Bir Tutam Maydonoz Kanı Temizliyor

 

Maydanozun vitamin kaynağı olduğunu belirten Ege Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Pr…of. Dr. Dursun Eşiyok, yapraklarının A, C ve K vitaminleriyle demir bakımından zengin olduğunu söyledi. Maydanozun potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden de zengin olduğunu aktaran Eşiyok, “Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacını karşılıyor. Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlarken kanı temizliyor, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi geliyor.” dedi. Enzimleri uyararak sindirim rahatsızlıklarını da dindirdiğini belirten Eşiyok, ayrıca iltihaplı yaraların iyileşmesine yardım ettiğini kaydetti. Maydanozun mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini engellediğini de kaydeden Eşiyok, “Maydanoz, romatizmada, tansiyon düzensizliklerinde, şişmanlıkta kullanılabilecek bir bitkidir. Ayrıca böbrek taşı, kum gibi rahatsızlıklarda da etkilidir.” ifadelerine yer verdi. eriyle demir bakımından zengin olduğunu söyledi. Maydanoz Deyip Geçmeyin Maydanozun yaprakları A, C, K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klor yönünden zengindir. Bir tutam maydanozun günlük C vitamini ihtiyacını karşılar.

Maydanoz, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlarken, kanı temizler, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir. Maydanoz saça da, böbreğe de iyi geliyor Maydanozun görme gücüne, kılcal damar sistemine ve troit bezlerine iyi geldiği açıklandı. Maydanoz suyu kanı arttırarak böbreklerin, karaciğerin ve idrar yollarının temizlenmesini sağlıyor. Ayrıca sindirim rahatsızlıklarını da dindiriyor ve ince bağırsaktaki hareketleri arttırıyor. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Grip ve nezleye iyi geliyor. Balgam söktürüyor, terletiyor ve ateş düşürüyor. Maydanoz kan şekerini de düzenliyor. Vücudu kansere karşı koruyor ve vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atıyor. Romatizma ve sarılığa da iyi gelen maydanoz, ayrıca saçları da güçlendiriyor.

MAYDANOZ: Bir tutam maydanoz vücudun günlük C vitamini ihtiyacının tamamını karşılıyor. Toksinleri vücuttan atıyor, kanı temizliyor, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi geliyor.. Çay ve maydanoz ağız kokusunu önler Zaman zaman herkesin ağzı kokabilir. Özellikle de sabahları! Bazen karnımız acıktığında veya diyet yaparken, hele soğan, sarmısak gibi şeyler yediğimizde kokudan kurtuluş yoktur. Birisi ile konuşurken başını geri çektiğini fark ederiz veya kendimiz ağzımızı kapatma ihtiyacı hissederiz. Her ikisi de birbirinden kötüdür. İnsan rezil olur! Ağız kokusuna genel olarak ağızda artakalan ve damakla dişler arasına sıkışan yiyecek parçaları neden olur. Ağız kokusunun ardında kötü beslenme alışkanlıkları veya bazı sağlık sorunları da gizlenebilir.

TÜKÜRÜK ARINDIRIR Tükürüğün arındırıcı bir özelliği vardır. Tükürük salgısı azalınca bakteriler çoğalır ve kokmaya başlarlar. Örneğin; * Sabahları ağzımız kokabilir, çünkü tükürük salgısı uykuda hemen hemen sıfırlanır. * Karnımız acıkınca ağzımız kokar. Sakız çiğnemek tükürük salgısını arttırdığı için biraz yardımcı olur. * Vücut susuz kalınca da ağız kokar, çünkü tükürük salgılaması azalır. * Bazı hastalıklar, ilaçlar ve alkol de tükürüğü azaltır. Kokulu yiyecekler, sigara, çürük diş, dişeti sorunları, diş taşları, dişetlerinde plaklar oluşması, ağız ve boğazda iltihaplanmalar dışında; solunum yollarındaki sorunlar, diyabet, reflü, karaciğer ve akciğer hastalıkları da ağız kokusuna yol açan etkenlerdir. Eczaneler ve marketler ağız kokusuna karşı ürünlerle dolup taşar. Ama çoğunun içinde sert kimyasallar bulunur ve ağız kokusunu kısa bir süre için maskeleyip bastırırlar. İsterseniz aşağıdaki önerilerimi deneyin.

DİŞ MACUNU YAPIN: Kendinize gayet sağlıklı bir diş macunu ve gargara hazırlayabilirsiniz. İhtiyacınız olan tüm malzemeler; yemek sodası ile biraz hidrojen peroksittir. Antiseptik gücünü arttırmak için birkaç damla çay ağacı yağı veya okaliptüs yağı da ekleyebilirsiniz. İşte diş macununuz hazır! SU!: Ağzınızın kurumasına izin vermeyin. Tükürük vücudun doğal deterjanı gibidir. Onun daima bol bol salgılanmasına yardımcı olun. Tükürüğünüz arttıkça bakteriler azalır. Bunun yolu da su içmekten geçer.

MAYDANOZ: Ağız kokusundan şikâyetçiyseniz daha az et ve daha az yağ tüketin. Beslenmede meyve ve sebzelere ağırlık verin. Her gün taze mayalanmış yoğurt yiyin. Maydanozun her zerresi şifalıdır. İçindeki klorofilden ötürü ağız kokusuna karşı da son derece etkilidir.

ÇAY KEYFİ: Siyah çayın içinde ağız kokusuna yol açan bakterileri etkisiz hale getiren önemli bileşikler bulunur. Yemeklerden sonra içerseniz gayet iyi gelir. Bazen de yeşil çay veya nane çayı ile değişiklik yapabilirsiniz. Maydanoz karaciğer dostu Maydanoz idrar söktürür, iştah açar. İltihaplı yaraların iyileşmesini sağlar. Yüksek tansiyonu düşürür. Kalbin yorulmasını önler. Kansızlığı giderir ve kansere karşı korur. Ayrıca karaciğer şişliğini giderir. safra akışını kolaylaştırır. Vücuttaki zehirli maddelerin atılmasını ve vücutta biriken suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Maydanozla gelen güzellik Maydanoz, mideye, cilde, göze, anlayacağınız herşeye çok iyi geliyor… Hani bir söz vardır halk arasında “her salataya maydanoz olmak” diye. İşte bu konuyu okuyunca o sözün neden kullanıldığını anlayacaksınız! Şimdi burada maydanozun bütün faydalarını anlatmayacağız zaten saymakla bitiremeyiz. Sağlığımız için o kadar faydalı bir bitki ki bilim adamları maydanoz üzerinde sayısız araştırmalar yapıyor. Bu bilim adamlarından en çok öne çıkan ise dünyaca ünlü bilim adamımız Prof.Dr. İbrahim A. Saraçoğlu.

Prof.Dr. İbrahim A. Saraçoğlu yaptığı uzun süren araştırmalar sonucu maydanozun sağlığımız için ne derece faydalı olduğunu ortaya koydu. Özellikle sağlıklı, zinde ve güzel bir hayat için maydanozu hayatımızdan eksik etmememiz gerekiyormuş. Gençlik ve sağlık iksiri olarak söz edilen maydanoz kürü de burada devreye giriyor. Prof. Dr. İbrahim A. Saraçoğlu genç görünmemizi sağlayan ve sağlığımıza sağlık katan maydanoz kürünü anlattı : Maydanoz kürünün hazırlanışı ve uygulanışı : Yarım bağ taze maydanozu saplarıyla beraber ezin. Biraz limon suyuyla karıştırın ve sabah kahvaltısından yarım saat önce aç karnına tüketin ve üzerine 1 bardak su içerek kürü tamamlayın. 1 hafta boyunca her sabah bunu tekrarlayın ve sonra bir hafta ara verin. İkinci aşamada 15 gün boyunca kürü tekrar uygulayın.

Faydasını görenler sürekli kulanmaya devam edebilirler. Maydanoz tansiyon ve romatizmanın ilacı Maydanozun yaprakları A, C ve K vitaminleriyle demir bakımından zengindir. Maydanoz potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden güçlü bir besindir. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacını karşılar. Maydanoz, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlarken kanı temizler, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına da iyi gelir. Ayrıca iltihaplı yaraların iyileşmesine de yardımcı olur. Maydanoz; romatizmada, tansiyon düzensizliklerinde ve şişmanlıkta kullanılabilecek bir bitkidir.  Maydanoz mucizesi Bir tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacını karşılarken, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlıyor, kanı temizliyor, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi geliyor… Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Eşiyok, maydanozun bir vitamin kaynağı olduğunu belirterek, “Maydanozun yaprakları A, C, K vitaminleri ve demir bakımından zengindir. Ayrıca potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden de zengindir” dedi.

Bir tutam maydanozun günlük C vitamini ihtiyacını karşıladığını belirten Prof. Dr. Eşiyok, “Maydanoz, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlarken, kanı temizler, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir” diye konuştu. Günde bir tutam maydonoz Tıpkı multi vitamin kaynağı olan maydonozu günde bir tutam tüketmek günlük C vitamini ihtiyacını karşılıyor Amerikan Diyetetik Derneği’nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez, yaptığı açıklamada, Akdeniz ülkesi bitkisi olan maydanozun bir provitamin A kaynağı olduğunu söyledi. Maydanozun bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sistemi, adrenal ve tiroid bezlerinin fonksiyonları üzerinde etkili olduğunu belirten Dönmez, şu bilgileri verdi: ”Maydanozun yapraklarında uçucu yağlar, protein, klorofil ve glikozit, köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır.

Yaprakları A, C ve K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden zengin olan maydanozun bir tutamı günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar” dedi. Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarının kandaki alyuvar sayısını arttırarak böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım ettiğini bildiren Dönmez, ”Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindirilmesinde etkilidir. İnce bağırsaktaki peristaltik hareketleri arttırır. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler.

Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar, kanı temizler. Kansızlık, mesane iltihaplanması, kum, romatizma, böbrek taşı, tansiyon ve damar sertliğine karşı etkilidir” diye konuştu. Maydanozun yapraklarının idrar söktürücü olarak da kullanıldığını belirten Dönmez, şöyle devam etti: ”Ayrıca, iltihaplı yaraların iyileşmesine yardım eder. Bazı çalışmalarda adet sancılarının azaltılmasında da etkili olduğu görülmektedir. Kökleri de aynı özelliklere sahiptir. Maydanoz C, E vitamini, B grubu vitaminlerden folik asit, A vitamininin öncüsü karotenoidlerden çok zengindir. Bu nedenle karaciğer hastalıklarına, sarılığa, egzamalara, selülite, romatizmaya, gut hastalığına ve idrar yolları taşlarına karşı tavsiye edilir. Maydanoz, demir, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir.” Dönmez, maydanozun taze ve iyi yıkanarak tüketilmesine dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.

Kaynak: Hayat Güzeldir…

BEŞ ANLAŞMA

 1. Sözlerini özenle seç

2. Kişisel algılama …

3. Varsayımda bulunma

4. Elinden gelenin en iyisini yap

5. Kuşkulan ama dinlemesini bil. Dünyayı nasıl değiştireceksiniz? Cevabı kolay.

Kendi dünyanızı değiştirerek. Ben sizden dünyayı değiştirmek için yardım istediğimde, Dünya adlı gezegenden söz etmiyorum. Kafanızda var olan sanal dünyaya atıfta bulunuyorum. Değişim sizinle başlar. Önce kendi dünyanızı değiştirmediğiniz sürece, bana dünyayı değiştirmekte yardımcı olamazsınız.

Dünyayı, kendinizi severek, hayattan zevk alarak, kişisel dünyanızı bir cennet düşü haline getirerek değiştirebilirsiniz. Sizden yardım istiyorum çünkü kendi dünyanızı ancak siz değiştirebilirsiniz. Dünyanızı değiştirmeye karar verirseniz, bunun en kolay yolu, sağduyudan ibaret olan araçları kullanmaktır. Bu araçlar Beş Anlaşma’dır. Sözünüz özenle seçilmiş ise, hiçbir şeyi kişisel algılamıyorsanız, varsayımda bulunmuyorsanız, daima yapabileceğinizin en iyisini yapıyorsanız, dinlerken kuşkuyla dinliyorsanız, artık kafanızda hiç savaş olmayacak; barış olacaktır.

Beş Anlaşmayı uygularsanız, dünyanız düzelir ve mutluluğunuzu başkalarıyla paylaşmak istersiniz. Ama dünyayı değiştirmek, hikâyenizdeki yardımcı oyuncuları değiştirmek demek değildir. Dünyayı, sizin dünyanızı değiştirmek istiyorsanız, bunu yapmanın yolu hikâyenizdeki ana karakteri değiştirmektir. Ana karakteri değiştirirseniz, sihirliymişçesine, bütün yardımcı oyuncular da değişmeye başlar. ” Ruiz -5 Anlaşma

Ben Aynı Hatayı İki Kere Yapmam 5-6 Kez Yaparım Ki İyice Emin Olayım :)))

Kendinizi Olumsuz Olarak Yargılamaktan Nasıl Kurtulursunuz?

 544097_411296092299479_758490740_n[1]

Birçok insan, başarılı olan kişilerin kendileri hakkında daima iyi hissettikleri, güvensizlik ve ke…ndinden emin olmama gibi sorunları hiç yaşamadıkları yanılgısına sahiptir. Çok başarılı, yaptıklarıyla kendilerini herkese hayran bırakan birçok danışanım oldu ve onların da kendilerine karşı ne kadar acımasız olabildiklerini gördüm. Kendileriyle ilgili pek çok kötü düşünceye sahip olmalarına rağmen, kıskanılacak bir yaşam sürmeyi başarıyorlardı. Ancak kendileri hakkındaki olumsuz hisleriyle dış dünyadaki başarıları arasındaki kopukluk, onları daha huzurlu ve daha tatmin edici bir yaşam sağlayacak değişimler gerçekleştirmekten alıkoyuyor. Bu nedenle değişim onlara kendini dayatana kadar hareketsiz kalıyor ve karşılarına çıkan hemen her krizde yıkılıyorlar. Kendini olumsuz yargılamanın yıkıcı gücü

Ne kadar başarılı olursak olalım, ne kadar mutlu görünürsek görünelim, hepimiz kendimizle ilgili bazı olumsuz yargılara sahibizdir. Bu olumsuz yargılar bizim hayatımızı daha iyiye doğru değiştirmemiz için gerekli olan gücü keşfetmekten bizi alıkoyar. Ancak daha olumlu düşünce kalıplarına geçtiğimiz zaman, krizler yıkıcı olmaktan çıkar ve tutkulara ve iç kaynaklara yönelmek çok daha kolay olur ve güvenle ilerlersiniz. Olumlu düşünce gerçekten de güçlüdür ancak kendinize gerçekçi olmayan hedefler koymayın ve yıllardır etkisinde olduğunuz düşünce alışkanlıklarını hemen değiştirebileceğinizi düşünmeyin. Burada amaç, bu kendini yargılamalara bir anlam yüklemekten vazgeçmektir. Çünkü ancak onları dikkate aldığınızda onlar sizi aşağı doğru çekmeyi becerebilirler. Farkındalık alıştırmasıyla kendinizi ne zaman alaşağı ettiğinizi fark etmeyi öğrenebilir ve kendini eleştirme alışkanlığınızı değiştirmeye başlayabilirsiniz. Aklınızda dönüp duran hikâyeler Çoğu zaman, akılcı tarafınız gerçeği çarpıtma eğilimindedir.

Sadece “Ben utangacım” demek yerine akıl şöyle düşünceler üretir: “Ben utangacım ve bu yüzden hiç bir zaman sevgili bulamayacağım. Utangaçlığım beni sevimsiz kılıyor” Aynı şekilde dışa dönük bir kimsenin de aklında onu güçsüz düşüren şu tür bir hikâye olabilir: “Ben dışadönüğüm. Annem bu yönümden hiçbir zaman hoşlanmadı ve bu durum kardeşlerimi de utandırmışa benziyor. Belki de birçok zaman kendimi küçük düşürdüm. Diğer insanlarla iletişim kurmaya fazla istekliyim. Bu da duygusal olarak onlara muhtaçmışım gibi algılanmama ve bu insanların bana yukarıdan bakmasına neden oluyor.” Kendinizi sağlıksız bir şekilde olumsuz yargılara boğduğunuzun farkında olmayabilirsiniz bile. Kendinizle ilgili olumsuz yargılamalara yeni bir bakış açısı ile bakmak Farkındalık ve kendini keşfetme alıştırmalarıyla, olumsuz yargıları nötr hale getirebilir hatta onları olumluya çevirebilirsiniz. Kendinize odaklı olmak ve iç çatışmalarınıza odaklanmak bencilce gelebilir ancak zaman zaman dikkatinizi kendinize ve kendi ihtiyaçlarınıza yöneltmek çok önemlidir.

Eğer kendinizi “duygusuz” hissediyorsanız bu özelliği “cesur” veya “girişken” olarak yeniden tanımlayabilirsiniz. Eğer kendinizi “güçsüz” buluyorsanız, bir de kendinize “diğerlerinin duygularına duyarlı” biri olarak bakmayı deneyin. Şimdi size “Wise Mind, Open Mind” kitabımdan olumsuz yargılarınıza yeni bir açıdan bakmanızı sağlayacak bazı aşamaları paylaşmak istiyorum. 1. Yargıyı tespit edin ve etiketleyin. Ona “samimiyetsiz” ya da “insanları memnun etmeye çalışan” gibi basit isimler verin. 2. Yargının kalitesini keşfedin. Kendinize “Bu yargı şu an benim kendimi nasıl hissetmemi sağlıyor?” diye sorun. Örneğin beni utanmış, kızgın ya da suçlu mu hissettiriyor? Bu duygunun size iyi gelip gelmediğine veya huzurunuzu kaçırıp kaçırmadığına dikkat edin. 3. Bu huzursuz edici düşünce ya da his için bir çare bulun. Kendinize “Daha farklı bir şekilde düşünebilir miyim veya hissedebilir miyim?” “Hangi his veya düşünce beni bu sağlıksız düşünce durumundan çıkarırdı?” gibi sorular sorun. 4. Yeni bir düşünce, his veya imge oluşturun ve onu sıkıca tutun.

Onu gözünüzde canlandırın ve vücudunuzda hissedin. Rahatlama, heyecan veya tamamlanma gibi hislere kendinizi bırakın. 5. Bir değişim yaşayıp yaşamadığınızı değerlendirin. Kendinize “Bana iyi gelmeyen o histen, düşünceden uzaklaşıp olumsuz yargılamayı bir kenara bırakabildim mi?” diye sorun. Eğer yapabildiyseniz, çare olarak bulduğunuz yeni hislerin, düşüncelerin tadını çıkarın. Eğer olmadıysa, geriye dönün 1. maddeden 4. maddeye kadar her şeyi tekrarlayın. Hiçbir zaman tam olarak kendinizle ilgili olumsuz yargılardan kurtulamayabilirsiniz. Ancak onların üzerinizdeki etkisini azaltabilir, onlardan bir şeyler öğrenebilir ya da onları dönüştürebilirsiniz. Böylece daha fazla sizin huzurunuzu kaçıramazlar ve sizin için bir engel olmaktan çıkarlar. Olumsuz yargılarınızdan kurtulduğunuzda gizli bir hazine karşınıza çıkacak. İçinizde saklı kalmış yönlerinizin farkına varacaksınız. Farkındalık sayesinde, bu yönlerinizin size ilham verdiğini ve sizi canlandırdığını keşfedebilirsiniz. Yazan: Ronald ALEXANDER

Ketumluk Mu? Patavatsızlık Mı?

721343_detay[1]

En basit gözüken konular bazen ne kadar önem kazanıyor değil mi arkadaşlar? Birine bir sırrını anlatıyorsun -ama öyle en büyüklerinden birin i değil- ve onun bunu kimseye söylemeyeceğini zannediyorsun… Ama bakıyorsun ki ; üç gün sonra gördüğü herkese bunu yaymış, ne kadar incitici bir durum ve ne kadar sık rastladığımız bir durum değil mi?

Halbuki insan istiyor ki birine bir şey söyledi mi onda kalsın, ona arkasını yaslayabilsin. İşte bu benim güveneceğim adam/ kadın desin… Ama nerde ??? günümüz dünyasında ağzı sıkı insan bulmak da zor. Aldatmak sadece başka kadınla/adamla olmak demek değil ki? Ona söylediğin şeyleri  dinlemesi, özen göstermesi, senin değer verdiğin şeylere de değer vermesi , ona göre davranışlarına ayar çekmesi değil midir?

Arkadaşımın 8 yaşlarında bir kızı var. Adı Meltem. Bir de en yakın arkadaşı var onun da adı Sinem. Bunlar böyle ikisi çok yakın arkadaşlar ama okul dünyasını bilirsiniz; bazen gruplar iki kişilik kalır, bazen büyümeye yüz tutar. İşte Güneş’te bunlarla çok muhabbetliymiş. Bunlar da gruplarını üç kişiye çıkarma konusunda ciddi düşünmeye başlamışlar. Meltem, Sinem’e demiş ki. Gel Güneş’i deneyelim. Biz şimdi küsmüş gibi yapalım. Ben senin hakkında atayım, tutayım Güneş’e. Bakalım, sana gelip anlatacak mı? Sinem hemen kabul etmiş. Ve planlarını o gün yürürlüğe koymuşlar. Meltem, çekmiş Güneş’i bir tarafa. Bak Sinem şöyle, böyle biri. İşe yaramaz. İyi ki sen geldin gruba. Artık Sinem’le hiç işim olmaz, iyice bir saydırmış. Sonra da beklemeye başlamış. Güneş ne yapsa beğenirsiniz, koşa koşa gidip bunları Sinem’e yetiştirmiş. Böylece Güneş gruba girmeden, gruptan atılmış. Eee ne demişler sır tutamayana, sır verilmezmiş.

Yalnız beni hayrete düşüren; Meltem, birinin güvenilir olup olmadığını anlamak için, 8 yaşında yöntem geliştirmiş. Benim yöntem geliştirmem 30 senemi almış. Eeee ne demişler şimdiki çocuklar bir harika azizim, bir harika…

Geçen gün yolda Ebru’yla karşılaştık. Ayak üstü hayatının nasıl gittiğini sordum. O da insanlara artık güveninin kalmadığından  şikayet ediyordu. Hayatına Mehmet diye biri girmiş. Ama daha durumları ortadaymış. Yani birbirlerini tanıma aşamasındaymışlar. Kız da Mehmet’ten özellikle rica etmiş, bak ben bu konularda çok hassasım. Kesin bir ismimiz konmadan, tamam bu benim aradığım adam demeden, bu iş ailemin kulağına gitmesin. Ne olur ağzını sıkı tut olur mu. Siz zannediyorsunuz ki adam kızın bu hassasiyetine özen göstermiş. Ama çok yanılıyorsunuz.

Adam ne yapsa beğenirsiniz? Önce kuzenine, sonra yakın arkadaşına, sonra bir yakın arkadaşına daha durumu aktarmış. Bizim Ebru’da hala rica etmeye devam etmiş. Bak, bizim işimiz kesinleşmeden, kimseye bahsetme. Gereksiz ailemle muhatap olmaktan hoşlanmıyorum. Onla denedim olmadı, bunla denedim olmadı demekten hoşlanmıyorum. Biz ne olduğunu anlamadan kimseye söyleme olur mu? Ve siz sanıyorsunuz ki, Mehmet ağzını kapalı tutmaya başladı değil mi? Yo ne gezer…

Arkasından annesine, arkasından iki üç tane daha kız arkadaşına durumu aktarmış, çüş diyorsunuz di mi , bende dedim valla. Ama daha en son bombayı duymadınız. En son da kime söylemiş biliyor musunuz? Teyzesinin arkadaşına. Pes dedim valla. Bari direk babana telefon etseymiş. Valla ben de öyle dedim diye Ebru kızgınlıkla anlatmaya devam etti. Bir de Mehmet ne dese beğenirsin? İyi işte annenler de öğrendi ,artık,karar vermen hızlanır. Ya at suratına suyu kalk git yani masadan. Hesap o hesap.

Ebru’ya dedim ki, valla yol yakınken adamın bu huylarını öğrenmen daha iyi olmuş. Bak ilerde ilişkiye girerdin, kendin hakkında daha detaylı şeyler anlatırdın, bütün arkadaşlarına yayarmış. (Bu adama bir şey söylemek demek, gazeteye ilan vermekle eşdeğermiş.. )Hiç sana gör değilmiş Ebrucuğum. Yol yakınken Allah kurtarmış bence…

Valla bence de Anette, öyle sinirliyim ki, hırsımdan kaç gecedir uyuyamıyorum. Bir de terbiyesiz bak ne diyor. ‘’Annenler de öğrendi . İş çözüldü.’’ Sanki iş annemlerde bitiyor. İş bende biter. Benim hassasiyetlerime, ricalarıma, önem verdiğim şeylere önem vermeyen, bu kadar sorumsuz, boşboğaz, aldırmaz, pervasız biriyle birlikte olmayacağımı bile daha anlamamış. Pes ki ne pes…Neyse bu hikaye de burada biter diyen Ebru, hala hırsını alamamış olmalı ki, hızla yürüyüp gitti yanımdan…

Aman arkadaşlar, siz siz olun, bazı şeyler oturmadan, etmeden, hele karşı tarafında açıklama rızası yoksa ağzını kapayın oturun. Yoksa başlamadan, biten ilişkiler kervanına katılmış olursunuz. Benden söylemesi…

Sağlıcakla,