Şartlar ve olaylar kim oldugumuzu etkilemis olabilir.Ama ne oldugumuzdan kendimiz sorumluyuz.

ruzgar-enerji[1]

 

 

 

Yillar sonra ogrendim ki…
Ogrendim ki…
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsiniz.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karsi tarafa birakirsiniz.

Ogrendim ki…
Guveni gelistirmek yillar aliyor,
Yikmak bir dakika.

ogrendim ki…
Hayatinda nelere sahip oldugun degil
Kiminle oldugun onemli.

Ogrendim ki…
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mumkun
Ama sonrasi icin bir seyler bilmek gerek.

Ogrendim ki…
Kendini en iyilerle kiyaslamak degil
Kendi en iyinle kiyaslamak sonuc getirir.

Ogrendim ki…
Insanlarin basina ne geldigi degil
O durumda ne yaptiklari onemli.

Ogrendim ki…
Ne kadar kucuk dilimlersen dilimle
Her isin iki yuzu var.

Ogrendim ki…
Olmak istedigim insan olabilmem
Cok vakit aliyor.

Ogrendim ki…
Karsilik vermek
Dusunmekten cok daha basit.

Ogrendim ki…
Butun sevdiklerinle iyi ayrilman gerek
Hangisi son gorusme olacak bilemiyorsun.

Ogrendim ki…
‘Bittim’ dedigin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha cok var.

Ogrendim ki…
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatini kontrol eder.

Ogrendim ki…
Kahraman dedigimiz insanlar
Bir sey yapilmasi gerektiginde
Yapilmasi gerekeni
Sartlar ne olursa olsun yapanlar.

Ogrendim ki…
Affetmeyi ogrenmek deneyerek oluyor.

Ogrendim ki…
Bazi insanlar sizi cok seviyor
Ama bunu nasil gosterecegini bilemiyor.

Ogrendim ki…
Ne kadar ilgi ve ihtimam gosterseniz
Bazilari hic karsilik vermiyor.

Ogrendim ki…
Para ucuz bir basari.

Ogrendim ki…
En iyi arkadasla sikici an olmaz.

Ogrendim ki…
Dustugun anda seni tekmeleyecegini dusunduklerinden bazilari
Kaldirmak icin elini uzatir.

Ogrendim ki…
Iki insan ayni seye bakip
Tamamen farkli seyler gorebilir.

Ogrendim ki…
Asik olmanin ve aski yasamanin cok cesidi vardir.

Ogrendim ki…
He sartta kendisiyle durust kalanlar
Daha uzun yol yuruyor.’

Ogrendim ki…
Hic tanimadigin insanlar,
iki saat icinde,
senin hayatini degistirir.

Ogrendim ki…
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatir.

Ogrendim ki…
Duvarda asili diplomalar
Insani insan yapmaya yetmez.

Ogrendim ki…
Ask kelimesi ne kadar cok kullanilirsa, anlam yuku o kadar azalir.

Ogrendim ki…
Karsindakini kirmamak ve inanclarini savunmak arasinda cizginin
nereden gectigini bulmak zor.

Ogrendim ki…
Gercek arkadaslar arasina mesafe girmez.
Gercek asklarin da!

Ogrendim ki…
Tecrubenin kac yasgunu partisi yasadiginizla ilgisi yok,
Ne tur deneyimler yasadiginizla var.

Ogrendim ki…
Aile hep insanin yaninda olmuyor.
Akrabaniz olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve guven ogrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik degil.

Ogrendim ki…
Ne kadar yakin olursa olsunlar
En iyi arkadaslar da ara sira uzebilir.
Onlari affetmek gerekir.

Ogrendim ki…
Bazen baskalarini affetmek yetmiyor.
Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Ogrendim ki…
Yureginiz ne kadar kan aglarsa aglasin
Dunya sizin icin donmesini durdurmuyor.

Ogrendim ki…
Sartlar ve olaylar,
Kim oldugumuzu etkilemis olabilir.
Ama ne oldugumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Ogrendim ki…
Iki kisi munakasa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamina gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamina gelmez.

Ogrendim ki…
Her problem kendi icinde bir firsat saklar.
Ve problem, firsatin yaninda cuce kalir.

Ogrendim ki…
Sevgiyi cabuk kaybediyorsun, pismanligin uzun yillar suruyor.

Ataol Behramoğlu

İstediğim gibi olmak istiyorum çılgınlık perdesinin ardında.

Frida Kahlo painting

 

İstediğim gibi olmak istiyorum çılgınlık perdesinin ardında.

Bütün gün çiçeklerle ilgileneceğim; acıyı, aşkı ve şefkati resmedeceğim, başkalarının aptallıklarına yürekten güleceğim, herkes benim için -Zavallı çıldırdı- diyecek (özellikle de kendime güleceğim).

Öyle bir dünya kuracağım ki, ben yaşadığım sürece, bütün dünyalarla uyum içinde olacak. Yaşayacağım gün, saat ya da dakika hem bana hem de herkese ait olacak. Kimse kimseden ayrılamaz. Kimse kendisi için mücadele etmez. Her şey her şeydir ve tektir.

Endişe ve acı, haz ve ölüm. Bunların tümü var olmak için bir süreçten başka bir şey değil. Aşk, çocuk. Bilim. Yaşarken karşı koyma istemi, sağlıklı neşe. Sonsuz minnettarlık.

Ellerindeki gözler ve bakışlardaki dokunma. Meyvenin temizliği ve yumuşaklığı. İnsan yapısının temeli olan koca omurga kemiği. Göreceğiz, öğreneceğiz. Hep yeni bir şeyler vardır.

Ve bunlar, hala yaşayan eski şeylerle bağlantılıdır.

Frida Kahlo

Kaderini sev […] belki seninki en iyisidir.

kiy210616-1280x722[1]

 

Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
“Ol” der Tanrı. Güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. “Ol” der Tanrı. Bulut olur.
Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur.
Rüzgâr olmak ister bu kez. Ona da “Ol” der Tanrı.
Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Her şey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Oradan eser buradan eser, kaya bana mısın demez!
Bildiniz ! […] Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı…
ama sırtında bir acı ile uyanır….
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır..

Kaderini sev […] belki seninki en iyisidir.

Nietzsche – “ Amor Fati ”

kaynak:kurumsalitibaryonetimi.com

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sarı Pancurlu Evin Hikayesi… Günün Fotosu…31/07/2016

IMG_1572

Şehrin gürültüsünden sıkılmış nereye gideceğim dediği günlerdeydi…

Dünya haritasını önüne açıyor içinden- nereye taşınmalıyım- diye soruyor gözlerini kapatıyor ve parmağını rastgele haritaya indirip gözlerini heyecan ve merakla açıp, neresinin çıktığına bakıyordu.. Fakat bu falların hiçbirinde kafasına yatan bir yer isabet etmiyordu…

Bir gün Murat Gülsoy’un kitabını almış kafede açık çayını içerken yan masada oturanların konuşmalarına kulak kabarttı. Masadakiler Egedeki küçük bir köyden bahsediyorlardı.

Köyün havasının, suyunun, insanlarının ne kadar güzel olduğundan oraya yerleşmenin ne kadar keyifli olacağından bahsediyorlardı.

Bizimki daha çayını bitirmeden masadan kalktı, köydeki son evi diğerlerine kaptırmaktan korkar gibi koşa koşa evine gitti. Bilgisayarını açtı ve köyü incelemeye başladı. Evet işte bu dedi…Bundan sonra burada yaşamak istiyorum dedi. Köydeki satılık ev ilanlarına bakarken, yukardaki sarı mavi beyaz geometrik desenli seramiklerle çerçevelenmiş evi gördü ve vuruldu. Bu ev onun olmalıydı…

Fotoya bakıp uydurduğum bu öykünün devamı pek yakında:)))Umarım beğenmişsinizdir…

Anette İnselberg

 

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.

images[9]

 

Kızılderili şefleri trenle NewYork’a getirildi.
Bir heyet kendilerini karşıladı.
Konuklara toplantı öncesi kenti gezdiriyorlardı.
Sokaklardaki insan seli, arabaların, iş makinelerinin gürültüsü kızılderilileri şaşırtmıştı..
Birara Oglala Lakhotaları’nın şefi ve şamanı Heȟáka Sápa-Karageyik bir Ağustos böceğinin şarkısını duyduğunu söyledi.
Diğer reisler onayladı ama beyaz adamlar inanmadı.
Kentte Ağustos böceğinin olmayacağını, olsa bile bu gürültüde duyulamayacağı söylediler.

Karageyik ısrar etti.
Arabayı durdurdu.
İndi, ilerideki parka gitti ve bir ağaçta Ağustos böceğini gördü.

Amerikalılar şaşırmıştı..
“Olamaz” dediler, “Sende doğaüstü güçler var.”
“Hayır” dedi Karageyik,
“Ağustos böceğini duymak için doğaüstü güce ihtiyaç yok.”
“O zaman biz niye duymadık?” dediler.
Kara Geyik cebinden metal bir 50 sent çıkardı, kaldırımda yürüyen insanların arasına yuvarladı.
Bir anda herkes “Acaba benden mi düştü?” diye paraya bakmaya başladı.
Karageyik yanındakilere sordu:
“Anladınız mı?”
“Anlamadık” dediler.

Anlattı;
“Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.
Siz doğaya değer verseydiniz, Ağustos böceğinin şarkısını duyardınız.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Göbeklitepede Yapılan Keşifler Dünya Tarihini Yeniden Yazmayı Zorunlu Kılıyor…

sklarov-rus-arkeolog-15-bin-yil-once-turkiye-topraklarinda-nukleer-savas-ileri-yuksek-teknoloji-cagi-yasaniyordu-gobekli-tepenin-sirlari.[1]

 

Çok yakında dünya tarihi yeniden yazılacak ve bu yeni tarihin hareket noktası şu an Türkiye sınırları içinde bulunan topraklar olacak.

Göbekli Tepe kazılarında meydana çıkan ve tarihin yeniden yazılmasını zorunlu kılan gerçekler…

Ünlü Rus arkeolog ve araştırmacı Sklarov, günün birinde dünya tarihi yeniden yazılmaya başlarsa Türkiye topraklarının bu yeni tarih için bir hareket noktası olacağını söyledi ve ekledi:

“Geçen ağustos ayında Tükiye’ye gittiğimizde Hattuşaş kazı bölgesini ziyaret ettik.Anladığımız kadarıyla orada İngiliz arkeologlar çalışıyor çanak çömlek arıyor. Çevreye bakınırken bizi bile inanılmaz şaşırtan bir keşif yaptık. Mısır’daki piramitler bile Hattuşaş’ta bulduğumuzun yanında gölgede kalıyor.

Yerden çıkıntı biçimindeki monolit granit taşların mekanik usulle kesildiğini gösteren izi bulduk. Binlerce yıl önce bu izi bırakan Yuvarlak Abraziv Disk neden yapılmışsa , sert taşı tereyağı gibi kesmiş ve bu günümüzde dahi taklit edilemez. Çünkü dünya genelinde böyle bir disk mevcut değildir…”

Sklarov resmi tarihe göre Şanlıurfaya 20 km uzaklıktaki Göbeklitepe’nin M.Ö 11. Yüzyılda cilalı taş devri olarak uygun görülen bir zaman diliminde kurulduğunu hatırlatıp gülüyor ve şöyle diyor :

’Uzman olmaya gerek bile yok… 65 milyon yıl önce yok olan dinozor resimlerinin, 13 bin yıl önce ilkel taş devri kabileleri tarafından inşa edilmiş olduğu iddia edilen yapının içinde ne işi var? Taş devri insanı yerin yüzeyinde dinazor iskeleti buldu diyelim, o iskelet dokuyla donatıldığında ortaya böyle bir şekil çıkacağını nereden ve nasıl biliyordu. Tapınak duvarlarında gördüğümüz hayvan resimlerinin ördek olmadığı kesin. Hatta burasını asıl inşa eden ve kullanan ev sahiplerinden sonra ikinci bir Kültür toplumu, tıpkı Mısır piramitleri örneğinde olduğu gibi farklı amaçla burayı kullanmış. Sütunlardan birinin temelinde dış bir etkenle kopan iki dinozorun kafaları daha sonra çok daha ilkel bir teknolojiyle taş taşa sürterek onarılmak istenmiş.”

Sklarov ile iki saat kadar devam eden söyleşi sonunda şunu soruyor basın mensubları :

‘Peki sizin varsayımınıza göre 10-20 bin yıl önce dünyamızda kimler vardı?’

Sklarov şöyle cevaplıyor :

‘Emin olduğum tek şey tüm bu yapıların şimdiki insanın eliyle yapılmadığı. Asıl ev sahipleri uzaydan mı geldi yoksa bilinen zamanlar öncesinde dünyamızda gelişen bir önceki uygarlık tarafından mı yapıldı sorusunun yanıtı bende yok… Sadece %50’den fazla olasılıkla bundan yaklaşık 15-17 bin yıl önce dünyamızda o eski uygarlıklar neyse aralarında ‘Tanrılar Savaşı’ adını verdiğim bir ihtilaf yaşandığı kesin.Böyle bir savaşın izlerine Peru ,Bolivya ,Arjantin ve Türkiye’deki antik yerleşim bölgelerinde rastlamak mümkün… Ancak %100 emin olduğum bir şey var o da tarihin yeniden yazılması gerektiği…

Kaynak: space explorer

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Herkesi sev; yaşamına iyi kötü bir anlam kattığı için..

aaa

Üzülme ve kızma hiç kimseye

Yaptıklarından dolayı…

Aksine teşekkür et ihanet edenlere; sadakati öğrettikleri için…

Minnet duy yalancılara; doğrunun farkına varmanı sağladıkları için…

Mutsuz edenlere dua et mutluluğu daha derin hissettirdikleri için..

Herkesi sev; yaşamına iyi kötü bir anlam kattığı için..

Hayat bu yüzden daha güzel, siyahla beyazı farkettirdiği için…!

Mevlana

Kosta Rika’dan özgürlük sesleri: Hayvanat bahçeleri kapanıyor

Bulunduğumuz yılın ilk gününden bu yana enerji ihtiyacının tamamını temiz enerjiden karşılayan, avcılığı yasaklayan ve uzun yıllar önce askeri kurumlarını kaldıran Kosta Rika, hayvanat bahçelerinin kapatılacağını duyurarak bir ilke daha imza atıyor.

Yıllardır hayvan savunuculuğu yapan toplulukların hayvanat bahçeleri için söylediği tek bir söz vardır, o da “hapishane”. Hayvanların insanların keyfi sebeplerinden kaynaklı kafesler ardında bir yaşam sürmesine mahkum edilmesi. Hayvanlar tarafından olaya bakıldığında tüm ömürlerinin özgürlükten yoksun, küçücük alanlara mahkum geçmesinden ibaret. Tüm bunların farkına varan bir ülke var artık; Kosta Rika. Daha önceleri ordusunu lav ederek ödeneğini ekoturizme ayıran ve spor amaçlı avcılığı yasaklayan Kosta Rika bir ilke daha imza atıyor. Kosta Rika Devleti tüm hayvanat bahçelerinin kapatılacağını duyurdu.

Hayvanat Bahçeleri Kosta Rika 2

Biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olan Kosta Rika, dünyada bilenen türlerin yüzde 4’üne ev sahipliği etmekte. Ekolojiye verdiği değer ve hayvanlara olan hassasiyetiyle dünya ülkelerinin çok ilerisinde bir profil çiziyor. Bir ordusu yok. Askeri ödenekler ekolojik turizme aktarılmış durumda. Spor amaçlı avcılık da yasaklar listesinde bulunuyor. Bunların yanı sıra hayvanlara özgürlük tanımak için yeni adımlara imza atacaklarını da belirtiyorlar ve bunun için ilk adım olarak hayvanat bahçelerini (hapishanelerini) kapatarak işe başlamış durumdalar.

Kosta Rika Çevre Bakanı Rene Castro yaptığı açıklamada; “Kafesler ve yapay hayattan kurtararak hayvanları biyoçeşitliliğe katmayı planlamaktayız. Biyoçeşitliliği artırmak için doğal birçok botanik park yapmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Hayvanat Bahçeleri Kosta Rika 3

Siz de bir adım atın ve zihninizdeki kafesleri kırın!

Alınan karara rağmen ülkede mevcut olan anlaşmalı iki hayvanat bahçesinin bu karar dışında kalacağını belirten yetkililer, 10 yıl gibi bir süreçte bu iki hayvanat bahçesinin de kapatılacağını belirtti. Bunun yanı sıra ilgili hayvanat bahçelerindeki mahkum canlıların doğal yaşama ayak uydurabilmesi ve habitatlarına geri dönebilmeleri adına bir doğal yaşam parkı üzerinde çalıştıklarını da sözlerine ekledi. Bugüne kadar esaret altında yaşamlarını sürmüş hayvanların gerçek doğaya alışma süreçlerini yakından takip ederek sonunda özgürlüklerine kavuşabilmelerini sağlayacaklarını da dile getirdiler.

Bu adımın tüm dünyadaki diğer ülkelere hayvan özgürlüğü adına örnek teşkil edeceğini umut ediyoruz. Hayvanların hisli varlıklar ve kendi yaşam alanlarına ait canlılar olduğunu yıllardır dile getiriyoruz. Keyif amaçlı hiçbir canlının parmaklıklar ardında bir ömür geçirmesini istemeye hakkımız yok. Hayvan hapishaneleri hayvan sevgisi aşılanacak yerler olmadı, olmayacaklar. Siz de bir adım atın ve zihninizdeki kafesleri kırın! Sonrasında hayvanat bahçelerine gitmek zaten istemeyeceksiniz

kaynak: gaia dergi

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »