Dünyadaki En İyi 6 Alkali Gıda

 

Ciddi hastalıkların oluşmasını önlemek için kan pH’ının dengede durması gerektiğini biliyor muydunuz? Bunu göz ardı ediyor olsanız da, sağlığımızı etkileyen rahatsızlıkların çoğu fazla asitlik derecesi ile bağlantılıdır, bunun sebebi de kötü beslenme düzenidir.

Maalesef günümüzde marketlerin çoğu asit üreten ve kalorilerle yüklenmiş olan yiyeceklerle doludur.

İnceltilmiş taneler, işlenmiş yiyecekler ve kırmızı et bu etkilere sebep olan gıdaların olduğu uzun bir listenin sadece küçük bir kısmıdır.

Bir de bunların hepsine stres ve çevreye bırakılan toksik maddeleri de eklerseniz, zamanla daha çok insanın hasta olması veya sağlık problemleri yaşaması sürpriz değildir.

Şanslıyız ki, alkali yiyecekler, antioksidan bakımından zengin ve yaşamsal besinler alarak, negatif etkileri önlemek için kanınızın pH’ını dengeleyebilirsiniz.

Bunları beslenme düzeninize dahil etmeniz kesinlikle gereklidir, bu yüzden bugün sizinle aklınızda tutacağınız en iyi 6 yiyeceği paylaşacağız.

1. Ispanak

ıspanak

Besinsel açıdan çok zengin olan yiyeceklerden birisi ıspanaktır. İçinde vitamin, mineral, protein ve vücudun birçok temel fonksiyonuna yardımcı olan lif bulunur.

Diğer yeşil gıdalar gibi, ıspanak da klorofil bakımından zengindir. Klorofil kana faydası olan, alkalileştirme özelliği bulunan bir maddedir.

Ispanak yiyerek şunları alırsınız:

  • Vitamin (A, C, B2, B9, E ve K)
  • Mineral (Manganez, magnezyum, potasyum, kalsiyum ve demir)
  • Besinsel lif

2. Kara lahana

Kara lahana turpgillere özgü alternatif tıpta vücuda detoks yapma ve kolesterolü azaltma yeteneğiyle öne çıkan bir sebzedir.

Oksidatif zararı önleyen ve çeşitli kanser hücrelerinin oluşmasını engelleyen bir çok antioksidan barındırır.

Diğer sebzeler kadar ünlü olmasa da, en iyi alkali yiyeceklerden birisidir.

Genel olarak, kara lahana şunlar bakımından iyi bir kaynaktır:

  • Vitamin (A, C ve K)
  • Glukozinolatlar
  • Klorofil
  • Mineral (potasyum, çinko ve demir)

3. Salatalık

salatalık

Salatalığın temel faydaları %95’inin su olmasından dolayı gelir. Bu sadece onu kalori bakımından en düşük sebzelerden biri yapmakla kalmaz, ayrıca doğadaki en alkali yiyeceklerden de birisidir.

Salatalık, lignan gibi kronik hastalıkları önleme ile ilişkilendirilen antioksidanlardan önemli bir miktarda barındırır.

Bunlarla ilgili en iyi kısım da şudur; o kadar çok yönlüdürler ki beslenme düzeninize birçok şekilde dahil edilebilirler. Bu da salatalığı alkali beslenme bakımından harika bir temel gıda haline getiriyor.

İçindeki bazı besinler şunlardır:

  • Vitamin (A, C, K, ve B kompleks)
  • Mineral (magnezyum, selenyum, bakır, potasyum, demir ve çinko)

4. Brokoli

Beslenme ve sağlık için herkes beslenme düzenine haftada en az 4 porsiyon brokoli eklemelidir.

Bu sebze klorofil, antioksidan ve besinsel lif bakımından çok zengindir ve bunlar da kan asitliğini azaltır ve fazla toksini uzaklaştırır.

Kardiyovasküler sağlığı iyileştirmek, metabolik süreci desteklemek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için de önerilmektedir.

Şunlar bakımından iyi bir besin kaynağıdır:

  • Vitamin (A, B2, B6, B9 ve K)
  • Mineral (manganez, potasyum, magnezyum ve kalsiyum)
  • Protein

5. Avokado

avokado

Çoğu insan avokadoyu beslenmesine dahil etmez çünkü kalorisinin %85’i yağdan gelmektedir.

Fakat bu yanlıştır, çünkü avokadonun içindeki yağlar kilo almaya katkısı olmayan sağlıklı yağlardır.

Aksine, kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olur ve yüksek yoğunluklu lipoproteinleri artırır.

İçeriği vücudun asitliğini azaltır ve iltihapa neden olan süreçten kaynaklanan dengesizliklere karşı vücudu korur.

Avokado şunları içerir:

  • Besinsel lif
  • Vitamin (B5, B6, B9, C ve K)
  • Potasyum

6. Limon

Sitrik asit tadından dolayı, çoğu insan limonun aside sebep olan gıdalar grubunda olduğunu düşünür.

Fakat bu yanlıştır. Aslında bu en alkali gıdalardan birisidir.

Her limonun pH seviyesi 9.0’dır, bu da sindirim sırasında kanı alkalize etmeye yardımcı olur.

Şunlar bakımından da harika bir kaynaktır:

  • Vitamin (A, C ve E)
  • Mineral (potasyum, demir, çinko ve magnezyum)
  • Besinsel lif
  • Antioksidanlar

Burada listelenen gıdalar vücudunuzu alkalize etmeniz için gereken gıdalardan sadece bazılarıdır.

Haftalık beslenmenize bunları bir çok kez eklemeyi deneyin. Bunları aside sebep olan diğer yiyecekleri dengelemek için kullanın.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tuzun Böbreklere Etkisi ve Böbrek Temizliği 

 

Tuz yemeklerde o kadar sık kullanılan bir malzemedir ki tuzsuz yemek yapmayı düşünmek neredeyse imkansızdır. Peki insanlar neden bunu yapıyor? Çünkü tuz yemeklerin tadını arttırır ve yemeklerden aldığınız zevki de geliştirir, ama tuz tüketiminin uzun dönem sonuçları o kadar ciddidir ki tamamen beslenme programınızdan çıkarmanıza değebilir.

Tuzdan en çok zarar gören organlar böbreklerdir. Unutmayın böbrekleriniz günde 5 litre kanı filtreleme ve temizleme görevini üstlenmektedir, böylece hastalıklara ve hatta ölüme yol açabilecek toksinlerin ve atıkların birikmesini önler ve bunların vücuttan atılmasını sağlarlar.

Gelin sürekli tuz tüketiminin sonuçlarına daha yakından hep beraber bakalım ve durumu inceleyelim.

Tuzun böbrek sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?

böbrek
Sizlere iyi bir öğüt vermekle başlayacağız: Bugün mutfağınızdaki tuzu halen yemeklere tat verebilecek ve yemeklerden aldığınız zevki arttırabilecek diğer malzemelerle değiştirin. 

  • Hardal
  • Kavrulmuş sarımsak, sarımsak tozu
  • Soğan tozu
  • Soya soyu (düşük sodyum)
  • Limon suyu
  • Kara biber
  • Kekik, dağ kekiği
  • Maydanoz
  • Zencefil
  • Kimyon
  • Fesleğen
  • Zerdeçal

zerdeçal

Yukarıda bahsettiğimiz her alternatif belli başlı yiyeceklerde kullanılabilir, ayrıca da size söz veriyoruz, bu yeni tatları çok seveceksiniz ve beslenme biçiminizi değiştirme konusundaki tutumunuzda başarılı olacaksınız. Sizlere sadece tuz tüketiminizi azaltmayı önermiyoruz – tuzu kullanmayı tamamen bırakmalısınız. 

Unutmayın gündelik olarak tükettiğiniz ve içerisinde sodyum olan başka şeyler de vardır, ve bu kaynaklar tek başına böbrekleriniz için 3 ila 5 gram arasında eleme, filtreleme ve temizleme konusunda büyük yardımcıdır.

Gelin tuzun böbrek sağlığınız üzerindeki sonuçlarına göz atalım.

1. Tuz pH derecenizle oynar

Eğer günde beş gramdan fazla tuz tüketirseniz bunlar dokularınızda, organlarınızda ve kan dolaşımınızda birikmeye başlar ve vücudun tamamında asitlenmeye yol açar. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Daha önce çok kereler vücutta alkali pH bulundurmanın öneminden bahsettik. Asitlenmenin sonuçları aşağıdaki gibidir:

  • Hastalık
  • Kanser riski
  • Kalp ve böbrek problemleri
  • Sıvı tutulumu
  • Kronik yorgunluk
  • Soğuk algınlığı, üşüme ve yorgunluk hissi
  • Konsantrasyon bozukluğu
  • Rahatsızlık, huzursuzluk
  • Hassas, kolayca kırılan tırnaklar
  • Eklem ağrısı
  • Sık sık yaşanan enfeksiyon durumları
  • Alerjiler

2. Tuz kan akışının temizlenme sürecine karışır, engel olur

İçeriğinde çok fazla tuzun olduğu bir beslenme biçimi 40 yaşına gelen insanlarda yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, yüksek vücut yağı oranı, metabolizmada değişiklikler ile ortaya çıkar. Bunların hepsi çok tuz tüketmek ve çok az su içmekten kaynaklanan böbrek problemlerinin belirtileri olabilir.

  • Vücudun %60ı sudan oluşmaktadır. Vücutta çok fazla tuz olduğu zaman bu dokularda ve organlarda birikerek böbreklerin kan akışını düzgünce filtreleyip temizleyememesine yol açar. 
  • Sıvı tutulumu ve bununla beraber gelen sıkıntıları yaşamaya başlarsınız ve toksinler dokularınızın şişmesine sebep olur. Bunlar gibi böbrek problemlerinin ve kan akışında toksinlerin gözlemlenebilir olduğu durumlar aşağıdaki gibidir:
    • Ayaklarda şişme
    • Kronik yorgunluk
    • Üşüme hissi
    • Sıkı ve şişmiş bir karın bölgesi

3. Aşırı derecede tuz böbreklerin yaşlanmasına neden olur

Ne kadar fazla tuz tüketirseniz, böbrekleriniz vücudu temizlemek için bir o kadar fazla çalışmak zorunda kalır ve bununla beraber yetersiz su tüketimi de böbreklerin erken yaşlanmasına sebep olur. Bu sağlığınız için büyük risktir.

4. Aklınızda tutmanız gereken önemli bir bilgi: Tuzun dolaylı etkileri

  • Damar ve atar damar hastalığı olan damar sertliği
  • Romatizma ve eklem yangısı
  • Kalınbağırsak sancısı
  • Saç kaybı
  • Cilt problemleri
  • Sindirim problemleri
  • Kabızlık durumu
  • Aşırı kilolu olmak ve sıvı tutulumu

Aşırı tuzu vücuttan nasıl atabilirsiniz?

su

Aşırı tuzu vücuttan atmanın ana stratejilerinden biri de daha çok su içmektir. Günde 4 ila 8 bardak arası su içmekte fayda vardır. Bazen kulağa ve göze çok fazla gelse de, yanınızda yarım litre su taşıyıp gün içinde yudumlamanız da bu amaca ulaşmanızda bir adımdır. Ayrıca unutmayınız ki günde bir saat egzersiz yapmak da çok faydalıdır. 

Ayrıca aşağıda sizlere tarifini verdiğimiz karışımı da içerek vücudunuzdaki aşırı tuzdan kurtulabilirsiniz. Kesinlikle inanılmaz derecede etkilidir! Göreceksiniz.

Maydanoz tedavisi

5-parsley-juice
Hangi malzemeleri kullanmalı?

  • 50 gram taze maydanoz
  • 1 litre su
  • 1 limonun suyu

Hazırlanışı:

Suyu kaynatın ve maydanozu ekleyin. 30 dakika boyunca demlenmesini bekleyin, sonrasında bir 30 dakika daha dinlendirin. Limon suyunu da ekleyip, sıvıyı süzün. Bir cam şişeye koyun ve bu karışımı gün içinde için. Her zaman ilk bardağı sabahları boş mideye için ve her öğünden 20 dakika sonra birer bardak daha için.

Bu karışımı her ay üç gün art arda uyguladığınızda kendinizi ne kadar harika hissettiğinizi göreceksiniz!

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Vücudu Temizleyen 4 Çay –

 

Vücutta toksik birikmesi, sık rastlanan bir durumdur ve bir çok yolla vücutta toksinler birikebilir. Bu nedenle, bu yazımızda, evinizde, doğal malzemelerle kolayca hazırlayabileceğiniz harika çay tarifleri veriyoruz.

Toksin Attırıcı Ev Yapımı Çaylar

Vücudumuz fazla toksin biriktirdiğinde, bazı yollardan kendini belli edebilir. Derideki bozulmalar ve sık sık soğuk algınlığına yakalanma, bunlar arasındadır. Ayrıca karaciğer problemleri de görülebilir, fakat tüm bu sorunlardan, vücudu düzgün bir şekilde arındırarak kurtulabiliriz. 

Vücuttaki toksinlerden düzgün bir şekilde kurtulmak için, doğal arındırıcı yiyecekleri deneyebiliriz. Bunlar etkilerini göstermezse, tedavi amaçlı kullanılan bitkilere başvurabiliriz. Aşağıda, vücudu temizleyecek 4 çay tarifinden bahsedeceğiz.

Bu çayları, 3 haftaya kadar tüketebilirsiniz ve bu çayların içinde şeker kullanmadan, doğal tatlandırıcılar kullanabilirsiniz. Kahvaltıda içtiğiniz çay ve kahveyi bu çaylarla değiştirebilir; veya öğle ve akşam yemeklerinden sonra tüketebilirsiniz.

Bu karışımlar, uygulaması çok kolay olduğu için, pek etkili olmadıklarını düşünebilirsiniz fakat hepsi oldukça etkilidir. Bir bardak kaynar suya, tarifteki kurumuş bitkiden ilave edin; 5-10 dakika boyunca demlenmeye bırakın ve size iyi geleceklerinden emin olarak, şifa niyetine tüketin.

Arındırıcı Kırkkilit Otu

infusions2
Kırkkilit ve atkuyruğu da denilen bu bitki; nane, meyan kökü, rezene, yeşil anason veya bahçe nanesi bitkilerinin herhangi biriyle karıştırılabilir. Kırkkilit otu ile karıştırılan bu diğer otlardan eşit miktarda kullanarak demlediğinizde; özellikle ciğerlerdeki mukusu temizleyerek, soğuk algınlığını engeller ve sindirime iyi gelir.

Arındırıcı Kekik Çayı

infusions3
Bu çay, hazımsızlığa ve sinirlere iyi gelmesiyle bilinir. Ayrıca kekik; böbreklerdeki toksinlerin atılmasına yardımcı olan safra kesesi ve karaciğerin çalışmasını düzenler.

Arındırıcı Çilek Yaprağı Çayı

infusions4
Toksinler vücutta birikince, fazla ürik asit veya gut problemine neden olabilirler, bunun için en iyi çözüm ise çilek yapraklarıdır.

Bu çayı hazırlamak için, eşit miktarda nane, mavi yaban mersini yaprağı, öksürük otu yaprağı ve çilek yaprağını bir bardak kaynar suda demleyin. Bu karışım, ödemlerden kurtulmanıza da yardımcı olacaktır. Bu çaydan, günde bir bardak tüketebilirsiniz.

Arındırıcı Mürver Ağacı Çayı
infusions5

Mürver ağacı çayı, terleterek ödem atmada birebirdir. Bu nedenle, vücudu toksinlerden arındıran doğal reçetelere dahildir. 

Sindirimi kolaylaştırmak için ve sinirleri yatıştırmak için kullanılan bu ottan, karışım hazırlamak için; yeşil anason, mürver ağacı çiçeği, papatya, adaçayı ve uyuzotu bitkilerinden, eşit miktarda alarak, bir bardak suda demleyin. Bu karışımı, diğerlerinden farklı olarak, günde 3 kereye kadar tüketebilirsiniz.

KAYNAK: SAĞLIĞA BİR ADIM

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tansiyonunuzu Düşürmenin Doğal Yolları

1-yesil-limon[1]

Yüksek tansiyon, içinde yaşadığımız toplumda oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır ve tedavi edilmediği takdirde sağlığımızı ciddi şekilde tehdit edebilir. Tansiyonumuzu etkileyen faktörler arasında vücudumuzdaki su ve tuz seviyesi, böbreklerimizin sağlığı, damarlarımız ve sinir sistemimizin yanı sıra hormon seviyeleri de bulunmaktadır. Bu nedenle, bu yazıda sizinle tansiyonunuzu düşürmenin doğal yollarını paylaşacağız.

Misket Limonu

Misket limonu, içerdiği yüksek miktarda C vitamini ve flavonoidler sayesinde kan damarlarımızın sağlıklı kalmasına yardım eder. Damarlarımızın esnekliğini korumasını ve sızıntıların önlenmesini destekler. Bu meyve, aynı zamanda varisli damarların oluşmasını engellemeye de yardımcıdır.

Guava

Guava meyvesi, kötü kolesterol düzeyini azaltmaya yardım ederken iyi kolesterolü yükseltir. Yüksek tansiyon hastaları, beslenmelerine guava meyvesini ekledikleri zaman kendilerini daha iyi hissedeceklerdir.

Tansiyonunuzu Düşürmenin Doğal Yolları – Sağlığa bir adım

Ökseotu

Bu doğal ürün, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşürüp, damar sertliğini azaltarak kalp sağlığımızı korumamıza yardımcı olur. Ökseotunu tüketmenin en iyi yolu çaylardır.

Fındık

Fındık, özellikle de fındık sütü, yüksek tansiyonu önlemeye yardımcı yüksek düzeyde kalsiyum içerir. Buna ek olarak, fındıkta bulunan magnezyum da kan damarlarının işlevini düzenlemeye yardımcı olur.

Tansiyonunuzu Düşürmenin Doğal Yolları – Sağlığa bir adım

Kereviz

2-kereviz

Kereviz, en iyi doğal idrar söktürücülerden birisidir. Vücudun toksinlerden arınmasına ve ödemi önlemeye yardımcı olur. Toksinler ve ödem, yüksek tansiyon hastaları için iki temel risk faktörüdür. Kerevizi tüketmenin en etkili yolu suyunu içmektir.

Limon

Limon, yüksek tansiyona çok iyi gelen bir doğal tedavidir. Aslında limon, pek çok hastalığa, özellikle de solunum yolu hastalıklarına, etki eder. İçerdiği yüksek miktarda C vitamini, kan damarlarını onarmaya yardımcı olarak yüksek tansiyona iyi gelir.

Menekşe

Menekşe, oldukça güçlü bir idrar söktürücüdür ve vücudun toksinlerden idrar yoluyla arınmasına yardımcı olur. Fazla sıvıların atılması, yüksek tansiyonu önlemenin çok iyi bir yoludur. Bu bitkinin bir başka özelliği de tansiyon düşürücü etkisidir, bu sayede tansiyonu uygun düzeyde tutmaya yardımcı olur.

Lavanta

Menekşe gibi lavanta da idrar söktürücü etkiye sahiptir ve vücudun toksinlerden idrar yoluyla arınmasına ve ödemi önlemeye yardım ederek tansiyonu düşürür. Lavanta, aynı zamanda stresi azaltır ve özellikle sinir sistemi sorunlarından kaynaklanan atardamar basıncını düşürmede etkilidir.

Pirinç

Bazı uzmanlar, pirinç ağırlıklı bir beslenme düzenini önerirler çünkü pirinç, tansiyonu düzenlemeye yardım ederek ani tansiyon yükselmelerinin önüne geçer.

Havuç

3-havuclar

Vücudumuz için oldukça faydalı besinlerden birisi de havuçtur, özellikle de yüksek tansiyon söz konusu olduğunda. İçerdiği yüksek C vitamini ve beta karoten, kolesterolü düşürmeye ve damarları korumaya yardımcı olur.

KAYNAK: SAĞLIĞA BİR ADIM

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

VİTAMİN MİNERAL EKSİKLİKLERİMİZİ TAMAMLAYIP DEPRESYONDAN ÇIKALIM.

281369[1]

 

Depresyondan kurtulmaya etkili vitamin ve Mineraller.

Çinko: Beslenmenizde yeterli çinko yoksa hiçbir şey yapmaya enerjiniz kalmaz. Bu durum depresyon, yorgunluk, iştahsızlık veya saç dökülmesi gibi belirtilerle görülür.

Çinko yönünden zengin bazı gıdalar: Kabuklu deniz ürünleri, balık, et, ceviz, kabak çekirdeği, susam tohumu, buğday tohumu

B9 Vitamini: Çeşitli çalışmalar depresyonla B 9 vitamini, diğer adıyla folik asit eksikliği arasındaki ilişkinin altını çizmiştir.Düşük folik asit seviyeleri, depresyonu önlemenin anahtarı olan serotonin hormonu üretiminde bir düşüşe yol açıyor.

Folik asit yönünden zengin gıdalar: Tavuk, dana ve ya hindi ciğeri, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar, kuşkonmaz,kavun, avakado, portokal, muz

B6 Vitamini: Anksiyete veya depresyon gibi belirtileri kontrol etmekten sorumludur.Bu vitaminlerin eksikliği sizin kolayca sinirlenmenize yol açabilir.

B6 vitamini aşağıdaki gıdalarda bulunur: Tavuk, balık, muz, patates, fasulye, tam tahıl

Magnezyum: Fiziksel ve zihinsel sağlık için temel bir vitamindir. Sinir sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur ve anksiyete, hiper aktivite, panik atak, fobiler, stres ve depresyonu önler.

Magnezyumun bulunduğu gıdalar: Kabuklu deniz ürünleri, süt ve peynir, havyar, kırmızı et, kabak çekirdeği, kinoa, yeşil yapraklı sebzeler

C Vitamini: Güçlü bir bağışıklık sisteminin temel parçasıdır. Aynı zamanda sinir sisteminizde de önemli bir rol oynar. Çünkü C vitamini eksikliği yorgunluk ve mutsuzluk hissine yol açabilir.

C vitamini hangi gıdalarda bulunur: Kızılcık, kivi, ahududu, brokoli, ıspanak, dolmalık kırmızı biber

kaynak: luna akademi

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Üzüm Çekirdeği Yemeniz İçin 7 Sebep –

 

Düzenli bir şekilde üzüm yiyen çoğu kişi, küçük üzüm çekirdeklerini atmak gibi bir hata yapar; çünkü, tadı meyvenin etli yeri kadar güzel değildir.

Artık bildiğimiz gerçek şu ki, çekirdeklerin içindeki yüksek miktarda besini kaybetmek büyük bir ziyan. 

Kozmetik ve ilaç endüstrisindeki birçok şirket, çeşitli hastalıklara doğal tedavi olarak bu küçük çekirdekleri kullanıyor.

Fakat aynı zamanda bunları çiğ tüketmeniz de öneriliyor çünkü acı tadının yanı sıra, vücudunuzun ideal fonksiyonu için önemli faydaları var.

Üzümün bu önemli parçasını hala tükürenler için, bu yazıda üzüm çekirdeği yemeye başlamanız için 7 sebep paylaşmak istiyoruz. Hepsi harika!

1. Üzüm çekirdeği antioksidan açısından zengindir

Üzüm çekirdeği, fenolik, proantosiyanidin ve tokoferol bileşikleri açısından zengindir ve bu bileşiklerin antioksidan gücü, vücudunuzu serbest radikallerden kaynaklanan zararlardan korur.

Aynı zamanda, sağlığınızı direkt olarak etkileyecek çevresel faktörlerin etkisini yok eden C vitamini ve beta karoteni de belli bir miktarda içerir.

2. Kan dolaşımınızı temizlemeye yardım ederkan hucreleri

İçerdiği besin ve antioksidan sayesinde, üzüm çekirdeği, ilaçlar ya da diğer zararlı maddelerin atıklarını yok ederek kan dolaşımınızı temizler. 

Bu sebeple, kalp hastalığı riski taşıyan insanlar için doğru bir çözümdür; çünkü, diğer şeylerin yanında, iyi bir dolaşımı destekler ve pıhtı oluşumunu önler.

3. Kanseri önler

İçerdiği yüksek miktarda antioksidan sayesinde üzüm çekirdeği; göğüs, cilt ve prostat kanseriyle savaşmak için önerilir.

Serbest radikallere karşı etkisi sayesinde, bu hastalığı geliştirmenize sebep olan hücresel zararı engellemeye yardımcı olur.

4. Tütün kullanımının etkisini azaltır

sigara etkisi

Aktif ve pasif içiciler, üzüm çekirdeğindeki besinlerden, zehirli bileşikleri solumanın zararlı etkileriyle savaşmak için yararlanabilirler.

Kan dolaşımını temizleme özelliği sayesinde, zararlı atıkların çoğu elenir ve bu vücudunuzun korunmasına yardımcı olur.

5. Üzüm çekirdeği iltihaplanma karşıtı ve antibakteriyeldir

Antibakteriyel özelliği sayesinde mikrobik büyümeyi engeller ve çeşitli enfeksiyonları iyileştirir.

Üzüm çekirdeği aynı zamanda iltihap karşıtı özelliktedir ve bu sayede bazı rahatsızlıkların şiddetini azaltır:

  • Kireçlenme
  • Deri iltihabı
  • Ödem
  • Ülser
  • Sinüzit
  • İdrar yolları enfeksiyonu

6. Erken yaşlanmayı önler

göz kırışıklıklarıÜzüm çekirdeğinin en temel faydalarından biri içeriğindeki kötücül hücrelerin aktifliklerini azaltan OPC antioksidanlardan gelir. Bu cildin, organların, dokuların ve hücrelerin erken yaşlanmasını önler

Bu sayede, düzenli bir şekilde üzüm çekirdeği tükettiğinizde vücudunuz daha genç ve vücudunuz erken yaşlanmadan, daha kırışıksız kalır.

7. Akciğerleri korur

Üzüm çekirdeğinin antibakteriyel ve antihistamin etkisi, alerjiyle savaşmaya, akciğerlerinizi güçlendirmeye ve enfeksiyona ve işlevini bozan diğer hastalıklara karşı korumaya yarar.

Çünkü aynı zamanda bağışıklık sisteminizi güçlendirir; grip, soğuk algınlığı ve diğer solunum sisteminizle ilgili hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

Üzüm çekirdeğini nasıl yemelisiniz?

üzüm çekirdeği

Üzüm çekirdeğini üzümle bir bütün olarak yiyebilirsiniz isterseniz. Fakat aynı zamanda, diyetinize düzenli bir şekilde eklemeniz için üzüm çekirdeği özü ya da kapsülü satan doğal dükkanlar ve aktarlar var.

Günlük önerilen miktar günde en fazla 300 mg, fakat siz endişelenmeden istediğiniz kadar üzüm yiyebilirsiniz.

İşte üzüm çekirdeğini diyetinize eklemeniz için birkaç müthiş tarif:

  • Meyveli buzlu içecek (smoothie)
  • Çorba
  • Kokteyl
  • Tatlı

Haydi deneyin! Tadı harika olmayabilir ama katlanılamayacak gibi de değil. Artık üzüm çekirdeğinin vücudunuz için tüm faydalarını da bildiğinize göre, neden bundan faydalanmaya başlamayasınız ki?

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Renk Gruplarına Göre Meyve ve Sebzelerin Faydaları

renklisebzemeyve1[1]

1.Yeşil Renkliler : Bu gruptaki meyve ve sebzeler özellikle yapılarında bulunan karotenoidler sayesinde kansere davetiye çıkaran serbest radikaller denilen grubu uzaklaştırır ve bağışıklık sistemini oldukça güçlendirir. Folik asit açısından zengin olan yeşil renkli sebzeler doğum sırasında meydana gelebilecek olan kusurları engellerken, kırmızı kan hücreleriyle kemik ve dişlerin güçlü olmasına da yardımcı olduğu belirtilmektedir.

2.Kırmızı Renkliler: Antosayanin pigmentini bulunduran bu gruptaki besinler çok güçlü antioksidan etkisi gösterirler. Yürütülen birçok bilimsel araştırmada antosiyoninlerin bazı kanser hücrelerinin büyümesini engellediğini göstermiştir ve kanseri iyileştirmesinden ziyade engelleme özelliğine sahip olduğunu belirtilmiştir.

3. Beyaz Renkliler: Flavonoid pigmentini en çok bulunduran gruptur. Flavonoid basitçe vücuda zarar veren ögeleri etkisiz hale getiren bitkisel maddelerdir. Kansere, kalp hastalıklarına, virüslere ve bakterilere karşı vücudu korur ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinmektedir.

4. Sarı/Turuncu Renkliler: Karotenoid ve flavanoid açısından zengindir. Bu grubun içerdiği besinler C vitamini açısından oldukça zengindir. Bağışıklık sistemini desteklemede, kansere ve kalp hastalıklarına karşı riski azalttığı bilinmektedir.

Yapılan bir çalışmada yüksek kolestrole sahip erkek bireylerin karotenoid içeriği yüksek besinler ile beslendiğinde kalp krizlerine yakalanma riskinin %36 azaldığını göstermektedir.

Dyt. Çağla Çevik

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mide Ülseri için Doğal Tedaviler

Stres, kötü yeme alışkanlıkları ya da bir ilacın uzun süredir kullanılıyor olması vücudunuzda bir çok hasara sebep olur. Bu hasarlardan bir tanesi de mide ülseri veya Peptik ülser olarak adlandırılır.

 

Eğer bunlardan biri bugün sizin de başınıza geldiyse mide ülseri için doğal tedavilerden bahseden makalemizi okumaya devam edin. Bu sayede ağrılarınızı ve acılarınızın geçmişte bırakın.

Mide ülserleri: bilmeniz gerekenler

Bu ülser tipi midenin iç yüzeyini kaplayan mukus tabakasındaki Lezyonlardan meydana gelir. Oluşmasında etkili olan bazı sebepleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Özel bir bakterinin varlığı (Helikobakter pilori)
  • Sinirler
  • Hareketsiz bir yaşam sürmek
  • Yeterince egzersiz yapmamak
  • Fazlaca baharatlı veya yağlı yiyecekler tüketmek
  • Stress
  • Anksiyete
  • Kötü beslenme
  • Belirli ilaçların kullanılması (özellikle antienflamatuvar ilaçlar ve ağrı kesiciler)

Mide ülserleri son derece ağrılı olabilir ve hastalar bazen mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler gösterebilirler. Eğer erken safhalarda tedavi edilmezlerse oldukça ciddi komplikasyonlara ve hasarlara sebep olabilirler. Bu komplikasyonlar sonucu mide iç tabakasında oluşan hasarı tamir edebilmek için ameliyat bile gerekebilir. Mide ülserleri ayrıca mise kanseri oluşum riskini de arttırır.

mide asit

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi kötü beslenme alışkanlıkları bu tip ülserlere sebep olabilir. Bu yüzden size tavsiyemiz:

  • Bitki bazlı yiyecekler (meyve ve sebzeler) ile bitkisel proteinlerden (baklagiller, kuru yemişler,v.b.) daha fazla faydalanın.
  • Balık ve tavuk gibi yağsız etler tüketin.
  • İşlenmiş ve beyaz olanlar yerine tam tahıllı pirinç, makarna ve ekmekleri tercih edin.
  • Kahve ve alkol gibi içeceklerden, sosis, kızarmış yiyecekler gibi işlenmiş gıdalardan, şekerli ya da fazla baharatlı besinlerden uzak durun.

Doğal mide ülseri tedavisi için liste

Beslenme alışkanlıklarınızı geliştirmenin yanı sıra, iyileşmeyi desteklemesi için birkaç bitki de deneyebilirsiniz. Ancak tabii ki önce doktorunuzla konuşmanız, doğru miktarları tüketmek ve herhangi bir yan etki ya da komplikasyona maruz kalmamak için oldukça önemlidir.

Doğal mide ülseri tedavilerinden bazıları şunları içermektedir:

Rezene

Bu anason kokulu bitki sıklıkla bir çok tarifte kullanılmaktadır. Siz de bir rezene bitkisi satın alabilirsiniz ancak yüksek tansiyonu tetikleyebildiğinden, bu hastalığa sahip kişiler için kullanılması tavsiye edilmemektedir.

En iyi yöntem gliserin içermeyen ve aynı zamanda hiçbir potansiyel yan etkisi bulunmayan DGL meyan kökü edinmektir. Meyan kökü mideyi bir çok ilacın yan etkisi ne karşı korur. Midenize “koruyucu bir tabaka” oluşturabilmek için her yemekten önce az miktarda meyan kökü tüketmeyi deneyin.

Ginseng

Bu bitki her türlü diyet ve sağlıklı gıda içeren marketlerde bulunabilir. Sahip olduğu anti-mikrobik özellikleri ile tanınır. Ginseng kökleri Helikobakter pilori bakterisinin neden olduğu enfeksiyonlara karşı savaşta size yardımcıdır. Bunun yanı sıra mide iç çeperi hücrelerinde oluşan hasarların tedavisinde de oldukça etkilidir.

mide

Aloe vera

Aloe veranın doğal tedavilerde içten ve dıştan kullanıldığı yüzlerce uygulaması vardır. Aloe vera bitkisinden elde edilen jel ciltteki yaraların tedavi edilmesinde kullanılabilir. Buna ek olarak midenizdeki mukus tabakası için de oldukça faydalıdır. Her gün içinde bir miktar aloe vera jeli içeren bir bardak su içmeyi deneyin (mümkünse aç karnına). Bazıları içindeki sert kısmı çıkardıktan sonra köklerini bile yemeyi tercih edebiliyorlar.

Bu az bilinen mide ülseri tedavilerinden biri olmakla birlikte, inanılmaz derecede yatıştırıcı ve etkilidir. Ancak bu seçeneği uygulamaya karar verirseniz dikkatli olmanız gerekir, çünkü müshil etkisi gösterebiliyor. Bu yüzden bahsettiğimiz tedavi yöntemini haftada iki defadan fazla uygulamayın.

Arnavut biberi

Bu biber yüksek miktarlarda kullanıldığı taktirde tahriş edici özellik gösterirken, araştırmalar Arnavut biberinin temel bileşenlerinden bir tanesinin (kapsein, bibere acılığını veren madde) aslında ülser oluşumuna neden olan bakterinin büyümesini yavaşlatarak mide iç yüzeyinin korunmasına yardımcı olduğunu göstermiştir.

Lahana

Aslında teknik olarak tüketmeniz gereken lahanadan ziyade lahana suyu. Bunu kendiniz bir blender yardımıyla yapabilirsiniz (ancak içine bir miktar da su ilave etmeyi unutmayın). Konu mide ülseri tedavisi olduğunda lahana oldukça güçlü bir sebzedir. Ayrıca lahanayı salatalarınıza da ekleyebilir ya da diğer tariflerinize uyarlayabilirsiniz. Yine de en iyi yöntem onu çiğ olarak tüketmektir.

karın ağrısı

Yaban mersini

Her gün biraz daha fazla insan bu küçük siyah meyvenin müdavimi olmaya devam ediyor. Çünkü yaban mersini; böbrek problemleri, yüksek kolesterol, aşırı kilo, yüksek tansiyon gibi bir çok sorun için harika bir çözüm. Ve tabii ki mide ülseri tedavisi için de…

Bu tedavi yönteminde size yaban mersini suyu içmeyi tavsiye ediyoruz. Bu sayede mide iç çeperinde ülser oluşumunu engelleyebilir, enfeksiyonlarla savaşabilir ve sindirim sisteminizi rahatlatabilirsiniz. Tek yapmanız gereken ise yaban mersini suyu tüketmek.

Çuha çiçeği

Bu güzel turuncu çiçek cildiniz için çok faydalıdır. Bunun yanı sıra aloe vera gibi iyileştirici özelliğe de sahiptir. Mide ülserleri içinse harika bir çözümdür. Çuha çiçeğini, çay olarak tüketebilirsiniz.

Malzemeler

  • 1 avuç dolusu çuha çiçeği
  • 1 bardak su (250 ml)

Hazırlanışı

Suyu kaynatın ve çiçekleri üzerine ekleyin. Kısık ateşte 5 dakika beklettikten sonra altını kapatın ve 5 dakika daha soğuması için bırakın. Çayı süzün ve içmeden önce içerisine bir yemek kaşığı bal (ayrıca bakterilerle de savaşır) ilave edin.

Yeşil çay

Aslında içerisinde flavonoid içeren her türlü yiyeceği seçmeniz mümkün. Örneğin:

  • Kırmızı üzüm
  • Elma
  • Erik
  • Maydanoz
  • Soya
  • Mercimek

Bütün bu yiyeceklerin sindirim sistemindeki iltihabı azalttığı, mide ülserine neden olan bakterilerle savaştığı, ve mide iç çeperindeki hasarların tedavisinde faydalı olduğu bilinmektedir. Bu doğal mide ülseri tedavilerini günlük beslenmenize eklemeyi denerseniz etkilerini siz de göreceksiniz.

Muz

Güncel bir araştırmaya göre içeriğindeki proteaz sayesinde muz, bakterileri hasar vermeden önce öldürerek mide iç çeperinin ülserden korunmasına yardımcı olur.

kaynak: sağlığa bir adım

Ayrıca iç çeperi kalınlaştırır ve mukus üretimini tetikler. Bu da sorunlara neden olan zararlı asitlerin mideden uzak tutulması için mükemmel bir yöntemdir. 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Damarlarınızı Temizlemek İçin Doğal Çözümler

  • Damar tıkanıklığı kalp krizine neden olabilir. Bu yüzden, yaşam kalitenizi arttırmak için damarlarınızı “temiz” ve “açık” tutmanız çok önemlidir.

    Her gün yediğiniz yiyecekler sağlığınıza zarar veriyor olabilir ve damarlarınızı tıkayarak kalbinize olan kan akışını engelleyebilir. Damarlarınızı temizleyecekyiyecek ve tedavileri öğrenmek için okumaya devam edin.

    Damarlarınızı temizlemek için en iyi yiyecekler

    • Sarımsak: Sarımsağın ne kadar faydalı olduğunu biliyor musunuz? Sağlığa olan yararlarından dolayı sarımsak, evde hazırlanan tedavilerin çoğunda kullanılır. Çünkü sarımsağın içerdiği antioksidanlar bedendeki hasarla savaşır. Damarlardaki yağın (düşük yoğunluklu lipoproteinler, LDL veya “kötü kolesterol”) azaltılmasını sağlar. Tansiyonu düşürür. Sarımsağı isterseniz çiğ isterseniz pişirilmiş olarak tüketebileceğiniz sayısız tarif vardır.
  • Artery
    • Yulaf: Yulaf kendisinin yedi katı sıvı tutabilir ve düşük karbonhidrat içerir. Genelde endüstriyel atıştırmalıklar, pastane ürünleri, kekler ve etlerde kullanılır. Yulaf çok basit bir yiyecektir, kolesterolün damar duvarlarına “yapışmasını” vedamar sertliği oluşmasını önler, kalp hastalığı riskini azaltır.
    • Nar suyu: Kaliforniya, Los Angeles, İtalya ve Nepal’de yapılan araştırmalar, nar suyunun diğer tüm meyve ve malzemelerden hatta yabanmersini, portakal ve böğürtlenden daha fazla miktarda antioksidan içerdiğini göstermektedir.
    • Elma: Bu lezzetli meyve yüksek oranda, kolesterole bağlanan ve kolesterol seviyelerini düşüren bir lif olan pektin içerir. Ayrıca düzenli tüketildiğinde kalp krizi riskini %50 azaltan flavanoidler de içermektedir.
  • Yağlı balık: Bedenin düzgün çalışmak için ihtiyaç duyduğu, son dönemde çok popülerleşen Omega-3 yap asitlerini içerir. Ayrıca damar tıkanıklıklarını açar. Bu tür balıkların arasında; sardalya, ringa, alabalık, ton balığı, uskumru ve somon bulunmaktadır.
  • Ceviz: Yüksek miktarda mono doymamış yağ ve Omega-3 yağ asidi içerir. Badem, fındık, yer fıstığı ve pekan cevizi gibi diğer yemişler de önerilmektedir. İster ara öğün olarak ister atıştırmalık veya meze olarak tüketebilirsiniz.
  • Zeytinyağı: Bir başka süper besin. Tüm özelliklerinden faydalanabilmek için soğuk preslenmiş natürel sızma zeytinyağı tüketmelisiniz. Bu yağ hem yemeklerinize lezzet katacak hem de kalp hastalığı riskini azaltacaktır çünkü zeytinyağı mono doymamış bir yağdır. Damarların duvarlarına yapışan tabaka “oksidize” olmuş kolesterolür.
  • Avokado: Bu meyve bol miktarda, vücut içerisinde oksidize olmayan mono doymamış yağ içerir. Bu sayede damar sertleşmesi veya damarlarda tabaka oluşması riskini yükseltmez.

Artery3

  • Domates: Yüksek miktarda likopen içerir. Bu oksitleyici, kötü veya LDL kolesterolün oksitleşip damar duvarlarına yapışmasını önler. Her gün öğünlerinizde domates tüketmek sizin için çok faydalı olacaktır.
  • Ispanak: Temel Reis’in o kadar güçlü olmasının nedeni ıspanak yemesiydi. Ispanağın yüksek oranda, kolesterolün oksitlenmesini önleyip damar sertleşmesi riskini önlediği bilinen C ve A vitamini içerdiği kanıtlanmıştır. Ispanak, marul veya pazı gibi pek çok sağlıklı özelliği olan, yeşil yapraklı bir bitkidir.
  • Tam tahıllar: Öğütülmemiş pirinç, esmer veya çavdar ekmeği, yulaf unu; tüm bunlar kalp sağlığı için çok faydalıdır. İçerdikleri çözülebilir lifler, kötü kolesterolün azaltılmasına ve damarlarda plak oluşmasının önlenmesine yardımcı olur.
  • Kuşkonmaz: Kuşkonmaz bulunabilecek en başarılı kan ve damar arındırıcısıdır. Damarlardaki kan basıncını azaltır, zararlı hatta ölümcül pıhtıların oluşmasını önler.

Artery4

Damarlarınızı temizlemeniz için üç tarif

Kendinizi yorgun hissediyor ama nedenini bilmiyorsanız veya kan testleriniz kolesterolünüzün yüksek olduğunu gösteriyor ama siz ilaç kullanmak istemiyor veya ilaç tedavisine doğal yollarla destek olmak istiyorsanız, sizinle paylaşacağımız bu 3 doğal damar temizleme tarifini bir kenara not edin.

  • Yarım bardak elma sirkesi ve bir diş kıyılmış sarımsağı iyicene karıştırın. Sabahları kahvaltıdan önce için ardından da bir bardak su için. Bir hafta boyunca tekrarlayın.
  • 3 havuç ve iki elmanın suyunu sıkın. Buzdolabına koyup daha sonra içebilirsiniz. Sabahları kahvaltıdan önce bir bardak için. Yedi gün boyunca tekrarlayın.
  • 3 yemek kaşığı bal ve yarım limon suyu ile bir karışım hazırlayın. İki yemek kaşığı ılık su ekleyin. İyicene karıştırın ve bir hafta boyunca her gün için.

Artery5

Fotoğraflar Patrick J Lynch, Colin Davis, lowjumpingfrog, Dan Foy, Jaanus Silla ve Alan Levine’in izniyle kullanılmıştır.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Vücuttaki Organlara Benzeyen 11 Sağlıklı Gıda

Bazı sağlıklı gıdaların vücuttaki çeşitli organlara neden benzediğini hiç düşündünüz mü? Ve bunlar benzedikleri organlar için faydalıyken diğerleri için neden faydalı değiller? Bu tesadüfi durum sizce de şaşırtıcı değil mi?

Doğanın ne kadar zeki olduğunu hepimiz biliriz ancak bizimle böylesine açık bir şekilde konuşması gerçekten hayret verici.

 

Doğa ananın yaptığı hiçbir şeyin rastgele ya da sebepsiz olmadığı ve biz göremesek bile her şeyin bir nedeni olduğu söylenir. Bugünkü makalemizde 11 farklı sağlıklı gıdanın vücudumuzdaki organlara olan benzerliğini ve aynı zamanda vücuttaki etkilerini paylaşacağız.

Vücut fonksiyonları ile ilişkili sağlıklı gıdalar

1. Havuç ve gözler

Havuç, sağlık için gerçekten çok önemli bir sebzedir. Özellikle içeriğindeki yüksek miktardaki beta karoten sayesinde göz sağlığı için vazgeçilmezdir. Ayrıca havuç sahip olduğu ciddi derecede A, B1, B2, B3, B6, B9, C, E, K vitaminleri ve kolin ile potasyum, magnezyum, demir, kalsiyum ve fosfor gibi mineraller sayesinde yiyebileceğiniz en sağlıklı gıdalardan biri haline gelir.

Bu besin değerleri özellikle göz sağlığı için çok önemlidir. Konuyla ilgili fikir vermesi amacıyla şu örnek verilebilir; eğer vücudunuzda hiç A vitamini kalmazsa gece körlüğü yaşayabilirsiniz. Ayrıca havuç, katarakt ve yaşlanmaya bağlı maküler deformasyon oluşumun önlenmesine de yardımcı olur.

Eğer bir havucu eni boyunca keserseniz, iç kısmının görüntüsünün bir insanın gözüne ne kadar benzediğini görebilirsiniz. Çizgilerin göz bebeği ve irise benzediğini fark edeceksiniz.

İstediğiniz kadar çok havuç yiyebilirsiniz. Ancak havucu pişirmek biraz daha tatlanmasını sağlamasına rağmen göze faydalı olan antioksidanların yok olmasına neden olur.

Havuç, doymuş yağ ve kolesterol içermeyen yüksek oranda karbonhidrat ve lif kaynağıdır. Ayrıca çok az kalori (100 gramlık porsiyonda 40 kalori) içermesinden dolayı kilo vermek için ideal bir gıdadır.

2. Çilek ve dişler

Aşağıdaki resimde de gördüğünüz gibi, dişin ve çileğin iç kısmı birbirine gerçekten çok benzer. Doğal diş beyazlatıcıların en başında gelen çilek; güçlü ve sağlıklı dişlere, diş etlerine ve ağız yapısına sahip olmanızı sağlar.

çilek diş

3. Zencefil ve mide

Sağlıklı gıdaların en başında gelen bir diğer yiyecek ise, geleneksel Doğu tıbbında yüzyıllardır mide rahatsızlıklarını iyileştirmek için kullanılan zencefildir. Eğer yakından bakarsanız zencefilin mideyle aynı şekilde olduğunu fark edeceksiniz.

Vücuttaki Organlara Benzeyen 11 Sağlıklı Gıda – Sağlığa bir adım

zencefil mide

4. Domates ve kalp

Tam ortadan kesilmiş bir domatese baktığınızda çekirdeklerin yer aldığı ayrı odacıklar göreceksiniz. Bu odacıkların yerleşimi kalpteki odacıkların şekline çok benzerdir.

Domates en sağlıklı yiyecekler arasında bulunur. Kalp rahatsızlıklarına karşı bizi koruyan ve kolesterolün olumsuz etkilerini yok eden bir sebze pigmenti olan likopen yönünden çok zengindir.

İlginçtir ki, domates gibi karakteristik olarak kırmızı olmadığı halde likopen içeren fasulye ve maydanoz gibi sebzeler de vardır.

kalp domates

5. Fasulye ve böbrekler

Fasulye ve böbreklerin fiziksel benzerliği diğerlerine göre çok daha belirgindir. Bu sebze böbrekler için güçlü bir arındırıcı etkiye sahiptir. Geleneksek Çin tıbbında fasulye, böbrek fonksiyonlarını iyileştirmek ve güçlendirmek için kullanılır.

fasulye böbrek

6. Portakal ve meme bezi

Portakal, limon, misket limonu (lime) ve greyfurt ilginç bir şekilde insan göğüsüne benzer. Bu meyveler, meme bezlerindeki lenfatik drenajı arttıran ve göğüslerdeki kanser hücrelerinin gelişimini engelleyen özelliklere sahip maddeler içerir.

portakal göğüs

7. İncir ve cinsel organlar

İncir, hem kadınlarda hem erkeklerde libidoyu, doğurganlığı ve cinsel gücü arttırır. Ayrıca bu meyve, mutluluk hormonu olan serotoninin salgılanmasından sorumlu olan yüksek miktarda B6 vitamini içerir.incir cinsel organ

8. Ceviz ve beyin

Ceviz, içeriğindeki yüksek miktarda omega-3, omega-6 ve omega-9 yağ asitleri sayesinde beyin için ideal bir yiyecektir. Şaşırtıcı olan şey ise, cevizin üzerindeki kıvrımların, katların ve hatta kabuğun şeklinin bile insan beyninin görünüşüyle aynı olmasıdır.

Ceviz, nörotransmitterlerin gelişimini maksimuma çıkarır ve beynin kimyasal dengesinin korunmasına katkıda bulunur. Ayrıca, düzenli ceviz tüketiminin depresyon ve bunama gibi rahatsızlıklara karşı mücadele ettiğini destekleyen çalışmalar da mevcuttur.

ceviz beyin

9. Avokado ve rahim

Resimde de gördüğünüz gibi avokadonun şekli gerçekten rahme benzemektedir. Sağladığı birçok faydanın yanı sıra bilinmesi gereken bazı ilginç bilgiler de vardır:

  • Avokadonun içeriğinde, hamile kalma olasılığını arttıran bir madde olan folik asit vardır.
  • Folik asit, kansere dönüşebilecek anormal bir durum olan servikal displazi riskini azaltır.
  • Bir diğer ilginç bilgi ise şudur: Avokadonun bir çiçekten meyveye dönüşmesi, bir bebeğin ana rahminde gelişmesiyle aynı sürede, yani 9 ayda gerçekleşir.

avokado rahim

10. Kereviz ve kemikler

Görüntüsü kemiğe benzeyen kereviz, ilginç bir şekilde kemik gelişimine katkıda bulunur. Ön kol kemiği ve dirsek kemiği kerevizin sapları gibi ince ve güçlüdür.

Bu sebze, kemiklerin güçlenmesi için temel olan silis maddesini yüksek miktarda içerir. Ayrıca kemiklerimiz için gerekli bir diğer element olan kalsiyum yönünden de çok zengindir. Hatta çarpıcı benzerliklerini daha da ileri götürüp şu bilgiyi verebiliriz: Hem kerevizin hem de kemiklerin %23’ü sodyumdan oluşmaktadır.

kereviz kemik

11. Muz ve eller

Muzun, eklem sağlığı için ve aynı zamanda eklem ve kas deformasyonlarına karşı gerekli olan potasyumu yüksek miktarda barındırdığı herkes tarafından bilinir.

muz

Doğa gerçekten hayret verici ve yeni yeni anlamaya başladığımız bir dil olan benzerlikler dili aracılığıyla bize mesajlar gönderiyor. Bu dili öğrenmek gerçekten çok önemli, çünkü doğaya ne kadar çok yaklaşırsak aslında kendimize de bir o kadar çok yaklaşmış oluruz.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Koroner Atardamar Tıkanması –

Atardamarlar, yaş ilerledikçe sertleşebilir fakat bu süreci hızlandıran bir çok sebep vardır, örneğin; tütün kullanımı, hareketsiz yaşam tarzı veya sağlıksız beslenme.

Koroner atardamarlar oksijence zengin kanı kalp kaslarına taşımak ile görevlidirler. Bu atardamarlar tıkanmaya başladığı zaman koroner atardamar hastalığına yol açarlar, bu da kalbe giden kanın azalmasına sebep olur ki bu da çok tehlikeli bir sağlık durumudur.

Eğer atardamarlar tamamen tıkanırsa, kalbin bu bölümlerinin zarar görmesi muhtemeldir. Bir çok durumda en kötü senaryo kalp kasının ölümüdür, ve bu son evresinde ölüme neden olabilen çok yaygın bir hastalıktır. 

Koroner atardamarları tıkanan kişilerin kalp krizi geçirmesi veya miyokard infraktüsü geçirme riski çok yüksektir. Bu hastalık hem kadınları hem de erkekleri etkiler ve iki tarafta da ölüm oranları oldukça yüksektir.

Kalp Hastalıklarına Sebep Olan Şeyler Nelerdir?

kalp
Koroner atardamarların tıkanmasının esas sebebi atardamarların içinde yağsı maddelerin birikmesidir. Bu da kan içerisinde kolesterol, kalsiyum ve diğer maddelerin oluşmasına sebep olur. Koroner kalp hastalığının temel sebepleri şunlardır:

  • Kalp kasına kan götüren atardamar duvarlarının kalınlaşması.
  • Koroner atardamarların içerisinde yağ birikmesi.
  • Koroner atardamarların daralması.
  • Koroner atardamarlardaki kanın pıhtılaşması sebebiyle oluşan kan akışının engellenmesi.
  • Koroner atardamarlardaki yangı.

Tıkanma nerede olduğu farketmeksizin bir veya birden daha fazla koroner atardamar içerisinde gerçekleşebilir ve şiddeti de birbirinden farklı olabilir. Kalp kasına düzgün kan akışını engellediğinden dolayı semptomları göğüs ağrısı ve/veya nefes darlığı olarak görülebilir.

Kalp Hastalığının Semptomları

kalp krizi

Koroner atardamar tıkanmasının en zor tarafı seneler geçtikçe oluşmasıdır. Bu çok büyük bir risk oluşturur çünkü erken dönemlerinde herhangi spesifik bir semptom görülmez ve hastalık tedavi etmesi zor bir duruma gelene kadar kendini göstermeyebilir. Koroner atardamar hastalığının semptomları kişiden kişiye değişebilir, fakat genellikle görülen semptomlar şunlardır:

  • Rahat edememe veya göğüs ağrısı (anjina).
  • Nefes alıp vermede zorlanma.
  • Ayaklarda ödem veya sıvı tutulumu.
  • Spordan sonra aşırı yorgunluk ve kırgınlık.
  • Kollarda veya omuzlarda ağrı ve acı.
  • Aşırı terleme.
  • Bulantı.

Risk Faktörleri

sigara

Yaşımız ilerledikçe genellikle bir çok durumda atardamarlar sertleşmeye başlar. Fakat bazı faktörler bu süreci hızlandırabilir ya da atardamarların tıkanmasına yol açabilir.

  • Cinsiyet: Erkeklerin kalp krizi geçirme riski kadınlara oranla daha yüksektir.
  • Yaş: Erkekler 45 yaşından sonra daha büyük bir riskle karşı karşıyadırlar, kadınlar ise 55 yaşından sonra.
  • Genetik Faktörler: Eğer ailede kalp rahatsızlığı geçmişi olan birisi varsa bu etkilidir.
  • Obezite veya aşırı kilo.
  • Hareketsiz bir yaşam sürme.
  • Sigara içme.
  • Yüksek kolesterol
  • Hipertansiyon.
  • Diyabet.
  • Stres.
  • Aşırı derecede alkol kullanma.
  • Yağlı yiyeceklerin, şekerin, kolesterol ve kalorinin aşırı tüketimi.

Koroner Atardamarların Tıkanmasını Önlemek Mümkün Müdür?

Diğer kronik hastalıklar gibi, sağlıklı bir yaşam sürmek koroner kalp hastalığının önlenmesinin anahtarıdır. Aşağıda size günlük hayatınıza uygulayarak koroner kalp hastalığından korunmanız için bazı öneriler vereceğiz.

  • Sağlıklı bir kiloda kalmaya çalışın ve aşırı kilolu olmaktan kaçının.
  • Tam tahıllı gıdaların, meyve ve sebzelerin tüketimini arttırmaya çalışın çünkü bunlar atardamarları temizlemek için vazgeçilmez besinlerdir ve kalp sağlığına faydaları vardır. Aynı zamanda, doymuş yağlardan, kırmızı etten ve işlenmiş etlerin tüketiminden de kaçınmalısınız.
  • Yaşınıza ve fiziksel kabiliyetinize uygun bir spor rutinine başlayın.
  • Eğer sigara içmek gibi kötü bir alışkanlığınız varsa, bunu bırakmak için yardım almaya başlayın.
  • Eğer hipertansiyon veya diyabetten muzdaripseniz, düzenli sağlık kontrollerine gitmeniz iki hastalığın da sonuçlarından kaçınmanız için çok önemlidir.
  • Günlük olarak düşük dozda aspirin almak koroner atardamarların tıkanmasını engelleyebilir, fakat bunu yapmadan önce bir doktora danışmanız çok önemlidir.
  • İyi kolesterol tüketimini arttırın, kötü kolesterol ve trigliserit tüketimi seviyesini düşürerek sağlıklı bir hayat sürmeye çalışın.
  • Kaynak: Sağlığa bir adım

 

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kanseri Hızlandıran Büyük Tehlike : Şeker

kanseri-huzlandiran-buyuk-tehlike-seker-bizsiziz[1]

“Son araştırmalar, tüketilen gıdaların genlerimizle bir anlamda konuştuğunu ve onların mesajlarının bağışıklık sistemimizi kapatıp açabildiğini gösterdi” diyen Tıbbi Onkolog Prof. Canfeza Sezgin’e göre, yüksek oranda karbonhidrat ya da şeker içeren beslenmenin kanser riskini arttırdığı, bilimsel çevrelerde daha yüksek sesle dile getirilir oldu.

Kanser ile şeker arasındaki ilişki uzun zamandır onkolojinin gündeminde. Bazı konularda olduğu gibi şeker konusunuda da tıp dünyasında farklı sesler çıkıyor. Kimi uzmanlar, şekerin kanser gelişiminde veya geliştikten sonra yayılmasında etkili olmadığını söylerken, bazıları ise şekerin, kanser hücresini besleyen önemli kaynaklardan biri olduğu görüşünde.

Şeker- kanser ilişkisini ntv.com.tr’ye değerlendiren ve çevre, egzersiz, stres, meditasyon, maneviyat ve diyet gibi epigenetik değişkenlerin DNA’da dış değişikliklere yol açabildiğini belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Canfeza Sezgin, özellikle kanseri doğrudan olmasa bile dolaylı olarak besleyen şeker ve glikoz meselesinin çok yoğun tartışılmaya devam ettiğini söyledi.

“İNSÜLİN, ŞEKERE REFAKAT EDER”

İnsülin hormonunun, glikoz ve şekerin hücrelere girmesini sağlayan bir tür refakatçi olduğunu dile getiren Sezgin, “Kanda şeker olduğunda insülin üretilerek şekerin hücreye girip mitokondride enerji üretiminde kullanılmasını sağlar. Çok fazla şeker, kan şekerini ve insülin seviyelerini arttırır. Zamanla normal sağlıklı hücreler ihtiyaçtan fazla olan şekeri alamaz. Hücrenin zarındaki insülin reseptörleri insüline yanıtsız hale gelir ve artık yanıt vermez. Bu durumda insülin direnci gelişir. İnsülin direnci de şişmanlık, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği ve kanser riskinde artış ile ilişkilidir” dedi.

KANSER HÜCRESİ ŞEKERİ NASIL KULLANIYOR?

“Kanser hücreleri çok yakıt (şeker) tüketmesine rağmen, kötü randıman (enerji) veren eski tip motor gibidir” benzetmesinde bulunan Prof. Sezgin, kanser hücrelerinin şekeri nasıl kullandığını şöyle anlattı:

“Yakıta çok daha fazla ihtiyacı olduğu için kanser hücrelerinin yüzeyi insülin reseptörleriyle çevrilidir ve sağlıklı hücreden onlarca kat daha fazla şekeri hücrenin içine alırlar. Bu nedenle sağlıklı hücrelerde insülin direnci gerçekleştiğinde dahi kanser hücreleri şekeri içeri almaya devam eder. İnsülin kanser hücresinin içine şekeri salar ve bu durum kanser hücresinin çoğalmasını sağlayan genlerin açılmasına neden olur. Bilim insanları bu etkiyi ’gaz pedalindaki bir ayak gibi’ kanser hücresinin büyümesini tetikleyen bir etki olarak tarif etmektedir.”

GÖKKUŞAĞI RENKLERİNDE BESLENİN

Peki, yediğimiz besinler kanser genlerini kapatabiliyor ve tümör baskılayıcı genleri açıyorsa ne yenmesi gerekir? Hastalıklardan kurtulmanın doğal reçetelerini veren Tam Şifa kitabının da yazarı olan Prof. Canfeza Sezgin, gökkuşağı renklerinde beslenmeye vurgu yaparak şunları söyledi:

FİTOKİMYASALLAR İÇİN BOL SEBZE TÜKETİN

“Bu sorunun cevabı; gökkuşağı gibi farklı renklerden bol miktarda sebze tüketilmesidir. Sebzeler, fitokimyasallardan zengindir ve bunlar bitkileri çevreden, stres faktörlerinden, güneşten, toksinlerden ve daha birçok şeyden korur. İnsanların sağlıklı olmak için fitokimyasallara ihtiyaçları vardır. Onlar genlerimize etki eder, bağışıklığı güçlendirir, detoksifikasyonu sağlar, kalp sağlığına olumlu etki eder, östrojen metabolizmasının sağlıklı olmasını sağlar, iltihabı önler ve bağırsaklarımızdaki yararlı bakterileri beslerler.

YAĞI İHMAL ETMEYİN

Sağlıklı diyetin diğer bileşenlerini ise yağlar ve proteinler oluşturur. Bu konudaki sağlıklı seçim ise avokado, balık, yağlı tohumlar (fındık, ceviz), çekirdek, fındık yağı ve organik tereyağı gibi yağ içeren besinleri tüketmektir. Bunlara ek olarak zeytinyağı, keten tohumu yağı, hindistan cevizi yağı-sütü ve avokado yağı diğer iyi seçimlerdir.

PROTEİN KAYNAKLARINA DİKKAT

Protein kaynakları ise yumurta, balık, kırmızı et, tavuk, hindi etleridir. İşlenmemiş günlük süt, yoğurt ve peynir diğer protein kaynaklarıdır. Tahıllar da protein içermektedir. Hayvansal protein kaynakları serbest gezinen ve organik olanlardan tercih edilmelidir.”

Kaynak: Nutrition & Cancer. Oncology Nurse Advisor Navigation Summit; April 7-9, 2016; Orlando.

Kıyafetlerinizi Çamaşır Suyu Kullanmadan Beyazlatmanın 5 Yolu

1-limon-ve-çamaşır[1]

 

Beyaz kıyafetler çok kolay lekelenirler veya uzun süre giyildikten sonra hafiften sararmaya başlarlar.

Beyaz kıyafetlerin beyaz kalmasını sağlamak için genelde mağazalarda satılan, çoğu çamaşır suyu içeren ve kıyafetlerinizi beyaz tutmak için en iyi çözüm olduğu iddia edilen kimyasal malzemeler kullanılır.

Bu ürünler çamaşırlarınızı beyazlatmak için en kolay yol olsa da içerdikleri kimyasallar hem sağlıklı değiller hem de çevreye zarar veriyorlar.

Hem çamaşır suyu ve çamaşır suyu içeren ürünlerin neden olabileceği ev kazalarını önlemek hem de kıyafetlerinizi daha doğa dostu bir yöntemle, doğal ürünler kullanarak nasıl lekelerinden arındırıp beyazlatabileceğinizi öğrenmek için okumaya devam edin.

1-Beyaz sirke

Beyaz sirke kıyafetlerdeki leke ve kirleri çıkartmaya yardımcı olur ayrıca kumaşlara zarar vermez ve kimyasal yumuşatıcılara ihtiyaç kalmadan doğal yollarla giyisilerinizi yumuşatmanızı sağlar.

Kullanılışı
•Çamaşır yıkarken, deterjana ek olarak yarım bardak ila bir bardak arası sulandırılmamış beyaz sirke ekleyin ve normal şekilde çamaşırlarınızı yıkayın.
•Eğer giyisilerinizin boyun, koltukaltı veya başka bölgelerinde lekeler varsa yıkamadan önce bu bölgelere bir miktar beyaz sirke sürüp bir saat bekletin.


2-Karbonat

Her yerde bulabileceğiniz karbonat, kumaşın içine işleyerek hem lekeleri kolayca çıkartır hem de kumaşların daha yumuşak olmasını sağlar.

Kullanımı
•Çamaşır deterjanınıza yarım bardak karbonat ekleyin ve çamaşırlarınızı her zamanki gibi yıkayın. Renkli ve beyaz çamaşırlarınızı yıkamadan önce ayırmayı unutmayın.
•Zor lekeler için, bir miktar karbonatı biraz limon suyu ile karıştırıp direkt olarak lekeli bölgenin üzerine sürün.

3-Hidrojen peroksit (oksijenli su)

Hidrojen peroksit beyaz çamaşırlar için ideal bir üründür çünkü çamaşır suyu içermez.

Kullanımı
•Çamaşır deterjanınıza yarım bardak %3’luk hidrojen peroksit ekleyin. Ayrıca hidrojen peroksiti zorlu lekeler için, direkt olarak lekenin üstüne de uygulayabilirsiniz.

4-Limon suyu

Limon suyu, kumaşın lifleri arasına işleyip, kir ve lekeleri çıkartan ve kıyafetlerinizin bembeyaz olmasını sağlayan doğal bir astrenjandır.

Kullanımı
•Bir tencereye su doldurup bir kaç dilim limon ekleyin ve kaynatın. Çamaşırlarınızı yıkamadan önce bu suyun içine basıp bir saat bekletin.
•Eğer isterseniz bir yemek kaşığı tuz ve iki limonun suyu ile bir karışım hazırlayabilirsiniz. Giyisilerinizi bu karışımı kullanarak suya basın ve bekletin; ardından durulayıp güneşte kurutun.

Süt

Kulağa şaşırtıcı gelse de kıyafetlerinizi temizlemek ve beyaz kalmalarını sağlamak için süt kullanabilirsiniz. Pamuklu kumaşlar veya hassas kumaşlar için özellikle süt kullanımı önerilmektedir.

Kullanımı
•Kıyafetinizi bir kase sütün içerisine yatırın ve birkaç saat bekletin. Ardından normal şekilde durulayın.

Kıyafetlerinizi beyaz tutmak için bazı ipuçları

Beyaz giyisiler parlaklıklarını ve güzelliklerini korumak için ekstra bakım gerektirirler.

Eğer beyaz giysiler sizlerin de en sevdikleriniz ise aşağıdaki ipuçlarını aklınızda tutmak faydalı olabilir:
•Polyester veya pamuk-polyester karışımından oluşan kumaşlarda çamaşır suyu kullanmamaya özen gösterin, çünkü çamaşır suyu polyester ile reaksiyona girip kumaşın sararmasına neden olacaktır.
•Çamaşırlarınızı yıkadığınız suya dikkat edin çünkü eğer su berrak değilse çamaşırlarınızın sararmasına neden olabilir.
•Beyaz çamaşırlarınızı yıkarken, yumuşatıcı olarak suda çözülmüş bir miktar boraks ekleyebilirsiniz. Boraks giyisilerinizde bir leke bırakmayacaktır.
•Beyaz giysilere leke bırakmamak için parfüm, deodorant veya benzer ürünleri kullanırken, kumaşla temas etmemelerine özen gösterin. Bu tarz maddeler genelde kumaşın sararmasına neden olur.
•Beyaz çamaşırlarınızı güneşte kurutmaya çalışın, UV ışınları bu çamaşırların beyazlamasına ve daha parlak kalmasına yardımcı olur.

KAYNAK: SAĞLIĞA BİR ADIM

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ruh temizliği,arılığı,saflığı için 5000 yıldır Hindistan da Fesleğen kullanılıyor.

13310554_10156921329920557_8694889664654414331_n[1]

 

Ruh temizliği,arılığı,saflığı için 5000 yıldır Hindistan da Fesleğen kullanılıyor.
Ruh;Enerjiden oluşmuş Bilinç ,düşünme sistemidir.Bilimde Nöronlardır.
Bedenimizin tek enerji kaynağı oksijendir.
Fesleğen tıkanmış sinir sistemini açar.
Bol oksijenle beden enerji yani yeni sağlıklı hücre üretir.

kaynak: sağlıkla kal

Fatoş Pabuccu Tuncay

Kahvenin Bilmediğiniz 10 Değişik Kullanımı

Coffee-halitosis-tr[1]

 

Bir çoğumuz, kahvemizi içtikten sonra telvesini çöpe atarız. Ancak kahve telvesini ve çekirdeklerini bir çok işlemde kullanabiliriz. Artık kahveyi nerelerde kullanabileceğimizi bilmekle, bu pahalı içeceğin her zerresini kullanıp, ekonomimize katıkıda bulunabiliriz. Bu yazımızda, kahveyi kullanmanın pratik ve kolay 10 yöntemini inceleceğiz.

1. Kötü Kokuları Giderme

Kavanoza biraz kahve telvesi koyup, buzdolabına yerleştirdiğinizde, dolabınızdaki kötü kokuları önlemek mümkündür. Ayrıca, balık gibi besinlerden dolayı ellerinizde bir türlü gideremediğiniz kötü bir koku varsa, kahve telvesini ellerinizde iyice ovaladıktan sonra yıkamak, kötü kokulardan kurtulmaya yardımcı olur.

2. Peeling (Ölü Deriden Arındırma)

Kahve, toprağımsı dokusu sayesinde peeling olarak da kullanılabilir. Ölü derilerden arınmak ve selülitten kurtulmak için kahve telvesi veya minik çekilmiş kahve çekirdekleri ile derinize masaj yapabilirsiniz. Selülit gidermek için kullanacağınız kahve telvesine bir miktar hindistan cevizi yağı ekleyebilirsiniz. Bu karışımı cildinize dairesel hareketlerle uygulamalısınız. Ölü derilerden arınmak için de benzer bir yöntem izleyebilirsiniz. Bunun için kahve telvesi ve çekirdeklerini, bir yemek kaşığı zeytinyağı ile karıştırıp, birkaç dakika hafif bir şekilde cilde yedirmek yeterlidir. Bu işlemin hemen ardından maskeyi uyguladığınız bölgeyi güzelce yıkamayı unutmamalısınız.

3. Gübre Yapımı

Kahve, bitkileri güçlendirmek için gübre olarak da kullanılabilir. Kahve ile yapılan gübre, özellikle asitli toprak isteyen bitkilerde kullanılabilir. Çünkü kahve, bakır, potasyum, magnezyum ve fosfor gibi elementleri içerir ve bunlar, asitli toprakta yetişen bitkilere gerekli maddelerdir. Çekilmiş kahve ayrıca havuç ve turp tohumlarına eklendiğinde, bu tohumların hızlı ve kolay büyümelerini sağlar.

4. Parlak Saçlar İçin

Kullanılmış kahve telvesini saçınızı parlatmakta da kullanabilirsiniz. Güzel ve parlak saçlar için, içmek için hazırladığımız kahveye benzer bir karışım hazırlamak gerekir. Bunun için, oda sıcaklığında su ve kahve telvelerini karıştırmak yeterlidir. Banyoda saçınızı yıkadıktan sonra bu karışımı saçlarınıza uygulayıp, 20 dakika bekletebilirsiniz. Saçınızı yıkadığınızda, parladığını fark edeceksiniz.

5. Böcek ve Hayvanları Uzak Tutma

Kahve, karıncaların ve özellikle kedi gibi bazı hayvanların uzak durmasını sağlayan keskin bir kokuya sahiptir. Karıncalardan kurtulmak için, bulundukları yere kuru kahve telvesi dökebilirsiniz. Kedileri uzak tutmak istiyorsanız, kahve çekirdeklerini limon veya portakal rendesi ile karıştırabilirsiniz. Ayrıca ev hayvanlarınızın derisine hafif bir şekilde ıslak kahve çekirdeği veya ıslak kahve telvesi sürdüğünüzde, pirelerin hayvanınızdan uzak durmalarına yardımcı olabilirsiniz.

6. Temizlikte

Kahvenin aşındırıcı ve asidik özellikleri de vardır. Bunlardan dolayı kahve, özellikle mutfakta, yüzey temizleyici olarak kullanılabilir. Bunun için, çekilmiş kahveyi biraz sabun ve su ile karıştırmak yeterlidir. Bu karışımı temizlemek istediğiniz inatçı yüzeylerde kullanabilirsiniz.

7. Odanızın Havasını Ferahlatmak İçin

Coffee-halitosis tr

Kahvenin kötü kokuları geçirdiğinden yukarda bahsetmiştik. Bununla birlikte kahve çekirdekleri ve telvesi, güçlü aroması sayesinde, odanıza hoş bir koku verip, havasını ferahlatmaya yardımcı olabilir. Bunun için, bir poşetin veya delikli bir bezin içine kahve telvesi veya çekirdeklerini koyup, bu karışımı havasını değiştirmek istediğiniz odaya bırakmanız yeterlidir. Ayrıca kahveye, aromatik yağlar veya meyve kabuğu rendeleri de ekleyip, güzel ve doğal kokular elde edebilirsiniz.

8. Toz Giderici

Kahvenin en ilginç kullanım alanlarından biri de toz giderici etkisinden yararlanmaktır. Bacalar gibi bol toz ve küf çeken yüzeylerde, ‘kuru’ kahve kullanılabilir. Kahveni kuru olması burada çok önemlidir, çünkü nemli kahve, daha fazla küflenmeye ve tozlanmaya neden olur. Bunun için tozlu ve küflü bölgelerin üzerine döktüğünüz kahve çekirdekleri, bu bölgelerin kolayca temizlenmesine yardımcı olacaktır.

9. Mobilyaları Korumak

Kahve sayesinde, özellikle ahşap mobilyaları daha uzun süre iyi koşullarda koruyabilirsiniz. Çekilmiş kahve çekirdekleri veya telvesiyle ahşap mobilyanızın yüzeyini bir bez yardımıyla iyice ovalayın. Mobilyanız yeni alınmış gibi ışıl ışıl olacaktır.

10. Yiyeceklerde

Artan kahveyi kek ve pastala yapımında kullanabilirsiniz. Ayrıca kahve, mantar yetiştirirken toprağın en altına da koyulabilir. Yukarda da bahsettiğimiz gibi, kahvenin içindeki mineraller bazı sebze ve meyvelerin gelişmesinde etkili rol oynamaktadır.

Kahvenin bu çok çeşitli kullanım alanlarını görmek sizi şaşırttı mı?

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »