Sulu köfte tarifi…

 

 Patatesli Sulu Köftemalzemeleri

 

Sulu köfte tarifi

Kıymaya rendelenmiş soğanı, haşlanarak süzülmüş pirinci, 1 kahve kaşığı karabiber ile 2 tatlı kaşığı tuz ilave ederek hepsini beş dakika yoğurun. Sonra da pirinç ve soğanlı kıymadan küçük ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak hafifçe ıslatılmış iki avuç içinde yuvarlayın. Bunları içinde kıyılmış maydanoz olan tepsiye katın ve tepsiyi sallamak suretiyle maydanozların, köftelerin her tarafına yapışmasını sağlayın. Sonra tepsideki köftelere 4 bardak su, 1 çorba kaşığı margarin, 1 tatlı kaşığı tuz ve soyularak dörde bölünmüş patatesleri ilave edin. Tepsinin üstüne bir kapak kapatarak orta kuvvetteki ateşte 30 dakika pişirin. Ateşten alarak suyu ile birlikte servis yapın.

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İyi ol- İyi düşün- İyilik yap…

 

 

İyi ol- İyi düşün- İyilik yap… Bu üçlüyü yapabilmek zordur. Bunun için Azim-İrade ve Sabır gereklidir.

Sevil teyzengille frizbi oynuyoruz…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bazen gökyüzünde siyah bulutlar olur;gökyüzü bu siyah bulutlar yüzünden değişmez…

 

 

Bazen gökyüzünde siyah bulutlar olur;gökyüzü bu siyah bulutlar yüzünden değişmez. Ve bazen beyaz bulutlarda olur ve gökyüzü bu beyaz bulutlar yüzünden de değişmez. Bulutlar gelirler ve giderler gökyüzü baki kalır.Sen gökyüzüsün ve düşüncelerde bulutlardır. Eğer düşüncelerini titizlikle izlersen,eğer onları kaçırmazsan,eğer onlara doğrudan bakarsan ilk şey bunu anlamak olacaktır ve bu çok büyük bir anlayıştır. Bu senin aydınlanmanın başlangıcıdır.Artık sen uykuda değilsin,artık gelip giden bulutlarla özdeş değilsin,artık sonsuza dek baki kalacağını biliyorsun.Tüm kaygı yok olur.

Osho

Ohhh… Keyif zamanı… Günün fotosu… 03/11/2011

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kocaman bir fırça ve bin bir renk koydum kutuya, cennet resmi yapıp içine gir diye…

Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana,sade bir kurdele ile süslenmiş.
Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşça kutunun kapağını..
Kocaman bir fırça ve bin bir renk koydum kutuya, cennet resmi yapıp içine gir diye…
Düşler serpiştirdim gizlice,düş kurmayı unutma diye.
Bir tane elma şekeri yerleştirdim,içindeki çocuğu tadabilmen diye.
… Günbatışını, billur suyun sesini,kırmızı gelinciklerin saflığını,taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım ruhlarımız aç kalmasın diye.
Kutuya biraz da sevecenlik koydum güçlü ol diye, çünkü acımasız olan güçsüzdür.
Beyaz bir güvercin uçup kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için…
Bir buket sevgi,bir yudum aşk ve bir elma da koyamadan edemedim.
Paylaşmayı anımsayalım diye..Sevdiklerimize onlara sevdiğimizi söylemek için yarını beklemeyelim diye; içtenliği, umudu,neşeyi, bağışlayıcılığı,özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım,”BEN”in dışına çıkıp ”BİZ”e ulaşabilelim diye.

Son olarak bir kart iliştirdim kutuya, bak kartta neler yazıyor;

“Bu kutunun kapağını her kaldırşında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin.
Yaşamak için yarını bekleme,al yaşamı kollarının arasına ve sımsıkı sarıl, yaşamdan yalnızca almak yerine,ona bir şeyler ver.
kısacası ”İNSAN” ol.

Unutma!Yaşam dokuması henüz tamamlanmamış,olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve sana ait olan boşluğu sadece sen doldurabilirsin.
Kimseyi kırmamak için ve üzmemek şartıyla istediğin her şeyi dene, bir gün sonsuzluğun bulutlarına oturdugunda ne aklın kalsın ne de kırık bir yürek…!”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »