Kim olduğunuza kendiniz karar verin.

kim olduğunuza kendiniz karar verin anette inselberg

 

Bugün annemin 33 yıllık bulaşık makinasını değiştirmek zorunda kaldık. Ne zamandır can çekişiyordu garibim. Son defa servisi çağırdığımızda, “Bir daha bozulursa boşuna bizi çağırmayın, gidin yenisini alın “ demişlerdi. Öyle oldu mecburen.
Çok efendi iki genç gelip yenisini yerleştirdiler. Annemin heyecanla bir gelişi var görülecek manzaraydı. Zannetmeyin ki yeni makinayı merakından… Eskiyi uğurlamak için! Çocuklar makinayı monte edip su bağlantısını halledene dek, “Benim emektar çıktı mı, hala burda mı ? “diye sordu durdu. Onlar bana bakınca da, “Veda edecek de…” dedim gülerek.
Şaşıracaklar zannederken çocuk demez mi, “Hanımefendi biz alışkınız, ağlayanlar oluyor eski makinayı çıkartırken…” diye.
Bizim ailede her bir şeye bağlanma hali vardır. Hatta beyaz eşyalara isim bile takar anneciğim. Eve ilk gelen çamaşır makinasının adı “Güllü” idi mesela. Güllü pek hamarat, Güllü yıkar, Güllü halleder, Güllü aşağı, Güllü yukarı… Neredeyse bir sene evin en önemli elementiydi diyebilirim.
Ben evlendim, anneannemin bulaşık makinası pırıl pırıl duruyor, tıkır tıkır çalışıyordu. Bizimkinden bile yeni kaldı o, çünkü anneannem kullanmaya kıyamadı resmen. Tam yerleştirmek için kapağını açarsın, “Evladım içini daha yeni yıkadım, hiç koyma kirli tabakları…” deyiverir. Yahu anneanneciğim, tabağı yıkayacak makinanın içini ne diye yıkıyorsun diyemezsin, üzülür çünkü… Ya da “Aaa unuttum, elimde yıkayıverdim…” ; bir diğer bahanesi de bu. Anlayacağınız tabak yıkayacağına kendi yıkanıp paklanarak bir evde yer tutan şanslı aletlerden biriydi kendisi. Bizim eve geçti ben evlenince, toplam 31 sene harıl harıl çalıştıktan sonra geçen yaz da onunla vedalaştık.
Şimdi niye anlatıyorum bunları?
Eski bir bulaşık makinası evden çıkarken insan neden ağlar? Avrupa’da, Amerika’da mümkün mü böyle bir şey? Bu kadar mı bugünümüzden memnun değiliz de, geçmişi temsil eden bir obje evden çıktığı an , daha iyisi geldi diye sevineceğimize ağıtlara oturuyoruz? Hani bunu bir mobilya için, bir giysi için hissedebilir insan da, toplum olarak geldiğimiz nokta eski buzdolabına, bulaşık makinasına bile bağlanmak ve bu sayede geçmiş güzel günlerle bağları canlı tutmak mı?
Daha geçen gün yayınevinde konuşuyorduk, insan şimdiki zaman ile sorunlar yaşadığında teselliyi geçmiş zamanda bulurmuş diye. Mesela masallar, mesela maniler, eski şiirler, eski şarkılar, anılar, hepsi bir çeşit direnme şimdiki zamanın hoyratlığına… Bir çeşit manevi işgal var çünkü. En çok da erdemlerimize karşı.
Engin Gençtan’ın müthiş yorumunu söylemeden geçemeyeceğim. Der ki, “Her figürün bir fonu olması gerekir. Fonu olmayan figür olmaz. Kimliğimiz, içinde yaşadığımız toplumun yarattığı fon üzerinde gelişir.”
Peki, neydi bizim fonumuz?
Aileye verdiğimiz, akrabalık bağlarına verdiğimiz değerdi. Kalabalık sofralardı. Üstünde sayısız tabak dizili masalardı. Binbir lezzette yemekti, “Ellerin dert görmesin” diye teşekkürler ederek yediğimiz.
Sonra hep birlikte, kirli tabakları “Allahaşkına bana bırak…” diye diye birbirimizin elinden kapıştırarak topladığımız , kahveyi kim yapacak diye çekiştiğimiz; cümbür cemaat yiyip, içip, gülüp, eğlendiğimiz o günlerdi… Fincanları üç kez başımızın üstünde çevirip, sonra içeri doğru kapattığımız, ilk yudumu almadan bir büyük kabarcık gördüysek eğer, göz var diye küçük parmağımızla çaktırmadan patlattığımız…
Kahve falıyla yetinmeyip, radyoda çalan şarkılardan fal tuttuğumuz…
Ailede, ahbaplarda, kim çayı nasıl içer, hangisi açık, hangisi koyu, hangisi kıtlama, hangisi limonlu; ezbere bildiğimiz… Daha önüne çay bardağını koyar koymaz başına dikip bitiren filan amcanın “Acaba ağzı teneke mi kaplı?” diye merak ettiğimiz… Herkesin aynı anda konuşup bir biçimde birbirini duyup anladığı… ( En çok da bu kısmı inanılmaz, bir o kadar da sevimli gelir bana.)
Fonumuz buydu bizim.
Şimdi o bulaşık makinası gidiyor ya evden, sanki o anılar da gidiyor hissine kapılıyoruz. Ağlatan o işte. Fonumuz gitmişti zaten, şimdi onun son gölgesi de çıkıyor dışarı duygusu.
Çünkü yeni fonda o kalabalık aile yok. O kocaman sofralar yok. Herkesin elinde bir cep telefonu tablet, önüne bakan insanlar var. Koca bir televizyon var dediğim dedik bir patron gibi sürekli dikkatleri üstünde tutan. O ekranda ise akla ziyan yemek programları var. Tepesinde kamera varken üç saatin içinde bilmemkaç yemek yaptıktan sonra sofrada oturup kendisini terbiyesizce eleştiren insanlarla kavga eden ev sahibi var . Yeni fonumuz bu olsun istiyorlar. Sanmayın ki artık böyleyiz. Kanmayın ne olur.
Yine Engin Gençtan’a vereyim sözü. Yukardaki tespitinin üzerine demiş ki, “Ben kimim” sorusuna doyurucu bir cevap ancak “Biz Kimiz” sorusuyla verilebilir”
Kimiz biz?
Bu ülkede, hiç bir kesim, bir eve gidip nimet yediği sofrada, kendisine ikram edilenleri terbiyesizce eleştirmez. Önüne kuru ekmek konsa teşekkür edilir. Bir tas tarhana çorbası dumanı üstünde önümüze konduysa “Eline sağlık”denir. Bu ülkede bu pespayelik maya tutmaz. Bu değiliz. Bunu geçelim.
O yüzden o kurguyu bize sunan o ekranı kapatalım bir kere. Onu görüp sinirlenip hayret etmenin bir anlamı yok.
Yeni bulaşık makinamıza gelince, kimse bizim elimizden kolumuzdan tutmuyor eve misafir çağırmayalım diye. Eskisi gibi toplanmıyor muyuz, buyrun siz çağırın ilk defa. Ha ailede sessiz gemiye binip giden çok mu diyorsunuz… Nur içinde yatsınlar. Kalanları toplayın etrafınıza. O bulaşık makinası yeni anıları, kahkahaları taşıyan tabaklarla dolsun taşsın.
Anlayacağınız, memnun değilsek var olan fondan, arzu ettiğimiz fonu, kendi yaşadığımız dört duvar içinde yaratmamıza kimse mani değil.
Bir zahmet o elinizdeki telefonları yavaşça yere bırakın. Televizyonu kapatın. Bir güzel Türk Sanat Müziği açıverin şöyle hafiften, “Ayrılsak da beraberiz” çalsın mesela. Bir güzel sofra kurun el birliğiyle.
Biz kimiz sorusunun yanıtını kimseye bırakmayın sevgili dostlar.
Hangi fonu özlüyorsanız, onu yaratın.
Kim olduğunuza kendiniz karar verin.
Bige Güven Kızılay
08.05.2019
( Fotoğraf, bulaşık makinasının esamesinin okunmadığı yıllardan… Annem henüz bebek, kucakta. Beybadedem masanın başında. )

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s