Bilge kişi, atalarının sözlerini ve davranışlarını öğrenerek kendi karakterini ve kişiliğini sağlamlaştırır.
Yüzyılların deneyiminden ortaya çıkan onurlu sözlerin öğrenilmesi ile bilgelik kazanırız. Eski destan kahramanlarının yaptıklarım idrak ederek ilham alırız. Bilgelik ilhamla birleştiği zaman çok büyük şans, mutluluk ve başarı getirir.
Eski elbiseleri onarmak, ödünç elbise almaktan daha iyidir.
Kişinin yaya yürümesi, kendine ait olmayan bir arabayı kendisine aitmiş gibi göstermesinden daha iyidir. Yoksul olup kendinizi zengin gibi gösterirseniz kimse size yardım etmez. Çünkü sizin herhangi bir şeye ihtiyacınız olmadığını düşünürler veya gösteriş budalası olduğunuzu anladıklarında kendi değerinizi kaybedersiniz. Ayrıca yoksulken zengin gibi görünmeye çalışmak kendi gözünüzde de değerinizi düşürür. Çünkü bu davranış seldi kendinize olan inanç ve saygınınızı yok eder.
Başkası ile bir anlaşmazlık içine girdiğinizde, onunla anlaşma sağlayacak kadar güçlü, aydın ve kendinizden emin olmalısınız.
Başkası ile anlaşmazlık halindeyken daima tehlikeye maruz kalma durumundasınız. Çünkü rakibiniz size darbe vurma peşindedir. Yolun yansında problemi tatlıya bağlamak, çatışmada emniyet sağlar. Bu akıllı bir davranıştır ve bilge kişi -bir başarı elde ettiğine inanarak- bu fırsatı değerlendirir. Çatışmanın sürdürülmesi kötü sonuçlar verir. Çünkü çatışmanın sürdürülmesi düşmanlığın devamı demektir
Yumuşak davranış, huzursuz kişileri bile etkiler.
Eğer başkalarının kaba davranışlarının, sizin sakin davranışlarınızı etkilemesine izin vermezseniz, sizin yumuşak davranışlarınız onları değiştirecektir.
İçsel çatışmalar dıştaki tehlikeyi ortadan kaldırma gücünü azaltır.
Bir işe başlanıldığında kişinin içsel çatışmaları beraberinde şüpheleri getirir. Bir grupta var olan içsel çatışma, üyelerin ortak hareketini engeller. Çatışma birey için zayıflatıcı bir faktördür. Çatışma olduğu an tehlikeli işlerden uzak durmak gerekir. Çünkü başarıyı yakalamak için ortak ve merkezi güce ihtiyaç vardır
( Çin Bilgeliği – Dr.Davut İbrahimoğlu )

Mevlana – Ben kimim
Tanrıya hürmet eden insan Bu suretle niçin düşünürsün
Ağırbaşlılığa döndüm yüzümü, Ben ne müslümanım,ne hinduyum,
Ne hristiyan Ne Zerdüşt ne de Yahudi.
Ne batının yanındayım ne Doğunun
Ne Okyanusunum ne de Yeryüzünden çirkin bir yaratık
Ne doğal bir mucizeyim Ne de ötedeki yıldızlardanım.
Ne toz tanesiyim ne de solunan hava
Ne damardaki suyum ne de ateşden vucüt buldum
Ne üzerine basılan dünyevi bir halıyım ne de dünyevi bir mücevher
Ne kainata hapsoldum ne de göklerin saltanatına.
Ne ataların vaatleriyim ne de geleceğin kahini
Ne cehennem azabıyım ne de Cennetin zevki Ne Ademin ne de havvanın soyundanım
Ne de cennetle ilgili yalandan inanan bir dünyadanım.
Yerim yok Yüzüm yok Vücudum ve Ruhum yok İlahi bir bütünüm de yok.
Neşeli kahkahaların ikiliğini saf dışı ettim
Buradaki ahengi gördüm Bundan sonra ahenk hangi şarkıyı söylediğimdir.
Ahenk ne konuştuğumdur Ahenk ne bildiğimdir ve neyi araştırdığımdır.
Aşkın kadehinden sarhoşum
Yukardaki ve aşağıdaki iki dünyayı da kaybettim.
Bana gelen tek kader güçlü bir dilenciliktir. Bütün hayatım boyunca şayet bir kez adını unutursam
Böyle bir an için ,pişmanlığımdan,ömrümü verirdim.
Sevgili hocam Şems Tebriz Bu dünyada aşkla sarhoşum Aşk yolu kolay bir yol değil.
Yıkılmışım, Batmalıyım.
Malzemeler

derken çayım geldi.
pencereyi açtım. kent henüz açılmamıştı.
istanbul’un kepenkleri kapalıydı.
anlaşılan işi çıkmıştı dükkan sahibinin. pencereyi açık bırakıp kepenklere baktım bir süre. hayli eskimişti. dükkanın kapısının önünde günlük yağmurlar,sisler ve gün doğumları bırakılmıştı. kim bilir ne kadar tazedir şuan o yağmayı bekleyen yağmur. .
garsona doğru döndüm sonra:
– pardon müziğin sesini kısabilir misiniz biraz? – efendim müzik çalmıyor ki şuan.
– dün gece çaldığınız müzik hâlâ yankılanıyor demek. o zaman dünün sesini kısabilir misiniz?
– efendim dünün olması da mümkün değil. biz dünleri sabah erkenden paketleyip bayiye bırakıyoruz.
– o zaman yarın çalacağınız müzik beni şimdiden rahatsız etti. Lütfen yarın kısın sesini… . sonra kapı açıldı.
Mavi Kadın& Çay Bardağı ~ Yunus Bektaşoğlu –
-çayınızı nasıl alırsınız?
– çay mı?
– hayır. bardağın içindeki…
– ama ben size çayı nasıl alacağınızı sordum…
– bir bardak çay getirterek sizi basitleştirmemi mi yoksa bardağın içine bir düş sığdırarak yüceltmemi mi istersiniz? . ..bu sözün üstüne gölgeme basmadan uzaklaştı garson masadan. artık tek başımaydım. bir bardak dolusu demlenmiş düş gelmeyecekti ama kafası karışmış bir garsonun bardakta düş arayışı masama çaylaşarak gelecekti. ..
Mavi Kadın& Çay Bardağı ~ Yunus Bektaşoğlu –
“Geçmişte sorun yaşadığımız herkes Zamanın Çarkları döndükçe başka hayatlarımızda tekrar karşımıza çıkar. Her yeni hayatta biraz daha bilinçlenmiş olduğumuz için çatışmalar da bir çözüme ulaşır. Bütün insanların bütün çatışmaları ortadan kalktığında insan soyu yeni bir aşamaya girecektir.” -Paulo Coelho, Elif, s.159

Tanıdığımız en güzel insanlar yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş olan insanlardır… Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar…
GÜZEL İNSANLAR ÖYLECE ORTAYA ÇIKMAZLAR. ONLAR OLUŞURLAR…!
-alıntı-
Düşünüyorum da biz insanlar nereye gidersek gidelim Yalnız gitmiyoruz;
Neden derseniz yanımızda hep büyükçe bir bavul taşıyoruz.