Hayata geri ver

Hayat, koparıp almak, sonra da aldığından koparıp koparıp yemek değil.
Hayat, koparıp almak, sonra da koparıp koparıp vermek.
Diyorlar ki, ilk 50 yılda aldıklarını ikinci 50 yılında vermeliymişsin.
Neden ikinciye kadar bekleyelim?
Hayatın en başında, aldıkça dağıtmayı öğretelim.
Bugün bir arkadaşımın kızı mail attı. Henüz 17 yaşında.
Kendi gibi parlak gençlerin okuması için 10 kilometre koşacakmış.
Bizden ‘justgiving’ (sadece geri veriyorum) sitesine, kendi adına bağış yapmamızı istedi.
Ne kadar bağış yapmak istersen, o kadar yapıyorsun.
Kim olduğunu ister yazıyor, ister gizliyorsun. Öyle güzel ki.
O kadar basit ki.
Bir şey ‘almaktan’ öyle daha hafif ki.
İnsanın kendine eklemesi için, elindekileri çıkartması gerekiyor.
20’lerimde bile bilmezdim. Kiraz daha 17’sinde biliyor.
Şöyle düşünmeliyiz belki de.
Sadece kendi bahçemizi sularsak, manzaramızın kuraklığında mutlu olabilecek miyiz?
Sırf kendimiz güzel okullara gidersek, sırf kendimiz güzel kıyafetler giyer, güzel yemekleri yersek doyacak mıyız?
Sırf kelimesi açlık yapar.
Başkalarına genişleyebilenin ruhu doyar.
Mark Twain demiş ki, bilmediklerimiz değil, doğruluğundan emin olduklarımız başımızı belaya sokar.
Ben büyüdükçe, sandıklarımın tersini görmeyi öğrendim.
Kalbimi de, kollarımı da yüz seksen derece açmayı öğreniyorum ki, her şeyi zıddıyla göreyim.
Ala toplaya topallaya giderken, avucumdakini bölüştürmenin erdemine varayım.
Çocuklara küçük yaşlardan itibaren, hediye etmenin, bölüştürmenin, elindekileri azaltıp hafiflemenin güzelliğini ve erdemini anlatmalıyız.
Size bahsetmiş miydim bununla ilgili harika bir kitap var.

5ac0f3507152d81ef8b01862[1]

 

İsmi ‘Bugün Bir Kova Doldurdun mu?’
Yazarı Carol McCloud.
Kitapta, herkesin görünmez bir kovası var.
Sokaklarda evlerde herkes o kovayla geziyor.
Kovanın tek işi, kendinle ilgili güzel duyguları taşımak.
Birisi seni mutlu ettiğinde, övdüğünde, yalnız bırakmadığında kovan doluyor.
Çünkü kendinle ilgili güzel duygulanıyorsun.
Birisi sana kötü davrandığında, haksızlık ettiğinde, kırıcı konuştuğunda kovan boşalıyor.
Kendinle ilgili üzücü duygulara bürünüyorsun.
Ama burada bitmiyor kovanın hikayesi.
Hazır mısınız? En sevdiğim bölüme geldik.
Birinin kovasını doldurursan, senin de kovan doluyor.
Birisinin kovasını boşaltırsan, senin kovan da boşalıyor.
Anaokullarına kovalar koymuşlar.
Her bir kovaya, bir çocuğun ismini yazmışlar.
Eğer birini paylaşarak, severek, teşekkür ederek iyi hissettirirse, hem onun hem kendisinin kovasına bilye atıyor.
Amaç kovanı doldurmak, ama nasıl?
Başkasının kovasını doldurarak.
Bu kitabı okuyalım.
Eve aile kovaları alalım.
Dolu kova neymiş, boş kova neymiş görelim.
17 yaşındaki Kiraz’dan bu pazartesi güzel bir şey öğrenelim.
https://www.justgiving.com/fundraising/uwcturkey

Yazar: Nil Karaibrahimgil

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s