Abidin Dino ile 18 Maddede Mutluluğun Resmi  

 

Abidin Dino’yu tanımlamak oldukça zor. Çok yönlü bir sanatçı; ressam, yazar, karikatürist ve yönetmen. Bu sıfatlarının arasına belki ‘âşık’ı da eklemek gerek. Çünkü o, sanatı kadar eşine âşık bir adam. Birlikte mutlu geçen koca bir ömür ve bu ömre sığdırılmış yüzlerce eser, dostluk ve anı var.

‘Eller’ var, ilk akla gelen eserlerinden; kimi narin kimi bol nasırlı onlarca el. Nâzım var dostlardan. “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin?” diye soran bir dost Nâzım. Sonra Abidin’in bu soruya verdiği cevap var. Anıların birbirini kovaladığı yıllar var. Kısacası karşımızda bir insan var; çizdikleriyle, yazdıklarıyla, söyledikleriyle koskoca bir dünya var. Gelin hep beraber bu dünyaya giriş yapalım, Abidin Dino ile mutluluğun resmini yapmaya çalışalım.

1. Yurtdışında geçen bir hayat

cenevre genel
Abidin Dino’nun hayatının büyük kısmı yurtdışında geçti. Yurtdışında yaşam bir tercih değil zorunluluktu. 1913 yılında İstanbul’da doğdu, Dino. Henüz altı aylıkken İsviçre‘nin Cenevre kentine yerleşti ailesi. Bu kentin pastel renkleri Dino’nun çocuk hafızasında yer etti.

O günleri şöyle tarif etti yıllar sonra: “İsviçre’nin kışı başka, yazı başka güzel. Kışın bembeyaz, gıcır gıcır bir kar dünyayı kaplamış; yazın her tarafta alabildiğine yemyeşil otlar, rengârenk çiçekler fışkırır, Leman Gölü ise yaz kış mavi ile yeşil arası.” Bir yıl sonra I. Dünya Savaşı patlak verdi. Altı yıl İsviçre’de yaşayan aile, buradan Paris’e geçti. Cumhuriyet’in ilanından iki yıl sonra Abidin Dino ve ailesi ülkeye döndü.

2. Okullu olmak ya da olmamak

abidin dino siyah beyaz
Okul hayatının ilk ve son adresi Robert Koleji oldu. Ancak buradaki eğitim hayatı kısa sürdü. Kendi deyişiyle resimden gayrı hiçbir şeye ilgisi olmadığını çabuk anladı. Özellikle minyatüre ve hat sanatına duyduğu ilgi, onu kütüphanelere sürükledi. Kütüphanelerde binlerce minyatürü inceledi. Resim konusunda en büyük desteği şair abisi Arif Dino’dan gördü.

3. Babıali’de genç bir yetenek

abidin dino genc
Çizimleri ile Babıali’de dikkatleri üzerine çektiğinde henüz 20’li yaşlarının başındaydı. ‘Halkın Dostu’ gazetesi için yaptığı röportaj büyük ilgi gördü. Atatürk’le çizgilerle yapılan bu röportaj, Atatürk‘ün de gözünden kaçmadı. Tam onu çiziyordu ki, Ata onun çizdiğini gördü.

Ata, Dino’yu yanına çağırdı ve resme baktı, beğendi. “Yalnız önümde kadehle olmaz, o kadehi sil” dedi. Dino kadehi silmek için ondan resme imza atmasını istedi. Bu isteği gülümseyerek karşıladı Atatürk ve resme imzasını attı. Dino da resimdeki rakı kadehini sildi. Daha sonra Atatürk, Abidin Dino’ya bir içki ısmarladı.

Aylar geçtiğinde Atatürk ile ikinci kez Park Otel’de karşılaştı Dino. Yanında Bedri Rahmi vardı. Atatürk, yanlarından geçerken, onu “Merhaba ressam” diye selamladı ve genç ressama içki yolladı.

4. Nâzım da çizimlerine kayıtsız kalamadı

abidin dino nazim
1930’lu yılların henüz başıydı. Bir yandan çizimlerine devam ediyor bir yandan da Artist Dergisi’ne yazılar yazıyordu. Bu dönemde Nâzım Hikmet’in kitaplarına kapak resimleri çizdi. Resimleri çok beğenilmişti ve Abidin Dino ‘ressam’ olarak anılmaya başlandı. Nâzım ile tanışmalarına vesile olan çizimleri, bir ömür sürecek dostluğun da aracı olmuştu.

O günleri şöyle anlatır Dino: “Nâzım’ı tanıdığımda ben çiçeği burnunda bir karikatürist olarak çalışıyorum bir gazetede. Nâzım ise aynı gazetede düzeltmen olarak çalışıyordu. İkimiz de hayatımızı kazanmak için bu işleri yapıyorduk. Nâzım, Moskova’da fütürist ve konstrüktivist ressamların yapıtlarını görmüştü. Benim çizdiklerimi ilginç bulduğunu söylüyordu.

5. D Grubu bir ressam: Dino

ressam dino
İlk dönem yaptığı resimleri, “çok yorum içeren, biçimde abartılı, soyutla somut arası” olarak tanımlıyordu Dino. Kimileri, sürrealist diyordu resimleri için. İlk resimleri, 1933 yılında arkadaşlarıyla kurduğu “D Grubu” adlı sanat grubunun sergisinde yer aldı. D Grubu’nun amacı düşünce yanı ağır basan resimler yapmaktı.

6. SSCB yolu göründü

abidin dino artwork
Cumhuriyet’in 10. yılı nedeniyle “Türkiye’nin Kalbi Ankara” adlı belgeseli çekmek amacıyla Sergey Yutkeviç İstanbul’a gelmişti. Yutkeviç ve Dino’nun yolları, D Grubu ile birlikte açtığı sergide kesişti. Yutkeviç, sergide gördüğü Dino’nun resimlerini ilginç buldu ve sinemaya yönelmesi gerektiğini savundu. Yutkeviç’in ülkesine dönmesinden kısa bir süre sonra Lenfilm Film Stüdyoları’ndan bir davet alan Dino, Atatürk’ün önerisini dinledi ve bir süre sonra kendini Odessa’ya gidecek bir Sovyet gemisinin güvertesinde buldu.

7. Sanata politika karıştı

abidin dino politika
Odessa’da geçirdiği yıllar Dino’yu sanatsal açıdan beslemekle kalmadı, politik açıdan fikirlerinin de olgunlaşmasını da sağladı. Orada geçirdiği üç yıl boyunca Dino, Ayzenştayn, Jean Lods, Isaak Babel, Pudovkin, Meyerhold gibi sanatçılarla tanışma ve çalışma fırsatı buldu. Ancak 1937 yılında Sovyetler Birliği, II. Dünya Savaşı nedeniyle ülkedeki tüm yabancı öğrencileri ülkeden gönderince, Dino da buradan ayrılmak zorunda kaldı.

8. Paris’te sanat başkadır

abidin dino paris
Dino, Sovyetler Birliği’nden ayrıldıktan sonra birkaç aylığına Paris’e gitti. Dönemin sanatçıları, yazarları ve bilim insanları ile tanıştı, arkadaş oldu. Bunlar arasında Picasso, Tzara, Cocteau, Gertrude Stein gibi isimler vardı. Kendini sosyalist ve antifaşist olarak tanımlayan Dino, bu dönemde İspanya İç Savaşı’na gitmek için gönüllüler listesine adını yazdırdı. Ancak savaş bitince İspanya’ya gidemedi.

9. Eve dönüş ve sürgün

abidin dino surgun
1938 yılının sonunda İstanbul’a döndü. Selim Turan, Avni Arbaş ve birkaç ressam arkadaşı ile birlikte Liman Grubu’nu kurdu. İmecenin egemen olduğu bu grubun resimlerinde; balıkçılar, limanda çalışan insanlar yer aldı. Politik olarak zaten mimliydi. Yaptığı resimler birilerini rahatsız etti ve Çorum’a sürgün edildi.

10. “Abidin Dino olmasa, Yaşar Kemal olmazdı”

abidin dino yasar kemal
Köy temalı resimler yapmaya başladı. Hatta Çorum bölgesindeki köylüleri anlatan “Kel” adlı bir piyes bile yazdı. Ancak piyesin basılmasıyla toplatılması bir oldu. Yeni sürgün kapıdaydı, bu sefer adres Adana’ydı. Burada Çukurova insanını gözlemledi, onları resmetti. Çukurova olanca gerçekliği ile Dino’nun önündeydi: “Sanki resmettikçe görüyordum içinde yaşadığım Anadolu insanının gerçeğini. Bu resimlerde köylü ilk kez folklorik köylü değildi. Gördüğüm yoksul, hasta, sıtmalı köylüleri çiziyordum.

O yıllarda köy köy dolaşarak ağıt toplayan Yaşar Kemal ile tanıştı. O dönem için Yaşar Kemal yıllar sonra, “Abidin Dino olmasa, Yaşar Kemal olmazdı” diyecek, sürgünün bazen işe yaradığını söyleyecekti.

11. İlk ve tek aşkı ile evleniyor

abidin dino guzin
Abidin Dino ile dilbilimci, çevirmen ve yazar Güzin Dikel 1943 yılında evlendi ve Dino’nun ölümüne kadar ayrılmadılar. Güzin Dino onun için ‘her şey’ demekti. 50 yıllık evlilikleri boyunca çok mutlu olmuşlardı. Bunu biz değil, 2013 yılında, ölümünden kısa süre önce verdiği bir röportajda “Çok mutlu olduk biz, çok mutlu yaşadık” diyen Güzin Dino söylüyor.

12. Ülkesinden uzakta 20 yıl

abidin dino uzak
Siyasi görüşleri ve yazdıkları nedeniyle yaşadığı baskılar Dino’yu zor bir seçime itti. Ülkesinden ayrılmaya karar vermişti. Çok yakın bir gelecekte dönmek üzere, ülkesinden 1951 yılında ayrıldı. Ancak ülkesine ancak 20 yıl sonra dönebildi.

13. Kendi Paris’teydi ama kalbi Türkiye’de

abidin dino paris
Paris’e gitmeden önce 9 ay Roma‘da kaldı Dino. Daha sonra Paris’in yolunu tuttu ve burada eski dostları Tristan Tzara ve Picasso ile görüştü. Picasso’nun önerisiyle aynı atölyede seramik ve resim yapmaya başladı. Paris’te sanatını icra ediyor, arkadaşları ile sanatsal tartışmalar yapıyordu ama aklı ve yüreği Türkiye’deydi. “Burada, Fransa’da yaşadığımı söyleyemem. Burada, Türkiye’yi yaşıyoruz” diyordu bir söyleşisinde.

14. Vatan hasreti çekenler Paris’te bir arada

abidin dino paris toplu
Paris’te yaşadığı sürece pek çok sergi açtı, büyük övgüler aldı. Eşi ile beraber oturdukları ev, Paris’e yolu düşen dostların uğrak yeri olmuştu. Bunlardan biri de Nâzım Hikmet’ti. Nâzım, Paris’e geldiğinde dostları Abidin ve Güzin Dino’yla buluşup hasret giderirdi. Her ikisi de ülkesinden uzaktaydı. Birbirlerini iyi anlıyorlardı. Bu ziyaretler de Nâzım’a zaman zaman eşi Vera Tulyakova da eşlik ediyordu. 1960’lı yıllarda Nâzım, Vera’ya ithafen yazdığı gelmiş geçmiş en güzel şiirlerden biri olan ‘Saman Sarısı’nda Abidin’e de sesleniyor ve mutluluğun resmini yapıp yapamayacağını soruyordu.

15. “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?”

mutlulugun-resmi-abidin-dino
“Seher vakti habersizce girdi gara ekspres” dizesiyle başlıyordu efsane şiir, Saman Sarısı. Şiir boyunca Varşova’ya uğruyordu Nâzım. Bristol Oteli’nde derin uykulara dalıyordu. Sonra Havana’ya gidiyordu, Asya ve Avrupa otellerinin lobilerinde yudum yudum içiyordu şehirlerinin hasretini. Prag‘a düşüyordu yolu ve oradan başka bir yere, oradan da başka bir yere…

Saman sarısı saçlar ve mavi kirpikler karşılıyordu onu her seferinde. Sonra Abidin Dino’ya sesleniyordu: “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” diye soruyor, “İşin kolayına kaçmadan ama” diye de ekliyordu. Abidin Dino da Nâzım’ın bu sorusunu yine bir şiirle cevapladı ve dedi ki: “…Bağrımıza bassaydık seni, yapardım mutluluğun resmini…”

16. “Güzin’le yaşamak mutluluğun eşiğinde yaşamak demek”

guzinle yasamak abidin dino
Nâzım’ın şiirinden sonra, Abidin Dino ile yapılan her röportajda mutluluğun resmini yapıp yapamadığını sormak neredeyse bir gelenek oldu. Dino verdiği röportajlardan birinde bu soruya şu cevabı verdi: “Mutluluğun değil ama sevincin resmini zaman zaman yaptım. Mutluluk süreklilik gerektiren bir şey. Resim tarihinde pek de yapabilen olmadı. Korkunun, çirkinliğin, sefaletin, mutsuzluğun yapıldı da, mutluluğun hayır. Büyük sevinçler yaşadım. Evet, tekrar tekrar yaşadım. Bir ömür boyu Güzin’le yaşamak mutluluğun eşiğinde yaşamak demek. Güzin olmasaydı, çoktan yok olmuştum.

17. Ülkeye kesin dönüş

abidin dino heykel
Dino’nun kısa süreli olmasını dilediği ayrılık yirmi yıl sürdü. Dino, Türkiye’deki ilk kişisel sergisini 1969 yılında açtı. Ülkeye gelmek için bir 10 yıl daha geçmesi gerekti. 1979 yılında Fransız Plastik Sanatlar Birliği’nin onursal başkanlığına seçildi. Aynı yıl dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün davetlisi olarak İstanbul’a geldi.

1989’da da Fransız Kültür Bakanlığı’nın Sanat ve Edebiyat Altın Şövalye Nişanı ile ödüllendirildi. 1990 yılında kansere yakalanan Abidin Dino, 7 Aralık 1993 tarihinde Paris’te yaşamını yitirdi. Ölümünden sonra Dino’nun cenazesi İstanbul’a getirilerek Aşiyan’daki aile mezarlığında toprağa verildi. Aynı yıl Dino’nun anısına el motiflerinden oluşan heykeli Maçka Parkı’na yerleştirildi. Dino’nun ayrıca Kadıköy Özgürlük Parkı’nda da heykeli vardır.

18)Bazı eserleri

Mutluluk İçin Hemen Hayatınızdan Çıkarmanız Gereken 10 Şey

Unhappy - Happy

 

 

Hepimiz, daha iyi bir hayata kavuşmamızı ve gerçekten olmak istediğimiz kişiye dönüşmemizi engelleyen şeyler yapıyoruz ne yazık ki. Oysa bunları hayatımızdan çıkarmanın yollarını bulmalıyız.

Hayatımızda (ortalama) 70 yılımız var. Bu yılların yirmisini, geri kalan 50 yılı daha keyifli bir şekilde yaşayabilmek için insanlar, sevgi, iş ve para hakkında bir şeyler öğrenerek ve hatalarla dolu bir hayat yaşayarak geçiriyoruz.

Hayatımızın son 10 senesinde ise ister istemez yavaşlıyoruz. Bu nedenle de, gerçek anlamda fark yaratmak ve gerçekten sevdiğimiz bir hayat yaratmak için yaklaşık 40 yılımız var.

Hayatınızdan aşağıdaki on şeyi çıkarırsanız çok daha mutlu ve keyifli bir hayatınız olabilir…

1- Etrafınızdaki olumsuz insanları hayatınızdan çıkarın

Hepimizin etrafında olumsuz insanlar var ve bu kişileri hayatınızdan çıkarmanın bir yolunu bulmanız gerekiyor.

Olumsuz insanlar enerjinizi emerler, siz de onlar gibi düşünmeye başlayana kadar yaşam sevincinizi emerler. Eminim şu anda bile aklınıza bu tür bir kaç kişi geliyordur. Harry Potter filmini izlediyseniz Ruh Emiciler’in ne olduğunu biliyorsunuzdur. İşte olumsuz insanlarda bizim hayatlarımızdaki Ruh Emicilerdir.

Bu karakterde olan biriyle yakın çalışmak ya da ailenizin üyelerinden birinin bu karakterde olması oldukça zordur. Yavaş yavaş bu tür insanları hayatınızdan çıkarın ve onlardan mümkün olduğunca uzak durun.

Yapabileceğiniz bir başka şey ise, tüm olumsuzluklarını olumlu bir şekilde karşılayarak etkisiz hale getirmektir. Ah! Bundan hiç hoşlanmazlar ve bu olumlu tavrı ne kadar fazla sergilerseniz sizden o kadar uzak duracaklardır.

2-Yaptığınız hatalar hakkında üzülmeyi bırakın.

Bu biraz klişe bir madde: hayatınızda yaptığınız hatalar, gelecekte bunları tekrarlamamayı hatırlamanızı sağlarlar, bu kadar basit.

Burada fark oluşturan hatalar hakkında düşünme tarzınızdır; hatalar ile ilgili iki gruptan birinde bulunabilirsiniz:

Birinci grup: yazıklar olsun bana, nasıl bir hata yaptım, nasıl bir zavallıyım ben, kendimi tamamen rezil ettim, bir daha asla insan içine çıkamayacağım.

İkinci grup: Bir hata yaptım, bu hatayı tekrarlamayacağım kesin ancak en azından ne yapmamam gerektiğini öğrenmiş oldum.

Kimse ama hiç kimse bu hayatta bir kaç kere başarısız olmadan başarılı olmamıştır, bu nedenle de başarılı ve mutlu bir hayatınızın olmasını istiyorsanız bir kaç hata yapmak kaçınılmaz bir şeydir.

3-Geçmişi hayatınızdan çıkarın.

Size geçmişiniz ile ilgili bir soru sorayım.

Geriye dönüp geçmişinizi değiştirebilir misiniz?

Hayır!

Peki, o zaman neden değiştirmek için yapabileceğiniz hiç bir şey olmamasına rağmen, geçmişte olanlar üzerinde duralım ki? Geçmişi telafi etmeye çalışabilirsiniz, geçmişte yaptığınız bir şey için üzgün olduğunuzu söyleyebilirsiniz ancak gerçek şu ki geçmişte olanlar oldu ve bunu değiştiremeyiz.

Geçmiş hakkında ne kadar fazla düşünürseniz, zihniniz o kadar orada yaşamaya başlar ve şu anda ve buradaki yaşama geri dönmeniz ve geleceğe bakmanız o kadar zor olur.

4-Otoportre imajını bırakın.

Otoportre, herkesin görmesi için insanın kendi resmini yapması ya da çizmesidir. Aynı bir sanatsal bir tabloda olduğu gibi gerçek hayatta da herkes farklı bir şey görecektir.

Tanıştığınız herkes sizi her zaman aynı kişi gibi görmez. Yanında bulunduğunuz insanlara göre davranışlarınız farklılaşır. Arkadaşlarınızın yanında, ebeveynlerinizin yanında konuştuğunuz gibi konuşmaz ya da davranmazsınız ancak aslında öyle davranmalısınız. Hayatınızı sizinle paylaşan her bir kişinin karşısında aynı olacak kadar kendinize güvenmelisiniz.

Herkesin üzerinde parlayacak kadar özgün bir kişiyle karşılaştığınızda şunu görürsünüz; bu insanlar caka satmazlar, onları ya oldukları gibi seversiniz ya da sevmezsiniz, o kadar basit. Hayatta da bunu başarmak için çabalamamız gerektiğine inanıyorum.

Bunu biraz daha ileriye götürebilir ve “ama Steve, ben futbol maçındayken bela okuyup küfür ediyorum, annemin yanındayken de böyle konuşmamı beklemezsin herhalde, öyle değil mi?” Elbette ki hayır, sadece küfretmeyi bırakın gitsin:)

5-Kendiniz için üzülmeyi bırakın.

Bazen sadece “yazık bana” trenine binip, bu trenin “yazıklar olsun bana” istikametine ilerlemesini izlemek harika gelebilir ancak bu trende ne kadar uzun süre kalırsanız, inmeniz de o kadar zorlaşır.

Silkinip kendinize gelin, hayatınız ve çevrenizdeki insanlarda bir fark yaratmak için yanlızca bir kaç yılınız var. Bunun için de “yazık bana” treninden inin ve “mutluluk köyü” meydanına doğru ilerleyin.

Kulağa çok kolaymış gibi geliyor, öyle değil mi? Çünkü gerçekten de kolay: “yazık bana” trenine binmek için bilet almak bir seçimdir!

6-Her zaman evet demeyi bırakın.

Evet denecek zamanlar vardır, hayır denecek zamanlar vardır.

Evet demek kendinizi rahatsız, mutsuz ya da stres altında hissetmenize neden oluyorsa, o zaman hayır demenin zamanı gelmiş demektir. Ne kadar zor olursa olsun, bir yol bulmanız gerekiyor.

Genellikle evet dediğiniz bir kişiye ilk kez hayır diyerek kendinizi, tüm hayatınızı değiştirecek kadar güçlü hissedeceksiniz.

Bunu daha ileriye de taşıyarak hemen her şeye hayır diyebilirsiniz ancak hayır derken dikkat etmeniz gereken tek kıstas şudur; evet dediğinizde kendinizi rahatsız, mutsuz ya da stres altında hissedecek olmanız gerekir. Dolayısıyla, eğer çok fazla çalışıyorsanız, fazla stres altında olduğunuzda hayır deyin, eğer ilişkileriniz için kendinizden çok şey veriyorsanız, kendinizi biraz geri çekmek için hayır deyin.

7-Herkesi memnun etmeye çalışmayı bırakın.

Herkesi memnun etmek imkânsızdır, kelimenin tam anlamıyla imkânsızdır. Dünyadaki en iyi, en muhteşem, en tatlı, en sevgi dolu insan olsanız bile herhangi bir nedenden ötürü sizden hoşlanmayacak bir kişi vardır.

Bırakın gitsin, bazı insanların sizden hoşlanmamasında sorun yoktur ve onları memnun etmeye çalışmak için kendinizi değiştirmekten vaz geçmenizde ise hiç sorun yoktur.

Kendiniz olun ve birileri kendiniz olduğunuz için sizden hoşlanmadığında, en azından kendiniz olduğunuz kendinize saygı duyarsınız.

8-Doğru şeyi söylemeye çalışmayı bırakın.

Son bir kaç sene içinde dünya çıldırdı; ne söyleyemeyeceğinizden, ne söyleyemeyeceğinizden ve neyin riskli olduğundan bahsediyorlar.

Kısa süre önce CNN’de, New York’un tartışmalı olarak değerlendirildiğinden dolayı “dinozor” ve “evrim” kelimelerini standart testlerden çıkarmak istediğini okudum – NE? Bu tamamen delilik hem de büyük harflerle.

Başka birinin incinmemesi için söylediklerimizi sansürden geçirip denetlemekten vazgeçmeliyiz. Bu şekilde düşünmemizin tek nedeni ebeveynlerimiz, medya, okul, iş arkadaşlarımız ve arkadaşlarımızdır; onlar uyum sağlamamız kendimizi kontrol altında tutmamızı sağlamaya çalışıyorlar.

Eğer bir konuda bir fikrimiz varsa bu konuda konuşma hakkımız var. Önünüze çıkan herkesi incitmeye çalışmanızı ya da kendinizi duymayı sevdiğiniz için her konuda konuşmanızı söylemiyorum. Ancak herhangi bir konuda güçlü bir fikriniz varsa, konuşun ve sesinizi duyurun.

9-Kısıtlayıcı inançlarınızı hayatınızdan çıkarın.

İnsanlar olarak son 100 yıl içinde geliştirdiğimiz en büyük hediyelerden biri inançlarımızı, özellikle de kısıtlayıcı inançlarımızı değiştirebileceğimizi bilmemizdir.

Hepimiz böyle inançlara sahibiz ancak genellikle bunların farkına varmıyoruz.

Sizin kısıtlayıcı inançlarınızı test etmek için bir soru sorayım:

Hayatınız ile ilgili gerçekten ne istiyorsunuz?

Eğer bunun cevabını biliyorsanız o zaman bir sonraki soru ise şu – Sizi durduran ne? Bu soruya verdiğiniz cevaplar genellikle kısıtlayıcı inançlarınızı ortaya çıkarır.

Kısıtlayıcı inançlarınızı öğrendikten sonra bunları bırakmak ya da yerlerine hayatınızda ilerlemenize yardımcı olacak daha olumlu inançlar oluşturmak üzere çalışabilirsiniz.

Bugün bu kısıtlayıcı inançları hayatınızdan çıkarın ve yeni inançlar geliştirmek üzerinde çalışmaya başlayın.

10-Gelecek hakkında endişelenmeyi bırakın.

Eğer bugün elinizden gelenin en iyisini yaparsanız, geleceğiniz adına zaten bir şeyler yapmış olursunuz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sıklıkla seyahat et, kaybolmak kendini bulmana yardımcı olacak.

110404_ilkbahar_manzara_resimleri_15[1]

 

Bu senin hayatın; her ne istersen sıklıkla onu yap.
Bir şey hoşuna gitmiyorsa değiştir.
İşinden mutlu değilsen bırak.
Eğer yeterince zamanın yoksa televizyon seyretmeyi bırak.
Eğer hayatının aşkını bulmak için bakınıyorsan hemen dur; gerçekten gönülden sevdiğin şeyleri yapmaya başladığında seni bulacaktır.
Aşırı düşünmeyi, analiz etmeyi bir yana bırak, yaşam sade ve yalın.
Tüm duygular güzel.
Birşeyler yerken her bir lokmanın şükranlıkla tadını çıkar,
Yaşam yalın ve basit.
Kalbini, aklını ve kollarını tüm yeni şeylere ve insanlara aç, farklılıklarımız aslında bizi Bir’leştiren.
Yanında oturan kişiye onu neyin heyecanlandırdığını, yaşamına ilham veren tutkunun ne olduğunu sor ve onunla kendi tutku ve hayallerini paylaş.
Sıklıkla seyahat et, kaybolmak kendini bulmana yardımcı olacak.
Bazı fırsatlar hayatta bir kere karşına çıkar, çıktığında yakala ve kaçırma.
Yaşam; tanıştığın ve birlikte birşeyler yarattığın insanlardır, kapanma kutuna, kabuğundan çık ve birşeyler yaratmaya başla.
Yaşam çok kısa, tutkularını giyin ve hayalini kurduğun hayatı yaşa.

Holstee Manifestosu.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Birşey yap güzel olsun.. Çok mu zor ?

tumblr_static_tumblr_static_286ui75n2p1cwssg808kkws4w_640[1]

 

 

Birşey yap güzel olsun..
Çok mu zor ?
O vakit güzel birşey söyle..
Dilin mi dönmüyor ?
Öyleyse güzel birşey gör veya güzel birşey yaz..
Beceremez misin ?

O zaman güzel birşeye başla..
Ama hep güzel şeyler olsun..
Çünkü; Her insan ölecek yaşta…

Şems-i Tebrizi