Archive | 10 Ağustos 2017

Unutulmuş 23 Büyülü Kelime

0000000676794-1[1]

 

Lugat 365 projesi, hissikablelvuku, müşkülpesent gibi unutulmuş veya gençlerin duymadığı eski kelimeleri sosyal medya üzerinden paylaşan bir projeydi. Onların paylaştıkları kelimelerden bir seçkiyi Erol Akyavaş’ın resimleri ile birlikte hazırladık.

1. Dilemma: İkilem
“Her gülücük bir fiyasko, her iltifat bir asparagas, her hediye bir skandaldı… Yine de idare ediyordum. Yalnızsan yalanlar sana ilaç gibi gelir, iftiralar senin için bir terapidir. Dilara Dilemma ile aramızdaki aşk karşılıklı bir iftiradan ibaretti.” (Murat Menteş, Dublörün Dilemması)

2. Sergüzeşt: Serüven, macera
“Evet yeri gelmişken itiraf etmeliyim, sadece romantik değil, aynı zamanda iflah olmaz bir sergüzeştim ben. Belki bir romancı için gerekli bir ruh halidir bu sergüzeştlik ama hayat, her zaman hakikatin üzerinde yükselir.” (Ahmet Ümit, Elveda Güzel Vatanım)

3. Şikemperver: Yemeğe düşkün (Günümüzde kullanılan gurme yerine pekala geçebilir)
“Bu yokluk içinde Hacı Nazif Bey kül oldu gitti. Muhalifler galiba fazla ekûl (pisboğaz) fazla şikemperver adamlar, fakat rakıya düşkün adamlar değiller.” (Refik Halit Karay, Guguklu Saat)

4. Nazenin: Cilveli, nazlı
“Artık ona biraz daha dikkat ediyordum. Toplu bir başı, tatlı gözleri, pembe bir burnu vardı. Tamamıyla sarı idi ve ötesinde berisinde sarı tüylerinin daha koyuca, sanki tersine dönmüş de dalgaları vardı. Ve bütün halinde hayata yırtmaktan ziyade sevmek, fakat sevmekten evvel sevilmek için gelmişe benzer nazenin bir edanın baygınlıkları vardı.” (Halit Ziya Uşaklıgil, Zerrin’in Hikayesi (Aşka Dair))

5. Asude: Rahat, sakin
“Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.”
(Yahya Kemal Beyatlı, Rindlerin Ölümü)

6. Letafet: Güzellik, hoşluk
“Birlikte kafaları çekerlerken Mustafa onlara Fuzulî’den beyitler okuyor, Nedim’in içki düşkünlüğünden örnekler veriyordu: Meyhane mukassi görünür taşradan ammâ/Bir başka ferah başka başka letafet var içinde. Rakıdan başka bir de tiyatroya düşkün olmuştu. Hafta sonları arkadaşları mektepte harıl harıl çalışırken Mustafa, Darülbedayi’de Shakespeare’i seyrediyordu.” (Oğuz Atay, Bir Bilim Adamının Romanı)

7. Tahayyül: Hayalde canlandırma, imgeleme
“Hakikaten eskisi gibi miydi ya? Eskisi o kadar uzak, o kadar efsanevi bir alemdi ki; Behçet Bey orada, bu alemin her şeyi değiştiren ve güzelleştiren bü­yülü ışığı altında kendisini istediği gibi tahayyül edebilirdi.” (Ahmet Hamdi Tanpınar, Mahur Beste)

8. Sazende: Sazcı
“Sazendeler bütün maharetleriyle telleri titretirken kadın, erkek bu iki vücut tekmil zarafetleriyle, havada kıvrıla kıvrıla dönen nağmelerle aynı ahenkte kıvrılıyor, doğruluyor. Hafif ve parlak pabuçların, yemenilerin içindeki ayaklar ölçülü bir şiir düzgünlüğünde keçenin üstüne konup kalktıkça göze çimende oynaşan bir çift kelebeğin ahenktar tavırlarını hatırlatıyordu.” (Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Yarayı Kanatan öyküsü (Çağlayanlar))

 

9. Müteşekkir: Teşekkür borcu olan
“Ömrümde ilk defa düşündüğümün aksini söylemedim. Düşündüğümü söyleyecek kadar çirkin olduğuma zaman zaman müteşekkir oluyorum.” (Halide Edip Adıvar, Kalp Ağrısı)

10. Müteessir: Üzülmüş, üzüntülü
“Müteessir olmamak elde değil… Mamafih bendeniz o kadar yufka yürekli bir insan değilim… Bilhassa vazife başında… Yani bendenizi öyle zayıf, iradesiz, aciz, korkak bir insan olarak tanımamanızı rica ederim Müfettiş bey.” (Reşat Nuri Güntekin, İstiklal adlı tiyatro oyunu)

11. Munis: Cana yakın, uysal, uygun
“Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu”
(Murathan Mungan, Yalnız Bir Opera)

12. Tarumar: Dağınık, karışık, perişan
“Yolcu yollarda topraksız insanın
ve insansız toprağın feryadını duyar idi.
Ve yolların sonu kale kapısında kılıç şakırdar
köpüklü atlar kişner iken
çarşıda her lonca kesmiş kendi pirinden ümidi
tarumar idi
Velhasıl hünkar idi, timar idi, rüzgar idi
ahüzar idi.”
(Nazım Hikmet, Şeyh Bedrettin Destanı)

13. Terûtaze: Çok taze, körpe
“Kralına gönderilen çok kıymetli hediyelerle yüklü olan ve İspanya Tersanelerinden terûtaze çıkmış bulunan bir gemiyi Barbaros el çabukluğu marifet diyerek zaptediverirken gene Barbaros Palma Adası’nı basıyordu.” (Halikarnas Balıkçısı, Uluç Reis)

14. Nâmütenâhi: Sonsuz ucu bucağı olmayan
“Bütün bu fikirler arasında bir rakkas gibi kalbini, korku ve bezginlik ile ezen kendi mukayese-i hayatı daima tekerrür ediyor, bazen namütenahi bir kasvet ve melal, sonra acı bir korku ve telaş, her şeyin, bütün emellerin, ümitlerin, gençlik ve saadetin zalim bir inatla mutlaka elden kaçacağını, işte elan kaçmakta olduğunu, bir şey yapmak ihtimali olmaksızın artık hayatının bitmiş olduğuna karar vermek lazım geldiğini görerek zebun kalıyordu.” (Mehmet Rauf, Eylül)

“Aylardır bu saati, bu dakikayı intizâr ettim, size namütenahi hürmetime rağmen susmayacağım Neveser.” (Attila İlhan, Dersaadet’te Sabah Ezanları)

15. Mütenasip: Orantılı, oranlı uygun
“Genç kız ilk bakışta acayip bir tesir bırakıyordu. Beyaz bir yüzü, omuzlarına dökülen uzun saçlan, hafif tatlı esmer bir cildi, ince narin mütenasip bir vücudu vardı. Fakat gözleri çok tuhaftı. Donuk ela idiler. İnsan bunlara bakınca hiç bir şey anlayamıyor, fakat bunların manasız olduklarını da bir türlü kabul edemiyor, daha dikkatle bakıyor ve nihayet garip bir yorgunluk ve ürkeklik hissiyle başını çevirmeye mecbur oluyordu.” (Sabahattin Ali, Bir Hakikatın Hikayesi adlı yayımlanmamış öyküsü)

16. Temenni: Dileme, dilek
“Halbuki ben ne kadar saçma olursa olsun, yan yana bulunduğumuz zamanın durup kalmasını, asla bitmemesini temenni ediyorum.” (Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna)

17. Telakki: Anlayış, görüş, kabul etme
“Bir insanı diğerinden ayıran hususiyet nedir? Dış şartlar mı? Olamaz. Nedir o halde? Kazanç ve kayıp hakkındaki telakkisidir.” (Oğuz Atay, Tutunamayanlar)

18. Ehemmiyet: Önem
“Hiç kimsenin ne dediğine, ne diyeceğine zerre kadar ehemmiyet vermedim ve harekatımı herkesin arzusuna uydurmaya lüzum görmedim. Bütün bunlar birer fazilet değil midir?” (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kiralık Konak)

19. Dilhun: İçi kan ağlayan, büyük üzüntü içinde olan
“Onlar böylesi alçakça, canavarca bir ölüme layık insanlar değillerdi. Ali Safa Bey öyle candan, öyle güzel konuştu ki bu gece herkesi dilhun eyledi.” (Yaşar Kemal, İnce Memed)

20. Meftun: Tutkun, gönül vermiş, vurgun
“Prensesim,
Güzel gözlerinizden damlayan inci, okudukça beni meftun eden mektubunuza değil, adeta içimi yakan cehennem alevine damlayıp söndürdü ve sinemdeki yaralara deva oldu. O gül yaprağındaki şebnem misali inci ki; ay kadar güzel, ay kadar hüzünlü ve ay kadar yalnız.” (İhsan Oktay Anar, Yedinci Gün)

21. Vuslat: Kavuşma
“Gülmenin sonu ağlamaktır… Vuslatın sonu hicran… Yazın sonu hazan… İkbalin sonu zeval… Hayatın sonu ölüm!” (Ömer Seyfettin, Terakki)

22. Tecessüs: Belli etmeden kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma
“Nüzhet iki defa salondan çıktı, girdi ve ikisinde de gözleriyle beni dışarı çağırdığı halde yerimden kalkmadım. Tecessüs -hatta yeni başlayan bir sevgi- benim. Doktor Ragıb’ı Nüzhet’e tercih etmemle neticeleniyordu. Galiba, düşmana dosttan fazla bağlandığımız alaka noktası budur.” (Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

23. Diğerkam: Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan
“O sözcüğü ne zaman söylesem gözlerim yaşarır. Öylesine özlemişimdir; bir anı, bir vasiyet gibi diğerkam oğlum gibidir, oğlum değildir benbenci, tamahında değildir dünyanın, ne bana benzer, ne ablasına, belki bir meczuptur oğlum, bir ermiş kadar tamahsızdır.” (Leyla Eril, Eski Sevgili)

Kaynak

Lugat 365, Can Yayınları – Lugat 365, Bazı Kelimeler Çok Güzel

 

 

BU AĞAÇLARDAN HANGİSİ SİZİN KİŞİLİĞİNİZİ YANSITIYOR

Bu-ağaçlardan-hangisi-sizin-mükemmel-kişiliğinizi-yansıtıyor-test[1]

 

İşte size eğlenceli bir kişilik testi… Bu ağaçlar arasından, altında oturmayı, uyumayı, piknik yapmayı ya da yakınlarında yaşamayı isteyebileceğiniz bir ağacı seçin. Sizi ilk anda kendine çeken ağacı seçin ve bakın size kişiliğinizin en iyi tarafları hakkında neler söylüyor…  Eğer birden fazla ağaç arasında kaldıysanız ikisini de okuyun. Ağaçlardan hangisini seçerseniz seçin kendinizin en mükemmel haliyle karşılaşıyorsunuz. Seçtiğiniz ağaç sizi fazlasıyla takdir ediyor. Hayatınız boyunca yeterince eleştirilmediniz mi? Test sonucunuzu okuduğunuzda belki de “bu ben değilim” diyeceksiniz. Ya şu ana kadar size çevrenizin söylediği kişiden ibaret değilseniz? Bu eğlenceli kişilik testini yaptıktan sonra seçtiğiniz ağaç tarafından takdir edilmek hoşunuza gittiyse bu testi sevdiklerinizle de paylaşın…

 

1. Cömert ve ahlaklı bir insansınız. Kendinizi sürekli geliştirmeye çalışıyorsunuz. Başarma isteğiyle dolusunuz ve oldukça yüksek standartlara sahipsiniz. İnsanlar sizinle iletişim kurmakta zorlanıyor olabilirler fakat sizin için olduğunuz insan olmak kolay değildir. Çok çalışkansınız. Dünyanın daha iyi bir yer olması için çalışıyorsunuz. İnsanları sevme konusunda büyük bir kapasiteniz var; ta ki sizi incitene kadar. Ama onlar bunu yapsalar bile siz sevmeye devam edersiniz. Bütün bunlara rağmen sizi hak ettiğiniz ölçüde takdir eden çok az insan var.

2. Eğlenceli ve dürüst bir insansınız. Sorumluluk sahibisiniz ve çevrenizdekileri önemsiyorsunuz. İş hayatında dürüstlüğe çok önem veriyor ve pek çok sorumluluk alıyorsunuz. Çok iyi bir kişiliğiniz var, bu da insanların size kolaylıkla güvenmesini sağlıyor. Parlak, esprili ve kıvrak bir zekaya sahipsiniz. Her zaman anlatacak bir hikayeniz var.

3. Akıllı ve düşünceli bir insansınız. Büyük bir düşünürsünüz. Düşünceleriniz ve idealleriniz hayattaki en önemli şeylerdir. Teorileriniz hakkında düşünmekten ve tek başınıza onları gözden geçirmekten çok hoşlanıyorsunuz. Ahlak üzerine sık sık düşünüyorsunuz. Toplum sizinle aynı fikirde olmasa bile doğru olan neyse onu yapmaya çalışıyorsunuz. Hayata biraz da eğlenceli tarafından baksanız nasıl olur?

4. Anlama kabiliyeti yüksek, filozof ruhlu bir insansınız.Kendi türünün son örneği denebilecek nadir ruhlardansınız. Etrafınızda size benzer bir insan bulmanız çok zor. Hassas ruhlu ve biraz da acayipsiniz. Sık sık yanlış anlaşılıyorsunuz ve bu sizi incitiyor. Mahremiyete ihtiyacınız var. Yaratıcılığınızın gelişmesi gerekiyor, bu da diğerlerinin saygı duyması gereken bir şey. Hayatın aydınlık ve karanlık yanlarını net bir şekilde görebiliyorsunuz. Çok duygusalsınız.

5. Özgüvenli ve sorumluluk sahibisiniz. Özgürlüğünüze çok düşkünsünüz. Hayat prensibiniz “Her zaman kendi bildiğim yoldan giderim”dir. Sevdikleriniz ve kendiniz için nasıl güçlü kalmanız gerektiğini iyi biliyorsunuz. Hayatta ne istediğinizi biliyor ve rüyalarınızın peşinden gitmekten çekinmiyorsunuz. İnsanlardan tek beklediğiniz dürüstlük. Çünkü gerçeği kabul edecek kadar güçlüsünüz.

6. Nazik ve duygulu bir insansınız. İnsanlarla ilişkileriniz çok iyi. Pek çok arkadaşınız var ve onlara yardım etmekten büyük keyif alıyorsunuz. İnsanlar yakınınızdayken kendilerini iyi hissetmelerine neden olan parlak ve sıcak bir auranız var. Her gün kendinizi daha fazla nasıl geliştireceğinize odaklanıyorsunuz. İlginç, eşsiz ve sezgisel olmak istiyorsunuz. Dünyada herkesten çok sizin sevgiye ihtiyacınız var. Sizi sevmeyenleri bile sevmeye hazırsınız.

7. Mutlu ve soğukkanlısınız. Çok duyarlı ve anlayışlı bir insansınız. İyi bir dinleyicisiniz ve insanları yargılamadan dinleyebiliyorsunuz. Herkesin kendi hayatını yaşaması gerektiğine inanıyorsunuz. Yeni insanlara ve yeni olaylara açıksınız. Strese oldukça dayanıklısınız ve nadiren üzülüyorsunuz. Normal olarak oldukça sakin bir insansınız. İyi vakit geçirmeyi biliyor ve yoldan çıkmıyorsunuz.

8. Etkileyici ve enerjik bir insansınız. İnsanları nasıl güldüreceğinizi biliyorsunuz. Evrenle uyum içinde bir hayatınız var. Spontan ve coşkulu bir kişiliğiniz var. Maceraya asla hayır demezsiniz. İnsanları sık sık şaşırtıyor hatta şoke ediyorsunuz. Neyseniz osunuz. Kendinize daima dürüstsünüz. Pek çok ilgi alanınız var ve bir şey ilginizi çekerse o alanda uzmanlaşana kadar rahat etmezsiniz.

9. İyimser ve şanslı bir insansınız. Yaşamın bir armağan olduğuna inanıyorsunuz ve mümkün olduğunca o armağanı en iyi şekilde kullanmaya çalışıyorsunuz. Başarılarınızla gurur duyuyorsunuz. Hayata çok sağlıklı bir yaklaşımınız var. Bardağın yarısı sizin için her zaman dolu. Affetmek, öğrenmek ve büyümek için her fırsatı kullanıyorsunuz. Çünkü hayatın çok kısa olduğuna inanıyorsunuz.

Kaynak: http://www.mordenl.tumblr.com

SENEM YURTTAKALAN

 

Hayatının Kıymetini Bilen İnsanların Asla Vazgeçmediği 8 Şey

ab-ihayat[1]

 

1.Hayal kurmaktan vazgeçmemek. Hayalleri olmayan bir insan hayatın keyfini çıkaramaz.

2.”Seni seviyorum” demek. Sevdiğin insanlara onları sevdiğini her gün bir şekilde hatırlat. O an bilemezsin ama belki de onun günü seni bir cümlenle çok iyi geçecek.

3.Keşfetmek. Dünyamız kocaman. En güvenli yer evin belki. Dünya da bizim evimiz.

4.Kendinden şikayet etmeyi bir kenara bırakmak. Sen de saygı gösterdiğin insanlar gibi insansın ve senin de saygı görmeye, sevilmeye ihtiyacın var. Bedenine, ruhuna saygısızlık etme. Sen kendini düşünmeyip başkalarının seni düşünmesini bekliyorsan eğer, hiçbir zaman mutlu olamayacaksın.

 

5.Yardım etmek, elinden geldiğince. Karşılığını hiç alamazsın belki, ama geriye dönüp baktığında geçmişinden memnun bir insan olursun. Mesela çorbada senin de tuzun olsun. Evsiz, yersiz, yurtsuz o kadar çok insan var ki senin yardım elini bekleyen. Sokakta yaşayan, evsiz insanlarla birebir tanışabilmek için çorba dağıtımına katılabileceğin, çorba için malzeme gönderebileceğin, zamanın yoksa da bağış yapabileceğin gönüllülerden oluşan bir dernek olan “Çorbada Tuzun Olsun Derneği”nde sen de gönüllülerle bir araya gel, sen de yardım et. O gülümsemeyi gördüğünde yardım etmenin karşılığını aldığını alacağına eminim. Daha fazla bilgi almak isterseniz Facebook sayfası size yardımcı olabilir: Çorbada Tuzun Olsun Derneği

6.İnanmaktan vazgeçmemek. Birkaç insan hayal kırıklığı olacaktır hayatında. Bazen hiçbir mantık aramak istemezsin sadece inanmak iyi gelir. Güzel şeylerin olacağına inan. Nasılsa bir sürü kötü günümüz var yaşanacak. Gerçekten bunlar başına geldiğinde üzülmek için nedenlerin zaten olacak. Anı mutlu yaşamaya bak.

7.Kendine güvenmek. Güçlü bir benlik, güven duygusu nereye gitmek istiyorsan seni taşıyacak olan tek şeydir.

8.Öğrenmek ve daha çok öğrenmek! Okumak, araştırmak ve en önemlisi ne kadar bilgili olursan ol hiç bir zaman “ben oldum” dememek. Gelmiş geçmiş en zeki insanlardan biri olarak kabul gören Einstein durumu şöyle özetliyor, “Öğrenmeyi bıraktığında, ölmeye başlarsın.” Upuzun bir ömür dileğiyle…