

Bir Sabah onu ne giyeceğini düşünürken izledim. İsyan ederek her gün kıyafetlerin biraz daha bol geldiğini söyledi. Birden onun ne kadar süzüldüğünü ve kilo verdiğini fark ettim. Demek ki onu her sabah daha kolay taşıyabilmemin sebebi buydu. Birden yüzüme yumruk gibi vurdu. Bu kadar Acıyı ve Üzüntüyü Kalbinde taşıyordu. Farkında olmadan başını okşadım. O an Oğlumuz da geldi ve ‘ Baba Annemi taşıman lazım ‘ dedi. Bu hayatımızın bir parçası olmuştu, Babasının Annesini odadan Kapıya taşıması. Eşim Oğlumuzu yanına çağırdı ve ona sıkı sıkı sarıldı. Ben başımı cevirdim, son anda kararımdan vazgeçmek istemiyordum. Onu kucağıma aldım ve Yatak odasından Kapıya kadar taşıdım. Elini enseme koymuştu ve ben onu sıkı sıkı tutmuştum. Tıpkı Evlendiğimiz gün gibi.

Artık Huzursuzlaşmıştım bu kadar kilo vermesinden. Son Gün onu kucağım da taşıdığımda hareket etmedim. Oğlumuz okuldaydı ve Eşime Hayatımızda ki yakınlığın ne kadar eksildiğini söyledim. Ofise gittim arabadan fırladım kapıyı kilitlemeden bunun için zaman yoktu. Her anın kararımı değiştirmesinden korkuyordum ve Merdiven den yukarı koştum, yukarı varınca Jane kapıyı actı. Ona Karımdan boşanmayacağımı söyledim.

Şaşkın bir ifadeyle elini anlıma koydu ve ‘ Senin ateşin mi var’ diye sordu. Üzgünüm Jane ama ben artık boşanmak istemiyorum dedim. Evliliğimizin renksiz kalması sevgi eksikliğinden değil, birbirimizin değerini unuttuğumuzdan dı. Şimdi aklıma geldi ki, ona Evlendiğimiz Gün kapıdan içeri taşıyınca ömrümün sonuna kadar Sadakat yemini verdiğimi…….. Jane olayı anlayınca yüzüme bir tokat attı ve kapıyı kapatarak ağlamaya başladı. Hemen aşağı koşup ilk Çiçekçiye gidip Eşime bir Buket çiçek aldım, üzerinde ki Karta da”’seni her Sabah hayatımın sonuna kadar taşıyacağım”” .

Eve vardığımda yüzümü bir gülümseme kapladı, elimde Çiçeklerle yatak odasına gittim ve Eşimi yatağın üstünde Ölü buldum. Eşim aylardır Kanser ile savaşıyordu ve ben Jane ile ilgilenmekten bunu fark etmemiştim. Fazla yaşamayacağını bildiği için, beni Oğlumun bana negatif tutumundan korumaya çalışmıştı . En azından Oğlumun gözünde iyi bir Eş olarak kalmamı istemişti.

İlişkide ki küçük şeylerdir önemli olan. Villalar, arabalar çok paralar değil . Bunlar hayatı kolaylaştırır ama asla Mutluluğun temeli olamazlar.

İlişkine zaman ayır ve ilişkinin güven ve huzur anlamına gelecek şeylere meşgul ol.

Mutlu bir beraberlik yaşa.

Afferim…İsteyince İyimser Olabiliyorsun…

10882121_646856872091870_3213104070761991664_n[1]

Sen Benden Daha İyilerine Layıksın Ferit…

10426195_10152694954583505_1724041717943860493_n[1]