Archive | 12 Şubat 2019

Hayatta kendinize yapmanız gereken 17 paha biçilmez iyilik

hayatta-yapmaniz-gereken-17-paha-bicilmez-iyilik

 

1. Kendinizi değersiz hissettiren insanları hayatınızdan bir bir uzaklaştırmak.
Büyük şeyler başarabilecek yeteneğiniz, azminiz olmasına rağmen böyle bir çevreye sahip olduğunuzda “Zor o iş”, “Yapamazsın sen onu” diyenler yüzünden olmanız gereken yerden çok daha aşağılarda oluyorsunuz. Potansiyelinizi kısıtlayan her türlü ortamdan uzaklaşın.
2. Başka insanların hayatlarını önemsememek.
Sürüler halinde başkalarının hayatına özenilip, onlar ne yapıyorsa aynısını yapma uğraşına giriliyor. Ayrılınca kurdun kapmadığı bir sürü bu, iyisi mi ayrılın.
3. Yalnız kaldığınızda bile sıkılmayan biri olabilmek.
Niye yalnızken karamsar olunur ki, mis gibi kafa dinliyorsunuz. İnsanlarla da uğraşmak zorunda kalmıyorsunuz.
4. Düzenli olarak şehirden uzaklaşıp doğaya kaçmak.

İnsan içine çıkmak da gerekmez, isterseniz tek başınıza gidin doğayla iç içe olabileceğiniz bir yere. Hayatın mola yeri gibidir buraları.
5. Her şeyi kafaya takmamak.
Söylemesi kolay, gerçekleştirmesi zor bir durum. Zamana yayarak takmamayı da öğrenebiliyorsunuz. Şimdiye kadar taktınız da ne oldu, sadece kendinize zarar.
6. Geçmişi geçmişte bırakıp yeni bir sayfa açmak.
Geçmişe sadece ders olması için bakın. Yoksa bir yük olmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
7. Paranın peşinden koşarken anı kaçırmamak.

Yaşlanınca dört bir tarafın parayla dolu olsa ne fayda, her yaşın tadını ayrı ayrı çıkaramadıkça.
8. Eşyaya ve insana bağımlı olmamak.
“Kişi nesneleri düşündüğünde, bunlara karşı bir bağımlılık ortaya çıkar; bağımlılıktan arzu doğar; arzudan öfke doğar. Öfkeden yanılgı gelir; yanılgıdan aklın yitimi; aklın yitiminden ayrım kabiliyetinin çöküşü gelir. Ayrım kabiliyetinin yok oluşuyla kişi mahvolur.” – Bhagavad Gita

9. İzleyici olmaktan çıkıp, yapmaya başlamak.

Enstrüman çalmayı mı öğrenmek istiyorsunuz, yapın o zaman; dünyayı gezmek mi istiyorsunuz, yapın o zaman. Hayat geçip gidiyor, en iyi zaman şimdidir. Bundan 20 yıl sonra ahlar etmemek için ertelemeyin, sadece yapın!
10. Kaçmış fırsatlar için ağlamayı bırakmak.
Kaçan fırsatlar için üzülürken önünüzden geçen fırsatları görmeyebilirsiniz. Biri gider, biri gelir.
11. Yeniliklere açık olmak.
Yeni insanlar, yeni müzikler, yeni şehirler keşfedin. Maceracı bir kişiliğiniz olsun, böylece sürekli yepyeni bir insan olarak kalacaksınız.
12. El alem ne der düşüncesine gereksiz yere kafa yormamak.
Kim ne der diye aldırmadan yaşayın. Siz hayatınıza ne diyorsunuz, asıl o önemli.
13. Gerek bilgi gerek sağlık olarak kendinize yatırım yapmak.
Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulun, spor yapın, tecrübeler edinin, okuyun, okuyun, okuyun…
14. İçinize sinmeyen hiçbir şeyi yapmamak.
Yaş kemale erdi diye çevre baskısından dolayı duygularınızdan emin olmadığınız biriyle evlenmeyin mesela; ya da en basit konu bile içinize sinmiyorsa yapmayın, boş verin!
15. Her işinizi kendiniz görebilmeye alışmak.
Kimseye muhtaç kalmadan kendi işinizi kendiniz görmeye çalışın. Zaten başkasına güvendiğinizde illaki bir aksilik çıkıyor. Hem bu şekilde daha fazla tecrübe kazanırsınız ve ileride karşılacağınız sorunlar karşısında dimdik durursunuz.
16. Mücadele etmekten ve hatalarla yüzleşmekten kaçmamak.
Çözmenin ve düzeltmenin zor olduğu durumlarda bile en azından denemiş olun.
17. Koskoca bir evrende göz açıp kapayıncaya kadar yaşayan zerre kadar canlılar olduğumuzun farkına varmak.

Her bir nokta aslında bir galaksi. Yani her nokta milyarlarca devasa yıldız barındırıyor. Noktaların içindeki milyarlarca noktanın birinin etrafında dönen bir noktanın içindeki noktayız.

Kaynak: indigo

Dünyanın İlk Tapınağı Göbeklitepe Hakkında Bilmemiz Gereken 14 Şey

İnsanlık tarihi hakkında bildiklerimizi yeniden düşünmemizi sağlayacak, yerleşik tarih anlayışını ve bilgilerini değiştirip, dinler tarihini sorgulatacak, bir kısmımızın varlığından haberi dahi olmadığı bir arkeolojik çalışma 1995 yılından beri Urfa Göbeklitepe’de devam ediyor. İnşası Milattan önce 10000 yılına uzanan Göbeklitepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. Göbeklitepe İngiltere’de bulunan Stonehenge’den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. Ayrıca yerleşik hayata geçişi temsil eden kültür bitkisi buğdayın atasına da Göbeklitepe eteklerinde rastlanmıştır. İnşa edildikten 1000 yıl sonra üstleri insanlar tarafından kapatılarak gömülen bu tapınaklar yeniden gün ışığına çıkıyor.

1. Göbeklitepe’nin coğrafi konumu
Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın 20 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında, yaklaşık 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde geniş görüş alanına hakim bir konumda yer almaktadır.
2. Göbeklitepe, tarihin bilinen ilk ve en büyük tapınağı

anette inselberg göbeklitepe
Neolitik döneme ait Göbeklitepe, ilk tapınağın dolayısıyla yeryüzündeki ilk inancın merkezi olabilmesi açısından önemli. Bu bölgede yaklaşık 20 tapınak tespit edilmiş ve şu ana kadar yalnızca 6 tapınak gün ışığına çıkartılmıştır.
3. En eski yapıttan 7500 yıl daha eskiye ait
Göbeklitepe bu zamana kadar bilinen en eski yapıt ve tapınaktan 7500 yıl daha eskiye ait. Göbeklitepe’nin keşfine kadar bilinen en eski tapınak ise Malta’da bulunmakta ve 5000 yaşında. Ayrıca Stonehenge’den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha yaşlı…
4. Kayaların biçimlendirilmesi ve tapınağın inşası
Göbeklitepe’nin inşa edildiği dönemde insanoğlu bitki toplayan ve hayvanları avlayan küçük gruplar halinde sürekliliğini sağlıyordu. Kayalık bölgelerden, büyük sütunların ve ağır taşların el arabaları ve yük hayvanları olmadan 2 kilometre taşınarak Göbeklitepe’ye getirilmesi için muhtemelen tarihte insanların ilk defa bu kadar kalabalık bir şekilde bir arada olması gerekmişti.

5. Mağara duvarlarındaki resimlerden kabartma hayvan figürlerine

anette inselberg göbeklitepe
Mağarada duvarlarındaki avcılığı temsil eden resimlerden ziyade burada hayvan figürleri tek ve kabartma olarak işlenmiş, sanatsal açıdan farklı bir anlayışı etkileyici biçimde yansıtmaktadır. Taşlar üzerinde işlenmiş akrep, tilki, boğa, yılan, yaban domuzu, aslan, turna ve yaban ördeği figürleri yer almaktadır. Bir kısım arkeoloğa göre bu hayvan figürleri tapınağı ziyaret eden farklı kabilelerin sembolü olarak nitelendiriliyor.
6. Buğdayın atası Göbeklitepe’de
Bölgede yapılan araştırmalar ve elde edilen bulgular doğrultusunda önemli kültür bitkisi olan ve yüzlerce genetik varyasyonu bulunan buğdayın atasının ilk olarak Göbeklitepe eteklerinde yetiştiği ortaya çıkarıldı.

7. T sütunlarda yer alan 3 boyutlu aslan figürü

anette inselberg göbeklitepe kabartma

Arkeologlar boyları 3 ile 6 metre arasında değişen T biçimindeki sütunların stilize edilmiş insan figürleri olduklarını düşünüyorlar. Sütunlar üzerine yansıtılan diğer figürlerden farklı olarak aşağı doğru iner şekilde tasvir edilen 3 boyutlu aslan kabartması dikkat çekiyor. Bu ve diğer aslan figürleri neolitik dönemde aslanların Anadolu’da yaşamış olma ihtimalini güçlendiriyor. İnsanları temsil eden T sütunlarının ağırlıkları 40 ile 60 ton arasında değişiyor.

anette inselberg t sütunlar
8. Çiftçinin bulduğu oymalı taşla gelen arkeolojik devrim
1983 yılında tarlasını süren Mahmut Kılıç tarlada bulduğu oymalı taşı müzeye götürdü fakat eser sıradan bir arkeolojik bulgu olarak Urfa Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. 1963 yılında ise İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi ortak bir çalışma yürütmüş, bölgeyi incelemiş fakat çalışmaların üzerinde durulmamıştır.
9. Ve çalışmalar 1995 yılında başlıyor
Şanlıurfa Müzesi başkanlığında ve Prof. Dr. Klaus Schmidt’in bilimsel danışmanlığında kazılar başlamıştır. 2007 yılında ise kazı başkanlığına Klaus Schmidt getirilmiştir.

10.Tarihi tapınakta tarihi hırsızlık
2010 yılında, 40 santimetre boyunda, 25-30 kilogram ağırlığında taştan yapılmış ve üzerinde hayvan figürleri olan insan başı heykelinin çıkartıldıktan iki gün sonra kazı alanından çalındığı tespit edildi.
11. Bira için tarım!

anette inselberg göbeklitepe (2)
Bulgular taş devri insanlarının bira içtiğini de gösteriyor. Kazılarda şu ana kadar en büyüğü 160 litrelik kapasiteye sahip kireç taşına oyulmuş, altı bira varili bulundu. Klaus Schmidt, bulgular ışığında, insanoğlunun ekmek için değil, bira uğruna tarıma başladığına, bunun da ilk kez Urfa’da gerçekleştiğine kanaat getirmiş.

12. Sıvı kullanılarak yapılan törenler
Arkeologlar tapınak kalıntılarındaki zeminlerinin özellikle sıvıyı geçirmeyecek şekilde yapıldığına dikkat çekiyor. Buradan, törenleri ne olduğu şu an kesinleşmese de bir sıvı (kan, su, alkol v.b.) eşliğinde gerçekleştirdikleri fikri oluşuyor.
13. Tarımla değil tapınakla gelen yerleşik hayat
Göbeklitepe, yıllardır tarih derslerinde öğretilen “göçebe toplulukların tarımı öğrenerek yerleşik hayata geçtiği” tezini de çürütüyor. Yerleşik hayata geçişin çiftçilik ve hayvancılığın ortaya çıkışıyla birlikte gerçekleştiği düşünülüyordu. Schmidt’e göre ise avcı ve toplayıcı toplulukların Göbeklitepe gibi dini merkezlerde sürekli olarak bir araya gelmelerinin sonucunda yerleşik hayata geçilmiştir. Kalabalık toplulukların ibadet merkezine yakın olma arzusu ve çevrede bu toplulukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde yeterli kaynak bulunmamasından dolayı insanlar tarıma yönelmişlerdir. Yani tarım yerleşik hayatı getirmemiş, dini mabetlerin etrafında kalma arzusu sonucunda yerleşik hayat tarımı getirmiştir.
14. Göbeklitepe UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde

anette inselberg göbeklitepe klaus
Göbeklitepe 2011 yılında UNESCO tarafından Dünya Miras Geçici Listesi’ne alınmıştır.

Göbeklitepe’de kazı başkanlığını yürüten Prof. Dr. Klaus Schmidt yaşadığı kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
“Göbeklitepe’deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Cilalı Taş Devrinde yaşamış insanların, yabani sığır, akrep, tilki, yılan, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların (Stel) üzerindeki resimler ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor. Buradaki tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor” Prof. Dr. Klaus Schmidt

Kaynak: onedio