Belki hayatınızın en çıkmaz döneminde olduğunuzu düşünebilirsiniz. Doğrudur, bazılarınız için dönüm noktasıdır!

anette inselberg karma

 

 

Belki hayatınızın en çıkmaz döneminde olduğunuzu düşünebilirsiniz. Doğrudur, bazılarınız için dönüm noktasıdır!
✍🏿 Belki aynı yastığa baş koyduğunuz insanla yol ayrımına gelmişsinizdir. Doğrudur, kaderinizdeki rolü bitmiştir!
✍🏿 Belki beraber olduğunuz insanın ihanetini öğrenmişsinizdir. Doğrudur, karma konuşmaya başlamıştır!
✍🏿Belki eski sevgilinizden haber almışsınızdır yada karşılaşmışsınızdır. Doğrudur, size bir mesajı vardır!
✍🏿 Belki sevgilinizle aylardır bir ileri bir geri giden ilişkinizde karar aşamasındasınızdır! Doğrudur, final zamanıdır!
✍🏿 Belki aylar önce okuduğunuz ama bitmemiş aşk romanının kahramanı karşınıza çıkmıştır. Doğrudur, roman bitmemiştir!
✍🏿Belki kalbinizin yeniden atmasını sağlayan aşk kapınızı çalmıştır. Doğrudur, belki kadersel eşiniz gelmiştir!
✍🏿 Belki beklemediğiniz bir borç ortaya çıkmıştır. Doğrudur, geçmişte kapatmadığınız hesap kalmıştır!
Karmik dönem başlamıştır❗️
Eski yada yeni sayfaların üzerinden tekrar tekrar geçiniz❗️
Bu süreçte olan ve olacak olan herşey
hak edişinizle ilgilidir❗️
Dilerim hepinizin en güzel ödülleri aldığı bir final olur

Kaynak: Sibel Diker

OOP (Olmazsa Olmaz Proje) KONUSU 1: OKUMA ALIŞKANLIĞI EDİNME:

anette inselberg sokak kütüphanesi

Giresun Belediyesi de Kolombiya’ daki otobüs duraklarını örnek almış!
OOP (Olmazsa Olmaz Proje) KONUSU1: OKUMA ALIŞKANLIĞI EDİNME: Otobüs beklerken bile, boş zamanlarını kitap okuyarak geçirebiliyor bazı insanlar!
Hepimizin okumak için mutlaka boş zamanı vardır!
Yaşam kalitemizi geliştirebilecek projeler üretebilmek için ve bunun gibi kendi yaşamımız ve çocuklarımızın geleceği açısından çok önemli ve gerekli olan yayınları okumak için mutlaka zaman ayırmalıyız!
Bir yayını sadece zaman geçirmek için okumak yeterli değildir!
Okuduğumuz konuya odaklanarak içerdiği bilgiler (bize vermek istediği yararlı mesajları) anlamamız gerekiyor.
Bunun için size bir önerim var;…devamını okumak için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız: http://ymu-necdetkaynak.blogspot.com/…/oop-olmazsa-olmaz-pr…

“Alırım ayağımın altına”

anette inselberg alırım ayağımın altına

 

Hep söylüyorum, biz çocukken midemiz bulanınca ekmek yedirirlerdi, grip “Yatınca geçer”di, başın ağrıyorsa “Çocukların başı ağrımaz” denirdi, uykun kaçıyorsa “Oyuncaklarını düşün, güzel rüyalar görürsün” şeklinde konu halledilirdi..!
Okuma yazmayı öğrenemiyorsan ya, “Tembel”din ya “Yavaştan, sağlam sağlam öğreniyor”dun..! Hüzünlü bir çocuksan “Yazar olacak herhalde” derlerdi, yerinde duramıyorsan, etrafa saldırıyorsan bir tane çakarlardı, susup otururdun..
Kanaatimce pedagojinin zirve yaptığı yıllardı o yıllar..
Çünkü sonra sonra, koşup oynadıktan sonra öksüren çocuk ‘astım başlangıcı’, okuma yazmayı zor söküyorsa ‘disleksik’, hüzünlüyse ‘depresif’, aşırı hareketliyse ‘hiperaktif’ diye nitelendirilmeye başlandı ve o sinameki yetiştirilen tipsizler şimdi büyüdüler..!
O kadar ilgi alaka sonrası ola ola ne oldular..?
Emo..!
Emo ne..?
Hani beş-altı yıldır etrafta saçlarını gözlerinin tekini kapatacak şekilde öne öne tarayan, miskin görünüşlü, asık suratlı, beti benzi atmış, sıska, dar pantolonlu, converse’li, siyah ojeli ergenler var ya..
Taksim’de kaldırımlarda filan oturuyorlar..
Aha onlar Emo…!
Emo kelimesinin emotional’dan (hissi) geldiği, bu yavruların pek bunalımlı pek güvensiz ve duygusal olduğu, topluma uyum sağlayamadıkları için böyle takıldıkları söyleniyor. Bizim zamanımızda punk vardı ya, onun gibi bir akım, ama bir halta yaramayanı..!
HERKESİN KEYFİNİ KAÇIRDIM..
Ay kıyamaam..!
Zamanında, kendi ergen yıllarımda bu akım daha dünyada yokken 10 gün emo takılmışlığım vardır..! Kafam neye bozuktu hatırlamıyorum ama o 10 gün, üstelik de yaz tatilinde, evin o köşesinden bu köşesine oflaya poflaya nemli gözlerle dolaştım..
Saçımı taramadım, denize gitmedim, sohbetlere katılmadım, tebessüm bile etmedim.. Akşamları karabasan gibi yemek masasına çöküp herkesin keyfini kaçırdım.. Bir akşamüstü, balkonda otururken annem “Ne bu surat her gün, senin derdin ne kızım aaa..” şeklinde pedagojik bir açılım yaptı..
“Sıkılıyorum… Hayat çok anlamsız..” cevabımın üzerinden sanırım birkaç saniye geçmişti ki, acı ve can havliyle bir metre havaya sıçradım.. Annem, her Türk annesinin uzmanı olduğu ‘mıncırma’ hamlesini oldukça sert ve uyarısız gerçekleştirmiş ti..
Mıncırma, malumunuz evlat artık poposuna terlikle vurulmayacak kadar büyüdüyse, ancak tekdir ile de uslanmıyor ve hakkı kötekse kullanılan, konu komşu, bitişik ev duyar ihtimaline karşı avaz avaz bağırmak yerine geçen bir terbiye şeklidir.. Tercihen bel veya bacak bölgesinden bir alan seçilir, elle kavranır ve et, 180 derece çevrilir..!Hemen ardından, daha acım ve şaşkınlığım hüküm sürerken, annem kısık sesle,yüzünü yüzüme yaklaştırarak
“Alırım ayağımın altına” diye başladı ve
“Karnın tok sırtın pek..! Aklını başına topla..! Sıkılıyorsanda git bakkala evin alışverişini yap, sonra da gel yemek kitabından bir kurabiye pişir, akşam misafir var, hadi yallah..” şeklinde bitirdi..!
ne derdim kaldı ne tasam .
/–Gülse BİRSEL

Yeni Ay ve 10.10 Kapısı Ritüeli

10.10.2018 kapısı ritüeli

Yeni ay ve 10.10 kapısı enerjileri dilek dilemek için çok kuvvetli enerjiler tarafından desteklenmektedir. O yüzden tabi ki bir ritüelle bu durumu değerlendirmek gerekir.
Ritüel Malzemeleri

Yeşil bir karton
Bir ayna
Kırmızı bir ruj
Sevdiğiniz bir bileklik
3 adet sandal ağacı tütsüsü
3 adet tütsü altlığı
Mavi tükenmez kalem
Dilekleri yazmak için küçük bir kağıt

Ritüelin yapılışı

Yeşil kartonun üzerine şekildeki gibi tütsüleri altlıklarıyla beraber üçgen şeklinde yerleştiriyorsunuz. Ortaya aynayı koyuyorsunuz. Aynanın üzerine kırmızı rujla ‘’çoktan oldu’’ bile yazıyorsunuz ve bilekliği üzerine koyuyorsunuz.
Akşam dokuzdan sonra istediğiniz bir zaman diliminde kağıdın üzerine dileklerinizi (olmuş gibi yazıyorsunuz) yazmaya başlıyorsunuz ve her cümlenin sonunu ‘’çoktan oldu bile’’ ile tamamlıyorsunuz.
Dilek yazma örnekleri;
Yeni işim çoktan oldu bile,
Hayatıma bolluk bereket çoktan girdi bile,
Eşimle ve çocuklarımızla mutlu, sağlıklı bereketli bir hayatım var. Çoktan oldu bile.
Dileklerinizi yazmanız bitince kağıdı bilekliğin üstüne koyuyorsunuz ve tütsüleri yakıyorsunuz. Tütsüleri yakarken ‘’çoktan oldu bile’’ diyorsunuz.
Ve ritüel alanınıza bir gün boyunca dokunmuyorsunuz.
Ertesi akşam dokuzdan sonra bilekliği sol kolunuza takarken ‘’çoktan oldu bile’’ diyorsunuz ve yedi gün bileğinizde kalıyor. Bilekliği her gördüğünüzde ‘’çoktan oldu bile’’ diyorsunuz.
Tütsüden kalan külleri ve kartonu toprağa gömüyorsunuz.
Aynayı ve tütsülükleri tekrar kullanabilirsiniz.
Şifa olsun.
Anette İnselberg

Not: ritüel 09.10-19.10 tarihleri arası yapılabilir.

Yeni ayın ve 10.10 kapısı enerjilerini arttırmak isteyenlere öneriler… Sip. Tel. Aslı 0541 242 23 24

reklam

Yeni ayın ve 10.10 kapısı enerjilerini almaya başladığımız bu günlerde yaşam çiçeği, lotus ve düş kapanı kolyeleri, bilezik yüzükleri takmak bu etkileri arttıracaktır.

DreamCatcher
Lotus
Yaşam çiçeği

1- Düş Kapanı Kolye
Eski bir kızılderili inanışına göre kabus görmeyi engelleyen bir tür muskadır.
Kızılderililer düş kapanlarını daha ziyade bebeklerinin beşiğine asar, bu yolla onların kabuslardan korunmasını sağlarlarmış.
Şimdilerde bu inanışa güzel rüyalar görmek etkisi de eklenerek devam etmektedir.

2- İçten Geçme Asansör Lotus Zincirde Kolye
Taç çakranın sembolü, saflık, bilgelik, ahenk ve evrensel sevginin sembolüdür.

3- Yaşam Çiçeği Kolye
Yaratılışın sırrının, evrenin tüm kodunun kendisinde gizli olduğuna inanılan bu sembol, kutsal geometri ışığın dili olarak adlandırılır.
Ürünler pirinç üzerine altın kaplama.
Fiyatları 80₺ ‘dir.

Daha detaylı bilgi için:

http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324