Her Güçlü Kadının Mutlaka İzlemesi Gereken 12 Film

coco-chanel-kadin-filmleri[1]

 

1. Coco Chanel’den Önce (Coco Before Chanel)

Audrey Tautou’yla hayat bulan, moda dünyasının fenomeni Gabrielle “Coco” Chanel’in gerçek yaşam hikayesi: Coco Before Chanel. Yetimhanede başlayıp, kabare şarkıcılığına uzanan daha sonra da dünyanın en önemli modacısı olma yolunda ilerleyen, masal gibi bir hayat. Gerçek adı Gabriella Chanel olan Coco Chanel’in Paris’e taşınmadan ve ünlü olmadan önceki yaşamından kesitleri sergileniyor.

2. Marilyn İle Bir Hafta

23 yaşında genç bir delikanlı olan Colin Clark, Oxford’da okuduğu bölümü terk ederek, sinema sektörüne girer ve kendisine o sırada çekimlerine başlanan ‘The Prince and the Showgirl” adlı filmde asistan olarak yer bulur. Asistan Colin’in gözünden Marilyn Monroe’nun İngiltere’de geçen bir haftasını konu alan film iki genç insan arasında yaşanan karşı konulmaz yasak çekimi bir kez daha beyazperdeye taşıyor.
3. Where The Heart Is

Novalee (Nathalie Portman) 17 yaşında hamile bir genç kızdır. Erkek arkadaşıyla birlikte yeni bir hayata başlamak için California’ya doğru yola çıkmıştır. Ancak erkek arkadaşı Willie onu Oklahamo’da bir Wal Mart dükkanında terk eder. Hiç bir mesleği, yeteneği olmayan ve beş parasız ortada kalan Novalee gizlice dükkanda yaşamaya başlar.
4. Dua Et Sev (Eat Pray Love)

Senaryosu Ryan Murphy’ye ait olan ve yazar Elizabeth Gilbert’ın kendi hayat deneyiminden yola çıkarak yazdığı Eat, Pray, Love kitabından uyarlanan filmde Julia Roberts, ABD’nin bu popüler yazarını canlandırıyor. Roberts’a filmde, The Visitors ile Oscar’a aday olan Richard Jenkins eşlik edecek. Film, hayatta herşeye sahip olan ama bir türlü tam bir mutluluğa erişemeyen Elizabeth’in acılı bir boşanma ve depresyonun ardından kendini keşfetme sürecini anlatıyor.
5. Frida

Film, sanat tarihinin sıradışı insanlarından biri olan Frida Kahlo’nun hayatını anlatıyor. Frida’nın meşhur aşkı, bir kadın düşkünü olan Diego, Frida’ya ‘kendini farklı kadınlarla birlikte olmaktan alıkoyamayacağını, ama özünde sadece O’nu seveceğini’ söylemiş ve Frida tarafından anlayışla karşılanmıştır. Ancak zamanla ilişkileri problemli bir hal almaya başlar.
6. Erin Brockovich

Parası, işi ve geleceğe dair hiçbir umudu olmayan Erin Brockovich, çok zor bir durumdadır. Hiç suçu olmadığı bir araba kazasına karışan Erin, bir anda kendisini daha da kötü olayların içinde bulur. Hiçbir seçeneği kalmayan Erin, avukatı Ed Masry’nin (Albert Finney) hukuk bürosunda çalışmak için onu ikna eder. Burada çalışırken gayrimenkul dosyalarındaki bazı tıbbi kayıtlara rastlar. Kafası karışan Erin, aradaki bağlantıyı sorgulamaya başlar. Bu konuyu araştırmak için Ed’i ikna eden Erin, yöre halkının kullandığı suyun kirli olduğunu, bu gerçeğin onlardan saklandığını ve bu sebeple orada yaşayan insanların birtakım ciddi hastalıklara yakalandıklarını öğrenir.
7. Tek Başına (North Country)

Tüm Dünyayı Sarsan ilk Cinsel Taciz Davası! Josey Aimes’in tek isteği, masasına yemek koyabilmesini ve çocuklarına iyi bakabilmesini sağlayacak iyi bir iştir. Ancak karşılaştığı şey tehdit, aşağılama, taciz, küçümseme ve saldırı olur. Son derece duygusuz olan patronu tüm bu yaşadıklarını bir erkek gibi karşılamasını beklemektedir. Ancak bunun yerine Josey yaşadıklarını bir insan gibi karşılar ve karşı savaş açar.
8. Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada)

 

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında , 0 bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly (Meryl Streep) ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway’in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir NewYork’lu olan Andy Sachs (Anne Hathaway) için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.
9. Mona Lisa Gülüşü (Mona Lisa Smile)

Katherine Ann Watson (Julia Roberts), 1953 yılında sanat tarihi öğretmeni olarak California’dan New England’da bulunan Wellesley Kız Koleji’ne gelir. Dönem savaş sonrasıdır. En başarılı ve en iyi öğrenciler bu okulda okusalar da, okul ve kasaba oldukça muhafazakârdır. Öğrencilerine, yürüyecekleri yolun onlara gösterilmiş olan değil, kendilerinin seçecekleri yol olduğunu anlatmaya çalışan Watson, güçlü bir muhalefetle karşılaşacaktır.
10. Milyonluk Bebek (Million Dollar Baby)

Frankie Dunn ringlerde yaşadığı yıllar boyunca müthiş dövüşçüler yetiştirmiştir. Öğrencisi olan boksörlere öğrettiği en önemli ders ise kendi hayatı için de temel kabul ettiği, herşeyin üzerinde kendini korumaktır. Onu kızından soğutan ve uzak tutan acı deneyimi yüzünden uzun zamandır hiç kimse ile yakın olmamaya çalışmaktadır. Tek arkadaşı Scrap, onun spor salonuna göz kulak olmakta ve kaba dış görünümünün altında 23 yıldır yakasını bırakmayan bir affedilme beklentisi olduğunu bilmektedir ve bir gün Maggie Fitzgerald spor salonuna gelir ve bu yetenekli kız sayesinde işler değişmeye başlar.
11. Kaldırım Serçesi (La Vie en Rose)

Edith Piaf’ın 1959’da New York’da verdiği konser sahnesi ile başlayan film, Fransız şarkıcı Piaf’ın, 40’lı yaşlarına odaklanıyor. 1915 yılında dünyaya gelen Piaf, babasının çalıştığı sirk sayesinde küçüklüğünden itibaren pek çok yer dolaştı. O dönemlerde, en yakın arkadaşı Mômone (Sylvie Testud) ile sokaklarda şarkı söyleyerek para kazanıyordu. Bu sırada bir kabare işleten Leplée (Gérard Depardieu) tarafından keşfedildi ve kısa sürede, onu meşhur edecek çevre içine girdi. “A Very Long Engagement” (Kayıp Nişanlı), adlı filmden tanıdığımız Cotillard, Piaf’ın gençlik yıllarından, 47 yaşında ölümüne kadar olan süreyi büyük başarıyla canlandırıyor. Genç yaşta yakalandığı hastalık ve bağımlılıkların, henüz 40 yaşındayken onu 70 yaşında bir kadın haline dönüştürdüğü, yürüme, konuşma ve şarkı söyleme yetisini kaybettiği süreci tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Filmde, Piaf’ın büyük aşk yaşadığı ve 1949 yılında bir uçak kazasında hayatını kaybeden boks şampiyonu Marcel Cedan’ın (Jean-Pierre Martins) da önemli bir yeri var.
12. Gia

Angelina Jolie ‘nin ‘’Canlandırırken kendime en yakın hissettiğim rol, Gia’dır,’’ diye bahsettiği film, Amerika’nın ilk top modeli olan Gia Marie Carangi’nin 17 yaşından başlayarak 1986 yılındaki ölümüne kadar geçen süredeki zorlu hayat hikayesi anlatıyor.

http://filoji.com/her-guclu-kadinin-mutlaka-izlemesi-gereken-12-film/

Zor anlarında sana güven veren şey ne?

unnamed-1[1]

 

Senin En Güvendiğin Şey:  Eşin En zor anlarında, sana güven ve umut vereceğini düşündüğün tek kişi eşin.

Senin en güvendiğin kişi: Kendin! En zor anlarında bile kendine güvenin ve sabrın sayesinde herşeyin üstesinden gelebilecek gücü yine kendinde buluyorsun.

En güvendiğin şey: Hayaller/Gelecek: Yaşadığın zor anlarda,sana umut veren hayaller ve gelecek günlerin iyi olacağına dair güvenin hiç eksilmiyor.

Senin en güvendiğin kişi: Dostların!
Yaşadığın zor anlarda, sana daima destek olacağına güvendiğin dostlara sahipsin.

Kaynak: Baykush

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yılbaşı Yaklaşırken Sevdiklerinize Melek Kolyeleri Hediye Edebilirsiniz… Tel Işıl 0536 508 19 73

 

Işıl İpekçi dünya tatlısı şeker mi şeker bir insan. Kendisini meleklere adamış ve bu muhteşem tasarımlar ortaya çıkmış. Bu muhteşem tasarımlardan ben kendime Baş Melek Rafael ve Baş Melek Mikael’in olduğu kolye ve ayraçlardan aldım.
Peki sizin ihtiyacınız ne?
Hangi melek sizin şansınızı, yaratıcılığınız, güveninizi, bolluk ve bereketinizi arttıracak.
İşte tüm bunları öğrenmek için Işıl İpekçi’yi 0536 508 19 73’ten arayabilir ve sizi koruyup kollayacak meleklerinizi sipariş edebilirsiniz. Ayrıca şimdi kaşkollara da takacak şekilde yeni melek tasarımları da geldi. Kaçırmayın…
Sağlıcakla,
Anette İnselberg

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir toplu iğnenin insanı ölümden kurtaracağına inanır mısınız? Bizce inanın.

765d4e9b64b12a031392351462945202[1]
Çinli bir profesörün uyguladığı bu yöntem birçok kişinin hayatını kurtarabilir
Kalp krizinden kurtaran mucize bir şeyden bahsedeceğiz size… Bu yöntem kalp krizi geçiren bir hastanın tedavisinde alışılmamış bir yöntem. Kalp krizi en sık görülen ölüm sebeplerinden biri. Birçok hasta ilk müdahale geç ya da doğru yapılamadığıiçin hayatını kaybediyor. Oysa ki kalp kirizi geçiren bir hastayı hayata döndürmek çok basit.
Kalp krizi geçiren bir hasta toplu iğne ile hayata geri dönebilir
Böyle diyor Çinli profesör. Ve ekliyor “kalp krizi başlayınca, beyindeki kılcal damarlar patlamaya başlar. Hasta nerede olursa olsun, onu hareket ettirmeyin. Çünkü eğer hareket ettirilirse, kılcal damarlar patlayacaktır.”
Kılcal damarları açmanın yolu toplu iğneden geçiyor
Evinizdeki dikiş iğnesi ya da toplu iğneler hayat kurtarabilir. Eğer kalp krizi geçiren birine denk gelmiş ve zamanla yarışıyorsanız bu adımları uygulayın;
İğneyi sterilize etmek için çakmakla yakın. Kalp krizi geçiren hastanın 10 parmağının da ucuna batırın.
İğneyi parmaktan kan çıkana kadar batırmaya devam edin.
Şayet kan damlamazsa, parmaklarınız ile sıkarak kanın akmasını sağlayın.
Tüm parmaktan kan geldiğikten birkaç dakika sonra hastanın bilinci yerine gelecektir.
Eğer hastanın ağzı yamuksa kulakları kızarana kadar sıkın.
Sonra her bir kulak memesinden ikişer damla kan gelene kadar her kulak memesine de iki kez iğne batırın.
Birkaç dakika sonra hasta konuşmaya başlayacaktır.
İlk müdahalenin ardından vakit kaybetmeden hastayı en yakın hastaneye götürün.
Eğer ilk müdaheleyi yapmayıp, kan akışı sağlanmaz ve hasta aceleyle bir ambulansa koyulup hastaneye götürülürse, sarsıntılı yolculuk beynindeki bütün kılcal damarların patlamasına neden olacaktır.

kAYNAK: MYNET

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Varsayımları Bırakın Egonuzu Tanıyın

hqdefault[1]

 

Küçüğüz ama çocuk olamıyoruz. Büyüğüz ama yetişkin olamıyoruz. Çocuk sahibiyiz ama ebeveyn olamıyoruz. Cinsiyetlerimiz var ama kadın ya da erkek olmayı bilemiyoruz. Öğrenci, öğretmen, doktor gibi ünvanlarımız var ama öğrenci, öğretmen, doktor olamıyoruz. Arkadaşlarımız var ama dost olmayı bilemiyoruz. Kelimeleri kullanıyor ama iletişim kuramıyoruz. Sadece şu anda var olabiliyor ama şimdide kalamıyoruz.
Bir şey ile sınırlanmak istemiyor her şey olmaya çalışıyor ama hiçbir şey olamıyoruz.

İşte o zaman varsayımlara sığınıyoruz. Güzel kelimeleri doğru kelimeler, sahte tevazuyu mütevazilik sanıyoruz; başımızı çevirirsek sorunların yok olacağını, iyi dileklerde bulunursak dünyanın iyi bir yer olacağını, inanca sığınırsak her şeyin yoluna gireceğini sanıyoruz. Çabalamadan elde edebileceğimizi, ah bir olanak tanınsa başaracağımızı, anlaşılsak beğenileceğimizi, adalet olsa mutlu olacağımızı, paramız olsa güvenliğimiz olacağını, yakınırsak ilgi göreceğimizi sanıyor, kısacası sanrılar içinde yaşıyoruz.
Yapmamız gereken şey sanrılardan kurtulmak ve egomuzu gerçekleştirmek. Ego’nun aşılması ilk olarak onun gerçekleştirilmesi ile mümkündür. Bu tıpkı rallici olmadan önce otomobil kullanmayı öğrenmeye, yazar olmadan önce okuma yazma öğrenmeye, öğretmen olmadan önce öğrenci olmaya, yetişkin olmadan önce çocuk olmaya benzer.

Bu sebeple de egoyu aşmak için ilk olarak egomuzu gerçekleştirmek lazım. Ego bizim “özgülüğümüz”dür. Yani kendimize “özgü” olma durumumuzdur. Ne tür bir olma haline “özgü” olduğumuzu öğrenmeden bunu aşmaya kalkmak mümkün değildir.
Bir ralliciye özgü yetenekleri olan bir insan aşçı, dansçı olmaya özgü yetenekleri olan bir insan bankacı, şifacı olmaya özgü nitelikleri olan bir insan mühendis olmak durumunda kalırsa nasıl mutsuz olur ve ne yapsa bu mutsuzluğunu geçiremez, kendini ifade edemezse aynı şekilde biz de egomuzu gerçekleştiremeden kendimizi gerçekleştiremeyiz. Kendini gerçekleştiremeyen bir insanın kendini aşması çok güçtür.
Bu sebeple bırakın varsayımları ve ilk olarak egonuzu tanıyın. Onu gerçekleştirin. Onu aşmanın başka bir yolu olmadığını göreceksiniz.
——
Bir yolu başından sonuna yürümeye çalışmak, âşık olmaya benzer: Sevdiğinize ulaşmanızı engellemeye çalışan hiçbir şey sizin için gerçek bir engel değildir. Para, zaman, sağlık, kader, koşullar ve türlü türlü engelmiş gibi görünen tümsekler ve çukurlar gerçekte engel değil âşık olduğunu iddia eden bir şıpsevdinin bahaneleridir. İnsan aşık değilse eğer sevgili sadece sahip olunulacak bir haz nesnesi, ona ulaştıran yol ise çaba hak etmeyecek kadar zorludur. Eğer hedefinize ulaştıran yolda kalbinizi şüphe ile dolduran engeller görüyorsanız bunun tek bir anlamı vardır: âşık değil çapkınsınızdır.
Kalbini kaptırdığı şey ister bir insan, ister bir meslek, bir manevi yol ya da herhangi bir ideal olsun, âşığın tavrı o yolu, tüm zorluklarıyla kat etmek ve hedefine ulaşmaktır. Bir âşık için sevdiğine ulaşmak üzere çıktığı yolda başarısız olmak ve ölmek, elbette ki bir başka yolda başarılı olup güvenli bir hayat yaşamaktan daha anlamlıdır.
Fırtınada yanmaya çalışan bir mum alevi olduğunu anlayan her varlık, varoluştaki tek anlamlı çabanın, kalbini koyduğu bir yolu başından sonuna aşmak olduğunu bilir.

kAYNAK: İNDİGO DERGİSİ yAZAR: CEM ŞEN