Archive | 14 Nisan 2018

ANA BABALARIN MUTLAKA OKUMASI ve DİKKAT ETMESİ GEREKEN ÇOK ÖNEMLİ TAVSİYELER.

Family of four
Prof. Dr. Bengi Semerci… Psikopatlar niçin çoğalıyor?
Kısaca şöyle derler; domuzuna ve çocuğuna her istediğini verirsen, ilerde, besili bir domuzun ve domuz gibi bir çocuğun olur.
Şimdi makaleyi okuyabilirsiniz.
Genç çocuğu olanların dikkate alması gereken çok önemli bilgi.
Psikopatlar niçin çoğalıyor?
32 yaşındaki oğlu için gelen anne şikâyet ediyor: “Doğru dürüst okumadı ama okul bitti. Şimdi de iş beğenmiyor. Bulduğumuz işlere ‘yorucu, bana yakışmaz, bu paraya çalışılır mı’ gibi gerekçelerle gitmiyor. Bütün gün evde. ‘Onu getir, bunu al’ şeklinde emirler veriyor. Yapmak istemediğimizde ‘Beni doğurdunuz, yapmak zorundasınız, çocuğunuz değil miyim?’ diyor. Direnirsek üstümüze yürümeye başlıyor. Artık korkuyoruz. Ne yapabiliriz?”
Bir başka anne benzer şeyleri henüz 16 yaşındaki oğlu için anlatıyor. Her sabah özel şoförün okula götürdüğü, haftalık harcaması asgari ücretten fazla olan, kredi kartı ile istediğini alabilen ve bunların az olduğunu, okulu nasılsa bitireceğini, babasının işinin onu beklediğini ve bu nedenle gençliğini çalışarak geçirmesinin anlamsız olduğunu söyleyen, sabahlara kadar barlarda gezen, kızdığı zaman kendisine küfür eden, el kaldıran bir çocuk.
Bir baba, 14 yaşındaki çocuğunun kendisini yaraladığını ağlayarak anlatıyor ve benzer bir öyküyü aktarıyor.
Hepsinin son cümlesi benzer: “Doğduğundan beri bir dediğini iki etmedik, koruduk, sevdik. Hiçbir şeyini eksik bırakmadık. Niçin böyle oldu?”
Öğrencinin Jaguar marka arabası olur mu?’ tartışmaları bu konuyu ele almamı zorunlu hale getirdi. Yazmadan önce tartışmaları bir kez daha gözden geçirdim. Tartışılan konu: O öğrencinin Cumhurbaşkanı’na gitmesiymiş. Oysa tartışılması gereken konu: Çocukların kaç yaşında, nelere sahip olmalarının daha doğru olduğu olmalıydı. Çünkü özel üniversitelerin park yerlerine girdiğiniz zaman göreceğiniz araba markaları, tartışılan Jaguar’dan ucuz olmayacaktır.
Aslında üniversitelere gitmeye ve arabalara bakmaya bile gerek yok. Sokaklardaki, kaffelerdeki gençlere, hatta genç bile sayılamayacak küçük çocuklara bakın. Sadece kıyafetlerine değil, ellerindeki cep telefonlarına, taşıdıkları çantalara ve en önemlisi konuşmalarına bir bakın. Ailesi varlıklı olan çocuk ve gencin bunlara hakkı var mı? Herhalde vardır. Zaten tartışılması gereken de bu değil. Tartışılması gereken; çocuklara ve gençlere zamanı gelmeden alınanların ve izin verilen davranışların, onların gelişimine ve topluma nasıl zarar vereceği olmalıdır.
Çevreye ve kendine zarar verici davranışların olması, herkesin kendisine borçlu olduğunu düşünen ve bu nedenle isteklerinin hemen ve eksiksiz yerine getirilmesini isteyen, yapılmadığı zaman saldırganlaşan, emek sarf etmeyen, sorumluluklarını yerine getirmeyen kişileri 18 yaşın altın dalarsa ‘davranım bozukluğuyla, üstünde ise ‘antisosyal kişilik bozukluğuyla tanımlıyoruz. Yaygın olarak bilinen adı ile bu kişilere ‘psikopat’ diyoruz. Son yıllarda bu sorunla ilgili başvurular giderek artıyor. Bu artışın en büyük nedeni; çocuk yetiştirme biçimimizdir.
SORUMSUZ VE DOYUMSUZ ÇOCUK
Doğduğundan beri bir dediği iki edilmeyen, her istediğine kavuşan, isteğinin yaşı ile uyumlu olup olmadığına bakılmayan, emek sarf etmeden, değerini bilmeden alınanları, yapılanları hak görerek yetişen bir çocuğun; sorumluluk sahibi, doyumlu, çalışarak kazanmanın erdemine inanan, bir şeyleri elde etmek için emek sarf etmesi gerektiğini bilerek çalışan bir birey olmasını beklemek mümkün mü?
Avrupalı ve Amerikalı aileleri ‘çocuklarına bakmıyorlar, yazları çalışmalarını istiyorlar’ diye kötüleyenlerin düşüncelerini gözden geçirmelerinde yarar var. Çocuklarımızı sevmekle onları doğru yetiştirmek arasındaki farkı anlamamıza yardımcı olur, diye daha önce de yayımladığım, ‘Geleceğin Psikopatlarını Yetiştirme Yolları’nı tekrar yayımlıyorum:
– Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başlayın! Bu şekilde o, herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.
– Kötü sözler söylediği zaman gülün! Böylece o kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır.
– Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı hiç öğretmeyin! 21 yaşına gelince kendi kararlarını, kendisi versin diye bekleyin!
– Yerde bıraktığı her şeyi kaldırın; kitaplarını, ayakkabılarını, kıyafetlerini… Onun için her şeyi siz yapın ki o, bütün sorumluluklarını başkalarına yüklemeye alışsın!
– Onun gözünün önünde sık sık kavga edin ki aile bir gün parçalanırsa çok fazla üzülmesin.
– Ona istediği kadar harçlık verin ki hiçbir zaman kendi parasını kazanmanın ne olduğunu öğrenmesin.
– Yiyecek, giyecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getirin ki, istediklerine ulaşmak için çalışmak gerektiğini öğrenmesin.
– Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı daima onun tarafını tutun ki, onların hepsine karşı peşin hükümleri oluşsun.
– Bütün bunları ve benzerlerini yaparak yetiştirdiğiniz çocuğunuz bir gün suç islerse, kendisinden özür dileyin! Ama onu felaket dolu bir hayata hazırladığınız için kendinize teşekkür etmeyi ihmal etmeyin!!
(Bu belge, ABD Houston Polis Müdürlüğü tarafından hazırlandı ve kentteki tüm evlere ve okullara dağıtıldı.)
Prof. Dr. Bengi Semerci

Hastalıklara iyi gelen süper dörtlü

hastaliklara-iyi-gelen-yiyecekler-b12-d-vitamini-probiyotikler-omega-3[1]

Kim korkar gripten, yaşlanmaktan, Alzheimer ve bunamadan, depresyondan ve de kanserden… Her fırsatta ilaca koşmaktansa sağlığımızı korumak için yediklerimize ve içtiklerimize dikkat etmemiz, hareketli ve stressiz bir yaşam tarzı benimsememiz zaten kendi kendini iyileştirme gücüne sahip bedenimiz için yeter de artar bile. Hastalıklara iyi gelen 4 besin grubu…

Hazır, paketli katkı ve koruyucu içeren “pratik” olduğu için hayatımıza bir şekilde sokulmaya çalışılan zehirlerden kendimizi ne ölçüde koruyup mevsiminde sebze-meyve tüketir, GDO’suz beslenmiş hayvanların ürünlerini yersek bedenimizin ihtiyacını karşılamış oluruz. Pek çok hastalığın alt nedenlerinin esasında vücudumuzda olması gereken vitamin, mineral, sağlıklı doymamış yağ ve probiyotiklerden yoksun olmamızdan kaynaklı olduğu yapılan pek çok bilimsel araştırma ile de doğrulanmıştır.
Gıdamızın sağlığımız olması için gerekli süper dörtlü
Gelin bir de yakından bakalım bu dörtlüye ne gibi etkileri var, eksikliğinde neler yaşanır ve hangi kaynaklardan elde edebiliriz diye.
1)D Vitamini

D vitamini eksikliği yaşamayanı duymadım desem yeridir. Özellikle kış aylarında güneşin de etkisinin azalması, kapalı ortamlarda çalışma hayatı ve gıdalardan tam olarak alınamaması sebebiyle özellikle kadınlarda sıklıkla eksikliği görülmektedir. Ben hekim değilim tabi ki ama D vitamini eksikliği yaşamış biri olarak en azından deneyimlerimi paylaşabilirim diye düşünüyorum. Ki yaz aylarında bol miktarda güneş alan, sebze-meyve, balık, yumurta vb. gıdalarını eksik etmeyen, yok denecek seviyede abur cubur tüketen biri olarak ben de bile eksikliği göründüyse siz de bir baktırın derim.

Peki neye sebep oluyor bu D vitamini eksikliği derseniz:
Halsizlik, bağışıklık sisteminin zayıflaması, konsantrasyon ve dikkat eksikliği, eklem ağrıları, kramp, kilo problemi ve depresyona kadar giden bir yolculuk söz konusu. Bu mucizevi vitamin bağırsaktaki kalsiyum emilimini arttırıyor, kemikteki mineral dengesi, kalsiyum fosfor dengesini sağlıyor, kas-sinir sistemi fonksiyonlarını düzenleyerek kas gücünü ve kalp atışlarını dengeliyor.
Yağda çözünen ve vücutta fazlası depolanan D vitamini D3 vitamin takviyesi olarak serum, damla formunda alabileceğiniz gibi; somon, sardalya, balık yağı, süt, yumurta, tereyağı, karaciğer, mantar, kakao gibi gıda kaynaklarından da sağlayarak 10:00-15:00 saatleri arası güneşe çıkarak D vitamininin aktive edilmesi gerekmektedir.

2)Omega-3

Beslenmemizin dört saç ayağından birisi de EPA ve DHA içeren omega-3 kaynağıdır. Doymamış yağ asitleri grubundan olan omega-3 insan vücudu tarafından üretilemediği için dışarıdan badem, fındık, keten tohumu, somon, uskumru gibi gıdalarla ya da kapsül şeklinde alınmalıdır. Omega-3 ihtiyacı anne karnından başlayarak yaşlılık dönemi de dahil her yaş grubu için görülmektedir.

 

Omega-3 eksikliği:
Omega-3 eksikliğinde; ciddi kalp problemleri hatta kalp krizi, görme fonksiyonlarında bozulma, dikkat azalması ve davranış bozukluğu, özellikle karın bölgesinde yağlanma, diyabet, kemik erimesi yaşanabilir. Omega-3 kullanımı; hamilelik, menopoz dönemi gibi özel dönemler başta olmak üzere kalp rahatsızlığı olanlara, gelişme çağındaki çocuklara, kolesterol ve diyabet hastalarına, daha sağlıklı yaşamak ve yaşlanmak isteyenlere tavsiye edilmektedir.
3)Probiyotikler

Probiyotikler ise bağırsaklarımızın doğal florasında bulunan; sindirimden başlayıp, bağışıklık sisteminin gelişmesine, beslenme-iştah düzeninin sağlanarak kan şekerinin dengelenmesine; diğer tür mikroorganizmalar için antibiyotik etkisine kadar pek çok faydası bulunan mikroorganizmalardır.
Latince “pro” ve “bios” köklerinden türetilmiş ve “yaşam için” anlamına gelmektedir. Ev yoğurdu, kefir, turşu, elma sirkesi, boza ve tarhanada bol miktarda bulunmaktadır. Bağırsağımızın doğal florası yeme alışkanlıklarımıza göre değişiklik gösterdiğinden; beslenme programımıza bu gıdaları belli periyotlarda değil sürekli olarak dahil etmemizde fayda vardır.

Probiyotik eksikliği:
Probiyotikler, eksikliği olduğunda sindirim problemleri başta olmak üzere ikinci beyin olarak adlandırılan bağırsak sistemindeki dengesizlikten kaynaklı psikolojik, fiziksel problemlere de yol açmaktadır. Vücudumuza aldığımız besinlerin emilimi ve optimum fayda sağlanması yine probiyotikler sayesinde olmaktadır.

4)B12 Vitamini

Özellikle ileri yaşlarda önemi daha da artan suda çözünen vitaminlerden biri olan B12 de beslenme programına dahil edilmesi gereken vitaminlerin başında gelmektedir. Eksikliği uzun sürer ve tedavi edilmezse ciddi sorunlar oluşturabilir. Sinirlerde tahribat, kansızlık, unutkanlık, kronik yorgunluk ve depresyon gibi sorunlar görülebilir.

B12 vitamini eksikliği:
B12 vitaminin eksikliği; yorgunluk, çarpıntı, nefes darlığı, baş ağrısı, bulanık görüş, ağrılı ve kırmızı bir dil, unutkanlık, kulak çınlaması ve sinirsel problemler ile kendini gösterir.

 

Kırmızı et, karaciğer, böbrek, yumurta, süt, peynir ve balık B12 vitamini içeren yiyeceklerdir. B12 Vitamini, mikroorganizmalar tarafından sentezlenir ve temel kaynağı bakteriyel sentezdir. Bitkiler tarafından doğrudan sentezlenemediği için B12 vitaminin sebzelerden alınabilecek miktarı oldukça azdır. Yumurta, peynir, süt ve deniz ürünleri kırmızı et ve sakatatlar ile kıyaslandığında daha düşük oranda B12 içerir.
Mahşerin dört atlısının her birinin sağlığımız üzerinde başlı başına etkisi olmakla birlikte birbirlerini destekleyen ve tamamlayan yönleri de bulunmaktadır. Her şeyde olduğu gibi bunların da dengede olduğu bir bedende bütünsel sağlığı sağlamak ve sürdürmek mümkündür.

İNDİGO DERGİSİ YazarHatice Ergüven –
3 Nisan 2018

Hangi Gün Doğduğunuz Kişiliğinizi Nasıl Etkiler?

timthumb[1]
Küçükken rahmetli ananem, haftanın her günü kendine has işlerin yapıldığından bahsederdi. Örneğin, Salı gününe Salı sallanır der, çamaşır yıkanması ve temizlik işlerinin o güne denk gelmesinden hiç hoşlanmazdı. O zamanlar bu durumu batıl inançla bağdaştırır ve bu sözlerini katiyen dikkate almazdık. Yıllar geçip yetişkinliğe adım attığımda, aslında eskilerin bu tip latifelerinin tamamen mesnetsiz hurafelerle ilgili olmadığını hayretler içinde fark ettim. Hint Astrolojisi ile tanıştığım dönemde ise gerçekte haftanın her günün bir yöneticisi olduğunu ve günlerin enerjilerinin hangi gün doğduğumuzun bize olan özel yansımalarının olduğu ve bu nedenle o günün genel etkilerini yönlendirerek hareket etmek açısından önemli olduğunu şaşkınlıkla fark ettim ve sıklıkla ananemi sevgiyle yâd ettim J
Evet, Hint Astrolojisine göre haftanın her gününün kendine has bir enerjisi yani gezegeni vardır. Bu enerjilerin ne olduğunu bilirsek, en genel hali ile bu günlerde yapacağımız işleri de buna göre yönlendirme şansımız olur.
Pazartesi gününün İngilizce karşılığı bildiğiniz gibi “Monday” olarak geçer, Monday aslında Moon day den türetilmiş ve zaman içinde Monday olarak söylenmeye başlanmış bir kelimedir. “Moon” İngilizce AY demektir. “Day” ise gün. Dolayısı ile pazartesi günü aslında binlerce yıldır Ay günü, yani Moon day olarak adlandırılır.
PAZARTESİ, Ay günüdür. Meşhur Pazartesi sendromunun bugüne denk gelmesi sadece haftanın ilk iş günü olmasıyla ilgili değildir. Zira Ay, astroloji anlamında gelgitli, iniş çıkışlı duygusal etkilere açık olduğumuz enerjilere sahip bir gezegendir. Bu nedenle pazartesi günü duygusal iniş çıkışlara daha yatkın oluruz. Diğer yandan Hint astrolojisinde Ay enerjisi iştah ve beslenme ile de bağlantılıdır. Bu nedenle Pazartesi günü bilinenin aksine diyete başlamak adına çok uygun bir gün değildir. Ayrıca bugünü yorucu fiziksel aktivitelerle de geçirmemek doğru olur. Temizlenmek, arınmak, dinlenmek, yemek yapmak için ise uygun bir gündür.
Pazartesi Günü Doğduysanız
Eğer Pazartesi günü doğduysanız, duygusal hassasiyetlere yatkın, ruhsal olarak bir durumdan diğerine çabuk geçebilen birisi olabilirsiniz. Aileniz ve muhtemelen anneniz sizin için önemli olacaktır. Su ile aranız iyi olabilir. Ya da suya yakın yerlerde yaşamak istersiniz. İnsanlarla, işlerinizle yani uğraşı alanlarınızla duygusal bağlantılar veya bağlanmalara eğiliminiz olacaktır. Beslenmek ve beslemek sevdiğiniz bir uğraşı olabilir. Depresif olmaya daha yatkın olacağınız için stres ve hassasiyetlere eğilimli olacağınızı bilin. Eviniz sizin için önemli olacaktır. Kendinizi evinizde rahat hissedersiniz. Duygusal olarak hassas birisinizdir.
SALI günü, Mars tarafından yönetilir. Mars, fiziksel olarak hareket ve enerji veren bir gezegendir. Bizim savaşçı ve mücadeleci tarafımızı temsil eder. Bu nedenle Salı günü fiziksel güç isteyen işlere yönelmek, spora başlamak, aktivasyon içinde olmak, hareket gerektiren işleri düzenlemek, teknik konulara eğilmek, tadilat ve tamirat yapmak, rekabet gerektiren işlerimiz varsa bu alanlarda adım atmak adına uygundur. Temizlenmek, arınmak enerjilerini desteklemez. Temizlik gününü Salı’ya denk getirmek pek uygun değildir anlayacağınız. Salı günü kırmızı ile temsil olur. Bugün özellikle fiziksel aktiflik gerektiren uğraşmanız gereken bir iş varsa, üzerinizde kırmızı bir giysi bulundurmak, aksesuar takmak iyi gelecektir. Salı günü ayrıca telaş ve adrenalin açısından enerjilerin yüksek olduğu bir gündür. Bu nedenle kazalara, dalgınlıklar veya fark etmemek kaynaklı sakarlıklara dikkat edin.
Salı Günü Doğduysanız
Aktif, mücadeleci, sportif bir yapınız vardır. Enerjisi yüksek birisiniz. Spor ile fazla enerjinizi dengelemek sizi rahatlatır. Siz monoton ve durağan işlerden, koşullardan çabuk sıkılan bir yapıda olabilirsiniz. Liderlik özellikleriniz yüksektir. Önde olmak, öne geçmek, ele aldığınız işlerde başkalarıyla rekabet etmeye içgüdüsel olarak yönelebilirsiniz. Fiziksel ve teknik işlerde, koşturma ve adrenalin isteyen alanlarda kendinizi daha rahat ifade edebilirsiniz. Hırslı ve savaşçı bir yapınız vardır, kolay pes etmezsiniz.
ÇARŞAMBA günü Merkür günüdür. İletişim, ticari bağlantılar, gençlerle ilgili konuları ele almak, görüşmeler yapmak adına bugün uygundur. İletişim açısından çözmeniz gereken bir işi, ticari bir bağlantıyı veya konuyu, gençlerle ilgili halletmeniz gerekenleri Çarşamba gününe alabilirsiniz. Eğer önemli telefon görüşmeleriniz varsa, haftalık planlarınız içinde haberleşme ve iletişim gerektiren konular bulunuyorsa, Çarşamba gününe almak doğru olur. Çarşamba günü Merkür günü olması nedeniyle, yazarlık, eğitmenlik, seminer ve konferans, basın ve reklam işleri adına da destekli bir gündür. Bugün yeşil giyinmek, üzerinizde yeşil bir takı, taş bulundurmak veya aksesuar takmak iletişim etkileriniz adına daha rahatlatıcı olacaktır.
Çarşamba günü doğduysanız
İletişime açık birisiniz. Kendinizi ifade etmek, yazılı veya sözlü yolla ortaya koymak sizin için önemli olacaktır. Gazetecilik, yazarlık, basın ve medya gibi alanlara doğal eğiliminiz olabilir. Satış ve pazarlama yönünüz kuvvetli olabilir. İfade alanlarına önem veren, konuşmayı, iletişim kurmayı seven birisi olabilirsiniz. Hızlı düşünen pratik çözümler bulan taraflarınız vardır veya bu yönlerinizi zamanla daha iyi kullanmayı öğrenirsiniz. Entelektüel bilgi veya bilgi sizin için önemlidir. Ticari alanlarda çalışmak, ticari konularla uğraşmak doğal yetenekleriniz arasında olabilir.
PERŞEMBE günü Jüpiter günüdür. Dini veya ruhsal çalışma yapmak adına bugün çok uygundur. Yoga, meditasyon, astroloji çalışmaları, ruhsal konular, dini toplantılar ve araştırmalar, eğitim konuları, seyahat ve benzeri planlamalar veya başlangıçlar adına Perşembe günü uygun etkiler barındırır. Ayrıca çocuklarla ilgili çözmeniz gereken işleri Perşembe günü ele alabilirsiniz. Eğer eğitim benzeri bir işe bağlayacaksınız, kişisel gelişim, astroloji ve benzeri konularda bir başlangıç yapacaksanız, Perşembe uygun bir gündür. Bugünü aşırı aktif ve agresyon içinde geçirmemeye bakın. Ruhsal konular veya daha zarif sakin işleri bugüne denk getirmeye, araştırma yapmaya ayırmaya gayret edin. Bugünün rengi sarıdır. Perşembe günü sarı aksesuarlar, takılar veya giysiler günün Jüpiter enerjisini daha da vurgulu yapacaktır.
Perşembe Günü Doğanlar
Ruhsal gelişime, dini konulara, spritüal alanlara doğal meraklarınız olabilir. Eğitim ve öğrenim sizin için önemlidir. Güler yüzlü, mutlu veya çevrenize dönük biri olarak bilinirsiniz. Paylaşmayı seversiniz, canlılara merhametlisinizdir. Bilgi ve öğrenmek, hayatı paylaşmak sizin için önemlidir. Çevrenize yardım eden, yol gösteren bir misyonunuz olabilir. Ruhsal alanlara doğuştan eğilimini vardır.
CUMA günü ise Venüs günüdür. Bugün eğlence, arkadaş toplantıları, aşk ve ilişkiler adına uygun enerjiler bulunur. Evlilik adına adım atmak en çok Cuma günü desteklenir. Diğer yandan Cuma günü alışveriş yapmak, takı ve benzeri alımlar, estetik ve kişisel bakımlar için yine çok uygundur. Bugün iş dışında sosyal alanlara dönebileceğiniz, kendinize zaman ayırabileceğiniz, keyifli işlere yönelmeniz gereken bir gündür. Aslında Cuma tam bir dinlenme günüdür ama günümüz koşullarında bunu uygulamak pek mümkün olmuyor. Yine de eğer imkânınız ve zamanınız varsa, Cuma gününü dinlenerek, kendinize vakti ayırarak geçirmeye gayret edin veya sosyal ilişkilerinize zaman ayırın.
Cuma Günü Doğanlar
Sosyal, keyfine düşkün, rahat yaşamayı seven, duygusal hayatına önem veren insanlardır. Geniş bir arkadaş çevreleri olabilir. Güzel arabalar, evler, çevrelerinde güzellikler görmek ilgilerini çeker veya onları mutlu eder. Kendileri ile barışıktırlar. Stresi, kavgayı, sorunları sevmezler. Gergin ortamlardan hiç hoşlanmaz, hemen o alandan çıkmak isterler. Her şeyin güzel olmasını isterler. Lükse veya iyi yaşama dönük olabilirler. Sosyal aktiviteler ve arkadaşları onlar için önemlidir. Çevreleri tarafından sevilen, karşı cinsin ilgisini çeken, flört veya ilişkilerini önemseyen bireylerdir.
CUMARTESİ günü, İngilizce de “Saturday” olarak geçer. Eskiden bugün Saturnday olarak adlandırılmış, yani Satürn günü. Dolayısı ile Cumartesi günü Satürn enerjisine sahiptir. Satürn kısıtlayan, öğreten etkilere sahiptir. Sabır ve metaneti temsil eder. Bugün sabır gerektiren işler, üretim alanları, büyük işletmeler, estetik ve duygusal konular yerine daha sağlam ve uzun vadeli konulara yönelmek daha doğrudur. Her durumda Cumartesi günü sonuçları uzun vadeye yayınlanacak işler ele alınabilir. Örneğin, nikâh ve düğünler sıklıkla Cumartesi planlanır. Normalde Satürn enerjisine ters gibi duran evlilikle ilgili her türlü adım, sonuçları uzun vadeye yayılacak önemli bir durum olduğu için Cumartesi başlangıcı yapılabilir. Cumartesi gününe kalıcı işleri denk getirmeye gayret edin. Diğer yandan bu konular hemen gelişme göstermeye bilir, sonucunu beklerken sabırlı olmanız gerekebilir.
Cumartesi Günü Doğanlar
Dayanıklı insanlardır. Dışarıdan ciddi, mesafeli görülebilirler. Ancak sağlam bir kişilikleri ve hayata karşı metanetli bir duruşları vardır. Birçok badire atlatabilir ama bir şekilde ayakta kalırlar. Olgundurlar. Etik ve doğrucu olurlar. Yaptıkları işi en iyi biçimde ele almak isterler. Bir anda birçok işi yapamayabilirler veya çok analitik bir bakışları olmaya bilir ama yaptıkları düzgün yapan, sonuç odaklı ruhsal olarak olgun bireylerdir. Prensipleri vardır ve oradan pek kolay ayrılmazlar. Çok esnek değillerdir.
PAZAR günü ise yine İngilizce de Sunday olarak aktarılır. Yani “Güneş” günü. Gerçekte Pazar günü tatil için uygun değildir. Yaşam enerjisini ve kariyeri temsil eden gezegen, bugün batı geleneklerinde tatil günü ilan edilmiş olsa da, aslında oldukça verimli bir gündür. Enerji isteyen konular, şifa çalışmaları, yönetsel işler, idari işler açısından uygun bir gündür.
Pazar Günü Doğanlar

Doğal liderdirler. İnisiyatif almayı seven, idari yetenekleri yüksek, insan kaynakları, yönetsel konular, üst düzey yönetim alanlarına uygun enerjileri bulunur. Önde olmayı severler. Kontrolcü bir yapıları vardır. Güneş enerjisi Marstan farklı olarak koruyan, bir anlamda baba figürünü de temsil ettiği için bu kişiler çevrelerine karşı korumacı olurlar. Otoriterdirler. Zayıflığa tahammülleri olmaz. Geride kalmayı herhangi biri gibi görünmeyi sevmezler. Yönetsel konulara doğal yatkınları vardır ve yönetmeyi, idare etmeyi severler. Bulundukları alanda tek yetkili olmaya dönüktürler. Yani tek kral onlar olmalıdır. Öte yandan genellikle işe ve kariyere dönük olurlar. Özellikle erkeklerde Pazar yani Güneşi temsil eden günde doğanlar iş ve çalışma ile mutlu olan bireyler olabilirler.
Haftanın her gününü mutluluk ve ışıkla geçirmeniz dileklerimle. Başka bir konuda tekrar görüşmek üzere.
Sevgilerimle.
Şebnem Ekşib

BEDENİMİZİN DUYGUSAL DİLİ VE OLUMLAMALARI…

20151110172740[1]

Vücudumuz deneyimlemekte olduğu duygusal ve bilinçaltı mesajları bize ağrılar ve hastalıklar şeklinde ifade ederek iletişim kurmaya çalışır. Genel olarak hayatımızla ilgili doğru yolda olup olmadığımızı bu mesajlar sayesinde anlarız. Karmaşık hayatlarımız, bazen vücudumuzdan bize gelen mesajlar farketmemizi engeller. Kendi iyiliğimiz için dönüşüm ve berraklık, bu mesajları anlayarak gereğini yapmaya niyet ettiğimizde başlayacaktır. Aşağıdaki listede yer alan bilgiler sezgisel olup, bu listeye bir çok ek yapmak ve onu geliştirmek mümkündür.
Ergenlik sivilcesi: Kabul edememek, kendini beğenmemek
Olumlama: Kendime duyduğum sevgi ve anlayış vücuduma ve yüzüme yansıyor.
Bağımlılıklar: Kendinle yüzleşmekten kaçmak. Korkuyla yüzleşmemek. Kendini sevmenin nasıl olacağını bilememek
Olumlama: Aradığım cevapları bulabilmek için içime dönmek ve içime bakmak güvenlidir.
Alkolizm ve Suistimal: Faydasızlık hissi, suçluluk, yetersizlik ve kendini reddetme hisleri.
Olumlama: Şu an şimdi de yaşıyorum. Her an benim için yeni. Kendi değerimi görüp farketmeyi seçiyorum. Kendimi şu an seviyorum ve onaylıyorum.
Alerji: Kendinizin veya başkasının sizin gücünüzü inkar etmesi
Olumlama: Dünya güvenli ve dostça. Ben güvendeyim. Hayatla barışığım.
Ayak Bileği: Esnek olamamak, suçluluk duygusu. Bilekler keyif alabilme yeteneğini temsil eder.
Olumlama: Hayattan keyif almayı ve neşeli olmayı hakkediyorum. Hayatın bana sunacağı tüm keyifleri şu andan itibaren kabul etmeyi seçiyorum.
Kaygı ve Sinir: Hayatın doğal akışına güvenmemek.
Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Hayatın akışını ve aşamalarına güveniyorum. Güvendeyim. Sevdiklerim güvende.
Kol problemleri: Hayatın getirdiği deneyimlere tutunamamak.
Olumlama: Bana gelen tüm deneyimlere sevgiyle sarılıyorum ve bu tecrübeleri keyifle kucaklıyorum.
Sırt Ağrısı (üst): Duygusal destek eksikliği. Kimse tarafından sevilmeme hissi, aşık olmaktan korkmak.
Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Hayat beni her zaman sever ve destekler.
Sırt Ağrısı (orta): Suçluluk duymak, geçmişe takılı kalmak. Sırtında yük olarak taşıdığı insanlardan kurtulma ihtiyacı.
Olumlama: Geçmişi evrene serbest bırakıyorum. Kalbimdeki sevgiyle birlikte hayatımda ilerlemekte özgürüm.
Sırt Ağrısı (Alt) : Parasal endişeler, finansal kaygılar.
Olumlama: Hayatın tüm aşamalarına güveniyorum. Tüm ihtiyaçlarım hallediliyor. Güvendeyim. Sevdiklerim güvende.
Yüksek Tansiyon: uzun süreli ve çözümlenememiş duygusal problemler.
Olumlama: Geçmişi sevgiyle evrene serbest bırakıyorum. Kendimle barışıyorum. Huzura ulaşmayı seçiyorum.
Alçak Tansiyon: Çocukken az sevgi görmek. Yenilgiyi kabullenme, “neye faydası olacak, nasılsa işe yaramayacak “ duygusu
Olumlama: Şu andan itibaren hiç bitmeyecek keyifli bir hayat yaşamayı seçiyorum. Hayatım çok keyifli.
Kemik Kırılması: Bir otoriteye karşı isyan etmek
Olumlama: Hayatım için tek otorite benim. Kendim için en iyi olanı en hayırlı olanı seçecek olan kişi de benim.
Göğüs Ağrısı (sol): Sevilmeme, sevgiden beslenememe hissi. Fazla fedakar olmak, hep başkasını düşünüp hiç kendini düşünmemek.
Olumlama: Ben etrafımdaki herkes tarafından sevilirim. Çevremden gelen sevgi enerjisi beni besler.
Göğüs Ağrısı (sağ): Aşırı korumacı olmak, aşırı çocuk sahibi olma isteği, sevgiyi göstermekte güçlük.
Olumlama: Güvende olduğumu ve sevildiğimi bilerek hayatı kucaklıyorum ve ona güveniyorum. Sevmeyi seçiyorum. Sevilmeyi seçiyorum.
Nefes Almada Güçlük: Hayatta iyi bir rol almaktan duyulan endişe veya red edilme korkusu. Layık olamama korkusu.
Olumlama: Özgür ve tam bir şekilde yaşamak benim doğuş hakkım. Sevmeyi hakkediyorum. Hayatı bana sunduğu hayrıma olan herşey ile tam olarak yaşamayı seçiyorum.
Kanser: Affedeemek, derin yaralar, sırlar, derin üzüntüler ve kırgınlıklar.
Olumlama: Geçmişi ve geçmişteki yaşadığım tüm üzüntüleri ve bu üzüntülere sebep olan herşeyi affediyorum. Sevgi enerjimle hayrıma olmayan tüm bu enerjileri evrene serbest bırakıyorum. Hayatımın içini keyifle ve mutlulukla doldurmayı seçiyorum. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.
Öksürük: Dünyaya ve çeyreye haykırma isteği. “ beni dinleyin mesajı “
Olumlama: Farkediliyor ve en pozitif yollarla takdir ediliyorum. Seviliyorum.
Kulak Problemleri: Duymak istememek. Öfke yada etrafta çok fazla karmaşa

Olumlama: Sevgiyi duymaya niyet ediyorum
Dirsek Problemleri: Yön değiştirmeyi ve yeni deneyimleri yaşamayı kabul etmemek
Olumlama: Hayatımda meydana gelen yeni yönlerin, yeni değişikliklerin akışına kolaylıkla adapte oluyorum.
Baygınlık, Fenalaşma: korkular, başedememek. Gerçekten olup biteni anlamak istememek.
Olumlama: Ben tam bütünüm ve en önemlisi güçlüyüm. Hayatımda karşıma çıkacak herşeyle başedebilecek güce ve bilgiye sahibim. Kendimi olduğum gibi kabul ediyor ve onaylıyorum.
Bayansal Problemler: Kendini kabul edememek içindeki kadınsal yönleri reddetmek.
Olumlama: Kadınlığımdan keyif alıyorum ve gurur duyuyorum. Kadın olmayı seviyorum. Vücudumu seviyorum.
Gaz Sancısı: Hazmedilememiş fikirler yada endişeler
Olumlama: şu an artık rahatım. Hayat rahatlıkla ve kolaylıkla benim içimden akar.
Başağrısı: Kendini çok eleştirme. Aslında olanbiteni kabullenmek istememek
Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Kendimi görüyorum ve etrafımdaki olayları sevgi enerjisiyle kabule geçiyorum. Güvendeyim.
Sinuzit: Bir kişiye karşı irite olmak. Özellikle yakınınızda olan birinin sizi irite etmesi
Olumlama: Etrafımdaki herkesle huzur ve barış içinde yaşamayı seçiyorum. Çevremi iyi niyet ve sevgi enerjisi ile sarıyorum. Güvendeyim. Mutlu ve huzurluyum
Sevgiyle
Not: bu yazı Louise Hay ve Caroline Myss’in kitabından özetlenmiş