Archive | 03 Nisan 2018

Eklem Ağrılarını Bıcak Gibi Kesiyor

17.02.2017-1-33po2fnutefvv5xxg379q8[1]

Diz ağrısı ve eklem ağrısına ne iyi gelir: Sabahları parmak, bilek, kol ya da bacak eklemlerinizde şiddetli ağrılar ile uyanıyorsanız romatoid artrit (RA) hastalığına yani eklem iltihabına yakalanmış olabilirsiniz. Eklem iltihabında hareket esnasında eklemlerden çatırtı sesi de gelebilir. Kıkırdak veya kemik ve eklem arasında kısım hasar alır ve kemiklerin sürtünmesi artar. Bu da ağrıya ve çatırtı seslerine neden olur. Eklem iltihabı için günümüzde kalıcı bir tedavi olmasa da isterseniz evde yapabileceğiniz bitkisel çözümlerle ağrı çekmeden hayatınızı normal şekilde sürdürebilirsiniz.
Eklem ağrıları neden olur:
Eklem ağrıları romatoid artrit sebebiyle ya da fazla kiloya bağlı olarak aşınma sebebiyle oluşur genellikle belli bir yaştan sonra daha sık görülen şikayettir. Özellikle diz acısı çok sık söylenen şikayetlerdir. Fakat size vereceğimiz karışım tarifi ile Diz ağrısı ve eklem ağrısını şikayetleriniz 3 günde son bulacaktır. Bu karışımı her gün tükettiğinizde ne olacak:
1-Bu karışım iltahab ile savaşır ve vücuttaki iltahabı kurutur.
2-Ağrılarınız durdurur.
3-Eklemi çevreleyen bağ ve tendonları güçlendirir.
4- Trigliserid ve kolesterol seviyesini dengeler.
5-Magnezyum ve silikon gibi minaraller bakımından zengindir ve C vitamini – Bromelain eksikliğini giderir.
Diz ağrısı ve eklem ağrısını 3 günde kesen karışım için malzemeler:
1 su bardağı taze portakal suyu
1 su bardağı yulaf ezmesi
1 su bardağı içme suyu
1 çay kaşığı tarçın
2 su bardağı doğranmış ananas
1 muz
1 yemek kaşığı organik bal
Yarım su bardağı dövülmüş badem
Diz ağrısı ve eklem ağrısını 3 günde kesen karışımın yapılışı
Yaklaşık 10 dakika kadar süre ile yulafı suda pişirin ve soğumaya alın. Sonra pişmiş yulafı blendırdan geçirin ve üzerine ananas, portakal suyu, badem, tarçın ve balı da katarak blendırda karıştırmaya devam edin. Karışımın daha ince olmasını istiyorsanız zevkinize göre su ekleyebilirsiniz.
Bir ay boyunda yatmadan önce geceleri bir bardak ve sabahları bir bardak olmak üzere 3 gün boyunca devam edin. 3 gün sonra şikayetlerinizin azaldığını hissedeceksiniz ve 1 ay sonunda eklem ağrılarınız, diz ağrılarınız son bulacak. Bu şifalı ve faydalı bilgiyi paylaşarak daha fazla insanın görmesini sağlamanız bizim için en güzel teşekkürdür. Sağlıklı günler dileriz.

kAYNAK: SAĞLIKLIMIYIM

7 ADIMDA UYANIŞA GEÇMEK ***

29790482_2027167494219309_7876750551187015371_n[1]

7 ADIMDA UYANIŞA GEÇMEK ***
**Uyanmak istiyorsan Derinlere in.
Sorgulamak çok önemlidir. Hayatın anlamı en büyük sorulardan biridir? Kendini ve çevreni sorgula ve her yaşanan deneyimin derinlerine bak yüzeysel düşünme zihninde derinlere in. Meditasyon ve nefes çalışmaları bu konuda sana yardımcı olacaktır.
**Uyanmak istiyorsan Hayallerini keşfet.
Materyalist düşünebilirsin. Mantığın her zaman üstün olduğuna inanabilirsin. Ama unutma geleceği şekillendiren hayalperestlerdir. Jules Verne Aya yolculuğu yazarken bu sadece bir hayalden ibaretti mesela. Manevi dünyaya adım at. Hayaller kur ve imajinasyon çalışmaları yap. Göreceksin uyanışın başlayacaktır.
**Uyanmak istiyorsan Aklını özgür kıl.
Bu imkansız deme kendine asla belli kesin sınırlar çizme. Sınırlarını her zaman genişlet ve kendine özgür düşünmeyi öğret. Zihnimiz özgür değil. Gün boyunca pek çok düşünce ile meşgul ve iç dünyamızı tamamen kontrol eden bir ilizyon ile yaşıyoruz. Bu ilizyondan kurtulmak için an içinde kalıp geçmiş ve gelecek kaygılarından uzaklaşmak gerekiyor.
**Uyanmak istiyorsan Farkındalığını arttır.
Farkındalık şimdiye odaklanıp anı yaşamaktır. Anın içinde kalın ve farkındalığınızı arttırın. Bunun için bolca an içinde kalma egzersizleri yapın.
**Uyanmak istiyorsan Sezgilerini güçlendir.
Sezgilerimizi ancak ona sorular sorarak geliştirebiliriz. Bunun için basit soruları iç dünyamıza soralım. Mesela bugün ne yemek yapmalıyım veya filanca kişiyi aramalımıyım? Bu basit sorular ile sezgileriniz bir süre sonra size cevaplar vermeye başlayacaktır.
**Uyanmak istiyorsan Duygularını Serbest Bırak.
Duygularımız genellikle geçmiş anılara bağlı etkenlerdir. Bunun için geçmiş ile olan bağlantılarınzı serbest bırakmalısınız. Sedona yöntemi uygulayabilirsiniz. Olumlama cümleleri tekrarlayarak bilinçaltınızda bloke olmuş anıları serbest bırakabilirsin
**Uyanmak istiyorsan Gerçeği Kabul et.
Her şey beynimizin algıladıklarından ibaret. Bunu spritüalistler söylemiyor. Bilim adamları söylüyor. Kuantum fiziğine göre her şey sadece enerji ve beynimiz bu sinyalleri yorumluyor. Kısaca bir koku aldığınızda bu beyninizin oluşturduğu bir sinyal sayesinde oluşuyor. Kuantum gözlemci teorisine göre parçacıklar gözlemlenirken ve izlenmezken farklı davranabiliyor. Kısaca hayat siz ona bakmazken belkide sadece enerji
ALINTI

DÜNYANIN ÇÖZEMEDİĞİ GİZEM: GÖBEKLİ TEPE

10841842_873270536098695_8084055956758613859_o[1]
Anayurt Anadolu
Gobelitepe
Her şey, 1983 yılının sıradan bir gününde tarlasını karasabanla sürmekte olan bir çiftçinin, toprak altında bulduğu oymalı taş ile başladı!
İhtiyar çiftçi, dünyanın gelmiş geçmiş en ‘gizemli’ arkeolojik kazılarından birini başlatacağından habersizdi.
1996 yılında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü’nün başkanlığında Alman Arkeolog Harald Hauptmann danışmanlığında başlatılan çalışmalar, başlangıçta sıradan bir arkeoloji çalışmasını andırıyordu! Kazı devam ettikçe, klasik bir arkeoloji araştırmasından beklendiği gibi, ortaya çıkan bulguların soru işaretlerini aydınlatacağı umuluyordu.
Fakat soru işaretlerini gidereceği düşünülen bulgular, tam tersine kafa karıştırmaya başladı! Kazı alanı belirginleşmeye başladıkça, arkeologların şaşkınlığı daha da arttı! Ortaya çıkan yapılar, heykeller ve simgeler, insanlık tarihiyle ilgili bildiğimiz hiçbir şeyle uyuşmuyordu!
23 Nisan 2008’de The Guardian’ın attığı başlık kafa karışıklığını oldukça iyi anlatıyordu: “Arkeologları Sersemleten Kazı Alanı!”
Şanlıurfa’nın 17 kilometre doğusunda yer alan Göbekli Tepe’nin ünü bir anda dünyaya yayıldı! Konuyla ilgili haber ve köşeyazıları katlanarak artmaya başlamıştı! Herkes, hiçbir tarihçi ve arkeologun tatmin edici bir açıklama getiremediği Göbekli Tepe’yi konuşmaya başladı!
Gobelitepe-2
Peki neydi Göbekli Tepe’yi bu kadar esrarengiz kılan?
Göbekli Tepe kafa karıştırıcıydı çünkü, her şeyden önce tamı tamına 12.000 yaşındaydı!
Bu, insanlık tarihiyle ilgili bugüne kadar bildiğimiz her şeyi yerle bir ediyordu! Yazılmış on binlerce kitap ve yüz binlerce makaleyi çöpe attıracak bir bilgiydi bu!
Çünkü bugüne kadar yaptığımız arkeolojik kazılar ve buna dayalı olarak geliştirdiğimiz tarih bilimi, insanlığın 12.000 yıl önce henüz ‘emekleme’ çağına bile geçmemiş bir bebek olduğunu söylüyordu!
Tarih kitaplarına göre o çağlarda yaşayan insanın, henüz avlanarak ve bitki toplayarak hayatını sürdüren, dili, dini, kültürü, sanatı olmayan, yerleşik yaşama bile geçmemiş bir ‘sürü’ olması gerekiyordu!
Halbuki Göbekli Tepe’de devasa büyüklükte kayaların ayağa dikilmesiyle oluşturulmuş, özenle inşa edilmiş, özenle süslenmiş 8 ila 30 metre çapında 20 adet tapınak bulunmuştu! Tapınakta 3 ila 6 metre büyüklüğünde, 60 ton ağırlığa ulaşabilen T biçiminde dev heykeller yer almaktaydı!
Tarih bilimi altüst oluyor!
Klasik tarih biliminde, insanlığın büyük dönüşümünün M.Ö. 10 bininci yıllarda, tarımın bulunuşuyla başladığı varsayılıyordu!
Tarım yerleşik hayatı, yerleşik hayat da “binlerce yıl içinde” kültürü, sanatı ve dini, yani “Uygarlığı” meydana getirmişti.
Klasik uygarlıklar sıralaması şöyleydi:
Sümer Uygarlığı (İÖ.4000): Dicle ve Fırat
Mısır Uygarlığı (İÖ.3500 ): Nil Nehri
Maya Uygarlığı (İÖ. 2600): Güney Amerika
Hint Uygarlığı (İÖ.2500): İndüs Irmağı
Çin Uygarlığı (İÖ.1500): Sarı Irmak
Dikkat edilirse, ilk uygarlık olarak bilinen ve taş yapılar yapabilme kapasitesine sahip ilk topluluk olduğu düşünülen Sümer Uygarlığı’nın bile İ.Ö. 4000 yılında ortaya çıktığı görülmektedir!
O halde Sümerler’den 7.000 yıl önce, insanlığın henüz ok ve zıpkınlarının ucuna keskin taşlar bağlamayı bile yeni öğrendiği düşünülen bir çağda, bu büyüklükte yapılar nasıl inşa edilebilmişti?
Bilim insanları, aynı soruların benzerini daha önce İngiltere’deki “Stonehenge” ve Mısır’daki “Piramitler” için de sormuşlardı! “Teknolojinin bu denli geri olduğu bir çağda, insanlık bu büyüklükteki yapıları nasıl inşa edebilir?” sorusu, başlıca merak konusuydu!
Göbekli Tepe bulguları, bu soruları bile ‘anlamsız’ hale getirdi!
Zira Şanlıurfa’da ortaya çıkarılan tapınaklar, Stonehenge’den 7000, Piramitler’den 7500 yıl eskiydi!
Gobelitepe-3
Bazı taşlar Stonehenge’dekinden çok daha iriydi ve Stonehenge taşları kabaca oyulmuş, özelliksiz kayalardan oluşurken, Göbekli Tepe’dekiler ince resim ve işlemelerle donatılmıştı!
Göbekli Tepe’deki dev kaya-heykelleri inceleyen National Geographic araştırmacısı, konuyla ilgili belgeselde meseleyi özetleyen şu cümleyi kuruyordu: “Bu dönemde yaşayan insanların bu tapınakları yapabilmesi, üç yaşında bir çocuğun elindeki oyuncak tuğlalarla Empire States’i inşa etmesine benziyor!”
Anlaşılması güç sembolizm!
İnsanlığın Sümer ve Mısır yazısını daha yeni çözdüğünü ve bu toplumları anlamak için bu yazılı metinleri kullandığı düşünülürse, Göbekli Tepe’nin daha uzun süre “gizem” olarak kalacağını söyleyebiliriz.
Zira 12 bin yıl önce yaşayan bu insan topluluklarıyla ilgili elimizde “yazılı” hiçbir bulgu yok!
Günümüzden o kadar eskide yaşamışlardı ki, “Kimdiler, neye inanırlardı, nasıl yaşarlardı ve ne düşünürlerdi?” gibi sorulara verebileceğimiz hiçbir yanıt bulunmuyor!
Kayalar üzerine işlenen motiflerin anlamını çözmek bu yüzden oldukça zor.
T şeklindeki sütunların tümü, ‘insan şeklinde’ resmedilmiş. Ellerini kasıklarının üzerinde birleştiren dev insanlar. Yine Göbekli Tepe’de bulunan ve dünyanın en eski heykeli kabul edilen heykel figürü de, yine ellerini kasıklarında birleştirmiş bir insanı betimliyor. Bu ve buna benzer sembolizmlerin ne anlama geldiğini kimse bilmiyor!
Gobelitepe-4
Üstelik, Göbekli Tepe’deki gizem ve bilinmezlikler bu kadarla da sınırlı değil. 20 tapınak, inşa edilmelerinden tam 1000 yıl sonra tonlarca toprak taşınarak örtülüyor ve üzerleri tamamen kapatılıyor.
Yapımı için büyük çaba harcandığı belli olan bu muhteşem tapınakların neden daha sonra yine muazzam bir emek harcanarak gömüldüğünü anlamak mümkün değil!
Göbekli Tepe’nin gizemi o denli büyük ki, ona gösterilen uluslararası ilgi her geçen gün daha da büyüyor! Geçtiğimiz günlerde Göbekli Tepe’yi manşete taşıyan İngiliz Guardian Gazetesi, bölgenin yakında “Mısır Piramitleri” kadar ünlü olacağını açıkladı!
Belli ki, önümüzdeki yıllarda Göbekli Tepe daha çok konuşulur, daha çok tartışılır olacak. Türkiye’de yaşayan herkes, bunun ülkesi için ne kadar büyük önem taşıdığının bilincinde olmalı!