
Yöresel Adı : Bahar ağacı, murt ağacı Latince Adı : Myrtus communis
Yetiştiği Yerler : Akdeniz ve Ege Kullanım Yerleri : Yaprak ve meyveleri
Mersin ağacı, boyu üç metreye kadar yiikselebilen, kışın yapraklarını dökmeyen, beyaz çiçekler açan, defne meyvesi büyüklüğünde meyveleri olan bir ağaçtır. Yeşilimşi kahverengi renkte olan yaprakları tüysüz ve derimsidir, keskin kokuludur. Çok tohumludur. Ağacın kurutulmuş yaprakları şjfa verici olarak kullanılır. Koku ve baharat olarak da kullanılır.
Yaprak ve meyveleri ishal kesici, öksürük giderici, iştah açıcı, kan dindiricidir. İdrar yolları ve göğüs hastalıklarında antiseptik özelliğinden istifade edilir.
Kullanım Yeri ve Şekli :
* İshal kesici ve öksürük giderici olarak, kaynamakta olan yarım litre suya, yaprak ve meyvelerinden 50 gr. konur, beş dakika kaynatılır. Balla tatlandırılarak, yemeklerden önce birer bardak içilir. Ayrıca bu suyla yaralar dezenfekte edilir, yüzdeki sivilceler günde 3 – 4 defa silinir. Bilhassa yanıklar üzerinde çok etkilidir.
* Yapraklan toz haline getirilerek, yaralar üzerine serpilir.
Ayaklardaki mantarlar için, ayaklar sabah ve akşam, 15-20 dakika mersin yaprağı suyunda bekletilmelidir.
* Ter kokulannı gidermek için, bir miktar patlıcan kaynatılir, mersin yaprağı suyu ile eşit oranda kanştınlır ve koltuk aitlarına sürülür. Bu su ayak kokuları için de kullanılır.
* Egzamaya karşı, mersin yaprakları ve meyvesi toz haline getirilir, vazelinle karıştırılarak merhem yapılır. Yara ve egzamalara sürülür.
* Saçlardaki kepek ve kaşıntılar için, saçlar mersin yaprağı suyu ile friksiyonlanır.
* Rahim akıntısı ve beyaz akıntılarda kaynamakta olan bir litre suya, 100 gr. mersin ağacı yaprağı ve meyvesi konur, akşamları buhan hazneye gelecek şekilde 10 – 15 dakika durulur.
* Kalbi kuvvetlendirmek ve kalp çarpıntısını gidermek için, mersin yaprağı çay gibi demlenir ve sıcak oIarak içilir.
Saçları kuvvetlendirmek için, mersin yaprağı yağı saçlara sürülür.
Not: Kullanmadan önce doktorunuza danışınız…



Alçakgönüllülük ve iç huzuru birbirlerinden ayrılmaz bir bütündür . Kendinizi başkalarına kanıtlamak için ne kadar az çaba harcarsanız, içinizde huzur bulmanız o kadar daha kolay olur.
Kendini kanıtlama çabası tehlikeli bir tuzaktır . Sürekli kendi başarılarınızı göstermek, böbürlenmek ve ne kadar değerli bir insan olduğunuza başkalarını inandırmak için muazzam bir enerji harcamak gerekir. Oysa, insan böbürlendiği zaman başarısının veya gurur duyduğu bir şeyin yaratacağı olumlu duyguları sulandırmış olur.
Oysa, ilginçtir; insan takdir görmeye ne kadar az düşkün olursa, o oranda daha çok beğeni toplar.Sessiz bir özgüven sahibi olup,kendilerini her an haklı ve iyi gösterme kaygısı duymayan, kimsenin başarısını çalmaya kalkmayan insanlara da,herkes hayranlık duyar.Övünme gereği duymayan, ortaya egosunu değil,yüreğini koyan bir insanı, herkes çok sever.
Gerçek tevâzu pratik yaparak geliştirilebilir.Bu çok güzel bir şeydir,çünkü karşılığı sakin bir huzur duygusuyla hemen gelir.Bir daha karşınıza böbürlenme fırsatı çıktığında, bu dürtüye karşı direnin


Konfüçyüs, insanlara bir şey öğretmenin en iyi yolunun örneklerle göstermek olduğunu biliyordu. Sınıfın karşısına geçti. Eline bir vazo aldı, tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde bir elma vardı. Öğrencilerin meraklı bakışları arasında, elmayı vazonun içine bıraktı, vazoyu yere koydu ve şöyle dedi: “Elmayı vazodan çıkarmayı başaran, elmayı yiyebilir.”
Çocuklardan biri acıkmıştı, ilk o davrandı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalışıyor, ama başaramıyordu. “Elimi çıkaramıyorum!” Konfüçyüs, “Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmediğin sürece, elini çıkarman mümkün olmayacaktır” dedi. Çocuk elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda zorunlu olarak bıraktı. Elini vazodan çıkardığında, yüzünde şaşkınlık okunuyordu. “Elmanın vazodan nasıl çıkarılabileceği konusunda sizin bir fikriniz var mı?”
Konfüçyüs, vazoyu yerden alıp ters çevirdi. Elma vazonun içinden yuvarlanıp avucunun içine düştü. Çocukların hepsi gülmeye başladı. Aslında o kadar basit bir şeydi ki bu! Konfüçyüs, “Fakat bu, göründüğü kadar basit değil” dedi. Elmayı havada tutuyordu konuşurken.
“Bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek zordur, beceri gerektirir ve benliğinize karşı kazanılmış bir zaferdir.
Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız.
Eğer yanlış bir şey yapıyorsanız, o zaman buna son vermelisiniz.
Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst davranmıyorsanız, bu hilekârlığı hemen durdurmalısınız. İşte, ancak o zaman hedefinize ulaşabilirsiniz.”


Yaradan’a…Kendime…Sizlere..Hayata…. TEŞEKKÜRLER♥