Bolluk Bereket Kesesi Yapmanın Tam Zamanı…

 

Hayata bakış açınızı değiştirin!

anette inselberg önyargı

 

Metroda, hızla araca binmek isteyen kişilerden biriydim. İçerisi çok kalabalıktı. Köşedeki beşli koltukta, tanımadığım insanlarla yan yana oturmaktaydım. Demirlere tutunmaya çalışan yaşlı bir adamı gören yanımdaki genç, ona yer verdi. Fakat ayakta duran bir çocuk, koşarak boşalan yere oturdu. Yaşlı adam hamle yapmış ama oturamamıştı.
Çevrede ilk oluşan düşünceler: “Saygısız”, “Allah seni bildiği gibi yapsın”, “sana mı yer verdik”,
“düşüncesiz” vs. Açıkçası benim de ilk kafamda beliren, “olacak iş değil” cümlesiydi. Biraz düşündüm. “Acaba?” dedim, “başka bir durum olabilir mi?”
Bir arkadaşım anlatmıştı. —Geçen gün otobüste, ayakta kalmış yaşlı bir adam, önündeki koltukta oturan gence, “saygısız herif, utanmıyor musun yaşlılar dururken orada oturmaya” der. Çocuk ise ayağındaki protez bacağı göstererek, “ben memlekette senin gibi düşüncesiz ve önyargılı adamlar olduğu için utanıyorum amca, gel buyur otur, ben böyle de ayakta durabilirim” diyerek kalkar. Fakat o koltuğa uzun süre boyunca, yaşlı adam dahil kimse oturamaz. — İşte bu olay aklıma gelmişti. Bilmediğim bir durum için sükûnetimi korudum. Sonra ayağa kalktım ve ayakta kalan yaşlı adama ben yer verdim. Böylece yaşlı adam ve hızlı adımlarla onun yerini kapan genç, yan yanaydı.
15 dakika sonra, son durağa geldik. Yaşlı adam ayağa kalktı. Sonra yanında oturan gencin kolundan tuttu ve birlikte dışarıya doğru yürüdüler. Fark ettim ki, çocuk zihinsel özürlü. Yaşlı adamla beraber gelmiş. Yaşlı adam ona destek oluyor…
Olur olmaz kaç kişiye kızıyoruz? Kaç kişi sinirimizi bozuyor? Kaç olay yaşanıyor ve biz kaç olayı doğru yorumluyoruz? Aslında gördüğümüz birçok olayı, kültürümüzde yer etmiş durumlara göre değerlendiriyoruz. Yorum yapmıyor, direk yargıya geçiyoruz.
Gördüklerimize nefretle yaklaştıkça, nefreti buluruz. Sevgiyle yaklaştıkça, sevgiyi… Yani neyi verirsek, onunla karşılanırız. İstisnalar yaşanır elbet. Fakat bazı istisnaların ardında, bizim bilmediğimiz doğrular yatabilir.
Hayata bakış açınızı değiştirin!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.

anette inselberg içini dinle

 

Kızılderili şefleri trenle NewYork’a getiriliyordu. Gara geldiklerinde bir heyet kendilerini karşıladı.
Konuklara toplantı öncesi kenti gezdiriyorlardı.
Sokaklardaki insan seli, arabaların, iş makinelerinin gürültüsü kızılderilileri
şaşırtmıştı..
Birara Oglala Lakhotaları’nın şefi ve şamanı Heȟáka Sápa-Karageyik bir Ağustos böceğinin şarkısını duyduğunu söyledi.
Diğer reisler onayladı ama beyaz adamlar inanmadı.
Kentte Ağustos böceğinin olmayacağını, olsa bile bu gürültüde duyulamayacağı söylediler.
Karageyik ısrar etti.
Arabayı durdurdu.
İndi, ilerideki parka gitti ve bir ağaçta Ağustos böceğini gördü.
Amerikalılar şaşırmıştı..
“Olamaz” dediler, “Sende doğaüstü güçler var.”
“Hayır” dedi Karageyik,
“Ağustos böceğini duymak için doğaüstü güce ihtiyaç yok.”
“O zaman biz niye duymadık?” dediler.
Kara Geyik yanındaki Amerikalıya sordu “Bana bir madeni para verebilir misiniz?” Amerikalı şaşırarak Kara Geyiğe 50 centlik bir madeni para verdi ve Kara geyik madeni parayı kaldırımda yürüyen insanların arasına yuvarladı.
Bir anda herkes “Acaba benden mi düştü?” diye paraya bakmaya başladı.
Karageyik yanındakilere sordu:
“Anladınız mı?”
“Anlamadık” dediler.
Anlattı;
“Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.
Siz doğaya değer verseydiniz, Ağustos böceğinin şarkısını duyardınız.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yeni Ay Büyürken Ne Takmalıyım Diyenlere Alternatifler… Sip. Tel. 05412422324

Yeni Reklam Sayfası

Düş kapanı kolyelere, objelere, tişört baskılarına oldum olası hayranımdır. Takmanın ve odanın kapısında bulundurmanın beni hep koruduğuna inanırım. Yeni ayın büyüdüğü bu günlerde arkadaşlarım Aslı-Murat’ın bana hediye ettiği düş kapanı kolyeyi keyifle takarken sizlere de önermek istedim. Bakalım beğenecek misiniz?

Tabi ki her zaman favorim yaşam çiçeği ve lotus kolyeleri de yanına iliştirmek iyi olur dedim ve bu yeni ayın kolye seti belirlenmiş oldu.

Sizin de kalbinize dokunduysa takın ve yaşamınıza giren mucizelere tanıklık edin…

Sağlıcakla,

Anette İnselnberg

1- Düş Kapanı Kolye
Eski bir kızılderili inanışına göre kabus görmeyi engelleyen bir tür muskadır.
Kızılderililer düş kapanlarını daha ziyade bebeklerinin beşiğine asar, bu yolla onların kabuslardan korunmasını sağlarlarmış.
Şimdilerde bu inanışa güzel rüyalar görmek etkisi de eklenerek devam etmektedir.

2- Yaşam Çiçeği Kolye
Yaratılışın sırrının, evrenin tüm kodunun kendisinde gizli olduğuna inanılan bu sembol, kutsal geometri ışığın dili olarak adlandırılır.

3- İçten Geçme Asansör Lotus Zincirde Kolye
Taç çakranın sembolü, saflık, bilgelik, ahenk ve evrensel sevginin sembolüdür.

Ürünler pirinç üzerine altın kaplama.
Fiyatları 80₺ ‘dir.

http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bilezik Al Bana…

anette inselberg bilezik

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kalbin zekası…

anette inselberg kalbin zekası

Muhteşem bir yazı buldum.
Kalbin zekası
Mantıklı ol, duygularınla hareket etme…
Hayal kurma, ayakların yere bassın biraz…
Aklını kullan, duygular gelip geçer…
Aman sonuçlarını iyi hesapla, sonradan pişman olacağın şeyler yapma…
Tanıdık mı? Seçimlerinde kalbinin sesini dinleyenlere “ işte biliyordum”, dinlemeyenlere ise “gerçekten mi, nasıl yani?” dedirtecek bir haberim var. Kalbin zekası var ve beyninden daha önce olacakları hissettiği bilimsel olarak ıspatlandı.
▫️Kalbin zekası olduğu bilimsel olarak kanıtlandı
Önce anne, babamızla başlayan sonra öğretmenlerimize kadar uzanan büyüme dönemimizde çoğunlukla öğretilen mantıklı olmak, duygularımızdan ziyade aklımızla hareket etmek üzerineydi.
Aklımızı kullanmakta elbette bir sorun yok, Allah insana akıl vermiş, olasılıkları değerlendirip en doğru seçimi yapması için. Peki tüm dinlerde ve kültürlerde duyguların merkezi olarak kabul edilen kalbimizi bu kadar arka plana itmek, koşulsuza sadece beynimize, aklımıza güvenmek, kalbimizden geçeni, O’nu heyecanlandıranı göz ardı etmek nelerden vazgeçmenize sebep oldu hiç düşündünüz mü? Evlenirken, mesleğinizi, işinizi seçerken, bugün dahi bunları sürdürürken… Mantıklı olanı mı, yoksa kalbinizi çarptıranı mı seçiyorsunuz?
▫️Küçük prens haklıymış: Gerçeği ancak kalbin gözü görebilir.
Heartmath Institude’da Dr. Rollin McCraty tarafından yapılan çalışma, kalbimizin bilinenin ötesinde mucizevi diyebileceğimiz sezgisel zekasını gözler önüne seriyor.
Bu çalışmada 26 katılımcıya 30 resim gösterildi. Bazıları saldıran bir yılan, araba kazası gibi duygusal olarak yüksek uyarıcı, bazısı ise doğa manzarası gibi nötr uyarıcı resimlerdi. Katılımcı bir bilgisayar ekranı karşısında oturuyor ve bir yandan EEG ile beyin dalgaları, diğer yandan EKG ile kalp atışları takip ediliyordu. Katılımcının mouse’a her tıklamasından 6 sn. sonra, 3 sn. süreyle ekranda rastgele bir resim gösterildi. Ardından ekran 10 sn. karardı. Sonra tuşa tekrar basmaları istendi ve bu işlem 30 kez tekrar edildi.
Veriler incelendiğinde sonuç şok ediciydi. Katılımcılar fotoğrafı gözleriyle görmeden sanki kalp resimleri biliyor gibiydi.
Eğer resim yüksek uyarıcı bir resim ise kalp resim görünmeden önce 5 saniyeliğine yavaşlıyor, eğer düşük uyarıcı bir resimse kalp hızlanmaya başlıyordu. Yani bilgi önce kalbe geliyor oradan beyne iletiliyor, daha sonra vücut tepki veriyordu. Tüm bunlar olay gerçekleşmeden saniyeler önce oluyordu.
▫️Kalbin zekası olayları önceden sezmenize yardımcı olabilir.
Bu çalışma kalbin zaman ve mekan sınırı olmayan, bilinçli zihnimizle algılayamayacağımız bir şekilde olacakları önceden sezdiğini göstermekte. Hani “İçime doğdu”, ya da “Malum oldu” denir ya işte bilimsel ispatı. Son yıllarda yapılan nöro-kardiyoloji çalışmalarında kalp ile ilgili elde edilen diğer şaşırtıcı bilgiler şöyle:
• Kalbin manyetik alanı beyninkinden yaklaşık 5000 kez daha güçlü ve vücuttan bir kaç metre uzakta ölçülebiliyor.
• Kalp duygularımıza göre değişen eletromanyetik dalgalar yaymakta.
• Kalp, beyinden ve otonom sinir sistemimizden bağımsız yaklaşık 40.000 nörondan oluşan bir ağa sahiptir.
• Kalp beyne, beyinin gönderdiğinden daha fazla sinyal göndermekte ve bu sinyaller duygusal deneyimimizi etkilemekte.
• Kalp sinir sisteminde, aynı beyindeki gibi, tüm vücut üzerinde bir etkiye sahip çeşitli nörotransmitterler ve hormonlar salgılanır: noradrenalin, dopamin ve oksitosin bu hormonların en önemlileri, bu arada oksitosin, anne sevgisini, dayanışmayı, hoşgörüyü, anlayışı ve sosyal davranışı etkilediği için “aşk hormonu” olarak adlandırılır.
• Anne rahmine düşen zigotta beyinden önce kalp oluşur ve atmaya başlar. Annenin beyin dalgaları bebeğin kalp atımlarıyla senkronizedir.
Kalbin zekası, dünyayı daha iyi anlamanızı sağayabilir.
Kalbinin sesini dinle.
Yaptığınız mantıklı seçimleri bir gözden geçirin. Bunlar sizi gerçekten mutlu eden, doyum ve huzur getiren seçimler mi? Yoksa mantıklı seçimleriniz yargılanma, eleştirilme kaygısıyla, ailede ve çevrenizde kabul görmek için mi?
Kalbiniz sizinle sürekli konuşuyor, hiç durmadan. Ancak zihnin gürültüsü içinde onu duymak çok da kolay olmuyor. Cılız bir ses duyabilsek bile seçimlerimizde O’na kulak verebilmek için farkındalığımızın yüksek olması gerekiyor. Farkındalık ve meditasyon çalışmalarının faydası zihindeki bu karmaşa arasında gerçek benliğimizin yani kalbimizin sesini daha güçlü duymamıza olanak sağlamasında.
▫️Kalp meditasyonu
Kısa bir meditasyonla bu yazıyı tamamlayalım. Bu meditasyonu 21 gün boyunca günde 10 dk. düzenli yapmanız, kalbinizin sesini daha güçlü duymanıza, yaşantınızda olumlu gelişmelere kapı açacaktır.
▫️Kalp meditasyonu, kalbin zekasını ortaya çıkarabilir.
1- Saatinizin sayacını 10 dakikaya ayarlayın, rahatsız edilmeyeceğiniz sakin mekanda, rahat bir pozisyonda oturun ve gözlerinizi kapatın.
2- Zihninizi nefes alışınıza odaklayın ve içinizden 4 e kadar sayarken burnunuzdan aldığınız nefesi, yine içinizden 8’e kadar sayarken burnunuzdan yavaşça verin. Bu nefes alış verişi 6-7 kez tekrarlayın.
3- Şimdi dikkatinizi göğüs kafesinize çevirin ve nefes alıp vermeye devam ederken, her nefes alışta havanın göğüs kafesini, akciğerlerinizi dolduruşunu gözlemleyin. Göğsünüzdeki hislere odaklanın. Kendinizi bir şeyler düşünürken her an yakalayabilirsiniz sorun yok. Fark ettiğiniz anda dikkatinizi yine nefesinize getirin.
4- Şimdi dikkatinizi kalbinizi çevirin. Yavaşça nefes alıp vermeye devam ederken kalbinizin atışlarını içinizden hissedin. Nasıl ahenkle, hiç durmadan, yorulmadan attığını bir süre gözlemleyin.
5- Ardından kalbinizin içinden pembe parlak bir ışığın yanmaya başladığını, giderek güçlendiğini, yavaş yavaş tüm göğüs kafesinizin bu ışıkla aydınlandığını, ışığın giderek büyüyerek tüm bedeninizi doldurduğunu zihninizde görün ve verdiği sıcaklığı, sizi şefkatle sarışını hissedin.
6- Nefes alıp vermeye ve tüm bedeninizi kalbinizin ışığıyla yıkamaya alarm çalana kadar devam edin. Alarm çaldığında bedeninize ve kalbinize teşekkür ederek dikkatinizi nefesinizde toplayın ve hazır olduğunuzda gözlerinizi açın.
“ Kalp sırrına erenler ne yapar bilir misin?
Kızmazlar… Küsmezler… Kırmazlar… Kırılmazlar…
Her şeyde bir güzellik bulurlar.” Hz. Mevlana
Kalp kan pompalayan bir organdan çok daha fazlası… Kalbinizin sesine kulak vermeniz dileğiyle.
Kaynak: uplifers

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Hiçbirimiz mükemmel değiliz…

anette inselberg mükemmel değiliz

 

Hayatı boyunca evlenmeden kalmış bir adam duymuştum ve doksan yaşında ölüm döşeyindeyken birisi ona yaşamın boyunca evlenmedin fakat nedenini asla söylemedin artık ölüyorsun en azından merakımizi dindir

Bir sır varsa şimdi söyleyebilirsin çünkü birazdan ölmüş olacaksın sırrın açığa çıkmış olsa bile sana bir zararı olmaz dedi.

Evet bir sır var ben evliliğe karşı değilim ama mükemmel bir kadın arıyordum Aradım ve aradım ve tüm yaşamım kayıp gitti dedi adam.

Soruyu soran fakat bu koca dünya üzerinde milyonlarca insan var, onların yarısı kadın bir tane mükemmel kadın bulamadın mı?

Ölmek üzere olan adamın gözlerinden yaşlar aktı…  Evet bir tane buldum dedi. O halde ne oldu neden evlenmedin dedi yaşlı adam fakat kadın mükemmel bir adam arıyordu.

Hiçbirimiz mükemmel değiliz. Her şey Gönlünüzce olsun Arkadaşlar☕🌷

Osho

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir seçme hakkım var…

anette inselberg seçme hakkım var

 

Zor hayat şartlarına rağmen 92 sene yaşamla mücadele edebilmiş ufak tefek, kendinden emin, gururlu, her sabah sekizde giyinip Kuşanan ve gözleri görmediği halde saçlarını kıvırıp makyajını mükemmelce yapan yaşlı hanım, bugün bir huzurevine taşındı.
Eşini kaybetmişti. Huzur evinin kapısında sabırla beklenen birkaç saatin ardından, odasının hazır olduğu söylendiğinde tatlı tatlı gülümsedi. Yürütecini asansöre yönlendirdiği sırada, görevli kendisine odasını anlatmaya başladı. Penceresinde asılı perdelerden de söz etti. Bunlar kendisine anlatılırken yaşlı kadın küçük bir kızın heyecanıyla “O perdeleri pek severim” dedi.
Görevli “Hanımefendi henüz odayı görmediniz, biraz bekleyin” demişti ki, “Bunun onunla bir ilgisi yok” diye cevapladı yaşlı kadın.
“Mutluluk zamandan önce karar verdiğiniz bir şeydir. Benim odadan hoşlanıp hoşlanmamam mobilyaların nasıl düzenlenmiş olduğuyla değil, benim onları zihnimde nasıl düzenlediğimle ilgilidir.
Ben onları sevmeye karar vermiştim zaten. Bu benim her sabah uyandığımda verdiğim bir karardır. Bir seçme hakkım var:
Ya bütün günümü artık çalışmayan vücut parçalarımın bana verdiği sıkıntıyı düşünerek geçiririm ya da yataktan çıkıp hala çalışanlar için şükrederim.
Gözlerim açık olduğu sürece her yeni gün bir hediyedir. Yeni güne ve hayatımın sadece bu döneminde biriktirdiğim mutlu anlara konsantre olacağım. Yaşlılık banka hesabı gibidir.
Ne yatırdıysan onu çekersin hesabından.
Bu nedenle benim gençlere tavsiyem, banka hesabına dolu dolu mutluluk hatıraları yatırmaları olacaktır. Ben hala o hesaptan mutluluk çekiyorum.”
Bu nedenle benim tavsiyem, hatıraların banka hesabına dolu dolu mutluluk yatırman olacaktır. Anı bankamı doldurmaktaki katkın için sana teşekkür ederim. Hala oradan mutluluk çekiyorum. Mutlu olmak için şu beş basit kuralı hatırla:
1. Kalbini nefretten arındır
2. Zihnini endişelerden arındır
3. Basit yaşa
4. Çok ver
5. Daha az bekle

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Silkinip Kendine Gelmenin 8 Yolu…

18157958_1262455450534101_8058989290735407814_n[1]

Hepimiz enerjimizin düştüğü, yataktan kalkmak bile istemediğimiz günler yaşarız. Kendimizi moralsiz ve amaçsız hissederiz. Bu duygular geçiciyse sorun değil fakat süreklilik göstermeye başladıysa ”eyvah” demenizin ve silkinip kendinize gelmenin zamanı gelmiştir.
Peki nasıl silkinip kendime geleceğim dediğinizi duyar gibiyim.
1)Önce kendinize bir bardak su doldurun ve oturun. Elinizdeki su bardağından üç yudum için ve suya üç kez ”hayat çok güzel, bugün çok güzel şükürler olsun” deyin ve suyu için…
2)Ardından elma sirkesini yanınıza alıp doğru duşa girin. Elma sirkesiyle (dokuz- on damla yeter) vücudunuzu arındırın arkasından duşunuzu alın. Su üstünüzden akıp giderken ”tüm sıkıntılarım, endişelerim, pişmanlık ve acılarım üzerimden akıp gidiyor, üzerimden akıp gidiyor, üzerimden akıp gidiyor” deyin…
3)Şimdi giyindiğiniz gibi (yanınıza parkta oturmak için örtü, kağıt-kalem ve küçük şişe su alıyorsunuz) dışarıya çıkıyorsunuz ve yarım saat yürüyüş yapıyorsunuz. Arkasından parka girip bir ağacın dibine oturuyorsunuz. Sırtınızı mutlaka ağaca yaslıyorsunuz, ayakkabılarınızı çıkarıyorsunuz. Gözü kapalı on dakika oturduktan sonra ” içime huzurun, sakinliğin, neşenin, şifanın akmasına izin veriyorum, izin veriyorum, izin veriyorum” diyorsunuz.
4)Şimdi kağıdı kalemi çantanızdan çıkarıp sahip olduğunuz şeylerin listesini yapmaya başlıyorsunuz. Aman sanki neyim var ki demeyin. Aslında o kadar şanslısınız ve o kadar çok şeye sahipsiniz ki. Sadece bunları tekrar hatırlamaya ihtiyacınız var. Sahip olduğunuz şeyleri yazıp yanına da şükürler olsun yazın. ( En az 21 madde yazmanız gerekiyor) Mesela ben liste yapacak olsam:
Ailem için şükürler olsun.
Arkadaşlarım için şükürler olsun.
Seminer (işim olduğu için) verdiğim için şükürler olsun.
Her gün başımı soktuğum, keyif yaptığım, çayımı içip yemeğimi yediğim, film seyredip, müzik dinleyebildiğim bir evim olduğu için şükürler olsun.
Parka yürüyerek sağlıklı bir şekilde gelebildiğim için şükürler olsun…
Gökyüzünü, kuşları, yeşilliği görüp tadını çıkarabildiğim için şükürler olsun…
5)Sıra su şişesini çantadan çıkarmaya geldi. Önce kapağını açıp bir kaç yudum için. Sonra şişeyi iki elinizin arasına alın (şişenin kapağı açık haldeyken) ve suya 11 kez şunları söyleyin ”ben güçlüyüm ve kuvvetliyim, her şeyin üstesinden gelebilir ve çözebilirim” ve sudan 11 yudum alın…
6)Sıra ” Doğa Meditasyonu” yapmaya geldi… Getirdiğiniz örtüyü çimlere yayıp sırtüstü uzanın. Gözlerinizi kapayın. Burnunuzdan nefes alıp vermeye başlayın. Üç kez ” ben evrenle birim” deyin.
Sonra burnunuzdan nefes alırken doğa anadan yani topraktan enerji çektiğinizi hayal edin. Nefes verirken de içinizdeki can sıkıntısını dışarıya boşaltın. Bunu 11 kez yapın.
Ardından burnunuzdan nefes alırken gökyüzünden enerji çektiğinizi hayal edin. Nefes verirken de içinizdeki can sıkıntısını da dışarıya boşaltın. Bunu da 11 kez yapın…
Şimdi sakince burnunuzdan nefes alıp vermeye devam ederken üç kez ” enerjiyle doldum, enerjiyle doldum, enerjiyle doldum” deyin.
Hazır olduğunuzda gözlerinizi açın ve parkta biraz daha vakit geçirin…
7)Eve dönerken mutlaka sadaka verin…
8)Akşam uyumadan önce yanınıza bir bardak su alın. Sudan önce üç yudum alın, için ve arkasından suya üç kez ” hayat çok güzel, yarın çok güzel bir gün şükürler olsun” deyin ve suyu için..
Bu sekiz maddeyi yedi gün boyunca mutlaka yapın ve nasıl hayatla dolduğunuzu, yaşamdan zevk almayı başladığınızı fark edin…
Hepinizi kocaman kocaman öpüyorum cancanlar…
Sağlıcakla,
Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Negatif Enerjilerden Korunma Ritüelleri…Çok Önemli…

IMG_2996

Merhabalar,

Bana negatif enerjiden korunmayla ilgili çok soru geliyor. Bunlardan üç tanesini    cevaplarıyla beraber paylaşmak istiyorum. Haydi buyrun yazıya…

Birinci soru: Evden çıkmadan önce negatif enerjiden kendimizi koruyabileceğim bir ritüel var mı?

İkinci soru: Bazı ortamlarda çok daralıyorum kendimi nasıl korurum?

Ve üçüncü soru : Beni üzen kişilerle ilgili yapabileceğim bir ritüel var mı?

İşte dilim döndüğünce sırasıyla sorularınızı cevaplıyorum…

Birinci sorunun cevabı : Her gün evden çıkmadan önce yapabileceğiniz kolay ama bir o kadar da etkili bir ritüeli sizlerle paylaşmak istiyorum…

Evden çıkmadan önce kapının önünde durun ve mavi bir koruma balonuyla çerçevelendiğinizi hayal edin ve içinizden şu sözleri üç kez  tekrarlayın ” Bugün mutlu olmayı,  hayatıma güzellikler gelmesini ve neşeli olmayı seçiyorum. Bugün enerjimin yüksek kalmasını seçiyorum.”

Bu ritüeli gün içinde istediğiniz kadar tekrarlayabilirsiniz.

İkinci sorunuzun cevabı : Bazen derdini anlatmak isteyen bir sevdiğinizle bir araya gelebilir, sizi kıskanan insanlarla yemek yemek zorunda kalabilir, ya da işte patronunuzdan zılgıt yemek durumunda kalabilirsiniz; O zaman hemen sol elinizle solar pleksusunuzu kapatıp (göbek deliğiyle kaburganın arasında kalan kısım) üç kez ”yaşadığım ve dinlediğim her türlü olumsuzluğa kendimi kapatıyorum, neşede, mutlulukta ve huzurda kalmayı seçiyorum” derseniz kendinizi tüm olumsuzluklardan korumuş olursunuz…

Üçüncü sorunuzun cevabı : Akşam yatmadan önce de üç kere ” Bugün olumsuz olay yaşadığım her insana ( Beni üzen … şu kişi de diyebilirsiniz) bana öğrettikleri için teşekkür ediyor onların şifalanmasını diliyor ve aramızdaki negatif enerji bağını kesiyorum, kesiyorum, kesiyorum ve onu sevgiyle yoluna uğurluyorum ” diyerek huzurla uykuya dalabilirsiniz.

Bu ritüeli her gün yaptığınız zaman enerjinizin ne kadar hızlı bir şekilde değişip dönüştüğünü ve hayatınıza güzellikler girdiğini göreceksiniz…

Şifa olsun diyor ve hepinizi kocaman kocaman öpüyorum can canlar,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Elinizdeki her parmak belirli organlarla bağlantılıdır.

anette inselberg baş ağrısı iyileşme

Ağrınızı rahatlatmak için daha güvenli ve doğal yöntemler varken vücudunuzu ilaç adı verilen kimyasallarla doldurmaya gerek yoktur. Refleksoloji, vücudumuzdaki her noktanın ellerimizle bir bağlantısı olduğunu iddia ediyor.

Elinizdeki  her parmak belirli organlarla bağlantılıdır.

1)İşaret parmağı mide ve kolon ile bağlantılıdır. İşaret parmağınızı çekmeden önce 60 saniye basılı tutun, kabızlık ve karın ağrılarını hafifletir. İşaret parmağınızı 60 saniye boyunca bastırdıktan ve daha sonra çektikten sonra, kısa bir süre içinde iyileşme hissetmelisiniz.

2)Başparmak, akciğerlere ve kalbe bağlıdır.

3)Orta parmak ince bağırsak, kalp, kan ve solunum sistemi ile bağlantılıdır.

4)Yüzük parmağının ruh hali üzerinde önemli bir etkisi vardır.

5)Serçe parmak böbreklere bağlıdır. Ayrıca boyun ağrısı ve baş ağrısı ile ilişkilidir. Parmağınızı masaj yapın büyük bir rahatlama hissedeceksiniz.

Bitki Alemi, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tam zamanında yaşıyorsun 😍

anette inselberg tam zamanında yaşıyorsun

New York, California’dan 3 saat ileride ancak bu California’yı yavaş yapmaz.
Kimi 22 yaşında mezun olur ama sağlam bir iş bulmak İçin 5 sene bekler.
Kimi 25 yaşında CEO olup 50 yaşında ölürken, kimi 50 yaşında CEO olur 90’ını görür.
Kimi evlenirken kimi bekar kalır.
Obama 55 yaşında emekli oldu, Trump 70 yaşında göreve başladı.
Bu dünyadaki herkes “kendi zamanına” göre yaşar.
Etrafındaki bazı insanlar senden bir adım ileride gözükebilir, bazıları ise senden geride gözükebilir.
Ancak herkes kendi yarışında..kendi zamanında…
Onlara kıskançlık da besleme taklit de etme.
Onlar kendi zamanında, sen kendi zamanında yaşayacaksın..
Hayat harekete geçmek için doğru zamanı beklemektir.
İyisi mi sakin ol.
Geç kalmadın.
Erken de değil.
Tam zamanında yaşıyorsun 😍

alıntı
.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne yapardiniz?… Karari siz verin.

anette inselberg farkındalık

 

Ne yapardiniz?… Karari siz verin. Komik bir cümle beklemeyin, çünkü yok. Yine de okuyun.
Sorum su: Ayni kararı siz verir miydiniz?
Okuma ve ogrenme zorluğu çeken çocuklara özel egitim veren bir okul için bağış toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babasi katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konusma yapti. Okula ve kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: ‘Dışardaki etkenler tarafindan etkilenmedikçe doga herseyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor.
Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olması gerekenler şeyler nerede?’
Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.
Baba devam etti. ‘Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.’
Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:
Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler. Shay sordu, ‘Acaba oynamama izin verirler mi?’ Shay’in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama ayni zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.
Shay’in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birsey beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra ‘Su anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım’ dedi.
Shay büyük bir gayretle takimin yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takim t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay’in takimi birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya cıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babası ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Dokuzuncu turun sonunda Shay’in takimi yine puan kazandı. Simdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay’e gelmişti.
Bu noktada Shay’in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay’e sopayı verdiler. Herkes topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.
Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay’e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay’e doğru fırlattı. İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atici tekrar birkaç adim öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay’e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru vurdu. Oyun simdi bitecekti. Atici topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına kolaylıkla atabilecek ve Shay’i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.
Ama atici topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takim arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı. Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, ‘Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!’ Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaşkınlıktan büyümüş gözleriyle yere çoktu.
Herkes bağırmaya devam etti, ‘İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş’ Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada acık sahada diğer takımdan biri topu almıştı… Takimin en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top aticisinin niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı.
Herkes bağırıyordu, ‘Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay’
Karşı takımdan birinin yardim ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, ‘Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!’
Shay üçüncüye gelirken diğer takımdaki çocuklar ve seyirciler ayağa kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, ‘Shay, hepsini koş! Hepsini koş!’ Shay hepsini koştu ve oyunu takimi için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.
‘O gün’, dedi babası, gözlerinden yaslar aşağıya doğru süzülerek, ‘iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar’.
Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman öldüğünü ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.
Bunu size yollayan kişi hepimizin bir farklılık yaratabileceğimiz inancını taşıyor. Hepimizin her gün binlerce fırsatı olabiliyor ‘doğal olan şeyleri’ gerçekleştirmek için.
Bilgin bir adam bir zamanlar demişki: her toplum, kendilerinden daha az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Art School Of Fish…

36743600_1770249503011931_1863595956230946816_o[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ve senin beni görmek istediğin gibiyim.

anette inselberg beden

1. Senin benim hakkımda düşündüğün gibi görünüyorum. Lütfen, benim güzel olduğumu düşün ve ben öyle olacağım.
2. Çeşitli hastalıklarla ilgili düşündüğünde ve bunları bende bulmaya çalıştığında senin düşüncelerine boyun eğiyorum ve hasta oluyorum.
3. Sende olumsuz hisler, duygular yaratan düşüncelere çok fazla zaman ayırdığında, ben de hasta olmaya başlıyorum. Çünkü pahabiçilmez hayat enerjin bu düşüncelerle heba oluyor.
4. Mutluluk verici şeyler düşündüğünde ben de çiçek açıyorum ve gözlerinin önünde gençleşiyorum.
5. Benim kaynaklarım ve olanaklarım çok fazladır. Bana sadece güven. Kendimi yenileyebilirim, bazı organlarımı ve dokularımı kendi kendime yenieyebilirim. Doktorlar bana iyileşemez tanısı koysalar bile iyileşebilirim. Benim bu arzuma yardım et ve benim olanaklarıma inan.
6. Ben yüzyıllarca fonksiyon gösterecek şekilde programlanmışım. Neden daha 35-40 yaşlarında yaşlanmayı düşünmeye başlıyorsun? Sen beni düşüncelerinle yaşlandırıyorsun. Çünkü sizin toplumunuzda 100 yıl yaşamanın bir sınır olduğunu söyleyen bulaşıcı bir program yaygın.
7. Bir şey atıştırmaya karar verdiğinde, en azından bazı seferlerde bana da bir sor. Beni duymayı başarırsan, sana her zaman cevap vereceğim. Ve bu sadece senin yararına olacak. Oysa sen yemeği ya otomatik pilotta ya da okuduğun o bir sürü akıllı kitaba göre yiyiyorsun.
8. Güzellikle ilgili konuya bir daha dönmek istiyorum. Beni bir sürü tablet, silikon, botoks, akril, jel gibi şeylerle doldurma. Ben bunlarsız da güzel olabilirim. Sadece bana biraz yardım et. Büyük bir sevinçle, sana gerekli olan ve beğendiğin forma gireceğim.
9. Temiz havada dolaşmaya bayılıyorum. Yüzmeye, koşmaya, dans etmeye, masaja ve seks’e..
Oysa ki sen bilgisayar ve televizyon önünde oturup duruyorsun…
10. Ben sana inanıyorum. Bir dilim pasta yediğinde kilo alacağını düşünüyorsun ben ise senin düşünceni gerçekleştiriyorum ve kilo alıyorum.
11. Seni çok seviyorum. Ve senden aşk ve şükretmek ile ilgili kelimeler duymak istiyorum. En azından bazen….
Ama yapmasan da fark etmez, seni koşulsuz seviyorum.
Ben, senin bedenin, senin evrenin. Sen de sonsuz evrenin kutsal bir parçasısın.
Her şey olması gerektiği gibi olduğu için şükrediyorum.
Beni dinlediğin için teşekkürler.
Ben sadece sen arzu ettiğin için varım.
Ve senin beni görmek istediğin gibiyim.
Hadi birbirimize yardım edelim.
Bedenin..
Sevgiyle

Kaynam facebook namaste grubu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »