Patlıcan Salatası…

Malzemeler

Hazırlanışı

  • Patlıcanlar közlenip kabukları soyulur.
  • Bıçakla ince ince kesilir.
  • Sarımsaklar dövülür.
  • Zeytinyağı, limonsuyu, sirke ve sarımsak ezmesi iyice çırpılır.
  • Hazırlanan sos patlıcanlarla karıştırılır.

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Biz habire öpüşüyoruz biliyon mu?

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Durun… Durun… Bekleyin…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . Leave a Comment »

dün gece çaldığınız müzik hâlâ yankılanıyor demek. o zaman dünün sesini kısabilir misiniz?

 

derken çayım geldi.

pencereyi açtım. kent henüz açılmamıştı.

istanbul’un kepenkleri kapalıydı.

anlaşılan işi çıkmıştı dükkan sahibinin. pencereyi açık bırakıp kepenklere baktım bir süre. hayli eskimişti. dükkanın kapısının önünde günlük yağmurlar,sisler ve gün doğumları bırakılmıştı. kim bilir ne kadar tazedir şuan o yağmayı bekleyen yağmur. .

garsona doğru döndüm sonra:

– pardon müziğin sesini kısabilir misiniz biraz? – efendim müzik çalmıyor ki şuan.

– dün gece çaldığınız müzik hâlâ yankılanıyor demek. o zaman dünün sesini kısabilir misiniz?

– efendim dünün olması da mümkün değil. biz dünleri sabah erkenden paketleyip bayiye bırakıyoruz.

– o zaman yarın çalacağınız müzik beni şimdiden rahatsız etti. Lütfen yarın kısın sesini… . sonra kapı açıldı.

Mavi Kadın& Çay Bardağı ~ Yunus Bektaşoğlu –

düş manzaralı olsun lütfen…

 

 -çayınızı nasıl alırsınız?

– çay mı?

– hayır. bardağın içindeki…

– ama ben size çayı nasıl alacağınızı sordum…

– bir bardak çay getirterek sizi basitleştirmemi mi yoksa bardağın içine bir düş sığdırarak yüceltmemi mi istersiniz? . ..bu sözün üstüne gölgeme basmadan uzaklaştı garson masadan. artık tek başımaydım. bir bardak dolusu demlenmiş düş gelmeyecekti ama kafası karışmış bir garsonun bardakta düş arayışı masama çaylaşarak gelecekti. ..

Mavi Kadın& Çay Bardağı ~ Yunus Bektaşoğlu –

 

Geçmişte sorun yaşadığımız herkes Zamanın Çarkları döndükçe başka hayatlarımızda tekrar karşımıza çıkar…

“Geçmişte sorun yaşadığımız herkes Zamanın Çarkları döndükçe başka hayatlarımızda tekrar karşımıza çıkar. Her yeni hayatta biraz daha bilinçlenmiş olduğumuz için çatışmalar da bir çözüme ulaşır. Bütün insanların bütün çatışmaları ortadan kalktığında insan soyu yeni bir aşamaya girecektir.” -Paulo Coelho, Elif, s.159

GÜZEL İNSANLAR ÖYLECE ORTAYA ÇIKMAZLAR. ONLAR OLUŞURLAR…!

 

 

Tanıdığımız en güzel insanlar yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş olan insanlardır… Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar…
GÜZEL İNSANLAR ÖYLECE ORTAYA ÇIKMAZLAR. ONLAR OLUŞURLAR…!

-alıntı-

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Düşünüyorum da biz insanlar nereye gidersek gidelim Yalnız gitmiyoruz;Neden derseniz yanımızda hep büyükçe bir bavul taşıyoruz.Bu bavulun adı: Geçmişin Gölgeleri.

Düşünüyorum da biz insanlar nereye gidersek gidelim Yalnız gitmiyoruz;

Neden derseniz yanımızda hep büyükçe bir bavul taşıyoruz.

 Bu bavulun adı: Geçmişin Gölgeleri.

Geçmişte yaşadığımız kötü olaylar,

Pişmanlıklarımız, Saçmalıklarımız,

Karşılaştığımız iyi gibi gözüken

Ama aslında kötü insanlar,

Başkalarına yaptığımız suçlamalar,

Mazeretler, kaçırdığımız fırsatlar, kaybettiğimiz insanlar gibi

Pek çok şey yer edinmiş bu bavulun içinde.

 Gün geçtikçe,

Geçmişin Gölgeleri Adlı bavuldan yükleri atmamız gerekirken

Sanki daha fazla yüklüyoruz ve kendimize eziyet eder gibi

Hep yanımızda taşıyoruz hiç farkında olmadan.

Peki hepimiz neden bu bavulu yanımızda taşımayı tercih ediyoruz?

Acaba bize huzur verdiği için mi,

Yoksa bu bavulu bir yerlerde bırakıp

Geçmişimizden kurtulacağımızın bizi korkutan düşüncesi mi?

Bence cevap ikinci şık… Nedense geçmişten kurtulmak sanki bizi korkutuyor.

 Sanki o bavulu bırakınca O hataları yeniden yapıp Kötü olayları yeniden yaşacağız gibi bir durum var.

Ama olayın aslı öyle değil…

 Bence biz bu olayların

Hepsini beynimizde yaşadık zaten

 Bavulu atmak yaşadıklarımızı

 Bir daha yaşayacağımız anlamına gelmez.

Eğer hatırlamak istersek zaten

Beynimizin arşiv bölümüne girip

 İstediğimizi raftan seçip alırız.

Benim demek istediğim

Birde kendimize niye yük yaparak kendimizi yorgun,

Bitkin biri gibi hissetmek.

Bence, bundan sonra bu bavulu taşımayı bırakalım.

Eğer yok ben bavulumdan vazgeçmem,

Onu taşımaya razıyım diyorsanız

 O zaman bavulun adını ve içindekileri değiştirin.

Adını Geleceğin Gökkuşağı koyun. İçindekiler de rengarenk,

Umut dolu hayalleriniz ve hedefleriniz olsun.

İstediğiniz hayat için uğraşacağınız,

Aşacağınız yollara dair Aklınızda bulundurduğunuz güzel fikirler olsun. Tercih sizin!

Hayatınızın sorumluluğunu almak elinizde.

Hadi şimdi oturup karar verin ne yapmak istediğinize…

Ya Geçmişin Gölgeleri adlı bavulu taşıyın

 Ya da Geleceğin Gökkuşağı adlı bavulu…

İsterseniz İkisinide Taşımayın
Şiir kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Canım yaaaa… Günün fotosu… 24/11/2011

 

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran’ın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi…

 

Semerkant Maalouf.jpg

‘Titanic’te Rubaiyat! Doğu’nun çiçeği Batı’nın Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydin!’ Amin Maalouf, ‘Afrikalı Leo’dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu’ya, İran’a bakıyor. Ömer Hayyam’ın Rubaiyat’ının çevresinde dönen içiçe iki öykü… 1072 yılında, Hayyam’ın Semerkant’ında başlayan ve 1912’de Atlantik’te bit(mey)en bir serüven… Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran’ın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi…

Amin Maalouf, Doğu’ya, İran’a bakıyor. Ömer Hayyam’ın Rubaiyat’ının çevresinde dönen içiçe iki öykü…

Nuvola apps important blue.svg Uyarı: Yazının devamı, eserin konusu hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir.

Semerkant; Ömer Hayyam, Vezir Nizam-ül Mülk ve Hasan Sabbah’ın yaşadığı; Büyük Selçuklu Devleti ile Karahanlı Devleti mücadelelerin ve mezhep kavgalarının olduğu 11. yüzyılda başlıyor. Baş karakter Ömer Hayyam’ın Semerkant’tan, Selçuklu başkenti İsfahan’a olan hikâyesi ve Selçuklu politikalarındaki etkisi anlatılıyor. Bu öykü, Ömer Hayyam’ın Rubaiyat’ının Hasan Sabbah’ın ajanlarının eliyle Alamut Kalesine taşınmasıyla bitiyor. İkinci uzun bölüm ise Fransız asıllı Amerikalı gazeteci Benjamin O. Lesage’in 20. yüzyıl’ın başında İran’a Şahlık rejimi dönemindeki ziyaretlerini ve bu sıradaki İran üstündeki emperyal politikaları anlatıyor. Kitap, Rubayiat’ın Titanik’te taşınırken batıp, kaybolmasıyla bitiyor

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dur,sessizce dur ve Yüreğini Dinle…

 

 Önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilmediğin zaman, herhangi birine öylece girme, otur ve bekle.

Dünyaya geldiğin gün nasıl güvenli ve derin derin soluk aldıysan ,öyle soluk al,hiçbir şeyin senin dikkatini dağıtmasına izin verme,bekle ve gene bekle.

Dur,sessizce dur ve Yüreğini Dinle.

Seninle konuştuğu zaman kalk ve Yüreğinin Götürdüğü Yere Git…

Susanna Tamarro

Size bir vücut verilecektir. Onu beğenebilir ya da… ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır…

 

yaşam resimleriYAŞAMIN KULLANMA KILAVUZU

1. Size bir vücut verilecektir. Onu beğenebilir ya da… ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.

 2. Dersler öğreneceksiniz. Yeryüzünde Yaşamak isimli tam zamanlı bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen’dir..

3. Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Büyümek bir deneyim sürecidir. Başarı kadar yenilgiler de bu sürecin bir parçasıdır.

 4. Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir. Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar size çeşitli biçimlerde anlatılır. Ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz. .

5. Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz bu dersler giderek zorlaşırlar. Dışsal sorunlar içsel durumunuzun kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.

6. Davranışlarınız değiştiği zaman bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız.. Bilgelik egzersizdir. Bir şeyin bir parçası, hiç bir şeyin bir çoğundan daha iyidir.

7. Buradan daha iyi bir orası yoktur. Orası dediğiniz yer burası olduğu zaman gene buraya kıyasla daha iyiymiş gibi görünen bir orası olacaktır.

8. Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar. Diğer bir kişinin bir yönü sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkça onu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün değildir..

9. Yaşamınız size bağlıdır. Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız. Yaşamınıza sahip çıkın, yoksa başkası sahip çıkacaktır.

10. Daima ne isterseniz onu alırsınız. Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri, deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güvenilir yolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir. Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.

 11. Doğru ya da yanlış yoktur, ama sonuçlar vardır. Ahlaki yaklaşımların faydası olmaz. Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir. Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini yapın.

12. Cevaplar kendi içinizdedir. Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; bizler ise olgunlaştıkça Ruhun Yasalarının yazılı olduğu kalbimize güveniriz. Bildikleriniz duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır. Yapmanız gereken yegane şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.

13. Tüm bunları unutacaksınız.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Benim bugün sizin için duam, tüm dualarınızın gerçekleşmesidir…

 

Bir yolcu gemisi yolculuk esnasında kopan bir fırtınada batar ve içindekilerden sadece iki adam küçük ve ıssız bir adaya yüzmeyi başarırlar. Ne yapacaklarını bilemeyen bu iki kazazede Tanrı’ya yalvarmaktan başka çarelerinin olmadığına karar verirler. Fakat kimin duasının daha güçlü olduğunu anlamak için adayı ikiye bölmeye karar verirler ve adada karşılıklı olarak yaşamaya başlarlar.

İlk diledikleri şey yiyecektir. Ertesi sabah, birinci adam kendi tarafında dalları meyve dolu bir ağaç bulur ve ağacın meyvelerinden yer. Diğer adamın alanı ise hala çoraktır!

Bir hafta sonra, birinci adam yalnız olduğu için kendisine bir eş diler. Ertesi gün bir kadın yüzerek birinci adamın tarafına gelir. Diğer tarafta yine hiçbir şey yoktur!

Hemen sonra birinci adam bir ev, giysiler ve daha fazla yiyecek diler. Sihirli bir değnek değmişçesine tüm istedikleri kendisine verilir. Fakat ikinci adam hala hiçbir şeye sahip olamamıştır!

En sonunda birinci adam bir gemi diler böylece karısıyla birlikte adayı terk edebilecektir. Sabahleyin kendi tarafına demirlenmiş bir gemi bulur. Birinci adam karısıyla birlikte gemiye biner ve ikinci adamı adada bırakmaya karar verir. Onun hiç bir dileği gerçekleşmediği için Tanrı’nın nimetlerine layık biri olmadığını düşünür. Gemi kalkmak üzereyken birinci adam cennetten yankılanan bir ses duyar, “Neden arkadaşını adada bırakıyorsun?”“Bana gönderilen nimetler sadece bana aittir çünkü onlar için ben dua ettim,” diye cevap verir birinci adam. “Onun duaları kabul edilmedi o yüzden o hiçbir şeyi hak etmiyor.”
“Yanılıyorsun!” diye azarlar ses birinci adamı. “Onun sadece tek bir dileği vardı ve kabul ettim. Eğer etmeseydim sen gönderdiğim nimetlerin hiç birine sahip olamazdın.” “Allah’ım ne olur söyle bana” dedi birinci adam, “Ne diledi de ona minnettar olmam gerekiyor?”
“Senin tüm dileklerinin gerçek olmasını diledi.” Hepimizin bilmesi gerekir ki bize gönderilen nimetler sadece bizim dualarımızın sonucunda değil bizim için dua edenler sayesinde de gerçekleşir.

Bu göz ardı edilemeyecek kadar güzel bir hikâye… Benim bugün sizin için duam, tüm dualarınızın gerçekleşmesidir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Öfkeyle söylenmiş sözün bıçakla vurmaktan farkı yoktur."

 

“Öfkeyle söylenmiş sözün bıçakla vurmaktan farkı yoktur.”

Navajo Tribe/Kızılderili Kültürü

O yüzden konuşmadan önce sakinleşmeyi bekleyip, kendimizi en uygun şekilde ifade etmeye çalışalım…