BİR KEŞİŞİN HAYAT DERSLERİ

anette inselberg aydınlanma şifa enerji bolluk bereket
•Başarana Kadar Denemeye Devam Edin
Öğrendiğim en önemli ders bir şeyden vazgeçmeden önce onu en az üç (ve hatta dört) kez denemek oldu. Bahsettiğim keşiş bana aynı zamanda çeşitli girişimlerden sonra zor işlere farklı açılardan yaklaşmayı öğretti.
Eğer denemeye devam ederseniz nihayetinde gideceğiniz yere varırsınız.
•Sorunuzun Cevabı İçinizde
Orijinal manastır eğitiminin bir parçası olarak bir keşiş, iyice düşünülüp taşınılmış olmadıkça öğrencilerin direkt sorularını cevaplamaz. Bir Çin atasözü şöyle der:
“Öğretmenler kapıyı açar, ancak içeri kendi başınıza girmeniz gerekir.”
Zen Budizmi’nde de benzer bir konsept yer alır. Eski bir Taoist deyiş şöyledir:
“Dört köşeli bir masa yaparken öğretmenin görevi öğrenciye bir köşenin nasıl yapıldığını göstermektir. Diğer üç köşeyi yapmak ise öğrenciye düşer.”
Öğretmenler öğrencileri gerçek hayattaki problemlere hazırlamak için bu yolu tercih etmektelerdir.
Bir keresinde Güney Kore’ye gitmiştim ve gittiğiniz yerde konuşulan dili bilmediğinizde içgüdülerin ne kadar yardımcı olduğu beni çok şaşırttı. Hiç unutmam, bir keresinde bir taksi şoförüne otelimin yerini tarif etmeye çalışıyordum ancak o hiç İngilizce konuşmuyordu. O yüzden taksiden inip birkaç insanla konuşmak ve İngilizce konuşan birini bularak ona oteli Korece olarak şoföre tarif ettirmek zorunda kalmıştım.
Hayatta ne zaman yeni bir şey denesek ufak bir bilgi birikimiyle yeni denizlere yelken açarız. Gerçek dünya bize tüm cevapları vermez. Asıl öğretmen içimizdedir.
•Hayattaki Gerçek Bilgelik Bir Şeye Kalkışıp Başarısızlığa Uğramaktan Gelir
Meditasyona başlamadan önce bir şeye başlayıp başarısız olduğumda üzülürdüm.
On altı yaşımdan beri satış işleriyle uğraşıyorum. İşe gidip bir şey satamadığım için kendime kızdığım çoktur. Bir kere reddedilsem halime üzülür ve işi bırakmak isterdim. Tekrar ve tekrar başarısız olmaya devam ettim ancak en azından artık bu konuda iyileşmiştim.
Meditasyona ilk başladığımda çeşitli sıkıntılar yaşadığımı hatırlıyorum. Örneğin ilk başta rahatlamak zor gelmişti. Ancak devam ederseniz giderek kolaylaşıyor. Önceleri sadece birkaç dakikalığına, sonra her gün denemeye başladım ve gün geçtikçe meditasyona daha çok vakit ayırdım.
Bir şeyle mücadele ederken kendimiz hakkındaki bazı gerçekleri ve daha güçlü olmak için yapmamız gerekenleri öğreniyoruz.
•Meditasyonla Egoist Zihin Açığa Çıkar
Ego dünyasındaki her şey karşılaştırmaların bir ürünüdür. Kendimi satış departmanında çalışan başka kimselerle karşılaştırır ve onlar kadar kazanmadığım için kendimi suçlar dururdum.
Meditasyonla birlikte sürekli bu kıyaslamalarla uğraşan egoist zihinden ayrılmaya başladım. Çoğumuz bir şeyi deneyip reddedildiğinde vazgeçer. Daha da kötüsü kendilerini suçlayıp depresyona girerler. Meditasyona başladığımda egomu bulup ondan ayrılmayı başarabilmiştim.
İşte meditasyon yapınca olan da budur: Karşılaştırmalardan beslenen egolarımızdan ayrılır ve onların yönetmediği bir hayat yaşamayı öğreniriz.
•Hem Şefkatli Hem De Dayanıklı Olmalıyız
Ben onu en az üç kez çağırmadıkça keşiş benimle buluşmazdı. Bundan nefret ederdim. Ona tekrar tekrar seslenmeme rağmen çıkmazdı. Ancak gerçek hayat da böyle değil mi? Bir şeyi halletmek için birini kaç kere aramanız ya da onlara e-posta göndermeniz gerekiyor? Genellikle en az birkaç kez.
Çoğumuz bir şeyi deneyip başaramayınca kendini suçlar. Zamanında eğitimin bu yanından nefret etmiştim ama şu an anlıyorum ki bu çok önemli bir hayat dersiymiş.
Taoist bir atasözü der ki:
“Dışarıdan pamuk, içeriden çelik gibi.”
Bu bize şefkatli olmayı, ancak güçsüz olmamayı öğütler.
•Sabır Bir Erdemdir
Keşiş beni hep bekletirdi ve ben, bundan nefret ederdim.
Örneğin eğitim için onun evine gittiğimde beni en az yarım saat, hatta bazen daha bile uzun bekletirdi. Cumaları yemeğe çıkmak için sözleşirdik ve restorana bir saat geç gelirdi.
Belli bir yere akşam 7’de gitmemi söylerdi ve gittiğimde asla onu orada bulamazdım. Ben de oturup onu beklerken telefonumla oynar, birine mesaj yazıyormuş gibi yapar ve etraftakilerin hakkımda ne düşündüğü ile ilgili endişelenirdim.
Ama adamı arayamazdım da. Telefonunu bir kere açtığını bile sanmıyorum. Sonra 8:15’te gelir ve hiçbir şey olmamış gibi davranırdı.
Hep ilk sorusu “Annen baban nasıllar,” olmuştur. (Ben tabi kendi kafamda ne demek annemle babam nasıl, pardon da bir saat on beş dakikadır burada bekliyorum diye düşünürdüm.)
Aradan birkaç yıl geçtikten sonra bu artık beni hiç rahatsız etmemeye, hatta hayatımın diğer alanlarına da yayılmaya başladı. Bu eğitim sayesinde hemen hemen hiçbir şeye üzülmediğimi söyleyebilirim. Artık uzun kuyruklarda beklerken ya da yolda biri beni solladığında hiç sinirlenmiyorum.
Sabır, iç huzurun bir hediyesidir.
•Egonuzdan Ayrılın
İlk başlarda bir restoranda tek başınıza oturmak zor geliyor. Sürekli endişeleniyor ve etrafınızdakilerin ezik olduğunuz için bir başınıza oturduğunuzu düşündüğünü sanıyorsunuz. Ama gerçek şu ki başkalarının hakkınızdaki fikirlerine takıldığınız sürece hiçbir zaman gerçekten mutlu olmayacaksınız.
Meditasyondan önce hemen her şeye üzülürken artık neredeyse hiçbir şey beni etkilemiyor. Örneğin son zamanlarda hava alanındayken birkaç saat rötar olacağını öğrendim ve bu zamanı meditasyon için harcadım. On sene önce olsaydı canım çok sıkılırdı. Ufak bir gecikme tüm günümü mahvederdi.
Egonuzun taleplerinden kurtulduğunuzda karşınıza çıkanları kabullenmek, hatta onlardan faydalanmak daha kolay hale gelir.
•“Benlik Yoksa Düşman Da Olmaz”
Tüm korkularımız, endişelerimiz ve güvensizliklerimizin kaynağı içimizdeki düşmandır. Eğer bu düşmanla bir anlaşmaya varırsanız bu, hayatınızın tüm alanlarını etkileyecektir. Hayattaki problemler benlik ve egodan türer.
Kaç kere sırf korktuğumuz için bir şeyin peşinden gitmiyoruz? Zihnimizde istiflediğimiz ve gerçekten mutlu olmamızı engelleyen onca korkuyu düşünün. İçindeki düşmanın yenenin dışarıda düşmanı kalmaz.
•Mutluluk Hem İçeriden Hem de Dışarıdan Gelir
Bunu tanıştığım Budist hekimi gözlemlerken öğrendim. Hasta almaya başlamadan önce meditasyon yapardı. Tanıdığım en mutlu ve şefkatli insanlardan biridir kendisi.
İçeride mutluluk yaratıp bunu başkalarına yayarak bu ruhu canlı tutmayı başarıyordu.
Mutluluğu içimizde bulup onu diğerleriyle de paylaşmaya gayret etmeliyiz. Keşiş hep derdi ki:
“Hayatta herkesin bir amacı ya da görevi vardır.”
Kaynak:
http://www.kolektif-kozmos.com/bir-kesisten-ogrendigim-9-h…/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s