35 YAŞINDA BEKAR KADIN OLMAK

duygularin-ifade-edilmesinde-ciceklerin-yeri1[1]

20 gün sonra 36 yaşına girecek bir ablanız olarak kabul edin sözlerimi.

Ben hayatı tersinden yaşadım…

18 yaşıma basana kadar barlara girmeye çalışıp, reşit olduğum gün duruldum…

19 yaşımda beraber yaşamaya başladığım adamla 21 yaşımda evlendim…

22 yaşımda anne oldum, 24 yaşımda ikinci çocuğum oldu…

ikinci çocuğumu emzirirken üniversiteye döndüm…

okudum, çalıştım, çocuklarımla ilgilendim…

30 yaşıma gelip yurt dışında burs kazandığımda, 1 yıllığına çocukları anneme emanet edip gittim…

Döndükten bir süre sonra da boşandım…

En çok bana veriyorlardı bu mesajı: Boşandın, hayatın bitti, orta yaşlısın artık, iki çocuğun var diye…

Ben de bu durumu kanıksamaya başlamıştım artık…

Ne de olsa artık genç değildim…

Bundan dolayı normalde özgüvenim yüksek olsa da hayatımdaki kişiyi memnun etmek için saçma sapan şeyler yaptım…

Şubat ayının sonunda birden bir aydınlanma yaşadım…

Karşımdaki adam kaşımdan gözüme, kılığımdan kıyafetime, saçımdan makyajıma kadar her şeyimi eleştiriyordu…

incir çekirdeğini doldurmayacak bir “Ben kıvırcık saç sevmiyorum, o saçların hep toplu olacak!” tartışmasından sonra banyoya gittim…

Aynaya baktım ve “ne yapıyorum ben?” diye sordum kendime…

Bütün hayatını kendi dilediği gibi yaşamış, hep seven ve sevilen biri olmuştum…

Aynanın karşısındaki kişi ise ben değildim artık…

Yalnız kalmaktan korktuğu için sürekli taviz veren bir kadın vardı karşımda ve ben o kadından hiç hoşlanmadım…

O aynanın karşısında saçlarımı kökünden kazıdım…

O “ne yaptın sen!!!” diye bağırırken adamın karşısına geçip eline saçlarımı verdim ve dedim ki “ister fön çek topla, ister kıçına sok bunları, hadi hoşçakal!”

Sonrasında pişman olur muyum acaba diye düşünmüştüm ama açıkçası şu güne kadar herhangi bir pişmanlık yaşamadım…

36’ya merdiven dayamış, kocaman çocukları, 1,5 metrelik boyu, subay traşı saçları olan bir kadının bile her gün bir şekilde iltifat alabileceğini gördüm…

KiMSEYE MECBUR DEĞiLiZ HEMŞiRELERiM.

Hayatımız bitiyor falan değil…

Özgüveninizi zedelemeye çalışan kara propagandalara aldanmayın…

Biz kendimizi sevip beğenince başkalarının da beğeneceğini unutmayın…

Özgüveninizi sağlam tutun, yürüyüşünüz bile değişir…

30 yaşında kadın genç kızlıktan kadınlığa daha yeni terfi etmiştir…

kendini keşfetme sürecinin en başındadır…

iyi insanlara karşı iyi ve mütevazi olurken, egosunu zedelemeye çalışan terbiyesizlere karşı da “bastığım toprağı, soluduğum havayı şereflendiriyorum!” mesajını vermelidir…

Ayrıca “30 yaşına gelmiş kadın çok rerörerö!!” diyen adamların hiçbiri bir biscolata erkeği değil, lütfen bunu unutmayın…

Çoğu benim bakkal hüseyin efendi’ye benziyor…

– Ne yaptın hocam sen ya? yakışıyor mu hiç bu yaşta?

“Bayan” dediğin uzun saçlı olur…

+ baymayan olmaya karar verdim…

Not:Alıntıdır.

LEYDİ GODİVA’NIN HİKAYESİ

13423805_10209605868088742_8475720166416461861_n[1]
11. Yüzyıl’da İngiltere’nin Coventry Şehri’nin lordu, Leofrei halkı ağır vergilere bağlamış, halk yoksulluk içinde yaşamaktadır. Lord Leofrei’nin eşi, güzelliğiyle ünlü Leydi Godiva, halkın bu durumuna çok üzüldüğünden, sürekli kocasına vergileri hafifletmesi için yalvarır. Godiva’nın bu baskılarından bıkan lord en son kızıp Godiva’ya, çırılçıplak soyunup bir atın üzerinde bütün şehri dolaşması koşuluyla vergileri kaldıracağını söyler. 11. Yüzyıl İngilteresinde çırılçıplak dolaşmanın bir Leydi için nasıl imkansız bir şey olduğunu her kes tahmin edebilir sanırım. Zaten kocası da vergileri kaldırmasının o derece imkansız olduğunu vurgulamak için böyle bir şey söylemiştir. Ertesi gün Godiva çırılçıplak soyunarak bir atın sırtında şehri dolaşmaya başlar. Durumdan haberdar olan halk Godiva’ya bakmaz, evlere kapanır, dükkanları kapatır, sokakta kalanlar Godiva geçerken eğilir. İşte değişik dönemlerde sanatın konusu olmuş Godiva budur. Tarihte “ekmek yoksa pasta yesinler” diyen Fransa Kraliçesi “Marie Antoinette”nin yanında Godiva gibi Leydiler de olmuşlardır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kandırdın Beni Alçak Adam…

63ba852339362ecadb2b4521cb02bfaa[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Seminerler vermeye nasıl başladım? Kısacık anlatıyorum…

329998_105638399549151_1893487578_o[1]

 

Dr. Anette İnselberg/ Reiki Master

Bana sunulan klasik yolda eğitimimi doktoraya kadar ilerlettim, finans sektöründe uzun yıllar çalışıp yetkili olmayı başardım. Ailem, çevrem herkes benden ve ilerlediğim bu yoldan çok memnundu. Fakat bir sorun vardı ben memnun değildim…
İşi bırakmak istiyordum cesaret edemiyordum bocalamayla geçen bir kaç seneden sonra kurumsal kariyeri bırakıp, kendimi bulmak için gezip dolaşmaya başladım, (ne kadar uzağa gidersem-küba, ya kadar uzandım :- sanki o kadar ruhumun içine iniyordum) Datça’da bir çiftlikte yaşadım.

Tüm gezilerimi ve çiftlikte yaşadıklarımı anlatmak istedim  ve bloğum zamazingo’yu açtım (anetteinselberg.com). Ayrıca blogta kendimi ve ruhumu tedavi etmek için yazılar yazmaya ve beğendiğim kişilerden alıntılar yapmaya da başladım.

Tabi blog güzeldi ama yetmiyordu çalışmak üretmek lazım dedim uluslararası kalite yönetimi masterım olduğu için  değişik sektörlerdeki firmalara İSO9001 sistemi kurmaya başladım. Fakat  bir süre sonra o da beni sıktı ve kendimi karadenize attım. Yeşilin bin tonunda dinlendim, istanbula döndüm  Türk sanat müziği korosuna katıldım, yelken öğrendim yelken yarışlarına katıldım. Yani anlayacağınız yine anılar biriktirmeye ve son hız bunları bloğa aktarmaya devam ettim.

Bu arada bir yığın kişisel gelişim kursuna da gidiyordum. Ama anladım ki çok kursa gitmek kafa karışıklığına yol açıyordu. Ben de kendi içimde bir sadeleşme dönemi geçirdikten sonra işime yarayan ve uyguladığım çalışmaların eğitmeni olmaya karar verdim.
Bir çok insanın ruhuna dokundum, bir çok insan da bana dokundu. Hep beraber birbirimizi iyileştirmeye devam ediyoruz. Hayat ne yaşarsan yaşa çok güzel. Unutulmaması gereken tek şey de bu bence…
Sağlıcakla,
Anette İnselberg.
Verdiğim seminerler:
Access Bar
Reiki 1-2-3
Heal Your Life- Louse L.Hay
Nefesle ve Meditasyonla Mandala
Geçmişin Yüklerini Bırakma (İçerğini kendim oluşturdum)
YENİ SEZONDA HEPİNİZİ BEKLİYORUM EFEM))

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

MUTLU OLABİLMEK İÇİN, BEYNİ YORAN TAMAMLANMAMIŞ DUYGULARI TAMAMLAYALIM.

10632743_471630526366575_5826155301752484726_n[1]

 
Gestalt yaklaşımına göre, insanlar farklı nesneleri birbirinden bağımsız olarak algılamazlar, aksine anlamlı bir bütün halinde organize ederek algılarlar.
Örneğin; aşağıdaki şekle baktığımızda bunları noktalar olarak değil, ilkini, üçgen ikincisini ise, kare olarak algıladığınızı fark edeceksiniz.

İnsan beyni eksik olan şeyleri tamamlama eğilimindedir.
Mutsuzluğumuzun asıl nedeni beynimizin yoran TAMAMLANMAMIŞ İŞLERDİR.
Bizim için önemli kişilerle yaşadığımız çatışmalar acı, üzüntü, kızgınlık, öfke, …gibi duygular hissetmemize yol açabilirler.
Küserek, hem kendimizi, hem de diğer kişinin duygu ve düşüncelerini ifade etmelerini engelleriz ve aramızda tamamlanmamış bir şeylerin kalmasına yol açarız..
Küsmek, kişinin diğerinden bazı beklentileri olduğuna ve bu beklentilerin karşılanmak üzere bekletildiğine işaret eder. Dolayısıyla küsmek,tamamlanmamış işlere verilebilecek en iyi örneklerden biridir.
Mutlu olmak için çatışma durumlarında küsmek yerine duyguların uygun bir biçimde ifade edilmesi tercih edilmelidir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »