Aşk ve Bilinçaltı (Enerji Kancaları)


Kancalar
İnsanlarla ilişki kurmaya başladığımız anda birbirimizle eneri bağları oluştururuz. Bu görünmez bağlara, ben kanca adını veriyorum. Ve kancalar yoluyla birbirimizden beslenmeye başlarız. Bizle…r sadece fiziksel bedenlerimizden ibaret değiliz. Vücudumuzun etr afında bir de enerji alanı vardır. Burası tıpkı ikinci bir beden gibi, etrafımızı sarar ve bize yaşam sevinci verir. Enerji alanını, fiziksel bedenimizi saran bir balona da benzetebiliriz. Bu alanda bulunan enerji, kişiye özgüdür. Herkesinki farklıdır, çünkü kişinin duygu ve düşünceleri, korkuları, endişeleri önyargıları, ya da yaşam şekli ile biçimlenmeye başlar. İki insanın ilişki kurmaya başlamasından itibaren enerji alanları arasında gözle görünmeyen bir bağ oluşur. Örneğin, bir aşk ilişkisi yaşamaya başlayan kadın ve erkek arasındaki enerji balonları, görünmeyen kancalarla birbirine bağlanır. İşte o dakikadan itibaren, artık iki kişinin duyguları, düşünceleri, korkuları birbirine akmaya başlar.
Kancalar, en kolay cinsellikle oluşur. İki kişi bedenlerini birbirine açtığı andan itibaren, duygusal yapıları birbirlerine akmaya başlar. Çünkü o enerji alanları, korkular, endişeler, hatta yaşam dersleri ve bilinçaltı kalıplarının verdiği huzursuzluklardan oluşmaktadır. Aynı şekilde, olumlu duygular, sevinç ve yaşam enerjisi de birbirine karışmaya başlar. Çok uzun birliktelik yaşayan çiftlerin, zaman içinde birbirlerine benzerlik göstermeye başlamaları dikkatinizi çekmiştir. İşte sırf bu yüzden, vücudumuzu kime açtığımız konusunda çok dikkatlı olmalıyız. İki kişi birbiriyle ilişkiye girdiği andan itibaren, enerji alışverişi başlar. Birbirlerine akıttıkları sevgi de bu kancalar yoluyla iletilir. Birbirine sevgi ve olumlu duygular hissettiren kişiler, karşısındakinin enerji alanını besler ve zenginleştirir. Ona ne kadar değerli olduğunu hissettirir. Böylece kök korkularımızdan biri olan başkaları tarafından onaylanma ihtiyacımız, değersizlik duygumuz yok olur ve dengeli bir insan haline geliriz. Ama ne yazık ki, insanlar bu dengeyi başkalarından aldıkları enerjiyle değil, kendi başlarına kurabilmek zorundadırlar. Bir çok insan hayal edin. Herkesin birbiriyle ilişkisi olduğu için, arada pek çok kanca oluşacaktir. Bu insanlar birbirlerinden beslenmeye devam ederler.
Buna yatay beslenme adı veriyoruz. Bu tarz beslenme, bizi başkalarına bağımlı kılar. Sevgilimize, kocamıza, çocuklarımıza, anne ve babalarımıza, bazı arkadaşlarımıza kendimizi bağımlı hissederiz. Artık onların sürekli bizi desteklemesini bekleriz. Bunu yapmadıkları zaman öfkeleniriz. Kırılırız. Hatta kimi zaman onların bizi beslemeye devam etmelerini sağlayabilmek için farkında olmadan duygusal oyunlar oynariz. Özellikle kontrolcü yapıya sahip kişiliklerde, bu tarz oyunlar daha belirgin olur. Sevgilime bağımlı oldum. Örneğin, bir kadın ve erkek birbirlerine aşık olurlar. Aşkın ilk günlerinde erkek kadını sık sık arar. Kadın bundan beslenmeye başlar. Erkeğin iltifatları, ilişkiyi rayına oturtana kadar onu el üstünde tutması, kadındaki değersizlik duygusunu azalttığı için oluşan kanca görevini yapmaya başlar. Artık kadın bu yoğun ilgiden beslenmeye başlamıştır ve eğer hayatında değer duygusunu artırabilecek başka alanlar yoksa, bir tür bağımlılık geliştirir. Bu tıpkı uyuşturucu almaya başlamak gibi birşeydir.
Daha sonra erkek ilgisini yavaşlatmaya başlar. Bu hem erkeklerin hem de ilişkinin doğasında vardır. Erkek ilgisini normal boyutlara indirirken, kadın sebepsizce acı çekmeye başlar. Sürekli ilişkinin nereye gittiğini düşünür. Endişelenir. Üzülür. Olumsuz duygu ve düşünceler başladığı andan itibaren, artık kanca ters yönde işlemeye başlamış, erkek kadının enerjisinden beslenir olmuştur. Kadının enerji alanı yavaş yavaş küçülürken, erkeğinki büyümeye başlar. Aslında bundan kötü bir taraf yoktur. Hem kadın hem de erkek, bunu bilinçsizce yaparlar. Birbirini besleyebilmek çok güzel bir duygudur. Ama, çoklukla insanlar arasında bunun tersi de yaşanır. Birbirinin yaşam enerjisini çalan insanlar vardır. Üstelik enerji çaldıklarının farkında değillerdir, ama sonuçta kendilerini iyi hissedeceklerini bilirler. Karşısındakinin ruhsal ve duygusal durumunun ne olacağına aldırış etmezler. Enerji vampirlerinin pek çok yöntemleri vardır. Bunların en bilineni, karşısındaki kişiyi suçlu hissettirmektir. Bunun için bir insan diğerine bağırabilir, aşağılayabilir, alay edebilir, ya da kendisini acındırabilir.
Sonuçta karşısındaki kişi kendisini suçlu hissederse yaşam enerjisi çalınacak, kendisini güçsüz ve yeteneksiz hissedecektir. Bir başka yöntem, karşımızdaki insana sessiz ve mesafeli durmak, duygularımızı saklamaktır. Mesafeli durduğumuz zaman, karşımızdaki insan bizim ne hissettiğimizi ve düşündüğümüzü bilemez ve endişeye kapılır. Endişe ve huzursuzluk, yaşam enerjimizin karşımızdaki kişiye geçmesini sağlar. Karşımızdaki insana aşırı sevgi vermek ve bunun karşılığını beklemek te bir çeşit enerji vampirliğidir. Kontrolcu kişiliklerin baş vurduğu bu yöntem, anne çocuk ilişkilerinde ya da karı koca ilişkilerinde sıklıkla yaşanır. Sonuçta, karşımızdaki kişiye olumsuz duygular yaşatıyorsak, onun yaşam enerjisini çalıyoruz demektir. Peki, yaşam enerjimiz çalındığı zaman ne olur? Genelde, yaşam enerjimiz küçüldüğünde, yaşamdan zevk alamayız. Günlük işlerimizi yapamaz hale geliriz, çünkü en ufak bir iş bile bize külfet gibi görünür. Sürekli bir can sıkıntısı duyarız. Yüreğimizde, sebebini bilmediğimiz bir ağırlık oluşur. Toleransımız azalır. Bir gün önce başkalarına dağıtacak sevgimiz varken, bir anda kendimizi dibe vurmuş gibi, sanki derin bir kuyuya inmiş gibi hissederiz. Artık başkalarına sevgi vermek yerine, onlardan beslenmeye çalışırız. Bütün bu yaşanan olumsuzluklara rağmen, kancalar sağlıklıdır ve insanların birbirine sevgi akıtabilmeleri için oluşurlar. Bu konuda neler yapılabileceğini, AŞK başlığı altınaki yazımda bulabilirsiniz.
Dikey Beslenmek İnsanların başkalarına bağımlılık geliştirmemeleri, ve başkalarından enerji çalacak yöntemlere başvurmamaları için, dikey beslenmeyi öğrenmeleri gereklidir. Her insanın ruhu, çeşitli zenginliklerle doludur. Bu zenginlikleri, yaratıcılık alanlarımızı keşfederek bulabiliriz. Örneğin, bir ressam, resim yaparken kendisinden beslenir. Çünkü o sırada ruhundaki zenginlikleri ifade etme fırsatını bulmuştur. New York?ta yaşarken bir kanser hastamın takı yapmaktan hoşlandığını keşfetmiş ve kendisine her gün en az 1 saat bu işle uğraşmasını tavsiye etmiştim. Kendisine çok iyi gelmiş, adeta duygusal ve ruhsal bir terapi gibi iş görmüştü.
İnsanların kendilerini hiç korkusuzca, olduğu gibi ifade edebilmeleri, en büyük güç kaynağıdir. Bu, herkese tarif edilemez bir mutluluk ve doyum verir. Hayatımızda hobilerin yer alması, iste bu yüzden önemlidir. Dikey beslendiğimiz sürece, ne başkalarına bağımlı yaşarız ne de yaşam enerjimizi çaldırırız. En önemlisi de, hayatta verdiğimiz önemli kararlar hatalı olmaz. Doğru karar verebilmek için bağımsız ve mutlu olmalıyız. Özgür bir zihne ve duygusal yapıya sahip olmalıyız. Hiçbir şeyden korkumuz olmamali. Başkalarını kaybetme korkusu, bağımlılıklarımızın ardındaki kök korkudur. Bilinçaltımızın derinliklerinde kaybetme korkusu olduğu müddetçe sağlıklı kararlar alıp uygulayabilmemiz hemen hemen imkansız gibidir. Gelin özgürlüğümüzü ele alalım İlişkilerimizde kuvvetli taraf biz olalım Sevgiyle kalın
Alıntıdır
Kaynak: Şifacı
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Bugüne kadar yaptığım tüm seçimler, verdiğim tüm kararlar ve yaptığım her şey için kendimi kabulleniyorum ve affediyorum.

553689_10151534182572229_361393737_n[1]Bugüne kadar yaptığım tüm seçimler, verdiğim tüm kararlar ve yaptığım her şey için kendimi kabulleniyorum ve affediyorum. Bunlardan dolayı başıma gelen olumsuzluklar için artık kendimi suçlamaktan vazgeçiyorum. Kendimi bedenen ve ruhen her halimle kabulleniyor, onaylıyor ve seviyorum. Yaşandı ve bitti…

Bülent Gardiyanoğlu

Renklerle Şifa…

 

TURUNCU: Vücuda enerji verir
Dolaşım sistemini, zihinsel faaliyetleri, sinir ve solunum sistemini harekete geçirir. Ayrıca vücuda enerji vererek, dolaşım siste…mini ve metabolizma süreçlerini hızlandırır. Turuncu renk. kalsiyumun rengidir ve çocuğunu kendi sütüyle beslemek isteyen yeni annelere ve hamile kadınlara tavsiye edilir. Sağlıklı saç, tırnak, kemik ve dişler bu rengin ürünüdür. Dalak ve b öbrek rahatsızlıkları nda tavsiye edilir. Turuncunun açık tonları eklem iltihabı ve romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılır. Turuncu, kolay sinirlenen ve stres altındaki insanlara uygun bir renk değildir. TURKUAZ: Stresi azaltır
Son derece dinlendirici ve soğuk bir renktir. Bu özelliğiyle baş ağrısı, alerji, tahriş, kesik ve yanık gibi rahatsızlıkları n tedavisinde kullanılır. Turkuaz, deri hastalıklarına iyi geldiği için akne, egzama ve benzeri hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadı r. Bu renk, stresi ve gerginliği azaltır, ayrıca vücuttaki toksik maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Turkuaz, vücudun bağışıklık sistemine katkıda bulunur ve zararlı bakterilerin vücuda girmesini engeller. Turkuazın kalın bağırsak iltihabı (kolit) ve dizanteri gibi ateşli hastalıklar üzerinde de etkisi vardır. Burun yollarını açar ve zihinsel yorgunluğu alır. Kısacası organizmanın tüm sistemlerini yeniler. Turkuaz pasif ve tembel insanlara tavsiye edilmez.
TURKUAZ: Stresi azaltır
Son derece dinlendirici ve soğuk bir renktir. Bu özelliğiyle baş ağrısı, alerji, tahriş, kesik ve yanık gibi rahatsızlıkları n tedavisinde kullanılır. Turkuaz, deri hastalıklarına iyi geldiği için akne, egzama ve benzeri hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadı r. Bu renk, stresi ve gerginliği azaltır, ayrıca vücuttaki toksik maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Turkuaz, vücudun bağışıklık sistemine katkıda bulunur ve zararlı bakterilerin vücuda girmesini engeller. Turkuazın kalın bağırsak iltihabı (kolit) ve dizanteri gibi ateşli hastalıklar üzerinde de etkisi vardır. Burun yollarını açar ve zihinsel yorgunluğu alır. Kısacası organizmanın tüm sistemlerini yeniler. Turkuaz pasif ve tembel insanlara tavsiye edilmez.
MAVİ: Melankolikler uzak dursun
Mavinin sakinleştirici ve dinlendirici bir etkisi vardır. Yüksek nabız, hipertansiyon ve ateşli hastalıklarda tedavi amacıyla kullanılan bir renktir. Stres, baş ağrısı, ses kısıklığı, gırtlak iltihabı gibi solunum yolları rahatsızlıkları nda yararlıdır. Adet kanamalarıyla ilgili sorunları olan kadınlar bu rengi adet öncesi ve sonrasında tedavi amacıyla kullanabilir. Mavi renk iç çamaşırı, gecelik, bornoz ve gündelik kıyafetler bu rahatsızlıklarda fayda sağlar. Mavi, migren, menenjit, kolit, dizanteri, uykusuzluk ve ishale iyi gelir. Bazı çocuk hastalıklarına karşı da etkilidir. (Diş çıkarma, boğaz ve bademcik ağrıları, kızamık, boğmaca, öksürük, su çiçeği ve hıçkırık tutması gibi.) Ayrıca miyop, katarakt ve benzeri göz rahatsızlıkları nda mavinin enerjisinden yararlanılır. Mavi renk, felç, düşük tansiyon ve nezle sorunu olanlara tavsiye edilmez. Ayrıca kendisini baskı altında ve melankolik hissedenler de bu renkten uzak durmalıdır.
MOR: Hormonları düzenler
Mor renk, beynin arka kısmındaki bezleri etkilediğinden, vücuttaki tüm salgı bezleriyle ilişkilidir. Hormonal aktiviteleri düzenler. Menenjit, beyin sarsıntısı, sara gibi zihin ve sinir sistemi hastalıklarında, göz ve kulak rahatsızlıkları nda tedavi amacıyla kullanılabilir. Morun kanı temizleyici özelliği vardır ve akyuvarların yapımında rol oynar. Vücuttaki su miktarını ve kalp atışını ayarlayan sodyum ve potasyumun dengesini sağlar. Akciğer, karaciğer ve böbreklerin sağlığı da bu renge bağlıdır. Siyatik gibi birtakım hastalıklar, mor rengin pozitif enerjisiyle tedavi edilebilir.
YEŞİL: Korkuları kontrol eder
Yeşil, sinir sistemi ve hücre onarımı için yararlı bir renktir. Kalp ve diğer vücut fonksiyonları yla yakından ilgilidir. Kanın akışkanlığını ve hücre yapısının güçlenmesini sağlar. Ayrıca kas, deri ve doku oluşumlarına katkıda bulunur. Toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılması na yardımcı olur. Kan basıncım düşürerek yüksek tansiyonu önler. Hücre yapışı üzerinde etkili olduğu için kist ve tümör oluşumlarının engellenmesinde kullanılır. Anjin, kronik bronşit, astım, nezle, baş ağrısı ve karaciğer iltihaplanması gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır. Bu renk dengeleyici özellik taşıdığı için korku ve şok hallerinin kontrol altına alınmasını sağlar. Bunların yanı sıra kapalı yerlerden korkan insanların korkularını yenmesinde yardımcı olur.
MACENTA: Hafızayı canlandırır
Bu renk beyne giden kanı arttırır ve sinir sistemini dengede tutar. Baş ağrısı, yüksek tansiyon, kronik sinir bozukluklarını kontrol altına alır. Çalışırken normalden fazla bir çaba harcıyorsanız, macenta veya pembe renk giysiler kullanın. Hafıza kaybı ve koma hallerinde tedavi için bu renk kullanılır. Macenta, mide ekşimesi ve kalp çarpıntısı gibi rahatsızlıkları tedavi etme özelliğine de sahiptir. Macentanın enerjisi yumuşak, dinlendirici ve koruyucudur. Solunum sistemini, adrenalin salgısını ve böbreklerin çalışmasını ayarlar. Saldırgan ve sert davranış gösteren kişileri sakinleştirici etkisi vardır.
KIRMIZI: Hayat verir
İnsanlara hayat ve enerji verir. Tıbbi açıdan ise, kanda kırmızı kan hücrelerinin oluşması için hemoglobin üretimini arttırır. Kan dolaşımını arttırır, adrenalin miktarını yükseltir. Sinir sistemini harekete geçirmeye yardımcı olur. Anemi, nezle, zatürree gibi hastalıkların hafifletilmesinde kullanılır. Bu renk kişideki tembellik, melankoli ve üzüntü duygularını ortadan kaldırarak fiziksel fonksiyonlara canlılık getirir. Kişinin ayakta kalması için gerekli enerjiyi, ruhsal yönü devreye sokarak sağlar. Direncin kırıldığı zamanlarda insanların en büyük yardımcısıdır. Soğuk algınlığı halinde, kırmızı renkli çorap, eldiven, yelek veya kaşkol kullanmak vücudun ihtiyacı olan enerjiyi sağlayabilir. Ancak ateşli hastalıklarda, yüksek tansiyonda veya yanıklarda kullanılması tavsiye edilmez.
SARI: Hazımsızlığı önler
Sarı, sinir ve kas sisteminin güçlenmesini sağlar. Dolaşım sistemini ayarlayarak kalbin daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Karaciğerin ve safra kesesinin çalışması gibi bazı vücut fonksiyonları nın devamlılığına yardım eder. Mide sularının salgılanmasını yönlendirir. Düzenli bağırsak hareketleri yaratarak kabızlığı ve hazımsızlığı önler. Ayrıca doku ve kemik iltihaplanması na karşı kullanılan bir renktir. Romatizma ve gut hastalığına karşı tavsiye edilir. Rahatsızlık duyulan bölgeleri sarı renge maruz bırakarak enerji sağlamak mümkündür. Güneşe oturup tüm vücudu altın sarısı ışınlara terk etmek de başka bir alternatiftir. Bu renk karaciğeri ve böbrekleri düzenli çalıştırır, kanı temizler ve lenfatik sistemi harekete geçirir.
Kaynak: Şifacı
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

10 saniye nefes yöntemi uygulayarak düşük kan basıncı, gelişmiş sağlık ve daha iyi bir zihin performansı ile beraber bir dizi fayda sağlayabilirsiniz

10 saniye nefes yöntemi uygulayarak düşük kan basıncı, gelişmiş sağlık ve daha iyi bir zihin performansı ile beraber bir dizi fayda sağlayabilirsiniz. Gün içinde stres, öfke, üzüntü ve hayal kırıklığı gibi duygular yüzünden nefesimiz dakikada 20- 25 sayılara kadar hızlanarak nefes alma kapasitesinin düşmesine sebebiyet verebilir. 10 saniye nefes uygulanmaya başlandığında hızlanan nefes yavaşlaması…na ve solunumun derinleşmesine olanak sağlar. Dünya üzerinde yapılan son araştırmalarda dakikada 6 solunumun sağlık için en faydalı nefes alma biçimi olduğu gösterilmiştir.
Aşağıda gösterilen teknik uygulama ile 10 saniye nefes döngüsü oluşturarak nefes sayınızı dakikada 6 solunuma düşürebilirsiniz.
3 Saniyede Nefes alın 2 Saniye Nefes Tutun 3 Saniyede Nefes Verin 2 Saniye Nefes Tutun. 10 saniye nefes uygulamasını en az üç dakika süresince tekrarlayın. Gün içinde bu üç dakikalık çalışmayı fırsat buldukça tekrarlayarak otonom hale gelmesini sağlayabilirsiniz.
10 saniye nefesi gün içinde olumsuz duyguların ağırlığını hissettirdiği zamanlarda nefesinize odaklanmanızı, gerçeklik dünyanıza hızla geri dönmenizi ve duygusal açıdan dengelenmenizi sağlayabilir. Düşüncenin objektiflik kazanması ve duygularını soğutulması için birkaç dakika süresince 10 saniye nefesine devam etmek yeterli olacaktır.
Bu uygulama anlık iyileşmeler sağlayabildiği gibi, uzun süreli kullanımlarda yavaş ve derin nefes alma alışkanlığı geliştirmenizi sağlar. Bu uygulamaya bir süre devam ettiğinizde vücudunuz bu orijinal nefes alışveriş şeklini hatırlar. Daha sonra, otomatik olarak yaşamınızın doğal bir parçası haline gelir. Bu yeni solunum temposu ile oluşan derin nefes alma modeli yaşamınızın birçok farklı boyutunda dalgalanma etkisi yaratır. En çok ihtiyaç duyduğunuz anlarda sizi takviye eden bir güç kaynağı haline gelir.
10 saniye nefes modelini alışkanlık haline getirerek süreklilik kazandırabilirseniz nefes farkındalığınız artacaktır. Stres, sıkıntı, gerginlik, anksiyete, sert duygular ve yoğun baskılar altında kaldığınızda bile 10 saniye nefesi ile solunumu kontrol altına alabildiğiniz için duygu ve düşünce yönetiminde büyük bir başarı kazanabilirsiniz. Bu egzersiz yavaş ve derin nefes alma alışkanlığı ile birlikte gelen nefes farkındalığı geliştirmek için tasarlanmıştır.
Mustafa Kartal

Boş Vermeyi Öğrenin, Dolu Dolu Üzüleceğinize :)

Bir Hikaye ile Başarının Formülü

San Francisco Körfezi’ndeki bir okulda, okul müdürü üç öğretmeni çağırıp şöyle demiş:

 

“Siz üç öğretmen, sistemde en iyi ve en uzman kişiler olduğunuz için, doksan tane seçkin üstün zekalı öğrenciyi size vereceğiz. Bu öğrencilerin gelecek yıl da hızlarını korumalarını sağlamanızı ve çok şey öğrenmelerini bekliyoruz.”
Üç öğretmen, öğrenciler ve öğrencilerin anne ve babası bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünmüşler.
O okul dönemi, hepsinin özellikle hoşuna gitmişti.
Okul bittiği zaman öğrenciler bütün San Francisco Körfezi’ndeki diğer öğrencilere göre yüzde 20–30 daha başarılıydı.
Yıl sonu geldiğinde müdür, üç öğretmeni çağırıp onlara:
“Bir itirafta bulunmak istiyorum. En zeki öğrencilerin 90’ı sizde değildi. Onlar ortalamanın biraz üstünde öğrencilerdi. 90 öğrenciyi sistemden tesadüfen seçtik.
Öğretmenler, doğal olarak öğrencilerde görülen başarının kendi istisnai öğretme becerilerine bağlanması gerektiği sonucuna vardı.
“Bir itirafım daha var.” dedi müdür:
“Siz de en parlak öğretmenler değilsiniz. İsimlerinizi bir şapkanın içine doldurduğum kâğıtların arasından rastgele seçtim.
SİZ, İNANDIĞINIZ İÇİN BAŞARILI OLDUNUZ…
İstemek, başarıya giden yolda ilk adımı atmanızı sağlar. İnanmak ve çalışmak ise bu yolu tamamlamanızı…

http://fwmail.net/hikaye/bir-hikaye-ile-basarinin-formulu/

 

Hayatın Anlamı Nedir?

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

DONDURULMUŞ LİMON un ŞAŞIRTICI FAYDASI


Bunların tamamı donmuş limondadır.
Restoranlardaki çoğu bilinçli tüketiciler limonun tamamını kullanır veya tüketirle…r, hiç bir kısmını ziyan etmezler.
Ziyan etmeden limonun tamamını nasıl kullanırsınız?
Basit… Limonu (yıkayıp) buz dolabınızın buzluk bölümüne koyuyorsunuz. Donduktan sonra mutfak rendesini alıp limonun tamamını rendeleyebilirsiniz. Soymanız falan gerekmiyor. Rendelenmişini yemeklerinizin üzerine serpebilir, sebze salatasına, dondurmaya, çorbaya, makarnaya, makarna sosuna, suşiye, balık porsiyonlarına katabilirsiniz. Yemeklerin tamamı, daha önce hiç tatmadığınız mükemmel bir lezzet kazanacaktır. Büyük olasılıkla, limon denince sadece limon suyu ve vitamin C aklınıza gelir. Sadece bu kadar olduğunu düşünürsünüz. Artık limonun gizemlerini öğrenince onu kupada içeceğiniz hazır çorbalarınıza bile katabileceksiniz.
Limonun tamamını kullanmanın, bir kısmını ziyan etmeyip yemeklerinize yeni bir lezzet katması dışında asıl avantajı nedir?
Rendelenmiş limonunuz, limonun sadece suyunda bulunandan 5 veya 10 kat daha fazla vitamin içerir. Ve evet, şimdiye kadar bunu kaybediyordunuz. Ama bundan sonra, tüm limonu dondurmak gibi basit bir işlem sonrasında, onu rendeleyip yemeklerinizin üzerine serperek tüm besleyici özelliklerini kullanıyor olacak, yani daha sağlıklı besleniyor olacaksınız. Ayrıca rendelenmiş limonun dinçleştirici ve vücuttaki toksinleri giderici etkisinden yararlanacaksınız.
İşte bunun için limonunuzu buzluğa koyun, donsun ve her gün yemeklerinizin üzerine rendeleyin. Böylece, yiyecek ve içeceklerinizi daha leziz hale getirip daha sağlıklı ve uzun yaşamın anahtarını kullanıyor olun! İşte limonun gizemi budur! Geç bile olsa başlayın, HİÇ olmamasından İYİDİR! Limonun sürpriz yararlarından faydalanın!
Limon (Citrus) kanser hücrelerini öldüren mucizevi bir üründür. Kemoterapiden çok daha tesirlidir. Bunu nereden mi biliyoruz? Çünkü kendilerine yüksek kârlar sağlayacağını bildikleri için limon özütünün sentetik versiyonlarını üretmeye uğraşan laboratuvarlar var.
İhtiyaç duyacağını düşündüğünüz dostlarınıza, limonun hastalık önleyici etkisi olduğunu duyurarak yardımcı olabilirsiniz. Tadı hoştur ve kemo-terapinin korkunç etkilerini göstermez. Kemo-terapi ilaçları üretiminden fayda sağlayan multi-milyoner büyük şirketlerin çıkarlarını riske atmamak adına bu gizemin özenle saklı tutulduğu sürece ne kadar insanın öleceği bilinmez.
Bilindiği üzere, iki çeşit limon ağacı vardır. Limon ve misket limonu. (konu olan limondur, diğeri değil). Limon meyvesini farklı şekillerde tüketebilirsiniz. Pulpa’sı yenebilir. Sıkılarak suyu çıkarılabilir. Limonlu içecekler yapılabilir, dondurma vs.. Limonun birçok vasfı sayılabilir ama en ilginci URLAR, YUMRULAR, KİSTLER, TÜMÖRLER üzerindeki etkisidir.
Bu bitkinin her tür kansere iyileştirici etkisi kanıtlanmıştır. Bazıları onun her tür kanserin tedavisinde faydalı olduğunu söyler. Ayrıca geniş spektrumlu anti-bakteriyel olarak iltihaplara / enfeksiyonlara ve mantara karşı kullanılır. Dahili parazit ve bağırsak kurtlarına karşı etkindir. Çok yüksek tansiyona karşı kan basıncını düzene sokar. Anti-depresandır. Strese ve asabi bozukluklara karşı iyi gelir.
Bu bilginin kaynağı ise çok etkileyicidir: Dünyanın en büyük ilaç üreticisi firmalarından biridir. Bu firmanın beyanına göre 1970’den beri 20’nin üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde limon ekstrelerinin uygulanmasıyla; içlerinde kolon / kalın bağırsak, meme, prostat, akciğer ve pankreas da olmak üzere 12 kanser tipinde başarılı sonuçlar alınmıştır.
Limon ağacından elde edilen bileşiklerin, bütün dünyada kemo-terapide kullanılan Adiamycin ürününden 10 000 kat daha iyi olduğu saptanmış, kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı gözlemlenmiştir. Daha da şaşırtıcı gözlem şudur ki: Limon özü kötü huylu kanser hücrelerini tahrip ederken sağlıklı hücrelere hiç zarar vermemektedir

KAYNAK: Haluk Fırtına

Aman Allahım Bu O!

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Seni Gördüğümde Kalbim-Aklım Ve İçimde Neler Oluyor?

Kusura Bakmayın Bahar Geldi Damsız Almıyoruz…

Ayşeyi sevip, Yaseminle çıkan ama Fatmayı unutamayan, İreme yavşayıp,Cemileyle yatan bide Özlemi bakire isteyen Türk Erkeği napıyon la sen ? :))))

Ayşeyi sevip, Yaseminle çıkan ama Fatmayı unutamayan, İreme yavşayıp,Cemileyle yatan bide Özlemi bakire isteyen Türk Erkeği napıyon la sen ? :))))

Kaynak: Bahar Ula

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Barış, Şükran ve Sevgi Duasına Davet Ediyorum…Verdiğin Yaşamı, Hayatı ve Mucize Bedenimin Farkındalığına Vardığım İçin Sonsuz Şükürler Olsun…

Hiç Gitmediğim Bir Yere Gidip… Hiç Yapmadığım Bişi Yapmak İstiyorum…

İçinizdeki küçük kıza öğütler ;25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum; SEN ÖZELSİN, SEN Bİ’TANESİN, ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN!!!!

284656[1]
1. Unutma! Sen değerlisin. Çalışsan da çalışmasan da… Ünlü olsan da olmasan da… O erkek seni istese de istemese de… Sen sen olduğun için bi’tanesin.
2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın. Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik, biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his… Sen şahanesin!
MUTLULUK SENİN İÇİNDE
3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye, saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin.
4. Kendine güvenin en büyük silahındır ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki.
5. Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın, sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana, tartışmana gerek yok. Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin. 6. Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin. Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin.
7. Hiçbir evlilik, hiçbir olması gerek şov, sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir. Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir.
8. Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir.
9. Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin. Sınır neresidir? Sana saygısızlık yaptığı yerdir. Buna asla izin verme.
10. Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan; herkes sana öyle davranır. Asla ama asla kendini küçümseme.
HERKESE ‘SEVGİLİM’ DEME
11. Evde oturup derdine yanma. Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama. Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama!
12. Eski sevgili adı üstünde ‘eski’dir… Senin yeni dünyanı bulandırmasına izin verme.
13. Yeniden seveceksin, çok da sevileceksin. Kimse son değil, bunu bileceksin.
14. Dünyanın kanunu bu; düşündüğünü çekersin. Allah rızası için kurup durma, senaryolar yazma!
15. Sevgilini çok sevmelisin. Öyle herkese ‘sevgili’ dememelisin. Fakaaat çok sevmen demek, kendini ayaklar altına alman demek değildir. Bir kadın gerekirse, severken de gidebilir değil mi?
HER ŞEYİN ŞIK OLSUN
16. Her şeyin şık olsun. Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin… Kadınlık şıklık demektir.
17. Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç! Onlar sen olamaz, sen de onlar… Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir.
18. Kız arkadaşların önemlidir, en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi bileceksin. Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin. Sadece kötü gününde değil, başarında, mutluluğunda da yanında olan, yüreğini ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin.
19. Erkekler çocuktur. Nokta! Çocuğunu hem sevecek hem kızacak, icap ederse küsecek, cezasını vereceksin.
SEN ÖZELSİN BUNU UNUTMA!
20. Seni bırakıp gidebilenin arkasından gözyaşı dökmeyeceksin. Aramazsa aramasın be!
21. Sevginin, aşkın ne demek olduğunu anlamayan bir adamın vizesini keseceksin.
22. Sen renklisin, sen beceriklisin, sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın, sen sonsun… Mecbursun, bunu fark edeceksin!
23. Her şey bir karar vermene bakar. Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin.
24. Yapamayacağın şey yok. Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok! Şu an silkelenip kendine geleceksin!
25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum; SEN ÖZELSİN, SEN Bİ’TANESİN, ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN!!!!
ALINTI
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »